3 Aralık 2016 Cumartesi

ASKERİ OKULLARIN KAPATILMAMASI İÇİN TEK YOL:AV.C.MUMCU+E.ETİKE'DEN...



ASKERİ OKULLARIN KAPATILMAMASI İÇİN TEK YOL:AV.C.MUMCU+E.ETİKE'DEN...


Arkasındaki ABD desteği konusunda hiç şüphe duymadığımız FETÖ tarafından 15 Temmuz 2016 günü gerçekleştirilen, Anayasal düzenimiz ile ulusal egemenliğimizi, bağımsızlığımızı ve bütünlüğümüzü hedef alan darbe girişimi, Türk devleti ve milletinin ortak karşı duruşuyla bastırılmış, ülkemiz büyük bir badireyi atlatmıştır. Ardından bu terör örgütünün devlet ve toplum içinden temizlenmesi amacıyla acil tedbirler alınmaya başlanmıştır.

Bu çerçevede 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında çıkarılan ve çıkarılacak olan kanun hükmünde kararnamelerin yargısal denetimlerinin mümkün olup olmadığı, mümkünse bu denetimin sınırları konusunda Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarından örnekler vererek açıklama yapma gereği duyuyoruz.

Anayasa'nın 148. Maddesinin ilk fıkrası, olağanüstü hal ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamelerinin yargısal denetim yolunu kapatmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi, Anayasanın bu yasağını 10 Ocak 1991 ve 3 Temmuz 1991 tarihli kararlarıyla büyük ölçüde aşmıştır. Türk hukuk doktrininin çoğunluğu da Anayasa Mahkemesinin bu içtihadını desteklemektedir.

Şu durumda 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararnameler, eğer ana muhalefet partisi meclis grubu veya 110 milletvekili bu yöne başvuruda bulunurlarsa, Anayasa Mahkemesinin yargısal denetiminden geçecektir.

Ayrıca hakkında KHK ile doğrudan işlem tesis edilen kişilerin de bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurmaları mümkün olacaktır.

Anayasa Mahkemesinin 10 Ocak 1991 tarih ve 1990/25 E. ve 1991/1 K. sayılı ve 3 Temmuz 1991 tarih ve 1991/6 E. ve 1991/20 K. sayılı kararlarında bulunan ve bugünlerde çıkarılan 667, 668 ve 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameleri de yakından ilgilendiren ilkeler Anayasa Mahkemesince şöyle belirlenmiştir:

1- Olağanüstü halin gerekli kılmadığı konuların olağanüstü hal KHK'leriyle düzenlenmesi olanaksızdır.

2- Olağanüstü halin sona ermesine karşın, olağanüstü hal KHK'sindeki kuralların uygulanmasının devam etmesi olanaksızdır. Bu nedenle, olağanüstü hal KHK'leri ile yasalarda değişiklik yapılamaz.

Bu kararlarında Anayasa Mahkemesi şunları belirtmektedir:

Olağanüstü Hal KHK'lerinin Konusu

Olağanüstü hallerde Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasına göre çıkarılabilecek KHK'lerde konu sınırlaması yoktur. Ancak bu, olağanüstü KHK'lerin düzenleme alanının sınırsız olduğu anlamında değildir. Bu tür KHK'lerin düzenleme alanları, Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü ve 122. maddesinin ikinci fıkraları gereğince "olağanüstü halin veya sıkıyönetim halini gerekli kıldığı konular"la sınırlıdır.

Olağanüstü halin gerekli kılmadığı konuların olağanüstü hal KHK'leriyle düzenlenmesi olanaksızdır. Anayasa'nın 148. maddesinin biçim ve öz yönünden Anayasa'ya uygunluk denetimi dışında tuttuğu KHK'ler "olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda" çıkartılan KHK'lerdir. Anayasa Mahkemesi'nin çıkartılan bir olağanüstü hal KHK'sinin bu niteliği taşıyıp taşımadığını belirlemesi ve eğer bu niteliği taşımıyorsa uygunluk denetimini yapması zorunludur.

Olağanüstü Hal Yasası ile Sıkıyönetim Yasası, olağanüstü halin veya sıkıyönetimin ilân edildiği bölge veya bölgelerde olağanüstü halin veya sıkıyönetimin devamı süresince uygulanırlar. Olağanüstü halin veya sıkıyönetimin, gerekli kıldığı konularda çıkartılan KHK'ler, bu hallerin ilan edildiği bölgelerde ve ancak bunların devamı süresince uygulanabilirler. Olağanüstü halin sona ermesine karşın, olağanüstü hal KHK'sindeki kuralların uygulanmasının devam etmesi olanaksızdır. Bu nedenle, olağanüstü hal KHK'leri ile yasalarda değişiklik yapılamaz. Olağanüstü hal KHK'leri ile getirilen kuralların olağanüstü hal bölgeleri dışında veya olağanüstü halin sona ermesinden sonra da uygulanmalarının devamı isteniyorsa bu konudaki düzenlemenin yasa ile yapılması zorunludur.

Olağanüstü hal KHK'si çıkarma yetkisi olağanüstü hal süresiyle sınırlıdır. KHK ile getirilen kuralların nasıl olağanüstü hal öncesine uygulanmaları olanaksız ise olağanüstü hal sonrasında da uygulanmaları veya başka bir zamanda veya yerde olağanüstü hal ilânı durumunda uygulanmak üzere geçerliklerini korumaları olanaksızdır.

Bu nedenle, Anayasa'nın 148. maddesiyle Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlı tutulmayan olağanüstü hal KHK'leri, yalnızca olağanüstü hal süresince olağanüstü hal ilân edilen yerlerde uygulanmak üzere ve olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda çıkarılan KHK'lerdir. Bu koşulları taşımayan kurallar olağanüstü hal KHK kuralı niteliğinde sayılamazlar ve Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlıdırlar.

Bu satırlar Anayasa Mahkemesinin kararlarından alınmıştır.

Sonuç

Hiçbir yargısal denetimden geçmeyeceği düşüncesiyle ve gerekli hukuksal altyapı oluşturulmadan alınan kararlar, hem terör örgütünün bir süre sonra yeniden devlet ve toplum katında zemin bulmasına ve hem de Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetim yapısının telafisi güç biçimde bozulmasına neden olacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin kuruluş yapısına ilişkin düzenlemeler darbe girişimi nedeniyle oluşan olağanüstü şartlar değil gelecek on yılların ihtiyaçları esas alınarak, bölgesel savaş ve terör tehdidine karşı yapılmalıdır.

Bu düzenlemeler gerek Anayasamız ve gerekse Anayasa Mahkemesinin yukarıda verdiğimiz içtihadı uyarınca OHAL KHK'sı ile değil kanunla yapılmalıdır.

Kanunla yapılmayan düzenlemeler Anayasa Mahkemesine götürülmelidir. Bu durumda Anayasa Mahkemesi önceki kararlarıyla uyumlu karar verdiği takdirde düzenlemeler iptal edilecektir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin içine parti siyasetinin sokulmasına asla izin verilmemelidir. Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkelerinin ordumuzun ve ülkemizin bu zor günlerinde bize güç veren en büyük esin kaynağımız ve geleceğimizin de güvencesi olduğu unutulmamalıdır.

Av. Ceyhan MUMCU - Av. Erkin ETİKE

tgb.gen.tr


a45UyF587661-160910163015 Oraj Poyraz At 0raj.p0yraz 0raj.p0yraz@neomailbox.net
2016/09/10  19:22 2  65  islamvebilim@googlegroups.com


 

--

Sozunde duramayacagin bir yerde soz verme ve kefaletine vefa edemeyecegin yerde kefil olma.

Hz.Ali

Adil olmayan, zalim olan bir Musluman kesinlikle iyi bir Musluman degildir.

Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.

Kuran da ki Celiskiler : Kur an daki Celiskileri Elestirel Akil Yoluyla Sergilemek

Dikkatli bir okuyusla, gorulur ki, Kur an, insan yasaminin her yonunu, her konudaki hukumleriyle celiskilere bogar. Ornegin, bir yandan kisi varligina deger verirmis gibi gorunurken, diger yandan kisiyi kul kertesine indirir. Bir yandan hur lukten soz ederken, diger yandan hak ve ozgurluk kavramlariyla bagdasmaz olan seyleri, ornegin kolelik kurulusunu dogal bilir. Bir yandan kisinin irade serbestisine yer verirmis gibi gorunurken, diger yandan ozgur dusunceyi kokunden eritir. Bir yandan kadina deger verirmis gibi gorunurken, ornegin Kadinin da erkek uzerinde hakki vardir derken, diger yandan onu aklen ve dinen dun , sahitlikte ya da miras paylasiminda erkegin yari degerinde ve her halukarda erkegin egemenligi altinda bir yaratik olarak tanimlar ve daha nice olumsuzluklarla asagilar. Bir yandan hosgoru yonlusuymus gibi gorunurken, diger yandan kendi emirlerine uymayanlari kafir ve cehennemlik sayarak hosgorusuzlugun en kati sekline yer verir. Biryandan kin , intikam gibi seyleri kotulermis gibi gorunurken, diger yandan cana can, goze goz, dise dis gibi insanlari birbirlerinden en acimasiz sekilde intikam aldirici kisas uygulamasini getirir.

Bir yandan dinde zorlama olmaz derken, diger yandan farkli inancta olanlari (velev ki ana baba olsunlar) dusman ya da dinden cikanlari oldurulmeye layik bilir. Bir yandan Islamin insanlar arasi sevgi ve saygiya dayali oldugu kanisina yonelikmis gibi gorunurken, diger yandan Islamdan baska gercek din yoktur, baska dinlere yonelenler sapiktirlar, Yahudilerle ve Hiristiyanlarla dost olmayin Allah onlari kahretsin vd... seklinde, insanin insana sevgisini yok edici zihniyete yer verir. Bir yandan ...Allah dilemedikce insanlar inanmazlar seklinde hukum sevk ederek inanmanin Tanri iznine bagli oldugunu bildirirken, diger yandan inanmayanlara (yani inkarcilara) lanetler savurur. Ornegin, Kahrolasi insan, ne inkarcidir! der. Bu ornekleri sonsuza dek cogaltmak kolay.

Denilebilir ki, Kur an daki her bir ayetin ardinda, buna ters dusen buyruklar yer almistir; pek az hukum gosterilebilir ki, celismesiz olsun. Durum, Muhammed in Kur an olmayarak soyledigi sozler, yani hadisler icin de boyledir. Kisi ve toplum yasamlarinin her yonunu duzenleyen bu buyruklar, celisme cemberi halinde, insan beynini ters yonlerde isler duruma getirir. Bu celismeler, bazen Kur an in cesitli sureleri arasinda, bazen ayni surenin ayetleri arasinda, bazen de bir ayetin tumceleri ve hatta ayni bir tumcenin kendi sozcukleri arasinda gizlenmistir. Her ne kadar ilerideki bolumlerde bu celismelere $ik $ik deginecek olmakla beraber, kisaca bir fikir edinmek uzere burada birkac ornek daha vermekte yarar vardir.

Celismelerin en tipik orneklerini, Islami hem hosgoru diniymis gibi gosteren hem dehosgoru ilkesine asla yer vermeyen hukumler arasinda bulmak mumkundur. Ornegin, biraz once degindigimiz Bakara Suresi nin 256. ayetinde Dinde zorlama olmaz diye bir hukum var ki, Islam dinini hosgoru dini seklinde gostermeye calisanlarin elinde bayrak isini gorur. Buna benzer bir hukum, bir baska surede, Gasiye Suresi nde soyledir:

Ey Muhammed, sen ogut ver; esasen sen sadece bir ogutcusun. Sen onlara zor kullanacak degilsin... Kim inkar ederse... Allah onu... azaba ugratir... Hesaplarini gormek bize dusmektedir (Gasiye Suresi, ayet 21-26).

Yine bunun gibi Nahl Suresi nde, Eger yuz cevirirlerse, ey Muhammed, sana dusenin sadece acikca teblig oldugunu bildir (Nahl Suresi, ayet 82) denilmektedir. Buna benzer bir ayet Sura Suresi nde soyle der:

Ey Muhammed, eger yuz cevirirlerse bilsinler ki, biz seni onlara bekci gondermedik, sanadusen sadece tebligdir (Sura Suresi, ayet 48).

Yunus Suresi nde, inkarcilara karsi hosgorulu bir tutum havasi yaratan su ayet bulunur:

Ey Muhammed, seni yalanlarlarsa, Benim yaptigim bana, sizin yaptigimi sizedir; siz benim yaptigimdan sorumlu degilsiniz, ben de sizin yaptiginizdan sorumlu degilim de... De ki, Ey insanlar, Rabbinizden size gercek gelmistir. Dogru yola giren ancak kendisi icin girmis ve sapitan da zararina olarak sapilmistir; ben sizin bekciniz degilim ... (Yunus Suresi, ayet41-108).

Yine bunun gibi musrik lere (puta tapanlara), inkarci olanlara ve Islama yanasmayanlara karsi bu yeryuzu dunyasinda zorlama olmayacagi, onlari kendi sorumluluklariyla, kendi gunahlariyla bas basa birakmak gerektigi, cunku yaptiklarinin cezasini kiyamet gunu gorecekleri konusunda Kiyamet gunu her ummete bir sahit getiririz... seklindeki ayetler ve bu ayetler dogrultusunda hadisler de bulunur. Ornegin, Yahudiler ve Hiristiyanlarla ilgili olarak Muhammed in, Dinimizde musamaha ve comertlik bulundugunu, Yahudi ve Hiristiyanlarin bilmelerini isterdim dedigi soylenir.(1) Ve iste bu tur hukumlere bakarak sanilir ki, Islam hosgoru dinidir, farkli inancta olanlara ve baska dinlere karsi saygi dinidir!

Oysa ki, Kur an ayetleri arasinda, yukaridakilere ters dusen niceleri vardir ki, Islamdan baska gercek bir din olmadigini aciklamak yaninda, bir de baska din ve inancta olanlara olum sacmaktan geri kalmaz. Ornegin, Al-i Imran Suresi ndeki, Kim Islamiyetten baska bir dine yonelirse onunki kabul edilmeyecektir (Al-i Imran Suresi, ayet 85 vd...) seklindeki hukumlerden tutunuz da, musrik lerin ( putperestlerin ) oldurulmeleri gerektigine (Tevbe Suresi, ayet 5) ya da ...artik onlarin (kafirlerin) boyunlarini vurun, parmaklarini dograyin (Enfal Suresi, ayet 12) seklinde yok edilmelerine ya da Yahudilere ve Hiristiyanlara karsi Hak dinini (Islami) kabul etmelerine kadar savas acilmasina ve Islami kabul etmedikleri takdirde cizye (kafa parasi) alinmasina varincaya kadar dehset sacan tehditler vardir.

Bu vesileyle hatirlatalim ki, musrikler sozcugu, her ne kadar puta tapanlar i (yani Tanri ya es kosanlar ) anlatir olmakla beraber, genel olarak son derece genis anlamda tutulmustur: Islama inanmayanlari , Kur an i Tanri sozu olarak tanimayanlari, Muhammed i peygamber saymayanlari (ve hatta kitab ehli diye bilinen Yahudileri ve Hiristiyanlari) da kapsayan bir sozcuk olarak kullanildigi olmustur.(2) Ve iste Kur an, bir yandan, Dinde zorlama olmaz derken, diger yandan butun bu farkli inanctaki insanlara korku ve dehset sacan hukumleri kapsar. Seriatcinin kafa yapisi, birbirine ters iki ayri hukmu ayni zamanda kabule oylesine alismistir ki, Musluman olmayanlarin, Islama kilic yoluyla sokulmalarini . Dinde zorlama olmaz hukmune aykiri bulmaz. Ornegin, Diyanet Vakfi nin buyuk ustatlari , cihat m (yani vurusmali nitelikteki savasin) Muslumanlara farz kilindigini bildiren Bakara Suresi nin 216. ayetini aciklamak amaciyla soyle demekteler:

Cihat hicbir zaman saldin degildir. Cunku, once Islama davet yapilir, kabul eden Muslumandir. Islami kabul etmeyenden tabi olmasi istenir. Bunu da kabul etmezse, ancak o zaman savasilir. Savastaki sirri biz bilmeyiz, ama Allah bilir. Bazi milletler cezaya mustehak olunca, Allah onlari cesitli belalarla cezalandirir. Iste onlardan birisi savastir. (3)

Yani demek isteniyor ki, Islama cagrilan, fakat cagriya kulak asmayan bir topluma karsi savas acmak ve onu kilic yoluyla Islama sokmak Allah in buyrugudur. Bu buyrugun dinde zorlama olmaz hukmuyle, hosgoruyle catisir bir yonu yoktur! Seriatcinin celiskiye yatkindusunce tarzindan daha baska bir yanit beklemek, elbetteki abestir. Yine bunun gibi Kur an in bazi ayetlerinde, Muhammed in sadece ogut verici ve mujdeci oldugu, zor kullanmakla gorevli kilinmadigi, inkarcilari Tanri ya karsi hesap vermekle ve bas basa birakmakla gorevli oldugu, onlarin cezalarinin Tanri tarafindan verilecegi yaziliyken, diger bazi ayetlerinde Islami cihat yoluyla, kilicla, zorla kabul ettirmesi emredilmistir. Bir iki ornek verelim: Daha once de $ik $ik belirttigimiz gibi, Bakara Suresi nde, Dinde zorlama yoktur... (Bakara Suresi, ayet 256) diye bir hukum var. Gasiye Suresi nde Tanri nin, Ey Muhammed, sen ogut ver, esasen sen sadece bir ogutcusun (Gasiye Suresi, ayet 21-22) diye konustugu yazilidir. Bunun gibi Nahl ve Sura surelerinde, (Ey Muhammed) sana dusenin... sadece teblig oldugunu bildir (Nahl Suresi, ayet 82; Sura Suresi, ayet 48) denilmektedir. Bundan anlasilan o ki, inkarcilarin cezasini verecek olan Tanri dir. Nitekim Nemi Suresi nde, Rabbin suphesiz onlar arasinda hukmunu verecektir... denmektedir (Nemi Suresi, ayet 78). Casiye Suresi nde bu fikri pekistiren su ayet var:

...Rabbin kiyamet gunu, ayriliga dustukleri seyler hakkinda suphesiz aralarinda hukmedecektir (Casiye Suresi, ayet 17).

Ayni hatirlatma Gasiye Suresi nde soyle tekrarlanir:

Ey Muhammed sen ogut ver! Esasen sen sadece bir ogutcusun. Sen onlara zor kullanacak degilsin. Ama kim ...inkar ederse Allah onu en buyuk azaba ugratir. Onlarin donusu bizedir. Suphesiz sonra hesaplarini gormek de bize dusmektedir (Gasiye Suresi, ayet 21-26).

Enbiya Suresi nde Muhammed in rahmet olarak gonderildigi, kisileri Islama cagirmakla gorevlendirildigi ve cagriya uymayanlari kiyamet gunuyle uyarmasi emredilmektedir:

(Ey Muhammed!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gonderdik. De ki, Bana sadece, sizin ilahinizin ancak bir tek Allah oldugu vahyedildi. Hala Musluman olmayacak inisiniz? Eger yuz cevirirlerse de ki, (Bana emrolunani) hepinize acikladim. Anik size vaat olunan sey (mahserde toplanma zamaniniz) yakin nu, uzak mi, bilmiyorum ... (Enbiya Suresi, ayet 107-109).

Enam, Kalem ve Mu min surelerinde Tanri, guya inkarcilara verilecek cezayi kiyamet gununde kendisinin uygulayacagini bildirerek Muhammed e sadece insanlari uyarmakla gorevli oldugunu hatirlatir:

Ey Muhammed... senin milletin Kur an i yalanladi; Cezanizi ben verecek degilim de (onlara) (Enam Suresi, ayet 68).

Ey Muhammed, Kur an i yalanlayanlari bana birak. Biz onlari bilmedikleri yerden yavas yavas azaba yaklastiracagiz... (Kalem Suresi, ayet 44-45).

...Ey Muhammed... onlari kiyamet gunu ile uyar... (Mu min Suresi, ayet 18).

O kiyamet gunu ki, inkarcilarin yureklerini agizlarina getirecektir.

Bu yukaridakilere eklenebilecek daha pek cok ayete bakilarak, Tanri nin Muhammed i sadece uyarici olarak gonderdigi, dinde siddet yoluna basvurulmamasini emrettigi ve inanmayanlarin hakkindan ileride -kiyamet gununde- kendisinin gelecegini bildirdigi sanilir. Yani sanilir ki, Muhammed, Islami zor kullanarak degil, sadece insanlari uyarmak suretiyle yaymakla gorevlendirilmistir! Tanri onu sadece rahmet olarak gondermistir!

Ancak, bu ayni Kur an da Tanri nin, yukarida soylediklerini unut-muscasina ya da inkarlarcasina konustugu, dinde zorlama yolunu sectigi, musriklere ve kafirlere olum sactigi, onlara karsi vurusmali sekilde, yani kilicla savasmak uzere Muhammed i gorevlendirdigi gorulur. Ornegin, Tevbe Suresi nde, ...Ey Muhammed, inkarcilarla ... savas, onlara karsi sert davran (Tevbe Suresi, ayet 73) der. Enfal Suresi nde, ... (inkarcilarin) boyunlarini vurun, parmaklarini dograyin (Enfal Suresi, ayet 12) diye ekler. Tevbe Suresi nde, ...musrikleri nerede gorurseniz oldurun (Tevbe Suresi, ayet 5) dedikten sonra, ehl-i kitab a (yani Yahudilerle Hiristiyanlara vd...) karsi, Islami kabul etmelerine ya da cizye (kafa parasi) vermelerine kadar savasilmasini emreder ve soyle der:

Kendilerine kitap verilenlerden Allah a ve ahret gunune inanmayan, Allah ve Resulunun haram kildigini harani saymayan ve hak dini (Islam dinini) kendine din edinmeyen kimselerle, kuculerek elleriyle cizye verinceye kadar savasin (Tevbe Suresi, ayet, 29).

Enfal Suresi nde de soyle emreder:

...yalniz Allah in dini (yani islam) kalana kadar savas (Enfal Suresi, ayet 39).

Yine bunun gibi dinde zorlama olmadigini (ornegin, Bakara Suresi, ayet 256) ve dilediginin gonlunu acip Musluman yapar oldugunu soyleyen Tanri (ornegin, Enam Suresi, ayet 125), kendisine bas egsinler diye insanlari darliga, hastaliklara ve azaba ugrattigini, kulaklarini sagir, gozlerini kor ettigini, kalplerini muhurledigini soylemekten geri kalmaz. Bu da yetmez, bir de vurusmali savas usullerine basvurarak insanlari birbirleriyle bogazlastirir. Hani sanki bundan baska bir cozum bulamazmis, yani ikna yoluyla ve guzellikle kendisine inandirma gucune sahip degilmis gibi! Bu konudaki nice orneklerden biri soyledir:

Andolsunki, senden onceki ummetlere de elciler gonderdik. Ardindan boyun egsinler diye onlari darlik ve hastaliklara ugrattik... De ki, Ne dersiniz: eger Allah kulaklarinizi sagir, gozlerinizi kor eder, kalplerinizi de muhurlerse bunlari size Allah tan baska hangi Tanri geri verebilir ... (Enam Suresi, ayet 42-46).

Evet, ama mademki insanlari dogru yola sokabilecek guctedir, mademki dilediginin kalbini, gozunu ve kulagini acma olasiligina sahiptir, o halde neden insanlari dogru yola sokup yeryuzunu mutluluk diyari haline getirmez bu yuce Tanri? Insanlari diledigi gibi musrik ya da kafir yapanin bizzat kendisi oldugunu soyleyen bir Tanri nin, musriktirler , kafirdirler diye bu insanlari cehenneme atmasinin ya da bogazlatmasinin nasil bir mantikli yonu olabilir? Yine bunun gibi Kur an in sadece ogut olarak gonderildigini bildiren ve dileyen Kur an dan ogut alir seklindeki ifadelerle, kisileri ogut almakta serbest bilen ayetler yaninda, bu ayni Kur an in korkutma amaciyla gonderildigini ve ona uymayanlarin cezalandirilmalari gerektigini belirten ayetler bulunur. Ornegin, Abese Suresi nde Tanri nin soyle konustugu yazilidir:

... Suphesiz (bu ayetler) degerli ve gucenilir katiplerin elleriyle (yazilip) tertemiz kilinmis, yuce makamlara kaldirilmis mukaddes sayfalarda (yazili) bir oguttur; dileyen ondan (Kur an dan) ogut alir... (Abese Suresi, ayet 11-16).

Ancak, Abese Suresi nde Kur an in ogut oldugunu ve dileyenlerin kitap tan ogut alabileceklerini soyleyen bu ayni Tanri, bir baska surede, kitabi korkutmak icin indirdigini bildirmekten geri kalmaz. Ornegin, Enam Suresi nde soyle yazilidir:

Indirdigimiz bu kitap mubarektir... Mekke ve cevresini onunla korkutasin diye gonderilmistir (Enam Suresi, ayet 92).

Meryem Suresi nde de su ayet vardir:

Kur an i ... yanlista savasim verip direnen bir toplumu korkutman icin senin dilinle indirerek kolaylastirdik (Meryem Suresi, ayet 97).(4)

Ote yandan Kur an a inanmamanin, Tanri yi ve Muhammed i inkar etmek, yani kafir olmak anlamina geldigi, bunun da cezasinin, hem bu yeryuzunde hem de obur dunyada cok agir oldugunu bildiren hukumler var. Sadece Kur an i inkar etmek degil, Kur an in anlattigi seyler konusunda kuskulanmak da, ayni feci sonucu dogurur. Bu feci sonucun ne oldugunu Kur an, sayisiz denecek kadar cok ayetleriyle ortaya koymustur ki, bunlardan biri soyledir:

Ey Peygamber! Kafirlerle ve munafiklarla savas ve onlara sert davran. Yerleri cehennemdir onlarin. Orasi ne kotu bir varis yeridir (Tevbe Suresi, ayet 73; Tahrim Suresi, ayet 9).

Burada gecen kafir ler deyiminden, Kur an i ve Muhammed i kabul etmeyenler anlasilir; munafiklar ise, Kur an a ve Muhammed e distan inaniyormus gibi gorunup, icten inanmayanlardir.Goruluyor ki, Kur an da Tanri, hosgoruye yer verir gibi gorunen hukumler yaninda, hosgoru nedir bilmeyen hukumleri, celismeli sekilde. siralamis gibidir. Fakat, buna ragmen seriatcilar Kur an da celisme yoktur derler; zira, celismeleri fark edebilecek bir dusunce tarzina sahip degillerdir; fark etseler de celisme bize goredir, Tanri ya gore degildir! seklinde konusurlar.Celiskilerin bir baska sekline ozgurluluk ve ozgurluksuzluk ya da akilcilik ve akli dislamislik konusunda rastlariz. Zira, Kur an, bir yandan, Din akildadir, akli olmayanin dini de olmaz ya da Kitabini oku, bugun kendi hesabim kendin goreceksin. Kim yola gelirse kendi lehine yola gelmis ve kim saparsa kendi aleyhine sapmistir (Isra Suresi, ayet 13-15) ya da Kiyamet gunu adalet terazilerini kuracagiz, hicbir kimse hicbir seyde haksizliga ugramayacak, hatta hardal tanesi agirliginda bir isin bile karsiligini verecegiz (Enbiya Suresi,ayet 47) ya da Kiyamet gunu yaptiginiz seylerin karsiligi verilir... (Yasin Suresi, ayet 54) ya da Kim iyi bir is yaparsa faydasi kendisinedir ve kim kotulukte bulunursa zarari kendisinedir (Fussilet Suresi, ayet 46) ya da Yaptiklarinizdan dolayi mutlaka sorguya cekileceksiniz (Nahl Suresi, ayet 93) ya da Basiniza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizin yaptigi isler yuzundendir (Sura Suresi, ayet 30) seklinde ayetler sevk eder. Bu tur hukumlerle kisiye sanki ozgur ve akilci davranis taniyormus ve sanki onu iyi ve kotu tum davranislarinin sorumlusu kiliyormus gibi gorunur.(5)

Fakat, buna karsilik bu ayni Kur an, akilciligi ve ozgurlugu kokunden yok eder nitelikte hukumlere yer verir ki, asil agirlik bu tur hukumlerdedir. Ornegin, Ahzab Suresi nde, Inanan erkek ve kadinlarin, Allah ve peygamberinin verdigi kararlar disinda davranmalari ve karar almalari yaki$ik almaz (Ahzab Suresi, ayet 36) diye yazilidir ki, kisinin tum davranislarinin, en ince noktasina varincaya kadar, ozgur irade yoluyla degil, gokten indigi sanilan dondurulmus buyruklarla, vahiy lerle duzenleneceginin kanitidir. Boyle bir hukmun, biraz yukarida gordugumuz, Basiniza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizin yaptigi isler yuzundendir (Sura Suresi, ayet 30) seklindeki ayetle uyum saglayan bir yonu olmayip, celiski yarattigi ortadadir. Simdi muhtemelen soyle denecektir: Tanri ve peygamber buyruklari disinda davranmayi ve karar almayi yasaklayan yukaridaki emrin, kisi ozgurlugunu kisitlayan bir yonu yoktur;cunku, kisi yasamlari esasen kanunlarla sinirlanmis olarak ayarlanmistir; Tanri ve peygamber emirleri de kanun isini gormektedir.Evet, ama kanun denen sey, kisinin ozgur iradesinin tezahur etmis seklidir. Kisi, kendi iradesini ortaya koymak seklinde kendi yasamini duzenler. Zamana ve ihtiyaclara gore bu kanunlari degistirir. Oysa Tanri ve peygamber buyruklari, kisinin ozgur iradesiyle konabilen ya da degistirilebilen bir sey degildir.Ote yandan kisiyi iyi ya da kotu yapanin Tanri olduguna dair hukumler vardir Kur an da; ornegin Nah! Suresi nde soyle der:

Suphesiz Allah diledigini saptirir, diledigini de dogru yola eristirir... (Nahl Suresi, ayet 36, 93; ayrica bkz. Fatir Suresi, ayet 8; Muddessir Suresi, ayet 31, 42 vd...)

Rad Suresi nde, Allah dileseydi butun insanlari dogru yola sevk ederdi (Rad Suresi, ayet 31) der. Enam Suresi nde, Allah isteseydi puta tapmazlardi (Enam Suresi, ayet 107) diye yazilidir. Yunus Suresi nde, Ey Muhammed! Rabbin dileseydi, yeryuzunde bulunanlarin hepsi inanirdi.. . (Yunus Suresi, ayet 99) der. Secde Suresi nde, Tanri nin cehennemi insanlarla dolduracagina dair kendi kendine soz verdigi ve bu nedenle herkesi dogru yola sokmadigi su sekilde anlatilmaktadir:

Biz dilesek herkese hidayet verirdik, fakat cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracagima dair benden soz cikmistir (Secde Suresi, ayet 13).

Kehf Suresi nde, Tanri nin bazi kimseleri gaflete surukledigi bildirilmektedir: Bizi anmamalari icin gonullerine gaflet verdigimiz (vs... kisi)... (Kehf Suresi, ayet 28). Bunlara eklenebilecek daha bircok hukum vardir. Hepsi de kisi davranislarinin ozgur iradeye dayali olmayip, Tanri nin dilegine gore ayarlandigini gosterir; bu nedenle bunlar (ve benzerleri) biraz yukarida belirttigimiz hukumlerle celiski halindedirler. Ancak, seriat egitiminden gecmis kisiler bu hukumlerde celiski bulmazlar. Tanri nin adaleti ya da keyfiligi konusunda ayni celismeler ve ayni tutarsizliklar kendisini gosterir. Ornegin, Bakara Suresi nde Tanri, Muslumanlarin dostu ve kurtaricisidir; Musluman olmayanlarin dostu ise seytandir:

...Allah inananlarin dostudur. Onlari karanliklardan isiga cikarir. Inanmayanlarinsa dostlari seytandir, onlari i$iktan karanliga goturur. Onlardir ates ehli, onlardir orada ebedi kalanlar (Bakara Suresi, ayet 257).

Ancak, bir baska surede bu ayni Tanri, kisileri kafir yapan, karanlikta tutan , inandirmayan , saptiran durumundadir; hani sanki seytandan geldigini soyledigi seyleri seytana yaptirandir. Araf Suresi nde Tanri nin insanlara, Sakin seytan sizi aldatip yoldan cikarmasin!.. seklinde konustugu, fakat hemen ardindan, Biz, seytanlari inanmayanlara dost kildik (Araf Suresi, ayet 27) diye ekledigi yazilidir. Fakat, insanlari inanmaz (ornegin, puta tapar ) yapan da yine bu ayni Tanri dir. Yine bunun gibi Enam Suresi nde, Allah isteseydi puta tapmaklardi (Enam Suresi, ayet 107) diye yazilidir. Bundan anlasilan su ki, Tanri bir kisim insanlari puta tapar olmaktan kurtarmis, bir kismini ise puta tapar olarak birakmistir. Ayni surenin bir baska ayetinde, Tanri dilediginin gonlunu acar onu Musluman yapar... dilediginin kalbini dar kilar (kafir yapar)... (Enam Suresi, ayet 125) diye yazilidir. Ibrahim Suresi nin 14. ayetinde, Allah diledigini saptirir... ve diledigini de dogru yolaeristirir (Ibrahim Suresi, ayet 4) denmektedir. Kehf Suresi nde, Allah in dogru yola eristirdigi kimse hak yoldadir. Kimi de saptirirsa artik ona dogru yolu gosterecek bir rehber bulamazsin (Kehf Suresi, ayet 17; ayrica bkz. Isra Suresi, ayet 97) diye aciklanmistir. Yine bunun gibi Isra Suresi nde, Allah... kimleri saptirirsa artik onlar icin Allah in katinda dost bulamazsin. Biz onlari kiyamet gunu yuzukoyun, korler, dilsizler ve sagirlar olarak hasrederiz. Varacaklari yer cehennemdir. Onun atesi ne zaman sonmeye yuz tutsa hemen alevini artiririz (Isra Suresi , ayet 97) diye yazilidir.

Goruluyor ki, butun bu ayetlerde, Tanri, diledigini saptiran , kafir kilan, kotu yola sokan ya da diledigini dogru yola ileten durumundadir. Fakat, Tanri, insani kotu yola sokmakla, saptirmakla, inanmaz kilmakla kalmayip, bir de inanmaz kildiklarini ve saptirdiklarini, kafir dirler, sapik tirlar, kotu durler diye lanetlemekte, ornegin, Kahrolasi insan! Ne inkarcidir. (Abese Suresi, ayet 17) demekte ya da cehennemlere layik gormektedir. Kuskusuz ki, butun bunlar celismeden baska bir sey degil! Yine Muhammed in soylemesine gore, Tanri, iyice anlasilsin diye Kur an i, Arapca ve apacik olarak indirdigini bildirmis ve ornegin, Onu akil edesiniz diye Arapca indirdik (Yusuf Suresi, ayet 2); Kusku yok ki, biz, akil edesiniz, anlayasiniz diye Kur an i Arap diliyle meydana getirdik (Zuhruf Suresi, ayet 3) seklinde ayetler gondermistir; boylece kullarindan Kur an i okuyup anlamalarini istemis, dogru yola girip girmemek konusunda onlari guya serbest birakmistir. Fakat, bu ayni Tanri, anlasilsin diye Arapca olarak yolladigi Kur an in anlasilmamasi icin elinden geleni yapandir; kisilerin kalplerini, kulaklarini kapatandir; ornegin soyle der:

Kur an i anlarlar diye kalplerine ortuler ve kulaklarina da agirlik koyduk (Isra Suresi, ayet 46; ayrica bkz. Kehf Suresi, ayet.57).

Yani Tanri, Kur an i anlamasinlar diye kisilerin kalplerine ortuler, kulaklarina agirlik koymakta! Goruluyor ki, Kur an daki Tanri, bir soyledigini, diger soyledikleriyle yalanlamaktadir. Ilerideki sayfalarda buna benzer baska ornekler yer alacaktir. Kur an da yer alan celismeli ayetler, ayni surenin kendi icerisinde oldugu gibi, cesitli sureler arasinda da yer almis durumdadir. Ornegin, Araf Suresi nde, Tanri nin kotuluk emretmez oldugu bildirilmektedir:

...Allah fenaligi emretmez... Rabbim adaleti emretti (Araf Suresi, ayet 28-29).

Bunun gibi Nahl Suresi nde kotulugun ve iyiligin kisinin kendi davranislarindan dogdugu, iyi is yapanin Tanri tarafindan mukafatlandirilacagi belirtilmektedir:

...inanmis olarak kim iyi is islerse, ona hos bir hayat yasatacagiz. Ecirlerini yaptiklarindan daha guzeliyle verecegiz (Nahl Suresi, ayet 97).

Fakat, bunlari soyleyen ve kisiyi kendi davranislarinin sorumlusu gibi gosteren Tanri, bu soylediklerinin tam tersine olarak Kehf Su-resi nde soyle konusur:

...Allah in dogru yola eristirdigi kimse hak yoldadir. (Allah) kimi saptirirsa, artik ona, dogru yola goturecek bir rehber bu-z. . . (Kehf Suresi, ayet 17).

Yine bunun gibi Kehf Suresi nde, ...(Allah) kimi saptirirsa artik ona, dogru yola goturecek bir rehber bulunmaz... (Kehf Suresi, ayet 17) diyerek, kisileri dogru yoldan cikarip kotuluge yonelttiginin soyleyen bir Tanri, Nisa Suresi nde, bu soyledigini inkar edercesine, ...sana ne kotuluk gelirse kendindendir (Nisa Suresi, ayet 79) diyerek kotuluge yonelmenin kisiye ait bir is oldugunu bildirmekte ve boylece kendi kendisiyle celiskiye dusmektedir. Bu celiski yetmiyormus gibi, Rad Suresi nin 27. ayetinde, ...Suphe yok ki Allah diledigini sapikliga... sevk eder (Rad Suresi, ayet 27) ya da Ibrahim Suresi nin 4. ayetinde, Allah diledigini saptirir vediledigini de dogru yola eristirir (Ibrahim Suresi, ayet 4) diye eklemekle, bir celiskiden bir baska celiskiye gecmektedir.Yahudilerin, Hiristiyanlarin ve Muslumanlarin birbirlerine karsi tutumlariyla ilgili ayetler konusunda da bircok celiskiye tanik olmaktayiz. Ornegin, Maide Suresi nde, Yahudilerle, Hiristiyanlarin birbirleriyle dost olduklari ve Muslumanlarin onlarla dost olmamalari yazilidir:

Ey iman edenler! Yahudileri ve Hiristiyanlari dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafini tutarlar). icinizde onlari dost tutanlar, onlardandir... (Maide Suresi, ayet 51).

Bunun gibi Bakara Suresi nde, Yahudilerin ve Hiristiyanlarin, Muslumanlara Tanri dan bir hayir gelmemesi icin hemfikir olduklari belirtilmektedir:

(Ey muminler!) ehl-i kitab dan kafirler ve putperestler de Rab-binizden size bir hayir indirilmesini istemezler... (Bakara Suresi, ayet 105).

Buna karsilik Bakara Suresi nde, Yahudilerle Hiristiyanlarin birbirlerini kafirlikle sucladiklarina dair su ayet vardir:

Hepsi de kitabi (Tevrat ve Incil) okumakta olduklari halde Yahudiler, Hiristiyanlar dogru yolda degillerdir dediler. Hiristiyanlar da, Yahudiler dogru yolda degillerdir dediler... Allah anlasmazliga dustukleri konularda kiyamet gunu onlar hakkinda hukmunu verecektir (Bakara Suresi, ayet 113).

Yani Maide Suresi nde (51. ayet) Yahudilerle Hiristiyanlarin birbirleriyle dost olduklari, fakat Bakara Suresi nde (113. ayet) dost olmayip dusman olduklari bildiriliyor. Goruluyor ki, iki ayri surenin birbiriyle celiskili iki ayeti var karsimizda! Musluman olmak ya da olmamak konularini hukme baglayan ayetler bakimindan ayni celiskiler karsimizda. Bazi ayetler kisilerin Musluman olup olmamak ya da Muhammed e inanip inanmamak konusunda serbest olduklari kanisini yaratir; oysa ki, cogu ayetler, boyle bir serbestinin soz konusu olmadigini, kisiyi Musluman ya da kafir yapanin, dogrudan dogruya Tanri,oldugunu ortaya koyar. Ornegin, Zumer Suresi nde, inanmayanlardan , kalpleri katilasmis olanlardan soz edilirken soyle denmistir:

Kalpleri Allah i anmak konusunda katilasmis olanlara yaziklar olsun; iste onlar apacik sapikliktadirlar (Zumer Suresi, ayet 22).

Bundan anlasilan o ki, Tanri ya inanmayanlar sapiklardir ve sapik olmalarinin nedeni, kalplerinin katilasmis olmasidir. Oysa kalplerini katilastiran yine Tanri dir; cunku, bu ayni Zumer Suresi nde, kisilerin kalplerini katilastiranin, kisileri kafir yapanin Tanri oldugu aciklanmistir:

Allah kimin gonlunu Islama acmissa, o Rabbi katinda bir nur uzere olmaz mi?.. Allah kimi saptirirsa da ona yol gosteren bulunmaz (Zumer Suresi, ayet 22-23).

Ayni sekilde Enam Suresi nin 125. ayetinde, Allah kimi dogru yola koymak isterse onun kalbini Islamiyete acar (onu Musluman yapar), kimi de saptirmak isterse... kalbini dar ve $ikintili kilar. Allah inanmayanlari kufur batakliginda birakir (Enam Suresi, ayet 125) diye yazilidir. Goruluyor ki, Kur an a gore Musluman olup olmamak, kisinin kendi irade ve istegine degil, Tanri nin keyfine baglidir. Ancak, bu ayni Tanri, kalbini dar ve $ikintili kilmak yoluyla kafir kildigi kisiyi, her ne hikmetse, kufur batakligina atmaktadir.Yine bunun gibi, Yunus Suresi nde, Tanri nin izni olmadan hic kimsenin Musluman olamayacagi belirtilmistir:

Ey Muhammed, Rabbin dileseydi, yeryuzunde bulunanlarin hepsi inanirdi ... Allah in izniolmadikca hic. kimse inanamaz. O akletmeyenlere kotu bir azap verir (Yunus Suresi, ayet 99-100).

Dikkat edilecegi gibi burada Tanri, dilemis olsa yeryuzundeki insanlarin tumunu Musluman yapabilecekken yapmadigini bildirmekte ve kendi izni olmadan hic kimsenin Musluman olamayacagini eklemektedir. Bunu dedigi halde, musluman olmayi akletmeyenlere kotu bir azap takdir etmektedir! Esitlik ya da esitsizlik konularinda Kur an da yer alan ayetler arasinda da benzeri celismelere rastlamaktayiz. Bazi ayetlerde Islamin esitlik dini oldugu, kisiler arasinda ayricalik tanimadigi, irkciliga olanak birakmadigi kanisini yaratan hukumler oldugu soylenir ve ornek olarak, Ey insanlar! Biz sizi kadin erkek olarak tek nutfeden yarattik... Tanri indinde icinizde en serefli olaniniz, en dogru olaninizdir seklindeki ayetler gosterilir. Bunu desteklemek uzere, Muhammed in, Yahudiye ait cenaze gecerken ayaga kalkarak, Bu bir insandir (ruhtur) dedigi ve boylece insanlar arasinda din, irk, cins vd... farki gozetmedigi belirtilir.(6)

Fakat, ote yandan Kur an da, koleligi dogal bir kurulus sayan (ornegin, Nahl Suresi, ayet 75) ya da Islamdan baska inancta olanlari asagilayan, hatta Muslumanlar arasinda esitsizlikler yaratan, ornegin Araplari ustun sayan veya rizik bakimindan farkli durumlar olusturan, kadinlari esitlik disi kilan hukumler vardir ki, Muhammed in, Kur an olmayarak koydugu hukumlerle pekistirilmistir -ki bunlar arasinda insanlari derilerinin rengine gore degerlendiren ve siyahileri asagi goren sozleri vardir.(7)

Goruluyor ki, Kur an da, hosgoruye , adalet duygusuna, kisinin sorumlulugu na ve irade ozgurlugu ne deger verir, esitlik ilkesini benimser gibi gorunen hukumlere karsilik, butun bunlari hice sayan, yani Tanri yi keyfilik kaynagi gibi tanitan, kisileri sorumlu bulunmadiklari davranislarindan dolayi cezalandiran, esitlik tanimayan hukumler, celismeli olarak yan yana yer almistir. Ote yandan Kur an in bazi ayetlerinde Muhammed in peygamber sayilmakla beraber, her insan gibi normal bir kimse oldugu ve bu nedenle kendisinden mucize beklenmemesi gerektigi belirtilmis, fakat bazi ayetlerinde mucize yaratir oldugu bildirilmistir.

Ornegin, Ankebut Suresi nde, .. .Mucizeler ancak Rabbimin kalindadir. Dogrusu ben sadece apacik bir uyariciyim (Ankebut Suresi, ayet 50) diye yazilidir. Bu dogrultuda olmak uzere, Isra Suresi nde Muhammed in, ...Ben peygamber olan bir insandan baska bir sey miyim? diye konustugu gorulur (Isra Suresi, ayet 90-93). Bu ayetleri Muhammed, kendisinden mucize bekleyen kimselere, boyle bir sey beklememeleri icin koymustur. Ancak, Kamer Suresi nde Muhammed in, iki parmagiyla ayi ikiye yardigi (Kamer Suresi, ayet 1-2); Tevbe Suresi nde gozle gorunmeyen askerler marifetiyle desteklendigi (Tevbe Suresi, ayet 40); Rum Suresi nde Iranlilarin Heraklius tarafindan yenilecegine dair kehanette bulundugu (Rum Suresi, ayet 2); Necm Suresi nde, mirac sirasinda Cebrail i gordugu, Tanri katina cikarak onunla gorustugu ve bes vakit namaz emrini getirdigi (Necm Suresi, ayet 5-15) yazilidir.

Muhammed in Kur an olmayarak soyledigi sozler, yani hadisler icerisinde de, onun mucizevi isler yaptigina dair olanlar coktur: Mekke den Medine ye uctugu, kayalari toz haline soktugu, bin kisiyi bir anda doyuracak gida malzemesi urettigi, yagmurlar yagdirttigi, agaclara yer degistirtip, uyurken kendisine golge sagladigi, kurtlan konusturdugu vd... gibi mucize orneklerini, Ibn-i Ishak, Ibn Hisam, Taberi, Vakidi, Buhari gibi (ve daha nice) kaynaklarda bulmak mumkundur.

Kur an daki celiskiler, uyumsuzluklar ve tutarsizliklar sadece farkli surelerin farkli ayetlerinde degil, bazen ayni surenin kendi ayetleri ya da ayni bir ayetin kendi tumceleri ve hatta ayni tumcenin kendi sozcukleri arasinda da kendisini gosterir. Ayni surenin birbirini izleyen ayetleri arasindaki celismelerden bir iki ornek vermek gerekirse, Nahl Suresi nin 2. ayetini beraberce okuyalim:

Allah kullarindan diledigine buyrugunu havi vahyini iletip melekleri indirerek f oyle der: Benden baska Tanri yoktur, benden sakinin ... (Nahl Suresi, ayet 2).

Diledigi kimselere boylece buyruk indirdigini bildiren Tanri, ayni surenin 9. ayetiyle, bu keyfiligini pekistiren ve kisileri egri ya da dogru yola goturenin kendisi oldugunu belirten su sozleri soyler: Yolun dogrusunu gostermek Allah a aittir. Yolun egri olani da vardir. Allah dileseydi hepinizi dogru yola iletirdi (Nahl Suresi, ayet 9). Tanri, herkesi dogru yola iletmek istememis, sadece diledigi bazi kisileri iletmistir. Daha baska bir deyimle, dogru yola girip girmemeyi kisinin iradesine birakmamis, kendisi ayarlamistir. Ancak, bu ayni Nahl Suresi nin biraz ilerisinde celiski yaratan su ayet yer almistir:

...Bu dunyada iyi davrananlara iyilik vardir... Allah sakinanlari boylece mukafatlandirir... onlar kendilerine yazik ediyorlar. Bu yuzden isledikleri kotuluklere ugradilar... (Nahl Suresi, ayet 30-34).

Goruluyor ki, bu ayetlerde, uc boyutlu bir celisme soz konusudur: kisileri iyi ya da kotu yola goturenin kendisi oldugunu soyleyen Tanri, ayni zamanda onlari sorumlu olmadiklari davranislar yuzunden mukafatlandirmakta ya da cezalandirmakta oldugunu aciklamistir. Birkac ayet ileride Tanri, putperestlerin kendi aralarinda soyle konustuklarini soyler:

Allah dileseydi ondan baska hicbir seye ne biz ne de babalaniniz tapardi... (Nahl Suresi, ayet 35).

Onlari bu sekilde konusur gostermekle, sorumluluk durumunu yok kilmis oldugunu unutur ve uc ayet ileride, Allah iclerinden kimini dogru yola eristirdi... diyerek keyfiligini tekrar dile getirir. Ve hemen sonra soyle konusur:

Ey Muhammed! Onlarin dogru yolda olmalarina ne kadar oz.en-sen, yine de Allah saptirdigini dogru yola iletmez (Nahl Suresi, ayet 37).

Dikkat edilecegi gibi, insanlari dogru yolu soksun diye Muhammed i gonderdigini soyleyen bir Tanri, bu soyledigini unutmuscasina, Ey Muhammed! Sen onlari dogru yola sokmak istiyorsun, ama ben onlari saptirmis oldugum icin, artik ne kadar ugrasirsan ugras, onlari dogru yola iletemezsin. Cunku, insanlari saptiran ya da dogru yola sokan benim! seklinde konusabilmektedir! Bu da yetmiyormus gibi, az gecmeden bu soyledigini de cerh edercesine ve sanki dogru yola sokan ya da saptiran kendisi degilmis gibi, ...Allah yolunda hicret eden kimseleri, andolsun ki, dunyada guzel bir yere yerlestiririz (Nahl Suresi, ayet 41) diye eklemektedir. Olacak sey midir bu?! Hic Tanri boyle bir celismeye dusebilir mi?! Celiskiler, bu ayni sure boyunca birbiri pesi sira boylece surer gider. Daha once deginmis olmakla beraber, puta tapmak ya da tapmamak konusundaki celismelere tekrar goz atmakta yarar var: Kur an a gore puta tapmak en buyuk gunahlardandir; tapanlar Tanri ya sirk (es) kosanlardan olup musrik diye cagrilirlar ve cezalari oldurulmektir.Tevbe Suresi nde, Musrikleri nerede bulursaniz oldurun (Tevbe Suresi, ayet 5) diye emredilmistir. Ancak, diger bazi ayetlere gore, puta tapip tapmamak kisilerin elinde olan bir sey degildir. Onlari puta taptiran (ya da tapmaktan alikoyan) bizzat Tanri dir. Cunku, Enam Suresi nde, Allah dileseydi puta tapmazlardi... (Enam Suresi, ayet 107) diye yazilidir. Nahl Suresi nde de, Ey Muhammed! Onlarin dogru yolda olmalarina ne kadar oz.ensen, yine de Allah saptirdigini dogru yola iletmez (Nahl Suresi, ayet 37) diye aciklanmistir.

Goruluyor ki,Tanri, hem diledigini puta taptirmakta hem de puta tapiyorlar diye lanetleyip, oldurtmektedir. Tanri nin adaleti ve yuceligi fikrini zedeler nitelikte celismeli ayetler de var Kur an da: bunlar arasinda Tanri yi hem merhametli ve bagislayan hem de acimasizliklar icerisinde gosterenleri bulunmakta. Gercekten de Kur an in pek cok yerinde Tanri nin Rahman (herkese cok aciyan), Rahim (ozellikle ahrette inanirlara aciyan) ve bagislayan oldugu yazilidir; ornegin Hasr Suresi nde, ...(Allah) aciyici olandir (rahman), aciyandir (rahim)... (Hasr Suresi, ayet 22-24) denilmektedir. Ancak, aciyan ve bagislayan bu Tanri, cogu kez hic de aciyan ve bagislayan degildir.

Ornegin, Araf Suresi nde, Adem ile Havva nin pismanlik (nedamet) duyarak, Rabbimiz kendimize yazik ettik, bizi bagislamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz (Araf Suresi, ayet 23) diye merhamet dilendikleri gorulur. Fakat, bir sonraki ayette merhametli ve bagislayan Tanri nin, bu pismanliga ve yalvarmalara karsi hic yumusamadan, Birbirinize dusman olarak (yeryuzune) inin. Bir sure boyle yasayacaksiniz (Araf Suresi, ayet 24-25) diye konustugu yazilidir. Bu acimasiz tutum, Enbiya Suresi nde biraz dahapekistirilmis gibidir; cunku, orada, Tanri onlarin nedametini kabul etmemistir; cunku, iclerini ve gizlediklerini bilmistir (Enbiya Suresi, ayet 111) diye yazilidir. Pek guzel, ama insanin kalbini acan ya da kapayan, onu dogru yola sokan ya da saptiran yine Tanri degil mi? Su durumda Adem ile esinin sapmalarina da, yine Tanri neden olmus degil midir? O halde onlarin nedamet duymalarini dahi hice sayarak onlari cezalandirmasi haksizlik ve acimasizlik olmaz mi? Kur an daki celismeler, sadece sureler arasinda ya da ayni surenin cesitli ayetleri arasinda degil, cogu zaman ayni bir ayetin (ya da birbirini izleyen iki ayetin) kendi satirlari ve sozcukleri arasinda da kendisini belli edebilir. Ornegin, Nahl Suresi nin 93. ayeti soyledir:

Allah dikseydi sizi tek bir ummet yapardi, ama o, istedigini saptirir, istedigini dogru yola eristirir. Islediklerinizden, andolsun ki sorumlu tutulacaksiniz (Nahl Suresi, ayet 93).

Goruluyor ki, ayetin ilk iki tumcesiyle son tumcesi arasinda celisme yatmakta: ilk iki tumcede kisileri dogru ya da egri yola sokanin Tanri oldugu yazilidir! Boyle olduguna gore, Tanri nin kisilere, egri yola sapmis olmalarindan dolayi sorumluluk yuklememesi gerekirken, yaptiklarinizdan dolayi mutlaka sorguya cekileceksiniz diye cezalandiracagi anlatilmakta! Ayni seyi Maide Suresi nin 41. ayetinde gormekteyiz. Bu ayetin ilk kisminda munafik larin samimi sekilde Islama bagli olmadiklari, Yahudilerin de Muslumanligi kabule yanasmadiklari ve bu yuzden Muhammed in uzuldugu, oysa ki, boyle bir uzuntuye kapilmamasi gerektigi yazilidir:

Ey Peygamber! Kalpleri inanmamisken, agizlariyla inandik diyenler, Yahudilerden yalana kulak verenler ve sana gelmeyip inkara) kosanlar seni uzmesin... (Maide Suresi, ayet 41).

Fakat, bu ayni ayetin devami olan satirlarda, munafiklarla Yahudilerin, bu sekilde hareket etmelerinin fitneden dogma bir sey oldugu ve onlari fitneye surukleyenin de bizzat Tanri oldugu yazilidir. Zira, ayet soyle devam ediyor:

Allah in fitneye dusmesini diledigi kimse icin Allah a karsi senin elinden bir sey gelmez. Iste onlar Allah in kalplerini aritmak istemedigi kimselerdir. Dunyada rezillik onlaradir. Onlara ahrette buyuk azap vardir (Maide Suresi, ayet 41).

Tekrar edelim ki, bu ayetin iki bolumu arasinda celisme vardir: cunku, ilk bolume gore, Tanri, Muhammed i gonderirken, kisileri Muslumanliga cagirmasini, eger cagriya uymayacak olurlarsa hic uzulmeme-sini soylemis, fakat diger yandan da bu kimselerin kalplerini aritmayip fitneye dusmelerini istemistir. Yani hem onlari gunahkar duruma itmis hem de cezalandirma yoluna gitmistir;(8) ustelik de Muhammed e, butun bunlardan dolayi uzulmemesini soylemektedir! Yine bunun gibi Nisa Suresi nin 78. ayetinde, ...(Ey Muhammed!) Kendilerine bir iyilik dokununca, Bu Allah tandir derler. Baslarina bir kotuluk gelince de, Bu senden derler. (Sen onlara), Hepsi Allah tandir de... (Nisa Suresi, ayet 78). Goruluyor ki, burada, iyilik ve kotuluk denen seylerin kaynagi olarak Allah gosterilmektedir. Yaniinsanlarin basina gelen iyiliklerin ve kotuluklerin Tanri tarafindan verildigi bildirilmektedir. Ote yandan bir ayet sonra iyiligin Tanri dan, kotulugun ise kisinin kendinden geldigi bildiriliyor:

Sana gelen iyilik Allah tandir. Basina gelen kotuluk ise nef-sindendir. Seni insanlara elci gonderdik... (Nisa Suresi, ayet 79).

Goruldugu gibi, Nisa Suresi nin 78. ayetinin son tumceleriyle, 79. ayetinin ilk tumceleri catisma halinde. Fakat, bir de her iki ayetin soz konusu tumceleri, kendi iclerinde celismeli durumda. Cunku, iyilik , kaynagi sayilan ve dilemis olsa her insani dogru yola sokup iyilikte bulunma gucune sahip olan bir Tanri nin, kendi kendini kotuluk kaynagi olarak gostermesi sasirticidir. Ote yandan, iyiligin ve kotulugun kendinden geldigini soyleyen bir Tanri nin ...Sana ne kotuluk gelirse kendirdendir seklinde konusmasi daha da sasirticidir. Cunku, kotu yola girmekten dolayi sorumlulugun kisiye ait oldugunu soyleyen Tanri, onu iyilik yoluna sokmadigini soylemekle katmerli sekilde celiskili bir dil kullanmis olmaktadir. Yine ayni sekilde Rad Suresi nin 27. ayetinde soyle bir tumce bulunuyor:

...De ki, Kuskusuz Allah diledigini saptirir, kendisine yoneleni de hidayete erdirir ... (Rad Suresi, ayet 27).

Burada da tumcenin ilk kismina gore, Tanri diledigini sapikliga suruklemektedir; yani kisinin iradesine yer vermeden keyfi sekilde onu kendisine kukla ve oyuncak yapmaktadir. Bu durumda kisi icin, kendiliginden dogru yola yonelmek mumkun degildir. Biraz once gordugumuz gibi, Tanri nin kotu yola yonelttigini, Muhammed bile dogru yola yoneltememekte (Nahl Suresi, ayet 37). Fakat, bu ayni Rad Suresi nin 27. Ayetindeki tumcenin ikinci kismina gore, Tanri, gonluyle kendisine yonelenleri dogru yola sokmakta, yani sanki kisinin iradesine itibar etmektedir. Evet, ama kisinin gonlunu acip Musluman yapan ya da kapayip kafir kilan Tanri degil miydi? (Ornegin, Enam Suresi, ayet 125). Yine bunun gibi Nahl Suresi nin 93 ayetindeki tumce, birbiriyle celisen sozcuklerden olusuyor:

...(Tanri) istedigini saptirir, istedigini dogru yola eristirir; islediklerinizden, andolsun ki, sorumlu tutulacaksiniz (Nahl Suresi, ayet 93).

Goruluyor ki, Tanri, hem kisiyi saptiran ya da dogru yola sokandir (yani ona irade ozgurlugu tanimayandir) hem de onu, islediklerinden dolayi sorumlu tutmaktadir. Ayetin ic ice girmis tumcelerinin birinci kismiyla ikinci kismi arasinda catisma ve celisme var! Butun bunlardan anlasilacagi uzere, celismeler, sadece insan aklini sasirtici ve islemez hale sokucu degil, Tanriyi celismeler icerisinde bocalar sekilde gostermek bakimindan olumsuzluk yaratmakta, daha dogrusu Tanri fikrini, kisideki deger olculerini ve kutsallik anlayisini zedeleyici bir nitelik tasimaktadir.

Genel olarak Mekke doneminde indigi soylenen ayetlerle -ki bunlara Mekki denir-, Medine doneminde indigi kabul edilen ayetler -ki bunlara da Medeni denir- arasinda da buyuk celiskiler vardir. Mekki ayetler nispeten yumusak, barisci ve hosgoruluymus gibi gorunen ve Muhammed i ogut verici ya da teblig ediciymis gibi gosteren ayetlerdir. Ornegin, Gasiye Suresi nde, (Ey Muhammed!) Sen ogut ver, esasen sen sadece bir ogutcusun (Gasiye Suresi, ayet 21-22) diye yazilidir. Nahl Suresi nde, (Ey Muhammed!) Yine de yuz cevirirlerse, artik sana dusen ancak acik bir tebligdir (Nahl Suresi, ayet 82). Enam Suresi nde, (Ey Muhammed!) ayetlerimiz hakkinda ileri geri konusmaya dalanlari gordugunde, onlar baska bir soze gecinceye kadar onlardan uzak dur... (Enam Suresi, ayet 68). Kafirun Suresi nde, musriklere karsi Muhammed in, Ben de sizin taptiklariniza asla tapacak degilim. Evet, siz de benim taptigima tapiyor degilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadir (Kafirun Suresi, ayet 6) seklinde konustugu yazilidir. Yine Nahl Suresi nin. 35. ve 37. ayetlerinde peygamberlere apacik tebligden baska bir gorev ve yetki verilmedigi aciklanmistir.(9)

Bunlara eklenebilecek daha bircok ornek var. Tekrar edelim ki, yumusak ve hosgorulu ymus gibi gorunen bu ayetler, Mekke doneminde indigi kabul edilen ayetlerdendir. Ancak, Medine de indigi soylenen (yani Medeni olan) ayetler, yukaridaki ayetlerden cok farklidir. Su bakimdan ki, bunlar, yumusaklik yerine sertligi, bariscilik yerine saldirganligi ve savasciligi, hosgoru yerine hosgorusuzlugu ongoren ayetlerdir. Ornegin, Mekke doneminde Muhammed i teblig edici , ogut verici olmak uzere gonderdigini soyleyen, Kur an a, (Ey Muhammed!) Sen ogut ver, esasen sen sadece bir ogutcusun (Gasiye Suresi, ayet 21-22) seklinde ayetler gonderen ya da musriklere karsi yumusak bir dille konusarak, Ben de sizin taptiklariniza asla tapacak degilim. Evet, siz de benim taptigima tapiyor degilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadir (Kafirun Suresi, ayet 6) diyen Tanri, Medine doneminde korku, dehset ve olum sacar sekilde soyle der:

Musrikleri buldugunuz, yerde oldurunuz! (Tevbe Suresi, ayet 5).

Mekke doneminde Muhammed i barisciymis gibi gosteren Tanri, Medine doneminde, Kafirlerle ve munafiklarla savas (cihatta bulun). Ve onlara kati davran. .. (Tevbe Suresi, ayet 74) seklinde konusur ve kafirlerle savasmanin, onlari oldurmenin, ellerindeki mallarini ve mulklerini yagmalamanin, ganimet olarak almanin, putlarini kirmanin Islami bir gorev oldugunu anlatici hukumler koyar (ornegin, Bakara Suresi, ayet 191; Nisa Suresi, ayet 89-91; Tevbe Suresi, ayet 5). Hemen belirtelim ki, Mekki ayetlerle Medeni ayetler arasindaki celiskiler, herhangi felsefi bir nedene dayali degildir; sadece Muhammed in Mekke doneminde zayif durumda olup siddet kullanamamasindan ve Medine ye gectikten sonra guclenip dehset sacabilir ve savas yapabilir duruma girmis olmasindandir. Ilerideki sayfalarda bu konuya tekrar donecegiz.

Dipnotlar

1)Bu hadis icin bkz. Gazali, Ihya-i Ulumi d Din, 1975, c.2, s.280. 224

2)Sahih-i Buhari Muhtasari Tecrid-i Sanli Tercemesi ve Serhi. c.11, s.281.

3)Diyanet Vakfi nin Kur an cevirisinde, Bakara Suresi nin 216. ayetinin aciklanmasi boyle yapiliyor

4)Bu ayetlerde gecen korkutma ve korkutucu deyimlerinin Arapca asli imar ve nezir oldugu, her ne kadar bu deyimleri uyarma ve uyarici olarak kullanmak mumkunse de, asil agirlikli anlamin korkutma oldugu konusunda bkz. Turan Dursun, Kur an An$iklopedisi, Kaynak Yayinlari, birinci basim, Ekim 1994. c.7, s. 185.

5)Buna benzer sureler ve ayetler icin bkz. Bakara Suresi, ayet 24; Enam Suresi, ayet 2; Araf Suresi, ayet 92-99; Hucl Suresi, ayet 103; Al-i Imran Suresi, ayet 154; Nisa Suresi, ayet 85; Kehf Suresi, ayet 16; Nur Suresi, ayet 21; Insan Suresi, ayet 79; Yunus Suresi, ayet 99; Tekvir Suresi, ayet 27.

6)Mahmoud Said Muhammad, age, s.32-36. 236

7)Bu konudaki hadisler icin bkz. Ilhan Arsel, Seriat tan Kissalar 2, Kaynak Yayinlari, Istanbul, 1997, s.54.

8)Sahih-i..., c.10, s.119-120.

9)128 ayetten olusan Nahl Suresi nin 126., 127. ve 128 ayetleri haric, geri kalanlari hep Mekke doneminde inmis sayilir.
https://kuranelestirisi.wordpress.com/2011/11/22/kuranda-ki-celiskiler-kurandaki-celiskileri-elestirel-akil-yoluyla-sergilemek/


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/










BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo LiteCoin URL:   LTtsCJ2mLUXLLs8v5US8w5zQeq66eakPtU

NameCoin URL       :  N7wbJyxqoueznDHu9tnu56y1V7B9P1Phs4
FeatherCoin URL     :  6rHGzeMefFvzqmBM5VNqmUziCxtga4wpDs
TerraCoin URL        :  1GQFs8GpaTXxoeTAsGmo56WNfYSZRy2mBD

PeerCoin URL         :  PMeBpz6X9RRLQxdFs5Jws5JwFec3Mzen8q6Twg





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder