Rıfat Serdaroğlu: İŞİNİ BİLMEYEN ÇAVUŞLAR
Prof. Dr. Ali Demirsoy'un 01 Aralık 2015 tarihli yazısının başlığı aynen şöyle idi;
"İşini bilmeyen çavuşlar, döner b.kunu avuçlar…"
Devletin en üst yönetici makamlarına, bilgisiz-cahil-görgüsü kıt-analitik düşünme yeteneği olmayan insanları getirirseniz, başınız dertten burnunuz b.ktan kurtulmaz, anlamına gelen bir sözdür Sayın Demirsoy'un dediği!
Özellikle dış politika konusunda devleti yönetenlerin çok dikkatli olmaları gerekir.
Dış politikada bir problem ile karşılaştığınız zaman eğer yönetimde,
"Problemi çözmek için, bilgileri ayrıştırarak ve sorunu oluşturan öğeleri göz önüne alarak sonuca varmak için yürütülen sistematik bir düşünce tarzını" bilemeyen ve deneyimi önemsemeyen birileri varsa, hem ülke insanınız çok zarar görür, hem de yöneticileriniz diğer devletler nezdinde alay konusu olurlar!
Rusya ile yaşadığımız kriz tam da böyle kafaların ve cahil yöneticilerin eseridir.
Önünü arkasını hesap etmeden olayı tarih, ikili ilişkiler ve mantık süzgecinden geçirmeden duygusal davranarak adım atarsanız siz iyi bir yönetici değilsiniz demektir!
Düşünmesini, incelemesini, araştırmasını bilen herkes, güneyimizdeki kaynayan kazanın sorumlusunun Rusya olmadığını mutlaka görecektir.
Gerek Irak, gerek Suriye ve yakında Türkiye'de olacakların sorumluları, göbek bağı ile bağlı olduğumuz ve onların yönlendirmeleri ile Ortadoğu batağına saplandığımız emperyalist ülkeler değil midir?
TC Devleti karnından konuşmamalıdır.
Kore'de-Afganistan'da-Irak'ta-Çekiç Güç olaylarında-Libya'da-Mısır'da-Somali'de aynı yanlışa saplanmadık mı?
Bu NATO denen kurum neye yarar ki?
Sınırlarımızı elbette ki koruyalım.
Her türlü saldırı ve teröre karşı duralım.
Fakat hesabımızı iyi yapalım.
Büyük Devlet olmanın gereği, dış politikadaki planların akla, mantığa ve karşılıklı çıkar ilişkisine dayanması gerçeğini hiç unutmamaktır.
Kemoterapi tedavisi gören ve sürekli ilaç alan hasta bir bünyenin, her aklına geleni yapabileceği bir çadır devleti olmadığımızı da unutmamalıyız…
Bir ülke düşünün;
Cumhurbaşkanı iyi bir eğitim almamış, kendi rejimiyle kavgalı, demokrasi anlayışı kıt!
Başbakan'ı kendi makamına sahip değil.
Kendi Bakanlarını seçmekten aciz!
Meclisi, bir kişinin emir eri haline getirilmiş!
Yargının ciddi bir kısmı, iktidarın elemanı olma ayıbını sahiplenmiş!
İstihbaratın başındaki Başçavuş, "Attırırım oradan üç-beş füze" diyebilen biri!
Basın susturulmuş, sindirilmiş, büyük ölçüde ele geçirilmiş!
Üniversiteleri-İş Dünyası dilsiz ve omurgasız hale gelmiş!
Böyle bir yönetimle, sadece Rusya ile ilişkilerimizin bozulmasına değil, dünya savaşı çıkarmadığımıza şükretmemiz gerekmez mi?
Ülkemizi yönetenler yukarıdaki gibi ahbap çavuşlardan oluşurlarsa, söz döner dolaşır, Sayın Demirsoy'un dediği noktaya gelir;
"İşini bilmeyen çavuşlar, önce pisler sonra döner o pisliği avuçlar…"
Sizlere bir "Devlet Adamında" olması gereken bazı vasıfları yazacağım.
Lütfen bu vasıfların, çocuklarımızın geleceği hakkında karar verebilen kaç yöneticimizde var olduğunu düşünür müsünüz?
Devlet adamı, çok iyi eğitim almış olmalıdır!
Kendi tarihini ve dünya tarihini iyi bilmelidir!
Eleştiriye ve tartışmaya açık olmalıdır!
Nezih bir üsluba sahip olmalıdır!
Ekip çalışmasına ve bilime saygılı olmalıdır!
Gerçekle, gerçek olma ihtimali olanı ayırabilmelidir!
Mantıklı ile duygusal kararı ayırabilmelidir!
Yanlışa ve ihanete cesaretle karşı çıkabilmeli ve hesap sorabilmelidir!
Farklı düşüncelere empati duyabilmelidir!
Bilgi sahibi olmadan, doğrulamadan asla konuşmamalıdır!
Yalan söylememelidir…
Hadi size kolay gelsin, bulabilirseniz bana da haber verin…
a45UyF587661-151209113625 Oraj Poyraz At Neomailbox cimcime@neomailbox.net
2015/12/09 12:00 1 39 undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com
Ego primum tollo, nominor quoniam leo.
* * *
En iyi parcayi ben aliyorum, cunku aslan benim.
Latin Atasozu - (Phaedrus)
Ibrahim Suresi nin 24.Ayeti de Risale-i Nur a isaret ediyormus...
Ayetin Turkce anlami:
-Gormez misin Allah nasil ornek veriyor: Temiz ve guzel bir gozu, guzel bir agaca benzetiyor.
Oyle bir agac ki, koku yerde dallari da gokte bulunur
Said-i Nursi ye gore: Bu ayetteki: Guzel bir soz ifadesiyle anlatilmak istenen, Risale-i Nur dur.
Guzel agac sozuyle de Risale-i Nur anlatilmak istenmistir.
Kur an gibi, Risale-i Nur un da koku yerin derinliklerinde, dallariysa yucelerde bulunur
Said-i Nursi ye gore, ayetin anlami su demek oluyor: Gormez misin Allah nasil ornek veriyor: Temiz ve guzel bir soz olan Kur an ve Risale-i Nur, guzel bir agac gibidir.
Oyle bir agac ki, onun koku yerin derinliklerinde, dallari da goklerde, yucelerde bulunur
Derleyen: Osman Turkoguz
INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK.
Hasan Sarac : Spinoza: Otoriteye boyun egmeyen filozof
Monar$ik yonetimin en buyuk sirri, insanlari denetim altinda tutmasi gereken korkuyu dinin aldatici adiyla ortmek ve boylece onlarin kurtulus icin savasircasina esaret icin de savasmalarini ve yalnizca tek bir insan boburlenebilsin diye canlarini feda etmeyi utanc verici degil, en serefli bir basari olarak gormelerini saglamaktir.
On besinci yuzyil sonlarinda Cizvit papazlarinin Ispanyol ve Portekiz krallarindan aldiklari gucle kurduklari engizisyon mahkemeleri, oralarda yasayan Yahudi cemaatine yasam hakki tanimayinca, Sefarad adi verilen bu Yahudilerin buyuk cogunlugu Osmanli topraklarina, bir kismi da Italya ya siginmisti. Kucuk bir azinlik da yasamini simdiki Hollanda topraklarinda devam ettirmeye karar vermisti. Bu siginmacilar bir sure sonra ortama ayak uydurmuslar, kendi sinagoglarini Amsterdam da kurmuslardi.
Oncu gocmenlerden biri de basarili bir tuccar olan Miguel Spinoza dir. 24 Kasim 1632 gunu Miguel ve ikinci karisi Ana Debora nin bir ogullari dunyaya gelir. Adini Baruch koyarlar. Daha kucuk yaslarda keskin zekasi ile dikkat ceken Baruch, alti yasina geldiginde annesini kaybeder. Genc yasta Amsterdam daki sinagogun hahamlarindan Tevrat ve teoloji dersleri almaya baslayan Baruch, kisa surede bu egitimi yetersiz bulmaya baslayacaktir. Akli ve sagduyuyu laik felsefede ve bilimde aramaya karar veren genc adam, entelektuel gelisimini guclendirmek amaciyla yirmi yasinda Latince ogrenmeye baslar.
Her yoksula yardim eli uzatmak, bireylerin erisim ve gucunun cok otesindedir. Yoksullarin bakimi tumuyle toplumun uzerine dusen bir gorevdir.
Katolik bir seruvenci ve cok yonlu bir biliminsani olan Franz van der Ende, genc Spinoza ya Latince disinda matematik, geometri gibi pozitif bilim alanlarinda da yol gostermektedir. Ispanyolca, Ibranice, Portekizce, Hollandaca ve Fransizcayi rahatca konusabilen Spinoza, artik Latince diline de hakim olmaya baslamis, bu dilde yayinlanan eserleri okuyarak yeni ufuklara yelken acmistir. Tarih ve siyaset biliminin kurucusu sayilan Floransali Niccolo Makyavelli ile Fransiz matematikci, biliminsani ve filozof Rene Descartes in dusuncelerinden etkilenen Spinoza, Yahudi dininin geleneksel ogretilerine karsi cikmaya baslar. Ilerde cok basarili bir haham olmasi hayal edilen genc adamin gittikce farkli tavirlar sergilemesi, onu yetistiren hahamlari rahatsiz etmektedir. Onceleri sert bicimde uyarilan Spinoza, dusuncelerini savunmaya devam edince Yahudi tarihinin en agir aforozuna tabi tutulacaktir. 24 yasindan itibaren tum Yahudi dostlarindan ve aile fertlerinden koparilan ve gorusme yasagi getirilen Spinoza inzivaya cekilir. Bu da yetmeyecek, hahamlarin talebi uzerine Amsterdam Belediyesi nin karariyla yasadigi sehri de terk etmek zorunda kalacaktir.
Nefret, karsilik gordukce artar, oysa sevgiyle yok edilebilir. Sevginin tamamen yenilgiye ugrattigi nefret, sevginin icine girer ve boylece sevgi, oncesinde nefretin var olmadigi sevgiden daha da buyuk olur.
Bu gelismelerden sonra Baruch adini Benedict e ceviren gonlu yarali dusunur, yasamini surdurebilmek icin bir yandan teleskop ve mikroskoplarda kullanilan mercekleri yontma isi yaparken bir yandan da sigindigi kasabalarda okumaya, dusunmeye ve yazmaya devam etmektedir. 1670 yilinda simdiki Lahey e tasinan Spinoza, geri kalan omrunu orada, mutevazi kosullarda ve cogu zaman tek basina gecirecektir.
Mercek yapiminda uzmanlasan Spinoza nin yakin cevresi kendisinden optik alaninda onemli buluslar yapmasini beklerken, o vaktini karma$ik felsefi konularda derinlesmeye vakfeder. Degerini bilen ve yardimci olmak isteyen az sayida dostunun maddi desteklerini reddeden, ona teklif edilen hocalik onerilerini geri ceviren Spinoza icin gercekligi ogreten bir hoca olarak, kendi tavsiyelerini ozel hayatinda da uygulayabilen, bu ornek davranislariyla her turlu ovguyu hak eden bir birey tanimlamasi yapilmistir.
Gurur, insanin kendisini bir sey sanmasindan kaynaklanan hazdir.
Ozgurluk kavramini insanlarin nereden kaynaklandiklarini bilemedikleri istek ve arzularinin, istahlarinin farkina varmasi olarak tanimlayan genc filozof, yazdiklarini cogunlukla kendine saklamis, yasadigi donemde yalnizca Tractacus Teologico - Politicus - Mantiksal Siyasi Tez ve Principles of Descartes Philosophy Geometrically Demonstrated - Descartes Felsefesinin Geometrik Bicimde Aciklanmasi adli kisa denemeleri Latince yayinlanmistir.
Spinoza, olan biten her seyin bir geregi olduguna inanirdi. Bu yonuyle Kierkegaard, Nietzsche, Marcuse, Sartre gibi son donem varoluscularina ilham verdigi soylenebilir. Spinoza ya gore insanlar neden, nasil davrandiklarini anlama ozgurlugune sahiptirler. Unlu dusunure gore ozgurluk aslinda olan bitene hayir demek degil, neden oyle oldugunu anlamak ve kabullenmektir, gercekte insanlar ozgur olduklarina inanir ama gozleri acik uyuduklarinin farkina varmazlar.
Bir seyi istediginiz kadar ince dilimleyin daima iki yuzu olacaktir.
Aydinlanma caginin ilk isaret fisegini atesleyen Spinoza nin basyapiti, olumunden sonra yayinlanan Ethica: Geometrik Yontemlerle Kanitlanmis ve Bes Bolume Ayrilmis Ahlak adli Latince kaleme alinmis eserdir. Yazarin, milattan once ucuncu yuzyilda yasamis matematikci Oklid in geometrik calismalarini andiran semalarla aciklanan teoremlerini anlamakta, bu konuda donanimli okurlar bile zorluk cekmistir. Bu devasa calismanin birinci bolumunde Spinoza nin terimleri, ardindan varsayimlari siralanir.
Simdinin gecmisten farkli olmasini istiyorsaniz gecmisi inceleyin.
Iyi ve kotu yu birbirlerine karsit degil tamamlayici goren, duygularin ise gerceklerin yeterince anlasilamamasindan kaynaklandigini one suren Spinoza nin Ethica adli carpici eseri pek cok filozof icin esin kaynagi olmustur.
Tanimlari, aciklamalari, sonuclari ve notlarla orulu icerigiyle bu calisma, bir felsefe metninden ote bir anlam tasir. Ethica yi; Tanri, insan, zihin, beden, akil, duygular ve ozgurluk gibi derin kavramlara, matematiksel bir dusunce yontemi ve mantik kurallari cercevesinde yanit arayan ozgun bir eser olarak tanimlamak mumkundur.
Bati felsefesinin en ozgun ve radikal dusunurlerinden olan Spinoza, hayatta kalabilmek icin surdurdugu mercek yontma mesleginin trajik bir sonucu olarak, 21 Subat 1677 gunu kuvars tozu hastaligi nedeniyle Lahey deki mutevazi evinde sessizce yasama veda eder.
Bu buyuk filozofu bir baska buyuk filozof olan Friedrich Hegel, su carpici cumlelerle degerlendirir:
Ya bir Spinozacisinizdir ya da kesinlikle bir filozof degilsinizdir.
Hasan Sarac
http://www.edebiyathaber.net/baruch-spinoza-otoriteye-boyun-egmeyen-filozof-hasan-sarac/
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur_gundem@yahoogroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com |
| Gruptan ayrilmak icin | : | ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com |
| Grup Sayfamiz | : | http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder