21 Şubat 2015 Cumartesi

H.orhan Acar : BİZANS 1876 ANAYASASI İLE OSMANLI OLMUŞTUR

H.Orhan Acar : BİZANS 1876 ANAYASASI İLE OSMANLI OLMUŞTUR

16 Cumartesi Kas 2013

BİZANS MÜSLÜMANLAŞINCA OSMANLI DENMEYE BAŞLAMIŞTIR.

Osmanlının Bizans'ın devamı olduğu ve Hanedanının Rum olduğu tartışmasızdır. Osmanlının Rumluğu padişah eşlerinden kaynaklanmaz. Tarihi kaynaklara göre, Osmanlı hanedanı başlangıcından itibaren Bizansın devamıdır. Bizansın bir prensliğidir. Bizans diye yazdığım devlet aslında Doğu Roma imparatorluğudur. Türkiye de Doğu Roma İmparatorluğuna Bizans dendiği için, gerektiğinde hem Doğu Roma hem de Bizans olarak kullanılacaktır.

Diğer yandan Avrupa devletlerinin "Ottoman Empire" dedikleri Osmanlı, kendinin Osmanlı olduğunu resmi kayıtlarda ilk defa Oğuzların hakimiyetine geçmeye başladığı 1876 yılında söylemiştir. Öncesinde Osmanlı ismi yoktur."Ottoman Empire" ın kurucusu diye anlattıkları Osman bey diye biri tarihi kaynaklarda yer almaz. Tarihi kaynaklarda ve belgelerde Osman bey diye bir bey ve Osmanlı diye beylik yoktur.

Tarihçilere göre Türklerde "kayı" diye bir boy yoktur.

Tarihçiler Osmanlı hanedanının "Kayı boyundan gelmediğini" iddiâ etmişler ve Oğuz soyundan olmadığını yazmışlardır. Bu tarihçilerden Paul Wittek Bu iddiaların 15 yüzyılda II. Murad tarafından ortaya atıldığını ve bastırdığı paralara da kayı damgalarını işlettiğini yazmıştır.

"O sıralarda Timur'un Osmanlıları küçümsemesi ve onların soylarının ne olduğunun belirsiz olduğunu söylemesidir. Timur'a öfkelenen Sultan II.Murad, Kendinin de soylu bir aileden geldiğini anlatabilmek için kayı boyu masalını uydurmuştur" (Paul wittek. Osmanlı imparatorluğunun doğuşu)

Tarihte ayyıldız simgesinin ilk kez görüldüğü yeri biliyor musunuz?

Roma ve Bizans dönemine ait birçok para örneğinde ayyıldız simgesi bulunmaktadır.
İddialar arasında en başta geleni; çok tanrılı dönemde İstanbul'un tanrıça Diana'ya adandığı, onun simgesinin de yıldız olduğu, daha sonra Hıristiyanlık döneminde ise İstanbul'un Hz. Meryem'e adandığı onun simgesinin ise ay olduğu, böylece her iki simgenin İstanbul ve Bizansın simgesi olarak bir araya geldiğidir.
İstanbul Türkler tarafından fethedilince bu iki simgenin de Osmanlılarca devralındığı ve o zamandan bu yana bu iki simgenin Türklük ve İslamiyeti temsilen kullanıldığı iddia edilmektedir.
Aşağıda bulunan Bizans paraları da bunu destekleyen buluntulardandır.































"Osmanlıların reisi olabilecekleri bir kayı aşiretinin yada diğer bir kabilenin mevcudiyeti tamamıyla hayal ürünüdür. Böyle bir varlığı kabul etmek için en ufak bir iz veya tarihi bir delil mevcut değildir." (Prof. Mustafa Akdağ. Türkiye'nin İktisadi ve içtimai tarihi-S,144)

İlhanlı müverrihi Reşidüddin'in tarihinde ve ibni Bibi ve Aksarayi gibi ilgili zamanda yaşamış kişilerin eserlerinde ne Ertuğrulun ne de Osmanın ismi geçmez.

"Ertuğrul ile oğlu Osman'ın o zaman ki siyasi hayatta en küçük bir ehemmiyeti olsa idi muhakkak ki zikrederlerdi" (Togan-umumi,s.323)

Ne Selçuklu İmparatorluğu Ne de Bizans İmparatorluğu Osmanlı beyliğini görmemiştir.

"Osmanlı tarihinin karanlık noktalarından biri Ertuğrul beyin babası ve soyu sorunudur" (Prof. Dr. Yaşar Yücel ve Prof. Dr. Ali Sevim. Türkiye Tarihi II.S.2)

"Söğütte böyle birinin yaşadığı, Selçuklunun akıncısı olduğu Selçuk namelerde ve Bizans kaynaklarında bulunmamaktadır" (Prof. Dr. Yaşar Yücel ve Prof. Dr. Ali Sevim. Türkiye Tarihi II.S.2)

Anadolu'da 1336 yılına kadar hüküm süren İlhanlı Devleti de Osmanlı diye bir beylik görmemiştir. (1299 da kuruldu diyenleriçin)

"Selçuklu sultanı II. Gyaseddin Mesut'un 1308 de ölümü üzerine Anadolu yönetimi, İLHANLI genel valisi Çoban'ın oğlu Timurtaş'a verilmişti. Timurtaş İlhanlılardan ayrılıp bağımsız olmak isteyen uç beylerini İlhan'a İtaate davet etmişti. Bu Beyler arasında Osman bey'de olması gerekirse de kaynaklarda bu yönde bir bilgi yoktur." (P.Dr. Y.Yücel ve P.Dr. A.Sevim Türkiye Tarihi II-5)

Selçuklu, Bizans, İlhanlı kaynaklarında olmayan Osmanlı beyliği Moğol kaynaklarında da yoktur.

Moğolların Anadolu'yu işgali sonrası, 1314 yılında Moğol Noyanı Çobanın Sivas'ta huzuruna çağırıp bağlılıklarını bildirsinler dediği Anadolu beyliklerinin arasında Osmanlı beyliği diye bir şey yoktur.

Anlatılan dönemde Marmara bölgesinde hangi Bizans prenslikleri var. Bizans İmparatorluğunun Bursa çevresindeki prenslikleri (Tekfur) şunlardır.

Yarhisar Prensliği, Adrianos Prensliği, Bursa Prensliği, Bilecik prensliği-köse Mikail, İznik Prensliği, İnegöl Prensliği-Aya Nikola, Karaca hisar Prensliği, Kestel prensliği, Kite prensliği

Bu prensliğin sınırlarının bittiği yerlerde Oğuzlar bulunmaktaydı. Fuad Köprülü'nün Osmanlının kuruluşu ile ilgili yaptığı araştırmalar, Ömer Lütfü Barkana kaynaklık etmiştir. Barkan Arşivlerde Osmanlı hakkında gerçeği bulmuştur. "Kolonizatör Türk Dervişleri" adlı makalesinde bu konu hakkındaki görüşlerini ifade etmiştir

"Bizanslı Rumlar ve diğer Balkan milletleri sadece isim ve din değiştirerek tarih sahnesine yeni ırk ve millet ve üzerine yeni görevler almış olarak çıktılar. İslami bir renk ve cila altında eski Bizans'ı ihya ve devam ettirdiler."

Haçlıların İstanbul'u fethetmeleri sonrasında, İstanbul'da yaşayan Rum ve Balkan halka büyük zulümler yapmıştır. Bu nedenle, Doğu Roma İmparatorluğu tepki olsun diye, farklı şekilde tarih sahnesine çıkmıştır. Tarih bunu gayet açık olarak gösterecektir.

Bizans İmparatorluk ailesinden gelen Theodoros Spandounes (Spandugnino) 1453 yılından sonra Osmanlı idaresinde bir süre hizmet vermiştir. Türkçe de bilen Spandounes, Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar Osmanlı Sultanlarının kökenleri hakkında bir eser yazmıştır. Eserinde Fatih Sultan Mehmet'in Bizans ile Osmanlı'nın bağlantısı konusundaki bir görüşü hakkında şöyle yazar;

"Fatih, Türk tarihçilerinin iddia ettiği gibi atalarının göçebe çoban kabileler olarak Tatarların-Moğolların-Oğuzların bulunduğu bölgeden [Orta Asya] geldiğine inanmıyordu. Fatih Sultan Mehmet, ailesinin Bizans İmparatorluk ailesi Komnenoslardan geldiğine inanıyordu"

Fatih Sultan Mehmet'in şehzadesi Cem Sultan'ın soyundan gelenler şimdi geniş bir Katolik ailedir. Bu ailenin bir kolu "Papalık Prensi" olmuş, bir kol da Bizans'ın son imparatorluk hanedanı Paleologlar ile birleşmiş ve "Bizans Kontu" olmuşlardır.

İlhanlı, Acem, Yunan, Rus, Sırp Kralları,Marmara bölgesinde 10 tane Bizans Prensliği, En az 300 Yıldır var olan Karaman Krallığı, Candar oğlu devleti, Hamit oğlu devleti benzeri büyük devletler varken,

Doğu Romanın Yar Hisar prensi kızı Holofira'yı 1299 yılında, Bizans İmparatoru Andranikos kızı Asporça'yı 1323 yılında, Bizans İmparatoru 6. John Kantakuzenus ve meşhur imparatoriçe İrenenin kızları Theodora'yı 1347 yılında 400 çadırdan oluşan koyun çobanı Osman'ın oğlu Orhan'a verdiler.

Bırakın Üç tane prensesi şehrin zengininin kızını bile vermezler yeri yurdu olmayan göçebe çobana!!

1) Nilüfer Hâtun (Holofira): 1299.Bizans Yarhisar prensinin kızıdır; Nilüfer adını almıştır.Süleyman , I. Murad ve Kasım'ın annesidir

2) Asporça Hâtun: 1323 yılında evlenmişler, Bizans imparatoru Andranikos'un kızıdır. İbrahim de Bizans İmparatorununun torunudur.

3) Theodora Hâtun: 1347 yılında evlenmişlerdir. Bizans İmparatoru 6. John Kantakuzenus'un ve de sevgili karısı meşhur imparatoriçe İrene'nin kızıdır, Halil Kantakuzenus'un torunudur.

Bu Prenseslerle evlendiğinde düğünü hangi sarayda nerede yapılmıştır? Hangi davetliler katılmıştır? Oğuz beyliklerinden katılan olmuş mudur? İstanbul'a gelin almaya gitme olmuş mudur?

Osmanlı padişahı olduğu söylenen Orhan( ismini siz tahmin edin) zaten İstanbul'da yaşıyor. İşte Tarihi kayıtlarda önemli ziyaretler.

1-Bizans prensi Avrupa kıyısı üzerinde küçük Çimpe kalesini torunu Süleyman'a hediye etti.

2-Orhan 3 Şubat 1347 yılında İstanbula Bizans imparatoru Andranikosa torunu ibrahimi götürdü.

3-Orhan Halilin dedesi imparator Kantakuzeni Üsküdar da ziyaret etti.

Orhan Cenevizliler'e Marmara da serbest ticaret yapma imtiyazını verdi(1352) !!! Marmara da???

Bu izni verebilmesi için Bizans'a sormasına gerek var mıdır? Osmanlının Bizans'ın devamı olduğu ve Hanedanın yüzde yüz Rum olduğu tartışmasızdır.

H.Orhan Acar

 


a45UyF587661-150220143723 Oraj Poyraz cimcime@neomailbox.net
2015/02/21  16:04 3  49  1 undefined Ciddiyizbiz@googlegroups.com

 

Missi dominici
Senyorun delegesi/elcisi

Latin Atasozu

Sehirlerin anasi (olan Mekke de) ve onun cevresinde bulunanlari uyarman ve asla suphe olmayan toplanma gunuyle onlari korkutman icin, sana boyle Arapca bir Kur an vahyettik.
(O gun onlarin) Bir bolumu cennette, bir bolumu cilginca yanan atesin icerisindedirler.

SURA SURESI-7 ayet

...din hissi, dunyanin acisi duyulan tokadiyla derhal Turk milletinin vicdanindaki cadirini yikti, davetlileri, Turk dusmanlari olan Arap collerine gitti.(..) Artik Turk, cenneti degil, (..) son Turk ellerinin mudafaa ve muhafazasini dusunuyordu.
Iste dinin, din hissinin Turk milletinde biraktigi hatira.

Mustafa Kemal ATATURK
(Mustafa Kemal in yazdigi Afet inan imzasiyla cikan Medeni Bilgiler kitabi 1931)


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Soru: Abiyogenez çürütülmüş bir teori midir?

Soru: Abiyogenez çürütülmüş bir teori midir?

21 Nov, 20:08

Cevap:

Kesinlikle hayır!

Türkiye'deki okullarda halen bilimdeki temel kavramlarla ilgili çok ciddi kafa karışıklıkları ve büyük hatalar mevcuttur. Bunların en bilineni, "hipotez-teori-kanun" üçlemesi ve bunların sözde hiyerarşisi hakkında ardı arkası kesilmek bilmeyen hatalardır. Bir diğer yaygın hata da, biyokimyanın en güçlü teorilerinden biri olan Abiyogenez Teorisi ile antik zamanlardan kalma Spontane Jenerasyon (Birdenbire Varolma) görüşünün birbirine karışıtırılmasıdır. Spontane Jenerasyon, Abiyogenez Teorisi'nin erken evrelerinden ve modern bilim öncesi zamanlarından kalma bir alt başlıktır. Canlıların cansızlardan birdenbire var oluverdiği fikrine dayanır. Buradaki makalemizden detayları okuyabileceğiniz gibi, Francesco Redi ve Louis Pasteur'ün yaptığı deneylerle, canlıların birdenbire, yoktan (veya cansızlıktan) var olamayacakları bilimsel olarak ispatlanmıştır. Ancak bu, Abiyogenez Teorisi'nin çürütülmesi ve "Biyogenez Teorisi"nin geçerli hale gelmesi demek değildir. En azından tam olarak değildir; çünkü kavramlar birbirine karıştırılmaktadır.

Redi ve Pasteur deneyleri sayesinde, canlıların cansızlıktan birdenbire var oluveremeyeceklerini görmüş olduk. Böylece biyogenez (canlıdan oluşma) adı verilen düşünce bilimde hüküm sürmeye başladı: her canlı, kendisinden önceki canlılardan gelir. Ancak bunun, canlılığın başlangıcıyla ilgili biyokimya teorileriyle (Abiyogenez Teorisi gibi) veya astrobiyoloji teorileriyle (Panspermia Teorisi gibi) hiçbir alakası yoktur. Yani çürütülen, birdenbire varoluştur (spontane jenerasyon), en başta cansızlıktan canlılığın evrimleşebileceği (abiyogenez) değil! Bu son saydığımız teoriler, Dünya'da yaşamın nasıl başladığı ile ilgilidir. Pasteur ve Redi ise, canlılığın sürekliliğine yönelik bir açıklama yapmışlardır. Bugün biliyoruz ki canlılar, sürekli olarak ebeveynlerinden (yani kendilerinden önceki canlılardan) meydana gelirler. Ancak bu, canlılığın ilk başlangıcı için geçerli değildir. Canlılık, günümüzden 4.5 milyar ila 3.8 milyar yıl arasındaki kimyasal evrim süreci sonucunda, cansız moleküllerin birikimli seçilimi sonucu, cansızlıktan evrimleşmiştir (abiyogenez, cansızlıktan oluşma). Bu süreç, "birdenbire" değil, toplamda 500-700 milyon yıl kadar sürmüştür!

Bilim dahilinde teoriler, her şeyi bir seferde açıklayamazlar. Belli sınırlara ve odak noktalarına sahiptirler. Örneğin canlılığın süreğenliği Biyogenez Teorisi ile açıklanırken (ki buna doğurma, yumurtlama, mitoz bölünme gibi çoğalma yöntemlerini dahil edebiliriz), canlılığın ilk başlangıcı Abiyogenez Teorisi ile açıklanır (buna kimyasal evrim, birikimli seçilim, panspermia, kuyrukluyıldızla taşınan organik moleküller, vb. çalışma sahaları dahil edilebilir). Bu durum ile fizik teorileri arasında bir analoji (benzerlik) kurmak mümkündür: günlük yaşantımızda süregelen fiziksel olayları açıklamak için Newton'un Kütleçekim Teorisi ve onun çıkarımları ("Newton Evreni") fazlasıyla yeterlidir. Ancak her şeyin başlangıcına, Evren'in doğumuna gittiğinizde, artık Newton Evreni geçersizdir. Kuantum Teorisi'nin sınırlarına girer, onun açıklamalarını kullanırsınız. Eğer ki Newton'un açıklamalarını kullanacak olursanız, hiçbir şeyi isabetli olarak açıklayamazsınız. Benzer şekilde, var olan canlılık, kendisinden önceki canlılıktan geliyor olsa da; canlılığın ilk başlangıcı, cansızlıktan gelmektedir.

Günümüzde Abiyogenez Teorisi dahilindeki araştırmalar, giderek güçlenen sonuçlar vermekte ve canlılığın milyarlarca yıl önce cansızlıktan nasıl evrimleştiğine her geçen gün daha net cevaplar verebilmektedir. Bilim camiasında; en azından bu sahanın uzmanı olan bilim insanları tarafından yaygın bir şekilde kabul görmektedir. Evrim Teorisi kadar güçlü ve genelgeçer kabul gören bir teori değildir (ve Evrim Teorisi ile doğrudan ilgili de değildir!); ancak yine de olmadığını iddia etmemize yetecek kadar hiçbir veri bulunmamaktadır. Tam tersine, her geçen gün, Abiyogenez Teorisi'ni destekleyen bulgular artmakta, gücü ve popülerliği de buna paralel olarak artmaktadır.

İlgili içeriğimiz:

1.             Abiyogenez - 13: Spontane Jenerasyon, Pasteur Deneyleri ve Abiyogenez Kuramı

Kaynaklar ve ileri okuma:

1.             Cambridge University

2.             TalkOrigins

3.             The History of Animals

4.             Bulletin of the History of Medicine

5.             Veterinary Parasitology

6.             San Diego Miramar College

7.             Prentice Hall

8.             HowStuffWorks

9.             WH Freeman

10.          Wikipedia "Spontaneous Generation" Makalesi

 


a45UyF587661-150221115440 Oraj Poyraz cimcime@neomailbox.net
2015/02/21  15:54 3  49  1 undefined Ciddiyizbiz@googlegroups.com

 

Adaletsiz rejimi, adaletle yikiniz.
Alkislar onune kansiz elle cikiniz.

Mahatma Gandhi

Kuran-i Kerim ve Risale-i Nur un indirilisi aziz ve hakim olan Allahtandir....
iste o nur hem Kuran-i Kerim dir hem de Risale-i Nurdur...

Said-i Nursi

Din ve milliyetcilik, bunlarin yaninda gelenekler ve ne kadar sacma olursa olsun herhangi bir inanc, sadece bireyi diger insanlara baglar ve butun insanlarin en cok korktugu seyden kacistir:
yalnizliktan.

Erich Fromm


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/