MEVLANA CELALEDDİN RUMİ'DEN ŞEMS-İ TEBRİZİ'YE MEKTUP
Mevlana'dan Şems'e mektup: "çöldeyim, susuzum, kuyularda Yusuf'um…"
-
Seni ne huzuru arayanlara, ne huzuru bulanlara, ne de huzurdan kaçanlara sordum.
Güneşin sıcaklığını en iyi kim anlatabilir?
Sıcaktan düşüp bayılan mı?
Hayır, onun aşkı zayıftır.
Güneşe yolculuk yapan mı?
O da değil, gitse gitse nereye kadar gidebilir ki?
Gölgeye sığınanlara ise güneşi hiç sormamalı.
-
Aşk mabedim, Efendim, söyler misin, nedir bu çektiğim acıların manası?
Bu ayrılığın esrarengizliği, yüreğime saldığın alevlerin lavlaşması içinse, yeterince erimedim mi ateş toplarında?
Öyle yandım ki; Sen yandıkça, ben yanayım!
Sen dondukça, ben de donayım!
-
Yine kehkeşânlara kaçarak mı özleteceksin kendini.
Özlemlerim, boşluğa atılan kuru karanfiller gibi sere serpe dağılıyor harayellerin, acının koynunda İçime güneş doğmaz oldu artık sen gittin gideli.
Göklere seninle buruç edecektim halbuki.
Saçlarıma aklar düşmeye başlamış, sırf bu aşkın ceremesinden, serencame gökkubbeye niyaz edecek ve merhamet isteyecek kapılar dahi yüzüme kapanıyor.
Sendedir bu boz bulanık sellere kapılan ömrümün mihrap ve minberi.
Selâlar benim için okunuyor artık.
Her seher vakti gözyaşım seccademde buğulanıyor, ama ne sesin geliyor uzaklardan, ne de nefesin.
-
Ezanlar okunur günbegün ve içli içli, ama alnımı, alnına değdirmedikçe huzura ermeyecek bir çağıldama örseliyor şakaklarımı.
Alnımda sanki Dağıstanlı atlılar ve ellerim titriyor zaman zaman bu divaneliğin ağır tütsüsüne.
Ve omuzlarım çökeliyor seni düşündükçe.
Unutma, şaheserin olan ben, gün geçtikçe artık viraneye dönüyorum, ama sen halâ bana dönmüyorsun!
Muradım; Rabbü'l Alemin; bu sevdanın kadrini ve kıymetini kimseye muhtaç etmesin.
-
Düşüncelerim, ipliği kopan tesbih taneleri gibi dağılıveriyor sensiz.
Şimdi gözyaşlarımdan inci yapmak isterdim sana, keşke yanımda olsaydın.
Kelimelerim şelâleleşiyor ne zaman sana dair bir şeyler yazmaya kalksam.
Yanan alnım, müşfik avuçlarına ne kadar da muhtaç bilemezsin.
Beni ne kadar ateşe versen de, hiçbir hatıramız küllenemez, bunu bilesin.
Zümrüd-ü Anka gibi kendi külümden doğar ve katar katar Turnalar gibi kanat vurarak, yine revan olurum yollarına!
-
Gözlerimde bir mahmurluk, sensiz uykularımda arda kalan, sinemde yumru yumru yutkunamadığım bir sıkıntı, nefeslerim yetmez oluyor artık şu garip canıma.
Ve gözlerimi tavana mıhlamış, bir tek seni düşünüyorum.
Alnımda boncuk boncuk soğuk terler, sesinden gayri her ne var ise şu alemde, kulağım işitmez oldu artık.
Göz kapaklarım tutulmuş, hayalin perdelenmesin diye, artık gözyaşlarımda hasretlik tuzu bile kalmadı acılarımı ılık ılık dindirecek!
-
Bir de üşümedir işliyor ruhuma apansız, kanım donuyor, sıcağın yok ki yanımda!
O ayrılıktan kahroluyorum ve ardından sabah oluyor, yine bin bir eza ve cefa ile kahroluyorum işte!
Biliyorsun, hünkârım sensin, sevgilim ve mabedim (sensin).
Muradım; yedi göğün mevlâsı; bizi, bu kahırdan azat edesin!
-
Kelebekler senin yüzünün değdiği bahçelere yayıyor kanatlarını.
Şu dar göğsümün kazasından çıkmaya çalışıyorum.
Sonsuz genişliklerin sırrı iki dudağının arasında saklı.
Bir kelâm söyle ne olur!
Her hecenin tınısında duymak istiyorum.
Rüzgarlar savursun beni, yağmurların hepsi alnıma düşsün, taşların hepsi göğsüme düşsün.
Senin ayaklarını öpen kocaman bir dağ olayım.
Çöller savrulsun, dağlar aradan çekilsin, yokuşlar ve inişler bitsin ki yürüğün yollara toz olayım.
-
Çöldeyim, susuzum,
Kuyularda Yusuf'um,
Sözlerin bana Züleyhâ,
Ateşlerde İbrahim'im,
Gözlerin bana derya,
Sancılar içinde Meryem'im,
Bakışın bana İsa,
Yaralar içinde Eyyub'um,
Hasretin bana şifa,
Ölüler içinde bir ölüyüm,
Ellerin bana musalla...
-
Ey kalbimizde olan nur gel, didinmelerimin ve arzumun sonu gel, hayatımızın senin elinde olduğunu biliyorsun, hayatı, kullarını sıkıntı yapma gel.
Ey aşk, ey maşuk, engelleri aş ve inadı bırak da gel.
Ey Hüdhüdlerin sahibi olan Süleyman, lütfedip de bizi aramak üzere gel.
Ruhlar senin kaybolmandan ötürü inleyip feryat ediyorlar, miadını doldur da gel.
Ayıplarını ört, iyilikleri saç, cömert olanların adeti de böyledir gel.
Farsça 'gel' nasıl derler?
'Biya'mı?
Ya gel veya bizim davetimize hak ver de gel.
Geleceğin zaman muradımız ne de açılır.
Gelmeyeceğin zaman da muradımız ne kesat olur; gel.
Ey Arabın Kürşadı!
Ey İran'ın Kubad'ı!
Kalbimi hatıranla fethedersin gel.
İçim sana gel deyicidir.
Ey varlığından olacak olan varlık, gel.
-
Gittin ya, kalsan ne güzel olurdu, gitmişin neye yarar?
Sen gittin ama bak senle ilgili olan bir şey bende, sessizlik bende.
Gittin, heyhat, pervane'ye döndü narin yüreğim sensizliğinde.
Her yalnız aşık değildir, ama her yanmış aşkın kuyusunda yalnızdır.
Ateşinden değil, ateşsizliğinden yanmışım.
Ey aşkın sesi, nefesi gel bir an evvel.
Dinsin artık kıyametin gürültüsü!
-
- - - - - - - - - - - - - - - -
ULKERIN GOZLERI
. . . . . .
Bir bahar sabahinin karanliginda issiz
Gokte diz cokmus iki titrek isikli yildiz
Olan gozlerinize asikim, Bayan ulker
. . . . . .
Ne zaman perdelese iclerini bir bugu
Olumum guzelligi, ozlemim yorgunlugu
Dolan gozlerinize asikim, Bayan Ulker
~Ahmet Muhip DRANAS~
- - - - - - - - - - - - - - - -
BAHAR SARKISI..
Titrek bir damladir aksi sevincin
Yuzunun sararmis yapraklarinda
Ne zaman kederden tasarsa icin
Sarkilar tasirsin dudaklarinda.
Islerken hulyama sesten orguler
Bir cini vazodan dokulen guller
Gibi hulyada fecirler guler
Burusmus bir cicek parmaklarinda.
. . . . . .
Gozlerin kararan yollarda uzgun,
Ve bir zambak kadar beyazdi yuzun;
Suzulup akasya dallarindan gun
Erir damla damla ayaklarinda.
. . . . . .
Sesin perde perde genisledikce
Solan gozlerinden yagarken gece
Surur etegini silik ve ince
Bir golge bahcenin uzaklarinda.
. . . . . .
Sen boyle kederden tastigin aksam
Derim dudaginda sarki ben olsam
Gozlerinde damla, icinde gam
Eriyen renk olsam yanaklarinda
~Ahmet Muhip DRANAS~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Okuyana Rahmet
Mitralgözüyle karşı tepelerden
Biçtikçe siyah başaklarını gecenin
Horull uykularımıza kasteden
O tezayaklı eşkıya
Suyolcu Memet Pehlivan
Vadesi doldukta
Güneş müfrezelerinin yaylım ateşiyle
Vuruldu şafakta
Yatıyor şimdi
Rahmet okusak da okumasak da
Kanlar içinde upuzun
Dere boyunda
Eski dölyatağına dönüyor sanki
YAĞMUR
~Can Yücel~
- - - - - - - - - - - - - - - -
"Sana bağlı şeyleri kontrol etmekle uğraşabilecekken, kontrol edemediğin şeylerle ilgili endişelenmek niye?"
~Anonim~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Sadece mutlu olmak istesek kolay olacakti, ama biz baskalarindan daha mutlu olmak istiyoruz. Bu da oldukca zor, cunku onlari daima olduklarindan daha mutlu saniriz.
~Charles De Montesquieu~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Bir şeyin icat edildiğini, onu gördüğü anda farkederdi: "Tüm İnciller insan yapımıdır."
~Thomas Edison (1847-1931), Amerika'lı mucit (ampul, fonograf, film projektörü, telefon vericisi ve düzinelerle eğlenceli fakat kullanışsız mekanizma daha). Okula sadece üç ay devam etmiştir. Çocukluğundan itibaren agnostik ya da ateisttir. Bir papaz ondan kilisenin çatısına bir paratoner yerleştirmesini istediğinde, Edison ona "Şüphesiz, Tanrı unutkanlığa oldukça meyilli" diye karşılık vermiştir. Dini bütün bir metodist olan karısı onu etkilemeyi umut ederek din adamlarını akşam yemeğine çağırmaktadır -bir keresinde altı piskopos aynı anda onlara katılmıştır. Ona ölümsüzlük hakkında ne düşündüğünü sorduklarında ampulü işaret etmiş ve "Thomas Edison orada yaşıyor" demiştir. 1920'de Merlo Park'ın afacan çocuklarından biri herkese onun, göçmüş ruhlarla iletişim kurabilmek için elektronik bir cihaz üzerinde çalıştığını duyurmuştur. Şöyle söylemleri yüzünden tüm vaiz kürsülerinde kınanmıştır:~
- - - - - - - - - - - - - - - -
SIĞIR VARLIĞINDA AVRUPA'DA BİRİNCİYİZ//www.youtube.com/watch?v=NkIdNnm1XRQ">https://www.youtube.com/watch?v=NkIdNnm1XRQ/
- - - - - - - - - - - - - - - -
Hayatta rovans yoktur.
~Ahmet Hamdi~
- - - - - - - - - - - - - - - -
CENNET CEHENNEM
. . . . . .
Sevgiyle yogurulmamissa yuregin,
Tekkede manastirda eremezsin.
Bir kez gercekten sevdinmi bu dunyada,
Cennetin, Cehennemin ustundesin.
~OMER HAYYAM~
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim. Videolar, resimler, makaleler falan. | : | http://insulaelibertatis.com/ |
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder