11 Mart 2024 Pazartesi

ÖZDEMİR İNCE: ATATÜRK VE DİN ADAMLARI 1*

ÖZDEMİR İNCE: ATATÜRK VE DİN ADAMLARI 1*

22 Ağustos 2023 Salı

Din hocalarının bolluğu ile tanınan Konya'ya yapmış olduğu gezilerinden birinde Atatürk, yanında bazı yabancı elçiler bulunduğu halde kentin görülmeye değer yerlerini gezer. Bu arada sarıklı bazı hocalar kendisinden medreseleri de ziyaret etmesini isterler. Her ne kadar din adamlarından pek hoşlanmasa da nezaketsizlik olmaması için teklifi kabul eder. Kendisini, yanındakilerle birlikte, medrese olduğu söylenen bir yere götürürler. Burası kapısız, bacasız bir yerdir. "Hani kapı, nerede" diye sorar. Kapı yerine demir parmaklı bir yeri gösterirler ve "Medreseye köpek girmesin diye parmaklık yaptırdık" derler. Sanki köpeklerin girmesini önlemek için daha akıllıca yapılacak başka bir şey yokmuş gibi!

Demir parmaklığın üstünden atlayıp, yanındaki yabancı misafirlerle birlikte, içeriye girer. Bir de görür ki başı sarıklı bir tabur adam, başlarında müftü ve Konya'nın tekmil uleması olmak üzere sıraya dizilmiş, beklemekteler. Hepsine aynı şekilde nezaket gösterir. Onun bu nezaketini fırsat bilen müftü efendi, hocalar lehine bazı imtiyazlar koparmak maksadıyla konuşmaya girişir. Medrese öğrencilerinin askerlik hizmetinden affedilmelerini ister ve "Efendim, bizim öğrencileri askere alıyorlar ve askerde bulunan öğrencinin iadesine izin vermiyorlar. Birkaç defa hükümete yazdık. Cevap vermediler. Emir buyurunuz (da bu hallere bir son verilsin)..." der.

Böyle bir konunun yabancı elçiler önünde ele alınıp tartışılması halinde müftünün ve oradaki diğer din mensuplarının muhtemelen rencide olabileceklerini düşünen Atatürk: "Peki, icabına bakarım" diyerek konuşmayı kısa keser. Fakat müftü efendi direnir, "Hayır şimdi emir veriniz. Askerlik dairesi başkanı paşamız buradadır, valimiz buradadır" der.

Atatürk yine nezaketini muhafaza ederek "Nazarı dikkate alırız" der. Fakat müftü efendi, "Efendim şimdi karar veriniz" demekte ısrarlıdır. Müftünün bu küstah ve rahatsız edici tutumuna karşı Atatürk'ün tepkisini kendi ağzından dinleyelim: "O zaman vaziyyeti tetkik ettim. Müftü efendi, hocaların herkes üzerinde müessir olduğunu ispat için bana hükmediyordu. Gayet yüksek sesle hocalara dedim ki 'Bir sürü asker firarisi toplanmışsınız. Bütün medreselerde sizin gibi insanların yekûnunu toplasak Karahisar'ı (şehrini) istirdat ederdik. Memleketi kurtarmak mı, yoksa sizlerin burada oturmanıza karar kılmak mı? Hangisi daha önemli?'" (Kurtuluş Savaşı dönemi)

Kuşkusuz ki olay Konya'da büyük tepkiler yaratır, zira din uleması hakarete uğramıştır. Ancak ne var ki Konya ahalisi, bu olaydan fevkalade mutlu olmuşçasına Atatürk'e bağlılığını bildirir. Bazıları yanına yaklaşarak "Efendim çok teşekkür ederiz, biz hocalara karşı çok itibar ediyorduk. Sebebi de buraya gelen her büyük adam, onların elini öpmüştür. Biz de zannediyorduk ki onların elini öpmek bir şereftir. Yoksa biz bunların ne kadar (kötü) adamlar olduklarını şimdi anladık" derler. Söylemeye gerek yoktur ki bu şekilde konuşurlarken anımsatmak istedikleri şey "Evi baca, köyü hoca yıkar" ya da "Ölü evinde yaş, imam evinde aş" ya da "Allah haziranda yılandan, ramazanda imamdan korusun" ya da "Oğlunu seven hocaya, kızını seven kocaya vermez" şeklinde olmak üzere halk dilinde yerleşmiş olan tekerlemelerdi.

Atatürk yukarıdaki olayı 1923 tarihli bir konuşmasında anlatmıştır ve anlatırken de kendi ifadesiyle "Din hocalarının bu memlekette ne kadar kıymetsiz olduklarını ve milletin hocalardan ne kadar nefret ettiğini" kanıtlamak istediğini açıklamıştır. Düşündüğü o olmuştur ki Türk halkı ve Türk köylüsü, din adamları sınıfından korkmuştur, yılmıştır; daha doğrusu korkutulmuş ve yüzyıllar boyunca hocalara önem verme zorunluluğunda tutulmuştur.

Bundan dolayıdır ki Atatürk, yeni "laik" Türkiye Cumhuriyeti'nin başkanı olarak her fırsatta halka "(Din hocalarına) önem verirseniz ve hele onlardan korktuğunuzu ihsas ederseniz, gerçekten sizi korkuturlar" diyerek uyarıda bulunmaya çalışmıştır. Din adamlarının gücünün, şeriatı hiç kimseye tartıştırmayıp din öğretimini kendi tekellerinde tutma ustalığında yattığını çok iyi bildiği içindir ki eğer bu hükümler açıkça eleştirilecek ve akıl süzgecinden geçirilecek olursa, onların sahte saltanatına son verilebileceğini hesap etmiştir. Bu nedenledir ki konunun gazete, kitap vesaire yollarla ele alınmasını ve tartışılmasını istemiştir.

* İlhan Arsel, Toplumsal Geriliklerimizin Sorumluları Din Adamları, Kaynak Yayınları, s.1.

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/ozdemir-ince/ataturk-ve-din-adamlari-1-2111124

--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Eğer Tanrı gerçekten varsa, onu yok etmemiz gerekir.

~Mikhail Bakhunin~

- - - - - - - - - - - - - - - -

BİNALİ'S SON(G)

https://www.youtube.com/watch?v=0sZW8wFOsDQ

- - - - - - - - - - - - - - - -

Mahallemdeki Akşamlar

~Kımıldanır mahallemin daralan ruhu
Basma perdelerimde gün batarken
Atıp saatler süren uykusunu
Odama uzanır akasyam pencereden
Kırmızı uzak damlarda bir serinleme
Uyanır gündüz uykusundan evler
Kapılarda işleri ellerinde
Kadınlar giyinip kocalarını bekler
İyi insanların ruhudur yakınlaşır
Takunya sesleri gelir evlerden
Yalnız bu dem rahat bir dünya taşır
Bin mihnet dolu kafasında yorgun beden
Her şeyin geliş saatidir akşam
Mahallede ömürler akşamüstü başlar
Hepsi burda buluşmaya gelir akşam
Başka dünyalardan ayaklar, başlar..

Orhan Veli Kanık~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Piyasalar, beklentiyi satin alir, gercegi satar.
==aa00001396
- - - - - - - - - - - - - - - -

Turgay Yildiz : CUMHURİYET TV RÖPORTAJ 2| Turgay Yıldız
MÜŞTEBA'NIN YORUMLARI KAÇMAZ :)


https://www.youtube.com/watch?v=c-vn-HSQ6Qo

- - - - - - - - - - - - - - - -

Gerçekten var olan bir sinek, bir ihtimal var olan bir melekten daha önemlidir.

~RALPH WALDO EMERSON~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Objektif kriterlere göre hizmet veren bütün kurum ve kuruluşlarda olduğu gibi Türkiye Diyanet Vakfı'nda da personel kılık ve kıyafetlerine göre veya yaşam tarzlarına göre değil, hizmetindeki başarısına ve kuşatıcılığına göre değerlendirilmektedir

~Necati AKÇEŞME, Diyanet Vakfı Genel Müdürü~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir.

~George Orwell-Hayvan Çiftliği~




















OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder