Namuslarını koruyan Türklerden silahlarını toplasın diye Samsun'a gönderilen Gazi paşa, İngiliz tutsağı sarayın dediğini yapmayıp Türkleri silâhlandırdıktan sonra.
7 ağustos 1919
"Anadolu'da icra eylediği harekatları mugayir kanun görülerek tevkifleri arzu olunan rüesa
Bahriyeli Rauf bey Mustafa Kemâl paşa"

Fatih Sultan Mehmed'in 1453'te kuşatmayı yoğunlaştırdığı kara surları hattı.
Görülen kuru kanal, Osmanlı topçusunun surları zorladığı dönemde buradaki hendek hattının yeriydi.
O günlerde burası daha derin, takviyeli ve savunma engelleriyle doluydu.
Yüzyıllar içinde hendek dolduruldu, tarla oldu, zaman zaman mezarlık olarak kullanıldı ve en sonunda şehirleşme içinde kayboldu.
Bugün yürüdüğümüz sokakların altı, bir zamanlar imparatorluk kaderinin çarpıştığı bir hat idi.

16-17 Ocak 1878'de Harrmanlı'da Rus askerleri ve Bulgar çeteleri tarafından katledilen ekserisi çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan yüzbinin üzerindeki şehidimizi rahmetle yâdediyoruz...

16-17 Ocak 1878'de Harmanlı'da Harmanlı Katliamı olarak bilinen Rus asker ve Bulgar çeteleri tarafından katledilen çoğunluğu çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan 100
binin üzerindeki Bulgaristan Türkü şehidimizi rahmetle anıyoruz.



17 Ocak 1878'de Harmanlı'da savunmasız Türk sivillere yönelik gerçekleştirilen katliam, aradan geçen 148 yıla rağmen unutulmuyor.

Harmanlı Katliamı, Ocak 1878 tarihinde 93 Harbi sırasında Harmanlı'da Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılma döneminde Rus ve Osmanlı güçleri arasında meydana gelen muharebe sırasında Müslüman sivillerin öldürülmesi, katliam, zorunlu göç, etnik temizlik ve soykırım hareketidir.

Bir milletin onurunu, direnişini ve tarihini asla unutmaması gerektiğini bizlere hatırlatıyor.

Harmanlı Katliamı'nın Türk milletinin tarihine kazınmış kara bir gün
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın (93 Harbi) en acı sayfalarından biri olan Harmanlı Türk Katliamı, 17 Ocak 1878 tarihinde yaşandı. Filibe'nin düşmesinin ardından Süleyman Paşa ile birlikte Edirne yönüne doğru çekilmek zorunda kalan yaklaşık 100 bin Türk sivil, Rus birliklerinin saldırılarına maruz kaldı. Bu geri çekilme sırasında Harmanlı'da savunmasız kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan Türk halkı, insanlık dışı bir katliamla karşı karşıya bırakıldı.


"Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın; çünkü unutulan soykırım tekrarlanır" (Aliya İzzetbegoviç)


İstinye donanma üssünün (Tersane) havadan görüntüsü. Üstte YAVUZ , solda MİDİLLİ ve yüzen havuz içinde bir Alman gemisi yer almaktadır. Sağ üstte bir grup tor
pido botu demirlidir. Fotoğraf Alman SL-10 zeplini tarafından

15.Haziran.1916'da çekilmiştir.

Langensiepen, Bernd; Güleryüz, Ahmet (1995). The Ottoman Steam Navy 1828-1923

Ottoman officials surrender the city of Jerusalem to the British, 1917

1453'te Osmanlı'nın Konstantiniye'yi Fethi neticesinde ele geçirilen Doğu Roma/Bizans Donanmasına ait bir Gemi Arması ve
Aziz George'nin Ejderha ile mücadelesi tasviri.
Sergilendiği Yer; Harbiye Müzesi
Tarihçi-Yazar
Cihan Söylemez


Adapazarı sitelerinde bir Erzurum'lu şöyle anlatılıyordu. Erzurum'lular da duysun istedim.
Esmerdi.
Kara kaşlı kara gözlüydü.
Simsiyah elbise giymişti.
Simsiyah pantolon gitmişti.
Çizmeleri simsiyahtı.
Tüfeği simsiyahtı.
Kemerinde simsiyah kama vardı.
Kamçısı simsiyahtı.
Atı bile simsiyahtı.
34 yaşındaydı.
Erzurum'luydu.
Binbaşı eşini Sarıkamış'ta kaybetmişti.
Erzurum Kongesi'nde denk getirememiş, üç gün at sürerek Sivas Kongresi'ne gelmiş, yolunu gözleyip Mustafa Kemal'in karşısına dikilmişti.
"At binerim, silah atarım, bana iş ver" demişti.
Fatma Seher'di.
Tarihi sıfatını Mustafa Kemal taktı. "Keşke bütün kadınlar senin gibi olsa Kara Fatma" dedi!
Elinin hamuruyla erkek işine karışmasın gibi cinsiyetçi yaklaşımlar, Mustafa Kemal'in ciddiye bile almadığı kavramlardı. Kadının insandan bile sayılmadığı dönemlerdi ama, Mustafa Kemal için kadın veya erkek ayrımı yoktu. Yürek var mı, ona bakıyordu.
Kendi elyazısıyla görev pusulası yazdı, imzaladı. "Istanbul'a git, Üsküdar'lı Kuvvacı albay Neşet Bey'i bul bu pusulayı ona ver" dedi.
Gitti, buldu... Pusulayı okuyan Neşet Bey'in yönlendirmesiyle İzmit bölgesinde görevlendirildi. Aralarında kendi kızının olduğu 15 kadınla milis müfrezesi kurdu. İki ay geçti, emrindekilerin sayısı 700'e yaklaşmıştı. 43 kadın, 600 küsür erkeğin komutanıydı.
Sadece kara gözlü değildi.
Gözükara'ydı.
İnönü'nde, Sakarya'da çarpıştı.
Yanindaki kadınların 28'i şehit düştü.
Kızı elinden vuruldu, iki parmağı koptu.
Kendisi de sağ kolundan yaralandı. Bir ara cephanede sandıkları naklederken yakalandı, esir düstü, 19 gün işkence gördü, kaçmayı başardı.
Büyük Taarruz'a katıldı.
9 Eylül'de İzmir'e giden süvarilerin arasındaydı.
Milis çavuşu rütbesiyle başladı.
Üstteğmen olarak ayrıldı.
İstiklal Madalyası aldı.
Maaş bağlanmasını kabul etmedi.
Emekli maaşını Kızılay'a bağışladı.
Herhangi bir kişisel menfaat peşinde koşmadı, köşesine çekildi, izi kaboldu. Yıllar içinde dara düştüğü, kimseye haber vermediği, evsizlere yardım eden Galata'daki Rus manastırına sığındığı ortaya çıktı. Yalvar yakar zorla ikna edildi, Darülaceze'ye alındı.
1955 yılında vefat etti.
Bir küçücük mendil bohçasından başka eşyası yoktu.
Açtılar...
İstiklal Madalyası ve Mustafa Kemal'in hediye ettiği gümüş sigara tabakası çıktı.

O kadar çok güzel , kahraman insanlar şehit oldu ki...

İstiklal Savaşı zaferle sonuçlanmış. Başkomutan mutlu... Sıra, memleketin kalkındırılması.
17 Ocak 1923, İzmit Gebze.
https://www.facebook.com/reel/1372322487438484
Iskilipli Atıfın idam karar zabtı.
Suç: Yunan lehine fetva verip propoganda yapmak.

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net)
L2fSIJNoA0xfSNxA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder