18 Ekim 2021 Pazartesi

MERDAN YANARDAĞ : BİN YILLIK KAVGA..

İmam Gazali olmasa İslam çok iyi bir şey olacakmış.
Öyle zannediyor pek çok tatlı su müselmanı.

Oysa inanç ve bilgi birbirinin zıddıdır.
Zeytinyağı ve su gibidir.
Karışırsanız bile, yalnızca beklemekle bile bir süre sonra kendiliğinden ayrışır.

Din her zaman köstek olmuştur.
Azı bile siyanür gibi yaşamı, bilimi kirletmiştir.
Zaman içinde yaşam ve bilimi dinden arındırmak, din adamlarını tapınaklara hapsetmek şart olmuştur.
Rönesans denilen şey işte tam olarak budur.
Batının pratik başarısının ardında daha çok din değil, daha çok bilimin itibar görmesi yatar.

İbn-i Rüşt, safsatanın ılımlı olanıdır.
Kaldı ki, sonuçlara bakarak onun yolundan gidenlerin küfürle suçlanması da tutarsız değildir.
Gazalinin reddiyesin okuyun, anlayacaksınız.

Din, elbette, her yerde, her şekilde aklı inkar eder.
Mutlak itaat, bağlılık ister.
En ufak şüpheyi bile küfür sayar.
Bu normaldir.
Dinin doğası böyledir çünkü.

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc )
           L2fSIJNoA0xfSNxA  



MERDAN YANARDAĞ : BİN YILLIK KAVGA..

İslam dünyası uzayan bir Ortaçağ'ın içinden geçiyor. Bin yıla yayılan uzun, acılı ve kanlı bir çağ bu. İmam Gazali'nin (1058-1111) Bağdat Nizamiye Medresesi Müderrisliğini terk edip, Mekke'de iman tazeledikten sonra İslam'da içtihat kapısını kapatmasıyla başlayan karanlık bir bin yıl... İmam Gazali'nin ünlü risalesi 'Tehatüful Felasife' yani "FelsefeninTutarsızlığı"nı yazarak başlattığı tutuculuk çağı... Kutsal kitaplar dışında hiçbir eser insanlık tarihinde bu kadar etkili olmamış ve trajik sonuçlar yaratmamıştır. İslam dünyasının yükselişini sonlandıran, bilimin ve felsefenin kâfirlik sayıldığı, insan aklının teslim alındığı büyük gericilik dönemi..

Aklın değil "naklin" esas alındığı yıllar. Doğu dünyasının ilk siyaset bilimi kitabı olan 'Siyasetname'nin yazarı ünlü Selçuklu Veziriazamı Nizamül Mülk'ün saraya davet ederek Sultan Sencer'e danışman yaptığı Gazali, ümmeti soru soran, eleştiren, itiraz eden bir kütle değil, itaat eden ve teslim olan bir topluluk olarak tanımlıyor. Gazali sadece günümüze kadar gelen egemen Sünni teolojisini kurmuyor, Şia öğretisi üzerinde de etkili oluyor. İçtihat (yorum, yeni kural koyma) kapısını kapatarak dinin akla ve bilime göre yorumlanmasının ve çağa uydurulmasının önünü kesiyor. Onu donduruyor ve böylece İslam dinini insanlığın tarihsel yürüyüşünün önünde gerici bir engele dönüştürüyor. İbni Sina'yı, Farabi'yi kafirlikle suçluyor. İmam Gazali'nin öğretisi, bugünün geri ve Batı'nın kölesi olan İslam dünyasını yaratan anlayıştır.

İmam Gazali'ye en büyük itiraz yine İslam dünyasından Hanefi-Sünni öğretisinin içinden gelmiştir. 'Doğu'nun en büyük âlimlerinden, felsefeci ve yorumcu İbni Rüşt (1126-1198) Gazali'yi Endülüs'ten eleştiriyor ve onun görüşlerini mahkûm ediyor. Aynı zamanda Kordoba Kadısı olan ve Endülüs Sultanı Yusuf'a danışmanlık yapan İbni Rüşt, bilimin ve felsefenin kâfirlik olamayacağını, insan aklının özgür bırakılması gerektiğini, dini kuralların akıl ve mantıkla çelişmesi halinde akla göre yorumlanmasının doğru olacağı görüşünü savunuyor. Çünkü diyor İbni Rüşt; "İnsan aklı da Allah vergisi bir yetenektir" ve bu nedenle akla uygun olan, nakle (kutsal söz, vahiy) aykırı olamaz.

İbni Rüşt Kurtuba'da (İspanya'nın bugünkü Kordoba kenti) Gazali'yi eleştiren ünlü reddiyesini yazıyor; 'Tehatüfül Tehafül' yani

"Tutarsızlığın Tutarsızlığı'... İbni Rüşt felsefenin ve felsefecilerin gerçeğin bilgisine ulaşmanın yolunu açtığını, tutarsızlığın buna karşı çıkmak olduğunu söylüyor. Yazılı tarihin en önemli ve en büyük polemiklerinden biridir. İbni Rüşt bu tartışmayı entelektüel ve felsefi düzeyde kazanıyor ama siyasal planda kaybediyor. Çünkü İslam dünyasının sultanları, halifeleri, şeyhleri itaat ve teslimiyeti savunan Gazali'yi destekliyorlar. İbni Rüşt unutulmaya terk ediliyor.

Antik Çağ Grek bilimi ve felsefesi uzmanı olan, Aristo'dan Platon'a kadar çok sayıda felsefe ve bilim insanının eserlerine yorumlar yazan, onlara şerhler düşen İbni Rüşt'ün kitapları Latinceye çevriliyor. Batı, unuttuğu Antik Çağın bilim insanlarını ve felsefecilerini, yeniden İbni Rüşt'ün eserlerinden öğreniyor. Bu eserler Arapçadan Latinceye çevriliyor ve Batı'da Rönesans'ı başlatıyor. Batı İbni Rüşt'ün, Doğu ise İmam Gazali'nin yolundan gidiyor.

Sonuç ortadadır:

İşte İbni Rüşt, o uzun Ortaçağ'ını yaşayan Doğu'da, 21. Yüzyılda bile Taliban ve Suudi rejimlerini yaratan İslam dünyasında sadece bir yerde, Türkiye'de kazanıyor. Bu topraklarda gerçekleşen 1908 Jöntürk ve 1923 Cumhuriyet devrimlerinin tarihsel ve felsefi anlamı budur. İmam Gazali'nin izleyicileri yaklaşık yüzyıldır, son çözümlemede birer burjuva aydınlanma hamlesi olan ve insanlık tarihinin ilerici kazanımları hanesine yazılan devrimleri boğmaya çalışıyor. Bugünkü siyasal kavgaların temelinde bu bin yıllık kavga yatıyor.

Yürüyen ve hâlâ bizi teslim alan kavga, bu topraklarda tam bin yıldır devam eden insan soyunun ve aklının özgürleşmesi mücadelesidir. AKP gericiliği İslam'ın süren Ortaçağı içinde sadece bir sonuçtur. Elbette tarihin akışına, insan doğasına, akla ve bilime karşı savaşanların uzun vadede kazanması imkânsızdır. Ancak bilinmelidir ki, gericilik geçici de olsa (kısa vadede) amaçlarına ulaşabilir. Toplumu bir önceki çağın değerlerine yeniden iade edebilir. Pakistan ve Mısır'ın acıklı serüvenleri bu olasılığı bütün boyutlarıyla gözler önüne seriyor.

İşte bu nedenle, Türkiye'de İmam Gazali'nin bir kez daha kazanmasına izin vermemek gerekiyor.

--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Yüksek Bir Mevkiye Yerleşen Alçak Bir Kişiden Daha Kötü Bir Şey Olamaz.

~CLAUDİANUS~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ne kadar yükseğe çıkarsak, uçamayanlara o kadar küçük gözükürüz.

~Friedrich Nietzsche~

- - - - - - - - - - - - - - - -

"Din-dışı eleştirinin temelini şu oluşturuyor: insanı insan yapan din değil, dini yapan insandır.
Yani din, henüz kendine erişmemiş ya da çoktan yitirmiş bulunulan insanın sahip olduğu kendinin bilinci ve kendinin duygusunu oluşturuyor.
Ama insan, dünyanın dışında herhangi bir yere çekilmiş soyut bir öz değil.
İnsan, insanın dünyası, devlet, toplum anlamına geliyor.
Bu devlet, bu toplum, dünyanın tersine çevrilmiş bilinci olan dini üretiyor, çünkü kendileri alt-üst olmuş bir dünya oluşturuyor.
Din bu dünyanın genel teorisini, onun ansiklopedik özetleme kitabını, onun halksal biçimdeki mantığını, onun tinselci point dhonneurünü (onur sorununu), kendinden geçmesini, ahlaksal onaylanmasını, görkemli tamamlayıcısını, teselli ve aklanmasının evrensel temelini oluşturuyor.
Din insanal özün doğaüstü gerçekleşmesini oluşturuyor, çünkü insanal öz gerçek gerçekliğe sahip bulunmuyor.
Öyleyse dine karşı savaşım vermek, dolaylı olarak dinin tinsel aromasını oluşturduğu dünyaya karşı savaşım vermek anlamına geliyor.
Dinsel üzüntü, bir ölçüde gerçek üzüntünün dışavurumu ve bir başka ölçüde de gerçek üzüntüye karşı protesto oluyor.
Din ezilen insanın içli ezgisini, kalpsiz bir dünyanın sıcaklığını, tinin dıştalandığı toplumsal koşulların tinini oluşturuyor.
Din, halkın afyonunu oluşturuyor.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor.
Halkın kendi durumu üzerindeki yanılsamalardan vazgeçmesini isteme, halkın yanılsamalara gereksinim duyan bir durumdan vazgeçmesini istemek anlamına geliyor.
Öyleyse dinin eleştirisi, dinin aylasını oluşturduğu bu gözyaşları vadisinin tohum halindeki eleştirisi anlamına geliyor".
(http://tr.wikipedia.org/wiki/Din_halk%C4%B1n_afyonudur#cite_note-1)

"Din halkın afyonudur" (Almanca aslı Die Religion ... ist das Opium des Volkes) Karl Marxın çok alıntılanan bir sözüdür.
Marxın 1843 yılında kaleme aldığı Hegelin Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı Giriş adlı yazıda yer almış, bu yazı bir yıl sonra Marxın Arnold Ruge ile birlikte yayınladığı Deutsch-Französischen Jahrbücher (Alman-Fransız Yıllıkları) adlı dergide yayınlanmıştır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Din_halk%C4%B1n_afyonudur

- - - - - - - - - - - - - - - -

Emekli Amiral Türker Ertürk: Montrö'den daha iyisi şu anki koşullarla yapılamaz - 5.BOYUT
https://www.youtube.com/watch?v=RTC_Cs3XGHQ

- - - - - - - - - - - - - - - -

SASKIN DUNYA
. . . . . .
Degil, islerimiz yolunda degil;
Kaybettik eski duzen havasini.
Dagda coban, denizde kaptan dahil,
Sasiran sasirana pusulasini...
Daha surer mi dersin bu saskinlik?
Yarini ne olacak dunyamizin?
Biz yasimizi, basimizi aldik,
Allah cocuklarimiza, acisin.

~Cahit Sitki TARANCI~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Lapacı

Ne karanlık kar bu

Ayaklarım donuyor
İçim öyle eziliyor ki
Bir tabak lâpa olsa şimdi
Anamın hanımelleriyle pişirdiği
Akpak ve onun elleriyle sıcak
Bir tabak lâpa olsa
Anamın pişirdiği
Bir tabak lâpa
Lâpa ...

Olmayacak da olsa
Ne güzel dua

~Can Yücel~

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder