31 Temmuz 2013 Çarşamba

15-CNN KÜRT - RİFAT SERDAROĞLU

Ben bu Kürt ayrılıkçılığı işini yemek yapmaya benzetiyorum.

Malzeme hazırlanır, önce az miktarda yağda belki birkaç diş sarımsakla beraber, jülien doğranmış soğan altın rengi alana kadar kavurulur.
En zor pişecek olan ilk olarak tencereye konur.
Genelde ettir bu, bir miktar kavurulur.
Ardında arzu edilen, önceden lokma boyutunda doğranmış, sebzeler tencereye konur, üstünü örtecek kadar su eklenir.
Hafif ateşte kaynamaya bırakılır.
Suyu eksildikçe önceden kaynatılımış sıcak su eklenir.
Yemek pişerken, baharat, salça ve tuz arzu edildiği gibi eklenir.

Yemek birden olmaz, aşama aşamadır.
Malzemeleri derlersiniz, yıkar, ayıklarsınız, aşama aşama pişirirsiniz.
Yemek pişerken beklersiniz, piştikten sonra demlensin diye de beklersiniz.
Sofra da hazırlamak gerek, herkes hazır olunca servis edersiniz.
Yemek önünüze geldikten sonraysa, sofradan kalkmak büyük kabalık olur.
Çaresiz önünüze ne gelirse yersiniz.

Batılı oligarklar aynen böyle yaptılar.
Malzemeleri bize toplattılar, bize ayıklattılar, bize yıkattılar.
Bazen bölgedeki diğer ülkeler de işin içine sokuldu.
Zaman içinde yemek pişti, şimdi demlenmeye bırakıldı.
Sofra da hazır olunca servis edecekler.

Aslında bu işin böyle olduğunu emin olun asker ve sivil bütün üst düzey bürokratlar, politikacılar, liderler biliyordu.
Tatsız bir yemek pişiyordu.
Ve bir gün mutlaka servis edilecekti.
Memur olanlar ota sapa bulaşmadan emeklilik günlerini riske etmeden dönemini kapatmayı hedefledi.
Politikacı ve liderler ise problemi bir sonrak iktidara devretmeyi tercih ettiler.
Liderlik yapmaya yeltenenlerin önünde en büyük engel ülke ekonomisine imzalatılan borç senetleriydi.

Yemeğin aşçısıysa ineğin etini bile gönülsüzce de olsa, ineğin rızasıyla aldı.
Kimini tehditle, kimini şantajla, kimini çaresiz bırakarak, kimini kandırarak işi bugünkü noktaya getirdi.
Aslında bizim yani Türklerin durumu daha çok kasapla dananın ortaklığına benziyordu.
Sermaye koyarken, bıçak kasaptan, et danadan gelecekti.

Şimdi yemek pişti, artık yavaş yavaş masaya geliyor.
Kimileri önüne geleni kendine sevdirmeye çalışıyor.
Kimileri başkalarına da bu b.Ktan yemeği sevdirmeye çalışıyor.
Kimileri zaten hep bu yemeği beklemişti, hayal etmişti.

Şimdi biz Türkler de bu b.Ktan yemeği yemek zorundayız.
Böyle mi olacak?

Oraj POYRAZ



CNN KÜRT - RİFAT SERDAROĞLU

Pazartesi Akşamı Hande Fırat'ın sunduğu bir program izledik.
Program CNN Türk'te mi yoksa Roj TV'de mi yapılıyordu anlamak mümkün değildi!

Program Konuğu PKK Narko-Terör örgütünün Siyasi kuruluşu olan BDP'nin Eşbaşkanı Demirtaş idi.

Demirtaş denen çocuk, partisinin aldığı %4 lük bir oyla %96'yı teslim almış ve zafer kazanmış komutan gibi oturuyor, Türkiye'ye nizam veriyor, 25 Eyalete bölüyor, PKK katillerini müdafaa ediyor, karakol yapılmasına karşı çıkıyor, Türkiye'nin sistemini değiştiriyor, ara sıra hükümet dâhil tüm Türk Milletini tehdit etmekten geri durmuyordu.

Erdoğan'ın Akil Adamlarından Hüseyin Yayman ise, yavan-yavan çanak sorularla, Demirtaş'ın önünü açmaya çalışıyordu!
Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Çakırözer sadece görüntüyü tamamlayan bir obje gibi oturuyordu!

Bir an için düşündüm;

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti, Selahattin Demirtaş'a-Hande Fırat'a-Hüseyin Yayman'a-Utku Çakırözer'e ne kötülük yaptı acaba?

Bir insan, üstelik sorumluluk taşıyan bir insan, üzerinde "Ankara Temsilcisi" sıfatını taşıyan bir insan kendi programında, ülkesinin hakarete uğramasına, bölünmesine yol açacak konuşmalara nasıl geçit verir?
Niçin bu kuklaya, sorulması gereken soruları sormaz?

Bir insan, 54 bin insanımızın ölümüne sebep olmuş, ülkenin ve çocuklarımızın 400 Milyar Dolarını çalmış, Avrupa'nın en büyük uyuşturucu çetesini kurup on binlerce genci zehirlemiş eli kanlı bir katilin, yabancı ülke istihbarat örgütlerinin maşalığını yapmış bir satılmışın "itibarlı" hale getirilmesi için nasıl çanak tutabilir?

Öcalan'ın militanına şu soruları sormak aklınıza mı gelmedi, yüreğiniz mi yetmedi, patronunuz mu izin vermedi, AKP' mi korkuttu;

  • Madem barış-demokrasi diyorsun, be adam niçin 54 bin insanın ölümüne sebep oldunuz?

  • Şehit olan Asker-Polis-Bebek-Yaşlı insanlar, yöre insanına hizmet için oraya gidip öldürülen doktor- hemşire –öğretmen-mühendis-işçilerin hesabını kim verecek?

  • Yıllarca beyinlerini yıkadığınız ve dağlarda ölüme-açlığa terk ettiğiniz Kürt delikanlılarının hesabını kim verecek?

  • Beyni kullandığı eroin sebebiyle çalışmaz hale gelen Öcalan'ın "Yoğunlaştırma Evlerinde" tecavüz edip öldürttüğü Kürt kızlarının hesabı ne olacak?

  • Uyuşturucu ile zehirleyip öldürdüğünüz gençlerin hesabını kim verecek?

  • Sizin tüm işlediğiniz bu insanlık suçlarına rağmen, hala sizlere yüreğini açan Türk Milletine bir özür borcunuz yok mu?
    Siz hiç utanmaz mısınız?

Öldüreceksin, yakacaksın, yıkacaksın, keseceksin, elektrik-su parası ödemeyeceksin, devlete bir kuruş vergi vermeyeceksin, kadını köle gibi kullanacaksın, Kürt kökenli vatandaşlarımızı ağa-şeyh-aşiret olup yıllardır sömüreceksin, kaçakçılık yapmak için askere saldıracaksın ve yüzün kızarmadan kendini haklı çıkarıp, Türk Milletinden toprak isteyeceksin!

Üstelik Türk Tarihini-Türk Milletini aptal yerine koyup, "biz bölünmek istemiyoruz-beraber yaşamak istiyoruz" masalına inanmamızı bekleyeceksin…

Bak Selahattin Demirtaş;

İmralı'ya gittiğinde bunları aynen önderine de anlat.

Sizler Erdoğan ile Hakan Fidan ile, Barzani ile, ABD ile, İngilizler ile anlaşmış olabilirsiniz.
Sizin bu anlaşmalarınız Türk Milletini hiç bağlamaz.
Yırtar atarız bu anlaşmayı, tıpkı Sevr'i yırttığımız gibi.

Beraber mi yaşamak istiyorsunuz?
Tamam, elinizdeki silahlarla birlikte Türk Yargısına teslim olun.
Suçlu olanlar yargılansınlar, hesaplarını versinler.

O zaman başımızın üstünde yeriniz var.

Bunu istemiyor musunuz?

O zaman ya Barzani amcanızın ya da Obama babanızın yanına gideceksiniz.

Ya da bugüne kadar yaptığınız gibi kahpece, mayınlarla bombalarla Türk Milleti ile savaşacaksınız.

Yetti artık.
Türk Milletinin bugünkü nesli bu ihanet çemberini kırmakta ve çocuklarımıza tertemiz bir Türkiye bırakmakta kararlıdır.
Bu nesil tamamen yok olma pahasına, dış destekli bu Kürtçü-Bölücü tuzağı, beraber yaşamayı seçen Kürt kardeşlerimizle birlikte yok edecektir.

Türk Milletinin gücünün ne olduğunu, sizin dış destekçiniz emperyalist devletler de bilir, dedeleriniz de bilir.

Televizyonlarını-gazetelerini-medya kuruluşlarını birer PKK yayın organı haline getirip, Türk Milletinin kafasını karıştıranlarla da çok esaslı bir hesaplaşmamız olacak…



a45UyF587661-201307301451-15
^^^^^ - vvvvv


--

zaryop:jaro

Concordia civium murus urbium
Vatandaslar arasinda uyum, iste bir sehrin surlari budur.

Latin Atasozu
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.



30 Temmuz 2013 Salı

15-Necati Doğru: 300 “Tayyip Zengini” Türkiye’nin tapusunu ele geçirdi!




Necati Doğru: 300 "Tayyip Zengini" Türkiye'nin tapusunu ele geçirdi!

Amerika'nın örnek gösterilen ilk büyük zengini Rockefeller, ölünce arkasında 189 milyar dolar servet bıraktı.
Hayatını anlattığı kitabında; "Ben baktığım her şeyde para görürüm, rüyama da güzel kadın değil hep para girer" demişti.
Dolar milyarderi sayısı bakımından kıyaslandığında Türkiye küçük Amerika oldu sayılır.

Menderes zenginleri.

Demirel zenginleri.

Özal zenginleri.

Diye anlatılır, yazılırdı.

10 yıllık AKP dönemi sonunda bugün "Süslüman (süslü Müslüman demek) Tayyip Zenginleri" diye bir yeni anlatım biçimi de bulundu.
Tayyip Zenginleri arasında öne çıkan

"Süslümanlardan en medayatik olanı Fettah Tamince" adlı işadamı, "Tayyip Bey'i tanıyınca aşık oldum…

Tanıdığımdan beri haftanın 3-4 günü onu rüyamda görüyorum" diyerek aşkının şiddet derecesini çok romantik bir üslupla(!) anlatıyor.

* * *

Amerikalı zengin, düşünde para görüyordu.
Türkiye'nin yeni yetme süslüman zengini, rüyasında "para niyetine Tayyip Erdoğan'ı" görüyor.

10 yıl önce çulsuzdu.

Kuyumcuda tezgahtar.

Haftanın dört günü düşünde Tayyip Erdoğan'ı gördükçe; sahip olduğu otel sayısını artırdı…

İşlerini geliştirdi.

Şirketlerini büyüttü.

Gör Tayyip'i rüyanda.

Servetin, malın büyüsün.

İhaleler sana verilsin.

Haliç Tersanesi de Başbakan şekline bürünerek senin gece rüyana girsin ki, gündüz 15 dakikada yapılıp biten satış sende kalsın.
Gündüz çıplak gözle, gece rüyada kapalı gözle göre göre "devlet mallarının ve devlet servetinin el değiştirip yeni zenginlere akışına" yön verildi.
Türkiye'de son 10 yıl içinde "devletten süslümanlara çok büyük bir servet transferi" yapıldı.

* * *

Şunu açıkça yazabilirim.

Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde; devletin elindeki 202 fabrika, şirket, işletme imtiyazı, liman, maden yatağı, hazine arazisi, şehir arsası, gazete, TV kanalı, Boğaz yalısı, belediye malı, halk ormanı özel kişilerin eline geçti.
Bu kişilerin yüzde 90'ını da Tayyip Erdoğan döneminde "birlikte yürüdük bu yolları, gece rüyamda gündüz hülyamdasın" diyen yeni türeme zenginler oldu.

Siz de bulabilirsiniz.

Okuyabilirsiniz.

Arşivlerde var.

Tayyip Erdoğan'ın Başbakan olmadan önce içinden çıkıp geldiği Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet ve Bugün de Saadet Partisi çizgisinin yayın organı Milli Gazete Genel Yayın Müdürü Mustafa Kurdaş, şunları söylüyor:

"Eski Milli Görüşçü işadamları AKP'de daha zengin oldular…

Dün küçük bir atölyesi vardı, bugün uluslararası şirkete döndü…

Bugün AKP, yeni zengin bir İslamcı sosyete oluşturdu.
AKP'li 'beyaz Türkler', AKP'li 'beyaz Lazlar' ve AKP'li 'beyaz Kürtler' peydahlandı…

Kayırmacı ihalelerle 10 liralık işi 100 liraya almaktalar…" (Hazal Özvarış'ın T24'de Mustafa Kurdaş ile yaptığı söyleşisi)

* * *

KOÇ'un şirketine korku.

TAM-İnce'ye rüya ihale.

300 Tayyip Zengini!

Elledi Türkiye'yi!

***

Palalı kaçırıldı Sopalı korunuyor

Çıkış kapılarına haber verilmedi.

Palalı Saldırgan Fas'a kaçırıldı, korundu.
Dönmüyor.
Eskişehir'de sopalarla beyni dağıtılarak öldürülen 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'la ilgili soruşturmada 53 gün geçmesine karşılık bir ilerleme olmadı.
Avukatlar, "Madımak'ta 35 insanı diri diri yakanlar da bu yöntemlerle korunmuştu.
Deniz Feneri soyguncuları da bu yöntemlerle kollanmıştı."
diyor.

SÖZCÜ

 


a45UyF587661-201307301451-15
^^^^^ - vvvvv


--

zaryop:jaro

Bu mucadele siniflar mucadelesidir.
Burada el titremesine, tereddute ve kararsizliga yer yoktur.
Siniflar mucadelesinde proletarya yoldasliginin disinda feodal ve ataerkil iliskilere yer yoktur.

Mahir CAYAN
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.



15-DİKKAAAAAAAAAAAAAT: “PKK ASAYİŞ”!..

İşlerin başka bir yere gelmesi mümkün değildi ki.
Zaten böyle olsun diye planlanmıştı.
Bizim zömzöm akıllı NeoOsmanlılar hemen sazan gibi atlamışlardı.
Elma şekeridir, gitmeyin, kanmayın, tecavüz ederler dedik.
Analar mı ağlasın, barış istemiyor musun, kan mı aksın istiyorsun dediler.

Kimse göstere göstere kötülük yapmaz.
Kandırır, aldadır öyle yapar.
Kandırmak için elma şekeri lazım.
NeoOsmanlı saçmalığı da budur işte.
Ben bütün bunları izleyenler için anlatıyorum.
Bilmeyenler, anlamayanlar olabilir.

Yoksa icracılar, eşbaşkanlar için durum farklı.
Onların şaşkınlıkları, şoka girmeleri, misliyle tepki göstermeleri, babalanmaları falan hep yalan.
Aslında bu güne kadar ne yaptılarsa sonuçlarını, nasıl yapacaklarını, her şeyi bal gibi biliyorlardı.
Çünkü, görülmeyecek oyun değil, çok basit.
Hem de Amerikaya her gittiklerinde koltuklarının altına yerleştirilen ajandada herşey yazıyordu.
Ya da Amerika'dan gelen her senatör, general bunların kulağını her çektiğinde açık seçik, herşeyi bunların yüzlerine söylediler.

Mesela düşişleri bakanı müsaade etmeyiz diyor.
Yalan, müsaade edecekler, yalandan yaygara yapıyorlar.
Türk halkını gazını almak için.

Genel Kurmay Başkanlığı misliyle karşılık verildi diyor.
Yalan, neyin misli, neyin karşılığı.
Sen bütün bu olayları buraya kadar getirmişsin, şimdi karşılık verecekmiş.
Engel olmak isteyen bunlarla mücadele eden merkez hükumeti devirmeye daha baştan hiç kalkışmaz.
Haydi yanıldın, öğrendin, bu vakitten sonra işbirliği yaparsın.
Karşıdan üç mermi atılmış, sen de otuz mermi atacaksın.
Bu mudur misli?

MIT, Başbakan Suriye'li ayrılıkçılarla artık alenen görüşüyor, pazarlık yapıyor.
Tıpkı PKK gibi, görüşen şerefsizdirden başlayıp, devlet görüşüyora, oradan da analar ağlamasına gelir gibi.
Müsaade etmeyeceklermiş.
Bal gibi müsaade edecekler.
Bekliyorlar ki, işler engellenemeycek seviyeye gelsin.
Türk halkı kaçınılmaz bir sonuçmuş gibi anlasın, boyun eğsin.
Yemek pişsin, servise hazır olsun.

Inanmayın, ben inanmıyorum.
İnanmamakla kalmıyor, biliyorum da.
BOP projesinin eş başkanı olmaktan gurur duyan, bunu ağzıyla ikrar edenden vatanseverlik, milletperverlik beklemeyin.
Çünkü zaten, projenin kendisi Türkiye'nin bölünmesi projesidir.
Eşbaşkan bu güne kadar görevini hakkıyla yapmış.
Irak tamam, Türkiye oldu sayılır, Suriye sıkıntıda, İran çok uzakta.
Elinde olanı yapmış, kalanı diğer ortak, Amerika'nın sorumluluğunda.
O da yan çiziyor.
Asker kullanmam, operasyon yapmam, para harcamam, yardım yapmam diyor.
Şimdi kalakaldı ortada bizim eşbaşkan.

Adamımız ağız tadıyla, gururla, göstere göstere bir ihanet edecekti.
Onu da kursağında bıraktılar.
Bütün suç Esed'de, umulmadık bir direnç gösterdi, diyeceğim ama,
bizim hainlerin hiç hesaplamadıkları Ruslar'ın desteği, AB/D
'nin yan çizmesi de var.
El birliğiyle batırdılar güzelim ihaneti.

Hergün Suriye'de merkez hükumetin başarılarını duyuyoruz.
Esad, inşallah başarır, başarır da bizim de dötümüzü kurtarır.
Adamın işi zor hem kendini, hem ülkesini, hem de bizim dötümüzü kurtaracak.

Ve daha geriye gidersek, emin olun Irak direnişinin uzadığı her gün, her ay bize zaman kazandırdı.
Emin olun, Irak'da şehit olan Arap'lar kendi ülkelerinden Amerikalıları kovup atamadılar ama, bize ciddi süre kazandırdılar.
Türk'ün dötünü kurtarmak hep başkalarına nasip oldu.
Sanki Suriye'de de aynısı olacak gibi.

İsyancılar ne olacakmış, Suriye de kan akıyormuş.
Ne yani Türkiye'de mi kan aksın?
Içsavaş yaşansın.

Oraj POYRAZ


DİKKAAAAAAAAAAAAAT: "PKK ASAYİŞ"!..

"Kendi iktidarında" 26 liralık benzini 100 lira ödeyerek satın alabilen "iki kişiden biri", Suriye sınırımızda Resulayn İlçesin'deki binalara PKK bayrağı çekilmesi ile şaşkınlık üzerine şaşkınlık yaşadı!.. İşini gücünü bırakıp, Suriye'deki rejimi değiştirmek için tam gün mesai yapan AKP hükümeti, Esat'ın karşısında ağır bir yenilgi aldı!.. Yenilgiyi ilk ilan eden ABD'nin Genelkurmaybaşkanı idi... Başbakan Erdoğan, "Gezi Direnişi" ile başlayıp yurt geneline yayılan muhalefet hareketi karşısındaki acıklı durumunu, Suriye'deki olayları abartılı ve yanlı bir şekilde aktararak gizlemeye çalışıyor. Hükümet, hızla altından kayan tabanını yerinde tutabilmek için yapay düşmanlık yaratmaktan medet umuyor. "Palalı" gençlik ile istediği sonucu alamayan Erdoğan, şimdi de tencere ve tava çalarak hükümeti protesto edenler hakkında dava açılmasını istiyor... Savaş diline sarılan Erdoğan'ı, iktidardan düşmenin korkusu sardı!.. O bakımdan sınırlarımızda yaşanan olayları, doğru bir şekilde hükümetin kontrolündeki basın-yayın organlarından izleme olanağımız kalmadı... Bu nedenle olup biteni, bundan böyle dışarıdan öğreneceğiz..

ABD Genelkurmay Başkanı Org. Martin Dempsey'in "Esat kazanıyor mu?" sorusuna, "Şu anda akıntı Esat'tan yana" yanıtını vermesi, kazanan tarafın Esat yönetimi olduğunu ortaya koydu... Dempsey'in yardımcısı James Winnefeld de Senatör McCain'in sorusu üzerine; "Ülkenin orta ve batısında akıntı Esat'ın tarafına geçti, kuzey çok kırılgan ve dayanmaya çalışıyor" diyerek Dempsey'i teyit etti... Esat'ın bir yıl önce Kürtlere terk ederek çekildiği Kuzey Suriye'de PKK'nın Suriye'deki kolu olarak kabul edilen Demokratik Birlik partisi (PYD), "özerklik" ilan etmeye hazırlanıyor!.. Türkiye'nin desteklediği El Nusra (El Kaide) gibi İslamcı gruplardan bölgeyi temizlemeye çalışan PYD'nin lideri Salih Müslim, BBC'ye yaptığı açıklamada; İslamcı grupların Türkiye sınırından Suriye'ye geçiş yaptığını belirterek, "Türk ordusu ile karşı karşıya gelmek istemiyoruz" diyerek Erdoğan'ı uyarıyor... Aynı şekilde terör örgütü PKK'nın Başkanlık Konseyi de yaptığı açıklama ile tehditlerini sürdürüyor... Çözüm sürecinin 2. aşamasının 1 Haziran'da başladığını, buna karşın AKP hükümetinin hiçbir adım atmadığını belirten Başkanlık Konseyi, " 4. aşama eylemleri" için Kandil'in talimatı ile kurulan "PKK Asayiş"i devreye soktu!..

Bilindiği gibi Başbakan Erdoğan, PKK militanlarının ancak yüzde 15-20'sinin sınırdan çıktığını, bu nedenle sürecin 2. aşamasına geçilemediğini savunuyordu!.. Bu resmi açıklamadan sonra, "PKK Asayiş" Cizre, Diyarbakır ve Van'da yol kesip kimlik kontrolleri yapmaya başladı... Sürecin birinci aşaması henüz bitmeden, Van'ın Gevaş İlçesinde geçen yıl ölen bir terörist için düzenlenen cenaze törenine, ellerinde otomatik tüfek ve bellerinde bombalar bulunan PKK'lı teröristler de katıldı... Bu arada Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde güvenlik güçleri ile giriştikleri çatışmalarda hayatını kaybeden 170 PKK'lı için Diyarbakır'ın Lice İlçesine bağlı Yolaçtı Köyü'nde yapılan "PKK Şehitliği" törenle açıldı!.. Törene katılmak üzere yola çıkan ve aralarında BDP Milletvekili Nursel Aydoğan ile İl Başkanı Zübeyde Zümrüt'ün de bulunduğu BDP'lileri; Diyarbakır'da polis, Lice yolu üzerinde asker ve Kayacık Köyü yakınlarında yüzleri kapalı "KCK Asayiş Grubu" militanları kimlik kontrolü yaptı!.. Tören sırasında, çevrede silahlı PKK militanlarının önlem aldığı da görüldü!..

İçerideki gelişmeler bu yönde iken, Türkiye'nin, PYD'ye yönelik tutumu nedeniyle "çözüm süreci"nin kritik bir aşamaya geldiğini belirten PKK'nın Başkanlık Konseyi de "Biz hareket olarak son kez AKP hükümetini uyarıyoruz" dedi..

AKP hükümetini uyaran uyarana!..

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, sınıra PKK bayrağı dikilmesini "Muhaliflerin askeri kanadı Özgür Suriye Ordusu'nun Halep yakınlarında Esat güçlerine karşı mücadele verdiği için PYD'nin meydanı boş bulduğu"na bağladı!... Başbakan'ın Başdanışması ve en yakın adamı Yalçın Akdoğan ise, "Bu bizim iç güvenlik meselesidir, orada bir oldu bittiye göz yummayız" diyerek, iç kamuoyuna mesaj vermeyi uygun buldu!.. AKP'nin Mayıs ayında PYD ile Kahire'de "sınır güvenliği"ni görüştüğü, eş başkan Salih Müslim tarafından Taraf gazetesine açıklanmıştı... Ayrıca; insani yardım nasıl gidecek, Özgür Suriye Ordusu ile ilişkiler nasıl olacak konularının da konuşulduğu ortaya çıktı. AKP hükümeti komşu devletleri bıraktı, terör örgütleri ile iş bitiriyor!..

Ne var ki, tüm bu gelişmeler Büyük Ortadoğu Projesi'ne uygun olarak yürüyor. Suriye'nin kuzeyinde "özerklik" ilan edilmek istenmesi, nihai hedefi; Başkenti Diyarbakır olan "Büyük Kürdistan" hedefinden bağımsız düşünülemez... Dolayısıyla Davutoğlu ve Akdoğan'ın sözlerinin bir kıymeti harbiyesi olamaz!.. Bu noktadan itibaren "PKK'nın Asayiş" birliklerine törenle diploma verilmesini duyamayan hükümetin, sözcüleri de tümüyle inandırıcılıklarını kaybetmişlerdir... Artık ülkemizde yönetim zaafiyeti veya boşluğu değil, yönetimsizlik tartışılmaya başlandı!.. PKK kendi yolunda emin adımlarla yürüyor, önüne çıkacak engelleri de AKP hükümeti ile aşacağından emin gibi. PKK, Dokuzuncu genel kurulda büyük şehirlere göç eden Kürtlere "geri dönün" çağrısı yaparken, Şeyh Sait ayaklanması ile ilgili uluslararası soykırım çalışması yapacağını da duyurmuş!.. (1)

Türk halkının, işbirlikçi AKP iktidarına karşı başlattığı muhalefet hareketine karşı, Başbakan'ın takındığı tutum ile siyasi geleceğini bağlamış olduğu Esat rejimi için söyledikleri oldukça ilginçtir ve dikkat çekicidir! Başbakan, 2 aydır biber gazı ve tazyikli su altında "hükümet istifa" diye bağıran milyonları dinlemeyip "terörist" ilan edebiliyor ama Bitlis'in Güroymak İlçesi İlköğretim öğrencilerinin oluşturduğu Doğu Yorum Medeniyet Korusu'nu dinlemeye gidebiliyor!.. Erdoğan, buradaki konuşmasında:"Biz Suriye'deki rejime şu veya bu mezhepten olduğu için karşı çıkmıyoruz, her kesimden halkına açıkça zulmettiği için karşı çıkıyoruz. Şu ana kadar 100 bin insan öldü, hala öldürmeye devam ediyor bu rejim. Ben bu rejime katil demeyecek miyim?" demiş...

En demokratik haklarından biri olan, toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarını kullanan "Gezi Parkı" direnişçilerini, "darbeye teşebbüs etmek" ve "Halkı Türkiye Cumhuriyeti aleyhine isyana teşvik etmek, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" gibi en ağır ve akla ziyan suçlarla suçlayarak zulmeden, Erdoğan'ın savcıları değil mi? Bu haklı gösterilerde 5 gencimizi haksız yere öldüren ve 13'ünün de gözlerini kör eden polisleri, "destan yazmakla" överek, sırtlarını sıvazlayan ve 24 maaş ikramiye ile ödüllendiren bu ülkenin Başbakanı değil mi?.. Erdoğan, Esat'a katil deme hakkını kendinde görecek ama kimse ona bir şey söylemeyecek, öyle mi?.. Suriye'de 100 bin kişinin ölümüne çok üzülen Erdoğan; Irak'da bir buçuk milyon Müslüman'ın öldürülmesini hiç duymadı mı? Sudan'da yüzbinleri katleden bir lideri kırmızı halı sererek, aynı Erdoğan karşılamadı mı? Elinden ödül aldığı Libya Devlet Başkanı Kaddafi'nin ve 300 bin Libyalı'nın öldürülmesine NATO işidir diye katılmadı mı?..

Türk halkını 11 yıldır aldatan bir hükümet gidicidir!.. Boşuna bölücü dil kullanıp da halkı birbirine düşman etmeyin!..

Zulüm, ölüm, gözyaşı, yoksulluk, yolsuzluk ve baskı; adeta AKP'yle özdeşleşmiştir!.. Boşuna debelenmeyin!.. Battıkça daha derine batıyorsunuz!... Artık yeter çekilin!..

Av. Cemil Can

DİPNOT:

(1) http://www.odatv.com/n.php?n=pkkdan-sok-karar-1007131200



a45UyF587661-201307301451-15
^^^^^ - vvvvv


--

zaryop:jaro

Veni vidi vici.
* * *
Geldim gordum yendim.

Latin Atasozu - (Sezar)
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.



15-5 AĞUSTOS'TA SİLİVRİ'DE PERDE KAPANIYOR!



5 AĞUSTOS BULUŞMASINA ÇAĞRI FİLMİ

http://www.youtube.com/watch?v=cPu59ZUUrjY
 

a45UyF587661-201307301451-15
^^^^^ - vvvvv


--

zaryop:jaro

Yasayan bir amerikan ayyasi olu bir yunan tanrisindan daha cok ilgilendirir beni.

Charles Bukowski Sozleri / Heinrich Karl Bukowski / Bilge Sozleri
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.



15-Bağımsız Kürdistan çıkışı muhalefeti öfkelendirdi

Emin olun mecliste olan bütün politik aktörler rol yapıyor.
Akil adamlar, iş adamları, üstdüzey bürokrat ve politikacılar, hepsi de.

Muhalefet çok öfkelenmiş.
Öfkesinden kudurmuş.
Laf mıdır bunlar?
Yalandan reaksiyon gösteriyorlar.
Çıkış yapıyor, şow yapıyorlar.

Hepsi de kurgusuyla, kadrosuyla New York icazetli.
İşlerin buraya geleceği apaçık belliydi.
İzlediler.
Hepsi de izlediler.
Bütün tepkiler göstermelik.
Beklediler.
Neyi mi beklediler?

Kürt ayrılıkçılığının komşularımızda ve ülkemizde yeteri kadar güçlenmesini beklediler.
Suskunlukları, hareketsizlikleri, mış gibi yapmaları hep bundan.
Hareket yeteri kadar güçlenince zaten önünde durmak çok zor olacak.
İş işten geçsin diye beklediler.
Miting yapmaya dahi korktular.
Basın toplantısı dahi yapmaya korktular.
Hatta sivri konuşmalar yapıyor diye bazı konuşmacılarını dizginlediler.

Şimdi de işlerin yeteri kadar olgunlaştığını düşünüyorlar.
Aleniyet kazandırıyorlar.
Meşruiyet kazandırıyorlar.
Halkın tepkisini test ediyorlar.
Tepki sert olursa, bir adım geriye, olmazsa bir sonraki adım.
Bunlar hep böyle.

Ülkenin siyaset kurumu teslim olmuş.
Bürokrasisi teslim olmuş.
Sanayii, yerel kapitalistleri teslim olmuş.
Türk halkı küresel oligarkların planlarına mecbur olma durumuna sokulmuş.
Bana sorarsanız, ülkenin bütün kurumları her geçen gün meşruiyetlerini yitiriyor.
Her geçen gün Türk halkının direnme hakkı daha belirgin hale geliyor.

Orduyu, polisi herkesi birbirine ve ne sonunda da Türk halkına karşı kullanmak üzere hazırlanıyorlar.
Orduyla, polisi birbirine, kalanı da Türk halkına karşı bir kırıma sokmaya hazırlanıyorlar.
Haberiniz olsun.
Gidişat kötüdür.

Oraj POYRAZ


Bağımsız Kürdistan çıkışı muhalefeti öfkelendirdi

AKP'nin kurucularından ve ilk dönem Dışişleri Bakanlığı yapan Yaşar Yakış, "Bağımsız Kürdistan" ın yavaş yavaş kurulduğunu söyledi.
Yakış, "Bu kadar büyük bir halkın bağımsız bir devlet olma hayali var.
Bu hayal meşrudur.
Irak'ta otonom bölgeyi zaten sağlamışlar"
dedi.
Yakış, Suriye'de Kürt bölgesi kurulması yolunda atılan adımların sürpriz olmadığını belirterek, "Bağımsız Kürdistan istikametinde yollarına devam edecekler.
İlk adımı Irak'ın içinde bulunduğu karışık durumdan yararlanarak attılar.
Sonra Allah yardımcıları oldu ve Suriye'de de böyle bir durum ortaya çıktı"
diye konuştu.

Türkiye de bölünecek

Yakış'ın açıklamalarına tepki gösteren MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, "Açıkça diyor ki 'birinci ve ikinci parçayı tamamladılar şimdi üçüncü e dördüncüyü tamamlayacaklar" dedi.
3'üncü parçanın İran, 4'üncünün ise Türkiye'de olduğunu herkesin bildiğini söyleyen Oğan, şunları söyledi: "Bunu önlemek yerine 'Allah yardımcıları olsun'mantığıyla yaklaşıyorlar.
Yakış, PKK'nın yanı başımızda bir devlet kurduğuna sevindiğini gösterip, bunlarla iyi ilişkiler içinde olmamız gerektiğini bile söylüyor.
Bizim bir parçamızı koparmaya çalışanlara nasıl 'Allah yardımcıları olsun, onlarla iyi geçinelim'diyebiliriz, nasıl güçlenmelerine izin veririz.
Suriye sınırımızın doğu ucunda PKK yanlısı Kürt devleti, batı ucunda düşmanca gördüğümüz Alevi devlet olacak.
PKK'nın kuracağı oluşumu düşmanca görüyoruz, çünkü bizden toprak koparmaya çalışan bir terör örgütü, binlerce insanı katletmiş terör yapılanması.
Suriye'deki başka devletlerin inancının bize zararı var mı.
Devlet politikası olarak neden düşmanca görüyoruz.
Bu da AKP'nin dış politikasına dinin nasıl hâkim olduğunu, ayrımcılık yaptığını ortaya koyuyor."

Dış telkinli politika

CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, AKP iktidarının, dışarıdan telkinlerle ya da bölgede bir takım stratejik hedefleri olan ülkelerin çizdiği politikaların gölgesinde iş yürüttüğünü ileri sürerken, "Stratejik derinlik rüyalarında dolaşacaklarına, gerçeklerle dış politikayı oluştursalardı çok daha iyi olurdu" dedi.
CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan da, Yakış'ın açıklamalarını "ihanet" olarak yorumlarken, "Türk ordusunun muhteşem bir gücü var.
Birkaç tane Kürdistan hayali kurmuş çapulcunun karşısında mı Türk ordusu duramayacak"
diye konuştu.



a45UyF587661-201307301451-15
^^^^^ - vvvvv

15-Kabataş’ta başörtülü bir kadına saldırıldığı iddiasıyla ilgili hiçbir işlem, şikayet, başvuru yokmuş....

Din, iman, yalan, dolan, kin, intikam, işbirliği ve ihanet.
Adalet ve Kalkınma Partisi ve Fitnebaz Cemaat'in özeti budur.

Oraj POYRAZ

İçişleri'nden o soruya yanıt!

30.07.2013 - 14:10

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Gezi olayları sırasında Kabataş'ta başörtülü bir kadına saldırıldığı iddiasıyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı'na yaptığı bilgi edinme başvurusuna verilen beş satırlık yanıtta, konuyla ilgili olarak emniyete herhangi bir başvuru yapılmadığı bildirildi.
Olayla ilgili olarak doğrudan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulduğu ve konunun 2013/81797 soruşturma numarasıyla incelendiği belirtilen yanıtı değerlendiren Umut Oran, "Halkı böyle birbirine düşürmeye çalışmak ayıptır, yeterli bilgi, belge olmadan böyle bir konuyu istismar etmek hem ahlak dışıdır hem de günahtır" diyerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirdi.

Savcılık soruşturma numarası 2013/81797

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, yazılı bir açıklama yaparak Bilgi Edinme başvurusuna gelen yanıtı değerlendirdi.
Oran, 17 Haziran 2013 tarihinde İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Valiliği'ne yaptığı Bilgi Edinme başvurusuna şu yanıtın verildiğini bildirdi:

"Sn.Umut ORAN bilgi edinme başvurunuz ile ilgili olarak yapılan çalışmada; Konu hakkında Karaköy Polis Merkezi Amirliğimiz kayıtlarında yapılan araştırmada; bahse konuyla alakalı tarafımıza herhangi bir müracaatın bulunmadığı, konunun doğrudan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettiği, soruşturma numarasının 2013/81797 olduğu, tarafımızca herhangi bir tahkikatın yürütülmediğinin bilinmesi hususunu bilgilerinize sunarız."

Emniyette MOBESE kaydı yok!

Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde yaptığı başvuruya gelen yanıtı değerlendiren Umut Oran, "Bu yanıt gösteriyor ki Kabataş'ta gerçekleştiği iddia edilen başörtülü bir kadına saldırı olayına ilişkin olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün elinde hiçbir görüntü kaydı yok.
Olaya ilişkin ne bir MOBESE kaydı var, ne de Emniyet birimlerine yapılan bir başvuru var"
dedi.

Erdoğan istismar etti, ayıptır

Konunun doğrudan savcılığa intikal ettiğini anımsatan Umut Oran, bu konunun sonuna kadar takipçisi olacaklarını ve davayı da sonuna kadar izleyeceklerini bildirdi.
CHP'li Oran'ın açıklaması şöyle:

"Başbakan Erdoğan kendisinde hiçbir bilgi veya belge olmadan, bu konuyu insanları rencide edecek şekilde gündeme getirdi.
Bu konuyu bir istismar malzemesi olarak kullanarak, halkı kışkırtmaya çalıştı.
Gezi Parkı eylemlerine birçok başörtülü arkadaşımız da katılmasına rağmen bunları görmezden geldi, insanların en hassas duygularını ve dini kullanarak toplum arasında düşmanlık üretmeye çalıştı.
Halkı böyle birbirine düşürmeye çalışmak ayıptır, yeterli bilgi, belge olmadan böyle bir konuyu istismar etmek hem ahlak dışıdır hem de günahtır."

Yanıtsız bırakılan sorular neydi?

Umut Oran'ın yanıtsız bırakılan soruları ise şöyle:

- 1 Haziran 2013 tarihinde İstanbul Kabataş İskelesi'nde bulunan MOBESE Kameraları gün boyunca kayıt almış mıdır?

- Bu kamera kayıtlarında 25 yaşındaki başörtülü bir vatandaşımıza, çocuğu yanındayken saldırıldığını gösteren herhangi bir görüntü bulunmakta mıdır?

- Bu görüntüler ilgili adli ve idari mercilere iletilmiş midir?

- Saldırı kayıtlara göre ne kadar sürmüştür?
Bahsi geçen saldırının yapıldığını gösteren herhangi bir emniyet gücü kaydı bulunmakta mıdır?
Saldırı esnasında o bölgede kaç polis memuru bulunmaktadır, bu memurlar hangi sebeple saldırıya müdahale etmemiştir?

- Bu saldırı ile ilgili olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ilgili birimlere herhangi bir başvuruda bulunulmuş mudur, bu başvurunun sonucu ne olmuştur?

-Saldırı esnasında orada bulunan görgü tanıklarının ifadesi alınmış mıdır?
Alınmışsa hangi tarihte alınmıştır?

-Saldırının failleri tespit edilmiş midir, haklarında gereken adli süreç başlatılmış mıdır?



a45UyF587661-201307301449-15
^^^^^ - vvvvv


--

zaryop:jaro

HER GUNKU OLUM
. . . . . .
Sehirde bir kasvet,
Ruzgarda bu davet,
Enginde hurriyet,
Serde genclik varken,
Beyaz acilirken
Bu mavi sularda
Her gun binbir yelken,
Ani bir kararda,
Edip sehre veda,
Nicin acep nicin
Sen de bir geminin
Yolcusu degilsin?
Sehirde bu kasvet,
Ruzgarda bu davet,
Enginde hurriyet,
Serde genclik varken.

Cahit Sitki TARANCI
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.