18 Ekim 2021 Pazartesi

AYŞE SUCU: DİNDE OTORİTE YOKTUR

Yanlış olmasın ben İslamın softuna, light'ine inanmam.
Bu makaleyi iletmekte tek amacım, çok daha büyük saçmalıklara içeriden itiraz eden bir kişinin görüşleriyle cevap vermek.

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc )
           L2fSIJNoA0xfSNxA  


AYŞE SUCU: DİNDE OTORİTE YOKTUR

"Her sorunu din çözer" veya "her konuyu dini düşüncenin içinden konuşmak gerekir" gibi bir tutum, Müslüman aydınlanmasının önünde hala bir engel olarak durmaktadır. Bu durum bilimsel düşünüşü değersizleştirmekte ve nesnel araştırmaların önüne geçmektedir. Tabi burada şu soruyu sormak durumundayız: Dinin böyle bir iddiası var mı? Öncelikle şu tespiti yapalım: İslam öncesi ve İslam sonrası (ta ki 17.yy'a kadar) tüm dünyada toplumları ve kurumları belirleyen yegâne güç dinsel düşünce idi. Bilginin yayılmasıyla ve yeni disiplinlerin ortaya çıkmasıyla birlikte egemenlik anlayışında yaşanan büyük değişiklik; yöneticinin, Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcisi olmadığı gerçeğini ortaya çıkararak din-siyaset ayırımını başlattı. Aslında bu durum en başta dinin lehineydi ve onun araçsallaştırılamaz olduğunu söylüyordu. Böylece kutsal alan (dini alan) olması gereken yere çekildi. Modern tanımlama dini, ahlak alanına taşıdı ve bireyin iç dünyasını güzelleştiren bir olgu haline getirdi. Sonuçta bu tanımın yararlarını göz ardı edip, dini bin yıl öncesinin kültürüyle yoğrulmuş tanımlarına hapsetmek dine de akla da tecrübeye de ihanettir. Zira insanlık, Tanrı'yı kullanan muktedirlerden ve siyasi entrikalardan çok çekti. Din, sade haliyle bireye ulaşmış olsaydı belki de bugün ahlaksız dindarlığı konuşmuyor olacaktık. Hukuk-Ahlak-Din ilişkisi makalesinde bu konuyu tartışan tefsir profesörü Halis Albayrak "Hukukla dinde otoriteler farklılaşır, dinde otorite Allah iken hukukta devlettir. Birisi beşeri diğeri ilahidir. Devlete karşı sorumlulukla Allah'a karşı sorumluluğu özdeşleştirmek dinin bireye bu dünyada Tanrı tarafından bahşedilen özgürlük alanının da ciddi anlamda kısıtlanmasına yol açar" der ve hukukun doğasında yer alan dünyevi müeyyideler ve cezalar ile Kur'an söyleminde hesabın görüleceği yer olan ahirete ve aralarındaki temel ayrılığa yani iki ayrı dünyaya dikkat çeker. Demem o ki, Diyanet'in sınırlarını bilmesi ve siyasetten uzak durması dinin işlevi açısından son derece önemlidir. Hele hele Diyanet'in, din-siyaset-ahlak zemininde tarih boyunca iktidarların dayatılarıyla oluşmuş yorumları dikkate alması kuruluş serüveniyle de örtüşmez.

DİN KUŞATILAMAZ

Dini düşüncedeki taşeronluğa "otorite" demek ve taşınan bilgiyi din olarak kabul etmek gafleti, yine Müslüman aydınlanmasının önündeki engellerden biridir. Oysa dinde otorite yoktur (dini Allah vazeder) dinde uzmanlık yoktur; peygamber dahi ben sadece elçiyim derken bu büyük espriyi ortaya koyar. Otorite Allah'tır, uzmanlık disiplinlerdedir. Kişi tefsir, fıkıh, hadis uzmanı olabilir ama bu insan din uzmanı değildir. Nakilciliğe uzmanlık demek, Hz. Google'ı dünyanın en iyi din uzmanı yapmak olur. Nakledilen bilgiye din demek, dünyayı-eşyayı-varlığı tanımamak olur. Bilgi dönüşen bir şeydir. Sürekli gelişen bilginin içinde din kendini yeniden yeniden muhatabına açar. Kişi bu açılımdan ne kadar pay alabiliyor ise idraki o kadardır. Demem o ki, din kuşatılamaz. Din ne ilahiyatçının zihnine sığacak kadar küçüktür ne de diğer bilimlerden bağımsız anlaşılabilecek kadar büyüktür. Bütün ilimler hakikate ulaşmada bir araçtır, din ise bu hakikatin yalnızca bir parçasıdır. Ayrı bir yazı konusu ama yeri gelmişken şu tespiti de yapmadan geçmeyelim: Aydınımızın en büyük sorunu din taşeronlarının elinden dini alamamış olmasıdır. Multidisipliner yaklaşım içinde sorgulama becerisi ve cesareti olan özgün ilahiyatçıların yok denecek kadar az olması konuşulması gereken bir bahsi diğerdir.

https://www.sozcu.com.tr/2021/yazarlar/ayse-sucu/dinde-otorite-yoktur-6713115/

--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Sevmek belki bir şeydir; ama sevildiğini bilmek çok şeydir.

~Charles Bukowski Sözleri / Heinrich Karl Bukowski / Bilge Sözleri~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ebabil

Alıp içinde sesler uçuşan bu akşamdan
Hafızamı bir deniz kıyısına çeken yol,
Aydınlık rüyaların peşine düşen gondol
Mavi bir denizde yüzer gibi yanan şamdan.

Tuşların üstünde karanlığın heyulası
Ve birden kalbe çırpınışlar veren hatıra.
Çekmede beni saadet dolu dünyalara
Mine parmaklarında sedalaşan hülyası.

Sıyrılmada gözlerimden yıllarca geceler
Ve yalnız kalmada bir yaza ram olan sahil,
Uçuşmada gökyüzünde bir sürü ebabil:
Sevgimi ve hasretimi ebedi kılan yer.

Açık pancurlarından seslerin dokulusu..
Bir göl mü ürpermede ruhun uzaklarında?
En yakın sevgiyi duymayan dudaklarında
Her yaşayıştan daha güzel olan gülüşü.

Ilık gölgelerde uyutup düşünceleri
Beyaz etekler ile bana göründüğün an
Ve kapıları yeşil sabahlara açılan
Sıcak tahayyüllerle dolu yaz geceleri.

Renkli fanusların altında doğan dünyası,
Omuzlarında ay ışığından örgülerle
Eklenmede içime hasret kaldığım yerle
Mine parmaklarında sadalaşan hülyası.

~Orhan Veli Kanık~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Bir ordunun yapisinin kurulusundaki mukemmellik ordunun yapisiz olmasi ile tamamlanir. O zaman kimse karsiniza bir strateji ile karsiniza cikamaz.

~Sun Tzu~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Safsata [( İng:Fallacy), (Osm;Kıyası-ı batıl)], bir düşünceyi ortaya koyarken ya da anlamaya çalışırken yapılan yanlış çıkarsamaların tamamına safsata denir.
Safsatalar, ilk anda geçerli ve ikna edici gibi gözüken ancak yakından bakıldığında kendilerini ele veren sahte argümanlardır.
Günümüz Türkçe'sinde safsata kelimesi kusurlu akıl yürütme anlamını kaybetmiş, yanlış inanç manasında kullanılır olmuştur.
Oysa, safsata, insanın muhakeme yetisinin yanlış yönde kullanımıdır ve çoğu kez önyargı, eksik bilgi, batıl inançlar, duygusallık, yersiz göndermeler, acelecilik, özensizlik, genelleme, duygu sömürüsü, Türkçe'yi kötü kullanma gibi sebeplerden kaynaklanır.
---
Yanlış Neden Safsatası (Fallacy of False Cause Non Causa Pro Causa) :
İki olayda, yeterli delil olmaksızın birinin diğerinin meydana gelişine neden olduğu şeklindeki akıl yürütme.
Örnek 1:
Televizyon seyretmek şiddete neden olmaktadır.
Çünkü televizyonun evlere girmesinden sonra toplumdaki şiddet oranı artmıştır.
Örnek 2:
Torun sahibi olmak kalp krizi olasılığını arttırır.
Çünkü torun sahibi kişilerde kalp krizi geçirme oranı yüksektir.
Örnek 3:
Nine:
Evlenmek insanın boyunu uzatıyor.
Çünkü ben evlendikten sonra boyum çok uzadı.
Torun:
Kaç yaşında evlendin?
Nine:
13 yaşında.
Örnek 4:
5 Mayıs'ta gezegenler aynı hizaya geleceğinden deprem olacakmış.
Güncel Örnek 1:
Ama biz işin özünü bir yana bıraktık, sorunu "Sezer Ecevit'i aramalı,hayır Ecevit Sezer'i aramalı" inatlaşmasına indirgedik.
Bunu bir onur meselesi haline getirdik.
Sanırım genlerimizdeki Şarklılık kompleksinden bir türlü kurtulamamızdan kaynaklanıyor bu komik durum.
(Tufan Türenç, 14.8.2000, Hürriyet)
Yazar Ecevit'le Sezer arasındaki olayın bir onur meselesi haline gelmesinin nedenini ortaya delil koymadan şarklılık kompleksinden kurtulamamıza bağlıyor.
Güncel Örnek 2:
Sahanın profesyonellerine bakıyorsunuz, rol değiştikçe karı veya koca değiştiriyorlar.
Nikâh ve talâkın dince şakası olamayacağı için, gerçek hayatları da ekseriya kimin elinin kimin cebinde olup olmadığı meçhul bir şekle bürünüyor.
Irzları yol geçen hanına dönmüş san'at yıldızları (
Bu dediğimiz türden olanlar dostluk, mostluk grubu değil sadece birtakım uyanık milletvekillerinin bedavadan yurtdışı gezisi yapmaları için uydurulmuş formüllerdir.
Nitekim Amerikalılar kimseye bedava gazoz bile ikram etmedikleri için olsa gerek milletvekillerimiz ABD için dostluk grubu kurmamışlar.
(Oktay Ekşi, 18.8.2000, Hürriyet)
Yazar millet vekillerimizin ABD için dostluk grubu kurmamalarına neden olarak Amerikalıların kimseye bedava gazoz bile ikram etmediklerini gösteriyor
Güncel Örnek 4:
Deve sürüsü kadar Arap ülkesi, aralarında kalmış bir avuç İsrailliyle baş edemiyor.
Çünkü; bu çağda artık ilkellik sayılan savaşları kazanmak için bile çağdaş ve uygar olmak gerek.
Üretime katılmayan, kara örtülere hapsedilmiş kadınlarla...
Hurafe-yalan ezberletilerek büyütülen çocuklarla...
Bin yıl önceden kalma bir hukukla...
Yasağa ve korkuya dayalı bir ilkel sosyal yapıyla, ne çağdaş olunur, ne de güçlü...
Savaş da kazanılmaz...
Barış da..
(Bekir Coşkun, 14.10.2000, Hürriyet)
Yazar, Arapların İsrail'le baş edememesini kara örtülü kadınlara, hurafeyle büyütülmüş çocuklara ve bin yıl önceden kalma hukuka bağlıyor.
Halbuki, İsrail de teokratik bir ülke olduğundan, "Bin yıl önceden kalma bir hukukla" yönetilir
Güncel Örnek 5:
Siz hiç olimpiyat şampiyonu oldunuz mu?
Ben olmadım.
Olmayı çok isterdim ama olamadım.
Çoğunuz da olmamışsınızdır.
O yüzden de Naim'i eleştirmeyelim.
(Fatih Altaylı, 18.9.2000, Hürriyet)
Yazar, Naim'i eleştirmememiz gerektiği sonucuna, çoğumuzun olimpiyat şampiyonu olamamamız öncülünden yola çıkarak varıyor.

- - - - - - - - - - - - - - - -

Beni Bekledinse

Sevda değildi bu
Sanki bir düştü

Yüzün beyaz, abajur yeşil, gece mor;
Esrimiş kalbim, şarkısını söylüyor.
Her yanın avuçlarıma dökülüyor
Çeşmeden akan suyun berraklığında.

Dolaşan bir dudak mı var saçlarını?
Ay tırmanıyor zeytin ağaçlarını.
Sürü bulutlar gece yamaçlarını
Otlayıp yayılıyor gök kırlığında.
Üzerinden örtüyü mü çekti bir el?
Gece ayaklarından akıp giden sel;
Seyrine doyulmuyor ruhunun, güzel
Bu manzara gibi, bu ayışığında...

Yeniden yarattı seni gizli bir el

~Ülkü Tamer~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Hediye Atın Dişlerine Bakılmaz.

~ST.JEROME~

- - - - - - - - - - - - - - - -

DALGACI MAHMUT
. . . . . .
Isim gucum budur benim,
Gokyuzunu boyarim her sabah,
Hepiniz uykudayken.
Uyanir bakarsiniz ki mavi.Deniz yirtilir kimi zaman,
Bilmezsiniz kim diker;
Ben dikerim.Dalga gecerim kimi zaman da,
O da benim vazifem;
Bir bas dusunurum basimda,
Bir mide dusunurum midemde,
Bir ayak dusunurum ayagimda,
Ne haltedecegimi bilemem.

~Orhan Veli KANIK~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Kaptanin ustaligi deniz durgunken anlasilmaz.

~LUKIANOS~

- - - - - - - - - - - - - - - -

"Ahlak konusunda inandığım ilke şudur;
bir şeyi yaptıktan sonra kendini iyi hissediyorsan o ahlakidir;
eğer kendini kötü hissediyorsan o gayri ahlakidir."

~Ernest Hemingway~
OrajKalip


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -



Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder