Altın yiyecek bir şey değildir; açlıktan ölmenize çare olmaz! Finansal krizin öteki adının kredi krizi ya da borç krizi olması yanlış bir isimlendirme değildir hiç şüphesiz. Fakat sektörün dışında olanlar için gözden kaçırılmaması gereken bir bileşik kaplar yasası vardır. Finansal kuruluşlar bir krediyi karşılığında bir teminat ile verirler. Teminatsız kredi teknik olarak yoktur. Karşılığında hiçbir teminat alınmayan bir kredinin, kişinin borç ödeme gücündeki yüksek kabiliyete verildiği düşünülür. Sonuçta bir kredi geri ödenmediği zaman bir teminata sahiptir diyebiliriz. Diyebilirsiniz ki karşılığında hiçbir teminat alınmayan krediler daha risklidir. Finansal krizi yaratan kredi sorununa baktığımızda ise karşımıza tam tersi bir durumun çıktığını görüyoruz: Ödeme güçlüğüne düşen kredilerin tamamının maddi bir teminata sahip olması. Özellikle konutlar karşılığı verilen kredilerin teminatında aynı değerde bir konut olmasına rağmen, pazarın sıkıştığı bir anda bu evi aynı fiyattan satmak mümkün olmamıştır. Kredi verilirken değeri tam olarak belirlendiği düşünülen teminatların aslında şişirilmiş bir değere sahip olduğu görülmüştür. Balon kredide değil, teminatta yaratılmıştı aslında. Peki bu nasıl olmuştu? Yedi sanattan biri olan resim mağara günlerinden 20.yüzyıla kadar bir izleme sanatı olarak varlığını sürdürmüştür. Fakat 1950'li yıllara gelindiğinde piyasalarda artan para hacmi sanata yapılan yatırımları arttırmaya başladı. Tablolar tıpkı bir elmas madeni, kakao tarlası ya da demiryolu firması gibi görülür oldu. 1960'lı yıllara gelindiğinde fiyatlar 10 katına çıkmıştı bile. İş hayatının lider kesimi kendisine yeni bir oyuncak bulmuştu: Resim! 1980'ler Japonya'nın altın yıllarıydı. Japon şirketler merkez bankası gibi çalışıyordu. Şirket sahipleri elde ettikleri nakdi değerlendirecek yer bulmakta fazla zorluk çekmemişlerdi. İşadamı Ryoei Saito, 1990 yılında, bir hafta içinde tarihin en pahalı iki satın almasını gerçekleştirmişti. Bir Van Gogh ve bir Renoir için 160 milyon dolar ödemişti. Bir başka Japon işadamı Masahiko Sawada ise Renoir'i tekeline almak için bulduğu tüm tablolarını abartılı fiyatlardan satın almıştı. İki binin üzerinde tablosu vardı. Japonya'nın sadece 1990 yılındaki sanat ithalatı 4 milyar dolardı. Fakat krizin gelmesi uzun sürmemişti. Japonya krizi girdiğinde tüm dünyada tablo fiyatları bir anda %50 düşmüştü. Batan resimsever işadamlarının ellerindeki tablolar ise alacaklılar tarafından götürülmüştü. 1997 yılında bir sergi için Picasso'nun Les Noces de Pierrette adlı tablosu ödünç alınmak istendiğinde ne sahibine ne de tabloya ulaşılabilmişti. Resim sanatının gerçek değeri olan yıllar geçtikçe toplumlar tarafından izlenebilme kabiliyeti de hırstan gözü dönmüş işadamları tarafından böylece yok edilmişti. İşte halen devam eden finansal krizde yaşadığımız da bu olgudur: Kredilerin, kredi alacak olan kişilerin değerliliğine değil, teminatın değerliliğine verilmesi. Bir varlıkla ilgili teminat değerlemesini hangi realist bakış açısıyla yaparsanız yapın, bu üç yüz yıllık Renoir tablosu olsa bile fiyatının birkaç gün içinde %50 düşmesi çok normaldir. Kredi veren finansal kuruluşların hareket şekli, paranın bol olduğu zamanlarda Japon iş adamlarınınkinden farklı değildir. Krediler, olması gerektiği gibi borç ödeme gücü yüksek kişilere değil, pazarın imkanları doğrultusunda varlıklara verilmeye başlanır. Evler, arabalar, tekneler ve hatta mobilyalar. Bunların hepsi geçerli bir teminat değerine sahipmiş gibi değerlendirilerek kredi verilir. Geri ödeme problemi gelip dayandığında ise bu varlıkların gerçek değerlerinin hiç de başta düşünüldüğü gibi olmadığı anlaşılır. Sonrasında ise hepimizin bildiği kriz kapımızı çalar. Bir tablo, seyirlik yatırım nesnesi olmadığı gibi bir ev de ikamet amaçlı yatırım nesnesi değildir ya da olmamalıdır. Konut kredileri de diğer tüm kredilerde olduğu gibi teminat değerine göre değil, kişinin borç ödeme gücüne göre verilmelidir. Finansal kuruluşlar kendi karlarını Midas'ın hikayesinde olduğu gibi, dokundukları her şeyi altına çevirmekten elde etmemelidirler. Çünkü bu ekonominin doğal ritminin bozulması demektir. Bunu yapmaya devam ettikleri sürece gülünç ve acıklı olan onların başına da (şu anda tüm dünyada olduğu gibi) gelecektir: Altın yiyecek bir şey değildir; açlıktan ölmenize çare olmaz! |
a45UyF587661-201302121204-15 ^^^ -
vvv --
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Calismadan, yorulmadan, ogrenmeden rahat yasama yollarini aramayi aliskanlik haline getirmis milletler, evvela haysiyetlerini ve daha sonra da istiklallerini kaybetmeye mahkumdur.
Mustafa Kemal Ataturk
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
| Ben,Manevi Miras olarak, Hicbir Ayet, hicbir Dogma, Hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum. Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir... K.Ataturk Daha gun o gun degil, derlenip durulmesin bayraklar. Dinleyin, duydugunuz cakallarin ulumasidir. Saflari siklastirin cocuklar, Bu kavga fasizme karsi, bu kavga hurriyet kavgasidir. Nazim Hikmet Ran | "Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu? Fakat bunu yapmaya gucu mu yok? Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir. Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi? Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir. O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu? O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur. O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu? O zaman kotuluk nereden geliyor?" (Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.) EPICURE | Kurmus oldugum gruba uye olun Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur: Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com Ayrilmak isterseniz de: Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz. http://orajpoyraz.blogspot. |
^^^ -
vvv IMAGINE Imagine there's no heaven It's easy if you try No hell below us Above us only sky Imagine all the people Living for today... Imagine there's no countries It isn't hard to do Nothing to kill or die for And no religion too Imagine all the people Living life in peace... You may say i'm a dreamer But i'm not the only one I hope someday you'll join us And the world will be as one Imagine no possessions I wonder if you can No need for greed or hunger A brotherhood of man Imagine all the people Sharing all the world... You may say i'm a dreamer But i'm not the only one I hope someday you'll join us And the world will live as one John Lennon | HAYAL ET Cennet'in olmadığını hayal et Denersen göreceksin ki kolay Altımızda Cehennem yok Üstümüzde yalnızca gökyüzü Hayal et tüm insanların Sadece bugün için yaşadığını Ülkelerin olmadığını hayal et Yapması zor değil Ne uğruna öldürecek ya da ölecek bir şey var Ne de dinler Hayal et tüm insanların Huzur içinde yaşadığını Bana hayalperest diyebilirsin Ama bil ki yalnız değilim Umuyorum ki bir gün sen de bize katılırsın Ve dünya tek yürek olur Sömürgelerin olmadığını hayal et Merak ediyorum yapabilir misin Açgözlülüğe de açlığa da gerek yok İnsanların kardeşliği Hayal et tüm insanların Bütün dünyayı paylaştığını Bana hayalperest diyebilirsin Ama bil ki yalnız değilim Umuyorum ki bir gün sen de bize katılırsın Ve dünya tek yürek olarak yaşar Çeviri: Selim Şumlu |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder