15 Haziran 2015 Pazartesi

Kemal ÇİÇEK : OSMANLI SULTANLARI ZİNA YAPANLARA NE TÜR CEZALAR VERDİ

Kemal ÇİÇEK : OSMANLI SULTANLARI ZİNA YAPANLARA NE TÜR CEZALAR VERDİ

K_Cicek@Altayli.Net 14 Haziran 2015

Kur'an-ı Kerim'de zina yapan kadının recmedilmesini emreden bir ayet yoktur. Zina yapanın öldürülmesi gerektiğini savunanlar, bu görüşlerini birkaç hadise dayandırmaktadır. Ancak Osmanlı hukukunun kaynak aldığı fıkıh kitaplarında recm cezasını düşüren çok sayıda şart vardır. Bu yüzden bu ceza uygulanamaz hale gelmiştir

Bu hafta Prof. Dr. Cevat Akşit'in bir TV programında "Evli kişinin zina etmesi durumunda dinen cezası ölümdür" şeklinde bir beyanı gündemi epey meşgul etti. Bazı bilim adamları bu görüşe katıldı ve hatta kadına recm (taşlanarak öldürülme) cezası verilmesi gerektiğini savundu. Kimisi her iki uygulamanın da İslam dininde bulunmadığını ileri sürdü. Bu yüzden bu hafta derin hukuk tartışmalarına girmeden bir tarihçi olarak sadece Osmanlı Devleti'nde zina suçu sabit olanlara ne tür cezalar verildiğini yazdık.

FATİH'İN KANUNNAMESİ

Osmanlı sultanları, İslam hukukuna uygun olarak zaman zaman kanunnameler yayınlamışlar ve uygulatmışlardır. İslam hukukunda yöneticilere tanınan kanun yapma yetkisini en geniş anlamda kullanan sultanlardan birisi de İstanbul'u fethederek tarihe geçen II. Mehmet'tir. K

anun-ı Padişahi adıyla, kendisinden sonra gelen bütün Sultanlara örnek olacak şekilde yazılan genel bir kanunnamesi vardır. Bu kanunnamenin ilk üç bölümü ceza hukukuna giren suçlara aittir. Birinci bölümde ise zina suçu ve cezası ele alınmaktadır.

ZENGİNE ÇOK, FAKİRE AZ

İlginçtir ki Osmanlı kanunnamelerinde cezalar genelde kişilerin gelir durumlarına göre değişiklik gösterirdi. Osmanlı tebaası üç veya dört farklı kategoriye ayrılmıştı: Ala, evsat ve edna; yani zenginler, orta halliler ve gelir düzeyi düşük olanlar. Bazı kanunnamelerde çok fakir diye dördüncü bir kategori daha vardır. Gerek vergi toplanırken gerekse de para cezaları tahsil edilirken işte bu tasnife göre para alınır veya ceza verilirdi.

ERKEKLERİN ZİNA SUÇU VE BEDELİ

Fatih Sultan Mehmet'in kanunnamesinde zina ve zinaya yol açan sebepler başlığında zina suçu hakkında hükümler sıralanmaktadır. Zina yapan ve suçu sabit olan, yani suçu dört Müslüman şahit tarafından doğrulanan kişi evli ve erkekse, serveti de bin akçeden fazlaysa 300 akçe para cezası öderdi. Eğer orta halli bir kişi ise cezası 100 akçe idi. Eğer zina yapan kişi gayet fakir ise 40 akçe para cezası tahsil edilirdi.

BEKARIN CEZASI DAHA DÜŞÜKTÜ

Fatih'in kanunnamesinin ikinci maddesinde ise ergen (buluğa ermiş bekâr erkek) olan ve zina suçu işlediği sabit olanlar hakkındaki hüküm kaydedilmişti: "Eğer zina kılan ergen olursa, bin akçeye dahi ziyadeye gücü yeterse, cürm (ceza olarak) yüz akçe alına. Eğer orta halli olursa, altı yüz akçeye gücü yeterse, elli akçe cürm alına. Andan aşağı dört yüze gücü yeterse kırk akçe, fakir olsa otuz akçe cürm alına."

Bugünlerde çok tartışılan kadının zina yapması durumunda verilecek cezalar da kanunnamenin 3. maddesinde açıkça kaydedilmişti.

Buna göre zina suçu işlediği ispatlanan kadınların ödeyeceği para cezaları erkeklerle aynıydı. Ancak eğer bir kadın yabancı bir erkeği evine alır ve zina yaparsa, suçu ispatlandığı takdirde yüz akçe ceza öderdi. Yoksul kadın elli akçe, fakir kadın kırk ya da otuz akçe ceza öderdi. Eğer zina eden kız (bekâr) olursa, cezası bekâr erkek ile aynıydı.

CARİYELERE YARI YARIYA İNDİRİM

Fatih Sultan Mehmet'in genel kanunnamesinin 8. maddesi köle ve cariyelerin zina suçlarına verilecek cezalar hakkındadır. Buna göre eğer erkek veya kadın köle yani cariye zina yaparsa, hür erkek ve hür kadının yarısı kadar ceza ödeyecekti. Zina yapmak kastıyla birisinin evine giren kişi evli olanların ödediği kadar cezaya çarptırılırdı.

ÖPÜŞMENİN CEZASI DA AĞIRDI

Bir başkasının karısını öpen veya öpmeye teşebbüs eden kişilerin ne kadar ceza alacağı kadı efendinin takdirine bırakılmıştı. Ceza paraya dönüştürüldüğü takdirde iki değnek cezası için bir akçe tahsil ediliyordu. Osmanlı ceza kanunnamesinde kadınların pezevenklik yapması (bu tabir o zamanlar kadınlar için de kullanılıyordu) çok ağır bir şekilde cezalandırılıyordu. Kadı Efendi ne kadar gerek görürse o kadar değnek cezası verir ve para cezasına dönüştürüldüğü takdirde de değnek başına bir akçe tahsil ederdi.

ZİNAYI GÖREN VE İHBAR ETMEYENE CEZA YOK

Fatih Sultan Mehmet'in çıkardığı kanunnamede şöyle ilginç bir hüküm de vardı: "Eğer bir kişi zinâyı bilse, gelüb kadıya demese cürm (yani ceza) yok." Bu hüküm de göstermektedir ki bir kimsenin zina ile suçlanması ve suçunun fıkıh kitaplarında tarif edildiği şekilde şahitlerle ispatlanması çok zordu. İffete iftira atanların ağır cezaya çarptırılması da ihbarcıları caydırmaktaydı. Osmanlı'yı ziyaret eden hiçbir seyyahın recm cezasından söz etmemesi de anlamlıdır.

OSMANLI CEZA KANUNLARINDA ZİNA SUÇU VE CEZASI

1840, 1851 ve 1858 yıllarında yürürlüğe giren Yeni Osmanlı ceza kanunlarında zina ile ilgili hükümler yoktur. Zina ile ilgili hükümler ilk defa 1860 tarihli kanuna eklenmiş ve zinakâr kadına hapis cezası getirilmiştir. 1911'de yapılan değişiklikle erkeğe de kadın gibi hapis cezası ve eşit ceza verilmesi hükme bağlanmıştır.

ZİNA YAPANLARIN SÜRGÜN EDİLMESİ

Doktora tezim için Osmanlı mahkeme kayıtları üzerine yaptığım incelemelerde zina yapan kadınların genelde mahalleden sürgün edildiğini tespit etmiştim. Hatta sürgün edildiği halde geri dönen ve tekrar zina yapan kadınlar bile kadı tarafından ikinci defa mahalleden çıkarılarak cezalandırılmıştır. Defalarca aynı suçtan mahkemeye getirilenlere dair kayıtlar zinaya ölüm cezası verilmediğinin bir kanıtı olsa gerektir.

MAHKEMEYE AYNI SUÇTAN GETİRİLENLER…

Doktora tezim için Osmanlı mahkeme kayıtları üzerine yaptığım incelemelerde zina yapan kadınların genelde mahalleden sürgün edildiğini tespit etmiştim.

Hatta sürgün edildiği halde geri dönen ve tekrar zina yapan kadınlar bile kadı tarafından ikinci defa mahalleden çıkarılarak cezalandırılmıştır. Defalarca aynı suçtan mahkemeye getirilenlere dair kayıtlar zinaya ölüm cezası verilmediğinin bir kanıtı olsa gerektir.

OSMANLI'DA YAŞANAN TEK RECMİN HİKAYESİ

Silahtar Fındıklı Mehmed Ağa'nın naklettiği bu olay şöyle gelişmiştir: 1680 tarihinde İstanbul'da bir yeniçerinin karısı, evine yakın bir yerde ipek dükkânı sahibi olan bir Yahudi'ye aşık olur. Bir gün Yahudi'yi evine alır. Bu durumdan haberdar olan mahalle sakinleri kadının evini basar ve hepsi birden "zina halinde bulduk" diye ifade verip ikisini de Kazaskere getirirler. O da "gördük" diyenlerin şahitlikleriyle kadının recm edilmesine, Yahudi'nin de öldürülmesine hükmeder. Neticede de karar uygulanır. Ancak sadece bir kaynakta bulunan bu örnek henüz belgelenebilmiş değildir.




a45UyF587661-150615153657 Oraj Poyraz <cimcime@neomailbox.net>
2015/06/16  01:16 6  64  1 undefined kemalistiz@googlegroups.com

 
--

YASIM ILERLEDIKCE
. . . . . .
Yasim ilerledikce daha cok anliyorum
Ne buyuk nimet oldugunu ah ey guzel gun
Bos yere uzulmekte mana yok, anliyorum
Kadrini bilmek lazim artik her acan gulun
Sukretmek turkusune daldaki her bulbulun
Yanmak da olsa artik ask ile yasiyorum

Cahit Sitki TARANCI

Zina yapan evlilerin taslanarak oldurulmesini emreden ayet, Ayse nin doseginin altindaki sahifede yazili bulunuyordu.
Peygamber olunce Ayse onun defin islemleriyle mesgul iken, evin acik kapisindan iceri giren bir keci o sahifeyi yedi ve boylece taslama cezasi Kuran dan cikti; ama hukmu devam ediyor.

Ibni Mace 36/1944; Hanbel 3/61; 5/131, 132, 183; 6/269

Hainlere Hiyanet

Antigonos, bir sehrin askerlerini kandirip kendi rakibi olan komutanlari Eumenes e ihanet ettiriyor; ama askerlerinin ihanetiyle adami oldurdukten sonra kendisi tanrisal adaletin uygulayicisi olmaya kalkiyor, hainleri sehrin valisine teslim edip hepsini diledigi bicimde temizlemesini emrediyor. Oylesine yaptiriyor ki dedigini, sayilari bir hayli cok olan bu askerlerin bir teki bile Makedonya ya donmuyor. Askerler kendisine ettikleri hizmetin buyuklugu olcusunde kotuluk etmis ve cezayi ha ketmis oluyorlardi. Efendisi Sulpicius un saklandigi yeri haber veren kole, Sylla nin vermis oldugu soz geregi serbest birakiliyor; ama devlet hikmeti geregi Tarpeion kayaligindan atiliyor. Bizim kral Clovis de, Cannacre in hizmetcilerine altin silahlar vadederek efendilerine ihanet ettiriyor. Sonra ucunu de astiriyor. Kimi yerde de hiyanet edenlerin boyunlarina ihanet karsiligi aldiklari keseyi takip asiyorlar. Kendi isteklerini yerine getirdikten sonra kamu istegini de yerine getirmis oluyorlar boylece. Fatih Sultan Mehmet, soyunun adeti uzere, taht kiskancligi yuzunden kardesini ortadan kaldirmak isteyince onun adamlarindan birini kullaniyor bu iste: Adam da fazla su yutturarak boguyor sehzadeyi. Is olup bitince Padisah bu cinayetin kefareti olarak katili olen kardesinin anasina (yalniz babadan kardestiler cunku) teslim ediyor o da padisahin gozu onunde katilin karnini yardiriyor, kendi elleriyle yuregini bulup sokerek sicak sicak kopeklere yediriyor. Kendileri hic de iyi olmayanlar, kotu bir eylemden cikar sagladiktan sonra, rahat yurekle, ise biraz iyilik dogruluk karistirmaktan hoslanirlar, bir karsilik oduyormus, vicdanlarini temizliyormus gibi. Kaldi ki, bu korkunc kotuluklere alet ettikleri kimseler kendilerini sucluyormus gibi gelir onlara. Olmelerini isterler ki bu yuz karasi islerin bilinci, tanikligi silinsin gitsin.

Michel de Montaigne : Denemeler


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder