Butun bunlar Kur'an-i Kerim'de 1400 sene once aciklanmisti zaten. (Sadece Big-bang degil, bicok modern teori Kur'an'da mevcuttur.)
Anahtar cümle budur.
Daha önce bu cümlenin sorusunu toprağı bol olsun Aziz Nesin de sormuştu.
Peki o zaman neden müslüman ilahiyatçılar bir kere olsun öncelik alamamıştır.
Neden bu izahlar için bir Yahudi keferesi olan Einstein, zaman zaman bazı müslüman alimler(!) tarafından dabbet-ül arza benzetilen Stephan Hawkings, ya da diğerleri beklenmiştir.
Neden ha babam de babam dünyanın çeşit çeşit keferesi birşeyleri hep müslümanlardan önce bulup, kullanıyor.
Neden kafirlerin orduları islam ülkelerinde sanki gül bahçesinde gezermiş gibi rahat rahat geziyor.
Neden bir kafirin hayatı en az 100 müslümana bedel.
Neden bu gün islam alemi denilen coğrafya da tek bir müslüman ülkesi dahi bağımsız, müstakil, ya da en azından askeri, idari, ekonomik vesayet altında değil.
Neden müslümanlar ülkelerinin aslında bir sömürge olduğunun, idarecilerinin işbirlikçi olduğunun, ekonomilerinin küresel oligarkların kontrolünde olduğunun farkında değil.
Neden, neden, neden?
Oraj POYRAZ
201301071049-587661
Anahtar cümle budur.
Daha önce bu cümlenin sorusunu toprağı bol olsun Aziz Nesin de sormuştu.
Peki o zaman neden müslüman ilahiyatçılar bir kere olsun öncelik alamamıştır.
Neden bu izahlar için bir Yahudi keferesi olan Einstein, zaman zaman bazı müslüman alimler(!) tarafından dabbet-ül arza benzetilen Stephan Hawkings, ya da diğerleri beklenmiştir.
Neden ha babam de babam dünyanın çeşit çeşit keferesi birşeyleri hep müslümanlardan önce bulup, kullanıyor.
Neden kafirlerin orduları islam ülkelerinde sanki gül bahçesinde gezermiş gibi rahat rahat geziyor.
Neden bir kafirin hayatı en az 100 müslümana bedel.
Neden bu gün islam alemi denilen coğrafya da tek bir müslüman ülkesi dahi bağımsız, müstakil, ya da en azından askeri, idari, ekonomik vesayet altında değil.
Neden müslümanlar ülkelerinin aslında bir sömürge olduğunun, idarecilerinin işbirlikçi olduğunun, ekonomilerinin küresel oligarkların kontrolünde olduğunun farkında değil.
Neden, neden, neden?
Oraj POYRAZ
201301071049-587661
On 07.01.2013 04:59, GTIecer@aol.com wrote:
a45UyF58766120130107110011
Son 80-90 sene icerisinde gelistirilen Big Bang Teorisi'ne gore Evren hic yoktan buyuk bir patlama ile olusmustur. Akabinde buyuk bir suratle genislemeye baslamistir. Genisleme, ileride duracak ve Evren kuculecektir. Sonunda sonsuz yogunlukta, sonsuz sicaklikta, sonsuz kucuklukte bir nokta haline gelecektir.Teorinin butun safhalari (yoktan olus, genisleme, ve kuculup yok olma) once matamatiksel olarak on gorulmus, sonra da gorsel deneylerle, patlama anindan hemen sonra yayilan radyasyon (Cobe uydusu), ve red-shift denilen kirmiziya kayma (Hubble telescope) ile yildizlarin birbirinden uzaklastigi isbat edilmistir. Evrenin yayilmasinin, yer cekimi nedeniyle, yavaslayip duracagi ve gerisin geri yonde, ilk patlama noktasina dogru, gittikce yukselen bir hizla (Evren'in) kuculecegi hesaplanmaktadir (Big-crunch teorisi).Butun bunlar Kur'an-i Kerim'de 1400 sene once aciklanmisti zaten. (Sadece Big-bang degil, bicok modern teori Kur'an'da mevcuttur.)Yani, Kur'an'in soyledikleri son 80-90 sene icerisinde matamatiksel ve deneysel yollarla insanlar tarafindan isbat edildi. Boylece, Kur'an'da yazilanlarin Alah tarafindan gonderildigi, Allah'in var oldugu da artik inkar edilmez bir sekilde isbatlanmistir.Evren'in olusumu:O gökleri ve yeri (Evreni) yoktan var edendir... (Enam Suresi, 101)Evren'in genislemesi
Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz. (Zariyat Suresi, 47)
Evren'in kuculup yok olmasiBizim, göğü kitabın sahifelerini katlar gibi katlayacağımız gün, ilk yaratmaya başladığımız gibi, yine onu (eski durumuna) iade edeceğiz. Bu, Bizim üzerimizde bir vaiddir. Elbette, Biz yapıcılarız. (Enbiya Suresi, 104)
Big-bang teorisi, boylece bir teori olmaktan cikmis bir gercege donusmustur.Kisacasi, Kur'an, inanclari degil gercekleri aciklayan bir kitaptir.Gunes
-----Original Message-----
From: Levent Erturk <levbaba@yahoo.com>
To: ozgur_dusunceyi_savunanlar <ozgur_dusunceyi_savunanlar@yahoogroups.com>; akpartim <akpartim@yahoogroups.com>; Aktuel <Aktuel@yahoogroups.com>; alezya <alezya@yahoogroups.com>; AmerikadakiAyYildiz <AmerikadakiAyYildiz@yahoogroups.com>; benimturkiyem <benimturkiyem@yahoogroups.com>; cumhuriyethalkpartisi <cumhuriyethalkpartisi@yahoogroups.com>; desifre <desifre@yahoogroups.com>; fethullah_gulen <fethullah_gulen@yahoogroups.com>; guc_birligi <guc_birligi@yahoogroups.com>; haberulusal <haberulusal@yahoogroups.com>; inanc <inanc@yahoogroups.com>; ISRAILGUNDEMI <ISRAILGUNDEMI@yahoogroups.com>; ISRATURKGRUP <ISRATURK@yahoogroups.com>; KilisPostasi <KilisPostasi@yahoogroups.com>; Ozgur_Gundem <Ozgur_Gundem@yahoogroups.com>; sohbeticanan <sohbeticanan@yahoogroups.com>; tarafsizyorum <tarafsizyorum@yahoogroups.com>; TurkBirDev <TurkBirDev@yahoogroups.com>; TURKISHARMENIANFRIENDSHIP <TURKISHARMENIANFRIENDSHIP@yahoogroups.com>; TurkishCommunity-SaudiArabia <TurkishCommunity-SaudiArabia@yahoogroups.com>; ulkucu_hareket <ulkucu_hareket@yahoogroups.com>; FLTURK <FLTURK@yahoogroups.com>; SiyasetMeydani <SiyasetMeydani@yahoogroups.com>; ehli-sunnet <ehli-sunnet@yahoogroups.com>; Avrupaturk <Avrupaturk@yahoogroups.com>; ateizm <ateizm@yahoogroups.com>; ateist <ateist@yahoogroups.com>; AtaturkveSiyaset <AtaturkveSiyaset@yahoogroups.com>; ATAM_IZINDEYIZ <ATAM_IZINDEYIZ@yahoogroups.com>; alperen <alperen@yahoogroups.com>; akdenizkemalist <akdenizkemalist@yahoogroups.com>; 61Trabzon <61Trabzon@yahoogroups.com>; SaadetGeliyor <SaadetGeliyor@yahoogroups.com>; PANTURK <PANTURK@yahoogroups.com>; oktaysinanoglu <oktaysinanoglu@yahoogroups.com>; milliyetcitepki <milliyetcitepki@yahoogroups.com>; Milliyetciinisiyatif <Milliyetciinisiyatif@yahoogroups.com>; MEFKURE <MEFKURE@yahoogroups.com>; mavikirmizigenel <mavikirmizigenel@yahoogroups.com>; Marksizm <Marksizm@yahoogroups.com>; Kuvayi-Milliye-Hareketi <Kuvayi-Milliye-Hareketi@yahoogroups.com>; komunizm_ekb <komunizm_ekb@yahoogroups.com>; komun_insiyatifi <komun_insiyatifi@yahoogroups.com>; karakalem <karakalem@yahoogroups.com>; yuksekbilinc <yuksekbilinc@yahoogroups.com>; vatanseverler_birligi <vatanseverler_birligi@yahoogroups.com>; ulkucu_genclik <ulkucu_genclik@yahoogroups.com>; TurkiyeGonulluToplulugu <TurkiyeGonulluToplulugu@yahoogroups.com>; Turkiye_IK <Turkiye_IK@yahoogroups.com>; tenvirpartisi <tenvirpartisi@yahoogroups.com>; Tartisan-Sosyalist <Tartisan-Sosyalist@yahoogroups.com>; Tartisan-Islam <Tartisan-Islam@yahoogroups.com>; alevilikhaber <alevilikhaber@yahoogroups.com>; son_vatansever <son_vatansever@yahoogroups.com>; alevi-kulturu <alevi-kulturu@yahoogroups.com>; ozguruniversite-ankara-istanbul <ozguruniversite-ankara-istanbul@yahoogroups.com>
Sent: Sun, Jan 6, 2013 1:49 pm
Subject: [FLTURK] Inanc ve kanit sorunu uzerine - Bilimcilerin inanclari, dusunceleri
Degerli dostlar;
"Bilimcilerin inanclari dusunceleri" serisinde simdi de teori, kanit ve inanc uzerine dusunceleri ile bayan Maria Spiropulu'nun goruslerine yer veriyorum. Bayan Spiropulu Selanik Aristotales universitesi mezunu. Cesitli universitelerde arastirmaci, ogretim gorevlisi olarak calisan Spiropulu kendisini evrenin kokenini arastirmaya adayan bir bilimci olarak tanimliyor. Maria Spiropulu Cenevre'deki Avrupa Nukleer Arastirma Merkezi CERN'de deneysel fizikci.
Bayan Spiropulu, oncelikle Edge sorusu olarak bilinen sorunun ele alinis bicimine itiraz etmekte. Hatirlatma olarak Edge sorusunu tekrarliyorum: "Sizin, kanitlayamasaniz da, dogru olduguna inandiginiz sey nedir ?"
Simdi, soz kendisinin.
***
Kanitlanamayan hicbir seyin dogru olamiyacagina inaniyorum.
Burada, Edge sorusunu ele alip, onu daha uygun bir hale getirecek olan sozde-sabit bir donusum yaratacagim. Niels Bohr'a dogrulugun (yani Wirklichkeit veya "gercekligin") tamamlayici degiskeni nedir diye sorduklarinda, hic tereddutsuz "Klarheit" (netlik) diye yanitlamisti. Bohr'dan ozur dileyerek -ve dogruluk ya da netlik, kuantum mekanik degiskenleri olmadiklari icin- gercek dogruluk ve anlasilir netlik, sapasaglam deneysel kanitla birlikte, es zamanli olarak elde edilmelidir diyorum.
Bu nedenle, ("net bir gerceklik" tamlamasindaki gibi) "netlik" sozunu "dogruluk" sozunun yerine kullanacagim. Ayrica "kanit" ve "inanc" sozcuklerine de birer karsilik bulacagim. Kanit, "deneysel bilime dayali kanit"in yerine kullanilabilecek. "Inanc"in durumu ise, karmasik karbon temelli yasamla ilintili olmasi dolayisiyla, biraz daha sasirtmacali. Olcege ve mevcut teknolojiye bagli olarak "teorik degerlendirme" ya da "sagduyusal degerlendirme" yerine kullanilabilir. Bu (suphesiz tuzaklarla dolu) yontemin sonucunda orijinal Edge sorusunu eklemlendirerek su hale getiriyorum:
Elinizde deneysel bilime dayali hicbir kanit olmadigi halde, sagduyusal ya da teorik acidan net olarak gercek diye degerlendirebileceginiz sey nedir ?
Iste bu, gercekten zor bir soru. Nukleer-altindan super-kozmige dek cesitli marjinal enerji olceklerindeki dogal fenomenlerin aciklamasinda kullanilan ve belli bir netlik derecesine sahip bir cok teorik degerlendirme mevcut. Ama bunlarin hepsi de, doganin isleyisine kademe kademe aciklamalar getiren cok sayida uzlastirici veriyle destekleniyor. Sicim teorisinde bile durum ayni.Kisacasi, yukardaki soruya yanitim: "Hicbir sey."
Bohr'un tamamlayicilik konusuna donersek; bence inanc ve kanit bir anlamda birbirlerini tamamliyor. Bir seye inaniyorsaniz o konuda kanita ihtiyaciniz yoktur, ama kanitiniz varsa, o zaman da inanmaya ihtiyaciniz yoktur. Deneysel bilime dayali kanita pek aldiris etmeyen gozukara sicim teorisyenlerini birinci kategoriye dahil edebilirim.
Ama Edge sorusu, bilimin geleceginde bekleyen buyuk seylere dair tahminleri cesaretlendiriyor gibi. Benim alanimda, dunyayi ekstra uzay boyutlariyla aciklayan degerlendirme sistemleri bile artik eskidi. Aslinda bu sistemleri verilerle dogrulama ya da curutmenin esigindeyiz. Onsezilerime gore, ileride -ki dilegim de budur- uzayzamani laboratuarda oyle basarili bir sekilde parcalarina ayristirabilecegiz ki, yercekim kontrollu ortamda incelenip anlasilabilecek ve kutlecekimsel parcacik fizigi, taninan alanlar arasindaki yerini alacak.
***
Bu yazdiklarini okuyunca sn Maria Spiropulu'ya hayran kaldigimi ifade etmeliyim. Internette hayat oykusunu arastirdim ve resimlerine de ulastim. Bilimci kimliginin yaninda, cok hos ve guzel bir hanimefendi.
Turkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de akilci ve bilim sevgisini asilayan bir egitim politikasi izleyecegine ve Turk kadinlarinin da teorik fizik, deneysel fizik gibi alanlarda dunya capinda birer otorite olacaklarina hic suphem yok.
Yazdiklarini yorumlamak; gerceklik, sagduyu, netlik gibi konularda bir kitap yazilmasini bile gerektirebilir. Konu bu derece detayli ve ister istemez ontolojik felsefe ile ilintilendirmeye acik. Alintilarak yorumlamaya devam ediyorum:Bu nedenle, ("net bir gerceklik" tamlamasindaki gibi) "netlik" sozunu "dogruluk" sozunun yerine kullanacagim.
Guzel bir yaklasim. Netlik kelimesi, dogrudan sagduyu veya bedahet hissi ile alakali ve felsefe tarihinde gorebilecegimiz gibi bazen cok yaniltici olabiliyor. "Net" ve "sagduyuya uygun" tanimlamalari, bu tanimlamalari yapan kisinin icinde bulundugu varolussal duzeydeki algi ve kavrama acisindan gercek olsa dahi, dogru olmayabilir. Sanirim, bu inceligi dusunerek Niels Bohr'un Klarheit (netlik) yaklasimina olan cekincesini belirme ihtiyacini hissetmis. Belki iddiali konusmus olacagim ama, gerceklik ile dogruluk arasindaki farki sanirim en iyi betimleyenlerden bir tanesi felsefeci Baruch Spinoza (1632-1677). Spinoza, gerceklik ve netlik algilamasinin, algilayan bilinc acisindan, -muhtemelen o bilincin olusmasini da saglayan- varolussal konuma bagli oldugunu ama bu konum algilamasinin mutlak dogrulugu ifade edemiyecegini farketmis ve bir kurtcuk ornegini vermisti. Bu ornekte, insan kaninda dolasan bir parazit kurtcugun "gercekligi" nasil algilayabilecegi ele aliniyordu. Kurtcugun, kendi varolussal algi seviyesine bagli olarak, icinde bulundugu durum tartisilmaz -gibi gorunen- bir gercekliktir. Ama daha ust bir varolus seviyesinden ele alindiginda ise dogru olarak kabul edilmeyebilir. Bundan sonrasi ise, felsefe tarihinde bitmek tukenmek bilmeyen bir tartismaya bizi geri goturecektir. Icinde bulundugumuz varolus konumundan bagimsiz saf bir bilinc veya akil var midir, yoksa bilinc ve aklimizi belirleyenler tam da icinde bulundugumuz varolus duzeyi midir ? Bu tartismaya girmeyip, sn Spiropulu'nun tesbitine geri donuyorum. Yukarda saydigim sebeplerden dolayi, Spiropulu "netlik" tanimini bir algisal ifade olarak kabul etmiyor ve sanirim boyle bir yaklasimi fazlasi ile sezgisel buluyor. Bunun yerine, netlik kelimesini dogruluk olarak ele aliyor ki, dogruluk tanimindan kastedilen sey, algilamamizin ayni zamanda sapasaglam deneysel kanitla desteklenebilir olmasi.
Bu asamadan sonra, "inanc" terimi, cogunlugun alismis oldugu anlamda bir itikat, baglilik, guven seklinde degil, elimizdeki donelere ve mevcut teknolojimize bagli genel bir teorik degerlendirme seklinde tanimlaniyor ki, bence ihtiyatli ve yerinde bir yaklasim.
Iste simdi, meselenin can damarina geliyoruz. Edge sorusunu, Spiropulu'nun eklemlendirdigi bicimi ile aynen alintiliyorum:
Elinizde deneysel bilime dayali hicbir kanit olmadigi halde, sagduyusal ya da teorik acidan net olarak gercek diye degerlendirebileceginiz sey nedir ?
Cevap cok acimasiz: Hicbir sey ! Buna aynen katiliyorum.Sagduyu, pek cok insan icin, tartisilmaz bir gercekligi ifade eder gibi gorunse de, bir baska varolus seviyesi -veya modern fizigin terimi ile uzay-zaman boyutu- icinde g ecerli olmayabilecek sinirli bir algilama gibi gorunmekte. Gercek olabilir, ama dogru olmayabilir. Einstein, gorecelik kuramini sadelestirerek anlattigi bir calismasinda "gerceklik" ile "dogruluk" arasindaki farki, bir asansorde hapis kalan bilimcileri ornekleyerek anlatir. Bu ornekte, dunyaya dogru dusmekte olan, surtunme katsayisi sifira indirilmis bir asansordeki bilimciler, disarisini gorme sansi olmadan, nasil bir durum icinde olduklarini anlamaya calismaktadirlar. Iclerinden biri, kalemini havaya atar ve kalemin yere dusmeden oylece havada durdugunu gorur. Bilimciler, yercekimsiz bir ortamda hapis kaldiklarini dusunurler. Gozlemleri ve algilamalari dogrudur. Oysa ki, asansor ile kalem ayni hizda dunyaya yaklastiklarindan, kalem sanki tabana inmiyormus gibi gorunmektedir. Disardaki bir gozlemci ise, bilim adamlarinin durumunu farkli bir sekilde yorumlayabilir. Elbette bu ornek, konunun basite indirilmesi icin gelistirilmis hayali bir tasarimdir. Asansordeki bilimciler, eger yeterli teknik donanima sahip olabilselerdi, kalem ve asansorun hareket halinde oldugunu anlayabilirlerdi. Sanirim bu algisal yetersizligi gozonune alarak Spiropulu, sagduyusal degerlendirmeyi bir eksiklik olarak kabul etmekte ve onun deneysel bilime dayali kanitla desteklenmesini istemekte.
Boylece, bilimsel deneye dayali olmayan "sagduyusal" veya "teorik" hicbir gerceklik tasariminin dogru olamiyacagi gibi bir sonuca variliyor.
Bunu onemsiyorum, cunku bu yaklasim, deneysel bilimi hice sayan hicbir teori veya inanci, "sagduyu" gibi ne oldugu belirsiz ve kaypak bir zeminde yalpalayan bir sezgiye dayandirmamamiz gerektigini bize soylemekte. Bu ise, neden salt sagduyu, algi veya teoriye bagli buyuk felsefelerin coktugunu aciklamakta. Teorimiz, pratik gerceklikle birebir uyussa dahi, onun ancak sinirli bir alan ve zaman icin gecerli olabilecegini unutmamali ve evrensel cikarimlar yapmaktan kacinmaliyiz. Alintiliyorum:
... bir cok teorik degerlendirme mevcut. Ama bunlarin hepsi de, doganin isleyisine kademe kademe aciklamalar getiren cok sayida uzlastirici veriyle destekleniyor.
Burda, doganin isleyisine "kademe kademe" aciklama getirilmesini vurgulamak cok onemli. Newton fiziginden, yakin zamanlarin dudak ucuklatici teorilerine kadar dogaya farkli aciklamalar getirildi. Ama artik bunlarin ancak belli bir uzay zaman gercekligi icinde gecerli olabilen goreceli algilamlar oldugunu biliyoruz. Bu gercekliklerin goreceli olmasi, onlarin gecersiz oldugu anlamina gelmiyor. Eger Newton fiziginin coktugunu dusunuyorsaniz, arabanizi saatte 190 km hizla kopruden asagi ucurunuz, cokup cokmedigini gorursunuz ! Coken bir sey yok, sadece gercekliklerin yeni teorik yorumlari mevcut.
Bu sayisiz yorumlarin, degerlendirmelerin ve bazilari cok bulanik olan sezgisel cikarimlarin etkisinden kurtulup, Dr Hawking'in aradigi "her seyin teorisine" ulasabilmek mumkun mu ?
Bilemem. Doga, butun hayallerimizi ve sanat gucumuzu hice indirebilecek kadar zengin ve ustelik dinamik. Surekli devinim halinde ve yeni yaratimlara gebe. Algilarimiz ise, maalesef, son derece sInIrlI.
Hurmetle kalin.Levent Erturk
____________________________________
Gormek, bir kum tanesinde bir dunya,Dunyayi bir kum tanesinde gormek ...William Blake (1757-1827)__._,_.___
Reply via web post Reply to sender Reply to group Start a New Topic Messages in this topic (3) Visit ISTANBUL
CENTERS
where everyone
is welcomed no membership
required(ucretsiz)It is your
meeting place
Istanbul Center
Headquarters
2500 W. SAMPLE ROAD
Pompano Beach, FL 33073
P: 954 956 8828
F: 954 956 8827
info@anatoliacenter.org
http://miami.istanbulculturalcenter.org/
Miami Branch:
5760 NW 72nd Ave
Miami, FL 33166
Phone: (305)406 3336
Fax : (305)406 3337
www.anatoliacenter.org:.![]()
__,_._,___
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder