Tespitleri doğrudur.
Batı hızla faşistleşmektedir.
Bu süreç ilerleyecektir.
Faşizmin tatlı tatlı yükselişini izleyeceğiz.
Oturduğunda itirazlarımızı dinleyecek kimse kalmayacak.
Esasen oyunun kendisi budur.
Eskiden psikolojik harekat derdik o dönemde işler askerler üzerinde yürütülürdü.
Şimdi algı operasyonları ve karşı algı mühendisliği diyoruz.
Kavram sivilize oldu.
Çünkü artık polisler, MIT, gazeteciler, STK'lar işin içinde.
Batılı toplumlar zayıf karşı medeniyetle savaşa hazırlanıyor.
Taş ile yumurta tokuşturulunca ne olur?
Her zaman aynı şey.
Ister taş altta olsun, ister taş üste olsun.
Her zaman yumurta kırılır.
Medeniyetler çatıştığında ne olacak peki?
Kim kırılacak?
Ve dünya nüfusunun azaltılması projesinde hangi medeniyetin nüfusu kontrol altına alınmış olacak?
Bir düşünün bakalım.
Oraj POYRAZ(cimcime@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
L2fSIJNoA0xfSNxA
Nihat Genç: Kandil Sönerken.
AMERİKA ÇOK GEÇMEDEN TRUMP GİBİ DÜŞÜNENLERİN ELİNE GEÇECEKTİRİDEOLOJİK ZEKALARIN GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE HIZLA 'ROBOTLAŞMASINA' NEDEN HİÇ ŞAŞIRMIYORUZ
SAVAŞIN KAPISINA BİZİ GETİREN ŞEY BU İKİ 'YAPAY ZEKANIN' KUCAKLAŞMASI
Teleskop ve mikroskop'un icadı evren hakkında düşüncelerimizi kökünden değiştirdi, hurafelerle örülü inançlarımız değişti. Telgraf telefon televizyon ve bilgisayar tarihin en büyük devrimleriydi, hayatlarımız şehirlerimiz alışkanlıklarımız kökünden değişti.
Ancak bu muhteşem icadların hiçbirinin gücü kötülükleri düşmanlığı savaşı değiştirmeye yetmedi.
Hatta savaşları ve kötülüğü hızlandırdı diyen olursa verilebilecek cevabımız çok sınırlıdır, bir savaştan yenisine 'game over' deyip geçiyoruz.
Belki çok yakında beynimize bilgisayar bağlanıp istediğimiz yabancı dili ekleyebileceğiz, ve beynimize bir Internet ağı bağlayabileceğimiz şimdiden bilimsel olarak konuşuluyor ve 'beyin postası'nın mümkün olabileceği konuşuluyor.
Bu müthiş gelişmelere rağmen 'insanlık ışığı' insanlığın, kalbin, sevginin, dostluğun, kardeşliğin 'kandili' sönüyor.
AMERİKA ÇOK GEÇMEDEN TRUMP GİBİ DÜŞÜNENLERİN ELİNE GEÇECEKTİR
Onbeş yıl önce bu göçmen sorunu sürdükçe o zamanlar yüzde beşi geçemeyen Fransa'nın Ulusal Cephesi Le Pen için, pek yakında Fransa Le Pen'in eline geçer demiştim. Fransa insanlığın en büyük devrimi Fransız ihtilaliyle tüm dünyanın siyasal sistemlerini değiştiren ülke. İkiyüz yıl içinde nasıl oldu da yeniden 'ırkçı' 'güvensiz' 'başkasına tahammülsüz' bir siyasetin eline geçebiliyor. Aman Allahım neler oluyor?
Cumhuriyetçi aday Trump'un Müslümanlara ve Meksikalılar'a karşı 'gelmesinler' 'sert önlemler alacağız' lafları siyaseten diplomatik bir hızla eleştirilse de, hiç kuşkunuz olmasın 'göçmen' akını sürdükçe Amerika çok geçmeden Trump gibi düşünenlerin eline geçecektir.
Türkiye AB'ye girmenin hararetli tartışmalarını otuz yıl boyunca ekranda ve manşetlerde tartışırken, liberal bir tayfa, Türkiye'yi faşist ırkçı başkasına tahammülsüzlükle suçladı, manipüle edilmiş anketler yaptı, Türkiye halkını geleneklerini tarihini 'kriminal' yani 'suçlu' yani kökünden kazınması gerektiğini yazıp çizdi. Avrupa Birliği'ne girerek bu 'suçlu' tarihten kurtulabileceğimizi savundular. Hatta bu 'suçlu' 'katil' tarihten kurtulabilmemiz için Çanakkale Savaşları gibi tarih kitaplarının dahi acilen ortadan kaldırılmasını teklif ettiler.
Ergenekon ve Balyoz operasyonlarına uydurdukları asıl büyük 'gerekçe' buydu, yurttaşlık, kendinden başkasına 'tahammülsüz' Naziler gibi 'tek tip üniforma' giyen faşist bir devlet düzeniydi, hemen ortadan kaldırılmalı diye onlarca yıl sövüp yazıp çizdiler.
Türk medyasında bunca maliyete bunca acıya ve bu mültecilerin bunca sosyal belirsizliğine rağmen, tek bir, evet, bir tanecik olsun, mülteci nefreti, mültecileri kovalım ya da mültecilerden nefret sözü yükselmedi.
Bugün dünyayı üçüncü dünya savaşı eşiğine getiren IŞİD değildir, IŞİD kökünden kazılsın, savaş gemilerinin geri dönmeyeceği aslında hiç geri dönmedikleri aşikar bir gerçektir.
İDEOLOJİK ZEKALARIN GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE HIZLA 'ROBOTLAŞMASINA' NEDEN HİÇ ŞAŞIRMIYORUZ
İnsanlık büyük bir 'güven bunalımda' ve bu güven bunalımı Batı coğrafyasındaki en temel 'değerleri' kasırga etkisiyle dağıtıyor.
İnsanlığı yer küreyi sarsan bu 'güven' bunalımının kökü radikal vahşi örgütler mi?
Bu büyük güven bunalımının kökü insanlığın ınternete telefona televizyona bilgisayara olan 'güveninin' yıkımıdır, yani insanlık, icad ettiği muhteşem teknolojinin bir 'hayır' getirmediğini görmüş ve bilimsel gelişmelerle hayatın güzelleşmediğine dair büyük bir kuşkuya düşmüştür. Çünkü bu yeni icadlarda insan 'özne' değildi.
Televizyonu ve bilgisayarı icad eden büyük zeka, iki insanın kardeşçe eşitçe bölüşerek yan yana yaşamasını bu yüzden beceremedi, geçtim bu yönde siyasal bir umut dahi üretemedi.
Kalp nakli organ nakli hatta beyin naklini konuşan insanlık, iki insanın kardeşçe aynı sokaklar içinde nasıl yaşayabileceğini sorunu karşısında hala darmadağınık ve delice vahşi saldırgan fikirler ileri sürüyor.
Bunun bir büyük sebebi olmalı?
İnsanlık tarih sonsuz uzay boşluğu kadar büyük bir sebebi olmalı.
Hayatları ve dünyamızı değiştiren bu büyük bilimsel icadlara bir daha bakın, özne hala insan değil.
Özne, kar, özne bir yeni şey bulup para kazanmak, özne çıkar, özne teknolojinin bilimsel buluşun ta kendisi.
Oysa bilimsel icadlar, hukuk, demokrasi, madenler, her şey 'insan' için değil mi?
Ama değil. Beynimiz ve kalbimiz bu büyük icadlarla bizden çıkıp o teknolojinin beyni ve kalbi oldular.
Her anımız her saniyemiz beynimiz ve kalbimiz o teknolojinin kölesi haline geldi.
Pek yakında artık bu teknoloji bizlerin tek tek beyni ve kalbine de hiç ihtiyaç hissetmeyecek çünkü yapay zekalara yani teknik beyinler çağına az kaldı.
Düne kadar 'robotların' insana ne kadar benzediğini görüp hayretle sevinçle izlerdik.
Pek yakındır bu sefer 'robotların' bize bakıp kendilerine ne kadar benzediğimizi yazıp çizip duygulanmaya başlayacakları.
Şimdi durup düşünelim, içimizde yapay zekaya robotlara en hızlı dönüşümü sağlayan neden ilk önce 'ideolojik' zekalar oldu.
İdeolojik zekaların gözümüzün önünde hızla 'robotlaşmasına' neden hiç şaşırmıyoruz.
Tek merkezden bildirilen taktik strateji ve akılı takip edip uygulayan bu zekalar çoğaldıkça kendimizi merhametsiz insansız bir yeni dünya savaşının içinde bulduk.
İşte gözlerimizin önünde, tek bir fikri biçimden, tek bir komuta merkezinden yönetilen ideolojik zekayla teknolojik zeka (yapay zeka) arasında farkın, ne kadar çabuk kapandığını hep yaşayarak gördük.
SAVAŞIN KAPISINA BİZİ GETİREN ŞEY BU İKİ 'YAPAY ZEKANIN' KUCAKLAŞMASI
Kalbini beynini duygularını kardeşliğini bölüşümünü yani insanlığın kandilini, bu en zor günde, başka güçlere, başka iradelere, başka beyinlere, tek bir komuta merkezine, teslim edenlerin savaş çığlıklarıyla batılı teknolojik güçlerin savaş çığlıklarının aynı ortak komuta merkezinden yönetildiğini gördük.
Bir milyon Iraklı öldü İslamcı ideolojiden ses yok, üçyüzbin Suriyeli öldü ses yok, milyonlar ülkesini terk etti, İslamcı ideolojide en küçük sızlanma acıma merhamet yok.
Bu nedir?
Kapitalizmin at başı yarıştırdığı teknolojide özne insan değildi, tıpkı İslamcı ideolojide 'özne'nin insan olmadığı gibi, savaşın kapısına bizi getiren şey bu iki 'yapay zekanın' kucaklaşması.
Duygu yok merhamet yok bölüşüm yok kardeşlik yok huzur yok acı feryat dolu bir insanlık çığlığı hiç yok.
Bu büyük dünya savaşı nasıl ortaya çıktı sorusuna yanıt arayan (kalırsa) insanlar, batıda gelişen kapitalist teknoloji doğuda kendi gibi duygusuz insansız ve kendi gibi menfaatçi çıkarcı hırslı ve kendi gibi dizginlenmesi mümkün olmayan bir 'ideoloji' 'lider' ve 'milyonlar' buldu, diye söze başlayacak.
Fransız ihtilali nabızları atan öfkelenen duygulanan isyan eden ve hukuk karşısında herkes eşittir cümlesi için dünyayı değiştiren bir büyük idealin yolunu açtı.
Teknoloji ve teknik akılla çalışan ideolojiler aynı merkezden aynı liderden aynı komutadan emir alan nabızsız ölümsüz duygusuz merhametsiz sorumsuz kapitalist bir dünya yarattı.
Duygusuz nabızsız nefessiz kardeşsiz ölümsüz süper manyaklar ekranları gazeteleri siyaseti ele geçirdi.
Hepsinin zekası aynı hepsi tek komuta merkezinden yönetiliyor hepsi saldırgan hepsi vahşi hepsi aynı yapay zeka mantığıyla diploması hayaller haritalar içinde savaşıyor.
Kapitalizm ve teknolojisi, kendisi için savaşacak robotlar için bir 'zihin teorisi' geliştirdi, bunun adı: İslamcılık'tı.
İslamcılığın başarılı mucitleri şairlerine yazarlarına liberal dostlarına, kapitalist teknolojinin iştahlarını açıp birlikte kudurdukları için, insanlık ne kadar teşekkür etse, azdır.
Kandırılmayı kontrol edilmeyi kumpas kurmayı boş beyinlere hayat ve Müslümanlık budur diye öğreten nicelerine ne kadar teşekkür etsek azdır.
Propagandayı manipüleyi baskıyı yok etmeyi hukuksuzluğu İslamcılığın büyük siyasi zaferleri olarak kutlayan bütün liberallere teşekkürler.
Bir akıl hastalığını önce ideolojiye sonra kapitalist teknolojinin hizmetine sunan herkese teşekkürler.
Akıl hastaları depresyona girmez üzülmez kendini berbat hissetmez kendini hiçbir zaman 'hasta' görmez, batıdan alırken altında ezildiğimiz teknolojiyi ışık hızıyla geçmeyi başardığınız için, hepinize insanlık adına teşekkürler.
Şimdi bir millet ve hepimiz bu teknolojinin karşısında 'meyve sinekleri' dahi değiliz.
Ruh diyordunuz kalp anlayış feraset izan akıl diyordunuz, ne oldu hepiniz bu fiziki yasaların robot kölelerine döndünüz.
Artık 'sinyallerle' 'radarlarla' yönetilir hale ne çabuk geldiniz.
Şifresini artık hiçbir tövbenin hiçbir pişmanlığın kıramayacağı kilidini ancak savaşın açacağı bu kafaya nasıl geldiniz?
İnsandan dünyanın güzelliklerinden gözyaşından candan sinirden kim dönüştürüp sizi 'sinyaller' haline getirdi?
Nihat Genç
Odatv.com
a45UyF587661-151211142916 Oraj Poyraz At Neomailbox cimcime@neomailbox.net
2015/12/11 15:00 1 39 undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com
Allah dostlari o kisilerdir ki Insanlar dunyanin gorunusune baktiklari zaman onlar, dunyanin icyuzunu gorurler.
Hz. Ali. (r.a)
Halifenin muttefiki olan Ingilizler Pinarbasi na dogru geliyorlar.
Onlarla birlik olup Kuva-i Milliyecileri yenecegiz.
Delibas Mehmet -1920
Ingiliz Karadeniz Ordu Komutani General Milne nin Londra ya Ingiliz Genelkurmayi na yazdigi rapor dan
Tarihte emsali gorulmemis olan bu vahsetin faili Ermeniler olup, Muslumanlar ancak namus ve hayatlarini muhafaza kaydiyla mukavemet ve mudafaada bulunmuslardir.
Yirmi gun devam eden Maras katliaminda Muslumanlarla birlikte sehirde kalan Amerikalilarin bu hadise hakkinda Amiral Bristol a cektikleri telgraf, facia sebeplerini, tekzip edilemez bir sekilde tayin etmektedir.
General Keret in geri cekilmesiyle neticelenen bu muharebelerden sonra Kuvayi Milliye ye teslimiyet arz eden muharip Ermeni kuvvetlerine karsi hicbir ceza tatbik etmeyip bilakis onlari sefkatli sinesine ve himayesine alan milletimizin alicenapligini Maras Ermenileri de minnet ve sukran ile teyit etmektedirler.
Su halde Ermenilerin intikam fikri ve tecavuzleri neticesi meydana gelmis bazi vakalar var ise, bunlarin mesuliyeti milletimize degil bizzat Ermeni milletine ve onun tahrikcilerine ait olmak lazim gelir.
(20 Subat 1920)
K.ATATURK
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur_gundem@yahoogroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com |
| Gruptan ayrilmak icin | : | ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com |
| Grup Sayfamiz | : | http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder