Müyesser Yıldız yazdı: Genelkurmay susuyor çünkü...
Soner Yalçın dünkü yazısında, "Genelkurmay MİT TIR'ları konusunda neden susuyor?" diye soruyordu.
Anlatalım:
Davanın veya suçun adı üzerinde; "Askeri casusluk"...
Tamam, MİT TIR'ları davasında ilk etapta tutuklananların büyük kısmı Jandarma personeli, yani TSK'dan çok İçişleri Bakanlığı'nı ilgilendiriyor.
Ama sırf "askeri casusluk" adı üzerinden Genelkurmay'ın da MİT TIR'ları davayla ilgilenmesi, en azından bir soruşturma yapması gerekmez mi?
Mantık, "gerekir" diyor.
Sorduk, soruşturduk. Şu bilgilere ulaştık:
Olay patladığı andan itibaren Genelkurmay Askeri Savcılığı da hem mantığın, hem yasaların gereği harekete geçmiş, önce Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na müracaat ederek, "Biz de inceleme yapalım" diyerek, dosyanın bir örneğini istemiş.
Bu arada başta Adana Jandarma Alay Komutanı Albay Özkan Çokay ve diğer bazı askerler de çağrılıp, ifadeleri alınmış. "Allah'tan onlar asker olduğu ve en azından şimdilik askere hükmümüz geçtiği için geldiler" deniyor.
Sonra mı?
İddialara göre; Hem Adana, hem İstanbul Başsavcılıkları ve davaya bakan mahkemeler, "Size dosya, mosya göndermiyoruz" karşılığını vermiş.
Askeri Savcılığın ısrar etmesi üzerine de "Sizin yetkiniz falan yok. Ayrıca size ne oluyor?" mealinde üstü örtülü tehdit gelmiş.
Savcılık bu defa, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları ile HSYK'ya yazmış; "Yasalar davaya bizim de bakmamızı öngörüyor. Yardımcı olmak için inceleyelim, soruşturalım" şeklinde. Onlar da yazıları ilgili mahkemeye göndermiş.
Ne mi olmuş? Davaya bakan mahkeme, tüm resmi kurumlara şöyle bir talimat göndermiş:
"Askeri Savcılığa herhangi bir bilgi ve belge vermeyin."
Genelkurmay Savcılığı, Jandarma Genel Komutanlığı'ndan dahi bilgi isteyemez, alamaz hale gelmiş.
Sonuç; Askeri Savcılık da geçtiğimiz günlerde, "Kovuşturmaya Yer Yok" kararı verip, dosyayı kapatmış.
Özetle, "MİT TIR'ları meselesinde ne olduğunu Genelkurmay Başkanı dahi bilmiyor" desek, yeridir.
Ve de anlatılanlar doğruysa belli ki, Genelkurmay susmamış, susturulmuş.
Devlet açısından ne hazin bir tablo, değil mi?
GÜVENSİZLİK HAD SAFHADA
Dahası var.
TSK'daki kumpasları kuran gerçek Cemaatçi yapılanmanın üzerine gitmek yerine…
Diğer kurumlar gibi TSK da "paralelci" furyasıyla cadı kazanına dönmüş, at izi it izine karışmış durumda.
İhbarların haddi hesabı yok. Hem ihbarlar, hem gazete haberleri soruşturuluyor, MİT'e, Emniyet'e, ilgili Cumhuriyet Savcılıklarına soruluyor.
Cevap? Ya yok, ya "açık kaynaklardan edinilen bilgiye göre şöyle..." şeklinde.
Savcılıklar ise hemen hiçbir bilgi paylaşımı yapmadan, sadece "talimat" gönderiyor.
Hani Genelkurmay eski Başkanı Necdet Özel, "Bize MİT'ten, Emniyet'ten bilgi-belge gelmedi" demişti ya, işte bundan sonra birkaç isimsiz-imzasız ihbar mektubu ulaştığı söyleniyor. Hepsi bu.
Doğrudur yanlıştır; Ancak kesin olan şu, devletin güvenlik birimleri arasındaki güvensizlik had safhada.
BİR BÖBREĞİMİZ BALYOZ'DA GİTTİ, DİĞERİ DE
Bitmedi...
Gündemde İzmir Askeri Casusluk davasında yapılan kumpaslar ve buna ilişkin operasyonlar var. Kumpasın sivil ayağındaki operasyonlardan sonra askeri cenaha da uzanılacağı yazılıp, çiziliyor.
Öğrendik ki, bu tablo, her Allah'ın günü "Operasyon TSK'ya uzanacak" haberleri Genelkurmay'ı rahatsız etmiş.
Askeri Savcılar, soruşturmayı yürüten İzmir Savcısı Okan Batu'yla temasa geçip, "Ne bilgi, belge istiyorsanız, verelim. Yardım edelim, sağlıklı ve hızlı bir soruşturma yapılsın" dedikten sonra, şu benzetmede bulunmuş:
"Ergenekon ve Balyoz davalarında bir böbreğimizi kaybettik. Ne olur dikkat, bu soruşturmalarda da diğer böbreğimizi kaybetmeyelim!.."
Ancak diğerlerinde olduğu gibi, İzmir'de de kapılar Genelkurmay'ın yüzüne kapanmış.
Sorunumuzun, MİT TIR'larından daha büyük olduğu ortada.
Devlet bu haldeyse, Diyarbakır, Suruç, Ankara Garı'ndaki patlamalara, Rus uçağının düşürülmesine şaşılır mı?
9 Kasım 2005'te Şemdinli'de bir kitapçının bombalanması ile başlayan, Ergenekon-Balyoz ve diğer kumpaslarla devam eden büyük bir planın kaçıncı sahnesine gelindi bilmiyoruz, ama istenen ve hedeflenen tam da galiba buydu; Devletin beyninin dağılması!..
Savaş kapımıza dayanmış... Bu halde, nereye?..
Müyesser Yıldız
Odatv.com
a45UyF587661-151208145136 Oraj Poyraz At Neomailbox cimcime@neomailbox.net
2015/12/08 21:00 1 39 undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com
SOGUT
. . . . . .
Dalin egri bugru yapragin ince
Rengin igdelesir ruzgar esince
Yazin semsiyesin yasliya gence
Guzun derelere verirsin ogut.
. . . . . .
Silaci dibinde unutur cile
Esintin avutur bozkiri bile
Dokun tozlarini sabah yeliyle
Aksam gunesi ile boyunu buyut.
. . . . . .
Bir tunek olmadan kollarin kara
Yollama golgeni obur bahara
Yaprak dokumunde uyup ruzgara
Yorgun dallarini sallama sogut.
Kemalettin Kamu
Peygamber nerede guzel bir kadin gorse hemen eve kosar Zeynep le yatardi.
Buhari, Hibe
Muhammet uzun bir devirdeki tefekkurlerin mahsulu olan ayetleri luzum ve ihtiyaclara gore takrir ediyordu
ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Tarih kitabi
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur_gundem@yahoogroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com |
| Gruptan ayrilmak icin | : | ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com |
| Grup Sayfamiz | : | http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder