İngiliz, Fransız generaller iskelede İsmet Paşa ile görüşmeyi bekliyorlar
Yenilen sadece Yunansa bunlara ne oluyor?
Konferans başlamadan bir gün önce, Bursa'dan otomobillerle Mareşal Fevzi Çakmak, General İsmet İnönü, General Asım Gündüz daha başka kumandanlar ve subaylar konvoy halinde, akşam üzeri halkın coşkun tezahüratları arasında Mudanya'ya girdiler. Fevzi Çakmak Mudanyalılara: "Tarih sizi altın kalemle kaydedecektir" demiş ve bu çok önemli toplantı için onları kutlamıştır. Türk delegasyonunun başkanlığını İsmet İnönü yapacaktır.
Ertesi gün İtilaf Devletleri'nden konferansa katılmak üzere, önce Edward Quinet adlı savaş gemisiyle Fransız General Charpy ile daha önce 'Ankara Antlaşması'nı imzalayan Gazeteci - Diplomat Franklin Bouillon, Sonra İtalyan temsilcisi General Monbelli, Galileo adlı gemiyle ve İngiliz temsilcisi General Harrington da İron Duke adlı zırhlı ile gelerek karaya çıktılar. Bunların arasında Yunan askerî temsilcisi yoktu.
Mudanya halkı arasında o günle ilgili şöyle bir anekdot anlatılır:
İtilaf Devletleri'nin temsilcileri olan İngiliz, Fransız ve İtalyan delegeleri Mudanya iskelesine çıkarlar. O sırada İnönü; kendilerini karşılamak üzere yaverini göndermiştir. Ancak delegeler; 'Bizim rütbemiz general, dolayısıyla bizi de bir generalin karşılaması gerekir' diyerek tepki göstermişlerdir. Yaver gidip durum vaziyeti İnönü'ye anlatır.
İsmet Paşa da; "Biz galip devletiz, o nedenle bildiğimiz şekilde hareket etmekte özgürüz. Bu şekilde karşılanmayı kabul etmek zorundasınız" diye haber gönderir.
Generaller görüşmenin yapılacağı binaya bu şekilde gitmek istemezler. 'Bu durumda geri döneceğiz 'derler. Yaver durumu tekrar İnönü'ye aktarır. İnönü, yabancı generallerin söylediklerini umursamaz bir tavır içindedir.
Ancak delegeler, yapacakları hareketin sonunun daha kötü olacağını tahmin ederek, bu düşüncelerinden vazgeçerler. Oraya kadar yürümeye karar verirler. Geçtikleri caddenin iki tarafı Türk bayrakları ile donatılmıştı. Bunların arasından başları öne eğik şekilde geçerek yürürler. Hatta bazı yerlere asılmış büyük bayraklarını arasından geçerken başlarını daha da eğmek zorunda kalırlar. İnönü'ye sonradan; 'Böyle davranmakla görüşmelerin kesileceğinden korkmadınız mı?' Diye sorulduğunda; 'Hayır onların geri dönemeyeceklerini biliyordum' demiştir.
Mudanya yerli ve yabancı gazeteciler ile siyasetçilerle doluydu o gün. Otellerde, hanlarda yatacak yer kalmamıştı. Durumu gören Mudanyalılar evlerini açarak misafir kabul etmeye başladılar.
3 Ekim 1922 günü Mudanya'daki 'ateşkes görüşmelerine' Türk ordusunu temsilen Batı Cephesi Kumandanı İsmet Paşa, İngiliz Delegesi General Harrington, Fransız Delegesi Genaral Charpy ve İtalya Delegesi General Monbelli katıldı. Yunan temsilcileri olan General Mazarakis ve Albay Sarıyannis karaya çıkmayıp, açıkta demirleyen bir gemi içinde beklemeyi tercih ederler.
Konferans sırasında; Fevzi Paşa ile Refet Paşa da İsmet Paşa'ya danışmanlık yaptılar.
Mudanyalılar ve kentte bulunan yabancılar, gece demeden gündüz demeden toplantıları heyecanla izlediler. Günler geçtikçe heyecan da artıyordu. Herkes büyük bir sabırsızlıkla iyi bir netice alınmasını bekliyordu.
Mütareke görüşmelerinin safhaları:
3 Ekim 1922 günü:
Müttefik kuvvetlerin generalleri İngiliz Harrington, Fransız Charpy ve İtalyan Monbelli bir savaş gemisiyle İstanbul'dan Mudanya'ya geldiler. Mütareke görüşmeleri öğleden sonra başladı..
İsmet Paşa Konferans Başkanlığı'na seçildi. Harrington kendilerine verilen projeyi okudu. Bugünkü konferansta; Doğu Trakya'nın Yunanlılardan boşaltılması ya da Türkiye'ye devredilmesine karar verilmesi konusu tartışıldı. Müttefik generaller, sadece ve yalnızca boşaltmayı sağlamakla görevli olduklarını bildirdiler. Edirne yakınlarındaki Meriç'in batısında kalan Karaağaç İstasyonu'nun da Türkiye'ye bırakılması konusu ilk kez ortaya atıldı. İsmet Paşa Ankara'ya çektiği telgrafta; tasarıyı ertesi gün sunacaklarını bildirdi.
4 Ekim 1922 günü:
Dünkü görüşmelerden sonra, Türk tarafı da istenenlerle ilgili karşı görüşünü sundu. Yunan kuvvetlerinden teslim alınacak işgal altındaki bölgelerde, Müttefik Birlikleri'nin bir ay kalması önerisi kabul edilmedi. Bu bölgelerin Türklere tesliminden hemen sonra, silahlı güçlerin buradan derhal çekilmeleri istendi.
Edirne yakınlarındaki Meriç'in batısında kalan tren istasyonu Karaağaç, konusunda bir anlaşma sağlanamadı.
Müttefik kuvvetler temsilcileri, konferans kararlarının hükümetlerinin onaylamasından sonra yürürlüğe girmesini istediler. Bu öneriye karşılık, İsmet Paşa görüşmeler biter bitmez Türk kuvvetlerinin ileri harekâta geçmekte serbest olacağını bildirdi. Daha serbest hareket edebilmek için de, Trakya'ya geçirilecek jandarma birliklerinin miktarı hakkında bir yükümlülük altına girmekten de kaçındı.
Bugünkü oturumun siyasi olduğunu söyleyen Yunan delegeleri, toplantıyı terk ettiler.
İsmet Paşa Ankara'ya gönderdiği raporda; konferansın istenildiği gibi olumlu gitmediğini bildirdi.
5 Ekim 1922 günkü görüşmeler:
Görüşmelerde soğuk bir hava oluşmuştu. Bugünkü oturumda; Karaağaç istasyonunun Türkiye'ye bırakılıp bırakılmayacağı ile Doğu Trakya'nın Türkiye'ye teslim tarihi konuları tartışıldı.
İsmet Paşa; askeri harekâtta bulunma tehdidinde bulundu ve tartışmaları Ankara'ya bildirerek görüş istedi. Gelen yanıtta; Karaağaç'ın Türkiye'nin ayrılmaz parçası olduğu ve Doğu Trakya'nın da 30 gün içinde teslim edilmesi gerektiği vurgulanıyordu. Doğu Trakya'nın Türkiye Hükümeti'ne verilmemesi halinde, 6 / 7 Ekim'de Türk kuvvetlerine İstanbul üzerine yürüme emri verileceğinin, İngiliz delegesine bildirilmesi istendi. Gelen bu karar üzerine; Fransız delegesi Doğu Trakya'nın Türklere teslimini hemen kabul etti. İngiliz ve Yunan delegeleri ise; bu konuda yetkisiz olduklarını Türk tarafına ilettiler.
Görüşmelere 24 saat ara verildi ve generaller kendi yetkilileri ile istişarede bulunmak üzere İstanbul'a gittiler.
6 Ekim 1922 günü:
İstanbul'daki yüksek komiserlerinden talimat almış olan generaller bu sabah yeniden Mudanya'ya döndüler. İngiliz delegesi sabahleyin İsmet Paşa ile bir görüşme yaparak, Doğu Trakya'nın her halükârda Türkiye'ye bırakılacağını, dolayısıyla güvensizlik gösterilmemesini istedi. Harrington İngiltere'den gelen cevabın geciktiğini belirtti. İtalyan delegesi ise; Karaağaç'ın Türkiye'ye verilmesini kabul ettiklerini, azınlıklarla ilgili yeterli güvence verilirse, Trakya'nın hemen TBMM'si Hükümeti'ne teslim edileceğini bildirdi. Böylece Fransa'nın ardından İtalya da olumlu karar açıklıyordu. İngiltere bu konuda henüz görüş bildirmemişti.
7 Ekim 1922 günü:
Müttefik devletlerin hükümetlerinden istenen yanıtların gelmemesi nedeniyle, toplantıya katılan bu ülkelerin generalleri oturumun öğleden sonraya ertelenmesini istemişlerdir. Ankara'dan gelen talimat üzerine İsmet Paşa; Yunanistan'ın asker veya sivil tüm Türk esirleri, barış konferansından önce vermesi gerektiğini delegelere bildirdi.
Delegeler bu istek üzerine, hükümetlerinden bu konuda talimat isteyeceklerini beyan ettiler. Paris ve Londra'dan bir haber gelmediğinden öğleden sonraki görüşmeler yapılamadı.
İsmet Paşa Ankara'ya gönderdiği raporda; bu isteğin görüşmeleri uzatabileceğini dolayısıyla ısrardan vazgeçilmesini önerdi. Mustafa Kemal de verdiği yanıtta, bunu uygun gördüğünü bildirdi.
8 Ekim 1922 günü:
Kocaeli ve Gelibolu yarımadalarındaki tarafsız bölgelerde Türk kuvvetlerinin ilerleyişinin durdurulması istendi. İsmet Paşa da; 'Bunun bir ilerleme değil düzenleme olduğunu, ayrıca tarafsız bölge diye de bir yer tanımadığını bildirdi.' Müttefiklerin dün Paris'te aldıkları, Doğu Trakya'nın Türklere teslimi ile ilgili kararı, Mudanya'daki müttefik generallere öğleden sonra ulaşabildi
9 Ekim 1922 günü:
İngiliz delegesi, Türklerin önerisini kabul ettiklerini bildirmekle beraber, bazı yeni koşullar ileri sürdü. Bu arada generaller Türk ve Yunan taraflarına ayrı ayrı protokol taslağı verdiler. İsmet Paşa yeni tasarının Ankara ile görüşülebilmesi için, toplantının yarın öğleden sonraya bırakılmasını talep etti. Ankara'dan gelen yanıt; değişikliklerin yerine getirilmesine çaba sarf edilmesini fakat konferansın sekteye uğramasına meyden verilmeyerek mukavelenin imza edilmesi doğrultusunda idi.
10-Ekim-1922 günü:
Müttefik delegelerin hazırlanan protokolü; Yunan delegelerden sonra imzalayacak olmaları ve Yunan tarafı delegelerinin siyasi konular içeren bu protokolü, imzaya yetkilerinin olmadığını söylemeleri nedeniyle, görüşmeler önceden plânlanan saatte başlayamadı. TBMM, Hükümet'e Mudanya Ateşkes Anlaşması'nı imza yetkisi verdi. Hükümet de anlaşmanın kabulünü kararlaştırarak İsmet Paşa'ya bildirdi
11-Ekim-1922 günü:
Bu günkü görüşmeler ancak 10 Ekim'i 11 Ekim'e bağlayan gece yarısından sonra başlayabildi. Tartışmalar sabahın altısına dek sürdü..
General Harrington sözleşmenin kabulünden önceki izlenimlerini şu şekilde aktarmıştır:
"Karşısında bulunduğumuz manzara şu idi. Bir gazyağı lambası ile aydınlatılan korkunç odadayım. Yalnız İsmet Paşa'nın kurmay başkanını görebiliyorum. O da gözlerini ayırmadan bana bakıyor. Ben odanın bir yanında geziniyorum ve yapabileceğimi yaptığımı ve artık bir adım bile gerilemeyeceğimi söylüyorum. İsmet Paşa odanın öbür yanında geziniyor. O da; bana muvafakat edemeyeceğini beyan ediyor. Bu sırada İsmet Paşa, pek de ansızın bir şekilde; 'Kabul ediyorum' demesin mi. Hayatımda bu kadar şaşkınlık geçirdiğim bir anı hatırlamıyorum. Ben General Marden'e derhal telgrafla talimat verdim. General de talimatımı ateş açmadan yetmiş dakika önce almıştı. Cebimdeki telgrafları (Türk kuvvetlerine ultimatom verilmesine dair Londra'dan alıp da ertelediği emirler) düşünüyordum halâ. Benim tek düşüncem, milletimin bu kadar kısa bir zamanda yeniden harbe tutuşmak istemediği idi."
Yunan delegelerinin yetkisiz olduklarını bildirmeleri üzerine; imzalamış oldukları o protokol için müttefikler, Yunan Hükümeti'nin onayı alınmasa dahi bunun kendi açılarından geçerli kabul edileceği garantisini vermişlerdir. Nihayet, 'Mudanya Ateşkes Anlaşması' sabah saat 06.30'da imza edildi.
İsmet Paşa; Ankara'ya gönderdiği telgrafta konferansın kapanışını şu sözlerle bitirdiğini açıklamıştır:
"Tarafımdan kısa bir nutuk söylenerek, müttefik generallerin barış durumuna ulaşmak için harcadıkları çabalardan dolayı, Türkiye Orduları Başkumandanı Mustafa Kemal Paşa Hazretleri adına teşekkür ettim ve kendilerine veda ederken Mudanya Konferansı'nda geçen çalışma günlerimin hayatımın en iyi hatıralarından olduğunu ifade ettim." Mudanya Mütarekesi' imzalandıktan sonra, İsmet Paşa'nın birlikte olduğu Türk Heyeti üyeleri Hv. Yzb. Avni (Okar), Sıhhıye Reisi Alb. Hulusi (Atalar), İstihbarat Şb. Md. Kur. Bnb. Tahsin, Zat İşleri Md. Yzb. Seyfi (Akkoç), Emir Sb. Bnb. Sabri, Şifre Sb. Yzb. İrfan ve Harekât Şb. Md. Kur. Yzb. Tevfik (Bıyıkoğlu) ile konferans binasının balkonunda hatıra fotoğrafı çektirmişlerdir.
Mudanya Mütareke Anlaşması, askeri zaferimizi perçinleyen siyasi bir başarıdır. Edirne ve Doğu Trakya'yı savaşmadan kazandırıyor ve İstanbul ile Boğazlar bizim yönetimimize bırakılıyordu. Bu suret le 'Misak-ı Milli' büyük ölçüde gerçekleşmiş oluyordu. Bunda M. Kemal'in ve İsmet İnönü'nün payları büyüktür.
Çetin ve yorucu görüşmelerin ardından imzalanan anlaşma, devletler hukuku açısından da tarihe geçecek bir olaydır. Görüşmeler sırasında akılcı ve gerçekçi bir tutum izlenmiştir. Sadece kalıcı ve adil bir barış sağlanmakla kalınmamış, Türkler; eşitlik ilkesine uymayı kendi iradeleri ile kabul etmişlerdir.
15-Mayıs-1919'da; Yunan Ordusu'nun İzmir'e asker çıkarması ile başlayan 'Kurtuluş Savaşı' 11-Ekim-1922 günü Mudanya'da imzalanan 'ateşkes' anlaşması ile fiilen sona ermiştir.
A. Galip Tokça, ateşkes anlaşmasına varılmasını anılarında şöyle anlatıyor:
"Mütareke imza edilir edilmez; generaller, paşalar hep birbirlerinin ellerini sıkarak ve kutlayarak ayrılıyorlardı. Başta İngiliz generali olduğu halde, selâm duruşunda aslanlar gibi bekleyen askerlerimizi denetleyerek ve selâmlayarak mütareke binasından ayrılıp savaş gemilerine gidiyorlardı.
Bu temsilciler arasına sivil olarak katılan, Fransız Franklen Büyon adındaki kişi o kadar sevinç ve neş'e gösteriyordu ki, şapkasını çıkarıp göğe fırlatıyor ve rast geldiği Türk'ü kutluyor, elini sıkıyor, kahraman askerlerimizi işaret ederek; 'Yaşayın, yaşayın Türk askeri' diye bağırıyordu. O'nun bu davranışı halk arasında çok iyi etki bırakmıştı.
Sonunda temsilci heyetleri gemilerine binip Mudanya'dan ayrılmışlar, en son hareket eden baştan başa Türk bayraklarıyla çok iyi bir şekilde donatılmış bulunan Fransız savaş gemisini, bütün sahil boyunca karşılık olarak biz de bayraklarımızla selâmlayarak uğurlamıştık."
Yukarıda da değinmememize rağmen bir kez daha vurgulamak isteriz ki; bu anlaşmayla, Anadolu'nun düşmanlardan temizlenmesinin yanında, bir de Yunan işgali altında bulunan, Edirne dahil olmak üzere Doğu Trakya da hiç savaşılmadan, tek kurşun atılmadan Türkiye'ye bırakılmıştır. Bu husus da ayrı bir başarı olarak düşünülmelidir!
Bu 'Mütareke' 24-Temmuz-1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'nın da kapısını aralamıştır. XX. Yüzyılda imzalanan en uzun ömürlü bir barış antlaşması olmuştur Lozan. Türk Ulusu'nun bir onur belgesi niteliğindedir. T. C. Devleti'nin kuruluşunun adeta tapusu alınmıştır.
Bugünkü sınırlarımız büyük ölçüde 'Lozan Antlaşması' ile belirlenmiştir. İsmet Paşa Mudanya Mütarekesi'ndeki başarısını Lozan görüşmeleri sırasında da göstermiştir.
MUDANYA MÜTAREKESİ'NİN TAM METNİ
Yunanistan'ın da kabul etmesi ile Mütareke, 14 / 15 Ekim gecesi yürürlüğe girdi. 14 maddeden oluşan Mütareke metni aşağıdaki gibidir.
Askersel Sözleşme (Convention Militaire)
Mudanya, 11-Ekim-1922
" Müttefik Devletler tarafından 23-Eylül-1922 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetine ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin 29-Eylül-1922 günü Müttefik Devletlere verdikleri Nota hükümleri uyarınca:
Müttefik Devletler Generalleri:
Büyük Britanya Hükümeti adına: General Harrington,
İtalya Hükümeti adına: General Monbelli,
Fransa Hükümeti adına: General Charpy;
ve Türkiye Büyük Millet Meclisi adına: İsmet Paşa;
Yunanistan adına: General Mazarakis arasında 3 Ekim 1922 ve onu izleyen günlerde Mudanya'da toplantılar yapılmıştır.
Müttefik Devletler Doğu Trakya'nın, Edirne ile birlikte, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetine teslimine karar verdiklerinden bu Konferansın amacı şunlarla sınırlı idi:
I. Doğu Trakya'dan çekilmesi istenecek olan Yunan Kuvvetlerinin geçeceği çizgiyi belirlemek;
II. Yunan Silâhlı Kuvvetlerinin ve sivil yönetiminin bu toprakları boşaltması ve oraya Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti memurları ve jandarmasının yerleşmesi yöntemlerini belirlemek;
III. Bu değişim sırasında genel düzen ve güvenliği sürdürmek üzere, bölgede kontrolü sağlamak.
Yetkili Temsilciler aşağıdaki Maddeler üzerinde uyuşmuşlardır:
1. İşbu Sözleşmenin yürürlüğe girmesi üzerine Türk ve Yunan silâhlı kuvvetleri arasında çarpışmalar durdurulacaktır.
2. İşbu Sözleşmenin yürürlüğe girmesi üzerine Trakya'daki Yunan kuvvetlerinin gerisine çekilmesi istenecek çizgiyi, Adalar Denizi (Ege) ağzından Trakya ile Bulgaristan sınırının kesiştiği yere dek, Meriç'in sol kıyısı oluşturacaktır.
3. Barış yapılmasına değin, olası her türlü karışıklıkların önüne geçmek için, Meriç'in sağ kıyısı, Karaağaç ile birlikte, Müttefik Devletlerce saptanacak yerlere yerleşmek üzere, onların askersel birliklerince işgal edilecektir.
4. Edirne çevresine ulaşımı sağlayan demiryolu bağlantısının geçiş özgürlüğünü aksamadan sürdürmek için, Svilengrad (Cisri Mustafapaşa)'dan Kuleliburgaz'a dek Meriç'in sağ kıyısını izleyen demiryolu kesimi üç Müttefik Devlet ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti ve Yunanistan'ın birer delegesinden oluşacak Karma bir Komisyonca, özel bir Sözleşme ile düzenlenecek, bir denetime bağlı tutulacaktır.
5. Doğu Trakya'nın Yunan Kuvvetlerince boşaltılması iş bu sözleşmenin yürürlüğe girmesi üzerine başlayacaktır. Boşaltma, askerlerden başka, çeşitli askersel örgüt ve servisleri, onların her türlü taşıma araçlarını, savaş gereç ve silâh stokları ile yiyecek maddelerini de kapsayacaktır.
Boşaltma yaklaşık on beş günlük bir süre içinde gerçekleştirilecektir.
6. Jandarma da birlikte olmak üzere, Yunan sivil memurları en kısa bir süre içinde çekilecektir. Yunan memurları her yönetim bölgesinden çekildikçe sivil yönetim Müttefiklerin memurlarına bırakılacak ve onlarca da, olanaklı ise, o gün Türk memurlarına geçirilecektir. Bu el değiştirme işlemi Trakya'nın baştan başa Yunan kuvvetlerince boşaltılmasının bitimi üzerine, en çok otuz gün içinde son bulmuş olacaktır.
7. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti'nin, memurlarıyla birlikte, yerel düzen ve güvenliğin sürdürülmesi ve sınır ve demiryollarının korunması için, kesinlikle zorunlu duyulan sayıda, jandarma kuvvetleri de bulunacaktır. Bu kuvvetlerin toplamı, subaylarıyla birlikte, sekiz bini aşmayacaktır.
8. Yunan kuvvetlerinin geri çekilmesi ve sivil yönetimin el değiştirme işlemi, başlıca merkezlerde yerleştirilecek olan Müttefikler arası kurulların yönetiminde yapılacaktır. Bu kurulların görevi, yukarıda sözü geçen çekilme ve el değiştirme işlemlerini kolaylaştırmaya aracılık etmektedir. Kurullar her türlü aşırılık ve şiddeti önlemeye çalışacaktır.
9. Bu kurullardan başka, Doğu Trakya'yı Müttefik Kuvvetleri işgal edecektir. Yaklaşık yedi taburdan oluşacak bu kuvvetler düzenin korunmasını sağlayacak ve söz konusu kurullara destek olacaktır.
10. Müttefik Devletler Kurulları ile askerlerinin geri çekilmesi, Yunan kuvvetlerinin boşaltma hareketinin bitişinden otuz gün içinde gerçekleştirilecektir. Müttefik Devletler hükümetleri, düzenin sürdürülmesi ve Türk olmayan halkın korunması için yeterince önlem alındığı konusunda uyuşurlarsa, bu geri çekilme işi daha erken bir günde yapılabilecektir. Böylece, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti yönetimi ve jandarması bir bölgede düzenli bir biçimde görev yapmaya başlar başlamaz, Müttefik Kurulları ve kuvvetleri o bölgeden otuz günlük sürenin bitiminden önce çekilebilecektir.
11. Anadolu'da, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti'nin kuvvetleri aşağıda gösterilen çizgiler üzerinde duracak; bu çizgileri Barış Konferansı'nın açılışına değin ve konferansın yapıldığı sürece geçmeyecektir.
Çanakkale Bölgesi: Lapseki kuzeyinde Bozburnu ve güneyde Kumburnu temel noktaları oluşturmak üzere, Asya kıyısından yaklaşık onbeş kilometre derinlikte bir çizgi.
İzmit Yarımadası: İzmit körfezinde Darıca'dan başlayıp Gebze'den geçerek Karadeniz üzerinde Şile'ye uzanan çizgi. (Burada adı geçen yerler Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmti'ne bırakılacaktır). Darıca'dan Şile'ye giden yol Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti ile Müttefik Devletler askerlerince ortaklaşa kullanılabilecektir.
Yukarıda belirtilen ayırıcı çizgiler, Müttefik Orduları'nın her birinden bir subay ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti'nin bir subayından oluşacak karma komisyonlarca belirlenecektir. Müttefik Devletler Hükûmetleri ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti çıkabilecek olayların önünü alacak gerekli önlemlere başvurmakla birlikte, aşağıda yazılı yerlerde kendi kuvvetlerinin sayısını çoğaltmayı, tahkimat ya da başkaca askersel işlere girişmeyi yükümlenirler.
Çanakkale bölgesi: Bozburnu - Kumburnu çizgisinin, Boğaz'dan başlayarak, 15 kilometre doğusundaki yere dek; İzmit Yarımadasında: Boğaziçi'nden başlayarak, Şile - Darıca çizgisinin 40 km. doğusundaki bir yere dek. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti Bozburnu (Lapseki kuzeyi) ile Karaburun (Karabiga kuzeyi) arasındaki deniz kıyısının en az on beş kilometre yakınına dek top yerleştirmemeyi üstlenir.
12. Müttefik Devletler kuvvetleri şimdi bulundukları toraklarda kalacaklardır. Bu topraklara Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti, Barış Konferansı'nın kararlarına değin, saygılı olmayı üstlenir. İş bu topraklar şunlardır:
İstanbul Yarımadası'nda: Karadeniz kıyısında Pedima'nın yedi kilometre kuzeybatısındaki bir noktadan, Istranca, Mertekli, Kışağılı, Sinekli, Karasinan Çiftliği, Kadıköy, Yenice, Kadurina Çiftliği, Kalikratya'ya dek (tüm bu yerler içeride kalmak üzere) uzanan çizginin doğusundaki yarımadanın tümü; Gelibolu Yarımadasında: Baklaburnu, Saros Burnu, Bolayır ve Soğluma ağzı (tüm bu yerler içeride kalmak üzere) çizgisinin güneyinde kalan Gelibolu Yarımadasının tümü.
13. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti, Barış Antlaşması'nın onaylanmasına değin, Doğu Trakya'ya kuvvet geçirmemeyi, orada bir ordu toplamamayı ve bulundurmamayı yükümlenir.
14. Bu Sözleşme, imzasından üç gün sonra, 14/15-Ekim-1922 gece yarısı yürürlüğe girecektir."
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti adına: Ferik (Tümgeneral) İSMET
Fransa adına: General CHARPY
İtalya adına: General MONBELLI
Büyük Britanya adına: General HARRINGTON
Fransızca olarak; 11-Ekim-1922 günü Mudanya'da imzalanmıştır.
Kaynak:
► İsmail Soysal, Tarihçeleri ve Açıklamaları ile Birlikte Türkiye'nin Siyasal Andlaşmaları I. Cilt (1920-1945), TTK Ankara, 1983, s. 61-66
1- ULUSAL ZAFERİMİZİ TAÇLANDIRAN KENT: MUDANYA,
Yayına hazırlayan: Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu, Mudanya Belediyesi Yayını, Gaye Kitabevi – 2007 Bursa
2- OSMANLI'DAN İŞGAL YILLARINA, MÜTAREKEDEN CUMHURİYET GÜNLERİNE MUDANYA, Dr. Zeynep Dörtok Abacı, MUDANYA BELEDİYESİ, Eylül 2008, Kayhan Matbaası İstanbul
3- MUDANYA'NIN AKDENİZLİ KONUKLARI, GİRİTLİLER, F. Düvenci Karakoç, F. Düvenci Tunçdöken, Mudanya Belediyesi Yayını, Kayhan Matbaası – 2008, İstanbul
4- MUDANYA "Marmara'nın İncisi" Mudanya Belediyesi Yayını, Yrd. Doç. Dr. Bedri Yalman, Barışçı Ajans, Rota Ofset – 2013, Bursa
5- Cumhuriyetin İlk yıllarında İSTANBUL BASININDA BURSA, Ali İhsan İlhan, BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ YAYINI, Akmal Akınoğlu Matbaacılık A. Ş. – 2012, Bursa
6- Ulusal Basında Atatürk'ün Bursa Gezileri, Nezaket Özdemir, Nilüfer Belediyesi Yayını – 2012, Özsan Matbaacılık Ltd. Şti. – Bursa
7-TANIKLARIN İFADELERİYLE MİRZAOBA ŞEHİTLERİ ve GAZİLERİ, Sait Alper, BURSA BÜYÜŞEHİR BELEDİYESİ YAYINI, Rota Ofset- 2011 Bursa
8- Tanık anlatımları
9- Emekli Hakim A. Galip Tokça'nın Anıları
10- Ali Cevat Borçbakan'ın Anıları
11- Genel Kurmay Arşiv Belgeleri
12- Ulusal Basında Atatürk'ün Bursa Gezileri, N. Özdemir, Nilüfer Belediyesi, 2012
13-'YEŞİL BURSA' dergileri
14- Prof. Dr. Alev Sınar'ın 'YEŞİL BURSA' dergisinin 4. sayısında yayınlanan; 'BİR ŞEHRİN EDEBİYATA YANSIYAN ACI HİKÂYESİ: MİLLİ MÜCADELE'DE BURSA' adlı makalesi
15- 'Şu Çılgın TÜRKLER' kitabı, Bilgi Yayınevi, Ankara – 2005, 5. baskı
Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net)
L2fSIJNoA0xfSNxA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder