Yılmaz ÖZDİL: NATO... motorsiklet görseli olabilir07-Aralık-2018 Yeniçağ Gazetesi 1959… Kasım ayıydı. Saat 20 suları. Hava kararmıştı. Ankara’da Jusmmat’ta, yani, Amerikan askeri yardım karargahında görev yapan yarbay Allen Morrison, Çankaya’daki Amerikan Kulübü’nden çıktı, alkollüydü, Kavaklıdere’de direksiyon hakimiyetini kaybetti, kaldırımda yürüyen Türk askerlerinin arasına daldı, Hamza Şahin isimli askerimiz hayatını kaybetti, dokuz askerimiz ağır şekilde yaralandı, koma halinde hastaneye kaldırılan Osman Duman isimli askerimizin bacağı kesildi. ★ Amerikan elçiliği derhal devreye girdi, yarbay Morrison’ın *“kaza sırasında görevde olduğuna dair”* resmi belge sundu. Yani? NATO sözleşmemiz gereği, Türkiye’deki Amerikalı askerler görev başındayken suç işlerse, Amerikan mahkemelerinde yargılanacaktı. ★ Müzikli-içkili gece kulübünden çıkan yarbay /*“görevde”*/ kabul edildi. Tutuksuz olarak, Amerikan askeri mahkemesinde yargılandı. ★ Savcı, yüzbaşıydı. Morrison’ın avukatı, binbaşıydı. Hakim, albaydı. Morrison’ın şahidi, generaldi. ★ Amerikan adaletinin ne karar vereceği, rütbe adaletinden belliydi. ★ Güya suçlu bulundu. 1200 dolar para cezası ödemeye mahkum edildi! Mağdur olmasın diye, altı taksitte ödemesine hükmedildi! ★ Üstelik… Amerikalı yarbay, bizim topraklarımızda bizim vatandaşımızı öldürdü ama, para cezasını Amerikan devletine ödedi iyi mi! ★ Şehit bizim. Gazi bizim. Parayı Pentagon aldı. ★ (Aslına bakarsanız, bu para cezası, alkollü yarbay’ın Amerikan malına, ordu malı otomobile verdiği zararın tazminiydi.) ★ Türkiye‘nin NATO’da sergilediği milli duruş, maalesef buydu. ★ Mevzubahis ABD'yse, gerisi teferruattı! ★ Tam bir ay sonra… Eisenhower geldi. Türkiye Cumhuriyeti’ne resmi ziyaret yapan ilk ABD başkanıydı. ★ İsmet İnönü’yü hiç sevmezdi. İkinci Dünya Savaşı’na girmediğimiz için, “Türklerin bağımsız hareket etmesine tahammül edemiyorum” diyememiş, “Türk ordusunu Almanlara karşı seyretmek isterdim” demişti! ★ Adnan Menderes’i Celal Bayar’ı pek severdi. İktidara geldikten hemen bir ay sonra Türk ordusunu ABD'nin emrine verip, bizimle hiç alakası olmayan Kore’ye savaşa göndermelerini pek takdir etmişti. İncirlik’i tahsis etmelerini, Türk topraklarına Amerikan nükleer füze rampaları, radar istasyonları kurmalarını pek beğenmişti. ★ Türkiye‘yi ABD’nin kucağına oturtan Demokrat Parti’ye teşekkür mahiyetinde ziyarete gelmişti. ★ Haysiyetsiz basınımız o zamanlar da haysiyetsizdi. Eisenhower’ın dünyada en çok Türkiye’ye önem verdiğini, sadece Türkiye’ye geldiğini yazdılar. Halbuki, İtalya, Fransa, İspanya, Yunanistan, Fas, Tunus, İran, Pakistan,Hindistan, Afganistan turuna çıkmıştı, 11 ülke geziyordu. Geçerken Türkiye’ye de uğrayacak, sadece bir gece kalacaktı. ★ Yalaka basınımız o zamanlar da yalakaydı. Şöyle manşetler attılar… “/*Başkanın şeref dolu hayatı”*/ “/*Sulhsever lider Eisenhower”*/ “/*Hür dünyanın başkanı”*/ “/*Evine hoşgeldin başkan”*/ “/*Çalışkan başkan Eisenhower”*/ “/*Başkanla mühim işler konuşulacak”*/ “/*İşte başkanın uçan sarayı”*/ “/*Makam uçağı Boeing 707, başkan Eisenhower’ı güneş hızıyla getirecek”*/ “/*Yüzbinler coşkuyla karşılayacak”*/ “/*Muazzam tezahüratla karşılanacak”*/ Utanmaz basınımız kelimesi kelimesine bunları yazdı. ★ Ankara ve İstanbul radyoları adım adım, naklen yayınladı. ★ Ankara’nın bulvarlarına, kavşaklarına zafer takları kuruldu. Bu zafer taklarına /*“we like Ike”*/ sloganı yazıldı. ★ Eisenhower’ın lakabı Ike’ydı. “/*I like Ike”*/ sloganı, Eisenhower’ın seçim sloganıydı. Yani… Başkent Ankara’nın her yerine bu slogan asılarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin de Eisenhower’ın seçmeni olduğu ilan ediliyordu! ★ Ayrıca, bu zafer taklarına gene İngilizce /*“daima eleleyiz Ike, Türkler senin hakiki dostlarındır Ike”*/ sloganları yazıldı. ★ Memur maaşı 300 lirayken, sırf Kızılay Meydanı’na kurulan tak 35 bin liraya mal olmuştu. ★ Elektrik direklerine Amerikan bayrakları çekildi. Ankara belediyesi, sırf bayraklar için 100 bin lira harcadı. Yol kenarlarına ilkokul öğrencileri sıralandı, hepsinin eline kağıttan Amerikan bayrakları tutuşturuldu. ★ Eisenhower’ın 60 metrekarelik tuval üzerine devasa boy yağlı boya portresi yaptırıldı, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin binasına asıldı. ★ Eisenhower’ın geçeceği güzergaha, bir değil, iki değil, 12 askeri bando yerleştirildi. Erzurum, Trabzon, Aydın, Silifke, Balıkesir, Gaziantep, Kars ve Bursa’dan gelen halk oyunları ekipleri, güzergah boyunca oynadı. ★ Ankara İstanbul Konya Erzurum ABD Başkanı’nı fahri hemşehri ilan etti. ★ Türkiye Muharip Gaziler Derneği, ABD başkanını /*“fahri üye”*/ yaptı. ★ Ankara Üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi, siyasi ilimler dalında fahri doktora verdi. Fahri doktora beratının yazılacağı kağıt, Japonya’dan özel olarak getirilmişti! Eisenhower’ın giyeceği fahri doktora cübbesinin atkısı, Ankara kız teknik öğretim okulu öğrencileri tarafından özel olarak örüldü. ★ ABD başkanının heyetinde, oğlu, John Eisenhower da vardı. Binbaşıydı. Kendisine, ODTÜ mütevelli heyeti başkanlığı teklif edildi! Neyse ki, efendi adamdı… /*“Amma iğrenç insanlarsınız birader”*/ demedi, kibarca /*“kabul edebilmek için yeterli donanımım yok”*/ dedi. ★ ABD başkanının heyetinde, gelini de vardı. ABD başkanının gelinine, Ankara Çocuk Sağlığı Derneği’nin şeref üyeliği takdim edildi. ★ ABD başkanı, Esenboğa’ya indi. Siyah bir otomobile bindirildi, kortej eşliğinde, motorlu polislerin eskortluğunda şehre getirildi. ★ Tam şehrin girişinde, kortej durdu. ABD başkanı siyah otomobilden indirildi, yol kenarlarında bekleyen Türk halkını selamlaması için üstü açık otomobile bindirildi. ★ O otomobil, Lincoln’dü. K serisi, cabriolet’ydi. Siyahtı. Tavanı bez’di. Arkaya toplanıp, açılıyordu. Sadece 45 adet üretilmişti. 12 silindirdi. Üç ileri, manuel vitesti. Dört kapılıydı. Koltukları deri, kahverengiydi. Sağ ön koltuğu katlanırdı. 1934 modeldi. ★ Eisenhower bu tören otomobiline bindi, fotoğrafta görüldüğü üzere, şapkasını sağ eline aldı, kollarını kupa kazanmış futbolcular gibi havaya kaldırdı, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde, alkışlana alkışlana, ayakta tur attı. Misafir devlet adamından ziyade, şehri fethetmiş muzaffer bir komutan edasındaydı. ★ O otomobil… Atatürk’ün otomobiliydi! ★ 23 Nisan, 29 Ekim gibi özel günlerde Atatürk’ün halkı selamlaması için, 1934 yılında, maliye bakanlığı tarafından satın alınmıştı. Rahmetli olana kadar, sadece Atatürk tarafından kullanılmıştı. Manevi değeri nedeniyle, 1938’ten sonra İsmet İnönü tarafından kullanılmamıştı. Atatürk’ün naaşı 1953’te Anıtkabir’e defnedilmiş, bu otomobil de 1958’de yine maliye bakanlığı tarafından Anıtkabir’e devredilmişti. Ordu donatım tamir fabrikasında onarımı ve bakımı yapılmıştı, müze olarak sergilenmesi için Anıtkabir’de duruyordu. ★ İşte bu otomobil… 1959’da Anıtkabir’den çıkarıldı. Türk halkını selamlaması için Eisenhower’ın altına verildi. Sonra işi bitince tekrar Anıtkabir’e gönderildi. ★ Sembol otomobille… Sembolik mesajdı. ★ Türk halkı, cumhuriyet tarihi boyunca o otomobilin üzerinde sadece Mustafa Kemal Atatürk’ü ve ABD başkanını gördü! [Yılmaz ÖZDİL, 07-Aralık-2018 Yeniçağ Gazetesi] Ve bugün Ankara’da değişen bir şey yok. /*"NATO mermer, NATO kafa"*/ *HER DEVİRDE NAMUSSUZ SEREFSİZ KAHEPE DÖLÜ VATAN HAİNLERİ VARDIR* - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc
Benim zaman içerisinde guruplarda yayınlamış olduğum epostalardan bir demet bulacaksınız
21 Temmuz 2026 Salı
Murat Bardakcı: Osmanlıyı Atatürk yıktı öyle mi
**Murat Bardakcı: Osmanlıyı Atatürk yıktı öyle mi** Lübnan da 1840’lardan itibaren vergi tahsili yüzünden olaylar çıktı ve 1858-ile-1860 yılları arasında meydana gelen Dürzi-Maruni mücadelesi sırasında binlerce kişi hayatını kaybetti. Derken olaylar Şam’a da sıçradı ve oralarda da çok sayıda kişi hayatından oldu. Lübnan’da toplumlar arasında kalıcı bir barış tesis etmenin sadece güç kullanarak mümkün olabileceğine inanan İstanbul, Tanzimat döneminin meşhur devlet adamlarından olan zamanın Hariciye Nazırı yani Dışişleri Bakanı Keçecizáde Fuad Paşa’yı tam yetkiyle bölgeye gönderdi. Paşa, Avrupa’nın Lübnan’da olup bitenlere karışmak üzere olduğunun farkındaydı ve müdahaleyi önleyebilmek için gayet sert tedbirlere başvurdu. Müslümanlar’ın zarar gören Hristiyanlar’a toplam 75 milyon kuruş tazminat ödemesini sağladı ve olaylara katılanları iki ayrı askeri mahkemeye sevketti. Mahkemeler, sadece birkaç gün devam eden yargılamadan sonra 185 kişinin idamına karar verdiler. Ama kararda bir tuhaflık vardı, zira idama mahkûm olanların başında Şam Valisi Maraşal Ahmed Paşa geliyordu. Ahmed Paşa, kararın açıklanmasından sonra/*"Devletin dertleri benimle sona erecekse, kanım helál olsun"*/ diyecek, kendisini kurşuna dizecek olan idam mangasına da ateş emrini bizzat verecekti. İşte biz, Lübnan’da huzuru sağlayabilmek maksadıyla kendi maraşalimizi bile idam etmekten çekinmemiştik. Avrupa’nın zengin bir memleket olan Lübnan’da hákimiyet kurabilmek maksadıyla günümüze kadar devam eden müdahaleleri de tam o dönemde başladı. İngiltere Dürziler’i, Fransa ise başta Maruniler olmak üzere diğer Hristiyan grupları/*"himaye"*/ bahanesiyle seneler öncesinden zaten siláhlandırmıştı ve Bábıáli’ye/*"Lübnan’a ortak müdahale"*/ teklif ettiler. Türkiye, o yılların/*"hasta adamı"*/ idi, talepleri kabulden başka zaten çaresi yoktu ve 5 Eylül 1860’ta Paris’te imzaladığımız bir protokolle Lübnan’a/*"Avrupa askeri gücü"*/ gönderilmesini kabul ettik! Birkaç hafta sonra, beş İngiliz, beş Fransız, iki Rus ve bir de Avusturya savaş gemisi Lübnan sahillerindeydi. İşin tuhaf tarafı, Paris Protokolü’ne taraf olmayan İspanya ile Yunanistan’ın da yağmadan pay kapmaya çalışmaları ve/*"insani yardım"*/ bahanesiyle Lübnan’a savaş gemilerini göndermeleriydi. Babıáli ise, Fuad Paşa’nın olayları yatıştırmış olmasına rağmen Paris’in bitmeyen baskılara dayanamadı ve Fransa/*"barışı sağlama"*/ bahanesiyle 1860 Eylül’ünde Beyrut’a 6 bin asker çıkarttı. Bu, batılı devletlerin Lübnan’a yaptıkları askeri müdahaleler tarihinin başlangıcıydı. Avrupa bu kadarla da yetinmedi ve Lübnan’a bir de/*"siyasi komisyon"*/ gönderdi ve komisyon, Bábıáli’ye birkaç ay sonra raporla ültimatom arasında bir belge verip Lübnan’ın yönetim, hukuk ve ekonomik bakımlardan özerk olmasını istedi. Biz yine çaresizdik ve 1861’in 9 Haziran’ında imzaladığımız ve tarihlere/*"Beyoğlu Protokolü"*/ adıyla geçen belge ile, Lübnan’da káğıt üzerinde bize bağlı ama içişlerinde tamamen serbest bir yönetim kurulmasını kabul ettik. Lübnan’ı artık Hristiyan bir/*"mutasarrıf"*/ yani valiyle kaymakam arasındaki bir yönetici idare edecek, bu mutasarrıf Lübnanlı olmayacak, tayini Avrupa’nın kabulünden sonra geçerli sayılacak ve Avrupa’nın himayesi altında bulunacak ve bölge herşeyiyle özerk olacaktı. *ÇOK ACI HATIRALAR* Suriye ile Lübnan’ın Birinci Dünya Savaşı sonrasında Fransız hákimiyetine girmesinin temeli, işte bu Beyoğlu Protokolü’dür. Lübnan, Birinci Dünya Savaşı’na kadar bu şekilde idare edildi ve Avrupa en ufak bir bahaneyi bile bölgeye müdahale vasıtası olarak kullandı. Biz, Beyoğlu Protokolü’nü ancak Birinci Dünya Savaşı’na girmemizden bir yıl sonra, 11-Temmuz-1915’te iptal ettik ve Lübnan’a 1861 öncesinde olduğu gibi yine Müslüman idareciler gönderdik - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc
Suat Çağlayan: Uganda’ya bakıp utanmak varmış
Suat Çağlayan: Uganda’ya bakıp utanmak varmış
19-07-2026
Uganda Afrika’da. Cumhurbaşkanı Yoweri Museveni, tam 40 yıldır iktidarda.
Türkiye, bir Batı(!) ülkesi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tam 25 yıldır iktidarda.
İki ülke birbirine çok benziyor: Sandıklar kuruluyor, muhalefet partileri var, seçimler yapılıyor, adliye sarayları var. Ama iki ülkede de demokrasi yok!
Freedom House adlı uluslararası kuruluş, ülkeleri siyasal haklar ve sivil özgürlükler açısından değerlendirir ve 100 üzerinden puan verir. Bu puanlamaya göre:
Uganda’nın puanı 33, Türkiye’nin 32.
TANKSIZ DİKTATÖRLÜK
Çünkü artık diktatörlükler eskisi gibi kurulmuyor. Tanklar sokağa çıkmıyor, parlamento kapatılmıyor, sandık kaldırılmıyor. Yeni otoriter sistemi, bir futbol maçı üzerinden anlatalım:
İktidar, futbol sahasının kendi tarafını çamur yapıyor, karşı tarafın sahasını ise çim. (Durun sevinmeyin, kötülüğünden yapıyor)
Hakemi, gözlemciyi, topu kendi seçiyor, muhalefetin üç oyuncusunu ise maçtan önce gözaltına alıyor, karşı takım lehine tezahüratı yasaklıyor.
Sonra da: “Haydi bakalım, demokratik bir maç yapın” diyor.
Bakınız, Uganda’da Museweni neler yapıyor?
1. Kamu kaynaklarını, makamları, ihaleleri ve ayrıcalıkları kendilerine bağlı kişi ve gruplara dağıtarak; kendisine bağımlılığı kamu olanaklarıyla satın alıyor.
2. Yıldırma politikaları ile muhalif liderleri, gazeteleri, sivil toplum kuruluşlarını susturuyor. Elindeki yargı aparatı ile muhalif liderlere uydurma suçlamalar yaparak onları seçimlere sokmuyor.
3. Kendisine biat etmeyen iş adamlarını mali incelemeler başlatarak tutuklatıyor, şirketlerine el koyuyor.
4. Yine de, ne olur ne olmaz, diye seçim sırasında; kolluk kuvvetlerini, yandaş medyayı ve her türlü dijital hileleri yaparak seçim sonuçlarını manipüle ediyor.
HIRSIZ EVE GİRMİŞ, BİZ HALA
Dünya Türkiye’nin nerede olduğunu somut olarak belirlemiş: “Siz artık Uganda’nın bile gerisindesiniz” demiş.
Biz hala, “Türkiye otoriterleşiyor mu?” diye soruyoruz.
Hırsız evin salonuna yerleşmiş, televizyonun kumandası elinde. Biz hala; “Acaba evimize hırsız girer mi” korkusunu duyuyoruz.
Otoriterliğin en büyük başarısı hapishanelerin dolmasından önce insanların korkudan susmasıdır.
Şu ülkeye bakın!
Bir siyasi hareket 2002’den beri ülkeyi yönetiyor.
Bir çocuk doğdu, yürüdü, okula başladı, üniversiteye girdi, askere gitti, evlendi, çocuğu oldu.
Ve ülkenin başında hâlâ, giderek daha da yozlaşan aynı siyasi irade var.
Ve düşünebiliyor musunuz, 2002’de doğan çocuk sadece Museweni’yi görüyor:
“Vay beee. Adam kırk yıldır gitmemiş!” diyor.
https://dokuzeylul.com/uganyaya-bakip-utanmak-varmis
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
AKP'nin AB makyajı döküldü, DGM'ler kılık değiştirdi: Nedir bu kurulacak 'Terör Suçları Soruşturma Büroları'?
*AKP'nin AB makyajı döküldü, DGM'ler kılık değiştirdi: Nedir bu kurulacak 'Terör Suçları Soruşturma Büroları'? * 2004 yılında AB uyum süreci gerekçesiyle vitrinden kaldırılan Devlet Güvenlik Mahkemeleri, 175 ayrı başsavcılık bünyesinde kurulacak/*"Terör Suçları Soruşturma Büroları"*/ ile fiilen geri dönüyor. soL'a konuşan eski YARSAV Başkanı Eminağaoğlu’na göre yeni yapı,/*"terörle"*/ mücadeleden ziyade hak ve özgürlükleri kısıtlayacak yeni bir kurumsal kılıf. Yalçın Cuğ <https://haber.sol.org.tr/muhabirler/yalcin-cug> 21-07-2026, 15:10 Adalet Bakanı Akın Gürlek’in talimatıyla 175 ağır ceza mahkemesi başsavcılığına/*"Terör Suçları Soruşturma Bürosu"*/ konulu bir yazı gönderildi. Gönderilen yazıya göre il Cumhuriyet başsavcılıkları nezdinde müstakil/*"Terör Suçları Soruşturma Büroları"*/ kurulacak. Büroların görev tanımında ise/*"terör"*/ dışındaki suçlara yer verilmeyecek. Ayrıca söz konusu bürolarda görevlendirilecek Cumhuriyet savcıları, yalnızca/*"terör"*/ suçlarıyla ilgilenecek. Bunun haricinde nöbet, duruşma savcılığı veya başka herhangi bir işte görevlendirilmeyecek. Artık/*"terör"*/ suçlarına ilişkin iş ve işlemler yalnızca il Cumhuriyet başsavcılıkları bünyesindeki Terör Suçları Soruşturma Bürolarınca yürütülecek. Peki, bu kararla ne amaçlanıyor? AKP iktidarının sürekli hale gelen operasyon dalgaları göz önüne alındığında bu adım ne anlama geliyor? Terör Suçları Soruşturma Bürolarının olası tehditleri neler? Eski Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, kurulması kararlaştırılan Terör Suçları Soruşturma Bürolarını soL'a değerlendirdi. *'Kaldırılan DGM'ler artık fiilen her ilde'* Eminağaoğlu, Terör Suçları Soruşturma Büroları için biçilen görevin daha öncesinde Devlet Güvenlik Mahkemelerince (DGM) yürütüldüğünü belirtti. Peki, DGM'ler geçmişte nasıl bir rol üstlenmişti? 12 Mart Darbesi‘nin ardından gelen sıkıyönetim tarafından önü açılan DGM’ler, 1961 Anayasası’na 1973 yılında eklenen bir maddeyle kuruldu. Askeri üyeler ve hükümet tarafından belirlenen hakimlerden oluşan bu mahkemeler, olağanüstü yetkilerle donatıldı. İşçi sınıfının verdiği mücadeleler sonucu rafa kalktı ama 12 Eylül Darbesi‘yle yeniden gündeme geldi. 1984 yılında çeşitli bölgelerde faaliyete geçen DGM’ler, gazeteci ve soL yazarı Orhan Gökdemir’in deyimiyle <https://haber.sol.org.tr/yazarlar/orhan-gokdemir/duzenin-butun-mahkemeleri-396959> 20 yıl boyunca sınıfa ve sola karşı devletin kılıcını salladı. Sınıfın temsilcilerini işkence tezgahlarına çekti, hapislere kapattı. Avrupa Birliği‘ne uyum süreci kapsamında AKP’nin 2004 yılında konuyla ilgili verdiği Anayasa değişikliği teklifinin, TBMM tarafından kabul edilmesiyle DGM’ler yürürlükten kalktı. Kapatılan DGM'lerin yerine özel görevli mahkemelerin ve onlara bağlı savcılıkların kurulduğunu hatırlatan Eminağaoğlu, onların da kaldırılmasının ardından Hakimler ve Savcılar Kurulu‘nun (HSK) aynı görevi yapmak üzere başsavcılıklarda birimler kurdurduğunu belirtti. Eminağaoğlu bu karara dair/*"Daha önce bölge bazında görev yapan DGM’ler artık her ilde görev yapar hale getirildi bir nevi"*/ değerlendirmesinde bulundu. Eminağaoğlu’na göre HSK kararıyla daha kurumsal hale getirilen mahkemelerin ardından, Akın Gürlek’in kurulmasına yönelik talimat verdiği/*"Terör Suçları Soruşturma Bürosu"*/ ile kurumsallaşma sırası başsavcılıklara geldi. Eminağaoğlu,/*"Başsavcılıklar, Türkiye’nin her bölgesinde terörle mücadele adı altında hak ve özgürlüklerin koruyucusu değil, adeta kısıtlayıcısı konumuna sürükleniyor"*/ yorumunu yaptı. Adli soruşturmalar denilince artık akıllara/*"terör soruşturmalarının"*/ geldiğini,/*"terör"*/ ve/*"terör örgütü üyeliğinin"*/ yaftalama aracına dönüştüğünü belirten Eminağaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: Dikkat, neyin önemli olduğunu kavradığımızda ortaya koyduğumuz bir refleks. Bugün yaygın medya sürekli bir bombardıman halinde, mütemadiyen dikkatimizi dağıtıyor. soL Haber’in amacı, tam zıttı. Hayatımızı değiştirebilmek, dolayısıyla hayatı gerçekten kavrayabilmek için esas önemli olana bakıyoruz. /*"Böyle olunca bu adımı terörle mücadele değil de terör adı altında her alana el uzatacak nitelikte bir yapılanma olarak görmek gerekiyor. Şu ana kadar ki uygulamalara baktığımızda böyle yürütüldü ve daha da kurumsal hale getiriliyor."*/ Eminağaoğlu‘na göre bu adımın özü, her ne kadar yürürlükten kaldırılmış olsa da adı konulmamış DGM’lerin fiilen her ilde yaratılması. https://haber.sol.org.tr/haber/akpnin-ab-makyaji-dokuldu-dgmler-kilik-degistirdi-nedir-bu-kurulacak-teror-suclari-sorusturma - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc
1500’lü yıllarda oluşturulan vergi listesine uyarınca Kerkük’ün nüfusu
1500’lü yıllarda oluşturulan vergi listesine uyarınca Kerkük’ün nüfusu - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc
Orta Amerika ülkesi Nikaragua’nın 80 yaşındaki Devlet Başkanı Daniel Ortega, ‘muhalefet iktidarı ele geçirmesin diye’ ülkede artık SEÇİM YAPILMAYACAĞINI söyledi.
Orta Amerika ülkesi Nikaragua’nın 80 yaşındaki Devlet Başkanı Daniel Ortega,/*‘muhalefet iktidarı ele geçirmesin diye’ */ülkede artık *SEÇİM* *YAPILMAYACAĞINI* söyledi. Daniel Ortega: — Muhalifleri/*"vatan haini"*/ olarak nitelendiriyor. — Ülkeyi, aynı zamanda eşi olan ve/*"eş başkan"*/ ilan edilen Rosario Murillo ile yönetiyor. — Cumhurbaşkanlığı görev süresini uzattı. — Muhalif liderlerin neredeyse tamamını hapse attı veya sürgüne gönderdi. — 2023 yılında güzellik yarışmasında 1. seçilen kadının daha önce kendisini protesto ettiği ortaya çıkınca/*"güzellik yarışması yoluyla darbe planlamakla"*/ suçlandı ve ülkeye girişi yasaklandı. — Son yıllarda yüzlerce siyasi mahkumu, gazeteciyi ve aktivisti uçaklara bindirip *ABD* veya Guatemala’ya sınır dışı etti. Bununla da kalmayıp, bu kişilerin Nikaragua vatandaşlığını iptal etti ve ülkedeki tüm mal varlıklarına el koydu. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc
20 Temmuz 2026 Pazartesi
Batı basını: İsrail ABD'lilere milyonlarca dolarlık etki kampanyası yürütüyor, telefonlara SMS'ler gidiyor
Batı basını: İsrail ABD'lilere milyonlarca dolarlık etki kampanyası yürütüyor, telefonlara SMS'ler gidiyor - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc
Dr.Nusret Fişek bakın ne diyor?
Dr.Nusret Fişek bakın ne diyor? /*TTB eski başkanı*/ /*"Hani hep deniyor ya ‘Savaş zamanı ne olacak. Harp cerrahı lazım’ diye. GATA’da sadece 5 tane harp cerrahı var. İki tane de askeri psikiyatr bulunuyor. Onların da Diyarbakır’ı falan gördükleri yok."*/ Bu satırlar bir zamanların sağlık bakanı olan, GATA ve asker hastanelerinin kapatılması adımını atan Recep Akdağ’a ait. Hani/*"kaşınırlarsa anlatırım"*/ demişti ya, o konuşmadan alıntıladım. Şimdi ne yapıyor bilmiyorum; belki de kaşınıyordur. Miğfer ve Stetoskop... Dr.Engin Balcı’nın paylaştığı bu fotoğrafı görünce aklıma geldi bu açıklama. Savaş ve hekim, ilk bakışta yan yana gelmesi işin doğasına aykırı iki kavram; çelişki. Oluyor böyle şeyler; zaten hayat çelişkilerle dolu değil mi? Gerçek olan hekimin ihtiyaç duyulan her yerde olması gerekliliğidir. /*Savaş politik bir konu olduğu kadar, sağlıkla ilgili bir konudur. Ortadan kaldırılan insan ve onun yaşam koşulları olduğuna göre savaş sağlık ve sağlık çalışanlarının doğrudan ilgi alanına girmektedir. Amacı insanların acılarını dindirmek ve yaşamalarına yardımcı olmak isteyenler için savaştan korkunç başka bir şey yoktur. Öz olarak; savaş bir halk sağlığı sorunudur.”*/ Bugün Kıbrıs Barış Harekatı’nın yıl dönümü. Tüm şehitlerimize rahmet ve gazilerimize sağlık dileklerimle... - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc
SÖMÜRGECİLERDEN MERHAMET BEKLEMEK: VAHDETTİN’İN MİLLETİ PASİFLİĞE ÇAĞIRAN TESLİMİYET VESİKASI
*SÖMÜRGECİLERDEN MERHAMET BEKLEMEK: VAHDETTİN’İN MİLLETİ PASİFLİĞE ÇAĞIRAN TESLİMİYET VESİKASI * Görsellerde yer alan bu önemli belge, Türk Tarihi açısından son derece kritik bir dönemece ait resmi bir devlet belgesidir. Erzurum ve Sivas Kongrelerini takiben Heyet-i Temsiliye’nin İstanbul Hükümeti ile haberleşmeyi kesmesinden sonra 20-Eylül-1919’da Padişah tarafından millete yayınlanan beyannameye aittir. Bu konu hakkında Atatürk’ün Nutuk’unun 94-96. sayfalarında açıklama vardır. Belge, Sivas Kongresi’nin (4-11-Eylül-1919) hemen ardından kaleme alınmıştır. Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki Heyet-i Temsiliye, Damat Ferit Paşa hükümetinin yıkıcı faaliyetlerine tepki olarak İstanbul ile tüm telgraf ve resmi haberleşmeyi kesmiştir. Bu durum İstanbul Hükümeti ve Saray üzerinde büyük bir baskı oluşturmuştur. Vahideddin bu beyannamede, Anadolu’da yükselen Kuva-yı Milliye ve kongre hareketlerini doğrudan sert bir dille suçlamak yerine, halkın/*"İzmir’in işgali karşısındaki haklı üzüntüsünü"*/ anladığını belirterek empati yapmaya çalışmaktadır. Ancak asıl amaç, Anadolu’nun İstanbul’dan bağımsız hareket etmesini engellemek ve otoriteyi yeniden Saray’da toplamaktır. Metinde sıkça/*"Avrupa kamuoyu"*/,/*"Büyük Devletlerin adalet duygusu"*/ ve/*"barış konferansı"*/ vurgulanmaktadır. Saray, Anadolu’daki silahlı ve diplomatik direnişin Batılı devletleri kızdıracağını ve barış masasında Osmanlı’nın aleyhine sonuç doğuracağını iddia ederek direnişi/*"asayişi bozan hareketler"*/ olarak nitelendirmektedir. *BELGENİN GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ* Belge No: 221 Genelkurmay Başkanlığı Şube No: 5534 Padişah Buyruğu (Beyanname-i Hümayun) Bugünlerde Anadolu’da ortaya çıkan durumların ve hareketlerin safhaları, bölgelerden gelen telgraflardan öğrenilmiştir. Bu durum, maalesef İzmir’in işgali ve onu takip eden acı olayların Anadolu Doğu Vilayetleri kaderi hakkında yayılan söylentilerin halkın düşüncelerinde meydana getirdiği üzüntünün sonucudur. Adı geçen olaylar ve söylentilerden dolayı bütün halkımızla beraber kalbimizde ortaya çıkan pek derin üzüntü ile devlet ve milletin haklarını koruma hususunda üzerimize düşen gayreti göstermek hepimiz için pek doğal ise de; şu önemli anda hükümet ve millete düşen görev, makul siyasi girişimlerde bulunmak ve genel bir dayanışma ile haklarımızı korumaya çalışmaktan ibarettir. Hükümetimizin takip ettiği siyaset sonucunda İzmir faciaları, Avrupa devletlerinin ve medeni milletlerin dikkatini ve sevgisini çekmiş; bölgeye özel bir kurul gönderilerek tarafsız bir incelemeye başlanmasıyla medeniyet hakkımızın ortaya çıkmakta bulunduğu ve Doğu Anadolu Vilayetlerine dair olan söylenti ve propagandalara karşı da hükümetçe her türlü girişimden geri kalınmayıp zaten milli birliğimizi bozacak hiçbir karar ve tedbir olmadığı halde; memleket içinde asayiş ve düzeni bozacak, hükümetin nüfuzunu zedeleyecek her türlü harekete kalkışmak ve millet fertleri arasında ayrılık ve nifak doğmasına yol açacak her türlü girişime kalkışmak devletimizin temel çıkarları ve hayatiyetiyle bağdaştırılabilir değildir. Bazı kimseler tarafından memleketin gerçek durumunun değiştirilerek, güya halk ile hükümet arasında bir muhalefet varmış gibi gösterilmesi hakkımızda Avrupa kamuoyunun yanıltılmasına, memleket çıkarlarının tamamen baltalanmasına sebep olabileceği gibi; her bakımdan üzüntü verici olan bu durum, kanuni şartlar dairesinde bir an önce yapılmasını arzu ettiğimiz seçimleri de geciktirerek barışın bir an önce gerçekleştirilmesini beklediğimiz bir sırada, toplanması kaçınılmaz olan Meclis-i Mebusan’ın (Millet Meclisi) toplanmasını geciktirecek ve bu yüzden hükümetin zorluklarını artıracaktır. Bugün bütün milletimden beklentim; durumun ve konumun hassasiyetini takdir ederek sükunet ve ölçülülüğü korumaları, kanun hükümlerine ve hükümetin emirlerine tamamen uymaları suretiyle memleketin düzenini bozacak hareketlerden kaçınmaları ve bu sayede yakında barış görüşmelerine davet edilecek Osmanlı Delegeleri Konferansı karşısında milletçe uyum içinde olarak varlığımızı kanıtlayabilmeleridir. Altı buçuk asırdan beri Avrupa dengesinde önemli bir unsur olan Osmanlı Devleti’nin birlik ve bütünlüğünü, mevki ve haysiyetini güvence altına alacak bir barışa yakında kavuşmamızı yüce Allah’ın lütuflarından ümit etmekteyim. Büyük Devletlerin adalet duygularının ve gerçeğe gittikçe nüfuz etmekte olan Avrupa ve Amerika genel kamuoyunun sağduyusunun bu ümidimizi güçlendirmektedir. Hükümetin her türlü iç zorluklardan uzak kalarak güçlendirilmesi ve memleketimizin her tarafında kanun hükümlerine harfiyen uyulmasıyla halkımızın, haklarımızın korunması konusundaki bu padişah buyruğumuzu tamamen hareket rehberi edineceğine eminim. Bu düşünce ve temiz emellerimizin memleketimizin her tarafına duyurularak yayılmasıyla, sadakat ve bağlılıklarından emin olduğum bütün milletimin bilgisine sunulmasını irade ederim. 24-Zilhicce-1337 - 20-Eylül-1335 (20-Eylül-1919) Mehmet Vahideddin 22-9-1335 Birinci Kolordu-yu Hümayun Komutanlığına Sadaret Makamınca (Başbakanlık) vilayetlere ve bağımsız livalara duyurulmak üzere tebliğ olunan Padişah Beyannamesi’nin sureti yukarıda çıkarılmıştır. Doğru harekete uymayı emreden bu şahane iradeye uymanın kurtuluşumuza vesile olacağı şüphesiz bulunmakla, işbu Hilafet makamının iradesinin Ordu-yu Hümayun mensuplarının en küçük ferdine kadar önemle tebliğ edilmesini rica ederim. Kolordularla Harbiye Nezareti (Savaş Bakanlığı) ve daireleri ile müfettişliklerine genelge olarak gönderilmiştir. Padişahın Başyaveri ve Harbiye Nazırı Süleyman Şefik 6338 Şube 1 *24/9/35* Üç Fırkaya ve Çatalca’ya aynen tebliğ edilmiştir. *BELGENİN TARİHİ ÖNEMİ * Tarihsel perspektiften bakıldığında bu durum, Milli Mücadele’yi yürüten kadro ile İstanbul’daki yönetim arasındaki en büyük zihniyet ve strateji kırılmasını gözler önüne sermektedir. İtilaf Devletleri’nin (özellikle İngiltere ve Fransa) Osmanlı topraklarını paylaşma planları (Sykes-Picot, Londra Antlaşması vb.) savaş sürerken çoktan gizli anlaşmalarla imza altına alınmıştı. Dolayısıyla bu güçlerden/*"adalet"*/ temelinde bir yaklaşım beklemek, rasyonel bir dış politika analiziyle bağdaşmıyordu. İstanbul Hükümeti ve Sultan Vahdeddin, devletin kurtuluşunu askeri bir direnişte değil, diplomatik bir uzlaşmada görüyordu. Onların gözünde, zaten çökmüş ve orduları dağıtılmış bir imparatorluğun Batı dünyasına karşı silahlı bir direnişe girişmesi, devleti tamamen haritadan silecek bir/*"intihar"*/ girişimiydi. Bu yüzden, Wilson İlkeleri’nin Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerin egemenliğini garanti eden maddelerine sığınarak, diplomatik masada ne koparılabilirse kâr sayıyorlardı. Anadolu’daki kadro (Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları) milletin azim ve kararlılığına, yani topyekûn bir halk direnişine güvenirken; Saray, askeri ve ekonomik gücü elinde bulunduran/*"Büyük Devletler"*/ ile iyi geçinmeyi tek gerçekçi yol olarak kabul ediyordu. Padişahın beyannamesinde geçen/*"Büyük Devletlerin adalet duygularının ve Avrupa-Amerika genel kamuoyunun sağduyusunun bu ümidimizi güçlendirdiği"*/ ifadesi, dönemin Amerikan mandası veya İngiliz muhipliği gibi teslimiyetçi fikirlerinin Saray nezdindeki yansımasıydı. Bu/*"adalet beklentisinin"*/ ve pasif diplomatik stratejinin ne kadar büyük bir yanılgı olduğu, yaklaşık bir yıl sonra önüne konulan Sevr Antlaşması (Ağustos 1920) ile acı bir şekilde tescillendi. İtilaf Devletleri, Osmanlı’ya hiçbir adalet ya da insaf payı bırakmamış; başkenti İstanbul’u dahi şartlı olarak bırakan, ülkeyi tamamen sömürge haline getiren bir metni imzalatmışlardır. Özetle; İstanbul yönetimi, çökmekte olan 650 yıllık devleti/*"Büyük Devletleri ürkütmeyerek"*/ masada tutmaya çalışırken; Anadolu, hakkın ve adaletin ancak askeri bir zaferle sahada kazanılabileceğini görmüştü. Tarih, adaleti Batı’dan bekleyenlerin değil, onu kendi gücüyle söke söke alan Milli Mücadele kadrosunun haklı olduğunu kanıtlamıştır. *KAYNAK * T.C. Milli Savunma Baknalığı Arşiv ve Askeri Tarih Daire Başkanlığı Askeri Tarih Belgeleri Dergisi Aralık 1954 (Sayı:10) Türk İstiklal Harbi’ne Ait Belgeler Tarih Gelecektir. M.K. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc
Dersim, Erzincan, Sivas, Elazığ, Bingöl ve Malatya’dan toplam 20.072 silah ele geçirilmiştir.
Atatürk döneminde gerçekleştirilen Dersim Harekâtı sırasında, bölgedeki isyancılardan silahlar toplanmış ve her biri kayıt altına alınmıştır.
Bazı aşiretler silahlarını teslim etmemek için çevre illere kaçırmaya çalışsa da devlet bu silahları da tespit ederek toplamıştır.
Dersim, Erzincan, Sivas, Elazığ, Bingöl ve Malatya’dan toplam 20.072 silah ele geçirilmiştir.
Silahlarıyla birlikte teslim olan kişiler adli mercilere sevk edilmiş, haklarında gerekli incelemeler yapılmıştır.
İsyana zorla katıldığı anlaşılan ve herhangi bir suça karışmadığı belirlenenler ise serbest bırakılmıştır.

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
- - - - - - - - - - - - - - - -
SENİ ARIYORUM.
Birini arıyorum
Boşlukta tutunacak bir dal.
Girdapta umutlandıracak bir düşünce
Aşkta doruklara çıkaracak bir kalp
Birini özlüyorum
Biraz olsun duygularımı anlayacak
Kendisini yalnız benimle paylaşacak
Ve pusulu düşüncelerimden beni sıyıracak
Birini istiyorum
Benim sevgilim diye biyebileceğim
Yanımdayken bile özlem duyabileceğim
Ve herşeyimle onun olabilecegim.
Birini bekliyorum
Ama cok özel birini
Ama çok güzel birini
Ama ,fikir .ama kalp olarak
Beni seven birini bekliyorum
~Okan İLYAN~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Bilmediği halde bilirim sanmak, düşüncelerimizin bütün yanılmalarının ardında yatan sebep budur.
Platon'dan Eflatun özlü sözler
Bin peygambere bedel…
- - - - - - - - - - - - - - - -
Ömer Hayyam Bütün Dörtlükler [ 246. - 389 ]
Dünya yıldıramazsın beni ne yapsan;
Ölümden de korkmam, er geç ölür insan.
Ölmemek elimizde değil ki bizim:
İyi yaşamamak beni korkutan.
- - - - - - - - - - - - - - - -
Sinirsizca arzulamak,sinirsizca arzulanmayida benimsemek demektir.Yok etme serbestligi,yok edeninde yok edilebilmesini icerir.Oyleyse carpismak ve buyruk altina almak gerekecektir.gucun yasasindan baska bir sey degildir bu. Dunyanin yasasi; dunyayi guc istemi yonetir.
~ALBERT CAMUS - Baskaldiran Insan~
- - - - - - - - - - - - - - - -
SANAT ÜZERİNE SÖYLEŞİ @Müzik Teorim | Turgay Yıldız
https://www.youtube.com/watch?v=i3SrYrewmrQ
- - - - - - - - - - - - - - - -
Hekimlerin yaptigi en buyuk hata ruhu dusunmeden yalniz bedeni tedaviye tesebbus etmeleridir.
~Eflatun~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Gunler, omurlerin sayfalaridir ama, onemli olan o sayfalari iyi seylerle suslenmesidir.
~Anonim Nasihat~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Insanlara atese dost oldugun gibi dost ol.
~~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Arkadas, samimi olabildigin yaninda yuksek sesle dusunebildigin kisidir.
~Anonim Nasihat~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Şimdi Vereceğim Bilgiyle Bazı Kadınlar Şoka Girebilir:
Kredi Kartıyla Yapılan Alışverişlerde de Para Ödüyoruz. (Sakin Olun)
. . . . . .
Bilinmeyen Birisi
- - - - - - -





- - - - - - -
Terry_Pratchett-Diskdunya_1_Buyunun_Rengi.epub
Athol_Fugard-DOMUZ_AHIRI.pdf
Wilbur_Smith-Gazap.epub
Ferhan_Sensoy-Kahraman_Bakkal_Super_Markete_Karsi.doc
Stanislavski-Bir_Karakter_Yaratmak_CS.pdf
H-B-Paksoy-Alpamis_Destani.pdf.pdf
Ferhenga-Desti-a-Kurdish-Kurdish-Dictionary-by-Umid-Demirhan.pdf
Bilgisayar-2.pdf
Haldun_Taner-AYISIGINDA_SAMATA.docx
Belgariad_2_Buyuculer_Kralicesi-David_Eddings.epub
A_Murder_Is_Announced-Agatha_Christie.epub
Yunus_Emre_Siirleri-Yunus_Emre.epub
Clifford_D._Simak-Kent.epub
Felsefe.pdf
J.K._Rowling-HP_5-Harry_Potter_ve_Zumruduanka_Yoldasligi.pdf
Turk_Ulkusu.pdf
Simon_Beckett-Olumun_Kimyasi.epub
William_Shakespeare-III._Richard.doc
Ali_Yildirim-Osmanli_Engizisyonu.pdf
Elif_Safak-Mahrem.epub
Kapital_Cilt2-Karl_Marks.epub
Alfred_Jarry-Ubu.pdf
Euripides-Bakkhalar.pdf
diferansiyel-denklemler.doc
Cuneyt_caliskur-vakA_1.doc
Turk-Soylence-Sozlugu.pdf
Peygamber_Halkasi.epub
Sessizlik-Becca_Fitzpatrick.epub
Tuncer_Cucenoglu-Mustafam_Kemalim.pdf
Emrullah_Isler-Turkcede_Anlam_Kaymasina_Ugrayan_Arapca_Kelime_ve_Kelime_Gruplari.pdf
- - - - - - -
"> "> "> "> "> "> "> ">
- - - - - - -
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
19 Temmuz 2026 Pazar
V. Murat TULGA: DEM PARTİSİ’Nİ ANLAMA REHBERİ!!!
V. Murat TULGA: DEM PARTİSİ’Nİ ANLAMA REHBERİ!!!

Cumhuriyet Halk Partisi Seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel sıklıkla derhal bir genel seçime gidilmesini öneriyor. Bu imkânsız görünüyor, çünkü siyasi iktidar ve ona destek veren diğer bir siyasi grubun önünde iki önemli görev var.
1. Barış Süreci (Kiminle savaştayız, kim kimle barışacak, anlayan varsa diğerlerine anlatsın?)
2. Yeni Anayasa (Bu Anayasa’ya ne kadar uyuluyor ki eski anayasada ne yok ki yeni Anayasa tüm sorunları hop diye çözsün[1]. Bir de mevcut anayasamızda referenduma gidilerek bu iktidar döneminde kaç değişiklik ve yeni eklemeler yapıldı acaba?)
Bunu iki konuyu kendilerine görev edinmiş bir siyasi cenah var, tüm söylemlerinde bu iki konuyu birlikte ele alarak açıklamalarını yapıyorlar. Bu görev bitmeden seçim meçim yok! Her şeyin önüne geçiyor bu iki konu. İlk önce bu görev tamamlanacak. Hedef son aşamada DEM Parti’yi de tatmin edecek yeni bir Anayasa’yı referanduma gitmeden oylamayla TBMM’nde kabul ettirmek ve bizlerin tanıyamayacağı yeni bir Türkiye için son noktayı koymaktır. Bu “Yeni Anayasa”da hedef mevcut anayasamızın ilk dört maddesinin sulandırılmasıdır. (Değiştirilmesi diyemiyorum, çünkü kamuoyuna bunu kabul ettirmek çok zor görünüyor.)
Biraz siyasetle ilgilenenler değişik makamlardaki siyasilerin ve tabii ki DEM Parti eş Başkanlarının son açıklamalarını okuduklarında bunu rahatlıkla göreceklerdir. Linkleri aşağıya koyuyorum, talep eden açıklamalarını, haberlerin detaylarını buradan okuyabilirler.
Bu açıklamalarda DEM Partiyi farklı bir yere koyuyorum, çünkü DEM hariç diğer resmî siyasi açıklamalar üstü kapalı, cesaretsiz, çaresiz, dürüstlükten uzak, oy eksenli “Ne şiş yansın ne kebap” olarak devam ederken DEM Parti bodoslama ne isteniyorsa doğrudan onu söylüyor. Atış serbest! Kızarız kızmayız ama bu yüzden yukarıda belirttiğimiz süreci taleplerini net olarak ifade eden DEM Parti üzerinden sürdüreceğiz.
Bu yüzden makalenin ismini de “DEM Partisi’ni Anlama Rehberi” olarak koyduk.
Bu kısa rehberi oluştururken DEM Partisinin son açıklamalarına bakacağız. Çünkü görüşmeler kapalı kapılar ardında sürdürülüyor, siyasi iktidar DEM Parti ile bir uzlaşı sağlamak istiyor, onlarda bir mecliste iktidar partisinin yanına bir İmralı’da eli kanlı teröristin yanına mekik dokuyorlar ve tüm bu görüşmelerin detaylarını kendilerinden alıyoruz.
DEM Parti Eş Başkanı Bakırhan, 16-Haziran-2026 tarihinde bundan bir ay önce partisinin grup toplantısında şu açıklamayı yaptı[2]:
“Böyle bir dönemde Kürt meselesini çözümsüz bırakmak, Türkiye’yi tarihsel bir riskin eşiğinde bekletmektir. İç barışını kuramamış, kendi yurttaşıyla kavgalı bir devlet, dışarıdan esen her rüzgârda savrulur. Yaklaşık iki yıldır süren bu sürecin artık somut, hukuki ve demokratik bir zemine kavuşması gerekiyor. Bunun yolu çerçeve yasadır. Kürt meselesini çatışma zemininden çıkarıp siyaset ve hukuk zeminine taşıyacak bir çerçeve yasa artık ertelenemez. Biz dört temel düzenlemeyi zorunlu görüyoruz: Kalıcı çözüm için Çerçeve Yasa; demokratik bütünleşme ilkelerini güvence altına alacak Demokratik Toplum Yasası; yerel demokrasiyi, sivil toplumu ve siyasal katılımı güçlendirecek Genişletilmiş Yerel Demokrasi Yasası ve Özgür Yurttaş Yasası…
Bu adımlar taviz değildir. Bunlar eşit yurttaşlığın gereğidir. Kimliklerin ve inançların anayasal güvence altına alınması birlikteliğimizi zayıflatmaz; aksine sağlamlaştırır. Yerel yönetimlerin güçlenmesi devleti küçültmez; demokrasiyi büyütür, merkezin yükünü azaltır. Kürtlerin kazanması Türklerin kaybetmesi değildir. Alevilerin kazanması Sünnilerin kaybetmesi değildir. İşçinin kazanması ülkenin kaybetmesi değildir. Bir halkın hakkı, başka bir halkın kaybı değildir. Bu nedenle çağrımız açıktır: Meclis kapanmadan çerçeve yasa çıkarılmalıdır…
DEM Parti olarak ortaya bir öneri seti ve program koyuyoruz. Birincisi, Türkiye gerçek bir çoğulculuğa ve demokratik bir düzene ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyacın adı demokratik cumhuriyettir. Demokratik cumhuriyet yalnızca bir yönetim modeli değil, aynı zamanda bir ortak yaşam sözleşmesidir. Zemin eşit yurttaşlık, çatı demokratik cumhuriyet, ortak ad Türkiyeliliktir.”
Aslında açıklama nette, yine de bu açıklamada anlaşılması belki bize zor gelen, alangirli kelimeler ile rehberimizi oluşturalım.
“…Çerçeve Yasa, Demokratik Toplum Yasası, Genişletilmiş Yerel Demokrasi Yasası, Özgür Yurttaş Yasası, Eşit Yurttaşlık, Türkiyelilik, Demokratik Cumhuriyet”
Şimdi anlama kılavuzumuzu oluşturalım:
1. Çerçeve Yasa[3]: Bir hukuki konunun veya politikanın sadece temel ilkelerini, amaçlarını ve genel kurallarını belirleyen, detayları, uygulama şekillerini ve usulleri daha alt düzeydeki hukuki düzenlemelere (yönetmelik, tüzük gibi) bırakan kanun türüdür. Bu kapsamda barış süreci denilen süreçteki ana düzenlemeleri belirleyecek, Terörisbaşı Öcalan, üst düzeyli terörist PKK yöneticileri ve örgüt üyelerinin durumunu netleştirecek yasa olarak diye ifade edilebilir.
2. Demokratik Toplum Yasası[4]: Hazırlanacak çerçeve yasa içerisinde çıkacak dar kapsamlı ve sınırlı düzenlemeler yanında silahsızlanma sürecini, güvenli ve geri dönüşleri, demokratik siyasi katılımı, temel hak ve özgürlüklerin güvencelerini aynı bütünlükle ele alan, kategorik ayrımlar yaratmayan, kapsayıcı ve bütünlüklü bir yasayı ifade etmektedir.
3. Genişletilmiş Yerel Demokrasi Yasası: Türkiye’de yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve merkeziyetçi yapının yumuşatılması amacıyla gündeme getirilen hukuki ve siyasi amaçlı bir tasarıdır. Karar süreçlerinde yerel halkın katılımını arttırmayı ve bölge yönetimlerin yetkilerini genişletmeyi hedefler. Yerel meclislerin karar alma gücünü artırır, kentlerin kendi kaynaklarını daha bağımsız yönetmesi sağlanır, halkın yönetime doğrudan katılımına olanak sağlar. (Burada Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı ifade edilmeye çalışılıyor. Kısaca merkezi yönetimden ayrı özerklik yani, böyle tanımlayabiliriz. Bebek katilinin daha önce “Demokratik Özerklik” diye de bir tanımlaması olmuştu)
4. Özgür Yurttaş Yasası: İlk defa terörist başının çağrılarında yer alan bu kavram, eşit yurttaşlık hakkının hukuki güvence altına alınmasını hedefleyen siyasi bir söylemdir. Kısaca etnik kimlik, din, inanç veya halkların demokratik cumhuriyet hukuku güvencesinde yaşamasını hedef almaktadır. Abdullah Öcalan çağrısında demokratik entegrasyon hukuku içerisinde, Özgür Yurttaş Yasası, Barış ve Demokratik Toplum Yasası ve Özgürlük yasalarını tanımlamaktadır.
DEM Parti Eş Başkanı Hatimoğulları, bunu şöyle formülize ediyor; Kürtler, Aleviler, bütün farklı halkalar ve inançlar eşit yurttaşlık temelinde demokratik cumhuriyet hukukunu güvencesinde yaşayabilir, buna özgür yurttaş yasası diyoruz.
5. Türkiyelilik: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesi etnik kökene bakılmadan kucaklayan kapsayıcı bir üst birlik kavramıdır. “Türk” kelimesinin belli bir etnik grubu temsil ettiğini düşünenler tarafından tüm vatandaşları eşit ve bir arada göstermek amacıyla önerilen siyasi ve sosyolojik bir tanımdır.
6. Eşit Yurttaşlık[5]: Eşit yurttaşlık sosyolojik ve siyaset bilimi odaklı kavramdır. Salt yasalar önünde eşitliği değil, toplumsal yaşamın her alanında bağlılık (aidiyet) duyumsamayı tanımlar. Pozitif ve istemcidir. Farklılıkların tanınması ve kamusal alanda eşit temsili hedefler. Eşit yurttaşlık negatif eşitlik anlayışıdır.
Bu tanımlar çoğaltılabilir ama şimdilik bizim devam edebilmemiz için yeterli. Şimdi bu tanımları rehbere kaydederek DEM’i anlayalım.
Taslak “Çerçeve Yasa” hazır gibi. DEM ile görüşülüyor. Henüz mutabakat sağlanmadığı geliş gidiş trafiğinden anlaşılıyor. Yazılan maddelerin içeriğinde sorun var. Siyasi iktidar DEM kadar cesur değil çünkü yazılımda.
İktidarın hazırladığı taslak metin şunları içerecek gibi[6];
Silah bırakan münfesih (feshedilmiş) örgütün üyelerini” kapsayacak ‘çerçeve yasa’dan ilk aşamada yaklaşık 5 bin PKK üyesi yararlanacak. Öcalan’ın ve üst düzeyli yöneticilerin statüsünün müteakip gelişmelere göre düzenlenmesi öngörülüyor (Sorun 1).
Düzenleme bir “af” içermeyecek! (İkinci sorun burada) özellikle suça karışmayan üyelerin geri dönüşünü teşvik edecek ve bazı suçlar bakımından ceza indirimi sağlayacak formüller içerecek.
Suça karışan ve karışmayan üyeler için ayrı bir tasnif yapılacak…
Terör suçu işleyen kişiler hakkında cezanın tamamen kaldırılması yerine alt sınırdan uygulanması formülü üzerinde durulacak.
Eli kanlı terörist PKK lideri Abdullah Öcalan ile örgütün üst yönetim kadrosuna yönelik herhangi bir özel düzenleme yapılması planlanmıyor. Öcalan dahil, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların kapsam dışında tutulması planlanıyor. Yasaya, belli suçlardan ceza alanların bu yasanın kapsamı dışında tutulacağı açık ve net bir şekilde yazılacak. (En büyük sorun 3)
Eğer ‘çerçeve yasa” Meclis’ten geçerse, PKK’nin silah bıraktığının “teyit ve tespiti” koşulundan vazgeçilmesi anlamına gelmeyecek. Yasanın uygulanması ile PKK’nin silah bıraktığının teyit ve tespiti sürecinin eş güdüm içinde işleyeceği bir mekanizma öngörülüyor.
Ama Öcalan konusunda küçük ortak Bahçeli farklı bir düşüncede: Öcalan’ın bir statü sorunu olduğunu kabul ediyor ve bir makam veriyor terörist başına: Barış Süreci koordinatörlüğü…
DEM Parti’de bu konuda aynı fikirde ve bunu her fırsatta ortaya koyuyor. İşin ilginç yönü Bahçeli ve DEM’in aynı fikirde olması. Öcalan’a her türlü imkânın sağlanması DEM’in önceliklerinden.
Mesela; Öcalan’a bir yerleşke yapıldığına dair iddialar var. Şöyle bir haber var internette[7];
“Bakırhan, söz konusu yerleşkenin varlığını teyit ederken, asıl tartışmanın bu yapının hukuki ve idari statüsü olduğunu vurguladı. “Bir yerleşke var ama bunun adı nedir, statüsü nedir? Oraya geçerken ne diyeceğiz, nasıl tarif edeceğiz meselesinin netleşmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı…”
Yine DEM Parti Grup Toplantısı’nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hatimoğulları da İmralı’daki yeni konut inşaatı için şunları söylüyor[8]:
“Evet İmralı’da bir konut yapıldığı bilgisi var. Ve bu konuta henüz Sayın Öcalan taşınmış değil.”
Get V. Murat Tulga’s stories in your inbox
Join Medium for free to get updates from this writer.
Remember me for faster sign in
Terör Örgütü PKK sözcüleriyle yaptığı açıklamalarda bu konuyu çok daha net bir biçimde dile getiriyor. Örgütün üst düzey yetkilisi Helin Ümit 14 Temmuz 26’da şöyle demiş[9];
“Bu sürecin yürümesi için birkaç tedbir aldık. Sürecin başından itibaren atacağımız tüm adımları Önder Apo’nun (Öcalan) fiziki özgürlüğüne bağladık. Önder Apo’nun bu süreci yürütmesine, yönlendirmesin, onun sorumluluğunda yürümesi şartına bağladık. Bu devam ediyor. Bu anlamıyla eğer adımlar atılıp gelişmeler olacaksa, karşı taraf bazı beklentiler içerisindeyse, silahsızlandırma sürecinin sürmesini istiyorlarsa bu durumun Önderliğin fiziki özgürlüğüne ve özgür çalışması koşullarına bağlı olduğunu herkesiyi bilmeli. Onun dışında kimse bize başka adım attıramaz…” sözlerini kullandı.
Rehberde yazanları şimdi yorumlamaya başlayalım. Çerçeve yasada son bağlamda sonuç şu:
DEM Parti bu çerçeve antlaşmanın sadece terör örgütünün üyeleri için değil, Abdullah Öcalan ve üst düzey yöneticileri de kapsamasını, statünün siyasi hakları da kapsayacak şekilde çıkarılmasını istiyor. Tercümesi şu: Öcalan’a, Karayılan’a, Duran Kalkan’a hiçbir şey yaşanmamış gibi yeni bir statü verilecek, kimi İmralı’da kimi diğer 3’üncü ülkelerde günlerini gün edecekler. Bunun yanında bunları veya avanelerini karşımızda gelecekte bir siyasetçi olarak görmemiz de mümkün... Ruşen Çakır soruyor, Duran Kalkan; bu ihtimale“Niye olmasın?” diyor…
Gelelim şimdi, “Eşit yurttaşlık, Türkiyelilik, özgür yurttaş yasası, genişletilmiş yerel yönetimler yasası…” gibi diğer alengirli tanımlara….
İşin en önemli kısmı budur. DEM’in sıklıkla kullandığı rehberimize aldığımız bu ifadeler ile ilgili iktidar kanadı ve yancısından tek kelime yok. Bir gazeteci olsa da sorsa bunlara; “Şu eşit yurttaşlıktan ne anlıyorsunuz?” diye… Çıt yok…
O halde kendi tanımlamızı yapacağız. Bizim bu tanımlardan anladığımız şudur:
Diğerler tanımlar ile birlikte ele alındığında burada en tehlikelisi “Genişletilmiş Yerel Yönetim Yasası’dır. Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartının detaylı bir şekilde uygulanması talebidir. Burada Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın Türkiye tarafından şartlı olarak onaylanmış olmasına karşın, çekince konulan maddelerinin olduğu bilinmelidir. Amaç bu çekincelerin ortadan kaldırılmasıdır. (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/749575)
Biz de DEM kadar açık olalım o halde. Burada istenen açık olarak federasyondur. Bu düzenlemeler yapıldığı takdirde yerel yönetim diye bize satılmak istenen bölgelerde aşağıda sayacaklarım gündeme gelecektir.
Bu yerel yönetimlerin kendi meclisleri olacak, merkezin hiçte hoşuna gitmeyecek kendi bölgelerine yönelik özel kararlar alabilecekler. Mesela İspanya’da Katalan Bölgesinde olduğu gibi merkez yönetimden bir gün ayrılıyoruz diye referanduma gidebilecekler (Katalonya referandumu: Bağımsızlığa destek verenlerin oranı %90,09 — BBC News Türkçe)… Kendilerince çok farklı yaptırımları, söylemleri, çok farklı usul ve uygulamaları bu yerel sınırlar içerisinde görebileceğiz.
Bu yerel yönetimlerin kendilerini ifade eden bayrak, flama diyelim, farklı bir sembolleri de olabilecek.
Bu yasa ile yerel yönetimler veya bölgeler bölgelerindeki kaynaklarını kendilerince kullanabilecekler veya merkez yönetimden kullanıma ilişkin pay talep edebilecekler. Örnek: Bölgenizden bor madeni mi çıkıyor, işletme ve satıştan ver benim payımı… denecek.
Yerel yönetimler kendi bölgelerinde yerel adli kuvvetlerini kendileri oluşturacaklar… Bilmem ne bölgesi Zabıtası, polisi, Özel güvenliği olacak… (Belçika: Merkezi yönetim yerele karışmıyor, komüniteryen anlayış hakim — Mezopotamya Ajansı)
Yerel yönetimler kendi kültürel gelişimlerine yönelik tüm konularda söz sahibi olacaklar (Türkiye’de Yerel Demokrasi Tartışmaları ve Belçika Modeli — Medya Haber TV). Bunun içerisinde ana dilde eğitim de var. Bu sınırlar içerisinde farklı dillerde eğitim yapılacak, yerel yönetimin her kurumunda sadece bu dil konuşulacak, yönetim sınırları içerisinde resmi işlemlerde diğer diller için tercüman bulundurulacak. (Belçika’da valon ve flaman bölgelerinde mevcut uygulama budur. BELÇİKA’DA YEREL YÖNETİMLER* — Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi)
Şimdi daha da korkuncunu söylüyorum. Bu yerel yönetimler şartına CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu’da destek veriyor (İmamoğlu yolunu açıkladı: ‘Güçlü ama demokratik lider’, yerel siyaset etkisinin arttığı model, emeğin öncelendiği sistem), ana muhalefet Partisi CHP’de…. (https://www.youtube.com/watch?v=z5t-LNRJWrM)
CHP’nin son gelişmeler sonrası yeni Anayasaya nasıl tepki vereceği de müphem. Komisyona onca eleştiriye rağmen üye veren CHP’ye en azından ben güvenmiyorum.
“Bir cisim yaklaşıyor…” ve burnumuzun dibine kadar geldi…
Türklük kimliği yok edilmek, vatan sınırları içerisinde yeni yeni kimlikler, bölünmeler peydahlanmak isteniyor.
Barış süreciymiş, bugüne kadar kimle savaşıyorduk ki barış olsun…
Ne yaparsanız yapın ne statü verirseniz verin Öcalan, bebek katilidir.
PKK bir terörist örgüttür, binlerce vatandaşımızın kanı eline bulaşmıştır. Köklü devlet geleneğine sahip olarak eli kanlı olanlardan hesabını sorarız. Zaten kimsenin pişman olduğu, özür dilediği de yoktur. Kanımızı yerde bırakmayız.
Son cümle, bunlarla düşüp kalkanı da affetmeyiz, Türk Tarihe hain olarak kazırız…
[1] https://www.evrensel.net/haber/5986801/akp-nin-1-5-yillik-yeni-anayasa-calismasi-tamamlandi-pakette-neler-var
”Yeni bir Anayasa şart” — Son Dakika Ankara Haberleri
TBMM Başkanı Kurtulmuş: Yeni anayasa yapılması ya da köklü bir değişikliğin gerçekleştirilmesi zaruri bir adımdır
TBMM Başkanı Kurtulmuş: Yeni bir anayasa yapma sürecini en kısa süre içerisinde başlatmalıyız… TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Terörsüz Türkiye’yle ilgili işlerimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tamamladıktan sonra bütün siyasi partilerin ortak çabasıyla yeni bir anayasa yapma sürecini de en kısa süre içerisinde başlatmalıyız.” dedi.”
Adalet Bakanı: Anayasanın yenilenmesi elzemdir
Özgür Özel Erdoğan’a yeni Anayasa şartını açıkladı — Sözcü
[2]https://www.indyturk.com/node/778625/siyaset/bak%C4%B1rhan%E2%80%99dan-tbmmye-%C3%A7er%C3%A7eve-yasa-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1-zemin-e%C5%9Fit-yurtta%C5%9Fl%C4%B1k-%C3%A7at%C4%B1-demokratik
[3] https://www.birgun.net/haber/surec-takvimi-erdogan-in-sozunu-ettigi-cerceve-yasa-da-neler-var-721721
[4] https//www.demparti.org.tr/barisin-yolu-demokratiklesden-demokratiklesmenin-yolu-ise-cesur-siyasal-adimlardan geçer/22798/
https://ankahaber.net/haber/ihd-turkiye-pkk-baris-sureci-izleme-raporu-nu-acikladi-46145c36
https://ilketv.com.tr/ihdden-pkk-baris-sureci-izleme-raporu-kalici-baris-icin-7-maddelik-cagri/
[5]https://www.bbc.com/turkce/articles/cpd391ndxv8ottps://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-saltik/esit-yurttaslik-mi-yurttaslarin-esitligi-mi-2478094
[6] https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/son-dakika-mhp-lideri-devlet-bahceli-teror-orgutu-liderine-resmen-statu-istedi-baris-sureci-koordinatorlugu-2501157
[7] https://turkinform.com.tr/bakirhan-dogruladi-imralida-ocalana-ev-mi-yapiliyor
[8] https://www.veryansintv.com/demden-ozgur-yurttas-yasasi-cikisi-acilim-icin-3-talep
[9] https://www.rudaw.net/turkish/categories/kurdistan/12798705
Written by V. Murat Tulga
Veli Murat TULGA, Emekli bir subaydır. 27 Mayistan Balyoza, Hadimkoy’den Kumpasa Karşı Komutan Mektupları, Subayı Öldürmek ve Kral Çıplak adlı kitaplari vardir.
https://medium.com/@vmurattulga/dem-parti%CC%87si%CC%87ni%CC%87-anlama-rehberi%CC%87-3d5646ea6514
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |