1 Ağustos 2013 Perşembe

15-Av.Cemil Can - ACILI HABER ÖZETLERİ...

Demokratik yollardan hükumeti istifa ettirmeye teşebbüs etmek darbe suçuymuş.
Buyrun burdan yakın..

Oraj POYRAZ

Av.Cemil Can - ACILI HABER ÖZETLERİ...

Türk Dil Kurumu, padişahımız efendimizin iradesine uygun olarak "darbe" sözcüğünün anlamına "Demokratik yollardan hükümeti istifa ettirme"yi de eklemiş...(1) Böylece bir kelimenin anlamı genişletilerek, "demokratik eylemler" de "suç" haline getirilmiş...
Meclisi toplayıp, AKP iktidarına karşı demokratik muhalefet etmeyi suç sayan yeni bir yasa çıkartmaya gerek kalmadan, tüm muhalifleri "darbeci" olarak yaftalama olanağı elde edilmiş...
Daha önce de "çapulcu" sözcüğünün anlamını değiştirerek, Başbakana duyulan tepkileri yumuşatmaya çalışan TDK'nun, karşı devrimin hizmetinde, halkı aldatmakla görevli olduğu ortaya çıkmış...
Hak etmeden, sırf yandaş ve yalaka oldukları için böyle kurumlarının başına getirilenlerin, çoğu zaman da kendiliklerinden işgüzarlıklar yaparak, ortamı baştaki "führerin" faşist uygulamalarına hazır hale getirdikleri, tarih tekerrür eder gibi bir kez daha görüldü...

***

2005 yılında ticari faaliyetlerini sona erdirmek zorunda kalan Başbakan Erdoğan ile ilgili olarak, o günlerde gazetelere yansıyan haberler özetle şöyleydi: Başbakan Erdoğan'ın mal beyanına göre, Ülker Grubu'nun distribütörlüğünü yapan üç şirketteki hisselerinin değeri anormal bir şekilde artış göstermiş!
Erdoğan, AKP Genel Başkanı olduktan sonra, Ekim 2001'de verdiği mal beyanında, bu şirketlerdeki yüzde 12'lik hisselerinin toplam değerini 120 milyar lira olarak belirtmişti.
Ticari bir "deha" olduğu anlaşılan Erdoğan, 3,5 yılda üç şirketteki hisselerini 923 bin dolara satarak 12 kat gelir elde etmişti...(2) Tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak ve gözetmekle görevli olduğuna inanılan Erdoğan'ın, ekonomik durumunun "bozuk" olması nedeniyle, çocuklarını yakın arkadaşlarından aldığı burs yardımları ile ABD'de okuttuğu biliniyordu!
Bu duruma yüzde yüz inanan "iki kişiden biri", asıl aşağıdaki haberi duyunca afallayacak:

AKP iktidarı ile birlikte gıda sektörünün en büyüğü haline gelen Ülker Grubu, alışılmışın dışında, kendi alanı dışına çıkarak, 2006 yılında Giz Ajans ve Soft Metal adlı iki şirketi üzerinden Arnavutköy, Dursunköy-Karahalil mevkiinde; neredeyse ölü fiyatına, 3.630.300 metrekare arsa toplamış...
Hükümet, 7 yıl sonra 3.hava limanı ile 3.köprünün bağlantı yolunun bu bölgeden geçirilmesine karar vererek, dünyanın en büyük ikramiyesini Ülker Grubu'na çıkartmış...
Ülker, 326 milyon TL bedelle arsalarını TOKİ'ye devretti ve yaklaşık 250 milyon TL kara geçerek, 3.Köprü İhalesinin yapıldığı tarihten sadece bir gün önce iki şirketini de kapattı...
Yapılacak inşaatlardaki ortaklığı nedeniyle ise, elde edilecek toplam kazancının 1 milyar doların üzerinde olduğu tahmin ediliyor...(3)

Yaklaşan seçimlerde, makarna ve bulgur yerine, şekerli Ülker ürünleri dağıtılırsa şaşırmamak gerekir...

***

Devletler ailesi içerisinde hızla itibar kaybeden AKP yönetimindeki Türkiye, sonunda "İmam büyükelçiler" dönemini başlatarak, gizleme gereği duymadan terör örgütleri ile düşüp kalkmaya başlamış...

Bu dönem imamlara, imamlık dışında yaptırılmayan iş kalmamış...

"Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'ye dost ve kardeş bir yapı oluştu" diyen BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'tan sonra, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da: "Suriye'deki bütün oluşumlar ve gruplar etnik ve dini ayırım gözetmeksizin Türkiye'nin dostudur" diyerek, PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD ile El Nusra'yı dost ilan etmiş...

PYD Eşbaşkanı Salih Müslim'in, Taraf gazetesine yaptığı açıklamalarından anlaşıldığına göre; Kahire Büyükelçimiz Hüseyin Avni Botsalı'nın daveti üzerine, Mayıs ayında Türk heyeti ile PYD arasında "sınır güvenliği" konusunda bir görüşme gerçekleşmiş...
Botsalı hakkında, Müslüman kardeşler'in liderine kuryelik yaptığı iddiasıyla soruşturma da başlatılmış...
Türkiye'ye davet edilen PKK'nın Suriye'deki kolu PYD'nin Eşbaşkanı Salih Müslim, Türk yetkililer ile yaptığı görüşmelerden sonra şu açıklamayı yapmış: "AKP ile 'özerklik' konusunda anlaştık"...

***

Kılıçdaroğlu'nun "Analar ağlamasın edebiyatı" ile kamuoyuna yutturmaya çalıştığı ve daha sonraki gelişmelerin bilgisi dışında yürütüldüğünü savunduğu "açılım süreci" ile, güya PKK'ya silah bıraktırılacaktı.
Yaşanan gelişmeler sonunda görüldü ki, PKK yönetimi tam aksine daha fazla silahlanacağını ilan etmiş...
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, süreçte silahlı kanadın (HPG) olası bir savaşa karşı hazırlıklı olması ve kendini geliştirmesi gerektiğini" söyleyerek, PKK'nın hiç bir zaman silah bırakmayacağını duyurdu...
Bayık, "Eğer önderliğin koşullarında bir değişiklik olmazsa, karakol, yol ve baraj yapımları durdurulmazsa, çetelerin sayısının artırılmasından vazgeçilmezse, İmralı'da gerçekleşen mutabakat çerçevesinde adımlar atılmazsa; biz, halkımız ve demokrasi güçleri bunları kabul edemeyiz" diyerek tehditlerini sürdürdü...
Ülke sınırları içerisinde "PKK Asiyiş"i yaşama geçirdikten sonra, "Mali Örgüt"ünü de kurup, vergi toplamaya başlayan terör örgütü, şimdi de kaymakamlıklara, kendi atadığı kaymakamlarını göndererek; "Bizden habersiz iş yapmayacaksınız" diye talimatlar yağdırmaya başlamış...
Duymayanlara duyurulur...

***

Y-CHP'nin "analar ağlamasın genel müdürü" Bay Kemal, acaba bu duruma ne diyor...
Hani desteklediği bu süreçte, PKK silahlarını bırakıp çekilecekti, şehit cenazeleri gelmeyecekti, şantiyeler basılıp işçiler kaçırılmayacaktı?
Tam aksine çekilen PKK'lıların yerine daha fazla genç dağlara çıktı.
Örgüt ise hızla silahlanmaya devam ediyor...

Seni ABD elçisi seni...
Nasıl da kandırdın bizi...

***

Öcalan'ın isteği üzerine; İran, Türkiye, Irak ve Suriye'deki Kürtlerin birliğini sağlamak amacıyla Erbil'de toplanan Kürt Ulusal Kongresi, Suriye sınırındaki PYD bayrağını indirip, "birliği" temsil eden bayrağı dikmiş...

Elazığ'ın Arıcak ilçesine bağlı Üçocak beldesinde baraj gölü altında kalacağı için yenilenen karakola, Öcalan posteri ve BDP bayrağı asılmasından sonra, İl Başkanı Zübeyde Zümrüt, bundan böyle karakol açılmasına izin verilmeyeceğini açıklamış...
İmralı'ya giden BDP heyeti de Öcalan'ın basın buluşması yapmak istediğini ve "Taraflar süreci zora sokacak açıklamalardan kaçınmalıdır" şeklindeki isteklerini açıklamış...
Terör örgütü PKK'ya karşı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin "taraf" haline getirilmesi, hiçbir kesimde tuhaf karşılanmıyor artık...

PKK yöneticilerinden Sabri Ok, "Çözüm süreci tek ayakla gidiyor ve bu olacak iş değil.
Sabrımızın bir sınırı var"
diyerek hükümeti tehdit ettikten sonra, "Kürtlerin topraklarında kendi kendini yönetme hakkının olduğunu" söylemiş...
Tayyip Erdoğan ise, Gezi eylemlerinde, polislerin "çok sabırlı" davrandığını söyleyerek, "sabır" konusunda Sabri Oka'a yanıt vermiş...

Bu arada PYD'yi İstanbul'da ağırlayan AKP Hükümeti, Özgür Suriye Ordusu'na bağlı farklı gruplardan 70 elebaşını da (komutan) Gaziantep'te ağırlamış...

***

"BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu", Türkiye'nin Balyoz Davası'nda; keyfi tutuklama, adil yargılama ve savunma hakkına dair üç maddeyi ihlal ettiğini karara bağlamış...
Yargı öyle bir hale getirildi ki, "Gezi Direnişi" nedeniyle gözaltına alınan gençler, doğumlarından önce lağvedilen örgüte üyelikle suçlanmaya başlanmış...

***

Böylesine önemli gelişmeler yaşanırken, ana muhalefet partisi Y-CHP, nedense halkın dikkatini gündemin en geri sıralarındaki konulara çekmek için çırpınıyor!
Y-CHP, bu gelişmeler yaşanırken, "Tüm Dünyanın Nükleer Silahlardan Arınması Gerektiğine İnanıyoruz" bildirisini yayımlamış...
Bildiride; 9 ülkenin tahmini olarak 19 bin nükleer silahı bulunduğunu ve bunların 2 bin tanesinin her an ateşlenebilir durumda tutulduğunu söyleyerek, insanlığı uyarmışmış...

Yeni CHP, CHP'yi ABD'nin Türkiye temsilciliği haline getirdikten sonra, şimdi de Amerika'da yaşayan 500 binden fazla Türk'ün, Türkiye ile "bağlarını güçlü kılmak" ve Washington'daki gelişmeleri daha yakından izleyebilmek amacıyla, ABD'de bir temsilcilik açmaya karar vermiş...

Genel Başkan Yardımcısı Loğoğlu ise, TBMM'nde yaptığı basın açıklamasında; "Suriye'deki gelişmelerin en önemli etkilerinden birinin, Türkiye'de halen içeriğini bilmedikleri çözüm sürecini sekteye uğratabilecek bir gelişme olduğunu, ama Türkiye'nin de bu çözüm sürecinde elini çabuk tutması gerektiğini" söyleyerek, dolaylı olarak Y-CHP'nin sürecin içerisinde olduğunu itiraf etmiş.
Böylece, Kılıçdaroğlu'nun "süreç hakkında bilgimiz yok" şeklindeki beyanları yalanlamış oldu!
İçeriği bilinmeyen bir süreçte, Türkiye'nin elini çabuk tutmasını istemek CHP'nin işi olamayacağına göre, Y-CHP'nin işin içerisinde olduğu bellidir...
Bu konularda Y-CHP'nin gerçek yüzünü, PKK'nın "açılım" çerçevesinde çıkartılmasını istediği yasaların derhal çıkartılması için Meclisin toplanmasını isteyen gölge genel başkan Sezgin Tanrıkulu'nun tutumundan öğrenmek daha isabetlidir...
Hiç değilse o yalan söylemiyor!
Bay Kemal'in artık ciddiye alınacak bir yanı kalmamış...
Genel başkanlığa Tanrıkulu daha çok yakışıyor...

Değişik dini cemaatlerin temsilcileri ve ilahiyatçılarla iftar yemeğinde buluşan Bay Kemal, CHP'nin karşı çıkacağı gerekçesiyle, kuran kursu öğrencilerine paso verilmemesine: "Kuran kursu öğrencisi öğrenci değil mi?
Tabii ki pasosu olacak.
Başvuruyu biz yapalım"
diyerek, aklınca bir çözüm getirmiş...
AKP'nin puan kaybetme endişesi ile yapmaktan çekindiği bütün işlerin önünü görev gereği hep Kılıçdaroğlu açıyor...
Paso işinde fena halde duvara toslamış...

***

Tüm bu rezillikleri halkın gözünden kaçırmak için, iktidar ve muhalefet adeta el birliği ile gündemi değiştiriyor...
Hamilelerin sokağa çıkmasını "terbiyesizlik" olarak nitelendiren, sözüm ona "tasavvuf düşünürü" Ömer Tuğrul İnançer adlı zevzeğin tekini, AKP hükümeti bu nedenle Devletin televizyonlarında konuşturuyorlar...(4)

Av.Cemil Can

DİPNOTLAR.(1) Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükümeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.(http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.51f4c80cbfeae2.48430295.

(2) http://haber.gazetevatan.com/0/47925/2/ekonom.

(3) http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/23573-bu-ne-sessizlik.htm.(4) https://eksisozluk.com/omer-tugrul-inancer--954039




a45UyF587661-201307301451-15
^^^^^ - vvvvv

--

zaryop:jaro

Sursum corda!
Kalpler yukari! (cesaretlendirme amaciyla soylenir)

Latin Atasozu
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.



15-İsrailli vekillerden CHP’ye 'özel' ziyaret

Bir büyük partidir.
Olabilir, görüşebilir.
Görüş alışverişinde bulunabilir.
Haberin iki yönü var.
Bir mürteci medya CHP'yi siyonistlerle işbirliği içinde göstermeye çalışıyor.
İkincisi pek de sık görülen bir durum değil, doğrusu bende de bir merak oluşturdu.

Oraj POYRAZ

İsrailli vekillerden CHP'ye 'özel' ziyaret

16 Ağustos 2012 00:25

CHP'nin dün İsrail'den sürpriz konukları vardı. Genel merkez binasına gelen İsrail'li milletvekilleri içeri alınırken kameraların çekim yapması engellenmek istendi. Dini kıyafetleriyle gelen heyeti karşılayan görevliler, basın mensuplarına ne diyeceğini şaşırdı. Özetle; "Şey bir heyet eee... Öyle özel bir ziyaret." denildi.

İsrailli 4 milletvekili akşam saatlerinde CHP Genel Markezi'nde Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu ile görüştü. Ziyaretle ilgili herhangi bir açıklama yapılmadı.

İsrail'li 4 milletvekili akşam saat 20.00 sularında CHP Genel Merkezi'ne geldi. Konu ile ilgili basın mensupları bilgilendirilmezken, İsrailli milletvekillerinin Genel Merkez Binası'nda Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu ile görüştüğü bilgisine ulaşıldı.

İsrailli milletvekillerinin CHP Genel Merkezi'nde bulunma nedenleri ve ne görüştükleri hakkında her hangi bir açıklama yapılmadı.

Kaynak: CİHAN / Haber 7.
http://www.haber7.com/siyaset/haber/915237-israilli-vekillerden-chpye-ozel-ziyaret


a45UyF587661-201307301451-15
^^^^^ - vvvvv


--

zaryop:jaro

Calisanlar, kotuluk dusunmeye vakit bulamazlar.Calismayanlar ise, kendilerini kotulukten kurtaramazlar.

HZ.
ALI
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.



15-Türker Ertürk: WATERBOARDING



Türker Ertürk: WATERBOARDING

23 Temmuz 2013

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry geçen hafta Venezüellalı mevkidaşını kelimenin tam anlamı ile tehdit etti.
Kerry, Venezüella Dışişleri Bakanı Elias Jaua'ya
" Eğer bir Venezüalla uçağının Snowden'ı taşıdığına dair en küçük şüphe bile duysak, o uçağı herhangi bir NATO ülkesinin hava sahasından geçerken inişe zorlarız " dedi.

Kerry tehdidi daha ileri boyutlara da taşıyarak " Venezüellalı bazı önemli politikacılara, iş adamlarına ve üst düzey yöneticilerine kara para aklama ve uyuşturucu ticaretinden soruşturma açılabileceğini ve vize problemleri çıkarılabileceğini" ifade etti.

ABD Dışişleri Bakanı ayrıca petrol ürünleri bakımından Venezüella'nın zor durumda kalabileceğini de ima etti.
Venezüella'nın petrol üreticisi bir ülke olduğunu ve geçen yıl 97 milyar dolar ham petrol ihracatı yaptığını bildiğinizden bu imaya biraz şaşırmışınızdır sanırım.
Venezüella ham petrol ihracatçısı olduğu doğru da, aynı zamanda petrol ürünleri ithalatçısı ve ABD'ye bağımlı!
Venezüella her ay 500 bin varil benzin ithal etmek zorunda!
Daha başka kalemler de var!

Prizma ve Tempora programları

Edward Snowden 30 yaşında, eski CIA ajanı ve en son olarak ABD Ulusal Güvenlik Ajansı ( NSA ) görevlisi olarak Hawaii'de çalışıyordu.
20 Mayıs'ta
Çin'in özerk bölgesi Hong Kong'a gitti ve arkasından ABD'nin dünya tarafından bilinmesini istemeyeceği kirli çamaşırlarını ortaya dökmeye başladı.
Biz de bu sayede öğrendik
ABD'nin Prizma ve Tempora gibi programlarla Türkiye de dahil tüm dünyayı dinlediğini ve elektronik haberleşmelerimizi izleyip kayıt altına aldığını.

Snowden 23 Haziran'da Moskova'ya geldi ve halen burada Şeremetyova hava limanının transit bölümünde sıkışmış durumdadır.
Eski
NSA çalışanı yaptığı görüşmelerle bundan sonraki yaşamını hangi ülkede güven içinde sürdürebileceğini değerlendirmeye çalışmaktadır.

Snowden bildiklerinin çok küçük bir bölümünü sızdırmış olmasına rağmen büyük ses getirdi.
ABD yetkilileri geri kalanının açıklanmasından çok korkmakta ve bu problemi ulusal güvenlik sorunu olarak görmektedirler.
Fakat
Amerikalılar ve dünya kamuoyu bilmelidir ki, sızdırılan bu bilgiler, insanların özel yaşamının gizliliği ve diğer ülkelerin ulusal güvenlikleri hiçe sayılarak toplanmıştır.

Güney Amerika ülkelerinden Venezüella, Bolivya ve Nikaragua şimdiden Snowden'a sığınma hakkı verdi bile!
ABD, ilişkilerinin olumsuz etkileneceğini belirterek Rusya'ya baskı yapıyor, sığınmanın gerçekleşmesini engellemeye ve Snowden'ı ele geçirmeye çalışıyor.

Uluslararası hukuk skandalı!

Bu aybaşında Moskova'da düzenlenen Doğalgaz Zirvesi'ne katılan Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales ülkesine dönerken uçakta Snowden'ın olduğu şüphesi ile İtalya, Fransa, İspanya ve Portekiz hava sahalarını kapadılar.

Bu olay tam bir rezillik ve uluslararası hukuk skandalı!
Morales, Snowden'ın yanında olmadığını söylüyor ama NATO ülkeleri buna inanmıyor, uçağın indirilmesini ve aranmasını istiyor.
İşte bu ortamda
Morales'in uçağı Avusturya'ya zorunlu iniş yaptı.
Viyana havalimanında uçağa Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fisher geldi, görüşmeler yaptı, daha sonra yetkililer uçakta Snowden'ın olmadığını bildirmeleri üzerine hava sahaları açıldı.

Uluslararası hukuka göre devlet başkanları diplomatik dokunulmazlığa sahiptir ve onları taşıyan devlet uçakları ise aranamaz.
Bu uluslararası hukuk kuralı ihlal edilmiştir.
Bu bize göstermektedir ki,
Snowden olayı ABD açısından çok ciddidir ve her şeyi yapabilirler.

ABD'nin baskısı nedeniyle bundan sonra da 28 NATO ülkesinin (26'sı Avrupa'da, 2'si Kuzey Amerika'da ) hava sahalarını Snowden'ı taşıyacak uçağa kapatacağına göre, bu durumda Venezüella veya başka bir Güney Amerika ülkesine gidiş Moskova'dan batıya doğru değil, doğuya Rusya Asya'sı ve pasifik üzerinden olması gerekecektir.
Bana sorarsanız bu intikal rotası da emniyetli değil!
En iyi çözüm sığınma hakkını
Rusya veya Çin'den almak ve bu ülkelerden birinde yaşamaktır.

CIA ve FBI'ya güvenme!

Geçtiğimiz günlerde eski CIA ajanı ve üst düzey görevlisi John Kiriakou, Edward Snowden'a açık bir mektup göndermiş ve " Sakın CIA ve FBI'ya güvenme " diye yazmış.

" Normal insanmış gibi davranırlar, kandırmaya çalışırlar, senin sözlerini çarpıtırlar, sesini kaydederler, bilgisayarına düşmanla işbirliği yaptığına dair mesajlar koyarlar ve her türlü kötülüğü yaparlar " diyor mektup.

John Kiriakou, Bush döneminde Afganistan ve Irak'ta El Kaide ve diğer terör örgütü şüphelilerine karşı uygulanan işkence programlarını ve yöntemlerini açıkladığı için bugün hapistedir.
Açıkladığı yöntemlerinden biri de Türkçeye su tahtası olarak çevrilebilecek
waterboarding işkencesidir.

Şüpheli tahtanın üstüne yatırılır, elleri ve kolları tahtaya kelepçelenir, yüzü bir bezle kapatılır ve yüzüne devamlı olarak su dökülür.
Çok acı çekersin, boğuluyormuş gibi olursun, ciğerlerin tahrip olur, oksijensizlikten beynin harap olur ve arkasından ölüm gelir.
Konuşup/ konuşmamak veya işlemediğin bir suçu kabullenip/kabullenmemek sana kalır.

Tek kutuplu dünya düzeninin ve küresel egemenliğin bir de bedeli vardır!

Saygılar sunarım.


http://www.marmarisguncel.com/2013/07/23/waterboarding/

"AYDINLIK 23.7.2013"


a45UyF587661-201307301451-15
^^^^^ - vvvvv


--

zaryop:jaro

Ya umit sizsiniz, ya umitsizsini.

Behcet necatigil
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.



15-Rifat Serdaroğlu: TEK İŞİNİZ BU MU?

Kırmızı kare içindeki lafları bir okuyun.
Vatana ihanet suçu bundan daha net, bundan daha temiz nasıl işlenir ben doğrusu bilmiyorum.

Oraj POYRAZ

Rifat Serdaroğlu: TEK İŞİNİZ BU MU?

01 Ağustos 2013

ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Robert Pearson, 22 Mart 2003 tarihli telgrafında kendi hükümetine şunları sorup izin istemektedir.(Wikileaks belgelerindeki bu konuya ABD itiraz edemedi!)

"Türk Generaller, Tayyip Erdoğan'ın davranışlarından büyük rahatsızlık duymaktadır.
R.T.Erdoğan güçlü bir müttefikimizdir.
Erdoğan, kendisine desteğin devamı halinde, Ortadoğu ve Irak dâhil olmak üzere Türk Hava Sahasını, kara ve demiryolları ile Mersin ve İskenderun limanlarını kullanımımıza açacağını taahhüt etmektedir.
Zaten zaman içerisinde bu imkânların büyük bölümü gerçekleşti.
Bölgedeki hava hareketlerimize yeterince katkı sağlandı.

Ancak Türk Ordusundaki üst rütbeli subaylar tarafından sürekli olarak engellenmekteyiz.

ABD menfaatlerine karşı çıkan Orgenerallerle ilgili dosyalar kripto ile gönderilmiştir.
Bu bilgiler Erdoğan ile paylaşılmış olup, gereğinin değerlendirileceği teyidi alınıştır.

Özellikle 17 Nolu klasördeki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinde büyük yarar vardır."

Tekrar ediyorum, bu belgeler ve bilgiler ABD ve Türkiye tarafından yalanlanmadı.

Çok yakın zamanda bu belgelerin orijinal ekleri de yayınlanacaktır.

Zaten 2003 yılından itibaren yaşadıklarımız bu belgelerin gerçekliğini doğrulmaktadır.

Belgelerden anlaşılan gerçekler şudur;

  • TC Başbakanı Erdoğan, yabancı bir ülkenin Türk Ordusunun Komutanlarına karşı planladığı komplonun uygulanması işini üstlenmiştir.
    Bu andan sonra, hazırlanan sahte belgelerle, haklarında dava açtırılan Türk Komutanlar, yabancı bir ülkenin isteği ve menfaati üzerine tutuklanmışlardır.

  • Başbakan Erdoğan, 1 Mart tezkeresinin TBMM'de reddedilmesine rağmen, ikinci tezkerenin kabul edilmesine kadar geçen sürede, TBMM'den almadığı bir yetkiyi kullanarak, yabancı askeri güçlerin Türkiye hava sahasını-karayollarını ve limanlarını kullanmasına izin vermiştir.
    Bu, Türk Milletinin iradesinin gasp edilmesidir ve çok ağır bir suçtur.

  • Dolmabahçe görüşmesinde Erdoğan'ın, Yaşar Büyükanıt'ın önüne koyduğu yolsuzluk dosyalarının gerçek olduğu anlaşılmıştır.
    Şantaj yapanla, şantaj yapılacak derecede suç işleyen ikilinin, "Devlet Görevlisi" oldukları için, bu görüşmeyi "mezara kadar gizli tutmak" gibi bir lüksleri olamaz.

Orgeneral Büyükanıt bu konuda ve belgelerdeki suçlamalar için derhal yargılanmalıdır.

  • Türk Ordusunun "planlı-programlı" bir şekilde çökertilmesi, Genelkurmay Başkanı Özel Paşanın bilgisi ve onayı dışında yapılamaz.

Türk Ordusunun bu hale düşürülmesinin birinci derecede sorumluları Başbakan Erdoğan ve Özel Paşa'dır.

Belgelere dayalı bu bilgileri tarihe not düşmek için tekrar yazdım.

Türk Ordusunun Genelkurmay Başkanı Özel Paşa'ya iki bölüm halinde bazı sorular soracağım.
Paşa, Türk Ordusunu AKP Ordusu haline getirmediyse bu soruların cevaplarını Türk Milleti ile paylaşmak zorundadır.

Her şeyin esas sahibi olan Türk Milletinden gerçekleri saklamak, en azından suça iştiraktir ve mutlaka hesabı sorulacaktır.

Özel Paşa, sakın bana "Demokrasi var, biz konuşamayız. Biz Başbakan'a iletiriz, konuşursa ancak o konuşur" diye palavra atmayın.

54 bin kişinin katilinin her gün konuştuğu, Kandildeki canilerin her gün Türk Milletinin kafasına vurur gibi konuştuğu, Barzani denen eşkıyanın her gün konuştuğu, Altan Tan-Mehmet Metiner gibilerin her gün konuştuğu,

Cübbeli bilmem ne hoca gibi bir sürü din bezirgânının her gün konuştuğu,

İlkokul terk bir hocanın CIA'nın kucağından her gün nutuk attığı bu ülkede, siz bilmeseniz bile, sizin haydi-haydi konuşma hakkınız var.
Yüreğiniz yoksa çıkın, "Korkuyorum" deyin, anlayalım.

Birinci Bölüm;

-Deniz Kuvvetlerindeki Komutanlar en verimli çağlarında niçin istifa ettiler?

-Hava Kuvvetlerindeki Komutanlar ve Pilotlar en verimli çağlarında niçin istifa ettiler?

-Kara Kuvvetleri Komutanlığındaki, terörle mücadelenin en önemli birimi olan "Helikopter" pilotları niçin istifa ediyorlar?

-Israrlı ilanlarınıza rağmen, profesyonel askerlik dediğiniz bölümlere, gençlerimiz niçin itibar etmiyorlar?

-Türkiye Cumhuriyeti şehirlerinde nasıl oluyor da, PKK denen çete, asayiş gücü oluşturup yol kontrolü yapabiliyor?

Nasıl oluyor da vergi toplayabiliyor?

Bu sapıklıklara müdahale etme konusunda AKP Hükümeti senin elini kolunu bağladıysa çık, onu da Türk Milletine anlat.

-Tuzağa düşürülen komutanları korumadınız.
Onlara "Hukuk" desteği verdiniz mi?
Geride kalan yavrular için "Eğitim Desteği" gibi bir kısım insanlık görevlerinizi yerine getirdiniz mi?

İkinci Bölüm;

  • Aldığı oy %4-5 olan bir partinin (alınan oyların en az yarısının silah zoru ve korkutma ile alındığını siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum) "Kürtlerin Devlet Kurma Hakkı Var" demeleri bir hak oluyor da, geriye kalan % 95-97'nin "Benim de Türk Devletini Koruma ve Böldürmeme" gibi bir hakkı olacağını kabul ediyor musunuz?
    Siz hangi taraftasınız?
  • Kuzey Irak'ta Kürtler, Devletlerini kurdular.
    Suriye'de kuruyorlar.
    Türkiye ve İran'da kurmak için Barzani Başkanlığında toplantı düzenliyorlar.
    Bunların devlet kurma hakları var da, Irak'taki Türkmenlerin devlet kurma hakkı yok mu?

Siz hangi taraftasınız?

  • Pilotunuz kalmadı, Kaptanınız kalmadı, Terörle mücadele edecek adamınız kalmadı.
    Siz TSK olarak bundan böyle "Narkotik Polisi" veya KKK yani Kaçakçıları Kovalama Kuvveti mi oldunuz?
    Komutanızda TSK'nin ne hale geldiğini görüyor musunuz?

Özel Paşa;

Emrindeki Korgenerallerin bulunduğu helikoptere ülke sınırları içinde, PKK ateş açtı, düşürmeye kalktı.
Sen parmağını kıpırdatmadın, sadece "Helikopterimiz, içindekilerle birlikte sağ-salim kaçmaya muvaffak olmuştur" diye açıklama yaptın.
Lütfen bir silkin.
Üzerinizdeki üniforma, İstanbul Belediye Bandosu üniforması değil, Atatürk'ün ordusunun komutanının üniforması!

Çık, bir basın toplantısı düzenle.
Bu sorulara cevap ver.
İçinden çıktığın Türk Milletini aydınlat.
Başbakan Erdoğan-Obama-Barzani ile aynı paralelde düşünüyorsan hiç olmazsa onu anlat.

Bak Paşa, bu günler geçer.
Erdoğan da yaptıklarının hesabını Bağımsız Türk Yargısı önünde verecektir.

Emekli olduktan sonra, eğer tutuklanmazsan Orduevinde, Hilmi Özkök gibi "Tek Başına" oturmak istemiyorsan çık konuş.

Türk Milleti senin ne düşündüğünü, kimden yana olduğunu inan ki çok merak ediyor!
Çatlatma bizi be ya!

İstikamet mikrofon ve Türk Milletinin önü.
Marş, Marş…

Sağlık ve başarı dileklerimle 01 Ağustos 2013

İLK KURŞUN


a45UyF587661-201307301451-15
^^^^^ - vvvvv


--

zaryop:jaro

In fine
Sonunda

Latin Atasozu
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.



31 Temmuz 2013 Çarşamba

15-ORANTISIZ TAYYİP :)))))))))))))))))






a45UyF587661-201307301451-15
^^^^^ - vvvvv


--

zaryop:jaro

AKDENIZ ACILIYDI XIX
. . . . . .
De bana nasil oldurebilir kisi kendini
Sevgi icin.
Sonra nasil dusunebilir deniz deniz
Sonra nasil sever?
Guzellikle cirkinlikle ilgin yok
Buyuksun
Ve varsin her oluda
Bugdaydan yalima dek.
Duy gecenin ustunden
Seni dusundukce
Oyle yasliyim ki
Yeryuzunun butun sevgilerine guluyorum.

Fazil Husnu DAGLARCA
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.