- "Ayağı kırık çocuk 'ameliyat gerek' raporuna rağmen tutuklandı"
- @durbunhaber
- Celal Eren Çelik
- CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan:
- Türk vatandaşlarının Yunanistan'da mülk alımı kriz çıkardı
- Sultan Uçar: Türkiye kalp krizi geçiriyor!
- 7.7'lik depremde bakın kaç kişi öldü? Ya Türkiye'de olsaydı?
- Ermenistan AB üyeliği için süreci resmen başlattı
- Ekonomist Evren Devrim Zelyut hayatını kaybetti
- FİKRET BAŞKAYA: Neden söz ettiğini, ne ile cebelleştiğini bilmek…
- Hasan Kaçan, 'kaçan Pikachu'ya karşı: 'Ajans işi'ymiş
- Müslümanın müslümana duyduğu kini kimse duymaz!
- Danimarka'da kadınlara zorunlu askerlik geliyor
- İktidar medyası ifşa etti: 'Gizli tanık' AKP adayıymış
- DEM Parti Kadın Meclisi'nden çıplak aramaya tepki
- İstanbul'a gelen İsveçli gazeteciden haber alınamıyor
- Polis tacizini açıklayan kadının avukatları suç duyurusu yaptı
- Üç gazeteci gözaltına alındı
- Mahfi Eğilmez Merkez Bankası'nın 'ilüzyon'unu yazdı
- ABD ziyareti bugün: Grönland'da koalisyon hükümetinde anlaşıldı
- Britanya'da ninja kılıcı yasağı 1 Ağustos'ta başlıyor
- Tanrıkulu tutanak paylaştı: Genç kadın nasıl tacize uğradığını ortaya koymuş
- Çiğdem Toker: Herkesin sesini her zaman kısamazsınız
- Yurt dışı çıkışında zorunlu beyanda parasal sınır yükseltildi
- İktidar, ABD'nin İran politikalarına tarihte hiç olmadığı kadar yakınlaştı
- DİH: Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak suç değildir, tüm tutuklu ve gözaltında bulunanlar derhal serbest bırakılsın!
- 'Kolluk kuvvetleri terör estirme cesaretini saraydan mı alıyor?'
- Muhabirimiz Nisa Sude Demirel ve ETHA Muhabiri Elif Bayburt gözaltına alındı
- 15 uluslararası kuruluştan ifade ve toplanma özgürlüğüne yönelik baskılara tepki
- Hacettepe'de Sıhhiyeliler de boykota başladı: Saray rejiminin karanlığına karşı buradayız
- 13 dokunulmazlık fezlekesi Meclis'te: Aralarında Bakırhan ve Başarır da var
- ODTÜ'ye polis baskını: Çok sayıda öğrenici gözaltında
- Kulis: AKP'nin 'iki kayyum' planı son anda nasıl bozuldu?
- Ümit Özdağ'dan RTÜK'e tepki: 'Düşman ceza hukuku…'
=======================
"Ayağı kırık çocuk 'ameliyat gerek' raporuna rağmen tutuklandı"
CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İstanbul'daki protestolarda gözaltına alınan gençlerin mağduriyetlerini anlattı: "Çocuğun ayağı kırılmış, 24 saat içerisinde ameliyat olması gerektiğine dair raporu var ama o halde Sulh Ceza Hakimliğine getirildi ve tutuklandı! Genç kadın öğrencilerin bacak aralarına özellikle tekmeyle vurup kanamaya yol açmışlar… Bizzat öğrencilerden dinledim. Arkamızı dönüp ağladık, dayanamadık."
Serbestiyet
27-Mart-2025
İstanbul'da gözaltına alınan gençlerin Vatan Emniyet'teki gözaltı sürecinden Çağlayan Adliyesi'ne sevk edilmelerine kadar takip eden CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, gençlerin kendisine anlattıklarını kamuoyuyla paylaştı.
Özellikle genç üniversiteli kadın öğrencilerin yaşadıklarını anlatan Tanrıkulu, "Bu sürecin ardından ilk defa bir tanıklığımı paylaşacağım, vicdan azabı çekiyorum; genç kadın öğrencilerin bacak aralarına özellikle tekmeyle vurup kanamaya yol açmışlar…Bizzat öğrencilerden dinledim. Arkamızı dönüp ağladık, dayanamadık" ifadeleriyle yaşadıklarını anlattı.
Tanrıkulu'nun kamuoyuyla paylaştığı satır başları şöyle:
"İşkence izleri hepsi rapora yansımış"
"Savcı orada, beyan almadan hepsini tutuklamaya sevk ediyor. Özel durumları aktarmak için avukatlar dilekçe vermek istiyorlar, soruşturma savcısı dilekçe almıyorum diyebilir mi? Bir hakim avukatlara "Çıkın dışarı, hepsini tutukladım" nasıl der?
Gözaltı sırasında bir doktoru alıp emniyete götürmüşler, hepsine sağlam raporu vermiş. Gözaltı uzayınca mecbur sağlık merkezine götürmüşler ve bu işkence izleri hepsi rapora yansımış. Avukatlar da bizim de olduğumuz duruşmada tüm bu işkence izlerini hakime gösterdiler, tutanak altına da alındı.
"Fotoğrafını çekeceğim dedim bir anda ortadan kayboldu"
Avukat Milletvekillerimiz Sibel Suiçmez ve Mahmut Tanal'la birlikte duruşmalardaydık. İstanbul Barosu insan hakları Merkezi avukatları işkence izlerinin fotoğrafını çekiyorlardı. Polis amiri gelip "Çekemezsiniz" dedi. Deliller kayıt altına alınmasın diye engellemeye çalıştı.
Sen kimsin engelliyorsun, fotoğrafını çekeceğim dedim bir anda ortadan kayboldu, bir daha görünmedi.
"Ayağı kırık çocuk 'ameliyat gerek' raporuna rağmen tutuklandı"
Çocuğun ayağı kırılmış, 24 saat içerisinde ameliyat olması gerektiğine dair raporu var ama o halde Sulh Ceza Hakimliğine getirildi ve tutuklandı!
18 yaşında, Türkiye derecesi yapmış çok başarılı bir genç, sinir krizleri geçirdi. Tüm avukatlar ağladı. Annesini, kardeşlerini bir faciada yitirmiş, sadece babası var. Bağırarak "Ben ne yaptım, bir fotoğrafım var mı, bir şey yaptığıma dair tek bir delil var mı? Hakim gerekçesini açıklasın beni neden tutukluyor?" diye haykırdı resmen, tutuklandı!
Orada bulunan polisler, İstanbul dışından görevlendirmeyle gelmiş polislerdi. 18 yaşındaki bu genç kızın haykırışına karşı içlerinde ağlayan vardı…
Ayağı kırık cezaevine gönderilemez diye dilekçe yazdı avukatlar ve 7. Kata çıktık beraber. Nöbetçi savcıyla görüşülemiyor. İstanbul Barosu Genel Sekreteri, ben ve dört avukat kendisiyle görüşemedik, ancak bankoda katibine ulaşıp onunla görüştük. Katip savcıya anlatıyor, sonra telefonla bize dönüyor. Savcıyı göremiyorsunuz, böyle bir yargı düzeni olur mu!"
⦿ https://serbestiyet.com/featured/ayagi-kirik-cocuk-ameliyat-gerek-raporuna-ragmen-tutuklandi-202139/
=======================
@durbunhaber
📢 Ankara'daki gösterilerde iki kişinin bıçaklı saldırısını yara almadan atlatan Zafer Partisi Ankara Gençlik Kolları Başkanı Uğurcan Demirez:
▪️Dün, Kızılay'da gençlik teşkilatımızla birlikte İstiklal Marşı'mızı okuduğumuz sırada önce bölücü örgüt propagandası yapılmış, ardından şahsıma yönelik bıçaklı bir saldırı gerçekleşmiştir.
Bu saldırı yalnızca şahsıma değil, bağımsızlığımızın sembolü olan İstiklal Marşı'mıza, dolayısıyla milletimizin ortak değerlerine yönelmiş bir saldırıdır.
Ancak şahsımın ve arkadaşlarımızın dikkati sayesinde saldırganlar kimse zarar görmeden etkisiz hâle getirilerek Türk polisine teslim edilmiştir.
Ne var ki savcılığın tutuklama talebine rağmen mahkeme, saldırganları adlî kontrol şartıyla serbest bırakmıştır. Bu tür caydırıcı olmayan kararlar, şehirlerimizi güvensiz hâle getiren keko çeteleri cesaretlendirmekte ve toplumda huzursuzluğa yol açmaktadır.
Bu tür saldırılar ve provokasyonlar bizi asla yıldıramaz!
⦿ https://x.com/durbunhaber/status/1905510818311274788
=======================
Celal Eren Çelik
İŞ BANKASI'ba kayyum atanması iddiaları bir "Sonuç" AKP iktidarı 2020 yılından beri İŞ BANKASI hisselerine el koyarak bunu özel bir fona aktarmayı planlıyor. Bu konu hakkında daha önce girişimleri olmuş ve toplumu yanıltıcı bilgi ile bilgilendirip CHP'nin İŞ BANKASI'nın kuruluşundaki sermaye yapısına Hindistan'dan gelen paraları Mustafa Kemal Atatürk üzerinden tabiri yerindeyse "Çöktüğünü" anlatmış ve o dönem biz de gerçekleri yazmıştık.
Bu bir hesaplaşma. İŞ BANKASI'na kayyum atanması halinde bu ülkede kimsenin "Miras hakkı ve hukuku" artık garantide değil demektir.
► -- ---
Erdem Atay, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'turpun büyüğü' açıklaması hakkında:
"İş Bankası'na kayyum atanabilir. AK Parti 'Siz Atatürk'ün mirasına ihanet ettiniz, 1 yılda kayıp olan para sadece 1.5 milyar TL.' diyor."
⦿ https://x.com/i/status/1905564118494421137
=======================
CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan:
"Saraçhane'deki polis müdahalesinin görüntüleri ortaya çıktı. Bu görüntüleri herkes izlesin."
⦿ https://x.com/i/status/1905323370243395791
=======================
Türk vatandaşlarının Yunanistan'da mülk alımı kriz çıkardı
28-Mart-2025
Türk vatandaşlarının Ege Adaları ile Batı Trakya'da son bir yılda hızla artan mülk alımı krize neden oldu. İktidar partisinden 11 milletvekili meclise soru önergesi verdi, hükümetten önlem alınması istendi.
Yaşar ANTER
Türk vatandaşlarının Ege Adaları ile Batı Trakya'da son bir yılda hızla artan mülk alımı krize neden oldu. Rodos milletvekili Evripidis Stilianidis öncülüğünde iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi'nin 11 milletvekili Türk vatandaşlarının Yunanistan'da mülk alımı konusunda hükümeti önlem almaya davet etti.
Milletvekilleri Türk vatandaşlarının Doğu Makedonya ve Batı Trakya ile Doğu Ege adalarında mülk alımına yönelik ilgili 11 Bakanlığa hitaben ortak bir soru önergesi sundu. 11 Milletvekili bu konuda hükümeti önlem almaya çağırdı.
YUNAN VE AVRUPA ŞİRKETLERİ ÜZERİNDEN ALIM YAPILIYOR
Milletvekillerinin soru önergesinde, Türk sermayesinin kıyı sınır bölgelerinde gayrimenkul ve işletmeler alımlarında saldırgan bir biçimde artış olduğunu, bu artışın da Yunan ve Avrupa şirketleri şeklinde ortaya çıktığına vurgu yapılıyor.
Soru önergesinde Dedeağaç Belediye Başkanı'nın ifade ettiği gibi, "Türk ve Bulgarların aşırı satın alımları ve 'Meriç'in Müslümanlar tarafından sömürgeleştirilmesi" hakkında yaptığı şikayeti de gerekçe olarak gösteriyorlar.
Milletvekilleri, Tapu Kadastro Müdürlüğü, Milli Tapu Müdürlüğü ve mahalli Noter Birlikleri tarafından işleme konulan mülkiyetler hakkında 2011 yılından bu yana yabancı veya tüzel kişiler, Avrupa ülkeleri veya üçüncü ülkeler tarafından, kanuna göre sınır ve savunma alanı olarak belirlenen tüm bölgelerde yapılan tüm alım-satım – hukuki işlemlerin yer aldığı listeleri talep ediyor.
"Yunan veya Avrupa işletmeleri şeklinde ortaya çıkan Türk sermayesinin kıyı sınır bölgelerinde aşırı bir şekilde gayrimenkul ve işletmeler alımlarının patlaması" başlığı altında Yunanistan meclisine verilen soru önergesinde, "1892/1990 sayılı kanunun 24. maddesine göre "… Dodekanisa (Onikiadalar), Meriç (Evros), Thesprotia, Kesriye (Kastoria), Kılkış (Kilkis), Midilli (Lesvos), İskeçe (Ksanthi), Preveze (Preveza), Rodop (Rodopi), Sisam (Samos), Florina ve Sakız (Chios) adaları, Thira ve İskiri (Skiros) adaları, eski Drama vilayetinin eski Nevrokopi ilçeleri, eski Yanya vilayetinin Pogoni ve Koniça ilçeleri, eski Pella vilayetinin Almopia ve Edessa ilçeleri ile eski Serres vilayetinin Sintiki ilçeleri ile eski Othoni, Matraki ve Erikoussa bölgeleri kıyı sınır bölgeleri kapsamında bulunmaktadır. Yukarıda belirtilen İyon Denizi, Epir, Makedonya, Trakya (Batı) ve Doğu Ege adaları alanları, aynı maddeye göre çıkarılan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile "Dışişleri, Maliye, Milli Savunma, Ekonomi, Rekabet ve Denizcilik, Vatandaş Koruma ve Kırsal Kalkınma ve Gıda Bakanlarının teklifi üzerine…" "kıyı sınır" bölgeleri olarak nitelendirilmiş ve "savunma" alanları olarak kabul edilmiştir. Satın alımlar bu bölgelerde yoğunlaşmıştır." denildi.
SORU ÖNERGESİNDE CEVAPLANDIRILMASI İSTENEN SORULAR
► Hükümet, Trakya (Batı) ve Doğu Ege adalarındaki gibi hassas bölgelerde yabancı sermayelerin mülk ve işletme alımlarına karşı nasıl önlemler almayı planlamaktadır?
► Yabancı tüzel kişiliklerin ve genellikle yurtdışında merkezi bulunan "ödenmeyen kırmızı borç krediler" fonlarının yöneticilerinin kimler olduğunu ve bu fonların sınır bölgelerindeki satışları kimlere yaptığını kim ve nasıl denetliyor?
► İlgili Bakanlık, sınır bölgeleri ve savunma bölgelerinde gerçekleştirilen işlemler için önceki yıllarda olduğu gibi, mülk işlemleriyle ilgili olarak tüzel kişiliklerin denetimini sağlamak üzere, kişisel düzeyde denetim uygulamayı planlamakta mıdır?
► Hükümet, sınır bölgelerindeki demografik korumayı güçlendirmek amacıyla hangi politikaları planlamaktadır?
► Hükümet, Trakya (Batı) için Meclis'in çok partili komitesinin bulgularını hayata geçirmek için ne gibi adımlar atmıştır? Niçin, bu komite, ilgili Bakanlıkların çalışmalarını harekete geçirecek ve koordine edecek bir koordinatör ve İzleme Komitesi atamamıştır?
Soru Soran Milletvekilleri:
Evri̱pídis Stilianidis, Rodop Milletvekili, Yeni Demokrasi
Theodoros Karaoglou, Thessaloniki Milletvekili, Yeni Demokrasi
Maksimos Harakopoulos, Larisa Milletvekili, Yeni Demokrasi
İoannis Pashalidis, Kavala Milletvekili, Yeni Demokrasi
Miltiadis Hrisomalis, Messinia Milletvekili, Yeni Demokrasi
Anastasios Dimoschakis, Evros Milletvekili, Yeni Demokrasi
Manos N. Konsolas, Onikiada Milletvekili, Yeni Demokrasi
Giorgos Vlachos, Doğu Attica Milletvekili, Yeni Demokrasi
Giorgos Karasmanis, Pella Milletvekili, Yeni Demokrasi
Theofilos Leontaridis, Serez Milletvekili, Yeni Demokrasi
Haralampos Athanasios, Midilli Milletvekili
⦿ https://www.sozcu.com.tr/turk-vatandaslarinin-yunanistan-da-mulk-alimi-kriz-cikardi-p156415
=======================
Sultan Uçar: Türkiye kalp krizi geçiriyor!
28-Mart-2025
Siyasetçilerin yıllar yılı süren diploma savaşları, Ekrem İmamoğlu'nun 35 yıl önce aldığı diplomasının iptali ile AKP'nin hiç hesaplamadığı bir süreci tetikledi. Diploma iptalinden sonra İmamoğlu'nun tutuklanması, suskunluklarıyla bilinen Z kuşağını harekete geçirdi. Atatürk'ün ülkeyi emanet ettiği diplomalı-diplomasız Türk gençliği, "Yeter artık!" çığlığı atarak, Saraçhane'nin yolunu tuttu. Üstün zeka adresi ODTÜ, Boğaziçi, İTÜ gibi asırlık üniversitelerde okuyanların yanında, yükseköğretimde ilk kez vakıf üniversitesi öğrencileri de sokağa çıktı. 'Özel üniversitede ana-baba parasıyla okuyor' diye küçümsenen bu gençler de Saraçhane'deydi. "Atam, birinci vazifemiz için buradayız" diyerek, tüm üniversite gençleri el ele verdi.
"ABİ BEN TERÖRİST MİYİM?"
Ülkede, 23 yılda olup bitenleri büyük bir sükunetle izleyen Türk gençliği, korku duvarlarını yıktı. Masasındaki bardağını kaldırmayan, üşengeç bir nesil olmakla itham edilen Z kuşağı, üstün parlak zekasıyla meydanlardaydı. Elinde telefonu, kulağında kulaklığı, Türkiye'de olup bitenlere gözü kapalı sanılan teknoloji çağı mahdumu Z kuşağı çocukları, ülkedeki antidemokratik gidişe 'Dur' demek için ayaktaydı. Ellerindeki dövizlerde yazan esprili sloganlardan zeka fışkırıyordu. Kim miydiler? Şimdilerde 20'li yaşlarında olup, hiçbir eyleme katılmamış, eylemde polise mukavemet ettiğini gösteren tek kare fotoğrafları olmayan ülkenin öz evlatları. Gözaltına alan polislere, 'Abi ben terörist miyim? Yapma' diyebildiler.
AİLELERDEN GİZLENDİ
Türkiye'nin geleceği gözaltındaki gençlerin savunmasını, kendileri de Z kuşağı olan hukukçular aldı. İstanbul Barosu avukatlarından Halil Enes Kavak ve Ceren Altın'a, gençlere 19 Mart'tan bu yana Saraçhane, Vatan Emniyet ve Gayrettepe Emniyet'de neler yaşatıldığını sordum. Vatan Emniyet, Gayrettepe Emniyet derken, gençler nezarethanelere sığmayınca, ilçe emniyetlere gönderilmiş. Avukatlar Kavak ve Altın gençlerin gözaltında olduğundan başta aileleri olmak üzere kimsenin haberi olmadığını fark etti. Avukat görüşmeleri tutanak altına alınsa da gözaltılar 48-72 saat arası yani 3 gün aile ve arkadaşlarından gizlenmiş!
TUTTUĞUNU GÖTÜRMÜŞLER
Satırlarımı, yaşananların bire bir tanığı Av. Halil Enes Kavak'a bırakıyorum: "İlk 48 saatte çocuklarından haber alamayan çok sayıda aile, emniyete kayıp başvurusu yapınca, emniyet gençleri aramaya başlamış. Gözaltındaki gençlerin Av. Ceren Altın ile görüştüklerini anlayan polisler arayıp, "Ailesi kayıp başvurusu yapmış. Siz görüşmüşsünüz. Bilginiz var mı?" diye sordu. Bu tablo bile polislerin kimi, niye gözaltına aldığını bilmediğini gösterdi. Saraçhane'de polis, tuttuğunu toplamış. Polisten kaçmadığı için bile gözaltına alınan çok sayıda genç olduğuna tanığım. İçlerinde, darp izi olmayan hiç kimse yok. Çoğunun gözü, kulağı patlamış, vücutları yara bere içinde."
EKSİ YEDİNCİ KAT
"Saraçhane'de gözaltına alınan gençleri, önce birden fazla polis dövüyor. Barikatlarının arkasına alıp, ters kelepçe takıp yere yatırıyorlar. Savunmasız bırakıp, sinkaflı küfürler ederek topluca biber gazı sıkıyorlar. Sonra Vatan Emniyet'te -7. kata götürdüler. O kadar çok kişi gözaltınaydı ki, nezarethanelere sığmadılar. Gençlerin çoğu ilk kez gözaltına alınmıştı. Polis bunu eziyete dönüştürüp, hiç kimseye haber vermedi. Kıyafetlerine işleyen biber gazıyla tıkış tıkış 4 gün bekletip, psikolojik baskı uyguladı. Silivri'ye gönderilen, gözaltında olan veya serbest bırakılan tüm müvekkillerimiz, çok keskin biber gazı kokuyordu."
CAN KURTARMA DAYAĞI
"Gözaltında doktor kontrolüne götüren gençlerin muayenesine hukuka aykırı olarak bazı polisler de girince, çocuklar vücutlarındaki morlukları gösterememiş. Boğaziçili 3 gençten 2'si tutuklandı. 2024 YKS'de ilk 500'e giren Ömer Faruk Can da içlerinde. Çok trajik ama polisten kaçmadığı için alınanlar var. Üniversiteli Arda Ömer Köle ifadesinde, 'Saraçhanedeydim. Konuşmaları dinleyip, ayrıldım. Yaşlı biri, yerde çırpınıyordu. Yardım istendi. İlkyardım sertifikam var. Kalp krizi geçiren hastaya yardım ederken, polis beni hastanın üzerinden darp ederek alıp, kelepçeledi ve Gayrettepe'ye götürdü' dedi. Ömer gözaltı boyunca bana, 'Kalp krizi geçiren amca öldü mü abi?' diye sorup durdu." Gençlerin tüm bu yaşadıkları; Türkiye'de hukuk devleti ve demokrasinin kalp krizi geçirdiğinin açık kanıtıdır.
⦿ https://www.sozcu.com.tr/turkiye-kalp-krizi-geciriyor-p156204
=======================
7.7'lik depremde bakın kaç kişi öldü? Ya Türkiye'de olsaydı?
28-Mart-2025
Myanmar'ın Sagaing bölgesi yakınlarında peş peşe iki büyük deprem meydana geldi. 7.7 ve 6.4'lük depremlerde Myanmar'da en az 10 kişi yaşamını yitirirken Tayland'da 1 can kaybı olduğu bildirildi. Büyük depremlerin ardından, "Bu deprem ya Türkiye'de olsaydı?" sorusu tüyler ürpertti.
⦿ https://halktv.com.tr/dunya/7-7lik-depremde-bakin-kac-kisi-oldu-ya-turkiyede-olsaydi-925085h
=======================
Ermenistan AB üyeliği için süreci resmen başlattı
Ermenistan, Avrupa Birliği (AB) üyeliği için süreci başlattı. Rusya'ya sırtını dönen Ermenistan, parlamentoda Avrupa Birliği'ne katılım sürecini başlatan yasa tasarısını kabul etti.
⦿ https://www.ekonomim.com/dunya/ermenistan-ab-uyeligi-icin-sureci-resmen-baslatti-haberi-808910
=======================
Ekonomist Evren Devrim Zelyut hayatını kaybetti
Ekonomist Evren Devrim Zelyut hayatını kaybetti. Zelyut'un beyin kanaması geçirdiği öğrenildi.
28-Mart-2025
43 yaşındaki ekonomist Evren Devrim Zelyut hayatını kaybetti. Zelyut'un beyin kanaması geçirdiği öğrenildi. Yaklaşık 3 ay önce akciğer kanser teşhisi konulan Evren Devrim Zelyut, dün gece hayatını kaybetti.
Tedavi sürecini paylaşmıştı
Zelyut, sosyal medya hesabı üzerinden, tedavi sürecinin devam ettiğini ve dualara ihtiyacı olduğunu belirtmişti. Evren Devrim Zelyut 4 Mart 2025 tarihinde sosyal medyadan takipçilerine şu sözlerle seslenmişti;
"Değerli arkadaşlarım! Çoktandır sizlere yazamadım ama sizleri unutmak mümkün mü? Tedavi görüyorum ve olumlu gelişmeler yaşıyorum. Sizlerin de hayırlı duygularınızla ayağa kalkacağım. Yeniden güzel şeyler paylaşacağız. Hepiniz kalbimdesiniz. Şimdilik hoşça kalın…" ifadelerini kullanmıştı.
Evren Devrim Zelyut kimdir?
Evren Devrim Zelyut, 22-Aralık-1982 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Rıza Zelyut, tanınmış bir gazeteci ve yazardır. Zelyut, ilk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamlamıştır. 2004 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü'nden mezun olmuştur.
Mezun olduktan sonra Kent Yatırım Menkul Değerler A.Ş.'de yatırım uzmanı olarak çalışmaya başlamıştır. 2008 yılında Prim Menkul Değerler A.Ş.'ye geçti ve burada yatırım uzmanı olarak görev yaptı.
2010 yılında Arıkanlı Holding'e transfer oldu ve burada yönetim danışmanı olarak çalıştı. 2013 yılında da kendi şirketi olan Avrasya Yatırım'ı kurdu.
⦿ https://www.ekonomim.com/gundem/ekonomist-evren-devrim-zelyut-hayatini-kaybetti-haberi-808867
=======================
FİKRET BAŞKAYA: Neden söz ettiğini, ne ile cebelleştiğini bilmek…
March 28, 2025
"Totaliter rejimler, tabanlarını ahlaksızlaştırarak kendi suçlarına ortak ederler". Hannah Arendt
"Ateş en çok dumanı sönerken çıkarır". Halk deyişi
Prof. Dr. Fikret Başkaya – 23 yıldır iktidar olan AKP'nin 'müesses nizamın' diğer siyasi partilerinden farklı bir ajandası var… Türkiye'deki rejimi adı konmamış bir İslam Emirliği yapmak istiyor… Eğer başarabilirse, ilelebet iktidar olmayı amaçlıyor… Bunun için de adım adım devlet aygıtını dönüştürüyor… Doğrusu hayli yol aldığını söylemek de bir abartma değil… Boşuna Yeni Türkiye demiyorlar… Bütün devlet kurumlarının içini boşalttılar. Yasa yok, kural yok, etik yok, ahlâk yok, sınır yok… Oysa etik sınır demektir, potansiyel olarak yapılabilir olandan sakınmaktır… Artık, George Orwell'in "Aslında hiçbir şey yasa dışı değildi, çünkü yasa yoktu" dediği durum söz konusu… Ülke tam bir çöküş tablosuna hapsolmuş durumda… Ekonomik çöküş de beceriksizliğin veya yanlış politikaların değil, bilinçli bir tercihin sonucu… Dinci rejim toplumun 'yandaş olmayan' öteki büyük yarısını katli vacip düşman sayıyor ki, bunun tarihte bir örneği yoktur. Tam bir işgalci gibi davranıyor. Hiçbir kural, hiçbir sınır tanımıyor… Bu ülkede geride kalan yüzyıllık dönemde AKP iktidarında olduğu kadar sömürü, yağma ve talan görülmedi…
Türkiye'ye 1980 de 24 Ocak Kararları ve NATO'cu, Amerikancı faşist askeri darbeyle neoliberal ekonomik ve sosyal politikalar dayatıldı… O tarihten sonra ekonominin temeli aşınmaya devam etti… 2002'de iktidar olan Politik İslamcı (İhvancı) iktidar yangına körükle gitti ve artık yağmalanmamış, talan edilmemiş pek bir şey bırakmadılar… AKP iktidarı toplum sorunlarına külliyen yabancılaşmış durumda… Yaptığı yegane şey bütçeyi, hazineyi, müşterekleri ve doğayı yağmalamak, talan etmek… Tam bir işgalci gibi davranıyor… Aceleleri var…
İktidarını sürdürmek, İslam soslu faşizmi dayatmak ve kalıcılaştırmak için her yolu denemek isteyecektir… Zira onun için iktidarı bırakmanın maliyeti çok büyük… İktidarı bırakmak yağma ve talan olanağından mahrum olmak demek ama bir de hesap verme sorunuyla yüzleşmek zorundalar… Verili koşullarda ve verili yasal ve kurumsal çerçeve dahilinde seçimle iktidarı bırakmaya yanaşmak istemeyecektir… Bunun için muhalefeti etkisizleştirmesi gerekiyor… Son dönemde yapılanlar niyetin ne olduğunu gösteriyor. Öyle ki, seçimler AKP'nin kaybetmeyeceği seçimler olmalı… İşlevsiz bir muhalefet arzulanıyor…
AKP'nin bu kadar kolay at oynatabilmesi, muhalefetin basiretsizliğinin eseri… Muhalefet her kritik kavşakta yanlış yaptı, gerekli direnci gösteremedi… Artık müesses nizamın muhalefetiyle çöküş tablosundan çıkmak mümkün değil. Radikal bir paradigma değişikliğine ihtiyaç var… Velhasıl, ehven-i şer'in bir işe yaramadığı zaman gelip çattı… Ekonomik çöküş sosyal kötülükleri (açlık, işsizlik, yoksulluk, aşağılanma, etik yozlaşma…) azdırıyor. Ekolojik yıkımın hızı ve kapsamı da büyüyor… Yaşamın temeli hızla aşındırılıyor… Rejim varlığını terörle mücadele retoriğine borçlu… Elbette bu sadece AKP'ye mahsus bir şey değil, bu rejim iç ve dış düşmansız yapamıyor… Terörle mücadele söylemi demokratikleşmenin önünü kapatıyor, rejimi içten içe çürütüyor… Her türlü hukuksuzluğu ve baskıyı dayatmanın aracı haline geliyor… Vakitlice bu iktidardan kurtulmak gerekiyor ama o kadarı yeterli olmaz. Radikal bir paradigma değişikliğine de ihtiyaç var.
O halde neler yapılır, nelerden sakınılırsa, çöküş tablosundan çıkılabilir sorusu ile devam edebiliriz. Bir kere 43 yıllık neoliberal saplantının dışına çıkmak gerekiyor… Geride kalan dönemde özelleştirme adı altında toplumdan çalınanı, gasp edileni, yağmalananı asıl sahibine iade etmek gerekiyor. Kapsamlı bir kamulaştırma, sosyalleştirme olmadan taşı yerinden oynatmak mümkün değildir… Zira, kamu hizmetleri budanmış, müşterekler yağmalanmış, talan edilmiş durumda… Kamu hizmetleri ve müşterekler nerdeyse tamamen özelleştirildi… Oysa, herkesin olan, herkesin kullanımına sunulması gereken müşterekler (ortak yaşam kaynakları ve alanları) ve kamu hizmetleri toplumun tutkalıdır, birlikte yaşamın vazgeçilmezleridir… Müştereklerden yoksun bir toplumsal yaşam sürdürülebilir değildir… Her şeyin özelleştirildiği, metalaştığı, soysuzlaştığı, birer kâr aracına dönüştürüldüğü durumda ekonomi planlanamaz… Orada neyin planını, neyin hesabını yapacaksınız?.. Oysa, sadece ekonomik planlama değil, radikal bir sosyal ve ekolojik planlamaya da acilen ihtiyaç var… Ekolojik yıkımın hızı ve yoğunluğu artmış bulunuyor ki, bu yaşamın temelinin aşınmasıdır… Esasen her şeyin metalaştığı, şeyleştiği, paralılaştığı, soysuzlaştığı bir toplumsal yaşam mümkün de sürdürülebilir de değildir…
Fanatik neoliberal- İslamo-faşist rejim, toplum sorunlarına külliyen yabancılaşmış bulunuyor. Devlet aygıtı münhasıran sömürünün, yağma ve talanın, çalıp-çırpmanın hizmetinde ki, böyle bir rejimin meşruluk temeli, dolayısıyla da rıza üretme yeteneği yoktur… Gayri meşrudur… Baskıyı şiddeti devlet terörünü dayatmak dışında bir koza ve inandırıcılığa sahip değil…
Bu yeni durumla yüzleşmek, yeni bir perspektifi, yeni paradigmayı, yeni bir örgüt ve mücadele anlayışını gerektiriyor… Şeylerin seyrini değiştirmek, yaşanabilir bir toplumsal düzene giden yolu aralamak, zihinsel-entelektüel-ideolojik-politik bir kopuş olmadan mümkün değil… Mevcut olandan farklı bir şey yapmak da bizim irademizi aşan bir şey değil… Bir kere siyaseti profesyonel politikacıların işi olmaktan çıkarmak gerekiyor… Beş yılda bir sandığa oy atmakla şeylerin seyrini değiştirmek, yeni, farklı bir şey yapmak mümkün değildir… Siyasetin bir anlam taşıyabilmesi, herkesin işi, şeyi, olmasını varsayar… Siyasal sürece katılmanın da bin bir çeşit yolu var…
AKP iktidarı sömürücü, yağmacı, talancı dar bir "yandaş kitle" dışında toplum çoğunluğunun deşteğini kaybetmiş bulunuyor. Artık meşruiyet-rıza üretme yeteneği yok. Devlet terörünü dayatmak dışında da bir koza sahip değil… İBB başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tarihî bir skandal olan diplomasının iptal edilip, ardından tutuklanması sonrasında üniversite gençliğinin barikatları aşıp meydanları doldurması, yüzbinlerin Saraçhane'ye akması, 16 milyon insanın Ekrem İmamoğlu için sandığa koşması, faşist azınlık iktidarı için sonun başlangıcı demeye geliyor… Şimdi top bu toplumun tüm zenginliğini yaratan ama yarattığı zenginlikten yeterli pay alamayan, açlık, yoksulluk ve sefaletle cebelleşen işçi sınıfının, bir bütün olarak emekçi sınıfların kucağında… Bir genel grev şeylerin seyrini kalıcı olarak değiştirebilir… Velhasıl şeylerin seyri, geniş emekçi sınıfların 'basiretine' indirgenmiş bulunuyor… Fakat başta da söylediğim gibi, sadece faşist azınlık iktidarını defetmek yeterli olmaz… Radikal bir paradigma değişikliğine ihtiyaç var…
⦿ https://acikgazete.com/neden-soz-ettigini-ne-ile-cebellestigini-bilmek/
=======================
Hasan Kaçan, 'kaçan Pikachu'ya karşı: 'Ajans işi'ymiş
28-03-2025
Oyuncu Hasan Kaçan, Antalya'daki İBB eylemlerinde polisten kaçan Pikachu'yu hedef aldı: "Bunların tamamı özel çalışılmış ajans işidir. Ortada komik bir şey yok."
Antalya'da Pikachu kostümü giymiş bir eylemcinin polisten kaçtığı görüntüler sosyal medyada viral olmuş, dünya gündemine girmişti.
Pokemon çizgi film karakterlerinden biri olan Pikachu'yu herkes sevimli bulurken Kaçan olayın bir 'ajans işi' olduğunu savundu.
Kaçan'ın X'ten yaptığı eleştiri şöyle:
"Bunların tamamı özel çalışılmış ajans işidir. Kanunsuzluğu, vandallığı gençlere sevimli gösterme çalışmasıdır. Gaz maskeli semazen figüründen, Pikaçu karakterine, polis önünde evlenme teklif edenden, Örümcek Adam kostümlüsüne kadar profesyonel prodüksiyondur. Karakterler, yazılmış bir senaryonun aktörleridir. Ortada komik bir şey yok. Vahşet var, çapul var, vandallık var. Ajansın algı çalışması var."
https://www.diken.com.tr/hasan-kacan-kacan-pikachuya-karsi-ajans-isiymis/
=======================
Müslümanın müslümana duyduğu kini kimse duymaz!
"Bir rivayete göre Yezid Hüseyin'in başını Medine'ye göndermiş ve Hz Fatma'nın kabri yanına gömülmüştür. Kimi rivayetlere göre Yezid Şam'da onun başını mahzenine bırakmış, kendisi ölünce kafa çıkarılıp Şam'da gömülmüş, kimi rivayetlere göre yezit onun kafasını bir değneğin ucuna takmış ve 3 gün böyle kaldıktan sonra onu silah ambarına koymuş. Bu Kaf, ta Süleyman b. Abdülmelik zamanına kadar o depoda kalmış. Süleyman gelince onu Müslümanların mezarında gömmüş, Abbasiler döneminde bir daha mezardan çıkarılıp Mısır'a gönderilip orada gömülmüş"
(İbni Kesir, Bidaye- Nihaye, hicri 61' yılı olayları)
'İslam yolunda bu kadar cinayetler işlendi. Peki değer miydi? Üstelik bu felaketler Hz Muhammed'in en yakın akrabasının başına gelmiş; neredeyse tüm Ebu Talip ailesi tümden yok olmuştur'
İlahiyatçı Arif Tekin'den sayfa 162
=======================
Danimarka'da kadınlara zorunlu askerlik geliyor
Danimarka kadınları zorunlu olarak askere almaya başlayacak. Ülke, Avrupa'da güvenlik tehdidinin ve savaş ihtimalinin artmış olmasını gerekçe gösteriyor.
28-Mart-2025
Danimarka Savunma Bakanlığı, ülkenin 2026 yılından itibaren kadınları zorunlu olarak askere almaya başlayacağını duyurdu.
Danimarka Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Michael Hildgord, ülkenin "tüm savaş gücünü" harekete geçirmeye ihtiyacı olduğunu söyledi.
Grönland tehditleri kararda etkili oldu
Rusya ve Ukrayna Savaşı nedeniyle diken üzerinde olan Danimarka, şimdi de Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Grönland tehditleriyle karşı karşıya. Rus tehdidine karşı 2023 yılında kadınların da zorunlu askerlik kapsamına alınmasına yönelik tartışmalarla gündeme gelen Kuzey Avrupa ülkesi, söz konusu kararı aldı. Kadınların 2026'dan itibaren askere alınacağı ifade edilirken Danimarka medyasında yer alan haberlerde kadınlar için zorunlu askerlik tarihinin 1 Temmuz 2025'e çekildiği belirtildi.
Trump'ın "ilhak" tehdidi
Trump, yeniden göreve gelmesinden bu yana Grönland'ı ülkesinin kontrolüne alma isteğini sıkça dile getiriyor. ABD lideri, 23-Aralık-2024'te Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Grönland'ın ABD'nin kontrolünde olması gerektiğini savunarak, adanın mülkiyet ve kontrolünün sağlanmasını "mutlak bir zorunluluk" olarak nitelendirmişti.
Trump, 13 Mart'ta NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yi ağırladığı Oval Ofis'te de benzer açıklamalarda bulunarak, "(Grönland'ın ABD tarafından ilhakı) Bence bu gerçekleşecek. Bu konuda bir anlaşma yapmak zorundayız ve Danimarka bunu yapamıyor. Danimarka ile görüşüyoruz. Ulusal güvenliğimiz için buna gerçekten ihtiyacımız var." ifadesini kullanmıştı. Grönland yönetimi bu söylemlere karşı adanın "satılık olmadığı ve olmayacağı" yönünde açıklamalar yaparken, Danimarka da Grönland'ın yanında durduğunu vurgulamaya devam ediyor. Öte yandan Avrupa Birliği, Trump'ın "ilhak" tehditlerine karşı "yeterince güçlü bir tepki vermemekle" eleştiriliyor. Danimarka Krallığı'na bağlı özerk bir bölge olan Grönland, ülkeye yaklaşık 2 bin 900 kilometre uzaklıkta bulunuyo
⦿ https://www.ekonomim.com/dunya/danimarkada-kadinlara-zorunlu-askerlik-geliyor-haberi-808903
=======================
İktidar medyası ifşa etti: 'Gizli tanık' AKP adayıymış
İBB soruşturmasında yer alan gizli tanıklardan olan ve ismi Sabah gazetesi tarafından ifşa edilen Oktay Tan'ın 2018'de AKP'den milletvekili adayı olduğu ortaya çıktı.
Artı Gerçek - İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması kapsamında gizli tanık ifadeleriyle tutuklama kararları verilirken, iktidara yakın Sabah gazetesinde yayımlanan bir haberde bir "gizli tanığın" kimliği açığa çıktı.
Habere göre, İBB Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un kendisinden rüşvet aldığını öne süren gizli tanığın reklamcı Oktay Tan olduğu ortaya çıktı. Ancak dikkat çeken nokta, Oktay Tan'ın 2018 Genel Seçimlerinde AKP'den milletvekili adayı olması.
Murat Ongun, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Sabah gazetesinin haberinden sonra gizli tanıklardan birinin Oktay Tan olduğunu öğrendiklerini belirtti. Ongun, Tan'ı hiç tanımadığını ve kendisiyle bir kez bile iş konuşmadığını vurguladı.
Tan, 2018'de AKP'den milletvekili adayı olmasının yanı sıra, Kadıköy ve Ataşehir AKP ilçe teşkilatlarında tanıtım medya komisyon üyeliği yaptı. Ayrıca, Bilal Erdoğan'ın kurucuları arasında yer aldığı TÜGVA'nın il temsilciliği görevinde de bulundu. (HABER MERKEZİ)
⦿ https://artigercek.com/guncel/iktidar-medyasi-ifsa-etti-gizli-tanik-akp-adayiymis-335515h
=======================
DEM Parti Kadın Meclisi'nden çıplak aramaya tepki
DEM Parti Kadın Meclisi, "İmamoğlu protestoları" gerekçesiyle gözaltına alınan kadınlara dönük cinsel şiddet ve çıplak aramaya tepki göstererek, suç işleyenler hakkında yasal işlem başlatılmasını istedi.
⦿ https://artigercek.com/kadin/dem-parti-kadin-meclisinden-ciplak-aramaya-tepki-335514h
=======================
İstanbul'a gelen İsveçli gazeteciden haber alınamıyor
İBB operasyonları sonrası yaşanan gelişmeleri takip etmek için İstanbul'a gelen gazeteci son görüşmesinde gözaltına alındığını söyledi.
İsveç'te yayınlanan Dagens ETC gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Andreas Gustavsson, İBB operasyonu sonrası yaşanan gelişmeleri takip etmek için İstanbul'a gelen İsveçli gazeteci Joakim Medin'den haber alınamadığını söyledi.
Gustavsson, en son perşembe günü görüştüğü Medin'in gözaltına alındığını ve sorguya götürüldüğünü söylediğini ifade etti.
ETC gazetesinin yöneticileri, Dışişleri Bakanlığı ile temasa geçtiklerini ama bir sonuç alamadıklarını öne sürdü.
Joakim Medin kimdir?
Joakim Medin, İsveç'te yaşayan bir gazeteci, yazar, eğitmen ve fotoğrafçıdır. Aslen bir lise öğretmeni olan Medin, gazetecilik kariyerine 2009 yılında Honduras'taki darbe sırasında başladı. Araştırmacı gazetecilik ve dış haberler konusunda derin bir ilgisi vardır; çoğunlukla sahadan, demokrasi gelişimi, siyaset, popülizm ve aşırılık, insan hakları, silahlı çatışmalar, mülteci krizi ve yoksullukla ilgili konular üzerine yazılar kaleme aldı.
Yayımlanmış altı kitabı bulunan Medin, ayrıca birçok ortak kitap çalışmasında ve çeşitli raporlarda da yer aldı. Mesleği, çalışma alanı ve keşifleri üzerine sıkça konferanslar vermektedir.
(Mİ)
⦿ https://bianet.org/haber/istanbul-a-gelen-isvecli-gazeteciden-haber-alinamiyor-305947
=======================
Polis tacizini açıklayan kadının avukatları suç duyurusu yaptı
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Cumhuriyet Halk Partili avukatlar harekete geçti. Kadının ev hapsine itiraz edilirken, süreci, hem İstanbul Barosu hem de CHP'li avukatlar takip ediyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının 18 Mart'ta iptal edilerek gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından Saraçhane'de başlayan protestolara, polis müdahale etti. Çok sayıda kişi darp edilerek gözaltına alınırken, bir kadın ifadesinde polisin kendisini taciz ettiğini anlattı.
"Kadın polis 'yapma yeter'" dedi
22 Mart Cumartesi gecesi gözaltına alınan ve daha sonra ev hapsi cezası verilen bir kadın, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
"Herhangi bir kamu malına zarar vermedim, polise direnmedim. Ancak çok sert bir müdahaleye maruz kaldım. Saçımdan çekilerek yere sürüklendim. Kelepçelenmek üzere götürülürken, 'Seni dövmeyeceğim' diyen bir polis beni ambulansın arkasına götürdü ve orada tacize uğradım. O anda korkudan altıma kaçırdım. Üzerimdeki elbiseler hala idrar içindeydi. Kadın polis 'yapma yeter' dedi. Ama daha önce bana tacizde bulunan erkek polis yetkili gibi hareket etmeye devam etti."
Kadın, gözaltı sürecinde ağır şiddet gördüğünü de belirterek, "Erkek polis başıma ayağıyla bastırdı. Doktor raporunda sol tarafımda ödem ve şişlik olduğu tespit edildi. Gözaltı aracına bindirilirken, kadın polis bana 'pis' diyerek hakaret etti. Elleri kelepçeli halde saatlerce bekletildim, ellerim şişti ve morardı" dedi.
Nezarette ölüm tehdidi ve korkutularak ifade aldılar
Gözaltında taciz edildiğini yetkililere anlatmaya çalışan kadın, polislerden alaycı bir yanıt aldığını ifade etti:
"Sarışın kadın memura taciz edildiğimi söyledim. Ancak bana alaycı bir şekilde, 'Hımm, sen taciz mi edildin?' diyerek güldü. Üst aramam sırasında bileğime ve boynuma ip bağlanarak plastik kelepçeler çıkarılmaya çalışıldı. İnsan haklarıma aykırı olduğunu söylediğimde kimse umursamadı."
Nezarethanede dört kadın polisin sürekli baskı ve tehditlerine maruz kaldığını anlatan mağdur, en ağır tehditlerden birinin siyah saçlı bir kadın polisten geldiğini söyledi:
"Beni korkuttular, sürekli baskı altına aldılar. Siyah saçlı kadın polis bana, 'Bizim elimizde kalırsan seni öldürürüz' dedi. Diğer polisler ise şakalaşıyor ve kahkahalar atıyordu."
Gözaltında şiddetin ve işkencenin dozunun giderek arttığını belirten kadın, zorla ifade verdiklerini ve bir noktada acıya dayanamayarak bayıldığını söyledi.
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve avukatlar süreci takip ediyor
Ystanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Avukat Ekim Yolcu, Cumhuriyet Halk Partili Avukatlardan Büşra Çakır ve Erdener Doğan Işık"ın verdiği bilgiye göre, kadının ev hapsine itiraz etti. Süreci, hem İstanbul Barosu hem de CHP'li avukatlar takip ediyor.
(EMK)
⦿ https://bianet.org/haber/polis-tacizini-aciklayan-kadinin-avukatlari-suc-duyurusu-yapti-305921
=======================
Üç gazeteci gözaltına alındı
Evrensel muhabiri Nisa Sude Demirel ve ETHA muhabiri Elif Bayburt İstanbul'da ev baskınlarıyla gözaltına alındı. Ayvalık'ta gözaltına alınan gazeteci-çevirmen Çiğdem Öztürk ise adli kontrolle serbest bırakıldı.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 19 Mart'ta gözaltına alınmasıyla başlayan protestoları takip eden gazetecilere yönelik polis operasyonları devam ediyor.
Saraçhane eylemlerini ve üniversite boykotlarını takip eden Evrensel muhabiri Nisa Sude Demirel ve Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Elif Bayburt, bugün sabah saatlerinde ev baskınlarıyla gözaltına alındı.
1+1 Express ekibinden gazeteci ve çevirmen Çiğdem Öztürk ise Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde, "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" iddiasıyla, altı kişiyle birlikte dün (27 Mart) gözaltına alındı. 1+1 Express, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen Çiğdem Öztürk'ün de aralarında bulunduğu yedi kişinin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını duyurdu.
Ev baskınları
ETHA ve Evrensel'de yer alan haberlere göre, evlerinde arama yapılan gazeteciler, Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Şube Mücadele Müdürlüğü'ne götürüldü.
Evrensel Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Özdal, sosyal medya platformu X'ten yaptığı paylaşımda, "Polis, çalışma arkadaşımız Nisa Sude Demirel'i bu sabah gözaltına aldı. Günlerdir, gençlerin eylemlerini, üniversite boykotlarını izliyor, yazıyordu. Nisa, gençlerin bu tarihi itirazını kayda alan, genç ve çok iyi bir gazetecidir. Nisa'yı geri alacağız.. Nisa'yı geri alacağız," ifadelerini kullandı.
"Gazetecileri susturarak gerçeği gizleyemezsiniz"
DİSK Basın-İş, sosyal medya platformu X'te yaptığı iki ayrı açıklamada, Öztürk ile Demirel ve Bayburt'un ev baskınlarıyla gözaltına alınmasına tepki gösterdi:
"Gazetecileri ev baskınlarıyla gözaltına almak, basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yapılmış bir saldırıdır. Gazetecileri susturarak gerçeği gizleyemezsiniz! Gözaltına alınan gazeteciler derhal serbest bırakılsın! #GazetecilikSuçDeğildir"
"1+1 Express ekibinden gazeteci-çevirmen Çiğdem Öztürk'ün de aralarında olduğu 7 kişi, Ayvalık'ta, izinsiz gösteri yaptıkları ve cumhurbaşkanına hakaret ettikleri gerekçesiyle gözaltına alındı. Anayasal gösteri hakkını kullanan meslektaşımız ve arkadaşları derhal serbest bırakılsın."
Ne olmuştu?
Saraçhane eylemlerini ve üniversite boykotlarını takip eden AFP foto muhabiri Yasin Akgül, Now Haber Muhabiri Ali Onur Tosun, foto muhabiri Bülent Kılıç, muhabir Zeynep Kuray, İBB Foto Muhabiri Kurtuluş Arı, Bakırköy Belediyesi foto muhabiri Gökhan Kam, muhabir Hayri Tunç, 25 Mart'ta "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa Muhalefet" suçlamasıyla tutuklandı, avukatların itirazı üzerine 27 Mart'ta tahliye edildi.
Sendika.Org muhabiri Zişan Gür, Saraçhane protestolarını takip ederken 25 Mart gecesi gözaltına alındı. Gözaltındayken burnu kırılan Gür, 26 Mart'ta adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Saraçhane protestolarını takip eden bir diğer gazeteci Emre Orman'ın evine 24 Mart'ta baskın yapıldı, ancak evde olmadığı için gözaltına alınmadı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Orman, 27 Mart'ta emniyete gidip ifade verdikten sonra serbest bırakıldı.
İzmir'deki protestolar nedeniyle de üç gazeteci gözaltına alınmıştı. 24 Mart'ta yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan BirGün yazarı Barış İnce ve foto muhabiri Murat Kocabaş, 27 Mart'ta serbest bırakıldı.
25 Mart'ta protestoları takip ederken gözaltına alınan gazeteci ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Yağız Barut, 27 Mart'ta serbest bırakıldı.
(VC)
⦿ https://bianet.org/haber/eskisehir-de-universite-boykotu-kolektif-mucadeleyi-ogrendik-305940
=======================
Mahfi Eğilmez Merkez Bankası'nın 'ilüzyon'unu yazdı
28-03-2025
İktisatçı Mahfi Eğilmez, "Gecelik borç verme faizi politika faizi yerine geçti. Merkez Bankası (MB), bu ilüzyonu eskiden de uygulardı" dedi.
MB rezervleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı soruşturmalar kapsamında gözaltıların başladığı 19 Mart'ta liranın ani değer kaybına karşılık piyasaya döviz sürülmesiyle gerilemeye başlamıştı.
MB'nin dünkü açıklamasında 21 Mart itibarıyla MB brüt döviz rezervinin 9 milyar 741 milyon dolar azalışla 88 milyar 328 milyon dolara indiği belirtildi.
⦿ https://www.diken.com.tr/merkez-bankasinin-doviz-rezervi-bir-haftada-27-milyar-dolar-azalmis/
Mahfi Eğilmez gelişmeleri internet sitesinde değerlendirdi:
⦿ https://www.mahfiegilmez.com/2025/03/iki-haftann-bilancosu.html
► Açık bir şekilde görülüyor ki henüz hiçbir protesto ortada yokken yalnızca diploma iptali ve ardından gelen gözaltı ile piyasalar bozulmaya başlamıştı.
► Burada neden – sonuç ilişkisini bir kez daha açık biçimde ortaya koyalım: Finansal piyasalardaki çöküşün nedeni protestolar, gösteriler değil, İmamoğlu'nun diplomasının iptali, gözaltına alınması ve ardından tutuklanmasıdır. Protestolar ve gösteriler, neden değil sonuçtur.
► MB'nin bugüne kadar piyasaya 30 milyar dolara yakın döviz sattığı tahmin ediliyor. Kuşkusuz bu satışlar MB'nin rezervlerinde ciddi kayıplara yol açtı. Kamu kurumları borsadaki değer düşüşünü durdurabilmek için milyarlarca liralık hisse senedi alımı yaptılar.
► MB, politika faizinin temelini oluşturan haftalık repo ihalesi yoluyla borç verme işlemini askıya alarak yerine gecelik borç verme uygulamasını devreye soktu ve bunu yaparken de faizi yüzde 44'ten 46'ya çıkardı. Böylece gecelik borç verme faizi politika faizi yerine geçti.
► MB'nin politika faizini artırmayıp gecelik borç verme faizini onun yerine yükseltmesinin nedeni hem siyasetçiye hem de dünyaya politika faizinin yüzde 42,5'te kaldığı izlenimi vermekti. Mesela sürekli güncellenen bu iki sitede MB faizi yüzde 42,5 görünüyor. MB, bu illüzyonu eskiden de uygulardı.
► Kurun yükselmesi birkaç sonuç doğuracaktır. Her şeyden önce avro kurunun yükselmesi ihracatın ve turizm gelirlerinin ağırlıklı olarak Avrupa ülkelerine ve Avrupalı turistlere dayanması nedeniyle olumlu sonuç yaratır. Buna karşılık ithalatımız ve dış borçlarımız ağırlıklı olarak dolara dayalı olduğu için dolar kurunun yükselmesi aleyhte sonuçlara yol açar.
► Kurdaki yükselmenin bir başka olumsuz yanı enflasyonla mücadele uygulamasının temel dayanağı olan sıcak para girişi ve yerli yatırımcıların dolar bozdurması eğilimini düşürmesidir. Döviz bozdurulması kurun sabitleşme eğilimine girerek enflasyonu düşürme mekanizması yaratırken şimdi iş tersine dönmektedir. Kur geçişkenliği nedeniyle yükselen kur enflasyonu da yükseltir.
► CDS risk priminin yükselmesi Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerini yükseltecektir. Gösterge faizin yükselmesi Hazine'nin iç borçlanma maliyetini yükseltecektir.
► MB'nin gecelik borçlanma faizini yükseltmesi sonucunda bankaların da mevduat faizlerini yükseltmesi bankaların maliyetini artıracak bu da ister istemez kredi faiz oranlarının dolayısıyla firmaların finansman maliyetlerinin artmasına yol açacaktır. Bütün bu saydıklarımızın da enflasyonu artırıcı etkiler yaratması kaçınılmazdır.
Ne olmuştu?
İBB odaklı soruşturmaların başladığı 19 Mart'ta dolar 41 lirayı, gram altınsa 4 bin 11 lirayı görerek rekor kırdı. 106 kişi için gözaltı kararı çıkarken borsa aynı gün yatırımcısını düşüşten korumak için iki kez devre kesti.
Bloomberg'in haberinde o dönem Türkiye'de bankaların Türk Lirası'nı korumak için 8 milyar dolar sattığı belirtildi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 25 Mart'ta şunları söyledi:
Mahkeme kararı sonrasında varlık fiyatlarında ciddi volatilite görülmüş, döviz talebi artmıştır.
Döviz talebinin yüzde 60'ının yabancı yatırımcı, yüzde 30'unun yerli şirketler ve yüzde 10'unun bireylerden kaynaklandığını görüyoruz.
Pazartesi döviz talebi yabancı yatırımcılardan kaynaklanmıştır.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da 26 Mart'ta "Rezervlerde belli bir kayıp oldu. MB de gerekli bazı proaktif olarak birtakım aksiyonlar aldı" dedi.
Mahfi Eğilmez: MB, kurun fırlamasını önlemek için milyarlarca dolar döviz sattı
Şimşek, küresel yatırımcılarla görüştü: Mahkeme kararı sonrası döviz talebi arttı
Şimşek: Lira uzlaşmalı vadeli döviz satımıyla oynaklığın azaltılması hedefleniyor
MB: 91 güne kadar likidite senetleri ihraç edilmesine karar verildi
⦿ https://www.diken.com.tr/mb-91-gune-kadar-likidite-senetleri-ihrac-edilmesine-karar-verildi/
SPK'dan borsa tedbirleri
⦿ https://www.diken.com.tr/spkdan-borsa-tedbirleri/
Bankalar liranın imdadına koştu: 8 milyar dolar satılmış
⦿ https://www.diken.com.tr/bankalar-liranin-imdadina-kostu-8-milyar-dolar-satilmis/
Dolar 41 liranın, gram altın 4 bin liranın üstünü gördü
⦿ https://www.diken.com.tr/dolar-41-lirayi-gram-altin-4-bin-lirayi-asti/
https://www.diken.com.tr/mahfi-egilmez-merkez-bankasinin-iluzyonunu-yazdi/
=======================
ABD ziyareti bugün: Grönland'da koalisyon hükümetinde anlaşıldı
28-03-2025
Grönland'da meclisteki siyasi partiler, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in ziyareti öncesi yeni koalisyon hükümeti için anlaştı.
ABD Başkanı Donald Trump, yönetime yeniden gelmesinden bu yana Grönland'ı alma isteğini sık sık belirtiyor.
Yerel basından Sermitsiaq gazetesinin haberine göre Grönland'da siyasetçiler, Trump'ın Ada'nın 'kontrolünü ele geçirmek' için tehditlerini sürdürmesi nedeniyle harekete geçti.
Demokraatit (Demokratlar) Partisi lideri Jens-Frederik Nielsen'e dayandırılan habere göre meclisteki beş partiden dördünün ittifakıyla yeni hükümet kurulacak. Hükümetin 31 sandalyeli mecliste 23 temsilciyle çoğunluğu sağlaması ve koalisyon anlaşmasının bugün imzalanması bekleniyor.
Adada 12 Mart'taki seçimlerde muhalefetteki Demokraatit, oyların yüzde 29,9'unu alarak birinci parti olmasına karşın tek başına hükümet kurmaya yetecek sayıya ulaşamamıştı.
Vance ve beraberindeki heyetin bugün resmi ziyaret kapsamında Grönland'a gelmesi bekleniyor.
Grönland'ın stratejik önemi
Grönland, Avrupa'yla Kuzey Amerika kıtaları arasındaki konumu itibarıyla ABD açısından stratejik önemi sahip. Bölgede balistik füzelere karşı uyarı sistemlerinin konuşlandırıldığı bir Amerikan hava üssü var.
⦿ https://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2024-12-2024-12-23-gronland-britannica.jpg
Yaklaşık 56 bin kişinin yaşadığı ada, kapsamlı yetkilere sahip özerk bir yönetim tarafından yönetiliyor. Bugüne dek tamamen bağımsızlık yönünde bir girişimde bulunmayan Grönland, ekonomik olarak Danimarka'ya bağımlı.
Grönland, Trump'a kapıyı kapattı: Satılık değiliz
⦿ https://www.diken.com.tr/gronland-trumpa-kapiyi-kapatti-satilik-degiliz/
Grönland başbakanı: ABD ile savunma işbirliğine hazırız
⦿ https://www.diken.com.tr/gronland-basbakani-abd-ile-savunma-isbirligine-haziriz/
Trump'ın Grönland çıkışı ardından Danimarka Krallığı armasını değiştirdi
⦿ https://www.diken.com.tr/trumpin-gronland-cikisi-ardindan-danimarka-kralligi-armasini-degistirdi/
Trump, Danimarka'yı harekete geçirdi: Grönland'ın savunması güçlendirilecek
Eski Danimarka başbakanından ABD başkanına: 1 Nisan şakası olmalı
https://www.diken.com.tr/abd-ziyareti-bugun-gronlandda-koalisyon-hukumetinde-anlasildi/
=======================
Britanya'da ninja kılıcı yasağı 1 Ağustos'ta başlıyor
28-03-2025
Britanya'da 'Ronan Yasası' kapsamında ninja kılıcı yasağı 1 Ağustos'tan itibaren başlıyor.
Britanya İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre 1 Ağustos'tan itibaren ninja kılıçlarını, almak, satmak, üretmek ya da ithal etmek yasaklandı.
Yasayla özel alanda ninja kılıcı bulunduranlar altı aya kadar hapis cezası alabilecek. Ceza, 'Suç ve Polis Yasası'na göre iki yıla kadar çıkarılabilecek.
Ninja kılıçları, temmuzdan itibaren polise teslim edilebilecek.
'Oğlumuzu kaybettikten sonra yasak için yılmadan mücadele ettik'
'Ronan Yasası', 2022'de ülkede internetten bir dizi kılıç ve pala satın alan ve postaneden yaş ya da kimlik doğrulaması yapılmadan bunları teslim alan gençler tarafından öldürülen Ronan Kanda için uygulamaya konuldu.
Ronan'ın annesi Pooja Kanda, karara dair şöyle konuştu:
"Bugün bizim için çok önemli bir gün. Oğlumuz Ronan'ı kaybettikten sonra ninja kılıçlarının yasaklanması için yılmadan mücadele ettik."
Britanya İçişleri Bakanlığı, Ağustos 2024'te İngiltere ve Galler'de satışı ve taşıması yasaklanan zombi bıçaklarla palaların 23-Eylül-2024'e kadar polise teslim edilmesi çağrısı yapmıştı.
Açıklamada bir yüzü keskin, diğer yüzü tırtıklı zombi bıçaklarla tek yüzü keskin, küçük bir kılıç formundaki palaların 24 Eylül'den itibaren bulundurulmasının yasak olduğu hatırlatılmıştı.
Ülkede daha önce de samuray kılıcı, kelebek bıçak ve itme hançeri (katar) gibi kesici aletler yasaklanmıştı.
Britanya'da zombi bıçak ve pala yasaklandı: Teslim etmeyenlere hapis cezası
⦿ https://www.diken.com.tr/britanyada-zombi-bicak-ve-pala-yasaklandi-teslim-etmeyenlere-hapis-cezasi/
Japonya'da 'Harry Potter' kılıcı toplatılıyor
⦿ https://www.diken.com.tr/japonyada-harry-potter-kilici-toplatiliyor/
Kategori:Diken'e takı
⦿ https://www.diken.com.tr/britanyada-ninja-kilici-yasagi-1-agustosta-basliyor/
=======================
Tanrıkulu tutanak paylaştı: Genç kadın nasıl tacize uğradığını ortaya koymuş
28-03-2025
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı soruşturmalarda gözaltına alınanlara işkence yapıldığını söyleyen CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, "Genç bir kadın yurttaşımız, kendisine nasıl tacizde bulunulduğunu, nasıl işkenceye uğradığını açık biçimde kendi beyanlarıyla ortaya koymuş" diyerek sorgu tutanağını paylaştı.
Soruşturmalar ilk günden itibaren Türkiye genelinde protesto ediliyor.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 1879 kişinin gözaltına alındığını, 260'ının tutuklandığını duyurmuştu. Bunlardan 468'i için adli kontrol kararı verilirken, 489'u serbest bırakıldı. 662 kişininse işlemleri sürüyor.
Tanrıkulu, gün içinde de gözaltına alınanların 'tümüne çok feci işkence yapıldığını' söylemişti.
Sorgu tutanağını X hesabından paylaşan Tanrıkulu şöyle konuştu:
"Saraçhane'de gözaltına alınan gençlere feci şekilde işkence yapıldığını paylaşmıştım. Elimde sorgu tutanağı ve polis ifadesi var. Genç bir kadın yurttaşımız, kendisine nasıl tacizde bulunulduğunu, nasıl işkenceye uğradığını açık biçimde kendi beyanlarıyla ortaya koymuş.
Sonra Sulh Ceza Hakimliği'nde beyanlarını tekrar etmiş, avukat meslektaşımız da tüm bu yaşananları zapta geçirmiş. Sulh Ceza Hakimi'nin ne yapması lazım? Aynı anda suç duyurusunda bulunması lazım ama görmezden gelmiş ve başka kararlar vermiş.
Adalet Bakanı'na Meclis'ten sesleniyorum; "İşkence yoktur" diyorsunuz. Sistematik bir biçimde, bizzat kendi görgüm, gözaltına alınan gençlere, gözaltı sırasında ve sonrasında İstanbul'da işkence yapılmıştır ve bunun gizlenmesi için de kolluk makamları da, savcılık makamları da, yargı makamları da sessiz kalmıştır; üstünü örtmeye çalışmıştır.
İfadeyi de videoyla beraber paylaşıyorum; gencimizin ismi bende saklı."
⦿ https://x.com/ MST anrikulu/status/1905283730048262368?ref_src=twsrc%5Etfw%7Ctwcamp%5Etweetembed%7Ctwterm%5E1905283730048262368%7Ctwgr%5Ea77d290c6490883499645ca9daa1716a72dd7db6%7Ctwcon%5Es1_c10&ref_url=https%3A%2F%2Fwww.diken.com.tr%2Ftanrikulu-sorgu-tutanagini-paylasti-genc-kadin-nasil-tacize-ugradigini-koymus%2F
CHP'li Tanrıkulu: Gözaltındakilerin tümüne çok feci işkence yapılmış
⦿ https://www.diken.com.tr/chpli-tanrikulu-gozaltindakilerin-tumune-cok-feci-iskence-yapilmis/
İstanbul'da 23 ilçede baskın: Sokağa çağrı suçlamasıyla 30 gözaltı
⦿ https://www.diken.com.tr/istanbulda-23-ilcede-baskin-sokaga-cagri-suclamasiyla-30-gozalti/
Yerlikaya: 1879 kişi gözaltına alındı, 260'ı tutuklandı
⦿ https://www.diken.com.tr/yerlikaya-1879-kisi-gozaltina-alindi-260i-tutuklandi/
=======================
Çiğdem Toker: Herkesin sesini her zaman kısamazsınız
@cigdemtoker
28-Mart-2025
Burada durup İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'ya soralım: Sessiz bir talimat verildi de işkence Türkiye'de serbest bir hale mi geldi? Genç öğrencileri, genç kadınları yumrukla kaskla darp eden, birinin ayağının kırılmasına yol açan güvenlik güçleri, nasılsa cezasız kalacaklarına dair mutlak bir güven içinde mi hareket etmektedir?
imamoğlu protesto
İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun sabah baskınıyla gözaltına alınarak tutuklanması adaletsizlik tepkisini dalgalar halinde yükseltirken, iktidar aygıtlarının buna cevabı, daha fazla baskı ve daha fazla sansür oluyor.
Torpile, adam kayırmacılığa batmış, liyakatin değersizleştirildiği bu düzene güvenini ve inancını kaybeden gençlerin yükselttiği itiraza karşı, iktidar sertlik dozunu arttırıyor.
Ayağı kırılmış, hastaneye sevk edilerek ameliyat olması gereken18 yaşındaki bir genç kızın "Ne yaptım ben?" çığlıkları altında nasıl tutuklandığını, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu sosyal medya hesaplarında anlattı. Barışçıl bir gösteriden derdest edilerek gözaltına alınan, ters kelepçelenen 18-19 yaşında üniversite öğrencilerin tutuklanması yetmezmiş gibi, gözaltı süresince maruz kaldıkları insanlık dışı muameleler, avukatları ve milletvekilleri tarafından kamuoyuna duyurulmaya devam ediyor.
Görüntülere bakmaya "İnsanım" diyenin içi elvermez. O görüntülerin verdiği ilk mesaj ne biliyor musunuz: Hınç!
Burada durup İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'ya soralım: Sessiz bir talimat verildi de işkence Türkiye'de serbest bir hale mi geldi? Genç öğrencileri, genç kadınları yumrukla kaskla darp eden, birinin ayağının kırılmasına yol açan güvenlik güçleri, nasılsa cezasız kalacaklarına dair mutlak bir güven içinde mi hareket etmektedir?
Nereden bakarsak bakalım; vatandaş, gazeteci, hukukçu fark etmiyor:
İşkence Anayasa'ya ve kanunlara göre suçtur. Eğer Türkiye'de işkence serbest hale gelmediyse, bu yapılanlar suçtur. Bakan Yerlikaya'nın güvenlik güçlerine orantısız şiddet uygulamaması yönünde talimat vermesi zorunludur.
Yukarıdaki iki soruyu, dün yabancı basın temsilcilerine Türkiye'nin nasıl şahane bir hukuk devleti olduğunu Anayasa'dan maddeler okuyarak anlatan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'a da soralım.
Yoksa münferit mi?
Büyük ihtimalle cevap gelmeyeceğini, gelse dahi içinde devlet ezberinin en klişe kelimelerinden biri olan "münferit" geçeceğini tahmin etsek de bu soruları tarihin bu noktasına kayıt düşelim.
Çünkü gerçekten yeter artık. Adliye muhabiri olarak başladığım gazetecilik mesleğinde, emniyette işkence anlatımlarını haberleştirdiğim günlerin üzerinden neredeyse kırk yıl geçti. Bu kadar hoyratlığı, nobranlığı, baskıyı bu ülkenin insanları hak etmiyor. Bu ülkenin insanları, bu ülkeyi yönetenler ile onların yanında hizalananlar rahat etsin, sonsuz bir konfor içinde yaşasın, menfaat düzenleri bozulmasın diye acı çekmek zorunda değil. Bu ülkenin insanları, her insan gibi haysiyetli yaşama, düzenli beslenebilme, medeni koşullarda çalışma, gelecek üzerine hayal kurma hakkına sahip.
Ekrem İmamoğlu ve Mahir Polat
Ve bakınız tam da medeni bir şehir hayatının dinamiklerini, neler yapılması gerektiğini; yalın, mütevazı bir anlatımla aktaran, "Şehirde insanlar para harcamadan bir mekanda oturamaz mı?" sorusunu kendine dert edip işinin merkezine koyan bir bürokrat olan Mahir Polat'ın başına gelenler... İBB Genel Sekreter Yardımcısı Polat, savunduğu ve anlattığı, üzerine çalıştığı değerler ne ise onları yok sayan bir anlayışın simgesel bir mağduruna dönüştü.
Tutuklu bulunduğu Silivri cezaevinde dün rahatsızlanarak hastaneye sevk edilen Polat, sorgusu sırasında kronik sağlık sorunlarını şöyle anlatmıştı:
"Son olarak iki hafta önce anjiyo oldum ve toplam altı stentim bulunmaktadır. Bunun dışında iki damarımın tıkanıklığı mevcuttur. İki hafta sonrası içinde buna ilişkin yeni bir anjiyo planlanmıştı. Halihazırda tedavim devam etmekte olup kullanmakta olduğum ilaçlar mevcuttur. Yine tiroid kanseri geçirmem sebebiyle düzenli pet çekimleri; vücudumda başka noktada kanser çıkıp çıkmadığı takip ve tedavisi yapılmaktadır. Bunların yanında uyku apnem bulunması dolayısıyla cihaza bağlı olarak uyuyan bir yaşam koşulundayım. Hipertansiyon ve şeker hastalığım da mevcuttur."
* *
Avukatlarının, bu tablo dolayısıyla ev hapsi talebinde bulunmasına rağmen, Mahir Polat hakkında tutuklama kararı çıktı. Meselenin vicdani tarafını çoktan geçtiğimiz bir noktadayız Ancak zaten tutuklamayı gerektirecek yeterlikte maddi delili bulunmayan bir şüpheliyi ağır sağlık sorunları olduğu bilinmesine ve uyarı yapılmasına rağmen tutuklamak, hak ihlalidir. Ama siz okurların AİHM'in onca hak ihlali kararına uyulmadığını aklınızdan geçirdiğinizi hissetmeme rağmen bunu da kayıt düşüyorum.
* *
Bir diğer baskı dalgası ağır bir sansür yağmuru olarak geldi. Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) dünkü toplantısında dört televizyon kanalına çok ağır cezalar çıktı. CHP Genel Başkanı'nın konuşmasını vermek, mitingi, toplumsal olayları canlı yayımlamak RTÜK için suç unsuru sayılıyor. Lisans iptali öncesindeki en ağır ceza olarak kabul edilen yayın durdurmanın yanı sıra, reklam gelirlerinden kesilen idari para cezaları, iktidara biat etmeyen, iktidardan talimat almayan dört kanalın sesini kısmayı hedefliyor.
Fakat bir haberim var: Ne kadar güçlü görünürseniz görünün, eğer haksızsanız mümkün değil, herkesin sesini, her yerde ve her zaman kısamazsınız. İyi bayramlar.
Çiğdem Toker kimdir?
Çiğdem Toker, Diyarbakır'da doğdu. Denizli Lisesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Gazeteciliğe üniversite öğrencisiyken Anka Ajansı'nda başladı. Günaydın, Ankara Ulus gazetelerinde, Nokta dergisinde stajlar yaptı.
Anadolu Ajansı'nın sınavlarını (1988) kazanarak, adliye, Devlet Güvenlik mahkemeleri (DGM), yüksek yargı muhabiri olarak çalıştı. 1990- 1993 yıllarında haftalık Ekonomik Panorama dergisinde; sonrasında da kesintisiz 15 yıl Hürriyet Gazetesi Ankara Bürosu'nda ekonomi muhabiri olarak görev yaptı. Burada maliye, vergi, özelleştirme, enerji, rekabet politikalarını izledi. 1994-ve-2001 ekonomik krizlerini, IMF ile ilişkileri, kriz kapsamında çıkarılan kanunların TBMM'deki yasama süreçlerini haberleştirdi. Çeşitli ülkelerde Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası toplantıları muhabir olarak takip etti.
Habertürk gazetesinin ilk Ankara temsilcisi olarak gazetenin Ankara bürosunu kurdu. İstifa ederek ayrıldı. İnternet gazetesi T24'ün ilk yayınlarında OECD'nin "Futbolda Kara Para Aklama" raporunu konu alan dizi yazısıyla yer aldı. Köşe yazarı ve Ankara Temsilcisi olarak çalıştığı Akşam gazetesinden, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) el koyma sürecinde kendi isteğiyle ayrıldı.
2013- 2018 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Gazetenin sahibi konumundaki Cumhuriyet Vakfı yönetimi değiştikten sonra kendi isteğiyle ayrıldı. 2018'de katıldığı Sözcü gazetesindeki yazılarına 2022 Kasım ayında 'küçülme' gerekçesiyle son verildi. Fox TV kanalında yayımlanan "Orta Sayfa" adlı haber programında yorumcu olarak yer alıyor.
Eleştirel finans haberciliği olarak da tanımlanan yazıları hakkında kimileri astronomik, çok sayıda manevi tazminat davası açıldı. Konusu bir imar haberi olan yazısı hakkında hapis cezası istemiyle yargılandı. Kamu ihaleleri ve şirketleri konu alan çok sayıda yazısı da Sulh Ceza hâkimlikleri kararlarıyla erişime engellendi.
Kitapları
► Adım da Benimle Beraber Büyüdü- Abdüllatif Şener, Doğan Kitap, 2008
► "Türkiye'de Sağlıkta Kamu Özel Ortaklığı - Şehir Hastaneleri" kitabına makale katkısı, İletişim Yayınları, 2018
► Kamu İhalelerinde Olağan İşler - Tekin Yayınevi, 2019
Ödülleri
► İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi "En Başarılı İktisat Muhabiri Ödülü" (1995)
► Sabah Gazetesi "Muammer Yaşar Bostancı Haber Yarışması Büyük Ödülü" (1997)
► Türkiye Ziraat Odaları Birliği "Basında Tarım Ödülü" (2000)
► Milliyet Gazetesi "Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü" – "Taksiyarhis'in Zehra Teyzesi" başlıklı röportaj (2001)
► Türkiye Gazeteciler Cemiyeti- TGC "Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü" |"Evcil'in Dönüşü" dosyası – (2005)
► European Press Prize "The Mystery of the Secret Funds" – "Yorumcu Ödülü"nde kısa liste (2015)
► Halkevleri "Basın Ödülü" (2016)
► Uluslararası Şeffaflık Derneği Ödülü (2016)
► İstanbul Tabip Odası "Basında Sağlık Ödülü" (2016, 2018-ve-2019)
► TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi "Emre Madran Koruma Ödülü" (2017-ve-2019)
► Eskişehir - Bilecik Tabip Odası "Halk Sağlığı Ödülü" (2017)
► ÇGD "Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü" (2017)
► ÇGD Bursa Şubesi "Meslekte Dayanışma Ödülü" (2018)
► Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü "Uluslararası Cesaret Ödülü - Kısa liste" (2018)
► Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü – "Kamu İhalelerinde 21/b Usulü" dosyası- (2018)
► Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği "Önder Kadınlar Ödülü" (2019)
► Rekabet Derneği "Adil Rekabete Katkı Ödülü" (2019)
► TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası "Hasan Balıkçı Onur Ödülü" (2020)
► Halkevleri Dayanışma Ödülü (2020)
► Ankara Tabip Odası – "Şehir hastanelerinin ekonomi politiğini tüm gerçekliğiyle ortaya koyarak kamuya ve sağlık çalışanlarına etkilerini görünür kılan haberleri" nedeniyle (2021)
► TMMOB Şehir Plancıları Odası - Kent Planlama Basın Ödülü (2021)
► İzmir Gazeteciler Cemiyeti "Hasan Tahsin Basın Özgürlüğü Ödülü" (2021)
► SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği "Yılın Kadınları" Ödülü (2021)
► Alanya Gazeteciler Cemiyeti - Ulusal Basında Yılın Gazetecisi Ödülü (2021)
⦿ https://t24.com.tr/yazarlar/cigdem-toker
https://t24.com.tr/yazarlar/cigdem-toker/herkesin-sesini-her-zaman-kisamazsiniz,49196
=======================
Yurt dışı çıkışında zorunlu beyanda parasal sınır yükseltildi
Türk parası kıymetini koruma hakkında 32 sayılı karara ilişkin tebliğde değişiklik yapan tebliğe göre, yurt dışı çıkışlarında yolcu beraberinde olan ve beyan edilmesi zorunlu parasal sınır 25 bin TL'den 185 bin TL'ye çıkarıldı.
⦿ https://www.bloomberght.com/yurt-disi-cikisinda-zorunlu-beyanda-parasal-sinir-yukseltildi-3745092
=======================
İktidar, ABD'nin İran politikalarına tarihte hiç olmadığı kadar yakınlaştı
Fidan'ın ziyaretini gazetemize değerlendiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Cangül Örnek, temasların Erdoğan-Trump görüşmesinin "ön görüşmesi" mahiyetinde olduğunu söyledi.
Adnan Gümüş İktidarların irade/ özgürlük kıyımına karşı halkın iradesini/ özgürlüğünü tesis etme mücadelesi
Dilan Temiz
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ABD'ye yaptığı iki günlük ziyaretinde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüştü. Rubio, bir yandan Türkiye'de protestolara yönelik baskı konusunda "endişe"sini dile getirirken diğer yandan ise "İran'a karşı birlikte çalışıyoruz" mesajı verdi.
Fidan'ın ziyaretini gazetemize değerlendiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Cangül Örnek, temasların Erdoğan-Trump görüşmesinin "ön görüşmesi" mahiyetinde olduğunu söyledi.
"İran konusunda AKP yönetimindeki Türkiye ile ABD'nin politikaları tarihte hiç olmadığı kadar yakınlaşmış bulunuyor" yorumunda bulunan Örnek, "Ancak Türkiye, ABD'nin ve İsrail'in İran politikasına yakın durmakla birlikte bu politikanın bölgenin genelinde Kürt aktörlere açabileceği alanı hesaba katıyordur" diye de ekledi.
Hakan Fidan ABD Dışişleri Bakanı Rubio ile Washington'da görüştü. Görüşmeden sonra Rubio'dan İran karşıtı mesaj geldi: "İran'ın istikrarı bozucu faaliyetlerine karşı Suriye'nin desteklenmesine kadar önemli konularda birlikte çalışıyoruz." Bu mesaj nasıl yorumlanabilir?
İran konusunda AKP yönetimindeki Türkiye ile ABD'nin politikaları tarihte hiç olmadığı kadar yakınlaşmış bulunuyor. Türkiye, bölgedeki İran varlığını ve İran'ın desteklediği direniş eksenini açıktan düşman ilan etti. Bu politikasıyla hem ABD hem de İsrail için bölgedeki önemli ortaklardan biri. Keza Suriye'de de aralarında uzlaşmazlıklar var ancak duruma daha yukarıdan bakacak olursak bunlar ortak anlayış çerçevesini bozmayan sorunlar. Bilindiği gibi, buradaki en büyük pürüz, Suriye'de şu anda Kürtlerin tuttuğu pozisyon. Türkiye bu sorunu Şam aracılığıyla ve zamana yayarak ele almaya ikna olmuş görünüyor. Karşılığı ise muhtemelen içerideki "süreç"in ABD'nin de desteğiyle örgütlenmesi.
Benzer bir sorunun, İran'a yönelik saldırgan politikalar görüşülürken gündemde olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Ancak Türkiye'nin, ABD'nin ve İsrail'in İran politikasına yakın durmakla birlikte bu politikanın bölgenin genelinde Kürt aktörlere açabileceği alanı hesaba katıyordur.
"Suriye'de ABD yaptırımı kalkarsa Türkiye sermayesinin işi kolaylaşacak"
Suriye konusunda başka pazarlıkların da sürdüğünü görüyoruz. Bu pazarlığın bir boyutu HTŞ'ye ve Suriye devletine yönelik ABD yaptırımlarının kaldırılmasıyla ilgili. AKP iktidarı burada hem kendi önünü açmaya hem de HTŞ ile ABD arasında bir ara buluculuk rolü oynamaya çalışıyor. ABD yaptırımları kalktığı oranda Suriye'de özellikle Türkiye sermayesinin iş yapması kolaylaşacak. ABD ise yaptırımları kaldırma sürecini ağırdan alarak Suriye'deki HTŞ iktidarı ve Türkiye gibi aktörler üzerinde baskı kurmaya ve böylece onları istediği noktada tutmaya çalışıyor.
"Trump Türkiye'ye yaptırımları kaldırmak niyetinde"
Bu temasların maksadı nedir? Rubio'nun görüşmede ayrıca, "Karşılıklı ticarette son dönemde kaydedilen ilerlemeleri not ettiği ve ileride daha büyük bir ekonomik ortaklığı teşvik ettiği" kaydedildi. F35'ler ve CAATSA bu görüşmelerde nasıl yer tuttu?
Bu temaslar Erdoğan-Trump görüşmesinin ön hazırlığı mahiyetinde. "Daha büyük bir ekonomik ortaklığın teşvik edilmesi"nin Çin ile ilgili bir boyutu olup olmayacağını önümüzdeki yıllar gösterecek. Ancak Trump yönetimi, daha önce Rusya'dan alınan ve hangarlara kilitlenen S-400'ler nedeniyle Türkiye'ye uyguladığı yaptırımları kaldırmak niyetinde. Zaten bu süreç Türkiye'nin İsveç'in NATO üyeliğine "evet" demesiyle başlamıştı. F35'ler ve CAATSA görüşmeleri bu bağlamda gündeme geliyor. Eğer ABD, Türkiye'ye yönelik savunma sanayi yaptırımları kozunu biraz daha elinde tutmayı düşünmezse bu başlıkta hızla yol alabilirler.
"ABD yönetiminin gerçekten rahatsız olduğunu gösteren bir emare yok"
Rubio, aynı zamanda Türkiye'de son dönemde yaşanan tutuklamalar ve protestolarla ilgili endişelerini de dile getirdiğini belirtti. Türkiye'de olanlar bu ilişkileri etkiler mi?
Yeni ABD yönetimi, iş birliği yaptığı ülkeleri bu tür açıklamalarla rahatsız etmeyi seviyor. Bir yandan da pazarlık masasına ellerinde karşı tarafı rahatsız edecek bir söylemle oturmak onlar açısından bir avantaj.
Bunun dışında şu aşamada ABD yönetiminin tutuklamalardan gerçek anlamda rahatsız olduğunu gösteren bir emare yok. Bu durum Türkiye'deki halk direnişi için kötü bir şey değil. Tersine direnişin bağımsızlığını, herhangi bir dış güçten destek almaksızın yoluna devam etmesini kolaylaştırıyor.
Rubio, Fidan ile yaptığı ilk görüşmede, "Ukrayna'da barış için Türkiye'nin desteğini talep ettiğini" açıklamıştı, Ukrayna meselesinde bu açıklama nereye oturuyor?
Somut olarak Türkiye'den beklentiler nelerdir bilmiyoruz. Ama Türkiye'nin Avrupalı NATO üyelerinden farklı olarak Trump'ın Ukrayna'yı masaya zorla oturtma girişiminden rahatsız olmadığını biliyoruz. AKP iktidarı ve özellikle Erdoğan savaşın sonlandırılması sürecinde kendilerine daha fazla rol verilmesini, ön plana çıkmayı arzuluyordur.
Biden yönetiminin Rusya yaptırımları gibi konularda ise Trump yönetimi bir süre sonra politikalarını değiştirebilir. Türkiye de bunun bir an önce gerçekleşmesini ister.
=======================
DİH: Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak suç değildir, tüm tutuklu ve gözaltında bulunanlar derhal serbest bırakılsın!
Demokrasi için Hukukçular tarafından gözaltılara karşı yapılan açıklamada toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmanın suç olmadığı belirtilerek tüm tutuklu ve gözaltında olanların bırakılması talep edildi.
DİH: Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak suç değildir, tüm tutuklu ve gözaltında bulunanlar derhal serbest bırakılsın!
Ahmet Yaşaroğlu
Demokrasi için Hukukçular (DİH), İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve diğer seçilmiş belediye başkanlarının gözaltına alınarak tutklanması sonrası yapılan gözaltı ve tutuklamalarla ilgili açıklama yaptı. Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmanın suç olmadığı vurgulanan açıklalmada tüm tututlu ve gözaltına alınanların serbest bırakılması talep edildi.
"Anayasal protesto hakkını kullananlar gözaltına alındı, tutuklandı"
Ekrem İmamoğlu ve diğer seçilmiş belediye başkanları ile çalışanlarına yönelik yapılan siyasi operasyon sonrası tutuklanmalarını, İstanbul Barosu Başkanı İbrahimKaboğlu ve yönetiminin görevden alınmalarını seçme ve seçilme hakkının gasbedilmesi olarak gören milyonlarca insanın günlerdir Türkiye genelinde bu durumu protesto ettiği belirtilen açıklamada; "Anayasa'nın 34. Maddesi gereği 'Herkes önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir' İstanbul başta olmak üzere Ankara, İzmir, Kocaeli, Eskişehir,Bursa, Kayseri gibi pek çok ilde Anayasal protesto hakkını kullananlar ve gazeteciler ev baskınlarıyla gözaltına alınmış, tutuklanmışlardır" denildi.
Valilik kararlarıyla demokratik tepkinin önüne geçmek ve protesto hakkının kullanımı engellemek üzere il genelinde her türlü toplanma ve yürüyüş düzenlenmesinin yasaklandığı ve yeni yasak kararları ile bu sürenin uzatıldığı ifade edilen açıklamada; "İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları tarafından Anayasal hakkın kullanımı tamamenortadan kaldıran, keyfi ve subjektif ilkelerle verilen bu ölçüsüz yasak kararlarına ilişkin yürütmeyi durdurma ve iptal talepli davalar açılmıştır" diye belirtildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidar temsilcileri tarafından demokratik, barışçıl protestoların kriminalize edilerek hedef gösterildiği, sosyal medyada trol hesaplar aracılığıyla gerçek olmayan paylaşımlar yapıldığının altı çizilen açıklamada şöyle denildi; "Gösterilerin ilk gününden itibaren ODTÜ ve İstanbul Üniversitesi başta olmak üzereöğrenciler basınçlı su, kimyasal gaz kullanımı ve kolluk şiddeti ile karşı karşıya kalmış, gözaltına alınanlar ters kelepçe, kötü muamele, çıplak arama gibi suç olan uygulamalara maruz bırakılmışlardır. Bu durum avukatlar tarafından tespit edilerek tutanak altına alınmış ve şüpheliler hakkında suç duyuruları yapılmıştır.
"Savunma hakları kısıtlanmıştır"
Yaşları 14-17 arasında olançocukların gözaltı süresi boyunca aç, susuz, yetişkinlerle birlikte ve kelepçeli polis araçlarında bekletildikleri tespit edilmiş, sağlık kontrolünde polislerin olmaması gerektiği halde yasaya aykırı şekilde her çocuk ile birlikte en az iki polisin muayene eşlik ettikleri belirlenmiştir.
Gözaltı takiplerini yapmak üzere İstanbul'da Vatan Emniyet önüne giden avukatlar saatlerce dışarıdabekletilmiş, adliyelere girişleri engellenmiş, görüşme ve ifadelere eşlik eden avukatlara hukuka aykırıolarak sadece tek kişinin işlemlerine katılabilecekleri dayatması yapılmış, İzmir'de gözaltına alınanlarınavukatları da gözaltına alınmıştır. Vatandaşın avukata erişim hakları engellenmiş ve dolayısıyla savunma hakları kısıtlanmıştır."
"Mahkeme kararı verilene kadar herkes suçludur ilkesi uygulamaya koyulmuştur"
2911 Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 32/1: "Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırırlar' 'maddesinden gözaltına alınanların, yatarı dahi olmamasına rağmen ve tutuklama şartları oluşmadığı halde tutuklandığına dikkat çekilen açıklamada; "Gözaltılara ilişkin dosya incelemesi dahi yapılmaksızın gerekçesiz seri tutuklama kararları verilmektedir. Hatta aynı mahkeme tarafından aynı dosyada bir kişiye hem adli kontrolle serbest bırakılmasına hem tutuklanmasına karar verildiği basına yansımıştır. Hukuki belirlilik ilkesi ortadan kalkmış, masumiyet karinesi alaşağı edilmiş, suçsuzluğuna ilişkin kesinlenmiş mahkeme kararı verilene kadar herkes suçludur ilkesi uygulamaya koyulmuştur" ifadelerine yer verildi.
"Gözaltında tutulan ve tutuklanan herkesi derhal serbest bırakın"
Açıklamada son olarak şöyle denildi; "Demokrasi için Hukukçular olarak tekrar hatırlatıyoruz. Anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak suç değildir. Aksine bu hakkın kullanılmasını engellemek, işkence ve kötü muamele yapmak suçtur ve zamanaşımı yoktur. Yargıyı siyasi bir sopa olarak kullanmaktan vazgeçin, gözaltında tutulan ve tutuklanan herkesi derhal serbest bırakın!" (Haber Merkezi)
=======================
'Kolluk kuvvetleri terör estirme cesaretini saraydan mı alıyor?'
EMEP'li Bayhan, İmamoğlu protestoları sırasında sokağa çıkan halka karşı kolluk kuvvetlerinin şiddetini meclis gündemine taşıdı. "Sicil numarasını gizleyip, şiddet uygulayan polisler korunuyor.
Ahmet Yaşaroğlu
Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığının engellenmesi ve İBB'ye kayyum atanmasına yönelik operasyonun ardından ülke genelinde yayılan protestolara yönelik kolluk şiddetini Meclis gündemine taşıdı. İçişleri Bakanı'nın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesi veren Bayhan, "Demokratik hak ve talepleri için mücadele eden gençler, Erdoğan tarafından 'vandal', 'provokatör' veya 'terörist' olarak yaftalandı" dedi.
Türkiye'nin birçok ilinde öğrenci ve yurttaşların hakları için sokağa çıktığını söyleyen Bayhan, "Sokağa çıkanlar birçok noktada kolluk güçlerinin şiddet ve işkencesiyle karşı karşıya kaldı. Özellikle ODTÜ'de öğrencilerinin kampüsten çıkmak istemesi üzerine polis TOMA ve gazla müdahale etti, plastik mermi kullandı, çok sayıda öğrenciyi gözaltına aldı" diye konuştu.Protestoların ilk haftasında 1.100'den fazla kişinin gözaltına alındığını belirten Bayhan, "26 Mart itibariyle gözaltı sayısı 1.700'ü aştı. İçişleri Bakanlığı toplam 1.879 kişinin gözaltına alındığını, bunlardan 260'ının tutuklandığını açıkladı" dedi.
Bayhan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın protestolar sırasında gençleri hedef alan açıklamalarına da dikkat çekti. "Erdoğan, 25-Mart-2025'te Beştepe'deki iftar programında 'Gençlerimizi düşman ettiler. Sokağa adres gösterip gerilimi artıranlar oldu' diyerek protestolara katılanları kışkırtıcılıkla suçladı" hatırlatmasında bulundu.
Bayhan, Erdoğan'ın 26 Mart'taki grup toplantısında yaptığı, "Yüzü maskeli olan teröristleri tespit edip onların da üzerine gideceğiz" açıklamasını da aktararak, "Cumhurbaşkanı Erdoğan protestocu gençleri 'terörist' ilan etti" dedi.
'Öğrencilerin yüzüne gaz sıkıldı, tekme atıldı'
Bayhan, önergesinde protestolar boyunca emniyet güçlerinin tutumunun temel hak ve özgürlükleri ihlal eden sayısız örnekle dolu olduğunu söyleyerek, "19-27 Mart tarihleri arasında en az 1.879 kişi gözaltına alınmış, bunlardan 260'ı tutuklanmıştır. Gözaltına alınanlar arasında 20'si çocuk yaşta olmak üzere yüzlerce üniversite öğrencisi bulunmaktadır. İstanbul'da yapılan müdahalelerde, ters kelepçeyle gözaltına alınan gençler yere yatırılarak saatlerce bekletilmiş ve fotoğrafları polislerce '36 saatin sonunda paket' notuyla sosyal medyada paylaşılmıştır. İstanbul Şişli'de 'adalet ve özgürlük' talebiyle toplanan öğrencilere polis 'yüzlerinizi açın' diyerek müdahale etmiş, tıbbi maskeleri zorla çıkartarak görüntülerini kaydetmiş ve ardından topluca gözaltına almıştır. Benzer şekilde İstanbul Üniversitesi önünde de öğrenciler 'Maskeni çıkar, yoksa alırız' şeklindeki tehditlerle abluka altına alınmıştır. Gösterileri takip eden en az 15 gazeteci gözaltına alınmış, 7'si hakkında tutuklama kararı verilmiş, ancak yapılan itirazlar sonucunda serbest bırakılmışlardır. İstanbul Saraçhane'de gençlere yönelik sistematik işkence niteliğinde müdahaleler gerçekleştirilmiştir. Birçok genç kadının maskesi zorla çıkarılarak doğrudan yüzüne gaz sıkılmış, yere yatırılarak tekmelenmiş ve ağır fiziksel şiddete maruz bırakılmıştır. İstanbul Barosu'nun aktardığına göre birçok öğrencinin vücudu yara bere içinde olup, gözü ya da kulağı zarar gören, işlev kaybı yaşayanlar bulunmaktadır" bilgisini verdi.
'Polisin uygulamaları doğrudan yasaya aykırı'
Bayhan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın cevaplaması istemiyle verdiği önergesinde şu soruları yöneltti:
Toplam kaç yurttaş gözaltına alınmıştır? Bunlardan kaçı tutuklanmıştır? Gözaltına alınanlar arasında kaç üniversite öğrencisi ve kaç 18 yaş altı çocuk bulunmaktadır? 27-Mart-2025 itibariyle açıklanan 1.879 gözaltı ve 260 tutuklama verileri bakanlığınızca teyit edilmekte midir?
Bu çocukların tutulduğu merkezler ve gözaltı koşulları hangi denetime tabi tutulmuştur? Çocuk hakları sözleşmesine açık aykırılık oluşturan bu durumun hesabı nasıl verilecektir?
İstanbul'da ters kelepçeyle gözaltına alınan gençlerin fotoğraflarını sosyal medya hesabında '36 saatin sonunda paket' notuyla paylaşan kolluk görevlisi tespit edilmiş midir? Hakkında adli ya da idari herhangi bir işlem başlatılmış mıdır?
Şişli'de protesto sırasında 'Maskeni çıkar yoksa gözaltına alınırsın' şeklinde keyfi ve hukuksuz bir şekilde tehdit edilen, yüzü kapatma amacı olmayan gazdan korunma amaçlı tıbbi maskeleri zorla çıkarılan ve gözaltına alınan öğrencilerle ilgili görevli polis memurları hakkında herhangi bir idari ya da adli işlem başlatılmış mıdır?
İstanbul, ODTÜ ve diğer kentlerdeki protestolarda güvenlik güçlerinin ters kelepçe, biber gazı, darp, yakın mesafeden plastik mermi gibi yöntemlerle müdahale ettiği kamuoyuna yansımıştır. Bu müdahaleler, Anayasa'nın 17. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 'işkence ve kötü muamele yasağı'na açıkça aykırı değil midir?
'Polisin sicil numarası taşıması zorunlu'
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın protestocu gençleri 'terörist', 'vandal', 'provokatör' gibi ifadelerle hedef göstermesi ve 'sokağı terörize edenler', 'milli iradeye savaş açanlar' gibi tanımlamalarda bulunması, kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanımını meşrulaştırmakta mıdır? Bu açıklamaların ardından gözaltı sayılarındaki artış dikkate alındığında, emniyet güçlerinin hukuksuz uygulamaları bu tür siyasi açıklamalardan cesaret almıyor mu?
Demokratik eylemlerde bulunan ve kolluğa karşı savunmasız olan genç kadınlara hiçbir sebep yokken kaskla, copla ve yumrukla vuran, plastik mermiyle yaralayan, karakolda çıplak aramaya maruz bırakan kolluk görevlileri bu emri ve gücü nereden almaktadır?
Gösterileri takip ederken gözaltına alınan en az 15 gazetecinin durumu hakkında herhangi bir açıklama yapılmış mıdır? Görev başında darp edilen, ekipmanlarına el konulan gazetecilerle ilgili sorumlu kamu görevlileri hakkında herhangi bir işlem başlatılmış mıdır?
TTB, biber gazının sağlık açısından ciddi tehdit oluşturduğunu ve kimyasal silah olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Türkiye'nin taraf olduğu Kimyasal Silahlar Sözleşmesi'ne göre, bu gazların kapalı alanlarda, yakın mesafeden veya yoğun şekilde kullanımı yasaktır. Son protestolarda bu tür kullanımlar söz konusu olmuşken, bu durum sözleşmeye aykırı değil midir? Gazdan etkilenen birçok yurttaşın yaşadığı ya da yaşayacağı sağlık sorunlarının sorumluluğunu alıyor musunuz?
Protestolar sırasında polislerin üniforma veya kasklarında kimlik ve sicil numaralarının görünür şekilde yer almadığı, bazı durumlarda tamamen gizlendiği video kayıtlarıyla belgelenmiştir. Kamu görevlisinin kimliğinin teşhis edilememesi, kötü muamele ve işkence gibi ağır iddialarda faillerin tespitini ve yargılanmasını imkânsız hale getirmektedir. Kolluk personelinin kask ve yeleklerinde sicil numarası taşımak zorunlu değil midir? Bu zorunluluğa uymayan personel hakkında herhangi bir denetim veya işlem başlatılmış mıdır?
Son protestolara ilişkin sosyal medyada ve basında yüzlerce video ve fotoğraf, polis şiddetini tüm açıklığıyla belgelemektedir. Yurttaşlara yönelik copla darp, yere yatırarak tekmelemeden yakın mesafeden gaz sıkmaya kadar pek çok görüntü açıkça 'işkence' ve 'insanlık dışı muamele' kapsamındadır. Bu kayıtlar üzerinden faillerin kimliklerinin tespit edilip cezalandırılması yönünde İçişleri Bakanlığı tarafından herhangi bir işlem başlatılacak mıdır?" (Haber Merkezi)
⦿ https://www.evrensel.net/haber/548236/kolluk-kuvvetleri-teror-estirme-cesaretini-saraydan-mi-aliyor
=======================
Muhabirimiz Nisa Sude Demirel ve ETHA Muhabiri Elif Bayburt gözaltına alındı
Saraçhane'deki eylemleri ve üniversite boykotlarını takip eden muhabirimiz Nisa Sude Demirel ve ETHA Muhabiri Elif Bayburt polislerce gözaltına alındı.
İstanbul - Muhabirimiz Nisa Sude Demirel bu sabah saat 6.00 sıralarında evine gelen polisler tarafından gözaltına alındı. Saraçhane eylemleri ve üniversitelerdeki boykotları takip eden Demirel, Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Şube Mücadele Müdürlüğü'ne götürüldü. Eve gelen polisler muhabirimizin evinde arama da yaptı. Demirel'in bulunduğu gözaltı listesinde 20 kişi olduğu öğrenildi.
Saraçhane eylemlerini takip eden ETHA Muhabiri Elif Bayburt da polisler tarafından gözaltına alındı. Bayburt Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Şube Mücadele Müdürlüğü'ne götürüldü.
RSF: "Serbest bırakılmasını ve keyfiliğin son bulmasını istiyoruz"
Gözaltına alınmasına tepki gösteren Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, "Gazeteci gözaltılarının sonu gelmiyor: Saraçhane ve üniversite eylemlerini takip eden Evrensel gazetesi muhabiri Nisa Sude Demirel evinden gözaltına alındı; İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi'nde tutuluyor. Serbest bırakılmasını, keyfiliğin son bulmasını istiyoruz!" dedi.
TGS: Bırakın gazeteciler işini yapsın
Gazetecilere yönelik gözaltılara tepki gösteren Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) yaptığı açıklamada,"Yine bir şafak baskını... Saraçhane eylemlerini takip eden iki meslektaşımız gözaltına alındı.Evrensel Gazetesi muhabiri Nisa Sude Demirel ve ETHA muhabiri Elif Bayburt gazetecidir. Bırakın gazeteciler işini yapsın! Bu hukuksuz gözaltılara son verin!" dedi.
DİSK/Basın-İş: Gazetecileri susturarak gerçeği gizleyemezsiniz
Gazetecilerin gözaltına alınmasına ilişkin açıklama yapan DİSK/Basın-İş ise "Gazetecileri ev baskınlarıyla gözaltına almak, basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yapılmış bir saldırıdır. Gazetecileri susturarak gerçeği gizleyemezsiniz! Gözaltına alınan gazeteciler derhal serbest bırakılsın! #GazetecilikSuçDeğildir" dedi. (Haber Merkezi)
=======================
15 uluslararası kuruluştan ifade ve toplanma özgürlüğüne yönelik baskılara tepki
15 uluslararası kuruluş, protestolara yönelik saldırıların durdurulması, gazetecileri ve haber kanallarını hedef almaktan vazgeçilmesi ve çevrimiçi ifade üzerindeki baskıları durdurma çağrısı yaptı.
Ahmet Yaşaroğlu
Uluslararası Af Örgütü, International Federation of Journalists, International Press Institute, ARTICLE 19'un da aralarında olduğu 15 uluslararası kuruluş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından hükümetin ifade ve barışçıl toplanma özgürlüğüne yönelik baskılarını artırmasından endişe duyduklarını belirttikleri ortak bir açıklama yayımladı. "Hükümet barışçıl protestoculara yönelik saldırılarını derhal durdurmalı, gazetecileri ve haber kanallarını hedef almaktan vazgeçmeli ve çevrimiçi ifade üzerindeki baskılarını durdurmalıdır" denilen açıklamada, sosyal medya şirketlerine de, platformlarının erişilebilirliğinin devamını sağlamak için gerekli tedbirleri alma ve engellenmiş hesaplara erişimi yeniden sağlamak için acil adımlar atma çağrısında bulunuldu.
19 Mart'tan bu yana yaşananların belgelerle özetlendiği, İçişleri Bakanı'na göre 26 Mart itibariyle protestolar sırasında 1879 kişinin gözaltına alındığı, insanların coplarla dövüldüğü ve yerdeyken tekmelendiği hatırlatılan açıklamada, İstanbul Valisinin "bireysel ya da toplu şekilde kanuna aykırı eylemlere katılması muhtemel şahıs, grup ve araçların ilimize girişlerine ya da ilimizden çıkışlarına izin verilemeyecektir" şeklindeki kararına da vurgu yapılarak, "Bu kararın nasıl uygulanacağı belirsizdir" denildi.
Türkiye yetkililerine, uluslararası insan hakları hukuku uyarınca herkesin barışçıl toplanma özgürlüğü hakkına saygı gösterme ve bu hakkı güvence altına alma yükümlülükleri olduğu hatırlatılan ortak açıklamada, özetle şu ifadelere yer verildi:
"Protestolara yönelik genel yasaklar orantısız ve haksızdır. Ayrıca barışçıl protestoculara karşı güç kullanılmasını güçlü bir şekilde kınıyoruz. Emniyet güçleri tarafından güç kullanımı kesinlikle gerekli ve orantılı olmalıdır -sadece gerekli olan asgari güç kullanılabilir- ve güç kullananlar her zaman hesap verebilir olmalıdır. Yetkilileri, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, işkence ve protestoculara uygulanan diğer türde kötü muameleler de dahil olmak üzere, emniyet güçleri tarafından hukuka aykırı güç kullanımı ve diğer insan hakları ihlalleri iddialarının etkili, tarafsız ve zamanında soruşturulmasını sağlamaya çağırıyoruz."
Gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik tehditler ve şiddet
Kitlesel protestolara yönelik baskılara, bağımsız medya ve gazetecilere yönelik yoğun saldırı ve baskıların eşlik ettiği vurgulanan açıklamada; "Protestoları haberleştirdikleri gerekçesiyle İstanbul ve İzmir'de en az 11 yerel gazeteci gözaltına alındı, bunlardan yedisi 25 Mart'ta Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet ettikleri iddiasıyla tutuklandı. Yedi kişi daha sonra 27 Mart'ta serbest bırakıldı. En az 10 yerel gazeteci İstanbul'daki protestoları yerinde takip ederken polis tarafından fiziksel saldırıya uğradı, bir gazeteci de protestocular tarafından darbedildi" diye belirtildi.
Uluslararası basın da bu baskı dalgasından etkilendiği ifade edilen açıklamada; "BBC, 27 Mart tarihinde yayımladığı haberinde, protestoları takip etmek üzere İstanbul'da bulunan muhabiri Mark Lowen'ın otelinde gözaltına alındığını ve daha sonra 'kamu düzenine tehdit oluşturduğu' gerekçesiyle sınır dışı edildiğini bildirdi" örneği verildi.
"Televizyon kanalları üzerindeki baskı kaldırılsın"
Yaşanan olaylarla ilgili haber yapılmasının da RTÜK tarafından kısıtlandığının altı çizilen açıklamada; "RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, yayın kuruluşlarını, sunucuları ve yorumcuları siyasi olarak 'tarafsızlıktan uzak' yayın yapmaları konusunda uyardı ve aksi takdirde yayın lisanslarının iptali de dahil olmak üzere en ağır yaptırımların uygulanacağını belirtti. RTÜK, 21 ve 27 Mart tarihlerinde Halk TV, SCZ TV, Tele 1 ve NOW TV kanallarına idari para cezaları ve 10 güne kadar geçici yayın durdurma cezaları verdi.
Türkiye'yi ve özellikle RTÜK'ü basın özgürlüğüne yönelik bu ihlalleri derhal durdurmaya ve medyanın kamuoyuna gerekli bilgileri sağlamasına ve olayları devlet baskısından uzak bir şekilde haberleştirmesine olanak tanıyan bir ortam yaratmaya çağırıyoruz. Gazetecilerin sadece hükümet onaylı içerikleri yayınlamaya zorlanması bağımsız gazeteciliğin temel ilkelerine zarar vermektedir. Ayrıca gazetecilerin ve diğer gözlemcilerin korunması ve emniyet güçlerinin eylemlerini izlemek de dahil olmak üzere kamu yararını ilgilendiren konularda özgürce haber yapabilmeleri ve misilleme veya diğer tacizlerle karşılaşmamaları gerektiğini yineliyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Çevrimiçi sansür
Kitlesel protestoların ortasında yetkililerin sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarına hızla ağır kısıtlamalar getirdiği, sosyal medya platformlarına protestolarla ilgili içerikleri engelleme talimatı verildiği hatırlatılan açıklamada şöyle denildi; "BTK, 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi uyarınca gazetecilerin, medya kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin ve insan hakları savunucularının sosyal medya hesaplarına yönelik yüzlerce erişim engelleme kararı çıkardı. Bu kararlara uyulmaması halinde sosyal medya şirketleri ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalabiliyor.
Her ne kadar X platformundaki birçok hesabın şu anda engellenmiş olduğu görülse de, X tarafından yapılan bir açıklamada aralarında haber kuruluşları, gazeteciler ve siyasetçilerin de bulunduğu 700'den fazla hesabın engellenmesine yönelik 'birden fazla mahkeme kararına' itiraz edildiği belirtildi. X, 26 Mart tarihinde BTK tarafından 126 hesabın engellenmesine ilişkin verilen karara karşı Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yaptığını duyurdu."
"Sosyal medya hesaplarının engellenmesine yönelik kararlar iptal edilmelidir"
Yetkililerin, uluslararası insan hakları yükümlülüklerini ihlal ederek, özellikle de en üst düzeyde korumaya sahip olan siyasi söylem içeren içerikleri sansürlemek amacıyla sosyal medya platformları üzerinde baskı kurmak için yasal ve yasal olmayan yolları kullanmaktan kaçınması gerektiği belirtilen açıklamada; "Türkiye, internete serbest ve sınırsız erişime izin vermeli ve yetkilileri eleştirmek için ifade özgürlüğü hakkını kullananların sosyal medya hesaplarının engellenmesine yönelik tüm hukuka aykırı kararları iptal etmelidir.
Sosyal medya platformlarına siyasi baskılara direnmeleri ve korunan ifadelere erişimi kısıtlamaktan kaçınmaları çağrımızı yineliyoruz. Bu tür engelleme kararlarını basitçe kabul etmek yerine, platformları, yasallığına mahkemede itiraz etmek de dahil olmak üzere, kapsamlarını ve sürelerini sınırlandırmak için mümkün olan tüm adımları atmaya çağırıyoruz. Platformlar ayrıca, hükümetin sansür talepleri ve buna karşılık alınan tedbirler konusunda, etkilenen kullanıcılara ve kamuoyuna karşı şeffaf olmalı ve kapatma veya kısıtlama durumunda platform erişimini sürdürmek için mümkün olan tüm adımları atmalıdır" denildi.
İmzacı Kuruluşlar
ARTICLE 19
Amnesty International
Civil Rights Defenders
Danish PEN
European Federation of Journalists (EFJ)
Human Rights Watch
IFEX
International Federation of Journalists (IFJ)
International Press Institute (IPI)
Norwegian Helsinki Committee (NHC)
PEN America
PEN International
PEN Sweden
South East Europe Media Organisation (SEEMO)
World Organization Against Torture (OMCT) (Haber Merkezi)
=======================
Hacettepe'de Sıhhiyeliler de boykota başladı: Saray rejiminin karanlığına karşı buradayız
Hacettepe Üniversitesi Sıhhiye Kampüsündeki öğrenciler tutuklamalara ve gözaltılara karşı yürüyüş düzenledi.
Hacettepe'de Sıhhiyeliler de boykota başladı: Saray rejiminin karanlığına karşı buradayız
Ahmet Yaşaroğlu
Ankara — Hacettepe Üniversitesi Sıhhiye Kampüsündeki öğrenciler tutuklamalara ve gözaltılara karşı yürüyüş düzenledi. Yapılan açıklamada boykot çağrısında bulunarak, "Bu şartlar altında haksızlıklara tepki göstermek için üniversite öğrencileri olarak bugün fakültelerimizde akademik boykota girmiş olduğumuzu ve bu süreçte hasta bakmayı da kabul etmediğimizi duyuruyoruz" denildi.
Hacettepe Üniversitesi öğrencileri Sıhhiye Kampüsünde bir araya geldi. Diş Hekimliği Fakültesinden yürüyüş yapan öğrenciler Tıp Fakültesi binası önünde foruma başladı. Forumun ardından Heykel'de yapılan açıklamada, "İktidarın üniversiteler üzerindeki var olan baskısı son siyasi gelişmelerle iyice artmış durumdadır. 28 kişinin lisans diplomalarının iptali ile başlayan ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarının tutuklanması ile devam eden bu süreç sadece bireylerin hukuki haklarına değil üniversitelerin demokratik ve özerk yapılarına da müdahale anlamını taşımaktadır. özellikle biz öğrencilerin gelecek kaygısı ve umutsuzluğa sürüklendiği bir dönemdeyiz" denildi.
"Hasta bakmayı kabul etmiyoruz"
Açıklamada, " Hukuksuz olaylara, sıra arkadaşlarımıza uygulanan orantısız şiddete ve kampüslerimizin giderek güvensizleştirilmesine karşı ortak bir ses çıkarıyoruz. anayasal hakkımız olan gösteri ve yürüyüş hakkı engellenmeye çalışılmakta, arkadaşlarımız hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmakta, tutuklanmakta ve hocalarımız da rektörlük tarafından baskı altına alınmaktadır. Kamu gücünün bu şekilde kullanılması kabul edilemez. Bu şartlar altında haksızlıklara tepki göstermek için üniversite öğrencileri olarak bugün fakültelerimizde akademik boykota girmiş olduğumuzu ve bu süreçte hasta bakmayı da kabul etmediğimizi duyuruyoruz" ifadelerine yer verildi.
Haksızlıklara karşı ses çıkarmak gerektiği belirtilen açıklamada, "Saray rejiminin karanlığına, geleceksizliğe ve adaletsizliğe karşın biz bugün buradayız. Hak gaspı ve şiddetin son bulmasını, seçme ve seçilme hakkımızın tanınmasını, diplomalarımızı ve diploma itibarını savunmaya devam etmek için ODTÜ'den Hacettepe'ye uzanan bu mücadeleye destek vermek için tüm yurttaşlarımızı genel boykot ve direnişe çağırıyoruz" denildi. (Evrensel)
Hacettepe Üniversitesinden eyleme ilişkin açıklama: "Kabul edilemez"
Hacettepe Üniversitesi, derslere devam etmek ve sınavlara girmek isteyen öğrencilere karşı, dersler ile sınavları boykot etmek isteyen eylemcilerin tutumunun kabul edilemez olduğunu bildirdi.
Üniversiteden yapılan yazılı açıklamada, Ankara Valiliğince 26 Mart Çarşamba günü saat 00.00'dan 1 Nisan Salı günü 23.59'a kadar il genelinde, yürüyüş ve eylemlerin yasaklandığı hatırlatıldı.
Açıklamada, üniversitede görevli özel güvenlik görevlilerine, idari personele, öğretim elemanlarına, dekana ve yöneticilere karşı eylemcilerin aldığı tutumun kabul edilemez olduğu belirtildi.
Bu eylemlerle masum demokratik hak taleplerinin sınırlarını aşan, görevini yapmaya çalışan üniversite personelini engelleyen, hedef gösteren kişiler hakkında gerekli idari ve hukuki işlemlerin yapılacağı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Ankara Valiliğinin kararını uygulama sorumluluğuna sahip olan ve görevlerini yapmaya çalışan özel güvenlik görevlilerine ve idari personele, derslerin ve sınavların düzenli şekilde yapılması için görev yapan öğretim elemanlarımıza, başta dekanlarımız olmak üzere akademik birim yöneticilerimize ve üniversitemiz yönetimine, derslere devam etmek ve sınavlara girmek isteyen öğrencilerimize karşı, dersleri ve sınavları boykot etmek isteyen ve kendi amaçlarını diğer insanları fiziksel veya psikolojik baskı altına alarak ve onların özgürlüklerini kısıtlayarak gerçekleştirmeye çalışan bir grup eylemcinin tutumu kabul edilemez niteliktedir." (AA)
=======================
13 dokunulmazlık fezlekesi Meclis'te: Aralarında Bakırhan ve Başarır da var
Meclis Başkanlığı'na, aralarında DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır'ın da olduğu 11 milletvekili hakkında dokunulmazlıklarının kaldırılması istemiyle toplam 13 yeni fezleke sunuldu.
28-Mart-2025
Artı Gerçek - Meclis Başkanlığı'na, aralarında DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık'ın da yer aldığı 11 milletvekili hakkında dokunulmazlıklarının kaldırılması istemiyle toplam 13 yeni fezleke sunuldu.
Cumhurbaşkanlığı fezlekeleri Adalet ve Anayasa komisyonları üyelerinden oluşan Karma Komisyon'a sevk edildi.
Hakkında fezleke sunulan milletvekilleri şunlar:
DEM Parti Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, DEM Parti Ağrı Milletvekili Nejla Demir, CHP İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, CHP Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, Bağımsız Ankara Milletvekili Koray Aydın, DEM Parti Eş Genel Başkanı ve Siirt Milletvekili Tuncer Bakırhan, DEM Parti Mardin Milletvekili Salihe Aydeniz.
Cemal Enginyurt ile Salihe Aydeniz hakkında 2'şer fezleke yer alıyor. (HABER MERKEZİ)
=======================
ODTÜ'ye polis baskını: Çok sayıda öğrenici gözaltında
ODTÜ'de çimlerde oturarak şarkı söyleyen öğrencilere polis ekipleri tarafından gece yarısında müdahale edildi. CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, öğrencilere herhangi bir uyarı yapılamadan müdahale edildiğini ve dokuz öğrencinin gözaltına alındığını söyledi.
28-03-2025
Hak, adalet, özgürlük ve demokrasi talebiyle günlerdir direnen ODTÜ'ye polis tarafından düzenlenen baskında 9 öğrenci gözaltına alındı.
Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından öğrencilerin direnişi kampüslerden ve sokaklardan yükseliyor.
O noktalardan biri olan ODTÜ sık sık polis müdahalesiyle karşı karşıya kalıyor.
Gece saatlerinde kampüste şarkı söyleyen öğrencilere polis müdahale etti. CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman ve CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol müdahalenin yaşandığı noktaya giderek öğrencilere destek oldu.
Öğrencilerin kişisel eşyalarının dahi polis ekipleri tarafından toplanarak götürüldüğünü belirten Yaman, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Bir baskın haberiyle buraya geldik. Öğrenciler oturarak şarkılar türküler söyleyerek sürdürdükleri eylemin saat 02.00'de polis baskınıyla sonuçlandığını bize bildirdiler. Polisin buraya adeta şafak oerasyonu gibi girmesi, bu kadar öğrencinin olduğu yerde bir korku ikliminin yaratılmasına itirazımız var. Bu kadar barışçıl bir eyleme rağmen bu kadar arkadaşın alınıp götürüldüğü, çadırların yerle bir edildiği, bu yere geri dönüldüğünde kişisel eşyalarını, bilgisayarlarını, çantalarını, cüzdanlarını bulamadıklarını onların da toparlanıp götürüldüğünü ifade ediyorlar. ODTÜ direnişin sembolüdür. Öğrencilerin anayasal haklarını kullanmasını destekliyoruz. Polisin kimin talimatıyla buraya girdiğini bilmiyoruz. Kampüsün sorumluluğunun ait olduğu Rektörün konuya bir an önce el atması gerektiğini polisin buraya nasıl girdiğini bize açıklaması gerektiğini savunuyoruz. Her gün toplu toplu emniyete gelen arkadaşlarımızı takip ediyoruz ama bu böyle sürmez. Bir şekilde bu operasyonların son bulması gerekiyor."
9 öğrencinin gözaltına alındığını belirten Erkol, "Bize ulaşan bilgiye göre üniversite yönetiminin davetiyle polislerin içeri girmesi söz konusu. Öğrenciler ne üniversite yönetiminden ne de olay yerine gelen polislerden uyarı almadıklarını söylüyorlar. Akademik teamüllere de aykırı hiçbir uyarı yapmadan polisi çağırmak. Dağcılık Kulübünün 50. yılı dolayısıyla asılan bir pankart bahane ediliyor. Umuyorum bu durum yarın aydınlanır ve gözaltına alınan dokuz genç herhangi bir soruşturmaya mahal kalmadan okullarına dönerler. Konunun takipçisi olacağız" ifadesini kullandı.
⦿ https://yurtsever.org.tr/2025/odtuye-polis-baskini-cok-sayida-ogrenici-gozaltinda-545161/
=======================
Kulis: AKP'nin 'iki kayyum' planı son anda nasıl bozuldu?
Gazeteci Deniz Zeyrek, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanma sürecinde, AKP kanadında 'iki kayyum' planının yapıldığı ancak 'partinin ileri gelenlerinin çabaları sonrasında' bundan vazgeçildiğini iddia etti.
28-03-2025
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 48 kişinin tutuklanmasının ardından Nefes yazarı Deniz Zeyrek'ten çok konuşulacak bir kayyum iddiası geldi.
"PLAN YAPILMIŞTI…"
Zeyrek, İBB Başkanın İmamoğlu'nun gözaltına alınmasından tutukluluğuna karar verildiği sürece ilişkin 'iki kayyum planının' yapıldığını ancak süreç içerisinde bu karardan geri dönüldüğünü iddia etti.
'İKİ KAYYUMDAN BİRİ İBB'YE DİĞERİ CHP'YEYDİ'
"Çok önemli isimlerle konuşurken öğrendim" diyen Zeyrek, "Birinci kayyum İstanbul Büyükşehir Belediyesi için düşünülmüş. İkinci kayyum ise CHP'ye…" iddiasında bulundu.
'İŞLER TERS TEPİNCE…'
Kayyum kararından son anda dönüldüğünü ifade eden Zeyrek, "Hem ekonomik hem siyasal alanda olayın ters teptiğini anlayan iktidar, muhalefetin direnişi sürdüreceğini de gördü, anladı. İş daha da kötüye gitmesin diye AK Parti'nin ileri gelenleri harekete geçti" ifadelerini kullandı.
'ÖĞRENDİĞİM KADARIYLA…'
'AK Parti'nin ileri gelenlerinin' ilk işlerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İstanbul Adliyesi arasındaki doğrudan iletişimin arasına girmeyi denemek olduğunu aktaran Zeyrek, "Kendi aralarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ve CHP'ye kayyum atanması halinde sorunların daha da büyüyebileceği ihtimalini masaya yatırdılar. Öğrendiğim kadarıyla Ak Parti ile CHP arasında da bir trafik gelişti. O trafik sırasında 'İBB'ye de CHP'ye de kayyum atanmayacak' bilgisi verildi" kulisini paylaştı.
⦿ https://yurtsever.org.tr/2025/kulis-akpnin-iki-kayyum-plani-son-anda-nasil-bozuldu-545228/
=======================
Ümit Özdağ'dan RTÜK'e tepki: 'Düşman ceza hukuku…'
Silivri'de Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, RTÜK'ün Sözcü TV, Halk TV, Now TV ve Tele 1'e verdiği cezalara ilişkin tepki gösterdi.
28-Mart-2025
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yönelik operasyonların ardından CHP'ye yakın kanallara ceza yağdırdı.
Söz konusu karara Ümit Özdağ'dan tepki geldi.
'64 GÜN MÜCADELE ETTİM…'
Özdağ, sosyal medya hesabından şu ifadeleri kullandı:
"64 gün mücadele ettim. Sonunda 2 gün önce Sözcü TV'yi Silivri cezaevine bağlatmayı başardım. Şimdi RTÜK, Sözcü TV'ye 10 gün yayın yasağı getirmiş.
Sözcü TV'ye geçmiş olsun! Bu düşman ceza hukuku anlayışının yargıdan idareye sıçradığının en açık kanıtıdır. Sözcü TV'ye, Halk TV'ye, Now TV'ye Tele 1'e geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum."
⦿ https://www.veryansintv.com/umit-ozdagdan-rtuke-tepki-dusman-ceza-hukuku
=======================
- - - - - - - - - - - - - - - -
ALEYKÜM SELAM BEN IRIZA BUYRUN?…
https://www.youtube.com/watch?v=OwzGFm_WsNw
- - - - - - - - - - - - - - - -
Karın, göğüs ve beyin, bilge ve insancıl hiçbir cerrahın ulaşamayacağı şekilde, sonsuza kadar kapalı kalacaktır.
~(1873, Kraliçe Victoria'nın cerrahı Sir John Eric Ericson'un ameliyatlarla ilgili görüşleri)~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Adalet ile devlet özdeştir.
Devlete yararı olan şey adaletli, zararı olan şeyse adalete aykırıdır.
Platon'dan Eflatun özlü sözler
Bin peygambere bedel…
- - - - - - - - - - - - - - - -
NICELERI GELDI
. . . . . .
Niceleri geldi neler istediler
Sonunda dunyayi birakip gittiler
Sen hic gitmeyecek gibisin degil mi?…
O gidenlerde hep senin gibiydiler
Bu dunya kimseye kalmaz bilesin
Er gec kuyusunu kazar herkesin
Tut ki , Nuh kadar yasadin zor bela
Sonunda yok olacak sen degil misin ?…
~OMER HAYYAM~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Kadın erkekten ölçülmez derecede daha kötüdür; daha akıllıdır da.
Bir çeşit yozlaşmadır kadında iyilik.
~Friedrich Wilhelm Nietzsche
(d. 15 Ekim 1844 - ö. 25 Ağustos 1900)
Ahlâk ve değerler sisteminin kuruluşuna yönelik bir temel çerçevesinde
çağının kültür, din ve felsefe görüşlerini eleştiren nihilist Alman düşünür, filolog.~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Talihsiz
~Arzunun bir hayalet sardığı bir geceydi,
Bir geceydi hakikat yalanlara baş eğdi.
Bu gecenin susuzluk mahsulüsün bunu bil.
Kundaksız uzatıldın iğneli beşiğine
Ve böylece Azrail
Istırabı mıhladı küçücük benliğine.
Ecelin kucağında erirken çocukluğun,
Aleme sırdı senin varlığın ve yokluğun.
Hala bilinmez nedir kalbindeki bunalan.
Lambanı yaktılarsa lambanı kendin söndür,
Söndürmekle oyalan,
Gir geceler koynuna,deme yarın gündüzdür,
Belirecek gündüzler sönenlerden yüzsüzdür.
Cahit Sıtkı Tarancı~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Bir seyi ezberlemek, bilmek demek degildir.
~Montaigne~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Karmaşık Nedenler Safsatası (Fallacy of Complex Cause) :
Sonuca pek çok olay etki etmesine rağmen, sonucun tek bir etkiye bağlanması hatası.
Pek çok nedenden birisinin etkisini abartmak hatası ile karıştırılmamalıdır.
Örnek 1:
Reklam tabelasının yanlış yere konulması kazaya neden oldu.
(Doğru, fakat sürücünün alkol alması ve/veya uykusuz olması, bir yayanın yola fırlaması, vs.dikkate alınmamaktadır.)
Örnek 2:
Orman yangınlarına sıcak havalar neden oldu.
(Sabotaj, dikkatsiz ateş yakılması vs dikkate alınmalıdır.)
Örnek 3:
Suç oranlarındaki artış, sitelerde yaşamak isteyenlerin sayısını arttırıyor.
(Statü, gelir, sitelerin sosyal tesisleri vb.etkiler dikkate alınmamıştır)
Güncel Örnek :
En çarpıcı örneklerden biri ise, mesleki eğitim adı altında heba edilen trilyonlar.
Çağdaş meslek alanları yerine modası geçmiş meslekleri öğretme konusunda ısrar eden ve bu yüzden yüzde 30, 40 kapasite ile çalışan meslek okulları, en büyük israf kapılarımızdan biri...
(Abbas Güçlü, 10.10.2000, Milliyet)
Yazar mesleki eğitim kurumlarının ==aa00010926
- - - - - - - - - - - - - - - -
Kılavuz öğrencisine bütün izleri göstermeli ama gideceği yolu seçmemelidir.
~Friedrich Nietzsche~
- - - - - - - - - - - - - - - -
HER SEYI BIRDEN ISTEMEK
O kitabi da okudum bitirdim
Hani o genc kizin beni unuttugu
Bir ara fena halde fikrindeydim
Dudagindaki nem gozundeki bugu
Durmadan hayal degistiriyorduk
Cetrefil bir hayat herkesin koktugu
Kaderlerimiz kalindi sevinclerimiz cabuk
Yasamadan dagiliyor yarisindan cogu
Erteleyip durduk suc ortakligimizi
Asil mutlulugun icinde bulundugu
Bazi ben yanlistim o yanlisti bazi
Cunku gecikmenin agir yorgunlugu
Yanlidigimiz herseyi birden istemekti
Istegi gerceklestirmez istegin yogunlugu
Ihtiyac baska bir boyuta gecmekti
Devreden cikarip gereksiz sorumlulugu
Tekrar los yalnizliklarin en dibindeyim
Sararmis yapraklarin usulca savruldugu
Kopruler yikildi artik kendimleyim
Parmak uclarimda olumun soguklugu
ATTILA ILHAN
================== ………………………………
Herşeyi yak…..
Beni yak, kendini yak, herseyi yak.
Bir kivilcim yeter ben hazirim bak
Ister op oksa istersen oldur
Ask icin olmeli ask o zaman ask.
Seni icime cektim bir nefeste
Yuregim tutkluu gogsum kafeste
Yanacagiz ikimizde ateste
Bir kivilcim yeter hazirim bak
Ask icin olmeli ask o zaman ask.
Beni yor hasretinle sevginle yor
Sevgisizlik ayriliktan daha zor
Diledigin kadar acit canimi
Yoklugunda varliginda yetmiyor.
Allahim allahim
Ateslere yuruyorum
Allahim aci ile
Ask ile buyuyorum
…………………………….
My country
I felt you deepest in this love
history wrote it with my tears
that I love you and him
They separated us
my heart is the most genuine document
Bury me to him
him to me
if one day we don't get to come one
Let the tombstone say they had loved
History didn't love those who loved
History,
and who should love you?…
~Nese YasIn~
- - - - - - -










- - - - - - -
Haldun_Taner-Gozlerimi_Kaparim_Vazifemi_Yaparim.doc
Sabahattin_Alinin_Butun_Oykuleri_2-Sabahattin_Alinin_Butun_Oykuleri_2.mobi
Don_Kisot-Cervantes_Saavedra.epub
F._M._Dostoyevski-Olu_Bir_Evden_Hatiralar.pdf
Ataturk_Ilkeleri_ve_Inkilap_Tarihi-II.pdf
Anthony_Neilson-The_Censor_Sansurcu_.doc
Mehmet_Baydur-KUTU_KUTU_2_.pdf
William_Shakespeare-julius_caesar.pdf
Stanislav_STRATIEV_bos_odalar.doc
WHY_DID_RENAISSANCE_ORIGINATE_IN_ITALY-_VociBook_I.pdf
Michael_Ende-Bitmeyecek_Oyku.epub
MS_DOS_KOMUTLARI.pdf
Stage_2-Edgar_Allan_Poe-The_Murders_in_the_Rue_Morgue.pdf
Behic_AK-Bina.DOC
Divan-i_Kebir_den_Secmeler_Cilt3-Sefik_Can.epub
yolda-Yolda.mobi
William_Shakespeare-Bir_Yaz_Gecesi_Ruyasi.epub
Araf-Elif_Safak.epub
Da_Vinci_Sifresi-Dan_Brown.epub
MartinEsslin_DramSanatininAlani.pdf
Osho-Yakinlik-Kendine_ve_Digerine_Guven_Duymak.epub
Beyoglu_Rapsodisi-Ahmet_Umit.mobi
Alice-Claude_Askew-Hayalet_Oykuleri_.epub
Platon-Devlet.pdf
Gogol-MUFETTIS.doc
Bilginin_Arkeolojisi-Foucault.epub
Osmanlida_Harem_Islam_Hukukunda_Kolelik_ve_Cariyelik_Muessesesi-Ahmet_Akgunduz.pdf
Yasar_Mutlu-Attila_Ilhan_Ben_Sana_Mecburum.epub
Malzeme_Bilimi_Uygulamalari_3.doc
Get_Ready_for_IELTS_Speaking_Pre-Intermediate_A2_RED.pdf
- - - - - - -
"> "> "> "> "> "> "> ">
- - - - - - -
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
![]() Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim. Videolar, resimler, makaleler falan. | : | http://insulaelibertatis.com/ |
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc HvLWPtIjJR8X@protonmail.com 0PjukdvspdUh@mail2tor.com |
Tor ağı üzerindeki web siteleri Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız. | : | http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/ http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/ |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder