Konuya en güncel gelişmeyle başlayalım: Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, 27-Eylül-2024 tarihinde İsrail ordusu tarafından, Lübnan Beyrut Dahiye'de düzenlenen hava saldırısı sonucunda öldürülüyor. Bundan yaklaşık iki ay önce 31-Temmuz-2024 tarihinde de HAMAS lideri İsmail Haniye, İran Tahran'da yine İsrail Ordusu tarafından yapılan saldırı sonucu öldürülüyor.
Haniye öldürüldüğünde bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Haniye'nin Katar'da defnedileceği gün olan 2 Ağustos 2024 Cuma günü için Türkiye'de bir günlük ulusal yas ilan edildiğini acıkıyor.
Nasrallah, başka Tanrı'nın mı Müslümanıydı?
Ancak Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah öldürüldüğünde Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan benzer bir açıklamayı yapmıyor, Nasrallah için Türkiye'de yas ilan edilmiyor. Halbuki her iki lider de Filistin için savaşıyordu. Yoksa Nasrallah, başka Tanrı'nın mı Müslümanıydı?
Kaldı ki Nasrallah, Filistin için savaşıyordu.
Başka Tanrı'nın Müslümanı sadece Nasrallah değildi. Nasrallah'tan başka, başka Tanrı'nın Müslümanları da vardı.
Irak Müslümanları, başka Tanrı'nın mı Müslümanlarıydı?
TRT, yıllardır artık haber vermiyor, TRT yıllardır haber yerine yorum veriyor. Örneğin son aylarda TRT, İsrail'den bahsederken hep habere "soykırımcı İsrail" veya "katil İsrail" yorumuyla habere başlıyor. Muhtemel ki İsrail'in Gazze'de yaptığı katliam buna gerekçe oluyor. Ancak aynı TRT; ABD, Irak'ı ve Libya'yı bombalarken "soykırım" ve "katil" sözcüklerini ABD için kullanmıyor. Halbuki İsrail, Gazze'de kırk bin üzerinde Filistinliyi katlederken ABD, Irak'ta bir milyon üzerinde Müslümanı katlediyor. ABD, Irak'ta yüzlerce hastane ve camiyi bombalıyor. Yoksa Irak Müslümanları başka Tanrı'nın mı Müslümanıydı?
Keşke sadece TRT'nin ABD'ye "katil", "soykırımcı" dememesiyle kalsaydı konu.
AKP hükumeti, ABD'nin Irak'ı işgaline katılmak, ABD'nin Irak'taki katliamlarına ortak olmak istiyor. AKP hükumeti hem bu maksatla hem de Türkiye topraklarında 62 bin ABD askeri, 255 uçak ve 65 helikopter bulundurmayı ve gerektiğinde bunları Irak'a sevk edilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresini 25-Şubat-2003 tarihinde TBMM'ye sunuyor. Ancak 1 Mart 2003 tarihinde TBMM'nde tezkere üzerine yapılan oylamaya 533 milletvekili katılıyor. Oylamada; 250 ret, 264 kabul, 19 çekimser oyu kullanılıyor. Ancak, Anayasa'nın 96. maddesinde öngörülen 267 salt çoğunluğa ulaşılamıyor. Bu durumda, tezkere kabul edilmemiş sayılıyor.
Buradan bir sonuç alamayan AKP hükumeti, 19-Mart-2003 Çarşamba günü TBMM'ye yeni bir tezkere sevk ediyor. Bu tezkere nedense 1 Mart tezkeresi kadar bilinmiyor. ABD'ye, Irak'ın kuzeyinden yürüteceği operasyonda Türkiye'nin toprak ve hava sahasını kullanmak için izin veren bu tezkere 20-Mart-2003 tarihinde TBMM'de kabul edilerek 21-Mart-2003 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanıyor. Tezkere TBMM'nde kabul edildikten yaklaşık beş saat sonra ABD tarafından, İncirlik ve Türk hava sahası kullanılarak Irak ve Bağdat bombalanıyor. Yani Irak'ı ve Bağdat'ı bombalayan uçaklar Ohio'dan, Teksas'dan, Kaliforniya'dan gelmiyor, Bağdat'ı bombalayan uçakların hemen hemen tamamı AKP hükumetinin izniyle İncirlik'ten kalkıyor ve Türk hava sahasını kullanıyor.
Ayrıca Irak'taki ABD işgal kuvvetlerinin lojistik ihtiyacının büyükçe bir kısmı Türkiye üzerinden sağlanıyor.
Türkiye ABD'yi değil "soykırımcı", "katil" ilan etmek, o zamanki Başbakan Erdoğan tarafından ABD askerlerinin Irak işgalinden (Irak'taki katliamlarından, yağmalamalarından, tecavüzlerinden) evlerine kazasız belasız dönmeleri için dua bile ediliyor.
Yoksa Irak Müslümanları, başka Tanrı'nın mı Müslümanlarıydı?
Kaldı ki o zamanki Irak, Filistin'in en yaman savunucusu ve İsrail'in ise en azılı düşmanıydı. ABD, Irak'ı ve Saddam'ı yok ederken, yani ABD, İsrail'in birinci baş düşmanını ve dünyadaki Filistin'in en büyük destekçisini ortadan kaldırırken ABD'ye en büyük desteği AKP hükumeti sağlıyor.
Libya Müslümanları, başka Tanrı'nın mı Müslümanlarıydı?
Libya'da 7 Şubat 2011 tarihinde hükûmet ve Muammer Kaddafi karşıtı olarak başlayan gösteriler ve ayaklanmalar daha sonrasında bir iç savaşa dönüşüyor.
18-Şubat-2011 tarihinde göstericiler Libya'nın ikinci büyük şehri Bingazi'nin kontrolünü bazı polis ve askerlerin de desteğiyle ele geçiriyor. Bunun üzerine hükûmet Bingazi'ye kontrolü sağlamak maksadıyla rejimin destekçisi seçilmiş askeri birlikleri gönderiyor.
Muammer Kaddafi'nin halk ayaklanmasını bastırmak adına muhalif güçlere karşı kullandığı kuvveti durdurmak amacıyla 19-Mart-2011 tarihinde Paris'te ABD liderliğinde bir koalisyon gücünün Libya'ya müdahale kararı alınıyor. Aynı gün 19-Mart-2011 tarihinde ABD, İngiltere, Fransa, İtalya ve Kanada'nın katıldığı Koalisyon güçleri, Libya'yı hem havadan hem de denizden bombalıyor. Ardından NATO devreye giriyor. Libya'ya saldıran bu kuvvetler Londra Konferansı sonrası doğrudan NATO'nun komutası altına giriyor. 27-Mart-2011 tarihinde NATO Genel Sekreteri Rasmussen, NATO'nun Libya'daki tüm askeri operasyonları üstleneceğini açıklıyor. NATO üyeleri arasında yürütülen görüşmelerin ardından NATO, 31-Mart-2011 tarihinde komutayı ele alıyor.
Önceden "NATO'nun Libya'da ne işi var?" diye kükreyen AKP hükumeti bu kükreyişinin hemen ardından bu NATO gücüne 4 firkateyn, 1 denizaltı ve 1 yedek gemi veriyor. NATO'nun Libya'ya yaptığı hava harekâtının merkezi de İzmir oluyor. Yani Libya; ABD, Kanada, İngiliz, İtalyan ve Fransızlar tarafından bombalanırken, bu bombalar altında binlerce Müslüman ölürken, yüzlerce hastane, cami, okul tahrip edilirken bu güce AKP hükumeti büyük katkı sağlıyor.
Yoksa Libya Müslümanları, başka Tanrı'nın mı Müslümanlarıydı?
Kaldı ki o zamanlar (Kaddafi zamanı) Libya da Irak gibi Filistin'in en yaman savunucusu ve İsrail'in ise en azılı düşmanıydı. ABD ve AB, Kaddafi'yi ve Libya'yı yok ederken, yani ABD, İsrail'in Saddam'dan sonra ikinci baş düşmanını ve dünyadaki Filistin'in Saddam'dan sonra en büyük ikinci destekçisini ortadan kaldırırken ABD'ye en büyük desteği AKP hükumeti sağlıyor.
Suriye Müslümanları, başka Tanrı'nın mı Müslümanlarıydı?
2011 yılında başlayan Suriye iç savaşında AKP'nın katkısı gizlenemeyecek ve anlatılamayacak kadar büyük oluyor. AKP hükumeti, Suriye dağılsın, yıkılsın, Suriye'deki Müslümanlar birbirini öldürsün diye Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)'nu kuruyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) 2022 yılı raporunda, iç savaşın başlamasından bu yana, 11 yılda en az 610 bin kişinin öldüğü, 13 milyon kişinin yerini yurdunu kaybederek sığınmacı, mülteci duruma düştüğünü açıklıyor. Tabii ki Suriye'de ölenlerin çok büyük bir kısmı da Müslüman oluyor.
Yoksa Suriye Müslümanları, başka Tanrı'nın mı Müslümanlarıydı?
Kaldı ki o zamanlar Suriye, Libya ve Irak gibi Filistin'in en yaman savunucusu ve İsrail'in ise en azılı düşmanıydı. ABD, Suriye'yi yok ederken, yani ABD, İsrail'in Saddam ve Kaddafi'de sonra üçüncü baş düşmanını ve dünyadaki Filistin'in Saddam'dan ve Kaddafi'den sonra büyük üçüncü destekçisini ortadan kaldırırken ABD'ye en büyük desteği AKP hükumeti sağlıyor.
Yemen Müslümanları, başka Tanrı'nın mı Müslümanlarıydı?
Yemen'de 2015 yılının Mart ayından beri ülkedeki pek çok grup arasında bir iç savaş yaşanıyor. Bu iç savaş esnasında Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon iç savaşın taraflarından birisi olan Husi'leri bombalıyor. Yani Müslüman Suudi Arabistan yine Müslüman Husi'leri bombalıyor. Bilin bakalım Suudi Arabistan, Müslüman Husi'leri bombalarken bu bombaları nereden alıyor? İçinizden geçen cevap tastamam doğru cevap oluyor.
Yoksa Yemen Müslümanları, başka Tanrı'nın mı Müslümanlarıydı?
İsrail'in cüreti
Başka Tanrı'nın Müslümanları olan İsrail'in düşmanları ve Filistin'in en yakın dostları, ABD ve onun eşbaşkanları tarafından yok edilince;
► ABD, Kudüs'ü, İsrail'in başkenti olarak ilan ediyor (06-Aralık-2017),
► ABD, İsrail'in 1967 yılında işgal, 1981 yılında ilhak ettiği Golan tepeleri üzerindeki egemenliğini tanıyor (25-Mart-2019),
► ABD, tek taraflı olarak açıkladığı "Yüzyılın Anlaşması"nda Kudüs'ü bölünmeden İsrail'in başkenti olarak ilan ediyor (28-Ocak-2020) ve
► İsrail, şimdi de Gazze'yi yerle bir ediyor, yetmiyor Lübnan Güneyine saldırıyor, yetmiyor Filistin için savaşan güçlerin liderlerini tek tek öldürüyor.
Timsah gözyaşları
ABD ve İsrail biliyor ki; bu kararlara ve bu yaptıklarına karşı çıkan sesler ise etkisi, müeyyidesi olmayan sadece iç politikaya dönük, anlamsız kuru gürültüden ibaret kalıyor. İsrail'in bu cinayetleri ve hukuksuzlukları karşısında en çok şikâyet edenler, en çok tepki gösterenler, en çok feryâd edenler ise bu kararlara en çok çanak tutanlar oluyor!
Doğrular değişirse
Gazze'de Filistinli öldürülüyor diye demeç üstüne demeç patlatan, İsrail'e katil, soykırımcı diyen siyasetçiler, İsrail konsoloslukları, İsrail Büyükelçiliği önünde protesto üstüne protestolar düzenleyen, mitingler yapan Müslümanlar, Irak işgal edilip en az bir milyonun üzerinde Müslüman öldürülürken, Suriye'de en az 650.000 Müslüman öldürülürken, Libya bombalanıp yüzbinlerce Müslüman öldürülürken, Yemen'de binlerce Müslüman öldürülürken sahi nerelerdeydiler? Sahi o zamanlar bu Müslümanlar hiç bu ölümleri, işgalleri, tecavüzleri, cinayetleri telin ediyorlar, protesto ediyorlar, bu maksatla mitingler yapıyorlar mıydı? Hiç o zaman kafeler, restoranlar basılıp tahrip ediliyor muydu?
Yoksa o katledilen Müslümanlar, başka Tanrı'nın mı Müslümanlarıydı?
İnsanların zaman içerisinde fikirleri değişebiliyor, görüşleri değişebiliyor, düşünceleri değişebiliyor. Bu değişim sağlıklı bir şey oluyor, beynin çalıştığını gösteriyor. Ancak insanın doğruları değişiyorsa orada çok vahim bir etik sorunu bulunuyor.
Bu etik sorunu böyle uzun uzun anlatmak da bana kalıyor.
Ne Kadar Uzun Yaşarsanız Yaşayın; İlk Yirmi Yıl Ömrünüzün En Uzun Yarısıdır.
~SOUTHEY~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Hayri Balta : 57 KARANLIĞA DOĞRU
Önce Şu Haberi Okuyalım… Kimileri bu duaya amin Diyor.
"Duayı İcrada ara Allah'ım, biz senden İslam ve ehline izzet bağışlayacağın; nifak ve ehlini zebil edeceğin onurlu bir devletin tahakkuk bulmasını istiyoruz; öyle bir devlet ki, bizi o devlette, itaatine davet edenlerden ve hidayet yolunun öncülerinden kılasın… Ya cabbar; ya kahhar: ya müntakim (öç alan, intikam alan) Allah… Bizi intikamına memur et"
(29 Temmuz 2005. Cumhuriyet. İlhan Selçuk köşesi)
Tahakkuk bulmasını istedikleri devlet; İslam Devleti… Yıkılmasını istedikleri devlet Laik Türkiye Cumhuriyeti… Bu da "Dua ile olmaz eyleme geç" diyorlar Başbakanımızın buna ne diyeceğini merak ediyorum,,,…
Av. Hayi Balta, 1.8.2005
Karanlığa Doğru… Yukarıdaki iletiye: Saçma mı desek, zırva mı desek… Yoksa dindar nesil hayrına sineye mi çeksek… İnsan bunları zırvalarken esrar mı içiyor?… Kokain mi kokluyor?… Yoksa damarına eroin mi şırınga ediyor?.. Tahsil ile olmaz bu kadar cehalet… Cehaletinize bereket… Cehaletiniz bereketli olunca, Nereye gidildiğini anlarız ulusça… Belki o zaman kurtuluş için umut doğar, Bu saçmalar, zırvalar karşısında sustukça, Çok sürmez bu karanlık hepimizi boğar…
~Av. Hayri Balta , 13.7.2014~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Ubi dubium ibi libertas * * * Kuskunun oldugu yerde, ozgurluk vardir.
~Latin Atasozu~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Unutursun Deyişine
unutmak, yıldızların ciğerine saplanan bir lâle yaprağına gömmektir sevgiliyi unutmak, bir kaktüsün küllerinde ansızın alevli bir tapınak eylemektir sevgiyi unutmak, semendere zehir sunmaktır, gülüm taş dolu yüreklerin lügatinde bulursun unutmak, sessizliğe yine kanmaktır, gülüm unutulursa şair, sen de unutulursun
bir dağın bir kuyuya tohum ektiği yerde balığın yüzgecinden irin döktüğü yerde kralın, kölelerin emrinde yürüdüğü geminin bir köpükte okyanus aradığı ay'ın arzı terkedip gökte durduğu ânda serseri bir kurşunun ay'ı vurduğu ânda başını ellerinin arasına al ve dur işte o lahza gülüm, bu can seni unutur
unutmak, bir saatin kırılan camlarında zamanı çürüterek öldürmektir sevgiyi unutmak, bayramlığı giydirilen çocuğun aldatılan göğsünde vurmaktır sevgiliyi unutmak, bir ülkenin tozlu kaldırımlarında taşlara boğdurmaktır yağız atlı yiğidi unutmak, susturmaktır yolların ayrımında şairlere can veren muhteşem bir ağıdı unutmak, koparmaktır çiçekleri dalından sisli bir yalnızlığın ekseninde bulursun unutmak, ayırmaktır arıları balından unutulursa şair, sen de unutulursun
~Nurullah Genç~
- - - - - - - - - - - - - - - -
YILMAZ ÖZDİL : YÖNÜNÜ ŞAŞIRAN OK… 14 Haziran 2020 Bugün size bir kitap tanıtacağım. İsmi… Yönünü Şaşıran Ok ★ Alt başlığında Fetö Kılıçdaroğlu ve arkadaşları yazıyor. ★ 2018 yılında piyasaya çıktı. Bir ihanetin anatomisi sloganıyla reklamları yapıldı. Fetö ve siyasi ayağının deşifresi sloganıyla reklamları yapıldı. İstanbul'un bütün caddeleri bütün metrobüs bilboardları bu reklamlarla donatıldı. ★ Basın bülteninde şunlar yazıyordu: Siyasal hayatımıza damga vuran en önemli hadise Fetö'nün ülkemizi ele geçirme çabası oldu. Bizler devletimizin işgal girişimine karşı görüş farklarımızı bir yana bırakıp tek millet seslenişini şiar edinmişken Chp'yle Fetö söylem birlikteliğine girdi. Elinizde tuttuğunuz bu kitap belleğinizi tazeleyecek. Fetö'yle birlikte tüm siyasetini hakikati zedelemek üzerine inşa eden Chp'nin perde arkasında hangi gayrimeşru ve antidemokratik operasyonları gerçekleştirdiğini belgeler ışığında hatırlatacak. ★ Yandaş medyada geniş geniş haber yapıldı. Yazarıyla röportajlar yapıldı. ★ Kitabın araştırmacı yazarı Chp'yle Fetö'nün ilişkilerini belgeleriyle tek tek ortaya koydum diyordu. Fetö'nün siyasi partileri ele geçirmek için Akp Mhp ve Chp'ye yönelik operasyonlar yaptığını ancak sadece Chp'de başarılı olduğunu anlatıyordu. Toplumsal ve siyasi olayların Fetö tarafından pişirildiğini Chp tarafından topluma taşındığını anlatıyordu. Chp'nin Fetö'den aldığı talimatlarla uluslararası basına cephane taşıdığını anlatıyordu. Chp'nin Fetö'yle mücadelede asla samimi olmadığını daima Fetö'ye sahip çıktığını sadece söylem birliğinde değil aynı zamanda eylem birliğinde olduğunu Chp'nin operasyon aparatı olduğunu anlatıyordu. ★ Özetle bu kitap… Chp'nin tamamen Fetö'ye çalıştığını beraber hareket ettiklerini anlatıyordu. ★ Chp'nin Fetö adına yalanlar söyleyerek halkı kandırdığını anlatıyordu. ★ Şimdi sıkı durun lütfen… Bu kitabın yazarı kim biliyor musunuz? ★ Emre Cemil Ayvalı… ★ Hani şu yandaş televizyon ekranına çıkıp kumpasları açık açık itiraf eden… Akp'yle Fetö'nün bilerek kolkola girdiğini söyleyen… Bir tarafta Kemalist gelenek vardı bir tarafta Fetö vardı bunları birbirine kırdırmak suretiyle yol almak mecburiyetinde kaldık diyen… Kemalistlere karşı Fetö'cülerle işbirliği yaptıklarını söyleyen Emre Cemil Ayvalı… ★ Evet… Bu korkunç günahları ekranda açık açık itiraf eden Akp Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısı sıfatını taşıyan Emre Cemil Ayvalı… ★ Evet… Utanmadan Yönünü Şaşıran Ok diye kitap yazdı. Chp'nin Fetö aparatı olduğunu söyledi. İhanetin anatomisi diye reklam yaptı. Fetö ve siyasi ayağının deşifresi diye reklam yaptı… Şimdi de hiç utanmadan Akp olarak Kemalistlere karşı bilerek Fetö'yle kol kola girdik diyor… ★ Ok yönünü şaşırmadı ama… İhanetin anatomisini yazan bu arkadaşı Allah fena şaşırtmış hakikaten… https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/yilmaz-ozdil/yonunu-sasiran-ok-5873317/
- - - - - - - - - - - - - - - -
(Seleflerim; C.Efganî, allâmelerden Mısır Müftüsü merhum M.Abdüh, müfrit âlimlerden Ali Suavi, Hoca Tahsin ve İttihad-ı İslâmı hedef tutan Namık Kemal ve S.Selimdir) diyor. Bunların hepsi mason idi. (Tarihçe-i Hayat s.67)
~Said Nursi 'den zırvalar.~
- - - - - - - - - - - - - - - -
PASAAAA
~Ordunu basinda pasa imami Neyin nizami cedid ordusuymus Hurafeylen duzeltecek bu alemi Elinde minare oda borusuymus
Millet fakru zarurette digeri ayda Senin zilliyetni bilir ondadir fayda Ipinle kuyaya inilmez bunu bilirler Hurafe ipin bizide kuyuya iterler
Yesil elbiseyi bayraginmi sandin Imamin sen batiya coktan kandin Bizde laf vardir belki okumussun Yasa tasa basa sen oturmussun
Trump kabinesi ve kendisinin Amerikayı önceleyen tek bir politikası yoktur.
İsrail yanlısı olmak, siyonizmi savunmak, Filistinlerin katliamını İsrail'in var olma hakkı olarak kabul etmek son iki yılda batılı ülkelerde iş hayatında, vatandaşlıkta, medyada ve akademik alemde yer bulabilmekte ne gerekli ve zorunlu bir hal almıştır.
Trump kabinesinin yaptıkları;
Gümrük tarifeleri,
Aslında bir göçmen ülkesi olan ABD'ye yönelik çok sıkı göçmen politikaları,
Ülkeye bunca yıldır güç veren beyin göçünü kesinlikle durduracak politikalar,
Ülkenin ekonomik ve askeri anlamda kendi içine kapanması, dünyanın kalanında çekilmesi anlamını taşıyan politikalar,
ABD'ye turist olarak girmenin dahi imkansızlaştırılması,
Ülkeden sermayenin kaçmasına sebep olacak para politikaları,
ve herşey aslında ÇOKAMAÇOKBÜYÜK bir ihanetin işaretleridir.
Trump kabinesi tıpkı Boris Yeltsin gibi, ABD'nin yıkım ekibi olarak iş görmektedir.
Bu iş bittiğinde geride kalmış siyonist yahudilerin de İsrail ve Çine kitlesel olarak göç ettiğini göreceksiniz.
Siyonistlarin sermayesi ise zaten KÜRESELCİLİK politikalarıyla 70'lerden bu yana Çin'e taşınmıştır.
Otuz yıldır ABD'de görülen iflaslar, üretimin durmasıyla sonuçlanacak şirket kapanmaları kazayla olmuş değilir.
Planlıdır, Çin Komünist partisiyle yapılan sözleşmeler ve uzlaşmalarla uyum içindedir.
Herşey bittiğinde kanı iliklerine kadar emilmiş, geride yalnızca posası kalmış, fakirlik ve siyasal ikiliklerle sarsılmış bir Amerika vizyonu benim değil, SİYONİSTOLİGARŞİNİN, onların derin düşünce kurumlarının çok uzun soluklu planıdır.
Cahil insan, bilmeyen değildir, Bilmek istemeyendir.
Platon'dan Eflatun özlü sözler Bin peygambere bedel…
- - - - - - - - - - - - - - - -
Büyük Angelo'nun, bir kiliseyi dekore ederken, terlik giymiş birkaç melek çizdiği söylenir. Bir kardinal, resme bakıp sanatçıya sormuş: Kim şu güne kadar terlikli melek görmüş?… Angelo, başka bir soruyla cevap vermiş: Kim şu güne kadar çıplak ayaklı melek görmüş?… Robert Ingersoll
- - - - - - - - - - - - - - - -
Analardır adam eden adamı aydınlıklardır önümüzde gider. Sizi de bir ana doğurmadı mı?… Analara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin.
Koşuyor altı yaşında bir oğlan, uçurtması geçiyor ağaçlardan, siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. Çocuklara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin.
Gelinler aynada saçını tarar, aynanın içinde birini arar. Elbet böyle sizi de aradılar. Gelinlere kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin.
İhtiyarlıkta aklına insanın, tatlı anıları gelmeli yalnız. Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın, efendiler, siz de ihtiyarsınız. Bulutlar adam öldürmesin.
~Nazım Hikmet~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Sanat ve Halk
I Kıvançtır sanat, sevinç kaynağıdır, Fırtınada alev alev tutuşur, Işığı, aydınlatır mavi göğü, Sanat görkemidir tüm insanlığın Gözlerindeki kıvılcımdır halkın, Tanrının alnındaki yıldız gibi.
Bir şarkıdır sanat, eşsiz bir ezgi… Gönendirir barışçı yürekleri, Erkekler kadınlarına fısıldar, Ağaçlara doğru yükselir kentten, Bütün insanlar hep bir ağızdan, Uyum içinde o şarkıyı söyler.
Sanat; insanlığın düşüncesi… Kırar prangaları, zincirleri, O tatlı diliyle ele geçirir, Onundur Tibet, onundur Ren nehri. Sanat özgür kılar köle halkları, Özgür halkları ise devleştirir.
II Ey güzel ülkem,yenilmez Fransa… O güzel ezgili şarkını söyle… Şarkını söyle ve gökyüzüne bak… Sevinç dolu, derinden gelen sesin, Umududur bütün bu yeryüzünün Kardeşliğin halkı, ey soylu halk…
Güzel halkım şarkını sabaha söyle… Akşam olunca bir daha söyle… Bilirsin ışıldar işleyen demir, Aldırma geçmekte olan yüzyıla, Aşkın şarkısını söyle yüksek sesle, Ve özgürlüğün şarkısını haykır…
Şarkısını söyle kutsal İtalya'nın, Toprağa gömülen şu Polonya'nın, Yüreği kan ağlıyor Napoli'nin, Macaristan can çekişiyor bak… Dinleyin zorbalar, şarkı söylüyor halk Aslanın kükreyişini dinleyin…
~Victor Hugo~
- - - - - - - - - - - - - - - -
NE OL ,NE OLMA Parani ver, gonlunu ver, selam ver, canini ver ama SIRRINI VERME ! Gunlerini say, servetini say, buyuklerini say ama YERINDE SAYMA ! Emek ver,kulak ver,bilgi ver ama hicbir zaman BOSVERME ! Esini begen,isini begen,asini begen ama KENDINI BEGENME ! Satici ol,alici ol,kalici ol,bulucu ol ama BOLUCU OLMA ! Fidan Buyut,garip doyur,cocuk besle ama KIN BESLEME ! Hedefe kos,cihada kos,yardima kos ama ORTAK KOSMA ! Davet et,hayret et,affet,tovbe et ama IHANET ETME ! Elini ac,gozunu ac,kapini ac ama AGZINI ACMA ! Okumaktan zarar gelmez, oku ama LANET OKUMA ! Rakibini gec,sinifini gec ama GULUP GECME ! Ev al,araba al,ab dest al ama BEDDUA ALMA ! Zulmu devir,nefsi devir ama CAM DEVIRME ! Yaklas,konus,tanis ama USAKLASMA ! Seslen,uslan ama YASLANMA ! Dogrul,devril ama EGRILME ! itil,atil ama SATILMA !
~Anonim Nasihat~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Durmak olum, taklit usakliktir, calismak ve yetismek ise hayat ve hurriyettir.
~L.Y.RAUKE~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Aman tanrim, uzaylilar … Beni yemeyin, karim ve cocuklarim var. Onlari yiyebilirsiniz …
26 yaşında. Evli ve 1 çocuğu var. Adi Erfan Soltani. Molla rejimine karşı sokaklarda günlerdir gösteri yapan İranlı yüzbinlerce gençten biri. Kendisinin, ailesinin, evladının özgürlüğü için hayatını ortaya koyan cesur bir genç. Geçen haftaki gösterilerde yakalandı ve hapse atıldı. Molla rejimi 1 saatte idam kararı çıkardı. Bugün idam edilecek. İran'daki gösterilerse tutuklananlar arasında ilk idam Erfan için uygulanacak. İran ayakta, dünya ayakta. Erfan Soltani'nin yaşaması için mücadele ediyor, mollalara "vahseti durdurun" çağrıları yapılıyor. Nafile. Son saatlerini yaşayan hayatının baharindaki Erfan.
Bugün İran'da insanlar, tek bir talep yüzünden özgürlük istedikleri için idam tehdidiyle karşı karşıya.
Şeriat denilen düzen işte budur: Hukuk değil, itaat ister. Adalet değil, korku üretir.
Laik Cumhuriyet'te yaşayıp "şeriat gelsin" diyenler, İran'daki gençlerin neden canları pahasına bu düzene karşı çıktığını iyi düşünmelidir.
📌Osmanlı'da "Türkler" için "Etrak-ı bi idrak" tabiri kullanılırmış.
Kelime karşılığı: İdraksız/kavrayışsız Türkler. Buradaki idraksiz demek aptal anlamında değil "hafızada tutamayan" demektir. Çabuk unutan anlamına gelir. Çabuk unutan bir milletiz. Bunu kabul edelim.
➖️Çok çabuk asimile olan bir milletiz. Yemene giden askerlerimizi düşünün. "Giden gelmiyor acep nedendir" diye türküler söylenen askerler, aslında orada ölmemişler. Gelecek araç bulamadıkları için gelememişler. Orada yerleşmişler. Oradaki Yemenliler ile evlenmişler. Sana'da Türk mahallesi var şu an. Fakat bir kelime bile Türkçe bilmiyorlar. Cezayir'e gidin. Neredeyse insanların kökleri tamamen Türktür. Fakat tek kelime Türkçe bilmiyorlar. Tunus'ta aynı şey. Mısır'da aynı şey. Bize baskı yapıldığı zaman kendimize geliyor. Baskı yapılmadığı zaman unuturuz.
➖️Bulgaristan'daki Türkler neredeyse Bulgarlaşacaktı, Bulgarlar isimleri değiştirince Türk olduklarını hatırladılar.
➖️İyi bir lidere sahip olduğunuz zaman başarı gösteriyorsunuz. Bir lidere sahip olduğunuzda, o lider inandırıcı ise bir millet o liderle beraber, tüm olumsuzlukları unutur ve olmayacak şeyleri başarır. Garip bir milletiz. Arnavut bir gelin alsak, o gelin, Arnavutçayı çocuklarına öğretir ve Arnavutçayı da hiç unutmaz. Ama bizim bir kızımızı Arnavutlara gelin verelim bakın bakalım ne oluyor.. Arnavutçayı öğrenir Türkçeyi unutur.
➖️Osmanlı'da İngiliz'e "Fitne-Engiz", Almanlara "Alaman-ı Bi iman", Rus kazakları için "kazak-ı bed ahlak" kendi milleti için de "Etrak-ı bi idrak" demiştir. (Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu)
Yukarıdaki karikatür yalnızca komiklik olsun diye koymadım. İlgili kanun gerçekten de konuyu karikatürdeki gibi komik bir şekilde ele alıyor.
Sen kalk evinde atom bombası yap, patlat. Milyonlarca insan ölsün. Kilometrekarelerce alan radyoaktiviteyle kirlensin. Ve cezası
Kusurla işlendiyse 2 yıl, kasti işlendiyse 5 yıl hapis cezası hükmü var. 1 yılın üstünde olduğundan adli para cezasına çevrilemez. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Erteleme mümkündür. ---
Atom Enerjisi ile Patlamaya Sebebiyet Verme Suçu Nedir? (TCK 173)
Atom enerjisi ile patlamaya sebebiyet verme suçu, 5237 sayılı TCK'nın 173. maddesinde "Genel Tehlike Yaratan Suçlar" bölümünde şu şekilde düzenlenmiştir:
Atom Enerjisi ile Patlamaya Sebebiyet Verme Suçu
Madde 173 - (1) Atom enerjisini serbest bırakarak bir patlamaya ve bu suretle bir başkasının hayatı, sağlığı veya malvarlığı hakkında önemli ölçüde tehlikeye sebebiyet veren kişi, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiilin taksirle işlenmesi halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Rıza Pehlevi'nin ABD ve İsrail'den güçlü desteği var.
Üst düzey ABD'li yetkililerle açıkça bir araya geldi, İsrail yanlısı siyasi çevrelerle yakın bağları sürdürüyor ve Washington ve Tel Aviv'in İran'ın mevcut liderliğini izole etme konusundaki tutumunu destekliyor.
Medya görünürlüğü, güvenlik erişimi ve diplomatik platformu büyük ölçüde Batı ve İsrail bağlantılı ağlar aracılığıyla sağlanıyor ve onu İslam Cumhuriyeti'ne tercih edilen bir alternatif olarak konumlandırmaktadır.
LOZAN GÖRÜŞMELERİNİN KESİLMESİ DURUMUNDA, TÜRK ORDUSUNUN İTİLAF DEVLETLERİNE KARŞI ALMIŞ OLDUĞU ÇOK CİDDİ SAVAŞ HAZIRLIKLARI!
Bu önemli belgeler, Türk Kurtuluş Savaşı'nın diplomatik ve askeri açıdan en kritik dönemlerinden biri olan Lozan Konferansı sürecine (30-Aralık-1922) ait çok önemli bir askeri emirdir. Belgeler, Birinci Ordu Komutanlığı'ndan Garp ( Batı) Cephesi Komutanlığı'na hitaben yazılmıştır.
Bu önemli belgeler, Lozan görüşmelerinin kesilme ihtimaline karşı Türk ordusunun "B Planı"nı ortaya koymaktadır. 1922 yılının son günlerinde yazılan bu emirde, müttefik devletlerin (İngiliz, Fransız, İtalyan) İstanbul ve Boğazlar çevresindeki askeri varlığı tek tek dökülmüş ve ordunun olası bir çatışma için nasıl mevzileneceği belirlenmiştir. Belge, diplomatik masada elin güçlü tutulması için askeri hazırlığın ne kadar titiz yapıldığını göstermesi açısından tarihi bir vesikadır.
Belgelere baktığımızda, Türk tarafının sadece askeri bir zaferle yetinmediğini, tam bağımsızlık için her an savaşa dönmeye hazır ve kararlı bir duruş sergilediğini görüyoruz. Özellikle müttefik kuvvetlerin (İngilizlerin 16, Fransızların 6, İtalyanların 3 savaş gemisi gibi) detaylı dökümü, istihbarat ağının o dönemde ne kadar aktif çalıştığını kanıtlıyor. Ayrıca ordunun yerleşim planındaki değişiklikler (Yarımca, İzmit, Sapanca hattı), İstanbul'u gerekirse savaşarak geri alma niyetinin ne kadar ciddi olduğunu ortaya koyuyor. Bu, "Ya istiklal ya ölüm" parolasının masadaki yansımasıdır.
BELGELERİN GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ:
VESİKA NO: 1510
Birinci Ordu 30/12/38 (1922) 31 Vuruldu (Kayıt No)
Garp (Batı) Cephesi Komutanlığına
30/12/38 tarihli ve 6200 numaralı harekat emridir.
Ordu Emri: Numara 10.
1. Lozan Konferansı'nda müttefik hükümetlerin görüşleriyle hükümetimiz görüşleri arasında bir uzlaşma imkanı olmadığı ve müzakerelerin her an kesilme ihtimali bulunduğu; Dışişleri Vekaleti'nin (Dışişleri Bakanlığı) işaretine dayanarak Genelkurmay Başkanlığı ve Garp Cephesi Komutanlığı tarafından bildirilmiştir. Tam bir haklılıkla kutsal dini ve milli amaçlarımızın ve vatanımızın meşru hedeflerinin elde edilmesi için ordu her an harekete hazır bulunacaktır.
2. Son alınan bilgilere göre İstanbul bölgesinde ve boğazların her iki yakasında müttefik kuvvetlerin miktarı aşağıdadır:
— İngilizlerin: 6 piyade taburu, 2 denizci taburu, 2 depo taburu, 5,5 sahra bataryası, altışar toplu 2 obüs bataryası, 1 süvari alayı, güçlü bir uçak filosu, 16 parça çeşitli savaş gemisi.
— Fransızların: 7 piyade taburu, 3 süvari bölüğü, 3 topçu taburu, 1 istihkam taburu, 14 uçak, 1 tank müfrezesi, 6 tank, 12 zırhlı otomobil, 6 parça savaş gemisi.
— İtalyanların: 2 piyade taburu, 3 parça savaş gemisi.
3. Ordumuzun ilk hedefi, 9 numaralı ordu emrinde bildirildiği şekilde İstanbul Boğazı'nı düşman birliklerinden ve gemilerinden temizlemek ve boğazı kapatmaktır. İkinci Ordu birlikleri aynı amaçla Çanakkale Boğazı bölgesine tahsis edilmiştir. İstanbul ve Trakya'daki kuvvetlerimiz aldıkları talimat dairesinde hareket edeceklerdir.
4. Ordu hazırlığının artırılması için ordu düzeninde aşağıda belirtilen değişiklikler yapılacaktır:
a. 3. Kolordu tümenlerinden birisini sınır hattı gerisinde, Denizli bölgesine yaklaştırmak şartıyla bütün birliğini Yarımca ile Tütün Çiftliği arasındaki dere ile Çabalar hattının batısına alacaktır.
b. 18. Tümen, bir alayı ile İzmit ve batısına; geri kalan kuvvetiyle Yarımca hariç olmak üzere 61. Tümen'in tahliye edeceği Derince bölgesine nakledilecektir.
c. 23. Tümen, 41. Tümen'in boşaltacağı Büyükderbent bölgesine gelecektir.
d. Dördüncü Kolordu şimdilik On Birinci Tümen'in mevcut durumunu koruyacak ve kolordunun diğer birlikleriyle Sapanca ile Mekece arasındaki bölgeye nakledilecektir. Adapazarı bölgesinde; Dördüncü Kolordu birlikleriyle lojistik sınır hattı Kalaycık köyü - Serdivan damları - Meşeli hattıdır. Bu hat söz konusu bölgeye aittir. Kolordu ile 23. Tümen arasındaki sınır Kürtler deresi - Hasancı hattıdır.
e. İzmit batısında bulunan ağır topçu alayı Hereke batısındaki Tavşancıl'a nakledilecek ve burada şimdilik yiyecek-içecek (iaşe) bakımı açısından Üçüncü Kolordu'ya bağlı bulunacaktır.
f. 3. Süvari Tümeni'nin durumunda bir değişiklik olmayacaktır.
g. Ordu emrine giren uçak bölüğü Afyon'dan gelerek, İzmit ile Büyükderbent arasında seçilecek uygun bir yere yerleşecektir.
5. Yeni konaklama yerlerinin boşaltılmasından önce birliklerin gelip izdihama (karışıklığa) yol açmaması için kolordular ve bağımsız tümenler birbirleriyle iletişim kurarak hareketlerini buna göre düzenleyecekler ve yürüyüş planlarını orduya bildireceklerdir.
6. Bu harekatın dikkat çekmeyecek şekilde icra edilmesi ve özellikle İzmit'in batısındaki bölgede gece yapılması lazımdır. Hayvanların korunması için toplarla cephaneler İstanbul posta treninden başka trenlerden faydalanılarak nakledilmeli; ancak topların üzerleri örtülerek ve top yüklü trenler gece yürütülerek bunların gözden saklanmasına özen gösterilmelidir. Gerekli vagonlar İzmit Hat Komiserliği'ne bildirilmelidir.
7. İzmit Deniz Komutanlığı deniz araçlarını harekete hazır bulundurmakla beraber, torpil (mayın) hattını en kısa sürede kurmak için hazırlığını tamamlayacak ve orduya haber verecektir.
8. Birlikler, yeni bölgelerindeki yolları ve bozuk köprüleri onaracak ve tamir edeceklerdir. 3. Kolordu, İzmit-Karayakuplu-Balçık yolunu tamir etmeye önem vermekle beraber, ağır topçu alayının Tavşancıl'dan Balçık'a gitmesi için yolları düzenletecektir.
9. 9 numaralı ordu emrinde bildirilen keşif ve bilgi toplama (istihbarat) faaliyetlerine önemle devam edilecektir.
10. Üçüncü Kolordu'nun iki tümeni ile ağır topçu alayı ve kolorduya bağlı birlikler; demiryolu ve deniz yoluyla sevk edilecek malzemelerle; diğer bir tümeni ise İzmit'ten Oruçlar'a sevk edilecek malzeme ile; süvari tümeni deniz yoluyla Şile'ye gönderilecek malzeme ve İzmit'ten Teke ambarına sevk edilecek erzak ile beslenecektir. Bağımsız tümenler ve Dördüncü Kolordu'nun malzemesi ve yiyeceği demiryolu ile nakledilecektir. İzmit'ten ileriye gönderilecek ekmeklerin zamanında sevki için Lojistik Bölge Müfettişliği hemen buna göre önlemleri alacaktır.
11. Ordu Karargahı İzmit'tedir.
12. 10 numaralı Ordu Emri; 3. Kolordu, 4. Kolordu, 18. ve 23. Tümenler ile Üçüncü Süvari Tümeni komutanlıklarına ve Lojistik Bölge Müfettişliği'ne bildirilmiş; ayrıca bilgi için Garp Cephesi Komutanlığı'na sunulmuş ve Ağır Topçu Alayı ile İzmit Deniz Komutanlığı'na özet olarak yazılmıştır.
1. Ordu Komutanı NURETTİN
Belgelere bakıldığında Türk ordusunun stratejik gizliliğe ve lojistik disipline verdiği önemi gözler önüne seriyor. Özellikle 6. maddede geçen, sevkiyatların dikkat çekmemesi için gece yapılması ve topların üzerinin örtülmesi talimatı, müttefiklerin (İngiliz, Fransız, İtalyan) hava ve kara gözetlemesine karşı alınan profesyonel bir önlemdir. Ayrıca, yolların ve köprülerin tamiri gibi istihkam faaliyetlerinin bizzat kolordulara verilmesi, ordunun sadece savaşmaya değil, bölgeyi hızla kontrol altına almaya hazırlandığını gösteriyor. Birinci Ordu Komutanı Nurettin Paşa imzalı bu emir, lojistiğin bir savaşın kazanılmasındaki hayati rolünü kanıtlar niteliktedir.
Yani anlaşılacağı üzere İngilizler, İstanbul ve Boğazlardan öyle keyfi keder ayrılmamıştır. Türk ordusunun savaşmayı göze aldığını ve ciddiyetini kesinlikle görmüşlerdir.
KAYNAK:
T.C. Milli Savunma Bakanlığı
Arşiv ve Askeri Tarih Daire Başkanlığı
Askeri Tarih Belgeleri Dergisi
Mart 1969 (Sayı:67) Lozan Konferansı Öncesine Ait Belgeler