24 Eylül 2014 Çarşamba

Re: [akilcagi_1919] Teşekkürler.... [5 Attachments]

Sayın İlgililer,
Her fırsatta bir suçlama yapılıyor.
Aydınlar görevini yapamamış,
Aydınlar halktan kopukmuş,
böyle deniyor.
Nasreddin Hocanın fıkrasındaki gibi.
Yahu hiç mi hırsızın kabahati yok?

Madem ki, aydınlar bu derece suçlu verelim cezalarını.
Bunları itelim, kakalım, boğalım, taşlayalım, sürelim.
Hepsini itin dötüne sokup sokup çıkaralım.
Ya da ne yapalım?

Madem aydınlar yanlış yerde, o halde mürteciler, etnik bölücüler doğru yerde olanlar bunlar.
O zaman bunlara itibar edelim.
Aydınları suçlayanların sözlerini ben ancak böyle tercüme edebilirim.
Aydınlar suçluysa, aydın olmayanlar haklı demektir.

Sizler de kendiniz aydın olarak görüyor ve sunuyorsunuz.
Peki, neden hep başkalarını suçluyorsunuz?
Varsa bir ağır ihmal, bir suç bu kahır size de düşmez mi?
Sizler neden kendinizi bir kenarda tutuyorsunuz da, gayret sahibi insanları suçlamanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorsunuz?
Siz aydın değil misiniz?

Her zaman aydın, ya da münevver olduğunu iddia edenler olmuştur.
Bunlar genel olarak iki gurup insandan olmuştur.
Üstelik bu yeni değildir, Osmanlının batakta debelenmekte olduğunu fark edenle, yenilenme ihtiyacını belirtenlerden itibaren hep aynı şey yaşanmıştır.

Aydın ya da münevver olduğunu söyleyenlerin bir bölümü halkın inanmaya zaten hazır olduğu pempe yalanlar söylemeyi tercih etmiştir.
Dini, etnik, Osmanlıcılık, meşrutiyet, hilafet üzerine tatlı pembe yalanlar.

Bir bölümü aydın ise akıntıya karşı kürek çekmiş, rüzgara karşı yelken açmıştır.
Halkı kötü alışkanlıklarından kurtarmak üzere zorlayanlar olmuştur.
İkinci kafileden olanlar her zaman itilmiş, kakılmış, düşmanlıkla karşılaşmıştır.
Tarihin her dönemine bakınız, Osmanlı döneminde de sürgünlere maruz olanlar, boğdurulanlar, düşmanca tavırlar içinde bunaltılanlar,
her zaman halka zorlu gerçeklerden bahsedenler olmuştur.
Şimdi bu türden insanları saylama kalksak benim tahminim burdan aya uzanacak bir isim listesi yapmak mümkündür.
Bu insanlar için söylenen her zaman bu türden aydınların halktan kopuk olduğu olmuştur.

Gerçek aydınların söylemesi gerekenler kolay, rahat, keyifli laflar değildir.
Acı, rahatsız edici, yorucu, kafa yormayı gerektiren, çalışmayı, terlemeyi gerektiren laflardır.
Halkın itibar etmedikleri bunlardır.

Bir de kolay, rahat laflar vardır.
Osmanlını ihtişamı, İslamın altın çağı, gerçek bilgiye karşı saf imanı tercih eden laflar.
Düşünce, okuma ve öğrenme tembeli bir halkı zora koşmayan laflar bunlar.
Halkı önceden beri alıştığına, devam etme kolaylığına sokan, yüzyıllardır doğru bildiklerini yeniden irdelemekten alı koyan  laflar.

Ben doğrusun söyleyeyim.
Evet halk ve aydınlar arasında gerçekten de bir kopukluk vardır.
Ama , kopuk olan halktır aydınlar değil.
Halk şarlatanı, şaklabanın, sahtekarların peşine takılmıştır.
Bu kadar basittir.

Aydınlar söylemesi gerekeni milyon kez, her tonda, her tarzda söylemiştir.
Kimisi bağırmıştır, kimisi efendi gibi anlatmıştır, kimisi halkın diliyle anlatmıştır.
Akla gelecek her yol denenmiştir.

Evet, malese açık açık söylemek lazım.
Kral çıplak.
Halk tembel, rahata alışmış, okumadan, öğrenmeden, çalışmadan, yorulmadan, alın teri dökmeden yaşama ve kazanma beklentisi içinde.

Halkın ahlakı bozuk.
Tek taraflı bir ahlak anlayışı geçerli zannediyor.
Ben başkasını malını çalayım, başkası benimkini çalması.
Ben başkalarının karısına, kızına pandik atayım, benimkine atmasınlar.
Ben dilediğim yere gecekondumu yapayım, benim arazime kimse gecekondu yapmasın.
Ben dilediğim yere arabamı park edeyim, kimse benim evimin önüne arabasını koymasın.
Ben istediğim yere tüküreyim, başkası benim önüme tükürmesin.
Ben evimin, arabamın çöpünü balkondan, camdan atayım, başkası atmasın.
Söylenen şey budur.

Halk hırsızlığın felsefesini yapma noktasında.
Çalıyor, çalıyor ama iyi hizmet ediyor lafı günümüzün mottosudur.
Dar--ül Harp lafı hemen her türlü ahlaksızlığı aklayan dini bir referansdır.
Mürtecilerin vergi kaçırmayı aklayan, hırsızlığı aklayan lafları vardır.
Büyük metropollerde kendi içinde dayanışma konforu yaşayan, başkalarına karşı olağanüstü saygısız, her türlü kötülüğü hak ve mübah gören cemaatler vardır.
Takkiye denilen icat, islamın son yüzyıl içinde ürettiği en büyük değerdir.

Halktan kopuktur denilen aydınlar, o başarısız, yetersiz, değersiz bulunan aydınlar işte hep bunlara itiraz edenlerdir.
Halkın makbul saydıkları ise halkı hırsızlığa, ahlaksızlığa, namussuzluğa teşvik eden toplumsal soytarılardır.

Günümüz siyasetine, toplumsal yaşamına yön veren büyük imamları, sivil toplum önderi sayılan ilahiyatçılara bir bakın.
Takkiye, gizlilik, ağzı sıkılık, gizem, sırlar, gizli ilişkiler, akçalı işler, menfaat dayanışması, kalan toplumu hiç sayma, kafir ilan etme her yerde, her cemaatte vardır.

Şimdi söyleyin.
Bütün bu saçmalıklara itiraz eden aydınlar suçlu, haksız, itibarsız mıdır?
Eğer bunlar muteber değil ise, bu durumda günümüzün münevver(?) sayılan soytarıları haklı demektir.

Ben doğrusu aydınlara yöneltilen bu suçlamaları üstüme alıyor ve fena halde rahatsız oluyorum.
Ben şerefimle, şanımla halktan kopuk olan aydınlardanım.
Bundan da gurur duyuyorum.
Benim bulunduğum yer doğru zemindir.
Halkın bulunduğu yer yanlışın olduğu yerdir.
Halk tercihlerinin bedelini elbette ödeyecektir.
Netekim halk her gün bedel ödemektedir.
Siyasi tartışmalarda fanatik bir taraftarlık içinden öfkelen kalabalıklara gittiğimizde tek tek insanlarla konuştuğumuzda görüyoruz.
Tek tek sorduğumuzda, herkesin çok büyük sıkıntıları vardır.
Bana düşen halkın yanlışlarını paylaşmak değildir.
Devran döner, halkın acı tecrübelerle doğruyu, yanlışı anlayabilir.
Halkın sonradan farklı bir akla ihtiyacı olabilir.
Ben o zaman da doğru yerde olacağım.

Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA

On 23.09.2014 23:59, 'Cok Okur(c)' cokokurc@gmail.com [akilcagi_1919] wrote:
Sayın yönetici, Sayın üyeler,

Uzun zamandır (gruptaki) aydınlarımızın yazdıklarını okuyup onların bildiklerinden istifade etmeye çalışıyordum.

Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetimizin (bence) en önemli ögesi olan "kuvvetlerin ayrılığı ilkesi"nin çalışmaz hale getirilmesinin sebeplerini düşünürken dünyanın değişen dengeleri de dikkatimi çekti.

Olanların arkasında yahudileri, masonları vs arayanlar belki de haklıdırlar. Benim anlamaya çalıştığım Türkiye'de olanlar. 
Bizi bugüne getiren (dış/iç) güçleri tanımlamak önemli ama (bence) daha da önemli nokta o güçleri vaktinde tanımayan, o güçlere gelişme fırsatını veren, cumhuriyetimizin yetiştirdiği "aydın"larımızın vazifelerini neden yapmadıklarıydı.

Ben düşünürdüm ki "aydınlar", cumhuriyeti korumak söz konusu olduğunda, "etnik köken", "dini inançlar", "politik oriyantasyon" vs gibi faktörleri ikinci plana ite(bi)lecek güçte gelişmiş insanlardır....

Heyhat!!!

BBu grup (affınıza sığınırım) basit çelişmelerin ötesine geçemeyen aydınlarla (!!!) dolu. 

Bu kişilerin  para için dinini satanlardan daha iyi olduğunu söyleyemem.

Yazıları okudukça daha iyi anlıyorum, bu güne nasıl/niye geldiğimizi.

Belki de ben hayal dünyasında yaşıyorum.

Bildiğim tek şey var: Bu (basit!) yazıları okumaya tahammülüm yok artık....

Ekteki fotoğraflara bir bakın lütfen. Umarım yanlış anlamazsınız. Köpek döğüşleri yapılıyor. (zavallı) köpekler, hayatlarının en önemli (ve belki de bilmeden hayatlarının en son) faaliyeti ile meşguller. Yani birbirlerini öldürmeye çalışıyorlar.

Dövüştürenler? Zevkle seyredip paralarını saymaktalar......

Misafirperverliğinize teşekkür ederim.

(Allah/tanrı/....) Türk'ü/Türk'leri/ Atatürk'ün mirası "CUMHURİYETİMİZİ" korusun...

Saygılarımla

Şükrü Ahıshalı
__._,_.___
View attachments on the web

Posted by: "Cok Okur(c)" <cokokurc@gmail.com>











__,_._,___

--


Si vis pacem, para bellum.
* * *
Baris istiyorsaniz savasa hazir olun.

Latin Atasozu - (Vegetius)



Andolsun biz Kur an i ogut alinsin diye kolaylastirdik. ogut alan yok mu?

54:17
Bu ayetin aynisi su surelerde tekrar edilmektedir. 54:22, 54:32 ve 54:40.

 
Tanim: Istanbul un fethi kiyamet aninda olacaktir.

(Kutubu Sitte, Kiyamet bolumu)
Hadis No : 5045


Nurculukta nedense tarikat sozcugu kullanilmaz.
Nurcular kendi topluluklarina cemaat derler.
***
Islam inanclarina gore bu dini secen topluluga CEMAAT denir.
peygamberin cevresinde toplanan, Kuran a baglanan kimselerin birligi cemaattir.
Said-i Nursi de yeni bir din kurdugunu ileri surdugunden ona bagli topluluga cemaat demistir


Ayaklanma icin sebep yoktur.
Fransizlar bizim iyiligimizi istiyorlar.

Adana Valisi Abdurrahman'in demeci - 05.11.1920


Tehcir sirasinda Merzifon'da esasen cokca kalan Ermenilerin bu kez baska yerlerden de gelenler ve gocten donenler yuzunden miktarlarinin daima artmakta oldugu Merzifon Amerikan Mektebi'ne getirilen esya sandiklarinin uzerinde Otoman Amerikan markalari goruldugunden bunlarin herhalde silah oldugunda suphe birakmistir.

(6 Haziran 1919)
K. ATATURK


Marx hataliydi.
Din insanligin afyonu degildir.
Afyon;uyusturucu, hissizlestirici,$ikici seyleri akla getiriyor.
Ama din,$iklikla korkunun afrodizyagi,gaddarligin anfetamini olmustur.
En iyi oldugu durumda ruhlari ayaga kaldirmis,can kuleleri dikmistir.
En kotu oldugu durumdaysa butun uygarliklari mezarliga cevirmistir.

PHILLIP ADAMS


"Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu?
Fakat bunu yapmaya gucu mu yok?
Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir.
Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi?
Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir.
O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu?
O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur.
O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu?
O zaman kotuluk nereden geliyor?"


(Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.)
EPICURE


Zaman icinde Filistin in tamamina yayilacagiz

Prof.Dr.Haim Weizmann, Israil Devlet Baskani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52


Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder