Sarayın çalışan sayısı 5 bin kişi. Sırf Alışveriş masrafı 2 milyon sterlin
DOLMABAHÇE SARAYI...1840'lı yıllarda sarayın inşaatına başlanmıştır. İnşaat: 1842-1855 yılları arasındaki 12 yıllık dönemde: Ermeni mimarlar Garabet Balyan ve oğlu Nigogos Balyan tarafından yürütülmüştür.
Sarayın: İstanbul Boğazı kıyısındaki cephesi yaklaşık 600 metre uzanmaktadır. 3 katlı saray: simetrik planlıdır. Sarayın 286 odası ve 44 salonu vardır. Yapının temelleri kestane ağacı kütükleri üzerine oturtulmuştur. Büyük kabul salonu: 55 sütunludur ve 4.5 ton ağırlığında, İngiliz tarzı kristal avize ile aydınlatılmaktadır.
Bunun üzerinde 750 ampül bulunur. Yine "Muayede Salonu" bölümünde de 4.5 tonluk başka bir avize bulunur. İç dekorasyonda kullanılan mobilyalar, ipek halı ve perdeler ülke dışından getirilmiştir.
Tavanlar ve duvarlar: ünlü ressamların değerli resimleri ve altın süslemelerle dekore edilmiştir. Oda ve salonların birçoğunda: her türlü dekorasyon aynı renk tonlarına sahiptir. Bütün zeminler, birbirinden farklı ama çok süslü ahşap parkelerle döşenmiştir. Yurt dışından getirilen dekoratif el işleri sarayın birçok yerini süsler.
Pek çok oda: kristal avizeler, değerli şamdanlar ve şöminelerle süslenmiştir. Sarayın "Balo Salonu" dünya üzerindekilerin en büyüğüdür ve özellikle 35 metre yükseklikteki kubbesinde bulunan 5 ton ağırlığındaki avize dikkat çeker. Sarayda kullanılan keresteler Romanya'dan, kapı lambri ve parke keresteleri Afrika ve Hindistan'dan getirilmiştir. Hünkar hamamında Mısır mermerleri kullanılmıştır. Sonuç olarak: devletin maliyesinin batması göze alınarak: burada mevcut başka hiçbir sarayda olmayan zenginlik ve ihtişam yaratılmıştır.
1853 yılında: bir gezgin Fransız yazdığı anılarında: saraydan söz ederken: sarayın halen süsleme faaliyetlerinin sürdüğünü, mobilyalarının yerleştirilmediğini belirtmektedir. Yani: sarayın 1850'li yılların sonlarına doğru bitirildiği düşünülmektedir.
Osmanlı devleti, yine aynı dönemde, büyük borç batağı içinde bulunmaktadır. Osmanlı Maliyesi: sarayın yapımı için gereken 3 milyon kese altını harcadığında: bunun altından kalkması mümkün olmayınca: kamu görevlilerinin maaşları ödenememiş, maaşlar aybaşı yerine ayın ortasında hatta sonunda ödenmeye başlamıştır. Daha sonraları ise, maaşlar bırakın ay sonunda ödenmeyi, 3-4 ayda bir ödenir hale gelmiştir. Evet: Osmanlı maliyesinin zaten krizde olan durumu, Dolmabahçe Sarayı için Padişah Abdülmecit tarafından keyfi olarak harcanan 5 milyon altın sonucu iyice çökmüştür. İşin ilginci: tüm bu sıkıntılara rağmen, Padişah Abdülmecit, bu sarayda yalnızca 6 ay yaşayabilmiştir.
Ardından: tamamen iflas durumuna giren ekonomi: Padişah Abdülaziz zamanında, saraydaki israf nedeniyle baş edilmez hale gelmiştir. Sarayda: 5300 kişinin hizmet ettiği ve sarayın bir yıllık masrafının 2 milyon altın olduğu düşünülünce: zaten ekonominin iflas nedeni rahatlıkla anlaşılabilir. SULTAN Abdülmecit genç yaşta öldü. Yerine gelen SULTAN Abdulaziz'in döneminde savurganlık, had safhaya ulaştı. Bir yandan sarayın çalışan sayısı 5 bin kişiyi geçip masrafları 2 milyon sterlini bulurken, Sultan Abdülaziz iki tane daha saray yaptırdı,
ÇIRAĞAN SARAYI…(sultan Abdülaziz tarafından yaptırıldı, 4 yılda 4 milyon altına mal oldu, Avrupa dan borç alındı) Sultan Abdülmecit in, yerine gelen Sultan Abdülaziz ilk iş ÇIRAĞAN SARAYINI İnşa ettirdi. Saray inşaatı dört yıl sürdü. Devlete 5 milyon altına mal oldu. Padişahın aylık maaşı da 50 bin altın. Sultan Abdülaziz 1867 yılında Çırağan Sarayı'na taşındı
Padişah bu sarayda kaç yıl oturdu? sıkı durun, Sadece 45 gün. Sarayın yerinde önceden Beşiktaş Mevlevihanesi varmış. Yıkılan mevlevihanenin ruhları onun rüyasına giriyormuş. Sultan apar topar Dolmabahçe Sarayı'na dönmüş. 5.000.000 altın havaya uçmuş..
BEYLERBEYİ SARAYI ….Sultan Abdülaziz Fransa kraliçesi için, Yaptırdığı Beylerbeyi Sarayı var. Kadın Fransa'ya dönünce Beylerbeyi boşa çıkmış. 1875 yılında paraları saraylara yatıran, Osmanlı Maliyesi iflas ediyor. Padişah Abdülaziz büyük adammış, çarpık bacaklı Napolyon'nun karısına atlamış, Yurt dışı gezisine çıkan ilk padişah Sultan Abdülaziz'di, Sultan Abdülaziz' i Fransa' da III. Napolyon'un eşi İmparatoriçe Eugénie karşılamıştı. Göz kamaştırıcı güzellikteki İmparatoriçe, heybetli Abdülaziz'den daha ilk dakikada etkilenmişti. Karşılıklı olan bu etkileşim, Abdülaziz'i de fazlasıyla cezbetmişti. Hatta rivayet odur ki padişah 11 günlük ziyaretinde başka hiçbir şeyle ilgilenmemiş, vedalaşma sırasında iki taraf da aşırı üzgün görünmüştü. Fransa'dan bir daha görüşmemek üzere ayrılan bu ikilinin yolları iki yıl sonra tekrar kesişti. Mısır Süveyş Kanalı açılışına davet edilen Fransız kraliçe Eugeine, oraya geçmeden evvel soluğu İstanbul'da almak istemişti.
İmparatoriçenin Süveyş Kanalı'nın açılışı için Mısır'a gitmeden önce İstanbul'a uğramaya karar verdiğini duyar duymaz hazırlıkları yapan Abdülaziz, misafiri için Beylerbeyi Sarayı'nı hazırlatmış, her türlü detayı bizzat kendisi ayarlamıştı. Abdülaziz'in hazırlıkları bunlarla sınırlı kalmamış, birbirinden şatafatlı armağanlar da hediye etmişti. Fransız İmparatoriçe ise buna karşılık altın yaldızlı çerçevede kendi resmini sunmuştu. İmparatoriçenin bir haftalık dolu dolu İstanbul gezisi müthiş bir şekilde ilerlerken son günlerde dedikodular yayılmaya başladı.
İddiaya göre 17 Ekim gecesi Abdülaziz, Beylerbeyi'ndeki tüm görevlilere izin verip Fransız İmparatoriçe ile yalnız kalmak istemişti.. Kraliçe Mısır Süveyş kanalı açılışını bahane ederek, Mısır'a giderken İstanbul'a uğramış, sultan abdülhamit, İmparatoriçe için Beylerbeyi Sarayı'nı hazırlatmış, hazırlıkların başında bizzat bulunmuş, kraliçe Eugenie'yi daha karaya ayak basmadan denizde karşılamış ve peş-peşe hediyelere boğmuştu. Abdülâziz'in Eugenie' ye gecelik entarisi yaptırması için verdiği binlerce altın değerindeki şal, şehrin dilindeydi. Abdülâziz, 17 Ekim gecesi Dolmabahçe'den saltanat kayığına binip Beylerbeyi'ne geçmiş ve gün ağarıncaya kadar kraliçe Eugenie ile beraber kalmıştı.
Söylentiler o kadar arttı ki, hükümdarın annesi Pertevniyal Valide Sultan, haremi ziyarete gelen kraliçe Eugenie'ye "Kadın, senin kocan yok mu, memleketine gitsene!" diye bağırmıştı. Dolmabahçe Sarayı'nın bakımıyla uğraşmanın giderleri yıllık 2 milyon sterlin (2.2 milyon TL)'i bulmaktaydı. Abdülmecid ve Abdulaziz'in bu ve benzeri müsrifliklerini protesto eden dönemin sadrazamları (başbakanları) görevlerinden istifa etmişlerdir.
1854 yılındaki Ali Paşa ve Mehmet Fuat'ın dış kaynaklardan almayı başardıkları 3 milyon sterlinlik borcun büyük kısmı, Padişah' ın bu giderleri için kullanılmıştır. Bu tarihlerde Almanlar' da Benz araba fabrikasını kuruyor.
Bazı güya tarihçiler, Topkapı sarayının yönetim merkezi olarak çağdışı kaldığını ve daha modern yönetim merkezi olarak Dolmabahçe sarayına ihtiyaç olduğunu söylüyorlar, gerçekte Osmanlı son dönemlerinde Avrupa devletleri gibi yönetim biçimine geçmişti, yani sadrazamlık (başbakanlık) bakanlıklar gibi devletin kurumları vardı, bunlarda bab-i ali diye adlandırılan Cağaloğlundaki hükumet binalarında görev yapıyordu, devlet buradan yönetiliyordu, yani çok maliyetli saraylara gerek yoktu.
OSMANLI ALDIĞI BORÇLARI ÖDİYEMEMİŞ ve YABANCILAR DUYUN I UMUMİYE İDARESİNİ KURMUŞ, OSMANLI' nın GELİRLERİNE EL KOYMUŞLARDIR.
Osmanlı borçlarını ödiyememiş, yabancılar alacaklarını tahsil etmek için Duyun ı umumiye idaresini kurmuş, Osmanlı' nın gelirlerine, madenlerine el koymuşlardır, Zonguldak kömürlerine Fransızlar, Balıkesir kurşun madenlerine Fransızlar, İngilizler krom madenlerine el koymuşlardır, tütün alımı ve piyasası, sigara fabrikaları yabancıların elindedir, İstanbul galata limanı Fransızların, Haydarpaşa limanı Almanların elindedir, izmir limanı Fransızların elindedir, İstanbul iski sular idaresi Fransız şirketidir, Silahtarağa elektirik santralı, Abdülhamit' den sonra gelen İttihad Terakki tarafından Belçikalı sermayesine yaptırılıp, bu yabancı sermaye tarafından işletilmektedir, tüneldeki küçük metro abdülhamitten evvel Fransız sermayesinin elindedir, İstanbul telefon şirketi İngiliz şirketi tarafından kurulup işletilmektedir, Abdülhamit teröristler bu telefonla haberleşmesinler diye telefon hatlarını kaldırmıştır, Almanya Berlinden İstanbul, konya, adana, bağdat demiryollarını yapan işleten Almanlardır, demiryollarının etrafındaki madenleri Almanlar işletecektir diye Almanlara imtiyaz verilmiştir, ege tarafındaki tren hatları Fransız ve İngilizlerin elindedir.
Suriye, ( Osmanlı zamanı Lübnan ve Ürdün suriye içinde geçiyordu) buradaki limanlar, demiryolları Fransızların elindeydi, Osmanlı merkez bankası Avrupalı devletlerindi, Osmanlı parasını bu yabancı banka basıyordu, Sultan Abdülhamit dışarıdaki bütün Müslümanlardan da çağrı yaparak, para toplayarak hicaz demiryolunu Almanlara yaptırmıştır. Yol falanda yok, İstanbul' dan, Trakya' ya Edirneye giden yollar toprakdır, Yani Osmanlı sanayi devrimini kaçırdığı için çok geri kalmış, çöküş dönemine girmiş, Avrupalı devletlerin yarı sömürgesi haline gelmişti, Osmanlı topraklarındaki petrolleri paylaşmak için Avrupalı devletler birbirleri ile yarış ediyordu. Osmanlıyı nasıl parçalayıp, kim nereyi alacak diye aralarında gizli anlaşmalar yapıyorlardı.
Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net)
L2fSIJNoA0xfSNxA
- - - - - - - - - - - - - - - -
Bizden Sonra
Haydi burda öl dediler bana
Ölmek istemiyorum demedim
Demedim ama
Şimdi bilmek istiyorum
Toprak gene bizim zamanımızdaki gibi mi sürülecek?
Tezgah başında çalışırken
Gene denizde,güneşte mi kalacak adamın aklı?
Biz nasıl olsa öldük.
Artık ne çiçek koklamak.
Ne de ötekine berikine içerleyip
Rakıya sarılmak var bizim için?
Hiç hiçbir şey kalmadı.
Bari bizden sonra ne olacağını bilsek…
~Melih Cevdet Anday~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Yuvarlak bir gezegende yaşarken seçilecek yanlar yoktur.
~Wayne Dyer~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Borç alabilmek için önce ona ihtiyacının olmadığını kanıtlaman gerekir.
~MURPHY KANUNLARINDAN
Murphy kanunları ilk olarak 1949 yılında Captain Ed Murphy tarafından Anything that can go wrong will go wrong yanlış gitme olasılığı bulunan bir şey, yanlış gider olarak emrindeki proje yöneticisi George Nicholsun yarattığı bazı durum ve tersliklerden mülhem olarak vazedilmiştir.
Zaman içinde pek çok kişi benzer terslikleri Murphy kanunu adı altında listeye eklemiş, kurallar anonim bir hal almıştır.
1917 doğumlu Edward A.Murphy Jr.ABD Hava Kuvvetlerinde 1949da roketler üzerine deney yapan mühendislerden biriydi.
İnsan üzerine ivmelenmenin etkilerini inceliyordu (USAF proje MX981).
Deneylerden biri pilot üzerinde 16 değişik noktaya akselometre takılması gerekiyordu.
Sensör bir yapıştırıcı ile ancak iki türlü takılabiliyordu ve birisi 16 sensörün tamamını da yanlış takmayı becerdi.
Bunun üzerine Murphy, daha sonra kanun olarak nitelendirilecek ilk söylemlerini bir basın toplantısında açıkladı.
Bir kaç ay içinde Murphynin Kanunları mühendislik sahasında çalışanlar arasında yayıldı ve 1958de de nihayet Websterin sözlüğüne girdi.~
- - - - - - - - - - - - - - - -
O GÜZEL ATLAR NEREDE?…
https://www.youtube.com/watch?v=9tUVGVcUAO0
- - - - - - - - - - - - - - - -
SENİ ARIYORUM.
Birini arıyorum
Boşlukta tutunacak bir dal.
Girdapta umutlandıracak bir düşünce
Aşkta doruklara çıkaracak bir kalp
Birini özlüyorum
Biraz olsun duygularımı anlayacak
Kendisini yalnız benimle paylaşacak
Ve pusulu düşüncelerimden beni sıyıracak
Birini istiyorum
Benim sevgilim diye biyebileceğim
Yanımdayken bile özlem duyabileceğim
Ve herşeyimle onun olabilecegim.
Birini bekliyorum
Ama cok özel birini
Ama çok güzel birini
Ama ,fikir .ama kalp olarak
Beni seven birini bekliyorum
~Okan İLYAN~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Uzun zamandır senato, meclis, hükumet binaları ve belediyelerin sahipleriler.
Hakimler arka ceplerinde.
Bütün büyük medya ve haber şirketlerinin sahipleriler.
Her sene milyarlarca doları lobileşmek için kullanıyorlar.
Onlar tek birşey istemiyorlar.
Eleştirel düşünen vatandaş istemiyorlar.
İyi derecede bilgilendirilmiş ve eğitim görmüş insanlar istemiyorlar.
Çünkü onların çıkarlarına aykırı.
~George Carlin~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Bir Umut
Yorgunsun,uzaklardan gelmişsin;
Yitirmişsin neyin varsa birer birer.
Bir sağlık,bir sevinç,bir umut…
Onlar da neredeyse gitti gider.
Dost bildiğin insanların yüzleri
Aynalar gibi kapkara.
Suyu mu çekilmiş bulutların?
Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.
Taşlara düşen saat gibi,
Ne artı, ne eksi.
Bir sağlık,bir sevinç,bir umut
Hikaye hepsi.
~Cahit Sıtkı Tarancı~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Kolayca anlayamadığımız ne varsa ona tanrı deriz; bu da beyin dokularımızın aşınmasını ve bozulmasını önler.
~EDWARD ABBEY~
- - - - - - - - - - - - - - - -
ESNAF, BOĞAZİÇİ EL ELE HAYDİ GÜZEL GÜNLERE…
https://www.youtube.com/watch?v=EjZosgyJ5qo
- - - - - - - - - - - - - - - -
BAKARA-180.Sizden birisine ölüm yaklaştığında, eğer ardında mal bırakacaksa, vasiyet etmek farz kılındı.
***
NİSA - 11-12.Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor: Çocuklarınızda, erkeğe iki kadın payı kadar, eğer hepsi kadın olmak üzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasın üçte ikisi ve eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır….(diye devam ediyor)
- - - - - - -





- - - - - - -
Can_Baskent_Editor_-Apolitika_Dergisi_Seckisi.epub
Ataturk_Olmasaydi-Cemal_Kutay.epub
Wilbur_Smith-Deniz_Kadar_Ac.epub
Isaac_Asimov-Vakif_5_Vakif_ve_Dunya.pdf
Athol_Fugard-DOMUZ_AHIRI.pdf
A._Cem_Ersever-Ucgendeki_Tezgah.pdf
Gianina_Carbunariu-KEBAB.doc
Mandos-Upanisadlar.epub
Sirel_Karakas-Psikoloji_Biliminin_Yeni_Paradigmasi_Bilissel_Norobilim.pdf
Dirilis-Leo_Tolstoy.epub
Melih_Cevdet_ANDAY-OLULER_KONUSMAK_ISTERLER.pdf
starbucks.docx
Karekok_Yayinlari-LYS_Cografya_Denemeleri.pdf
ESER-YAZAR_SOZLUGU.doc
Haldun_Taner-Gozlerimi_Kaparim_Vazifemi_Yaparim.docx
Rollo_May-Kendini_Arayan_Insan.pdf
A.PALEVI_MUHIM_SORULARN_CEVABI.pdf
Cevat_Rifat_Atilhan-Menemen_Hadisesinin_Ic_Yuzu.epub
Erturk_Aksun-Ates_Gunes_ve_Ada.epub
Jules_Verne-2890_Yilinda.epub
Stefan_Zweig-Bilinmeyen_Bir_Kadinin_Mektubu.epub
osho_provakator_mistik.epub
Ferhenga-Desti-a-Kurdish-Kurdish-Dictionary-by-Umid-Demirhan.pdf
Richard_Brautigan-Willard_ve_Onun_Bowling_Kupalari.epub
Orhan_Veli-Yalniz_Seni_Ariyorum.pdf
Gunes_Ulkesi-Tommaso_Campanella.epub
Nazim_Hikmet-Yasamak_Guzel_Sey_Bekardesim.pdf
Nazim_Hikmet_15_Kan_Konusmaz.epub
Korluk-Jose_Saramago.mobi
Babil_Kitapligi_12_Villiers_de_L_isle-Adam-Son_Senliklerin_DavetlisiCS_.pdf
- - - - - - -
"> "> "> "> "> "> "> ">
- - - - - - -
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim. Videolar, resimler, makaleler falan. | : | http://insulaelibertatis.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc HvLWPtIjJR8X@protonmail.com 0PjukdvspdUh@mail2tor.com |
| Tor ağı üzerindeki web siteleri Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız. | : | http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/ http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/ |
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder