UĞUR DÜNDAR : EKONOMİDEKİ BORÇ BATAĞINI YEŞİLÇAM FİLMLERİYLE ANLATMAK!..
14 Ekim 2021
Türk ekonomisi bağımsız uzmanların "buhran" olarak niteledikleri çok zorlu bir süreçten geçiyor.
Doğru Parti'nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Meriç Köyatası dostum, bana gönderdiği mektubunda, Türkiye'nin cari açık sorunu ile içine düştüğü borç batağını, yıllar önce çekilen Yeşilçam filmleriyle bakın nasıl anlatıyor:
★★★
"Sevgili Uğur,
Son 'Demokrasi Arenası' programında Yeşilçam'ın önemli yapımcılarından Abdurrahman Keskiner'in evinde, Türk sinemasının dev ismi Türkan Şoray, müzik-sinema dünyamızın bir başka değerli ismi Emel Sayın ve büyük mizah ustası Müjdat Gezen'le buluşmanızdan bahsetmiştin.
Seninle hep ekonomi üzerine dertleşiyoruz, Türkiye'yi bir uyuşturucu bağımlısı gibi, dış borç bağımlısı haline sokan hastalıklı yapıyı, esasında Yeşilçam, yıllar önce birçok filmde anlatmıştı. Hemen hemen herkes, şu senaryoyu hatırlar.
★★★
Fabrikatör Hulusi Kentmen ve güzeller güzeli kızı Filiz Akın, boğazdaki yalılarında mutlu bir hayat sürmektedir. Genç ve yakışıklı Ediz Hun, Deniz Harp Okulu'ndan deniz subayı olarak çıkmak üzeredir. Altı ay sonra evleneceklerdir. Birden işler bozulur ve fabrikada yangın çıkar, Hulusi Kentmen çaresizdir. Hem fabrikayı, hem de boğazdaki yalıyı kurtarmak adına borç arayışına başlar. Rakip fabrikanın briyantin saçlı patronu Önder Somer devreye girer. Fabrika ve yalı kurtulur ama Hulusi Kentmen borç batağına girmiştir. Bu ağır borç yükü nedeni ile Filiz Akın, Ediz Hun ile değil, Önder Somer ile evlenir. Filiz Akın, düğün gecesi Önder Somer'e 'Bedenime sahip olabilirsin, ama ruhuma asla' der. Ancak iş işten geçmiştir!..
★★★
Ya da bir başka film senaryosunu hatırlayalım. Nubar Terziyan, köyde tarımla uğraşan küçük bir çiftçidir. Güzeller güzeli kızı Türkan Şoray'ın üzerine titrer. Türkan Şoray ve yiğit delikanlı Cüneyt Arkın gönüllerini birbirlerine kaptırmıştır. Bu arada köyün ağası Bilal İnci, aynı zamanda tefecilik de yapmaktadır. Ters giden hava şartları nedeni ile Nubar Terziyan'nın ürünü tarlada don yer. Ayrıca iki büyükbaş hayvanı da telef olur. Yeniden üretim yapmak, tohum bulmak ve hayvan alabilmek için paraya ihtiyacı vardır. Çaresizce köyün ağası tefeci Bilal İnci'ye gider. Üzerinden kalkamayacağı bir borç yükü altına girmiştir. Türkan Şoray, Cüneyt Arkın'la evlenmek yerine Bilal İnci'ye üçüncü kuma olarak gider. Gerçi Cüneyt Arkın, Bilal İnci'nin hakkından gelir ama kendisi de cezaevini boylar!..
★★★
İşte sevgili Uğur,
Türk ekonomisi, AKP'nin ilk dönemlerinden itibaren, ürettiğinden fazla tüketen, her sene dış ticaret ve cari açığı artan, hastalıklı bir yapıya dönüştü. AKP iktidarı ilk yıllarında dünyadaki para bolluğu nedeni ile rahatça dış borç bulabiliyordu. O zamanlar 'Yapmayın, etmeyin, ürettiğinizden fazlasını tüketmeyin, Türkiye'yi dış borç batağına sokarsanız, sadece ekonomik bağımsızlığımızı değil, siyasi ve askeri bağımsızlığımızı da kaybederiz' diye defalarca uyardık. Ancak bir kulaklarından girdi, diğer kulaklarından çıktı.
Şimdi Türkiye ekonomisinin geldiği yer ortada.
Oysa borç batağına girenlerin dramını ve yaşadıkları çaresizliği Türkiye daha ekonomiyi tartışmadan önce Yeşilçam, ne kadar da güzel anlatmış.
Buradan Yeşilçam'a emeği geçen ve hayatını kaybetmiş büyük sanatçıları şükran ve rahmet ile anıyorum. Hayatta olan büyük sanatçılarımızın da önünde saygı ile eğiliyorum.
Selam ve sevgilerimle,
Meriç."
- - - - - - - - - - - - - - - -
Safsata [( İng:Fallacy), (Osm;Kıyası-ı batıl)], bir düşünceyi ortaya koyarken ya da anlamaya çalışırken yapılan yanlış çıkarsamaların tamamına safsata denir.
Safsatalar, ilk anda geçerli ve ikna edici gibi gözüken ancak yakından bakıldığında kendilerini ele veren sahte argümanlardır.
Günümüz Türkçe'sinde safsata kelimesi kusurlu akıl yürütme anlamını kaybetmiş, yanlış inanç manasında kullanılır olmuştur.
Oysa, safsata, insanın muhakeme yetisinin yanlış yönde kullanımıdır ve çoğu kez önyargı, eksik bilgi, batıl inançlar, duygusallık, yersiz göndermeler, acelecilik, özensizlik, genelleme, duygu sömürüsü, Türkçe'yi kötü kullanma gibi sebeplerden kaynaklanır.
---
Girift Soru (İmalı Soru) Safsatası (Complex Question) :
Genellikle soranın kabul veya önyargıları ile bir uyumluluk ortaya çıkarmak üzere cevap vereni, "evet" veya "hayır" demesi durumunda suçlu duruma düşürecek sorular sorulmasından doğan hata.
Örnek 1: Karını dövmekten hala vazgeçmedin mi?
(Ne zaman dövdüm ki?
Korsan kitap satışını durdurdun mu?
(Ne zaman korsan kitap sattım ki?
Muhafazakarlar bu konuya ne zaman ağırlıklarını koyacaklar?
Örnek 4:
Diyelim ki ben nüdistim.
Okula çıplak gelsem bu sizi rahatsız etmez değil mi?
Güncel Örnek 1:
İş dünyası, medya ve sair düşünce odakları, aydınlar, sanatçılar "vatan haini" mi ki Sezer onlarla görüşmesin?
(İlker Sarıer, 15.8.2000, Sabah)
Yazar, Sezer'in bazı gruplarla görüşmek istememesini böyle bir soruyla gündeme getirerek Sezer'i zor duruma düşürmeye çalışmış.
Soruya olumlu yanıt verildiğinde bu grupların vatan haini olduklarını kabul edilmiş olacak, olumsuz cevap verildiğinde Sezer'in onlarla görüşmesi gerektiği sonucu çıkacak.
Güncel Örnek 2:
Çünkü Haydar Kutlu, sözlerini şöyle bitiriyor:
"Şimdi bana komünizmin yerine neyi koyuyorsun diye soranlara, yine komünizm diyorum." Ben de diyorum ki, "Komünizm, yerine konulacak hiçbir şey bulunmadığı zaman konulan bir şey midir?
" (İlker Sarıer, 21.8.2000, Sabah)
Yazar, muhatabını zor durumda bırakmak için böyle bir soru sormuş.
Muhatabı evet dese komünizmi küçümsemiş olacak, hayır dese kendi dediğini yalanlamış olacak.
Güncel Örnek 3:
Bölücü ve irticai eylemlere karşı devleti savunmasız bırakmakla suçlanan bir Cumhurbaşkanı veya hukuku bile bile çiğnemekle suçlanan bir hükümet ile mi Avrupa Birliği'ne gireceğiz veya enflasyonu yeneceğiz.
(Güngör Mengi, 23-8-2000, Sabah)
Yazar, burada evet yada hayır diye cevaplandığında, hükümet veya Cumhurbaşkanı hakkında suçlayıcı ifadelerini kabul ettirecek şekilde soru soruyor.
Güncel Örnek 4:
Bu kimi rahatsız eder?
İran'ı, diktatör Saddam'ı, hanedan yönetimindeki Arap ülkeciklerini...
Rahatsız olsunlar, olmalılar.
Kaldı ki kimdir bunlar?
Dünya bilimine, sanatına, üretimine ne katkıları vardır?
İslamiyet güneşi bütün bir evreni aydınlatmaya yetecek enerjiyi öz kaynaklarında tutarken neden kendilerine "İslam ülkesi" denilen kabileleri aydınlatmıyor?
MOSSAD mı engelliyor, CIA mı yasaklıyor, Siyonizm'in gölgesi mi güneşimizi söndürüyor?
(Nuh Gönültaş, 21.7.2000, Zaman)
Yazar, İslamiyet'in bütün dünyayı aydınlatabilecek potansiyeli olduğu halde, İslam ülkelerini aydınlatmamasının gerekçesinin dışarıda aranmaması gerektiğini sorular sorarak ima ediyor.
"MOSSAD mı engelliyor, CIA mı yasaklıyor, Siyonizm'in gölgesi mi güneşimizi söndürüyor?" sorusuna "evet" dense bu defa da bahis konusu ülkelerin diğer nitelikleri tartışma konusu olabilecek..
- - - - - - - - - - - - - - - -
Sic transit gloria mundi.
* * *
Boylece geciverir dunyanin gorkemi.
- - - - - - - - - - - - - - - -
DEMEDEN DİYEBİLMENİN YOLU
https://www.youtube.com/watch?v=KfMLyWwR-_U/
- - - - - - - - - - - - - - - -
CANLAR
. . . . . .
Zamani say,tempo tut,
Runik bir tempo olsun,
Tintintin sesleri muzik gibi yukselsin
Canlardan,canlardan,canlardan,
Can...can...can...
Canlarin cinlayan sesini dinle...
O cesur canlar
Ah, canlar,canlar
Korkulari nasil bir masal anlatiyor...
~Edgar Allan Poe~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Butun halka icten gelen merhamet goster.
~Kutadgu BILIG~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Herseye homurdanmaya alismis kimse, firsat kapiyi calinca bile gurultuden yakinir.
~CONFIDENCES~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Mahkemenin Baş Örtüsü Ilgili Söz Söyleme Hakkı Yoktur. Söz Söyleme Hakkı Din Ulemasınındır.
~Recep Tayyip ERDOĞAN(RTE)~
- - - - - - - - - - - - - - - -
TURKCEMIZ
Annenden ogrendiginle yetinme
Cocugum,Turkce'ni gelistir.
Dilimiz oylesine guzel ki
Durgun gollerimizce duru,
Akar sularimizca coskulu...
Ne var ki cocugum,
Guzellik de bakim ister|
Once turkulerimizi ogren,
Seni buyuten ninnilerimizi belle,
Gidenlere yakilan agitlari...
Her sozun en guzeli Turkcemizde,
Diline takilanlari ayikla,
Yabanci sozcukleri at|
Bak, devrim,ne guzel|
Baris,ne guzel|
Dayanisma, ozgurluk...
Hele bagimsizlik|
En guzeli,sevgi|
Sev Turkceni, cocugum,
Dilini sevenleri sev|
~Rifat Ilgaz~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Ben Istanbul'un imamiyim.
. . . . . .
Tayyip ERDOGAN
Buyuk Turk dusunuru, feylosof
(8.1.1995 Hurriyet)
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim. Videolar, resimler, makaleler falan. | : | http://insulaelibertatis.com/ |
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder