11 Haziran 2014 Çarşamba

Fwd: BİR YURTSEVER SUBAYIN EMEKLİ TUĞGENERAL VELİ KÜÇÜK'ÜN AĞZINDAN "ERGENEKON KOMPLOSU" VE TSK'NIN İTİBARSIZLAŞTIRILMASI OPERASYONU


-------- Original Message --------
Subject: [UNITED-TURKS] BİR YURTSEVER SUBAYIN EMEKLİ TUĞGENERAL VELİ KÜÇÜK'ÜN AĞZINDAN "ERGENEKON KOMPLOSU" VE TSK'NIN İTİBARSIZLAŞTIRILMASI OPERASYONU
Date: Tue, 10 Jun 2014 22:45:03 +0300
From: DIGI SECURITY (İŞNET) Digi.Security@isnet.net.tr [UNITED-TURKS] <UNITED-TURKS@yahoogroups.com>
Organization: DIGI SECURITY (İŞNET)

ÖZEL BÜRO NOTU : HATIRLAYALIM, 2001 – 2008 YILLARI ARASINDA ERGENEKON ÖNCESİNDE VE 2008 – 2013 YILLARINDA DAVA SÜRECİ İÇİNDE FETULLAHÇI VE AKP YANDAŞI MEDYA ORTAMI HAZIRLAMAK İÇİN ERGENEKON SANIKLARI İÇİN KARALAMA VE İTİBARSIZLAŞTIRMA KAMPANYASI BAŞLATTI.
İSTİSNASIZ HER SANIK İÇİN SAÇMA SAPAN SAVCILIK SUÇLAMALARINA DAYANARAK ABUK SABUK, İPE SAPA GELMEZ İDDİALARDA BULUNDULAR.
İNTERNETTE GOOGLE ARAMA MOTORUNA SANIKLARIN ADINI TEK TEK GİRERSENİZ ISMARLAMA YAPILAN İFTİRA HABERLERİNE ERİŞEBİLİRSİNİZ.

BUNLARI BURADA TEK TEK YAZMAYACAĞIZ.
HATTA BU İDDİALAR O KADAR UÇUKTU Kİ BİR ÇOĞU SANIKLARIN YAPTIKLARI SAVUNMALAR İLE ANINDA BİR BALON KÖPÜĞÜ GİBİ UÇTU GİTTİ.

ANCAK F TİPİ MEDYA + AKP MEDYASININ ATTIĞI ÇAMUR NE KADAR TEMİZLENSE DE MAALESEF ERGENEKON SANIKLARI ÜZERİNE SİNDİ.
CIA DESTEKLİ YAPILAN PSİKOLOJİK OPERASYONDA, FETULLAHÇI VE AKP'Lİ MEDYA İŞBİRLİĞİNİN GÜCÜ İLE SIRADAN VATANDAŞLARE ÜZERİNDE BİR ERGENEKON ÖCÜSÜ YARATILDI.
ŞİMDİ İSE ESKİ KAN KARDEŞLER FETULLAHÇI MEDYA VE AKP'Lİ MEDYA SAVAŞ İÇİNDE.
BAZI AKP YÖNETİCİLERİ İSE ERGENEKON DAVASININ SUNİ BİR DAVA OLDUĞUNU VE YENİDEN YARGILAMA GEREKTİĞİNİ SÖYLÜYOR VE KOMPLONUN FETULLAHÇI YARGI TARAFINDAN YAPILDIĞINI İLERİ SÜRÜYOR.

AŞAĞIDA PKK'NIN VE İŞBİRLİĞİ YAPTIĞI YABANCI GİZLİ SERVİSLERİN KORKULU RÜYASI OLAN VELİ KOMUTANIMIZIN DAVA İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARINI OKUYACAKSINIZ.
AMA ŞUNU DA GEÇMEYELİM.
F TİPİ MEDYA VE AKP MEDYASININ İTİBARSIZLAŞTIRMAK İÇİN EN ÇOK ÇALIŞTIĞI İSİM NE YAZIK Kİ VELİ KÜÇÜK'TÜR.
ÇÜNKÜ ONUN ŞAHSINDA TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ HEDEF ALINMIŞTIR DİYELİM VE BURADA SÖZÜ KOMUTANIMIZA VERELİM.

İSTEYENLER VELİ KOMUTANIMIZIN EK'TEKİ ERGENEKON MAHKEMESİNE YAPTIĞI SAVUNMALARI OKUYABİLİR.
VE İSTERSENİZ ERGENEKON VE BALYOZ SANIKLARI İLE İLGİLİ KURULAN KOMPLO TEZGAHINI EK'TEKİ DÖKÜMANLARDAN VE AŞAĞIDAKİ DAVANIN BİLANÇOSU ADLI DÖKÜMANDAN OKUYABİLİRSİNİZ.

SON NOT : VATANI İÇİN BUGÜNE KADAR HİÇ BİR ŞEY YAPMAYANLARIN VELİ KÜÇÜK'Ü ANLAMASINI BEKLEMİYORUZ.
YURTSEVERLİĞİ 19 MAYIS'LARDA, 29 EKİM'LERDE BAYRAK SALLAMAKLA SINIRLI OLANLARIN İSE ANLAMASINI İSE HİÇ BEKLEMİYORUZ.
VELİ PAŞAMIZA YAPILAN BUNCA SALDIRIYA RAĞMEN HALK NEZDİNDE NASIL SEVİLDİĞİNİ AŞAĞIDAKİ BAĞLANTIDAN GÖREBİLİRSİNİZ.

DAVANIN BİLANÇOSU ADLI DÖKÜMANI BURADAN İNDİRİN.

***

VİDEO LİNK :

http://www.youtube.com/watch?v=95bzLiHuJ-8

Veli Küçük, Sessizliğini Gazetemize Bozdu

TÜRKİYE'DE DEMOKRASİ VE CUMHURİYET DEĞİL, PARTİŞAHLIK HAKİM"

Korkmaz Kesik - Yarın Gazetesi

Bilecik'in Gölpazarı ilçesine bağlı Türkmen köyünde, bir çiftçi ailesinin dördüncü çocuğu olarak dünyaya gelen Emekli Jandarma Tuğgeneral Veli Küçük, Türkiye siyasetinin son dönemine damga vurmuş isimlerden biri.
35 yıl Türk Silahlı Kuvvetleri'ne hizmet eden Veli Paşa, 2007 yılında başlayan Ergenekon davasında soruşturmasının en önemli isimlerinden biri olarak yargılandı.
Avukatlığını kızı Zeynep Küçük yaparken, Küçük hakkında 2 bin 455 sayfalık iddianamede 17 ayrı suçlama yöneltildi.
6 yıl boyunca tutuklu kalan Küçük, yargılama sonrası iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Anayasa mahkemesinin uzun süreli tutukluluk kararı sonrası tahliye olan Küçük, tahliyesinden sonra zamanının önemli kısmını Gölpazarı'na geçirmeye başladı.

Yurt içi ve yurt dışından birçok basın kuruluşunun röportaj teklifini geri çeviren Küçük, gazetemizin teklifini kırmayarak sorularımıza içtenlikle cevapladı.
Tutukluluk yıllarının ardından özgürlüğün tadını köyünde çıkaran Veli Paşa, görev yaptığı yıllardan, Ergenekon Davası'na, Türkiye'nin güncel siyasetine ve geleceğine ilişkin birçok konuda düşüncelerini bizlerle paylaştı"Zulüm günleri" diye bahsettiği tutukluluk yıllarının acısı çıkarırcasına, köyünün o mis kokusunu içine çekerek sorularımızı samimi şekilde cevaplandırdı.
İşte çok konuşulacak Veli Paşa röportajı:

Ergenekon davasında iki kere ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırıldınız.
6 yıl da tutuklu yargılandınız ve sonunda beraat ettiniz.
Sizce 'Ergenekon davası' nedir?

" Ergenekon denilen örgüt hiç bir zaman olmadı ve yoktur.
Ben bunu mahkemedeki savunmamda da defalarca söyledim.
Davadaki amaç Türkiye'nin dağıtılması, parçalanmasıdır.
Bu yalnızca Türkiye'nin değil, Ortadoğu'nun da yok edilmesi projesiydi.
Peki niye Ortadoğu bir de o mesele var.
Ortadoğu, jeopolitik ve ekonomik açıdan dünyanın merkezidir.
Orta Asya'yı yok etmek isteyenler yani 'batı emperyalizminin' hedefi Ortadoğu olmuştur.
Mahkemedeki savunmamda da söylediğim gibi ABD Başkanı Bush, bir beyanatında, "Dünya haritasında parmağımı Türkiye'nin üzerine koyuyorum, içim titriyor" dedi.
Bu söylem hiç tartışılmadı.
Neden Türkiye, neden parmak koyuluyor ve neden içi titrediğini söylüyor.
Neden söyledi, çünkü Türkiye dünyanın merkezindedir.
Tarihteki çoğu savaşlar bu bölge için yapılmıştır.
Ortadoğu'nun dağıtılması, bir hegemonyaya girmesi, emperyalistlerin bu bölgeyi ele geçirmesi için bu bölgenin karıştırılması lazım.
Bu bölgenin karıştırılması lazım ama 700 bin kişilik TSK olunca bunu yapamadılar.
Ben son savunmamda şöyle dedim, "Ben size savunma vermem, size güvenmiyorum.
Ama bir anekdotu burada anlatacağım"
dedim.
Bunların hepsi de kayıtlarda mutlaka vardır.
200 senesinde ben Bilecik'te Tugay Komutanıydım.
O zaman rahmetli Eski Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, Bilecik'e geldi.
Elçibey bana, "Paşa, yok olacaksınız" dedi.
Bende neden ve nasıl olacak diye sorduğumda, "Şahsına söylemiyorum ama bu coğrafya değişecek.
Bunun içinde böyle 700 bin kişilik bir orduyu kabul etmezler"
dedi.
Ben de Elçibey'e, "Gerilla muhaberesi yapabilen, 20'li yaşlardaki gençlerden oluşan başka bir ülkenin ordusu yoktur.
Dünyanın en güçlü ordularından birisi Türk Silahlı Kuvvetleri'dir"
dedim.
Elçibey de bana, "Ortadoğu'nun dağılması için önce bu ordunun yok olması lazım.
Paşam sen de çok dikkat çektin, yok edecekler hepinizi"
dedi.
Bunları mahkemede anlattım ve bu planlar için Türk Ordusu'na girilmesi lazımdı.
Nasıl girilecekti, dikkat çektiğim için beni kapı olarak gördüler.
Ben Türk Milliyetçisiyim diye her yerde bağırıyordum"

Silivri'deki tahliyelerden sonra bazı çevreler TSK'ya kumpas kurulduğunu söylediler.Bunun hakkında ne diyeceksiniz?

"Kumpas kurulduğu söylendi ama onların söylemesine zaten gerek yoktu.
Türkiye'nin bu hale gelmesini Recep Tayyip Erdoğan temin etti.
Erdoğan, "Ben 'Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Eşbaşkanıyım" dedi.
Erdoğan BOP'u;
"Ortadoğu'da ve Kuzey Afrika'da 26 ülkenin sınırları değişecek.
Bu projede Diyarbakır bir yıldız olabilir"
diyerek tanımlamıştır.
Peki bu projenin başkanı kimdi, tabi ki Amerika Birleşik Devletleri başkanıydı.
Tayyip Erdoğan Eşbaşkan olarak, Türkiye'de görevimi yapacağım dedi.
Bu söylem karşısında daha ne cevap verebilirim ki?
Bu projesinin uygulanabilmesi için, orduya girilmesi lazımdı.
Bunun içinde bir kapı gerekti, 1980 yılından bu yana bu kapı olgunlaştırıldı.
Bu kapı olarak beni seçtiler ama, bu kapı Veli Küçük de olamayabilir, başka bir askerimiz, paşamız olabilirdi"

Tutuklu olduğunuz süre içinde hangi çevrelerden destek gördünüz?

"Ben bu süre içinde kimsenin desteğini istemedim, bir destek de aramadım.
Ayrıca da hiçbir zaman mahkemeden tahliyemi talep etmedim.
Ben bu mahkemeyi hiçbir zaman tanımadım, onun için kararlılıkla tahliyemi kabul etmedim.
Çünkü bu bir savaştı.
Bu savaş yalvararak, yakararak olmaz.
Hatta genel af çıkarılacaktı, terörist başı Abdullah Öcalan'ın yararlanacağı bir af ile ben tahliye olmam bunu kabul edemem, bunun için de dilekçeler yazdım.
İkici olarak elektronik kelepçe ile kontrollü bir şekilde tahliye edeceğiz dediler.
Bunun için de dilekçe verdim.
Ben Türk Ordusunun şerefli bir Generaliyim.
Türk Ordusunun ayağına kelepçe takarak dışarı çıkaramam.
Cezaevinin önüne çadır kurar yatarım burada, böyle tahliyeyi kabul etmem.
Ordunun şerefli bir askeri ve bir Türk asla ayağına pranga taktırmaz.
Üzerime çok geldiler, çok baskı gördüm ama bunların hiçbir önemi yok.
Benim bir benzetmem var; emekli bir general olarak bu ülkeye 35 sene hizmet ettim.
Yarın ahirete gittiğimde karşıma anasının elini öperek askere gelen 20 yaşındaki Mehmet çıkacak ve diyecek ki "Ben bu vatana canımı verdim, sen maaşını aldın.
Ne yaptın bu vatanı korumak için?"
İşte ben ona hesap vermek mecburiyetindeyim.
Onun için bildiğim doğru yoldan hiçbir zaman şaşmadım.
Hep söylediğim bir şey var, Türk Milliyetçiliği Yozgat'ta, Kayseri'de olmaz.
Türk Milliyetçiliği Ağrı'dan, Hakkari'den, Diyarbakır'dan başlar.
Yozgat'ta herkes Türk Milliyetçiliği yapar.
Bu söylemlerim yüzünden Devlet Bahçeli ile hep ters düştük.
Diyarbakır'da benimde verdiğim destek ile Ülkü Ocakları Şubesi açtık, bir ay kirası ödenmedi diye tabelayı geri indirdiler, böyle bir düşünce olamaz.
Ben Ağrı'da görev yaparken, benim eşim köyleri dolaşarak kimin çocuğu dağa çıkmışsa onlarla oturup sohbet ediyordu.
Sen eğer Ağrı'da, Diyarbakır'da Türk Milliyetçiliği yapamadınsa demek ki bu iş böyle olmaz.
Ben bütün korumalarımı Doğulu insanımızdan alırdım bu zamana kadarda hiçbirinden bir olumsuzluk görmedim.
Ben milliyetçi biri olarak Doğu bölgesinden başlayarak vatanın bütünlüğünü savunmam lazım.
Geçenlerde ziyaretime Doğuda eskiden koruculuk görevi yapan bir tanıdığım geldi.
Ne dedi biliyor musunuz?"Artık yol kontrollerini sadece korucular yapıyorlar.
Askerler artık kışladan çıkamıyor"
Bu zamanda koruculara da sahip çıkamıyoruz ve elbirliğiyle ülkeyi dağıtıyoruz.
Diyarbakır'da, Türk bayrağı çekilemiyorsa daha neyi konuşuyoruz anlamıyorum.
Ben bu düşüncelerimi her yerde savunduğum için içeriye girdim"

Siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?

"Ben şu an siyasetin ve politikanın tam ortasındayım.
Daha önce de defalarca bunu söyledim, ben Atatürk yolunda siyasetin izindeyim.
Siyaset için illa bir partiye girmeye gerek olduğunu düşünmüyorum.
Ben Türk Milliyetçisiyim benim politikam budur, başka da bir politika bilmiyorum.
Ben kendimi bildim bileli MHP'ye yakınlığım var.
Ancak şuanda hiçbir partide bir kaydım yok.
Ben partici birisi değilim.
Ülkenin şuan ki durumunda partiler bitti.
Bu ülkede artık iki durum var, Türk vatanının bütünlüğünün yanında olanlar ve karşısında olanlar.
Bunun dışında ben siyaset bilmiyorum.
Türk vatanına sahip çıkanlar benim partimi oluşturur.
Türk vatanının bütünlüğü için kafamı ortaya koydum diyenlerin canı gönülden her zaman yanındayım.
Bu ister sağ ister sol bir parti olsun.
Çok ilginçtir, sen sağcısın sen solcusun diye sokak ortasında birbirine saldıranlar vardı.
2003 yılında İstanbul Ülkü Ocakları Başkanıyla görüştüm.
Ondan sonra şuan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in oğlu Mehmet Perinçek'i çağırdım.
Mehmet de o zamanlar İşçi Partisi Öncü Gençlik başkanıydı.
İkisini de yanıma oturttum ve uzun uzun konuştum.
Atatürk'ün Gençliğe Hitabesini önlerine koydum ve okuyun dedim.
İkisine de "siz buna karşı mısınız" diye sordum ve ikisi de "karşı değiliz" dediler.
Ben de o zaman sağcılık, solculuk, faşizm, komünizm bitti bu memlekette.
Şu anda Türk topraklarının var olması ya da yok olması var dedim.
Emperyalistlerin oyununa gelerek birbirinizle kavgaya tutuşup, birbirinizi yok etmeye çalışıyorsunuz bu oyuna düşmeyin diyerek 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda ortak kutlama yapın dedim.
30 Ağustos'ta İstiklal Caddesi'nden Taksim anıtına tek bayrak, tek vatan sloganlarıyla yürüyüş yaptılar.
Ben de buna destek oldum.
Bu da bana suçlama olarak geri döndü.
Aslına bakarsanız bu Veli Küçük'ün işi değil, bunu devletin yapması gerekirdi.
İddianamede bunlar suç olarak bana yansıtıldı.
Şimdi ise yine devam eder aynı tavrı gösteririm.
Ancak bir parti çatısı altında değil, bir Türk Milliyetçisi olarak bunları yaparım"

Tahliyeniz sonrası memleketiniz Gölpazarı'na geldiğinizde coşku ile karşılandınız neler hissettiniz?

" Tüm hemşerilerime çok teşekkür ediyorum.
Hepsinden Allah razı olsun.
Ben Gölpazarı, Türkmen köyünde doğdum buranın ekmeğini yiyerek büyüdüm.
Buraya hizmet etmek zorundayım, daha önceden bir takım çalışmalarım oldu buradaki Tugayda görev yaparken.
Hala hizmet etmeye de devam edeceğim.
Çanakkale'deki Askeri Tugay'ı buraya getirmek için çok çabamız oldu.
Onda da başarılı olduk ve hemşerilerim de bana çok destek oldu.
Hepsine buradan çok teşekkür ediyorum tekrardan"

Ergenekon Davası toplumda da kabul görmeğini; 13 Aralık, 8 Nisan ve 5 Ağustos'ta binlerce insanın oraya gelerek protesto etmesinden anlıyoruz.Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nedir?

Şu an burada olmamız o insanlar sayesindedir.
Ergenekon davasının amacının ne olduğu insanlarımız tarafından anlaşıldı.
Kamuoyu ne yapılmak istendiğini gayet iyi bir şekilde anladı ve bizlere destek oldu.
Bundan sonraki süreçte ise kamuoyunun süreci sakin bir şekilde izleyerek, ister bir partide, ister kendi başına vatanın bölünmez bütünlüğüne sahip çıkmaya devam etmesi gerekir"

Kendinizi Türk Milliyetçisi olarak tanımlıyorsunuz.Türk Milliyetçiliği nedir?

"Sizlere benim özel hazırlattığım bir davetiye göstereceğim.
Buradan hareketle bu soruya cevap vereceğim.
Bakın burada Mustafa Kemal Atatürk'ün sözü yazıyor.
Onu sizlere okuyayım:
"Necip Türk Milletine ve nesl-i atiye (gelecek nesillere) tavsiyem şudur ki, sinesinde yetiştirerek başına geçireceği kişilerin kanındaki ve vicdanındaki cevher-i asliyeyi tahlil etmekten bir an feragat etmesin"

Bu aslında bize tavsiye değil bir görevdir.
Atatürk diyor ki,
"Bugün Sovyetler birliği dostumuz ve müttefikimizdir.
Ancak bugünden yarını kestiremez, tıpkı Osmanlı Devleti gibi Avusturya- Macaristan İmparatorluğu gibi dağılıp gidebilir.
Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir işte Türkiye o zaman ne yapacağını bilmelidir.
Bizim bu dostluğumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır.
Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.
Hazır olmak yalnızca o günü susup beklemek değildir.
Hazırlanmak lazımdır.
Milletler nasıl buna hazırlanır manevi köklerini sağlam tutarak.
Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür, tarihimizin köklerine inmeli ve olayların böldüğü tarih içinde bütünleşmeliyiz.
Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz.
Bizim onlara yaklaşmamız gerekir"

Atatürk bunu 1933 yılında söylemiş ve o günlerden bugünü görmüştür.
Ben bu Türk birliğini oluşturmak için çok çalıştım.
2006 yılında Almanya'da yapılan Dünya Azerbaycanlılar Kongresi'nde (DAK) beni başkan seçtiler.
Ben başkan seçildikten sonra asıl kıyamet koptu.
Türk birliğini oluşturacağım diye Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan hatta Avrupa'da çeşitli yerlerde konferanslar verdim.
Hatta İsveç/Stockholm'de verdiğim bir konferans sırasında fotoğraf çekildik.
O fotoğraf içinde yanımdaki kişinin Alpaslan Arslan olduğu söylendi.
Günlerce gazetelerde bu yayınlandı.
Yanımdaki kişi Azerbaycanlı Mehmed Ahmedov diye birisi olduğu ortaya çıktı.
Bu birliği oluşturmak aslında benim değil devletin işidir, çünkü Mustafa Kemal Atatürk öyle vasiyet ediyor.
Ama uyarı da yapıyor Atatürk, başınıza getireceğiniz kişileri iyi seçin diye.

"Peki bu anlattığınız Türk Birliği nasıl oluşabilir?

"O kadar güzel bir sistem yapmışlar ki komünizm üzerinden; örneğin 'a' harfini bir Kazak 'a' diye okurken, Kırgız 'b' diye okuyor, Başkurt 'l' okuyor, bütün Türk toplulukları farklı şekilde okuyorlar.
Birbirlerinden irtibatları kopuyor.
Biz bu sorunu halletmek için bir internet sitesini kurduk.
Bu siteyi açmaktaki amacımız bütün Türk topluluklarında bir dil birliği yaratmaktı.
Bu sitemin de açılışını bizzat kendim yaptım.
Bu site üzerinde çok uğraştık.
Bize bir birlik lazımsa bu Avrupa Birliği olmayacak.
Mesut Yılmaz, başbakan iken Avrupa Birliği Diyarbakır'dan geçecek demişti.
Bu deyim üzerine ben de diyorum ki birlik lazımsa bu 300 Milyonluk Türk Birliği olmalıdır.
Bu Türk Birliğini yolu da Tanrı Dağlarından, Ergenekon'dan ve Ankara'dan geçecek.
Bu sözlerimi de mahkemede söyledim.
Emperyalist devletlerin tüm sıkıntısı Türklerin bir araya gelme ihtimalidir.
Bir Alman Profesörünün çok ilginç bir sözü var, " Türkler eğer bir araya gelirse, Avrupa diye bir topluluk kalmaz" diye.
Bizim en büyük sıkıntımız aslında okullarda.
Benim eğer bir yetkim olsaydı, bütün tarih kitaplarını yakarım ve iki şey yaparım.
Birincisi, yeniden bir tarih yazarım ve ikinci iş olarak Kur'an-ı Kerim'i duvardan indiririm.
Okullarda ilmi öğretirim, Kur'an'ı duvardan indirerek öğrencilere öğretirim.
Kur'an olduktan sonra başka bir şeye gerek kalmaz.
Hiçbir hacıya, hocaya ihtiyaç kalmadan okullarda satır satır Kur'an'ı öğretirim.
Kur'an-ı Kerim duvara asılan değil başucu kitabı olmalıdır.
Bakın bir kitap yazdım Türkiye'de basılamıyor.
Orada da bunları belirttim.

1960 yılında Atıf Erçıkan, kendisi o zaman askeri ateşedir, Amerika'daki NATO toplantısında Erçıkan'a bir görev zarfı gelir.
Yanında bulunan İngiliz ataşesi zarfın yanlışlıkla Erçıkan'a verildiğini söyler ve zarfı ister.
Erçıkan ise karşı çıkıp vermez.
Ama zarfı açtığında yanlış geldiğini İngiliz ataşenin doğru söylediği anlar.
Ancak zarfta Sovyetler Birliği'nin yıkıldığında 5 tane Türk Cumhuriyetinin oluşacağı, bu Türk Cumhuriyetlerinin kendi aralarında ve batıdaki Türkiye Cumhuriyeti ile birleşirse, Türkler dünyanın jandarması olacağı yazıyordu.
Yazının devamında bu Türk Cumhuriyetleri'nin birleşmesini engellemek için ne yapmak gerekir diye sormuşlar.
Sene 1960, Sovyetlerin yıkılmasına 30 sene var.
İngiliz ateşe sonra gelip zarfı almış ve bir rapor yazmış.
Ben Cemal Kutay'ı arayarak bu olayı anlattım.
O da bu raporu duyduğunu ama detayını bilmediğini söyledi.
Sonra ben bu olayı araştırdım ve Atıf Erçıkan'ın akrabalarına ulaştım.
İngiliz ataşesinin hazırladığı rapor Türkiye dışında tüm NATO üyelerine görev olarak gönderilmiş.
Raporda, Türk Cumhuriyetlerinin kendi aralarında ve batıdaki Türkiye Cumhuriyeti ile birleşmesini engellemek için iki görev verilmiş.
Bunlardan birincisi etnik sorunların yaratılacağı, ikinci olarak da din tarikatlara bölüneceği söylenmiş"

Sizin Ermeni kökenli olduğunuzu iddia ettiler.Bu konuda bizi aydınlatabilir misiniz?

"Ben Azeri kökenli birisiyim.
Benim daha önce Ermeni olduğumu da iddia ettiler.
Ben Rusça, İngilizce, Ermenice dillerinde konuşmayı biliyorum.
Ermenice konuştuğum için bu suçlamayı yaptılar.
Sonra dilekçe verdim kütüğüm araştırılsın diye ve 1700'lü yıllara kadar inilerek kütüğüm çıkarıldı.
Kütüğümde Emiroğullarından, dedem 1850 doğumlu ölü Mustafa'nın oğlu diye kayıtlarda geçiyor.
Azerbaycan'da, Türkiye'den daha çok tanınıyorum.
Azerbaycan'a gittiğim zaman 'Amirov (Emiroğlu) Veli Küçük Paşa geldi' diye yayınlar yapılıyordu.
Biz 1960 da bahsettiğim o rapordan sonra sen Çerkezsin, sen Azerisin, sen Lazsın, sen Gürcüsün diyerek ülkeyi bu hale getirdiler.
Ben Azeri kökenliyim ama daha öncesinde ben Türk'üm.
Gidin Kazakistan ve Kırgızistan'a, ben Kazak'ım ama öncesinde Turan'ım diyor.
Turan'ım demesi benim için yeterli bir şey"

Dünya Azeri Kongresi (DAK) Başkanlığı yaptığınız süreçte nelerle karşılaştınız.
Bir baskı gördünüz mü?

"Ben DAK başkanı seçildiğim zaman İran'da 35 Milyon Azeri yaşıyordu.
Hepsi bana bağlıydı, ayrıca DAK Başkanlığı hafif bir olay değil, Birleşmiş Milletler onaylı bir başkanlıktı.
Benden İran'daki Azerilerin kendi ülkesini kurmasını istediler.
Ben de soydaşlarımın Fars şovenizmi altında yaşamasını istemem.
Ben böyle bir devlet kurma gücüm yoktur.
Bunu emperyalist devletler de biliyor, ama oradaki etkinliğimden dolayı olay çıkarabilirim.
Emperyalist devletler ortalığın karışmasını istiyorlardı, Ortadoğu'nun kan gölü olmasını istiyorlardı ben de tabi buna karşı çıktım.
Amerika böyle bir istekte bulundu, defalarca toplantıya çağırdılar ama ben konuşmayı bile reddettim.
Bunun karşılığında yıllarca öcü gibi bir Veli Küçük yaratıldı.
Ben çok dikkat çektim bu olaylardan sonra.
Bir de aşırı Türk Milliyetçisi söylemlerim vardı.
Bu milliyetçilik kesinlikle kafatasçı milliyetçilik olarak algılanmasın.
Zaten kafatasçı olduğun anda emperyalistlere hizmet edersin.
Ben Turan ırkıyım demesi benim için yeterli bir şey.
Kazaklar bunu söylüyor onlar benim kardeşim sayılır, Kırgız ben Turan'ım diyor.
Kinyas Kartal ben Kürdüm ama öncesinde Turan'ım diyor, bunu demesi bana yeterli geliyor.
Mesele sen ben meselesi değil aslında.
Türk'ün yok edilmesi, Türk'ü bir araya getirmeme meselesidir.
Onun için içimize her türlü nifakı soktular"

Kitap yazdığınızdan bahsettiniz.
Biraz kitabınızdan bizlere ipuçları verebilir misiniz?

"Kitabımı Türkiye'de bastıramadım, galiba Azerbaycan'da bastıracağım.
Türkiye'de yayınlanamıyor sanırım korkuyorlar bazı şeylerden.
Türkiye nasıl bu noktaya geldi onu yazdım bence bu çok önemli bir konuydu.
Bunu da 1974 yılından bu yana Amerikalılar ve İngilizler birlikte toplantılar düzenleyerek yaptılar, bunları da anlattım.

Kitabımdan bir bölüm anlatacağı sizlere.
Söğüt'te, Ertuğrul Gazi şenlikleri yapılır, biz de buralarda Yörük Bayramı deriz.
2002 yılında emekli olduktan sonraydı davet edildim ve şenliklere gittim.
Kimleri gördüm orada biliyor musunuz?
Hiç Türkçe bilmeyen, mahalli kıyafetlerle 3 otobüs dolusu kadınlı, çocuklu, erkekli Kürt vatandaşlarımız gelmişti.
Doğu Bölgesinde görev yaptığım için az çok Kürtçe anlıyorum, gittim hemen konuştum.
Nereden geldiniz dedim, Karacadağ'dan geldiklerini söylediler.
Karacadağ, Şanlı Urfa ile Diyarbakır arasında bir yerdir"Peki neden geldiniz?" diye sordum, "Atamızın toyuna geldik" dediler.
Ertuğrul Gazi'ye atamız diyorlar, bunlar Kürt vatandaşlarımız.
Fakat Ermeni dönmesi Kürtlerden değil.
Türkçe bilmiyorlar ve Kinyas Kartal'ın söylediği gibi aşiretlerde konuşulan Öz Türkçeyle konuşuyorlar.
Ben konferanslarda da, yazılarımda da vurguladım aslında Kürtçe diye bir dil yoktur.
İşte kanıtı ortada, Diyarbakır'da Kürtçe konuşan, Söğüt'te Öz Türkçe konuşanlar dururken daha ne yorum yapılıyor, araştırma yapılıyor anlamıyorum.
Daha nasıl kanıt istiyorlar, her şey çok açık şekilde ortadadır"

Diyarbakır'da açılan Ülkü Ocakları neden kapatıldı?

"Diyarbakır'da Ülkü ocakları açtık buradaki Diyarbakır'daki çoğu Kürt çocuklar geldiler Ülkü Ocaklarına kayıt oldular.
Ondan sonra Ankara'dan bir emir ile tabelayı kaldırdılar.
Ülkü Ocakları bu işte çok samimiydi, ben buna yürekten inanıyorum.
Bu partiyi yöneten zihniyet değişmeden bu iş olmaz"

JİTEM hakkındaki suçlamalara ne diyorsunuz?

"Ben İstihbarat Grupları Komutanıydım, JİTEM diye bir şey yoktur.
Mahkemede söyledim İstihbarat Gruplarını ben kurdum ve sınır ötesi dahi tüm operasyonları ben yaptım.
Ortada bir suç varsa önüme koyun, personelimin yaptığı işlemler dahil tüm hesabı ben vereceğim.
Eşim geçenlerde bir raporumu okumuş sonra bana, "1992'de Ankara'ya verdiğin istihbarat raporunda neler olacağını yazmışsın" dedi.
Tabi ben o zamanlardan tehlikeyi görüp rapor olarak sunmuştum bütün durumu.
Ancak daha sonra bir gün gece 12'de kapımı çaldılar, "İstihbarat Grup Komutanlığı kadrolarıyla birlikte lav edilmiştir" dediler.
1 yıl geçmeden lav edildik.
Eğer istihbaratı yanlış yaptıysam, bu işi bilmiyorsam Veli Küçük yerine başkası gelirdi ve benden hesap sorulurdu.
Bana bir suçlama ile gelip işlem yapmadılar bir gecede bütün teşkilatımı lav ettiler.
Deselerdi ki bana "sen hırsızsın, ödenekten çaldın", işlem yapsalardı, mahkemeye verselerdi yine çatır çatır hesabını verirdim her şeyin.
Turgut Özal'ı ismen koymuştum rapora, bu işin başındaydı.
O zaman çekselerdi beni, sen Cumhurbaşkanı hakkında nasıl böyle yazarsın deselerdi.
Ama belgelerle sunmuştum her şeyi ve bugünü 1992 yılında yazmıştım.
Teoman Koman'ı bile ben terfi aldım diye suçladılar.
Onun zamanında ben terfi ettim.
Dünya kadar Kurmay Subay varken ben terfi alarak General oldum.
Bu durumu bile 'örgüt mü terfi ettirdi Veli Küçük'ü?' diye suçlamada bulunarak hesap sordular Rahmetli Koman'a.
Teoman Koman'da mahkemeye, "Veli Küçük'ü bir kişi terfi ettiremez, oybirliği ile terfi oldu.
Bütün Generaller Veli Küçük'ü istedi" dedi.
Böyle bir sıkıntılı dönemden geçtik.
6 yıl içeride yattık ve sonunda çıktık"

Balyoz Davası'ından dolayı içeride hala askerlerimiz var. Onlar hakkında bir şey demek ister misiniz?

"Yazık, günah.
Asıl hesap Veli Küçük'e değil ordu nasıl yok olacaktır.
Balyoz Davası'nda tutuklu bulunan hiç bir askerimizin bir suçu, günahı yoktur.
Şimdi bu askerlerimiz çıkarsa hepsi gidecek Genelkurmay'da belirgin yerlere, bunları orada da rahat bırakmayacaklar ya da emekli edecekler.
Askerlerimizi Abdullah Öcalan ile takas etmeye kalkacaklar, işte o zaman kıyameti kopar"

Son yerel seçimler hakkındaki düşünceniz nedir?

"Üzülüyorum gerçekten bu sonuca, bu toplumun başına gelecek birşey var diye düşünüyorum.
İktidarın tüm yaptıkları ortada iken hala böyle düşünülüyorsa, benim söyleyecek hiçbir şeyim yoktur"

Peki önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimindeki öngörünüz nedir?

"Cumhurbaşkanlığı bana göre daha değişik bir duruma dönüşüyor.
Tahmin ediyorum ki Başkanlık Sistemini' getirecekler.
Amerika'da uygulanan sisteme benzeyen bir başkanlık sistemi olabilir.
Bu konuyla ilgili yazdığım kitapta bir tanımlamam vardır, onu anlatayım kısaca sizlere.
Şuanda Türkiye'deki sistem demokrasi ve Cumhuriyet değil, bizde uygulanan sistem 'Partişahlık' sistemidir.
Bu Partişahlık sistemi ise dünya üzerinde sadece Türkiye'de uygulanıyor.
Kitabımda Partişahlık nasıl olur, nasıl seçilir, görevleri nedir bunların hepsini birazda karikatürize ederek işledim.
Demokrasilerde ve Cumhuriyetle yönetilen sistemlerde başkanlık seçimle olur, Partişahlık sisteminde de seçimle olur.
Ancak demokrasilerde gizli oylama, açık tasnif olurken Partişahlık'ta açık oylama gizli tasnifleme olur.
Böyle bir sistemde ne ile karşılaşacağını bilemezsin.
Partişah, önceden altı imzalı boş kağıtlar alır, bakanlıklar böyle seçilir, görevden almalar böyle gerçekleşir.
Bu Partişahlık sistemin şuan da Türkiye'de yaşıyoruz"

Veli Paşa'yla gerçekleştirdiğimiz röportajımız bir saatten uzun sürdü.
Zaman olsa, ne bizim Paşaya soracak sonumuz ne de onun bize anlatacakları biterdi.
Kısa süre içinde pek çok konu hakkında görüşünü aldığımız Veli Paşa, röportajın ardından bize Atatürk rozeti ve Oğuz Kaan'ın Duası'nı hediye etti.
Bir öğüt olarak, Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetlerine sahip çıkmamız gerektiğini, vatanın bölünmez bütünlüğü için her mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.
Yarın Gazetesi olarak, röportaj talebimizi geri çevirmeyen Veli Küçük'e bir kez daha teşekkür ediyoruz.






--
zaryop:jaro
Bir kahve icmek icin oturdugunuzda patronunuz sizden bir gorev ister ve bu gorev suresi kahve soguyana kadardir.

Starbucks Kurali
Murphy Kurallarindan
Sonunda bir de ilginç hadis ve ayetler var.
Ikra, Ikra, Ikra....
Bilginiz, görgünüz artsın. (O.P.)

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Din gerçek sefaletin ifadesi, gerçek sefalete karşı protesto, ezilen yaratıkların iç geçirmesi, kalpsiz bir dünyanın duygusu, ruhsuz koşulların ruhu…
İnsanların afyonudur.
Karl Marx
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Din %99'u şekerli kurabiye ve %1'i öldürücü arsenik olan fare zehiri gibidir.
Din'in %99'u gerçekler ve iyi mesajlardır ama geriye kalan %1 sizi öldürebilir.
Anonim.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Cevapları diz çökerek, ve gözleri kapalı arayanlardan daha cahil ve işe yaramaz insanlar yoktur.
Din, sıradan insanlar tarafından doğru, zeki insanlar tarafından sahte, liderler tarafından kullanışlı kabul edilir.
Seneca
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Din,insanlığın asaletine edilmiş bir küfürdür.
O olsun ya da olmasın,hayatınızda iyi şeyler yapan iyi insanlar ve kötü şeyler yapan kötü insanlar her zaman olacak.
Ama iyi insanların kötü şeyler yapması için din gerekiyor....
STEVEN WEINBERG
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Evrenin sırlarının kabul edilebilir bir açıklamasının olmaması, bir tane uydurmamızı gerektirmez.
J.Benbasset
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Tanrı adına işlenen cinayetlerin sayısı, şeytan adına işlenenlerden çok fazladır.
Erica Jong
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Marx hatalıydı.
Din insanlığın afyonu değildir.
Afyon;uyuşturucu, hissizleştirici,sıkıcı şeyleri akla getiriyor.
Ama din,sıklıkla korkunun afrodizyağı,gaddarlığın anfetamini olmuştur.
En iyi olduğu durumda ruhları ayağa kaldırmış,çan kuleleri dikmiştir.
En kötü olduğu durumdaysa bütün uygarlıkları mezarlığa çevirmiştir.
PHILLIP ADAMS
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Dünyada iki çeşit insan var:
Aklı olan ve dini olmayanlar, dini olan ve aklı olmayanlar.
Abu'l-AlaAl-Ma'arri
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
İnsan en acımasız hayvandır.
Trajedilerde, boğa güreşlerinde ve haça germelerde şu güne kadar kendisini en iyi hisseden oydu ve kendisi için cehennemi icat ettiğinde, sıkı durun, bu aslında en iyi cennetiydi.
         . - o - .
İnsanı yaratmak mı Tanrının büyük hatası;
tanrıyı yaratmak mı insanın büyük hatası?
         . - o - .
Her dakika övülmek isteyen bir Tanrıya inanamam.
         . - o - .
Ruhunda sukunete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmalı ve iman etmelidirler.
Ama hakikatın peşindeki insanlar iç huzurundan feragat etmeli ve yaşamlarını bu sorgulamaya adamak;
kendisi ve hayatla yüzyüze gelmekten korkmamak zorundadır.

Friedrich Nietzs
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
İman dolu bir insan, basitçe net ve gerçekçi düşünme yeteneğine kaybetmiş (veya hiç sahip olmamış) kişidir.
Sadece aptal değildir;
aslında hastadır.
Daha da kötüsü tedavi edilemez
Henry Mencken
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Bütün dinlerin virüslerin salgınına çok benzer bir akıl hastalığı olduğunu düşünüyorum.
Din mükemmel bir kültürel yapı.
Ama bu onu gerçek yapmıyor ve beni gerçek ilgilendiriyor.
Çiçek virüsü mükemmel bir virüs.
İşini çok güzel yapıyor.
Ama bu onun iyi olduğu, ve yok olmasını istemediğim anlamına gelmiyor
Richard Dawkins
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Din hiçbir işe yaramaz;
gece yarısı karanlık bir mahzende orada olmayan siyah kediyi aramaktır.
Robert Heinlein
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Din bir saçmalık.
Thomas Edison
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Bilim adamlarının kesinliği yok ama delilleri var.
Yaratılışçıların delilleri yok ama kesinliği var.
Ashley Montagu
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Yaratılışçılar, bir teoriyi, bütün gece sarhoş olduktan sonra hayal ettiğin bir şeymiş zannediyorlar.
Isaac Asimov
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Mantığı, analitik felsefeyi, matematiği ve bilimi sizi yoldan çıkarmak için Şeytan icat etti.
Fazla rasyonel olmadan tövbe edin!
Tanrı dinozor fosillerini (ve evrim için var olan tüm genetik ve antropolojik delilleri) sizi kandırıp, onun var olmadığına inandırmak ve böylece sizi sonsuz cehennemle cezalandırmak için yarattı.
ÇOK GEÇ OLMADAN TÖVBE EDİN!
Akıllı bir kişi..
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Hayvanların dinin ve büyünün böyle absürd ve genellikle korkunç aptallıklarını yaptıklarını asla göremezsiniz.
Sadece insan böyle mantıksızca davranır.
Bu onun zeki, ama yeterince zeki olmaması yüzünden ödemesi gereken bedeldir.
Aldous Huxley
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Eğer Tanrı gerçekten yoksa, onu yaratmamız gerekir.
Sizi saçmalıklara inandırabilenler, size katliam yaptırabilirler.
Voltaire
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Eğer Tanrı gerçekten varsa, onu yok etmemiz gerekir.
Mikhail Bakhunin
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Din şu an kadınların ilerlemesi önündeki ilk engel.
Din insanları geriye götürüyor, bilime ve gelişmeye karşı çıkıyor.
Din insanları doğa üstü güçlerin korkusuyla yutuyor.
İnsanların mutluluğuna engel oluyor ve tercihlerini yaşamalarına asla izin vermiyor.
Teslime Nesrin
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Din ...
temel olarak korkuya dayanır … bilinmeye karşı duyulan korku, yenilgi korkusu, ölüm korkusu.
Korku her acımasızlığın anasıdır ve o yüzden acımasızlık ve dinin el ele gitmesine şaşılmamalı.
Benim din hakkındaki görüşüm Lucretius'la aynı.
Onu korkudan doğan bir hastalık ve insan ırkına büyük bir mutsuzluk kaynağı olarak görüyorum.
Bertrand Russell
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Din ve milliyetçilik, bunların yanında gelenekler ve ne kadar saçma olursa olsun herhangi bir inanç,
sadece bireyi diğer insanlara bağlar ve bütün insanların en çok korktuğu şeyden kaçıştır:
yalnızlıktan.
Erich Fromm
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kuzey Afrika'daki zenci bir kadının resmiydi.
Korkunç bir kuraklık yaşıyorlardı.
Ve ölü bebeğini kucağında tutup olabilecek en üzgün ifadeyle gökyüzüne bakıyordu.
Resme baktım ve düşündüm:
"Bu kadının tek ihtiyacı olan şey yağmurken merhametli ya da sevgi dolu bir tanrıya inanabilmek mümkün mü?"
Charles Templeton
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kadın sekiz sıfatlıdır:

1 Giyim kuşam hevesinden maymun.
2 Fakir düşmeye razı olmadığından köpek.
3 Kocasına ve diğer insanlara kibrinden yılan.
4 Gece gündüz koğuculuk yaptığından akrep.
5 Evden eşya sattığından fare.
6 Erkeklere hile kurduğundan tilki.
7 Kocasına itaat ettiğinden dolayı koyundur.

Kaynak : İmamı Gazali İhyayı Ulumuddin
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Namaz kılan bir adamın önünden eşek, kara köpek ve kadın geçerse namazı bozulur
Buhari 8/102; Hanbel 4/86)
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Zina yapan evlilerin taşlanarak öldürülmesini emreden ayet, Ayşe`nin döşeğinin altındaki sahifede yazılı bulunuyordu.
Peygamber ölünce Ayşe onun defin işlemleriyle meşgul iken, evin açık kapısından içeri giren bir keçi o sahifeyi yedi ve böylece taşlama cezası Kuran`dan çıktı; ama hükmü devam ediyor.

İbni Mace 36/1944; Hanbel 3/61; 5/131, 132, 183; 6/269
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Keçinin yemesi sonucu Kuran`dan çıkan taşlama ayetini Ömer Kuran`a tekrar sokmak istedi; ancak halkın dedikodusundan korktuğu için cesaret edemedi.

Buhari 53/5; 54/9; 83/3; 93/21; Muslim, Hudud 8/1431; Ebu Davut 41/1; Itkan 2/34
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Bir grup maymun zina yapan bir maymunu yakalamış ve taşlama cezasını uyguluyorlardı.
Onları bu haklı işte desteklemek için ben de taş atarak yardım ettim.

Buhari 63/27
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Peygamber hiç bir vakit ayak üstünde işemedi.

Hanbel 4/196; 6/136, 192, 213).
"Peygamberin ayak üstünde işediğini gördüm.

Buhari 4/60, 62; Hanbel 4/246; 5/382, 394
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine`ye gelerek müslüman oldular.
Medine`nin havası onlara dokununca Peygamber onlara deve sidiği içmelerini öğütledi.
Adamlar develeri dağıttılar va çobanı da öldürdüler.
Peygamber onları yakalattı.
Ellerini ve ayaklarını kesti.
Gözlerini oydu.
Çölde susuz ölüme terketti.
Biz onlara su vermek isteyince Peygamber bizi engelledi.

Buhari 56/152, Tıb 5/1; Hanbel 3/107, 163
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Musa ölüm meleğinden çok korkuyordu.
Bir gün ölüm meleği canını almaya gelince meleğin yüzüne tokat atıp bir gözünü çıkardı.

Allah`ın elçileri arasında ayırım yapmayınız.
Ben, Yunus peygamberden bile üstün değilim.

Buhari 65/4, 5; Hanbel 1/205, 242, 440; 2/405, 468).
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ben Adem oğullarının efendisiyim.

Hanbel 1/5; 5/540, 388
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Hesap günü tüm peygamberler korku içinde canlarının derdinde iken, sadece ben ümmetimi düşüneceğim.

Buhari 97/36
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Uğursuzluk üç şeydedir, at, ev ve kadın.

Buhari 76/53
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Peygamber, savaşta kadınların va çocukların öldürülmesinin bir sakıncası olmadığını söyledi.

Buhari, Cihad/146; Ebu Davud 113
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Dünya balığın üzerindedir.
Balık başını sallayınca dünyada depremler olur.

İbni Kesir, 2/29; 50/1
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Liderler mutlaka Kureyş kabilesinden seçilmelidir.\p.

Buhari 3/129, 183; 4/121; 86/31
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Tüm kara köpekleri öldürünüz.
Çünkü onlar şeytandır.

Hanbel 4/85; 5/54
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Karga fasıktır.

Buhari 59/16; Hanbel 2/52
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Allah zamandır.

Muvatta 56/3
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Allah, ahirette peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir.

Buhari 97/24, 10/129 ve 68. surenin tefsiri- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Peygamber 30 erkeğin cinsel gücüne sahipti.

Buhari
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Peygamber nerede güzel bir kadın görse hemen eve koşar Zeynep`le yatardı.

Buhari, Hibe
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Peygamberin izniyle ihramdan çıkıp Mina`da bulunan kadınlarımıza yöneldik.
Zekerlerimizden meni damlıyordu .

Buhari, Hac/81; Müslim Hacc/141
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Peygamber öldüğünde, zırhı birkaç kilo arpa karşılığında bir Yahudi`nin yanında rehin duruyordu.
Buhari 34/14, 33, 88; Hanbel 1/300; 6/42, 160, 230
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Peygamber, Medine`de bir yahudi tarafından büyülendi.
Günlerce ne yaptığını bilmez durumda ortalıkta dolaştı.

Buhari 59/11; 76/47; Hanbel 6/57; 4/367
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Sol elinizle yemeyiniz, içmeyiniz; çünkü şeytan sol eliyle yer içer.

Hanbel 2/8, 33
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ömer, peygamberden, halkın doğru yoldan sapmamaları için kendisine birşeyler söyleyip yazmasını istediğinde; Peygamber: `Allah`ın Kitabı bize yeter` dedi.

Buhari İtisam 26, İlim39, Cenaiz 32, Merza 17; Müslim Cenaiz 23, Vasaya 22)
==
Kuran`dan başka hidayet kaynağı arayan sapıtmıştır.

Tirmizi 2906
==
Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır.
O`nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur.
En iyi işiten, en iyi bilendir O.

(Enam Suresi 114-115)
==
Yemin olsun ki, resullerin hikâyelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır.
Bu Kur`an, uydurulacak bir hadis/bir söz değildir; aksine o, önündekini tasdikleyici, her şeyi ayrıntılı kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve bir rahmettir.

Yusuf Suresi 111
==
İşte bunlar, Allah`ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz.
Hal böyle iken Allah`tan ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise/söze inanıyorlar? !

Casiye Suresi 6
==
İşte onlardır Rablerinden bir kılavuzlanma üzere olanlar; işte onlardır gerçek kurtuluşu bulanlar.
İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah yolundan bilgisizce saptırmak için hadis/laf eğlencesi satın alır ve onu alay konusu edinir.
İşte böylelerine rezil edici bir azap vardır.

Lokman Suresi 5- 6
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Allahü teâlâ, beni insanların en iyilerinden vücuda getirdi.

Tirmizi
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Her asırdaki insanların en iyilerinden dünyaya getirildim.

Buhari
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Şu üç sebepten dolayı Arabı sevin:
Ben Arabım. Kur'an Arapçadır ve Cennet ehlinin lisanı da Arapçadır.

Taberani, Hâkim, İbni Asakir, Abdürrazzak
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Arabı sevmek iman alameti, buğz ise münafıklık alametidir.

Hâkim, Beyheki, Dare Kutni
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Bir başka rivayette şöyle denmiştir:
Erkek, kadınını yatağına çağırır, kadında gelmeye yanaşmaz, erkek öfkelenmiş olarak sabahlarsa, melekler sabaha kadar -bir rivayette yatağa gelinceye kadar- kadına lanet okurlar.

Buhari, Nikah 86, Bed'ü'l-Halk 6; Müslim, Nikah 120-122 1436, Ebu Davud, Nikah 41, 2141
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
Erkeğe, hanımını ne sebeple dövdüğü sorulmaz.

Ebu Dâvud, Nikâh 43, 2147
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kadınlar, sadaka veriniz; bana cehennem halkı gösterildi; çoğu sizler idiniz.

Tecrid-i Sarih Tercemesi, el, sh.223-224
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav buyurdular ki:
Şayet ben bir insanın başka bir insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim.

Tirmizi, Rada' 10, 1159
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Rivâyet olunduğuna göre, Sıddîka-i müşârün-ileyhâ bir kere ufak bir yastık, bir şilte almıştı. Üstünde hayvan resimleri vardı.
Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bunu görünce kapının önünde tevakkuf buyurdu da içeri girmedi.
Âişe radiya`llahu anhâ bu sırada Resûlullah`ın yüzünde şiddet âsârı sezdim de:
- Yâ Resûla`llah! Allah`a ve Allah`ın Resûlüne tevbe ederim.
Fakat bilmem ki ne kusûr ettim, dedim.
Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem:
Şu yastığın burada işi nedir? buyurdu. Ben:
- Yâ Resûla`llah!  Kâh  üzerine oturasın,  kâh  yaslanasın diye senin için iştirâ ettim, diye cevab verdim.
Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem:
- Bu sûretlerin sâhibleri kıyâmet gününde muhakkak azâb olunurlar.
Ve bu kimselere  tahakküm ve ta`ciz yollu : tasvîr ettiğiniz bu hayvanları  haydi  diriltiniz bakalım? denilir, dedi.
Yine Resûlullah:
Şol bir ev ki, içinde sûretler vardır, artık o eve Melekler girmez, buyurdu.

Sahih Buhari 980
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav buyurdular ki:
Şu resimleri yapanlar var ya,
-bir rivayette:
Şu resimlerin sahipleri var ya!
Kıyamet günü azab olunacaklar.
Onlara: Şu yaptıklarmızı diriltin denir.

Kütubu Sitte 2165
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav bir seferden dönmüştü.
O yokken ben, yüklüğün önüne, üzerinde resimler bulunan bir bez çekmiştim.
Resulullah perdeyi görünce, çekip attı, öfkeden yüzü de renklenmişti.
Ey Aişe! buyurdular, bil ki, Kıyamet günü insanların en çok azab görecek olanı Allah`ın yarattıklarını taklid edenlerdir.
Hz. Aişe rivayetine devamla dedi ki:
Biz o bezi kestik bir veya iki minder yaptık.

Kütubu Sitte 2166
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Anlattığına göre kendisine bir adam gelip:
Ben ressamım, şu resimleri yaptım.
Bana bu hususta fetva ver! dedi.
İbnu Abbas adama:
Bana yaklaş! emretti, adam yaklaşınca:
Bana daha da yaklaş! dedi.
Adam yaklaştı, İbnu Abbas elini başının üzerine koydu ve:
Ben Resulullah sav`ı dinledim.
Şöyle diyordu:
Bütün tasvirciler ateştedir.
Allah ressamın yaptığı her bir resim için bir nefis koyar ve bu ona cehennemde azab verir.
İbnu Abbas devamla adama dedi ki:
İlla da resim yapacaksan ağaç yap, canı olmayan şeyin resmini yap.

Kütubu Sitte 2167
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav buyurdular ki:
Kim resim yaparsa, Allah onu Kıyamet günü, yaptığı resim sebebiyle, onlara ruh üfleyinceye kadar azab eder.
Hiçbir zaman da ruh üfleyici değildir.

Kütubu Sitte 2168
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav buyurdular ki:
Melekler, içerisinde köpek ve timsaller bulunan eve girmezler.

Kütubu Sitte 2169
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav buyurdular ki:
İçerisinde resim, cünüb ve köpek bulunan eve rahmet melekleri girmez.

Kütubu Sitte 2172
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav buyurdular ki:
Kim tavla oyunu oynarsa elini domuz kanına bulamış gibi olur.

Kütubu Sitte 5337
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Anlattığına göre:
Mahallesinde oturan bir ailede tavla bulunduğu haberi kendisine ulaşır.
Bunun üzerine onlara:
Eğer tavlayı evinizden çıkarmazsanız ben sizi mahallemden çıkaracağım! diye haber gönderir. Böylece onların tavla bulundurmalarını hoş karşılamadığını ifade eder.

Kütubu Sitte 5338
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav`ın yanında bebeklerle oynardım.
Arkadaşlarım da oynamak için yanıma gelirlerdi.
Resulullah aleyhissalatu vesselam eve gelince, utanarak saklanırlardı.
Ama Aleyhissalatu vesselam onları tekrar bana gönderirdi.
Beraber oynamaya devam ederdik.

Kütubu Sitte 5339
Söyleyen Aişe'dir.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav buyurdular ki:
Yılanların hepsini öldürün.
Kim yılanın intikam alacağından korkarsa, benden değildir.
Bir rivayette şöyle buyrulmuştur:
Gümüş çubuk gibi olan uzun yılan hariç, bütün yılanları öldürün.

Ebu Davud, Edeb 174, 5249, 5261 Nesai, Cihad 48, 6, 51
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav buyurdular ki:
Kim keleri ilk darbede öldürürse ona yüz sevap yazılır.
İkinci vuruşta öldürürse daha az kazanır.
Üçüncü vuruşta ise bundan da az sevap kazanır.

Metin Müslim'den alınmadır.
Bazı Tirmizi tertibinde Sayd bölümünde 13. babta.
Müslim, Selam 147 2240
Ebu Davud, Edeb 175, 5263, 5264
Tirmizi, Ahkam 1, 1482
Burada "kele" denilen hayvan aslında kertenkeledir.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav buyurdular ki:
Bir şeyde uğursuzluk olsaydı, bu atta, kadında, meskende olurdu.

Buhari, Cihad 47, Nikah 17; Müslim, Selam 119, 2226 Muvatta, İsti'zan 21
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav buyurdular ki:
Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim de Allah'ın Resulü bulunduğuma şehadet eden kimsenin kanı, üç hal dışında helal değildir:
Zina yapan dul.
Cana can kısas.
Dinden çıkıp cemaatten ayrılan.

Buhari, Diyat 6; Müslim, Kasame 25, 1676
Ebu Davud, Hudud 1, 4352
Tirmizi, Diyat 10, 1402
Nesai, Tahrim 5, 7, 90, 91
Kasame 5, 8, 13
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav kişinin ayakta giyinmesini yasakladı.

Bu hadisi Ebu Davud Hz. Cabir ra'den rivayet etti
Tirmizi, Libas 35, 1776, 1777
Ebu Davud, Libas 44, 4135
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav buyurdular ki:
Dünyada ipeği, ahirette nasibi olmayanlar giyer.

Buhari, Libas, 25; Müslim, Libas 6, 2068
Nesai, Zinet 91,8, 201
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav buyurdular ki:
Eti bıçakla kesmeyin.
Çünkü bu, yabancıların işidir.
Siz dişlerinizle kemirerek yiyin.
Çünkü bu, sıhhat ve afiyet için daha iyidir.

Ebu Davud, Et'ime 21, 3778
Rivayet eden: Aişe
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav buyurdular ki:
Biriniz yemek yeyince, yalamadıkça veya yalatmadıkça elini mendile silmesin.

Buhari, Et'ime 52; Müslim, Eşribe 129, 2031
Ebu Davud, Et'ime 52, 3847
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav buyurdular ki:
Sizden birinizin yemek kabına sinek düşecek olursa, onu iyice batırın.
Zira onun bir kanadında hastalık, diğerinde şifa vardır.
O, içerisinde hastalık olan kanadıyla korunur.

Ebu Davud, Et'ime 49, 3844
Buhari, Tıbb 58, Bed'ül-Halk 14; İbnu Mace, Tıb 31, 3504, 3505
Nesai, Fera' 117, 178
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Bakıyorum da, senin Efendi Tanrın, yalnızca senin şeyinin keyfini
hevanı yerine getirmek için koşuyor.

buhari, 1721
Söyleyen Muhammed'in eşlerinden Aişe
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah sav buyurdular ki:
Çocukları diri olarak toprağa gömen de gömülen de ateştedir.

Ebu Davud, Sünnet, 18, 4717
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
?Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terk ettiler.

(elde tuttukları halde terk etmek.)
Furkan 30:
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
"Sizden önce geçen İns-ü Cin topluluklarıyla birlikte ateşe girin," dedi.
Her ne zaman bir topluluk girdiyse bir öncekine lanet etti.
Hepsi oraya vardığında sonrakiler öncekiler için:
"Rabbimiz, bizi bunlar saptırdı.
Bunlara ateşten bir kat daha fazla azap ver," dediler.
"Hepsi için iki kat vardır. Ancak bilmezsiniz," dedi.

A'râf / 38
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Andolsun biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. öğüt alan yok mu?

54:17
Bu ayetin aynısı şu surelerde tekrar edilmektedir. 54:22, 54:32 ve 54:40.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Yeryüzü balığın sırtındadır.
Cennete girecekler ilk olarak bu balığın ciğerinden yiyecektir."

Buhari 3/51
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Peygamber'e, Allah'ın yerleri ve göğü yaratmadan önce nerede olduğu soruldu.
Peygamber; "Bir bulut içerisinde idi; üstü hava, altı hava idi.' dedi."

Hanbel 4/11
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ölüm meleği Musa'ya gelerek:
'Rabbine icabet et' dedi.
Bunun üzerine Musa ölüm meleğinin gözüne tokat vurarak onu çıkarttı.
Melek hemen Allah'a dönerek 'Sen beni ölmek istemeyen bir kuluna göndermişsin, o benim gözümü çıkardı' dedi.

Müslim 10/176
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Eğer erkeğin tepesinden tırnağına kadar cerahat aksa, kadın da bunları ağzı ile temizlese, yine de erkeğin hakkını ödemiş olmaz.

İbn-i Hacer el Heytemi 2/121
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kalbinde hardal tohumu kadar kibir bulunan cennete giremez.
Yine kalbinde hardal tohumu kadar iman olan da cehenneme giremez.
Buhari 81/51
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
And olsun ki size hatırlatıcı bir kitap gönderdik.
Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız?

21- Enbiya Suresi 10
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah (sav)'a bir hırsız getirilmişti.
"Öldürün onu!" diye emretti.
Kendisine:
"Ey Allah'ın Resulü, bu adam sadece çaldı" denildi.
Bunun üzerine "Öyleyse (elini) kesin!" dedi ve derhal eli kesildi.

Sonra aynı adam ikinci sefer getirildi.
Yine: "Öldürün onu!" diye emretti.
Kendisine:
"Ey Allah'ın Resulü, bu adam hırsızlık yaptı" dendi.
Bunun üzerine "Öyleyse kesin!" dedi ve derhal sol ayağı kesildi.

Sonra üçüncü sefer getirildi ve hırsızlık yaptığı söylendi.
Hz. Peygamber:
"Öldürün onu!" diye emretti.
Kendisine:
"Ey Allah'ın Resulü, bu adam hırsızlık yaptı" denildi.
Bunun üzerine: "Sol elini kesin!" diye emretti.

Sonra aynı adamı dördüncü kere getirdiler.
"Öldürün onu!" buyurdu.
Kendisine:
"Ey Allah'ın Resulü, bu adam hırsızlık yaptı" dediler.
Bunun üzerine "Sağ ayağını da kesin!" diye emir buyurdu.

Aynı adam beşinci sefer getiririldi. Hz. Peygamber (sav): "Öldürün onu" diye emretti.

Hz. Cabir (ra) der ki:
"Adamı götürüp öldürdük.
Sonra sürüyerek götürüp bir kuyuya attık.
Üzerini de taşla doldurduk."

Ebu Davud, Hudud 20, (4410); Nesai, Sarik 15, (890, 91)
Hadis No. 1603
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Tanım: Resulullah (sav)'a:
"Ey Allah'ın Resulü!
Biz senin için Buda'a kuyusundan su alıyoruz.
Halbuki onun içerisine (ölmüş) köpeklerin leşleri, kadınların hayız bezleri, insan pislikleri atılıyor, (ne yapalım, su almaya devam edelim mi?)" diye sordular.
Şu cevabı verdi:
"Su temizdir, onu hiçbir şey kirletmez."

Ebu Davud, Taharet 34, (66); Tirmizi, Taharet 49, (66); Nesai, Miyah 2, (1, 174)
Hadis No : 3482
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Tanım: Biz Resulullah (sav) ile birlikte gazveye çıkmıştık.
Beraberimizde kadın yoktu.
"Husyelerimizi aldırmayalım mı?" diye sorduk.
Bizi bundan yasakladı, sonra da muvakkat istifade hususunda bize ruhsat tanıdı.
Herhangi birimiz, bir elbise mukabilinde kadınla, bir müddet için nikah yapıyorduk."

Buhari, Tefsir, Maide 9, Nikah 6, 8; Müslim, Nikah 38, (1404)

Hadis No : 5631
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Tanım: Resulullah (sav) ve Hz. Ebu Bekr (ra) zamanında bir avuç hurma ve un mukabilinde birkaç gün boyu devam eden mut'a nikahı yapardık.
Bu hal, Hz. Ömer (ra)'in Amr İbnu Hureys hadisesi vesilesiyle mut'ayı yasaklamasına kadar devam etti.

Müslim, Nikah 16, (1405)
Hadis No : 5635
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Abdullah İbnu's-Sâib İbni Yezîd İbni's-Sâib babası tarîkiyle ceddi (Yezid İbnu's-Sâib) radyyallahu anh'tan anlatıyor:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Sizden kimse, ne şaka ne de ciddî olarak kardeşinin değneğini almasın.
Kim kardeşinin değneğini almışsa hemen ona geri versin."

Ebu Dâvud, Edeb 93, (5003); Tirmizî, Fiten 3, (2161).
Hadis No: 5363
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) " buyurdular ki:
"Sizden birinin içine onu bozacak irin dolması, şiir dolmasından hayırlıdır."

Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:
Hadis No: 2305
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resûlullah , yürümekte iken karşısına şiir inşad eden bir şâir çıktı.
Efendimiz: "Şeytanı tutun" veya "Şeytanı yakalayın" diye emretti.

(Kütübüsitte, Şiir bölümü)
El-Hudri'den Müslim'in kaydettiği
Hadis No: 3506
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kız bebeğin sidiğini temizlemek için birkaç kez su serpin; erkek bebeğin sidiğini temizlemek için çiteleyin.

Buhârî-Müslim-Muvatta-Ebû Dâvud-Tirmizî-Nesâî
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Câbir b. Abdullah (r.a.) 'den;
Resûlullah demiştir ki:
"- Biriniz bir kadına dünürlük yaptığı zaman kendisini o kadınla evlenmeye sevk eden organlara bakmaya imkân buluyorsa, bunu yapsın-"
(Câbir) dedi ki: "ben bir câriyeyle evlenmek istedim, bunun üzerine (onun haberi olmadan görebilmek için) onu gizli gizli gözetlemeye başladım.
Nihayet beni kendisiyle evlenmeye sevk eden (organlar) ını gördüm de onunla evlendim.

(Ebû Dâvud, K.en-Nikâh (12) , Bâb 17-18 C.8 S.148 Şamil Yayınları.)
Hadis No: 519
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur:
"Sizler horozun ötmesini işittiğiniz zaman Allah'ın fazlından isteyiniz. Çünkü o melek görmüştür.
Merkebin anırmasını işittiğinizde de şeytandan Allah'a sığınınız. Çünkü o şeytan görmüştür."

Ebu Hureyre'den (r.a.) bildirildiğine göre:
Hadis No: 4908
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur:
"İsrail oğullarından bir ümmet kaybolmuştur.
Ne yaptığı bilinmiyor.
Ben zannetmem ki o ümmet fareden başka bir şey olsun.
Görmez misiniz?
O, kendisi için deve sütü konulduğunda içmez de koyun sütü konulduğu zaman onu içer."

Ebu Hureyre'den (r.a.) bildirildiğine göre:
Sahih-i Müslim
Hadis No: 5315
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Resulullah (sav):
"Ben kıyametin kopacağı aynı saatte gönderildim.
Ancak, şunun şunu geçmesi gibi ben kıyamet saatini geçip biraz evvel geldim!" buyurdular ve orta parmağı ile şehadet parmağını gösterdiler.

Sahih-i Müslim
Hadis No: 5026
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Bir adam Resulullaha:
"Kıyamet ne zaman kopacak?" diye sormuştu.
Aleyhissalatu vesselam bir müddet sükuttan sonra yanında duran Ezd-i Şenue kabilesine mensup bir çocuğa bakıp:
"Bu delikanlı pir-i fani olmadan önce kıyametiniz kopacaktır!" buyurdular.
Hz. Enes der ki: "Çocuk o gün benim akranım idi."

(Kütübü Sitte, Kıyamet bölümü)
Hadis No : 5030
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Tanım: İstanbul'un fethi kıyamet anında olacaktır.

(Kütübü Sitte, Kıyamet bölümü)
Hadis No : 5045
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Esmâ Bintu Ebi Bekr radıyallahu anhümâ anlatıyor:
"Bir kadın Resulullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek:
"(Ey Allah'ın Resülü!)
Birimizin çamaşırına hayız kanı bulaşınca ne yapmalıdır?" diye sordu.
Aleyhissalâtu vesselâm:
"Önce kazır, sonra parmak ucuyla bulaşan yeri yıkar, sonra da (kan görülmeyen yere) su çiler" buyurdu."

Buhari, Hayz 9, Vudü 63; Müslim, Tahâret 110, (291); Muvatta, Tahâret 103, (1, 60, 61); Ebu Dâvud, Tahâret 132, (360, 361, 362); Tirmizi, Tahâret 104, (138); Nesâi, Tahâret 185, (1, 155).
Hadis No: 3493

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
"Hz. Aişe radıyallahu anhâ'ya bir zât misafir oldu.
Adam sabahleyin, elbisesini yıkamaya başladı.
Hz. Aişe ona:
"Sana, (meni) bulaşan yeri (gördüysen) orasını yıkaman kâfi idi, göremediğin takdirde etrafını yıkardın.
Ben, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın elbisesinden (meni bulaşığını) ovalamak suretiyle çıkardığımı biliyorum. O, (bir de yıkamaksızın) onun içinde namaz kılardı."
Bir diğer rivâyette şöyle gelmiştir:
"İyi biliyorum kurumuş meni bulaşığını Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın çamaşırından tırnağımla kazıyarak çıkarıyordum."

Müslim, Tahâret 105, 109, (288, 290).
Hadis No: 3490
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ümmü Seleme anlatıyor:
"Ben Resûlullah'ın yanında idim.
Yanımda Meymune bint Haris de vardı.
O esnada İbn Ümmü Mektum bize doğru geliyordu.
(Bu vaka tesettürle emredilmemizden sonra idi) ve yanımıza geldi. Resûlullah bize:
"Ona karşı örtünün." diye emretti.
Biz:
"Ey Allah'ın Resûlü!
O, âmâ ve bizi görmeyen, varlığımızı tanımayan bir kimse değil mi?" dedik.
Bunun üzerine Resûlullah:
"Siz de mi körlersiniz, siz onu görmüyor musunuz?" buyurdu.

Ebû Davud, Libas 37, 4112; Tirmizî, Edeb 29, 2779; Kütüb–i Sitte, 10. cilt, s.233
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?

NEBE/6-7
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır.
O, geceyi gündüze bürüyor.
Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için (Allah'ın varlığını gösteren) deliller vardır.

RA'D – 3
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.

NAHL15-16
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.

ENBİYÂ – 31
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Yemin olsun, içinizden Cumartesi gününde azgınlık yapanları siz bilirsiniz.
Onlara şöyle dedik: "Aşağılık maymunlar oluverin.

BAKARA SURESİ: 65
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları, Süleyman'ın huzurunda bir araya getirildi. Onlar, düzenli bir biçimde sevk ediliyorlardı.
Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" dedi.
Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki:
"Ey Rabbim!
Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!

NEML /17-19)
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik.
Rüzgâr, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi.
Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.
Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik.
Hep onları zapteden bizdik.

ENBİYÂ /81- 82
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ya şu kişi gibisini görmedin mi?
Çatıları çökmüş, duvarları-damları yere inmiş bir kente uğramıştı da şöyle demişti:
"Allah şurayı ölümünden sonra nasıl hayata kavuşturacak?"
Bunun üzerine Allah, o kişiyi yüz yıllık bir süre için öldürmüş, sonra diriltmişti.
"Ne kadar bekledin?" demişti.
"Bir gün veya günün bir kısmı kadar bekledim." dedi.
"Hayır, dedi, aksine sen, yüz yıl kaldın.
Yiyeceğine, içeceğine bak!
Henüz bozulmamış.
Eşeğine bak!
Seni insanlara bir ibret yapalım diyedir bu.
Kemiklere bak, nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve sonra et giydiriyoruz onlara.
" İş kendisi için açıklık kazanınca şöyle dedi o:
"Allah'ın her şeye kadir olduğunu biliyorum.

BAKARA SURESİ: 259
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
İnsan neyden yaratıldığına bir baksın.
Bel kemiği ile kaburgalar arasından gelip atılan bir sudan yaratıldı.
Şüphesiz (Allah), onu yeniden döndürmeye kudretlidir.

Tarık/ 5-8
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.

Zariyat-49
Mı acaba diye sorun?
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini var etmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir. (…)

Zümer-6
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman, güneşi, kara bir balçıkta batıyor buldu. (…)

Kehf-86
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
9. De ki:
"Siz gerçekten yeri iki günde yaratanı inkar edip duracak mısınız?
Birde O'na eşler mi koşuyorsunuz?
O, bütün alemlerin Rabbidir.
10. O, dört gün içinde, yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.
11. Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere:
"İkiniz de ister istemez gelin!" dedi.
İkisi de: "isteye isteye geldik." dediler.
12. Böylece onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu ve her gökte (bulunan meleklere) işlerine ait emrini vahyetti.
Dünya gökyüzünü kandillerle donattık ve koruduk, işte bu, hep o çok güçlü ve herşeyi bilenin takdiridir.

Füssilet suresinde
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık.
Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.

Mülk-5
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri sizin hizmetinize sundu.
Ve emriyle denizde seyredip giden gemileri de.
Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten o tutuyor.
Gerçekten Allah insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.

Hacc-65
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır.

Ali İmran-133
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
O'dur ki Güneş'i bir ışık yaptı.
Ay'ı da bir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz.

Yunus-5
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Şehirlerin anası (olan Mekke'de) ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik.

ŞURA SURESİ-7 ayet
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Bu (Kur'an), Ümmü'l-kura (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz ve kendinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır.

EN'AM SURESİ-92 Ayet..
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Allah şunu misal getirdi:
Bir yanda hiçbir şeye gücü yetmeyen bir köle, diğer yanda tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz, ondan gizli, açık olarak harcayan hür bir insan, bunlar hiç eşit olur mu?

NAHL suresi..75.ayet...
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kim dünyanın yuvarlak olduğunu iddia ederse küfür ve delalete düşmüş olur.
Çünkü bu iddia hem Allah'ın, hem Kuran'ın, hem Peygamber'in reddidir.

 Suudi Arabistan'ın baş müftülerinden olan bu şeyhin bilim karşısında düştüğü rezalete sebep olan fetvası şöyle:Tarih: 1975
Kaynak: "Dünya'nın Sakin Güneş'in Hareketli Olduğuna ve Gezegenlere Çıkmanın İmkansızlığına Dair Akli ve Hissi Deliller"
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Allah; Âdem'i, Nûh'u, İbrahim Ailesi'ni, İmran Ailesi'ni seçerek âlemlere üstün kılmıştır.

AL-İ İMRAN SURESİ 33
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, Zaten Allah' ın emri yerine getirilmiştir.

Ahzâb 33/37
ZEYNEP Muhammedin'in öz halasının, güzelliği ile ünlü kızı ve 7.eşidir. 
Kölesi ve hukuken evlât edindiği  Zeyd'i, hala kızı  Zeynep ile evlendirdi.
Muhammed görüntüde böyle bir evlilik yaptırdı diye dedikoduların ardı arkası kesilmedi.
Azhab suresinde Muhammed  peygamber hanımları dedikodu yapmayın diye vahiy geldi dedi.
Muhammedin'in istemesiyle Zeyd, evliliği sona erdirdi.
Bir müddet sonra da Peygamber'e, Zeynep ile evlenmesi için vahiy yoluyla emir geldi.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
bu evliliği ben istedim bu evlilik için Muhammed e kızmayın..yazmaktadır.

Ahzâb 38
ZEYNEP Muhammedin'in öz halasının, güzelliği ile ünlü kızı ve 7.eşidir. 
Kölesi ve hukuken evlât edindiği  Zeyd'i, hala kızı  Zeynep ile evlendirdi.
Muhammed görüntüde böyle bir evlilik yaptırdı diye dedikoduların ardı arkası kesilmedi.
Azhab suresinde Muhammed  peygamber hanımları dedikodu yapmayın diye vahiy geldi dedi.
Muhammedin'in istemesiyle Zeyd, evliliği sona erdirdi.
Bir müddet sonra da Peygamber'e, Zeynep ile evlenmesi için vahiy yoluyla emir geldi.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ey İsrail oğulları! Size lütfettiğim nimetimi, sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.

BAKARA SURESİ 47..
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onların cezasını versin ve ...
Onları rezil ve rüsvan etsin, yardımıyla sizi onlara muzaffer kılsın.
Ve mümin bir kavmin yüreklerini ferahlandırsın.

TEVBE SURESİ 14.AYET.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
"Sicak siddetlendigi vakitte salât(-i Zuhru) (namaz kilmayi) serinlige birakiniz.
Zirâ sıcagın siddeti Cehennem'in kaynamasındandır.
Nar(-i Cehennem) Rabbine (sikâyette bulundu, ve):
-'Yâ Rab, beni ben yiyorum. (izin ver)'- dedi.
Allâhu Teâlâ da iki def'a nefes almasina izin verdi.
Nefesin biri kisin, digeri yazin.
En çok ma'rûz oldugumuz sicak ile sizi en ziyâde üsüten zemherir (iste budur)

Buharî'nin Ebû Hüreyre'den rivâyeti için, Diyânet yayinlarindan bkz. Sahih-i Buharî Muhtasari … cilt 2, sh. 476 H. 321
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Sait Nursi'ye göre elektrik kontağı ve meteor :
Bunların hepsi Kur'anda vardır ve fizik kanunlarına göre açıklama yapmak Kur'anın kudretine, hikmetine aykırı düşmektedir

Sait Nursi, Ramazan Risalesi, s.1-15..
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Sait Nursi'ye göre her şey, her zerre Allah'a ibadet eder, mesela pusulanın Kabe'deki Hacer'i Esvet'i işaret ederek titremesi, namaz kılmasıdır.

Tiryak, s.116
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın.

AZHAB SURESİ 37.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. O da peygambere ve ona yakınlığı olanlara aittir.
Eğer siz Allah'a iman etmiş, hak ile batılın ayrıldığı o gün, iki ordunun karşı karşıya geldiği o (Bedir) günü kulumuza indirdiğimiz âyetlere iman getirmiş iseniz bunu böyle biliniz.

ENFAL-41..
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve hoş olarak yiyin ve Allah'a karşı gelmekten sakının. Muhakkak ki, Allah bağışlayıcıdır ve merhamet edicidir.

ENFAL-69.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Allah'a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir:
Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır.
Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır.
Rablerinden de bağışlama vardır.
Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

MUHAMMED suresi-15-ayet…
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ey peygamber, biz, özellikle sana şunları helal kıldık: mehırlerını vermiş olduğun eşlerini, allah ın sana ganimet olarak verdiklerinden sahibi bulunduğun cariyeyi, amcanın kızlarından, halalarının kızlarından, dayının kızlarından, teyzelerının kızlarından seninle birlikte hicret etmiş olanları;
birde inanan bir kadın eğer kendisini peygambere bağışlar da, peygamber de onunla evlenmek isterse onu, sadece sana, diğer mü mınlere değil.
Onlara eşleri ve carıyelerı hakkında neleri farz kıldığımızı biliyoruz.
Bunlar, sana bir darlık olmaması içindir.
Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

Ahzab süresi 50 nci ayet
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder