30 Haziran 2026 Salı

28 Şubat’ın sembol isimlerinden Nuray Canan Songür bu kez ailesiyle gündemde..

28 Şubat’ın sembol isimlerinden Nuray Canan Songür bu kez ailesiyle gündemde.. <https://www.facebook.com/reel/917790941254302> - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com> 1 dosyayı bu e-postaya bağladım: * Facebook.mp4 <https://app.box.com/s/ndoqkfoepr6hlimn4dx2jkup7ziwxj1d> Boyut: 9,0 MB Filelink hizmeti: Box Bağlantı: https://app.box.com/s/ndoqkfoepr6hlimn4dx2jkup7ziwxj1d <https://app.box.com/s/ndoqkfoepr6hlimn4dx2jkup7ziwxj1d>

Facebook.mp4 dosyası Filelink olarak eklendi. Dosyayı aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz.

GÜNDEM KISA KISA 260630

*=======================* * *📢 Halil Konakçı:* * ⭕ Arapçadan başka bir dille kılınan hiçbir namaz kabul değildir. ⭕ Türkçe ibadet olmaz! ⭕ Bu Muhammed Mustafa’nın ilke ve inkılaplarının kaidesidir. *https://x.com/durbunhaber/status/2071337275846250737* *=======================* * *Kahrol şeytan al sana bombe..* * *https://x.com/_sumeyra1_/status/2071213465922929026* *=======================* * *Mustafa Destici’den Deniz Göktaş’a:* * "Türkiye’de stand-up diye yeni bir akım başladı. Siyasi eleştiri, mizah yapabilirsiniz. Bizleri de eleştirip mizahını da yapabilirsiniz. İş adamlarının ve sporcuların da yapabilirsiniz. Günlük toplumsal olaylarla, hükümetin icraatlarıyla ve Meclis’le ilgili de yapabilirsiniz. Ama sen benim inancımla, Allah’ımla, kutsal kitabımla, benim peygamberimle ilgili mizah yapamazsın. Onu eğlence haline getiremezsin." ** *=======================* * *SİYASET BİLİMCİ DOÇ. DR. BERK ESEN:* * /*"Eğer 11 Temmuz’a kadar kurultay kararı çıkmazsa, YSK’nın partiyi seçime sokmama riski var. Temmuz ortasından itibaren derhal yeni ve yedek partilere geçiş stratejisi başlatılmalıdır!"*/ *=======================* * *Olcay Uyar: Türkiye NATO'da olmasaydı, İsrail ve GKRY NATO'ya girerdi.* * Türkiye’nin Kıbrıs Adası’nda garantörlüğünü önlemek için, Rumlar adaya *NATO* garantör olsun diye kıvırmalara başladı. *BM'*nin Kıbrıs Daimi temsilcisi, Türkler Maraş’ı, Güzelyurt’u Rumlara versin, bunun karşılığında kısmi tanınmalı federasyon olsun saçmalığına başladı. Bu arada bizler ne yapıyoruz? Turizm rakibimizde olan Yunan’ın Doğu Ege Adalarına giderek milyonlarca Euro harcıyoruz. İsrail ittifakı Yunan’dan *DOST* olmaz nokta *==========================* - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc

Yiğidin Nâğrası

Başta büyük düşünür, yüce feylosof, dünyanın gıpta ettiği, kıskandığı, bütün insanlığın hayran kaldığı stratejistlerin atası ve babası Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Abdullah Ağar, Coşkun Başbuğ, Erdoğan Karakuş, Mesut Hakkı Caşın, Mete Yara, Mete Yarar, Yesugay Aksakal gibi önemli stratejistlerin "İki saat sürmez.", "İsrail birkaç günde çöker.", "İsrail bunu yapamaz.", "ABD artık eski ABD değil.", "ABD artık Türkiye’ye hiçbir şey yaptıramaz.", "ABD bunu göze alamaz.", "Amerika Türkiye’yi durduramaz.", "Artık önümüzde kimse duramaz.", "Artık oyun kurucu biziz.", "Bölgenin tek oyun kurucusu Türkiye.", "Batı panik içinde.", "Batılı uzmanlar bile söylüyor.", "Bir gecede iş biter.", "Bir gecede...", "Dünya artık Ankara’nın etrafında şekilleniyor.", "Dünya yeni dönemde Ankara’nın etrafında şekilleniyor.", "Dünya yeni düzenini Ankara belirleyecek", "Dost düşman herkes kabul etmek zorunda", "Gerekirse aynı anda birkaç cephede operasyon yapabiliriz.", "Herkes Ankara’nın kararını bekliyor.", "Karşımızdaki ülkelerin hiçbiri tek başına bizimle baş edemez.", "Kesin kazanırız.", "Kimse Türkiye’ye karşı duramaz.", "Kimse Türkiye’yi durduramaz.", "Onların hiçbir şansı yok.", "Sahada ve masada güçlü Türkiye", "Türk savunma sanayi dünyayı geçti.", "Türkiye artık eski Türkiye değil.", "Türkiye isterse birkaç ülkeyle aynı anda savaşabilir.", "Türkiye isterse...", "Türkiye olmadan hiçbir denklem kurulamaz.", "Tek sebep Türkiye’nin yükselişi.", "Washington Ankara’nın onayı olmadan bölgede hareket edemez.", "Yunanistan birkaç saatte teslim olur.", "Yunanistan’ın hava kuvvetleri ilk gün yok edilir.", "Yunanistan’ın hiçbir şansı yok." benzeri söylemleri üzerine bu şiiri yazdım.

Yazdım derken, ben yazmadım elbette.

Yok böyle bir kabiliyet.

YZ sağolsun.


Saygılar

Oraj POYRAZ

L2fSIJNoA0xfSNxA

--------------


Hey bre!


Dağların sırtında boran uyansa,

Kara bulut göğü demirle yansa,

Düşman orduları ufku kapatsa,

Yiğidin yüreği geri dönmez hey!


Vur davula vur!


Çalsın kösler, inlesin yayla!

At kişnesin, kılıç şakırsın!

Ölüm dedikleri bir nefeslik gölge,

Erler onun üstüne yürüsün!


Hû hey!


Bozkırdan kopmuşuz rüzgâr misali,

Alnımız ak, sözümüz keskindir.

Mertliktir ekmeğimiz, şeref suyumuz,

Namus için dökülen kanımızdır.


Hayda bre!


Bir elde sancak, bir elde kılıç,

Güneş doğar çeliğin ağzından.

Yedi iklim üstümüze çökse bile,

Korku geçmez yiğidin nazından.


Deh! Deh!


At sürün beyler, duman tütsün!

Yay gerilsin, oklar uçsun!

Ölüm bir kere gelir insana,

Şerefsiz yaşamaktansa

Bin kez ölmek yeğ olsun!


Hey yâ!


Ana doğurur er diye,

Toprak çağırır gün diye.

Yiğit dediğin dar günde belli olur,

Dost için ateşe yürür,

Yurt için canını verir.


Bre!


Çelik kırılır, dağlar aşınır,

Irmak kurur, çağlar değişir.

Fakat mert adamın adı kalır,

Kopuzlarda, destanlarda,

Oğuldan oğula erişir.


Hû hey, hû hey!


Kurt ulusun gecelerde,

Kartal dönsün tepelerde!

Biz ölümü düğün bilen

Eski erlerin soyuyuz!


Vur davula vur!


İnlesin dağlar, taşlar!

Yiğit düştü sanmayın,

Bir can gider, bin ad doğar!

Hey bre!


Hey bre!


Yiğidin yolu korkudan geçmez!

Yiğidin adı ölümle silinmez!

Yiğidin nâğrası çağları deler:

"Şeref için yaşadım,

Şeref için ölürüm!"


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc




ŞUNA BAK HELE


=======================

Hala eski değirmende gebiç peşinde;

Eşi de yok; desem zihnet, minnet eşinde,

Bir ittifak kurmuş ki leşi dişinde;

Milletle zıtlaşıyor şuna bak hele ...


Ne dediğini bilmiyor ağzı salyalı,

Beyin paketlenmiş, baktım balyalı,

Yüreğim acıyor sandım; kalbim yaralı,

Hala kumpas peşinde şuna bak hele.


Ne söylesem kendince; esip gürlüyor,

Konuşmuyor sanki inan hırlıyor,

Belli ki köpek sahibini kolluyor,

Önüne yatıyor şuna bak hele.


Sadık desem bir sadıklığını görmedik,

Geçmişine baktık yeni karar vermedik,

Biz bu deyyusu ta! İlk baştan sevmedik,

Türk’e bey olurmuş şuna bak hele ...


Kaybolan yıllarım mefkurem oldu,

Terk ettim manyağı ülküm kurtuldu,

Bu manyak yüzünden nutkum tutuldu,

Çakallarla yürüyor şuna bak hele ..


Hacıbey ÖZBAY

Hızır OZAN


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc




Atatürk Napmış öyle mi?

Atatürk Napmış öyle mi? Bu belgeler, 15-Mayıs-1919’da gerçekleşen İzmir’in İşgali’nden sadece 10 gün sonrasına aittir. İşgal sırasında orada bulunan Türk havacı subayların, bölgedeki durumu ve işgalin detaylarını raporlamak üzere İstanbul’a döndüklerini ve bu raporların resmen Genelkurmay’a sunulduğunu kanıtlamaktadır. Bu raporlarda bahsi geçen subayların gözlemlerinin, o dönemde Anadolu’da başlayacak olan direnişin istihbarat altyapısına katkı sağladığı bilinmektedir. Belgeler, Türk Havacılık Tarihi ve Kurtuluş Savaşı’nın başlangıç dönemi (İzmir’in işgali sonrası) açısından büyük önem taşıyan tarihi bir yazışmadır. *BELGELERİN GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ: * Belge No: 2367 Gönderen Makam: Harbiye Nezareti (Savaş Bakanlığı) - Teknik Birlikler ve Hava Kuvvetleri Müfettişliği Yer ve Tarih: İstanbul (Dersaadet), Ahırkapı - 25-Mayıs-1919 Hazırlayan: Teknik Birlikler ve Hava Kuvvetleri Müfettişi Albay (Miralay) Esat Bey tarafından. Yüce Savaş Bakanlığı Makamına (Harbiye Nezaret-i Celilesine) İzmir hava istasyonu subaylarından olup, İzmir’in işgali sırasında İzmir ve civarında bulunmuş olan ve bu defa İstanbul’a dönmüş bulunan Yüzbaşı Mustafa ile Üsteğmen (Mülazım-ı Evvel) Nihat Efendilerin hazırladığı iki adet rapor; Bakanlık makamının görüşlerine ve incelemelerine sunulmak üzere ilişikte (ek olarak) sunulmuştur. Gereğinin yapılmasını arz ederim. Teknik Birlikler ve Hava Kuvvetleri Müfettişi Albay (Miralay) Mahmut (İmza) İzmir’in işgali sırasında yaşananları rapor eden bir havacı subayı olan Üsteğmen Nihat’ın tanıklık ettiği olayları içermektedir. Belge No: 2367 İstanbul 23.5.335 (23-Mayıs-1919) Hava Kuvvetleri (Kuva-yı Havaiye) Şubesi Müdürlüğüne Gördüklerim (Meşhûdatım) Bendeniz, İzmir Tayyare İstasyonu’na bağlı Dördüncü Tayyare Bölüğü havacılarındanım. 26-Nisan-1335 (1919) tarihinde İzmir’deki kapatılmış olan tayyare bölüklerinin muhasebe evraklarını müfettişliğe teslim etmekle görevlendirilerek istasyon komutanının emriyle gönderildim. Görevimin bitmesi üzerine, 13 Mayıs 335 tarihinde bölüğüme katılmak üzere İzmir’e hareket ettim. 14 Mayıs 335 tarihinde Bandırma’dan trene binerek hareket edip, ayın on beşinci günü öğle vakti Menemen İstasyonu’na ulaştım. Menemen Mevki Komutanı olan bir binbaşı bey tarafından Menemen İstasyonu’nda nereye gideceğim soruldu; İzmir’de durumun vahim olduğu için gitmememin daha iyi olacağını söyledi. Bu sırada İzmir’den gelen, üzerinde Yunan bayrağı bulunan bir trenle Menemen İstasyonu’nda karşılaştık. Trenin içerisinde Gözlemci Üsteğmen Bahaettin Efendi’nin emir eri Manisalı Hasan’a rastladım. Kendisi büyük zorluklarla İzmir’den Rumların elinden kurtulduğunu; subaylara, askerlere ve Türk halkına çok kötü muameleler yapıldığını, hareketimi birkaç gün ertelemem gerektiğini söyledi. Menemen İstasyonu’na indim. Menemen’de bulunan eski On İkinci Tayyare Bölüğü Komutanı Yüzbaşı Mustafa Efendi ile görüşüp, durum uygun olduğu takdirde ertesi günü İzmir’e gitmeye karar verdim. Menemen’de hükümet konağı karşısındaki kahvede otururken halktan ve memurlardan bir kısmı, Yunan askerlerinin Menemen’i işgal etmek için Çiğli İstasyonu’nu geçtiklerini söyledi. Ayrıca Menemen Kaymakamı’nın; memur, halk ve kendisiyle birlikte Yunan bayrakları ve çiçek buketleri ile istasyonda karşılamak için emir verdiğini orada konuştuğum memur söyledi. Bunun üzerine yanımda bulunan Maltepe Subay Adayı Eğitim Merkezi subaylarından Subay Vekili Naci Efendi ile birlikte yaya olarak Menemen’den Manisa’ya gittim. İki üç gün Manisa’da kaldım. Her gün istasyona bilgi almak için gidiyordum; ancak hiç yolcu bir subaya rastlayamadım. Bazı sivillerden durumun iyileştiğini ve memurların, subayların görevlerine başlamalarına müsaade edildiğini, hatta Barış Konferansı tarafından İzmir’deki Yunan işgal kuvvetlerinin tahliyesi için emir verildiğini söylediler. Bunun üzerine Mayıs’ın on sekizinci günü İzmir’e hareket ettim. İstasyonun içi Fransızların işgali altında bulunduğundan burada yolcu ve subaylar bir sorunla karşılaşmıyordu. Ancak istasyondan çıkar çıkmaz süngülü Yunan Efzun askerleri ile yerli Rum halkı tarafından durdurulup ellerimi yukarı kaldırmam konusunda uyarıldım. Üzerimi aradılar; yanımda bulunan paralarla birlikte tüm evrakımı ve gümüş tabakamı, saatimi aldılar. Kafama bir yumruk ve bir tüfek dipçiği vurarak istasyon karşısındaki Sadıkbey Oteli’nin altındaki kahveye hapsettiler. Burada daha başka subay, polis, asker ve sivil halkın tutuklu olduğunu gördüm. Subay Vekili Naci Efendi ile bizi ayırdılar. Aynı hakaretlere o da maruz kaldı. Kendileri tarafından Rumca birtakım sözlerle tehdit ediliyordum./*"Sakız ve Sisam’a niçin bomba atıyormuşsunuz?"*/ diye birtakım sözler söyleyip küfrettiklerini anladım. Orada kahvenin içinde bulunanlardan bazıları bize karşı niyetlerin kötü olduğunu, mümkünse kaçmamız gerektiğini söylediler. Otelin düzenini daha önce kaldığım için biliyordum. Bitişiğinde bulunan lokantaya kahvenin içinden geçiliyordu. Kahve içindeki nöbetçi hem bize hem de diğer tutuklu olanlara nezaret ediyordu. Subay ve askerleri burada aradıktan sonra döverek, aşağılayarak, kalpaklarını ve üniformalarını çiğneyerek bir kısmını kışlaya, bir kısmını da Averof ve Patris zırhlılarına hapsediyorlarmış. Bunun üzerine uygun bir fırsattan istifade ederek lokantanın penceresinden adı geçen Naci Efendi ile atlayarak firar edip karanlıktan faydalanarak Basmane İstasyonu’na Kemer tarafından girdik ve bir yük vagonunun içine saklandık. Sabaha karşı Bandırma’ya gidecek olan yolcular gelmeye başladılar. İsmini hatırlayamadığım bir kişi tarafından olayı anlatmam üzerine yolculardan bir sivil palto ile birer fes getirdiler. Bunları giyip yolcu vagonuna girdik, biletimizi de kendileri aldılar. Bu şekilde Bandırma’ya ulaştık. Merkez Komutanlığı tarafından işlemlerimiz yapılarak İstanbul’a geldik. Gördüklerim bundan ibarettir. Duyduklarım (Mesmûatım) Birçok kişiden işittiğime göre; subay ve askerler çok kötü muamelelere maruz kalmış. Esas meseleyi ayrıntılarıyla Harbiye Nezareti Levazım-ı Umumiye İkinci Şubesi’nde Tabur Katibi Mehmet Emin Efendi’den öğrendim. Kendisi de bizimle beraber geldi, şu an İstanbul’dadır. Subay ve erler, komutanlar, yüksek rütbeliler tamamen darp edilerek; kalpaklar ve üniformalar parçalanmış, birçoğu şehit ve yaralı düşmüştür. Yunan askerlerinden daha ziyade yerli Rumlar tarafından tecavüz (saldırı) olmuş, sokaklarda bulunan halk ve subaylar, olay esnasında ya kurşun ile veya süngü ile şehit veya yaralanmış. Subaylar toplu olarak Yunan neferleri tarafından Kordon’dan vapura götürülürken, balkonlardan, pencerelerden, sokaklardan Yunan yerlileri tarafından üzerlerine ateş edilerek, bir kısmı da bu suretle yaralanmış ve şehit edilmiş. Müslüman evleri ve dükkânlarından bir kısmı, bilhassa subay evlerinden ekserisi yağma edilmiş, kışla da tamamen yağma edildiği gibi evrak namına da hiçbir şey kalmamış. İşgal günü telgraf hatları da katedilmiş (kesilmiş) ve Seydiköy ile civarındaki Rumlar, uçak hangarlarına ve civarındaki kışlaya taarruz edip uçakları parçalamışlar. Orada ele geçirilen subay ve erleri şehit etmişler. Cuma Ovası ve mücavir (komşu) mahallelerde de aynı hal vaki olmuş. Hatta Vali İzzet Bey ile Kolordu Komutanı Nadir Paşa Hazretleri de darp ve tahkir edilmiş (dövülmüş ve aşağılanmış). Yukarıda arz ettiğim Tabur Katibi Mehmet Emin Efendi’den şehit edilen ve yaralı düşen ve kayıp olan subayların esamisini (isimlerini) aldım. Adı geçenin de fena halde darp edilip, üzerinde mevcut parası da gasp edilmiş. İzmir’de tokat, sopa yemeyen bir subay mevcut değilmiş. İzmir Uçak İstasyonu Halit Bey’in hanesinde bulunan ve istasyona bağlı bulunan Marangoz Sabri Efendi de iki gün önce İstanbul’a geldi. Kendisinden de öğrendiklerimi arz ediyorum. Vaka günü İstasyon Komutanı Halit Bey’in hanesinde imiş. Halit Bey’in hanesindeki hizmetçi bir Rum kadını tarafından Yunan askerlerine ihbar edilmiş. Süngülü askerler ve ahali gelerek, döve döve Halit Bey’i ve hanesinde Uçakçı Behçet Efendi’yi de döverek, ailelerini de bir çok hakaretlere maruz bırakarak evden dışarıya atmışlar ve evin içerisinde mevcut bulunan eşyayı tamamen yağma etmişler. Marangoz Sabri Efendi’yi de sıkıştırarak ve paraların nerede olduğunu söylemesi için kesmek için yatırırlar, boynunda bugün kasaturanın çizgisi mevcuttur. Bizzat gördüğüm gibi Yüzbaşı Mustafa Efendi de gördü. Halit Bey’i ve Behçet Efendi’yi döverek kışlaya götürüp hapsetmişler ve marangoz Sabri’yi de dövdükten sonra hapsetmişler ve bilahare tahliye etmişler, hatta Tabur Katibi Mehmet Emin Efendi’den işittiğime göre uçakçılardan birisinin ailesinin namusuna tecavüz ettikleri gibi, dört beş yaşlarında bulunan kerimesinin (kızının) bile iffetini ihlal ettiklerini söyledi. Arkadaşlardan Osman Tayyar Efendi, İbrahim Hakkı Efendi, Zabıt Uçakçısı Sabri Efendi’nin kayıp olduğunu Mehmet Emin Efendi’den aldığım listede gördüm. Maruzatım bundan ibarettir. İzmir 4. Bölük Uçakçısı Mülazım-ı evvel (Üsteğmen) İmza (Nihat) 1376 5.5.35 (5 Mayıs 1919) Bahri tayyarecilerinden (deniz uçakçılarından) siyahi iki tayyareci vardır, birisinin cesedinin denizden çıkarıldığını haber aldım. Arkadaşlardan Yüzbaşı Mustafa Efendi ve Rasit Mülazım-ı evvel İhsan Efendi de beraber geldiler. Kendilerinin paraları gasp edilerek tahkikata maruz kalmışlardır. Şehit ve yaralı ve kayıp olan zabitanın (subayların) esamisini (isimlerini) yarın takdim edeceğim maruzdur. */"ATATÜRK NE YAPTI Kİ " /ÖYLE Mİ! ? * *KAYNAK: * T.C. Milli Savunma Bakanlığı Arşiv ve Askeri Tarih Daire başkanlığı Askeri Tarih Belgeleri Dergisi Ocak 1992 sayı: 93 Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net) L2fSIJNoA0xfSNxA ------------------------------------------------------------------------

Donanmada Sayısal Gurur ve Stratejik Gerçekler

Sadi ÖZGÜL

Haz 29

Sokaktaki vatandaşın helal vergileriyle alınan gemilerin bugün Ankara koridorlarında yalnızca birer sayı olarak görülmesi haksızlık olmaz mı?

Emekli bir general televizyonda “125 gemimiz var” diye övünürken, iddiasının gerçek askeri güç mü yoksa büyük yanılsama mı olduğu sorusu cevapsız kalıyor. Eğer kurmay zekâ yerini boş özgüvene bırakmışsa, TSK şanlı prestijini masada kaybedebilir. Hamaset karın doyurmaz; stratejik körlük ise orduyu her geçen gün koca demir yığınına çevirme riskini artırır.

Milli Savunma Bakanlığı liyakat yerine boş sloganlara teslim olursa, askeri deha etkisizleşir ve yerini rütbeli kibrin yıkıcı bedelleri alır. Gerçek güç, düşmanı küçümsemekte değil, eldeki teknolojiyi doğru kullanmaktadır.

Kendi Kıyında Aslan Kesilip Aç Denizde Motor Susturmak

ABD Deniz Kuvvetleri Florida’dan kalkıp 10 bin mil ötede operasyon yaparken biz, Akdeniz’in kıyısında devriye gezmeyi başarı sayıyoruz. Oysa donanmanın motoru açık denizde susacaksa o güçten fayda beklenemez; çünkü gerçek menzil, gemi sayısıyla değil, ikmalsiz çatışma süresiyle ölçülür.

Lojistik derinliği olmayan her filo, ana üssünden uzaklaştığında düşman için kolay av haline gelir ve kıyı muhafızlığından öteye gidemez. Donanma, Marmara’daki sularda ve limanlarında değil, engin denizlerde hayatta kalabildiği sürece caydırıcıdır. Lojistikten yoksun her harekât planı, personelini geri dönemeyecek tabutlara hapsetmek gibidir; denizin ortasında iplerini elinde tutamayan her güç için son, kaçınılmaz hezimettir.

Sayıların Gizlediği Dehşet ve Paslı Demirlerin Akıbeti

Halkın göğsünü kabartan 125 sayısı, modern Arleigh Burke sınıfı ABD muhribi karşısında anlamını yitirebilir. Tek bir ABD gemisinin radar kapasitesi, onlarca eski gemimizi saniyeler içinde etkisiz hale getirebilirken, algoritma savaşında demir yığınına dönüşmüş platformların şansı olmayacaktır. Ağ merkezli komuta yapısı olmadan gemiler yalnızca hedef listesini büyütür ve teknolojik intiharı beraberinde getirir.

Gerçek güç, parça sayısında değil, birimlerin iletişim hızındadır. Modern füzeler karşısında hedef olmaktan öteye geçemeyiz; teknolojik fark kapanmadıkça yapılan her kıyaslama halkı oyalayan illüzyon olarak kalacaktır. Sensör avcılarının dolaştığı sahada paslı gövdelerle savunma yapmak imkânsızdır.

Milli Sanayisinin Gizli Prangası ve Yabancı Yürekler

ASELSAN ve TUSAŞ ile yakalanan ivme gurur verici olsa da, geminin gövdesi yerli iken motorunun hâlâ Alman malı veya başka bir ülkenin olması düşündürücüdür. Füzelerin çoğu ABD’den, çipler Tayvan’dan geliyorsa, dost bildiğiniz darbe sandığınızdan çok daha sert olabilir. Kendi işlemcisini üretemeyen her ülke küresel tedarik zincirine mahkûmdur ve tasarıma yapılan makyaj gerçek bağımsızlık sağlamaz.

Savunma sanayimiz dev montaj atölyesine dönüşme riskiyle karşı karşıyadır. Yerli platformlara sızan yabancı parçalar, kritik anda işlevini yitirecek birer Truva atıdır. Bu zincirler kırılmadıkça milli savunma hikayesi pamuk ipliğine bağlı kalacak, ambargoların gölgesinde hayal olarak kalacaktır. Kendi kalbinizi üretmeden atılan her adım ise yabancı güçlerin lütfuna bağımlılıktan öteye geçemez.

Cebinde Para ve Ruhunda Adalet Olmayan Ordu

Ordunun gerçek gücü gemi tonajında değil, o güvertede görev yapan yiğitlerin sarsılmaz moralinde yatar. Ekonomik kriz ve yüksek enflasyon, askeri personeli yoksulluk sınırının altına itmişse, ciddi güvenlik açığının başladığını gösterir. Evine ekmek götürme derdine düşen bir asker, cephede nasıl savaşma azmi gösterebilir?

Milli Savunma Üniversitesi liyakati terk edip belirsizlik ve kayırmacılığa teslim olursa, geleceğin komuta kademesi temelden çöker. Askeri güç, ancak toplumun refahıyla sürdürülebilir; cebinde parası olmayan ordunun en gelişmiş silahı bile anlamını yitirir. Savunma bütçesi öncelikle insan onuruna yatırım yapmalıdır, aksi takdirde ekonomi çökerken övünülen kalkan da paramparça olur. Adaletin olmadığı yerde disiplin, disiplinin olmadığı yerde ise zafer asla mümkün değildir.

Pragmatik Kurtuluş Planı ve Jeopolitik Yansımalar

Siyasal irade, orduyu iç siyasetin aracı olmaktan çıkarıp rasyonel devlet aklına yönlendirmelidir. Ege ve Doğu Akdeniz’de yalnızlaşmamak için hamaset yerine otonom teknoloji ve güçlü ekonomiyle sahada etkinlik gösterilmelidir. Öncelikle motor bağımlılığını bitirecek ulusal güç grubu projeleri desteklenmeli, personel onur seviyesine yükseltilerek liyakat sistemi yeniden kurulmalıdır.

Batı bloğuyla teknolojik bağları koparmadan milli otonomiyi inşa edecek esnek diplomasi şarttır. Aksi takdirde Ankara, yalnızca slogan atan başkent olarak kalacak ve stratejik tecrit içinde askeri stres testinde kırılacaktır. Beka; bağırmakla ve hamasetle değil, içeride adaletin ve dışarıda gerçek caydırıcılığın sağlanmasıyla korunur. Türkiye’nin çıkış yolu, masada pragmatizmden, sahada ise tam bağımsız yerli üretimden geçmektedir.

SADİ ÖZGÜL

© 2026 Sadi ÖZGÜL

548 Market Street PMB 72296, San Francisco, CA 94104




- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc




Donanmada Sayısal Gurur ve Stratejik Gerçekler

Donanmada Sayısal Gurur ve Stratejik Gerçekler

Sadi ÖZGÜL

Haz 29

Sokaktaki vatandaşın helal vergileriyle alınan gemilerin bugün Ankara koridorlarında yalnızca birer sayı olarak görülmesi haksızlık olmaz mı?

Emekli bir general televizyonda “125 gemimiz var” diye övünürken, iddiasının gerçek askeri güç mü yoksa büyük yanılsama mı olduğu sorusu cevapsız kalıyor. Eğer kurmay zekâ yerini boş özgüvene bırakmışsa, TSK şanlı prestijini masada kaybedebilir. Hamaset karın doyurmaz; stratejik körlük ise orduyu her geçen gün koca demir yığınına çevirme riskini artırır.

Milli Savunma Bakanlığı liyakat yerine boş sloganlara teslim olursa, askeri deha etkisizleşir ve yerini rütbeli kibrin yıkıcı bedelleri alır. Gerçek güç, düşmanı küçümsemekte değil, eldeki teknolojiyi doğru kullanmaktadır.

Kendi Kıyında Aslan Kesilip Aç Denizde Motor Susturmak

ABD Deniz Kuvvetleri Florida’dan kalkıp 10 bin mil ötede operasyon yaparken biz, Akdeniz’in kıyısında devriye gezmeyi başarı sayıyoruz. Oysa donanmanın motoru açık denizde susacaksa o güçten fayda beklenemez; çünkü gerçek menzil, gemi sayısıyla değil, ikmalsiz çatışma süresiyle ölçülür.

Lojistik derinliği olmayan her filo, ana üssünden uzaklaştığında düşman için kolay av haline gelir ve kıyı muhafızlığından öteye gidemez. Donanma, Marmara’daki sularda ve limanlarında değil, engin denizlerde hayatta kalabildiği sürece caydırıcıdır. Lojistikten yoksun her harekât planı, personelini geri dönemeyecek tabutlara hapsetmek gibidir; denizin ortasında iplerini elinde tutamayan her güç için son, kaçınılmaz hezimettir.

Sayıların Gizlediği Dehşet ve Paslı Demirlerin Akıbeti

Halkın göğsünü kabartan 125 sayısı, modern Arleigh Burke sınıfı ABD muhribi karşısında anlamını yitirebilir. Tek bir ABD gemisinin radar kapasitesi, onlarca eski gemimizi saniyeler içinde etkisiz hale getirebilirken, algoritma savaşında demir yığınına dönüşmüş platformların şansı olmayacaktır. Ağ merkezli komuta yapısı olmadan gemiler yalnızca hedef listesini büyütür ve teknolojik intiharı beraberinde getirir.

Gerçek güç, parça sayısında değil, birimlerin iletişim hızındadır. Modern füzeler karşısında hedef olmaktan öteye geçemeyiz; teknolojik fark kapanmadıkça yapılan her kıyaslama halkı oyalayan illüzyon olarak kalacaktır. Sensör avcılarının dolaştığı sahada paslı gövdelerle savunma yapmak imkânsızdır.

Milli Sanayisinin Gizli Prangası ve Yabancı Yürekler

ASELSAN ve TUSAŞ ile yakalanan ivme gurur verici olsa da, geminin gövdesi yerli iken motorunun hâlâ Alman malı veya başka bir ülkenin olması düşündürücüdür. Füzelerin çoğu ABD’den, çipler Tayvan’dan geliyorsa, dost bildiğiniz darbe sandığınızdan çok daha sert olabilir. Kendi işlemcisini üretemeyen her ülke küresel tedarik zincirine mahkûmdur ve tasarıma yapılan makyaj gerçek bağımsızlık sağlamaz.

Savunma sanayimiz dev montaj atölyesine dönüşme riskiyle karşı karşıyadır. Yerli platformlara sızan yabancı parçalar, kritik anda işlevini yitirecek birer Truva atıdır. Bu zincirler kırılmadıkça milli savunma hikayesi pamuk ipliğine bağlı kalacak, ambargoların gölgesinde hayal olarak kalacaktır. Kendi kalbinizi üretmeden atılan her adım ise yabancı güçlerin lütfuna bağımlılıktan öteye geçemez.

Cebinde Para ve Ruhunda Adalet Olmayan Ordu

Ordunun gerçek gücü gemi tonajında değil, o güvertede görev yapan yiğitlerin sarsılmaz moralinde yatar. Ekonomik kriz ve yüksek enflasyon, askeri personeli yoksulluk sınırının altına itmişse, ciddi güvenlik açığının başladığını gösterir. Evine ekmek götürme derdine düşen bir asker, cephede nasıl savaşma azmi gösterebilir?

Milli Savunma Üniversitesi liyakati terk edip belirsizlik ve kayırmacılığa teslim olursa, geleceğin komuta kademesi temelden çöker. Askeri güç, ancak toplumun refahıyla sürdürülebilir; cebinde parası olmayan ordunun en gelişmiş silahı bile anlamını yitirir. Savunma bütçesi öncelikle insan onuruna yatırım yapmalıdır, aksi takdirde ekonomi çökerken övünülen kalkan da paramparça olur. Adaletin olmadığı yerde disiplin, disiplinin olmadığı yerde ise zafer asla mümkün değildir.

Pragmatik Kurtuluş Planı ve Jeopolitik Yansımalar

Siyasal irade, orduyu iç siyasetin aracı olmaktan çıkarıp rasyonel devlet aklına yönlendirmelidir. Ege ve Doğu Akdeniz’de yalnızlaşmamak için hamaset yerine otonom teknoloji ve güçlü ekonomiyle sahada etkinlik gösterilmelidir. Öncelikle motor bağımlılığını bitirecek ulusal güç grubu projeleri desteklenmeli, personel onur seviyesine yükseltilerek liyakat sistemi yeniden kurulmalıdır.

Batı bloğuyla teknolojik bağları koparmadan milli otonomiyi inşa edecek esnek diplomasi şarttır. Aksi takdirde Ankara, yalnızca slogan atan başkent olarak kalacak ve stratejik tecrit içinde askeri stres testinde kırılacaktır. Beka; bağırmakla ve hamasetle değil, içeride adaletin ve dışarıda gerçek caydırıcılığın sağlanmasıyla korunur. Türkiye’nin çıkış yolu, masada pragmatizmden, sahada ise tam bağımsız yerli üretimden geçmektedir.

SADİ ÖZGÜL

© 2026 Sadi ÖZGÜL

548 Market Street PMB 72296, San Francisco, CA 94104




- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc




Nasıl bir cehalettir bu?

Nasıl bir cehalettir bu?

Dinle ey cahil!
Osmanlı Halifesi 5.Mehmet Reşat 1.Dünya Savaşında 14-Kasım-1914’de İtilaf devletlerine karşı beyanname yayınlayıp Cihad ilan ederek-senin halifelik kaldırılınca dağıldı dediğin- dünya Müslümanlarını yardıma çağırdı.
Umursayan olmadığı gibi, 1915’de Çanakkale’de Hint Müslümanlar İngiliz ordusunda Mehmetçik’e karşı savaştılar.
Yani bay profesör,
“halifelik hiçbir zaman bir İslam birliği oluşturamadığı gibi, Osmanlı’ya bir nebze hayrı da dokunmadı.”
(Bu sözler bana değil, 3 Mart 1924’de 53 arkadaşı ile Hilafetin kaldırılmasına dair kanun teklifini veren Urfa mebusu Şeyh Mustafa Saffet (Yetkin) Efendi’ye ait-fotoğrafı aşağıda-Meclis zabıt ceridelerinde okuyabilirsin).

O nedenle, boş boş konuşma!
Birkaç yıl önce de
“Türk diye bir ırk yoktur” demiştin.
Onu da git Mozart’a söyle de,
“Türk Marşı” piyano sonatının adını değiştirsin.

Nasıl profesör yapılıyor bunlar, anlaşılır gibi değil?
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerke


Yasin Aktay: “Son 100 yıl içerisinde Müslümanların bir halifesi olmadığı için bir varlığı da yok.

Müslümanlar paramparça hâlde.

Hilafetin kaldırılmasıyla Müslümanlar başsız kaldı.”

https://x.com/i/status/2004629961769128241


Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net)
           L2fSIJNoA0xfSNxA  



--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Belanin en tehlikelisi yuze gulerek gelendir.

~Anonim Nasihat~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Murphynin altın kaidesi : Altını olan kuralı belirler.

~MURPHY KANUNLARINDAN
Murphy kanunları ilk olarak 1949 yılında Captain Ed Murphy tarafından Anything that can go wrong will go wrong yanlış gitme olasılığı bulunan bir şey, yanlış gider olarak emrindeki proje yöneticisi George Nicholsun yarattığı bazı durum ve tersliklerden mülhem olarak vazedilmiştir.
Zaman içinde pek çok kişi benzer terslikleri Murphy kanunu adı altında listeye eklemiş, kurallar anonim bir hal almıştır.
1917 doğumlu Edward A.Murphy Jr.ABD Hava Kuvvetlerinde 1949da roketler üzerine deney yapan mühendislerden biriydi.
İnsan üzerine ivmelenmenin etkilerini inceliyordu (USAF proje MX981).
Deneylerden biri pilot üzerinde 16 değişik noktaya akselometre takılması gerekiyordu.
Sensör bir yapıştırıcı ile ancak iki türlü takılabiliyordu ve birisi 16 sensörün tamamını da yanlış takmayı becerdi.
Bunun üzerine Murphy, daha sonra kanun olarak nitelendirilecek ilk söylemlerini bir basın toplantısında açıkladı.
Bir kaç ay içinde Murphynin Kanunları mühendislik sahasında çalışanlar arasında yayıldı ve 1958de de nihayet Websterin sözlüğüne girdi.~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Hz. İsa (a.s.) kendi zamanının Cübbelileri için şöyle demişti:

“Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler!
İkiyüzlüler!
Tek kişiyi dininize döndürmek için denizleri, kıtaları dolaşırsınız.
Dininize döneni de kendinizden 2 kat cehennemlik yaparsınız.
Siz nanenin, dereotunun ve kimyonun ondalığını verirsiniz de Kutsal Yasa’nın daha önemli konularını –adaleti, merhameti, sadakati- ihmal edersiniz.
Ondalık vermeyi ihmal etmeden asıl bunları yerine getirmeniz gerekirdi.
Ey kör kılavuzlar!
Küçük sineği süzer ayırır, ama deveyi yutarsınız!”

~Hz. İsa (a.s.)(Matta 23)~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Cikarlarinizi yanlis anladiginiz icin, arzularinizin coguda yanlis yoldadir……

~Fyodor Mihaylovic Dostoyevski~

- - - - - - - - - - - - - - - -

"Başkası için yapabileceğiniz en büyük iyilik sadece kendi zenginliğinizi paylaşmak değil, onun kendi zenginliğini ortaya çıkarmaktır."

~Benjamin Disraeli~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Inanc kaybolup seref oldumu, insanda yok olur.

~Anonim~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Tavır, büyük bir fark yaratan küçük bir şeydir.

~Winston Leonard Spencer-Churchill,
(d.30 Kasım 1874 Oxfordshire - ö.24 Ocak 1965, Londra)
Britanyalı devlet adamı.~

- - - - - - - - - - - - - - - -

AAAAĞĞĞ HABER HABERCİLİĞİ

https://www.youtube.com/watch?v=bXF7zF4dPxI

- - - - - - - - - - - - - - - -

Her Aptal Onu Beğenen Başka Bir Aptal Bulur.

~BOİLEAU~

- - - - - - - - - - - - - - - -

.
Sevgilim dogruyu soyledigine yemin ederse, ona inanirim. Yalan soyledigini bildigim halde...

~William Shakespeare~

- - - - - - -







- - - - - - -

Anton_Cehov-AYI.docx
Ernest_Hemingway-Gunun_Tek_Isiginda_Gercek.pdf
Samuel_Beckett-Godot_yu_Beklerken.epub
Slavvomir_MROZEK-Terzi.doc
Dan_Brown-Cehennem.epub
Ya_Ata_Bin_Ya_Karincaya-Caglar_Simsoy.mobi
Edgar_Allan_Poe-Kuyu_ve_Sarkac.pdf
Ursula_K._Le_Guin-Ucustan_Ucusa.epub
Aristophanes-lysistrata1.pdf
Atli_Han-Abdullah_Ziya_Kozanoglu.epub
Beyoglu_Rapsodisi-Ahmet_Umit.mobi
Mayakovski-Siirler.pdf
Harry_Potter_ve_Melez_Prens-J.K._Rowling.epub
Osho-Erkek_ve_Kadin_Olmanin_Otesi.epub
Mehmet_BAYDUR-Yangin_Yerinde_Orkideler.doc
Anadolu_Selcuklu_donemi_camileri_1.pdf
John_Steinbeck-Sardalye_Sokagi.epub
JEROME_LAWRENCE-ROBERT_E._LEE-MAYMUN_DAVASI.docx
Moses_I._Finley-Odysseusun_Dunyasi.epub
Zulfu_Livaneli-Leyla_nin_Evi.epub
Kuran_Meali-Yasar_Nuri_Ozturk.epub
Anonim-Nibelung_lar_Destani.epub
Arthur_Miller-Saticinin_Olumu_2.pdf
omer-hayyam-rubailer.epub
Stage_2-Janet_Hardy-Gould-Henry_VIII_and_his_Six_Wives.pdf
tu0-_BOOK2_Almanca.doc
Neil_La_Bute-Sanci_Odasi.doc
Beyoglu_Rapsodisi-Ahmet_Umit.epub
Kiralk_Konak-Yakup_Kadri_Karaosmanoglu.epub
Herman_Melville-Moby_Dick.epub

- - - - - - -

"> "> "> "> "> "> "> ">
- - - - - - -

OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/

Yolda giderken karıların baldırı na bacağı na bakıp ufak tefek günah işleyen ler için yapılmış ufak mini kilise. Moldova'da…

Yolda giderken karıların baldırına bacağına bakıp ufak tefek günah işleyenler için yapılmış ufak mini kilise. Moldova'da…

anıt görseli olabilir

--

- - - - - - - - - - - - - - - -

METRO DA NEDİR DEMEMEK LAZIM…

https://www.youtube.com/watch?v=6cKZZ7FrqgI

- - - - - - - - - - - - - - - -

Girift Soru (İmalı Soru) Safsatası (Complex Question) :
Genellikle soranın kabul veya önyargıları ile bir uyumluluk ortaya çıkarmak üzere cevap vereni, evet veya hayır demesi durumunda suçlu duruma düşürecek sorular sorulmasından doğan hata.
Örnek 1: Karını dövmekten hala vazgeçmedin mi?
(Ne zaman dövdüm ki?!!!)
Örnek 2:
Korsan kitap satışını durdurdun mu?
(Ne zaman korsan kitap sattım ki?!!!)
Örnek 3:
Muhafazakarlar bu konuya ne zaman ağırlıklarını koyacaklar?
Örnek 4:
Diyelim ki ben nüdistim.
Okula çıplak gelsem bu sizi rahatsız etmez değil mi?
Güncel Örnek 1:
İş dünyası, medya ve sair düşünce odakları, aydınlar, sanatçılar vatan haini mi ki Sezer onlarla görüşmesin?
(İlker Sarıer, 15.8.2000, Sabah)
Yazar, Sezer’in bazı gruplarla görüşmek istememesini böyle bir soruyla gündeme getirerek Sezer’i zor duruma düşürmeye çalışmış.
Soruya olumlu yanıt verildiğinde bu grupların vatan haini olduklarını kabul edilmiş olacak, olumsuz cevap verildiğinde Sezer’in onlarla görüşmesi gerektiği sonucu çıkacak.
Güncel Örnek 2:
Çünkü Haydar Kutlu, sözlerini şöyle bitiriyor:
Şimdi bana komünizmin yerine neyi koyuyorsun diye soranlara, yine komünizm diyorum. Ben de diyorum ki, Komünizm, yerine konulacak hiçbir şey bulunmadığı zaman konulan bir şey midir?
(İlker Sarıer, 21.8.2000, Sabah)
Yazar, muhatabını zor durumda bırakmak için böyle bir soru sormuş.
Muhatabı evet dese komünizmi küçümsemiş olacak, hayır dese kendi dediğini yalanlamış olacak.
Güncel Örnek 3:
Bölücü ve irticai eylemlere karşı devleti savunmasız bırakmakla suçlanan bir Cumhurbaşkanı veya hukuku bile bile çiğnemekle suçlanan bir hükümet ile mi Avrupa Birliği’ne gireceğiz veya enflasyonu yeneceğiz.
(Güngör Mengi, 23-8-2000, Sabah)
Yazar, burada evet yada hayır diye cevaplandığında, hükümet veya Cumhurbaşkanı hakkında suçlayıcı ifadelerini kabul ettirecek şekilde soru soruyor.
Güncel Örnek 4:
Bu kimi rahatsız eder?
İran’ı, diktatör Saddam’ı, hanedan yönetimindeki Arap ülkeciklerini...
Rahatsız olsunlar, olmalılar.
Kaldı ki kimdir bunlar?
Dünya bilimine, sanatına, üretimine ne katkıları vardır?
İslamiyet güneşi bütün bir evreni aydınlatmaya yetecek enerjiyi öz kaynaklarında tutarken neden kendilerine İslam ülkesi denilen kabileleri aydınlatmıyor?
MOSSAD mı engelliyor, CIA mı yasaklıyor, Siyonizm’in gölgesi mi güneşimizi söndürüyor?
(Nuh Gönültaş, 21.7.2000, Zaman)
Yazar, İslamiyet’in bütün dünyayı aydınlatabilecek potansiyeli olduğu halde, İslam ülkelerini aydınlatmamasının gerekçesinin dışarıda aranmaması gerektiğini sorular sorarak ima ediyor.
MOSSAD mı engelliyor, CIA mı yasaklıyor, Siyonizm’in gölgesi mi güneşimizi söndürüyor? sorusuna evet dense bu defa da bahis konusu ülkelerin diğer nitelikleri tartışma konusu olabilecek..

- - - - - - - - - - - - - - - -

İŞTE MAL VARLIĞIM ;))

https://www.youtube.com/watch?v=xPuyOx76sik

- - - - - - - - - - - - - - - -

HASANKEYF…

https://www.youtube.com/watch?v=_Qjbd-DAnQE

- - - - - - - - - - - - - - - -

En küçük bir görüş belirtmiyordu.
Jones çiftlikten gittikten sonra daha mutlu olup olmadığı sorulduğunda, " eşekler uzun yaşar.
Hiç ölmüş bir eşek gördünüz mü hayatınızda?" demekle yetiniyor
, herkesi bu belirsiz yanıtla yetinmek zorunda bırakıyordu.

~George Orwell-Hayvan Çiftliği~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Düşünün ki varoluşun ebedi kum saati defalarca tersine , bir daha tersine çevrilip duruyor.
Her seferinde siz de, ben de, içindeki her zerrede sürekli tersine çevriliyoruz...
Zaman ezel; zaman sonsuza dek uzanıyorsa, olabilecek her şey, zaten daha önce olmuş değil midir?
Şu anda geçen her şey daha önce de aynı şekilde geçmiş değil midir?
Zamanın hep var olduğunu, sonsuza dek geriye uzandığını düşünün.
Böyle sonsuz bir zamanda, dünyayı oluşturan bütün olayların yeniden bir araya gelişleri, sonsuz kereler kendilerini yinelemeleri demek olmuyor mu?

~Friedrich Wilhelm Nietzsche
(d. 15 Ekim 1844 - ö. 25 Ağustos 1900)
Ahlâk ve değerler sisteminin kuruluşuna yönelik bir temel çerçevesinde
çağının kültür, din ve felsefe görüşlerini eleştiren nihilist Alman düşünür, filolog.~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Gidişat taktik olunca, bilgisayarların da gidişatı başlar.

~Hyatt ~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Kaptanin ustaligi, deniz durgunken anlasilir mi?.

~LUKIANOS~

- - - - - - - - - - - - - - - -

DOKUZ KİŞİNİN ALINACAĞI İŞE BİNLERCE BAŞVURU…

https://www.youtube.com/watch?v=0BVEFljrOAc

- - - - - - - - - - - - - - - -

Unutma Agzinda bal olan arinin kuyrugunda da ignesi vardir.

~Lyly~

- - - - - - -







- - - - - - -

Thich_Nhat_Hanh-Budanin_Ogretisi.epub
Pucca-Gunluk_1-Kucuk_Aptalin_Buyuk_Dunyasi.epub
Karekok_Yayinlari-YGS_5_Genel_Deneme.pdf
Alphonse_Daudet-Pazartesi_Oykuleri_I.epub
Bertrand_Russell-Dunya_Gorusum.epub
Cevat_Sakir_Kabaagacli-Turgut_Reis.epub
Damga-Resat_Nuri_Guntekin.epub
Berrin_Tas-Cehennem_Siirleri.pdf
Selim_Ileri-Mel_un_Bir_Us_Yarilamasi.epub
italyanca.pdf
Arthur_Schopenhauer-Isteme_ve_Tasarim_Olarak_Dunya.pdf
Clive_Cussler-Kiyamet_Gemisi.epub
Cile-Necip_Fazil_Kisakurek.epub
Lutfu_Ozkok-1945_Sonrasi_Isvec_Siiri_Antolojisi.pdf
Armenian_Problem_And_Int.Laws.pdf
Robinson_CRUSOE-Daniel_DEFOE.epub
May_Munist.pdf
Richard_Brautigan-Kurtaj.epub
Yesil_Anarsi.pdf
omer-hayyam-rubailer.epub
Kemal_ORUC-Padi-Sah-Mat.pdf
Burak_Buyukdemir-Kumesteki_Kartal_Neden_Ucamaz.epub
Gece_Yarisini_Iki_Gece-Stephen_King.epub
Eugene_Ionesco-GERGEDANLAR.pdf
Ilhan_Basgoz-Yunus_Emre.pdf
Graham_Grenee-Oturma_Odasi.pdf
EDEBIYATTA_ILKLER.pdf
BIREY_INCELEME.pdf
Sevan_Nisanyan-Elifin_Okuzu_ya_da_Surprizler_Kitabi.epub
Film.pdf

- - - - - - -

"> "> "> "> "> "> "> ">
- - - - - - -

OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/