16 Ekim 2013 Çarşamba

10-Ali Rıza Üçer - Kılıçdaroğlu: Peygamber soyundanım (Y-CHP’deki savruluşlar)

İşte şimdi b.ku yedik.
Din savaşları başladı.
Kim peygambere daha yakın?
Kim daha çok müslüman?
İlahi bir sidik yarışı.
Elbette dindar olmayanlar, hatta müslüman dahi olmayanlar daha ilk başta diskalifiye.
Din böyle birşey işte bulaştığı her işi karıştırıyor.
Siyaset mi, işte onu iyice Arap saçına çeviriyor.
Camii dışındaki din, kışladaki, okuldaki din.
Biz bunlara karşıydık.
Fakat kimsenin aklına gelmedi.
Bir de Yargıtaydaki, Sayıştaydaki, Danıştaydaki, TBMM'deki, bakanlıklardaki din.

İşte bu çok fena.
Açıkçası şeriattır bunun adı.
İlahiyatçıların devlet yönetmesi.
Yöneticilerin Allah adına konuşması.
Bütün yapmaların, etmelerin ve demelerin Allah adına, Allah için, Allah nam ve hesabına yapılması.

B.ka battık, bundan sonrası kötü.
Dünyada müslümanların çoğunlukta olduğu tek laik ülke yönünü bir başka istikamete çevirdi.
Diğer müslüman ülkeler hangi b.k çukurunda debeleniyorsa işte o istikamete.
Hep beraber kendi ürettiğimiz kazuratın içinde debeleneceğiz artık.Allah rızası için.

Saygılar.
Oraj POYRAZ


Ali Rıza Üçer - Kılıçdaroğlu: Peygamber soyundanım (Y-CHP'deki savruluşlar)

16 Ekim 2013

"…Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz.
En doğru ve en gerçek tarikat, uygarlık tarikatıdır…"
Mustafa Kemal Atatürk, Kastamonu, 1925.

"Hadi cümleten gözümüz aydın, Y-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Hürriyet gazetesine verdiği demeçte: "Peygamberimiz Hazreti Muhammed'in soyundan geliyor mensubu olduğumuz aile.
Ancak biz bunu siyasette kullanmıyoruz".
(Siz derken ailenizi mi yoksa Y-CHP yönetimini mi kast ediyorsunuz?
Hürriyet gazetesine demeç vererek "mensubiyetinizi" siyasette kullanmamış oluyorsunuz da da nerede kullanmış oluyorsunuz Sayın Kılıçdaroğlu?)
"Seyyid soyuyuz yani, bu konuda yazılmış çok sayıda makale de var."

Kılıçdaroğlu'nun, 'Kureyşan aşiretinin mensubu' olduğunu bir kez daha övünçle açıklaması oldukça düşündürücü.

Röportajdan Y-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Umre ziyaretinde Mekke-i Mükerreme'de ihramını giyerek Hacerül Esved'e yüz sürdüğünü öğreniyoruz.

Kılıçdaroğlu, BDP/PKK Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ı kendi partisinin yapısı içinde ve kendi görüşlerini seslendiren demokrat, zaman zaman hoşgörülü bir lider olarak görüyor, toplumsal barış konusunda iyi niyetli katkı vermek istediğini ileri sürüyor.
Böylece önümüzdeki yerel seçimlerde BDP/PKK cephesi ile Y-CHP arasında kurulacak köprülere ilişkin ipuçları veriyor.

Kılıçdaroğlu'nun röportajdaki en çarpıcı açıklaması Tunceli-Dersim tartışmasıyla ilgili"Tuncelililer kendilerini Dersimli olarak tanımladıkları için isim değişikliğinin hiçbir sakıncası yok.
Tunceli Dersim olursa, olur yani"
diyor.
Zurnanın zırt dediği yer de burası.
Zira Tunceli demek Cumhuriyet demek, Dersim demekse feodalite ve gericilik demek.

Y-CHP yöneticileri ne yaparlarsa yapsınlar Cumhuriyet değerlerine içtenlikle bağlı milyonlarca yurttaşın kendilerine oy vermeye mahkum olduğunu düşünüyor.
Böylesi bir dayatma karşısında Y-CHP'nin kuyruğuna takılmayan, "Y-CHP-MHP-İP" ittifakı gibi boş hayallerle, fantazilerle oyalanmayan, Avro-Atlantik rotasındaki yandaş muhalefetten açık seçik hesap soran bir "Milli Cephe" seçeneğinin ete kemiğe büründürülmesi ülkemizin geleceği açısından hayat memat meselesi.

Ali Rıza Üçer

İLK KURŞUN

***

İşte o röportaj:

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/24919069.asp

Okan KONURALP / ANKARA - Peygamber soyundanım

Hürriyet'in bayram sohbetlerinin ilk gün konuğu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu oldu.
Eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile birlikte Ankara'nın Yüzüncüyıl semtindeki evinde Hürriyet'i ağırlayan Kılıçdaroğlu, Hazreti Muhammed'in kızı Hazreti Fatma'dan olan torunu Hazreti Hüseyin'e dayanan ve 'Seyyid' olarak nitelendirilen aile soyunun ayrıntılarını anlattı.

CHP liderinin Hürriyet okurları için paylaştığı özel ve siyasi dünyası şöyle:

GERGİN ENERJİ GEZİ'DEYDİ

Bayramın ilk günü olması nedeniyle geleneksel bir bayram mesajıyla başlayalım isterseniz?

Toplum da siyaset de çok gerildi aslında.
Bu bayramda umarım gerilimi toplum büyük ölçüde üzerinden atmış olur.
Bayram sabahları kalkılır, bayramlaşılır, komşularla, dostlarla, akrabalarla bir araya gelinir.
Çocuklar dışarı çıkar, eğlenir, ziyaret yapılır.
Mezarlıklar unutulmaz.
Topluma bir hoşgörü havası egemen olur bayramlarda.
Umuyorum bu gerginlikler bu bayramla birlikte atlatılır, yüzler yeniden hoşgörüye yönelir.
Daha güzel bir bayram geçirir toplum.

Peki sizce neden bu kadar gerginiz?

Gerginliği siz siyasetin bir aracı olarak toplumun önüne koyarsanız gergin bir toplum ortaya çıkar, kavgayı önceleyen.
Bu çerçeveden baktığımızda aslında gergin toplumun biriktirdiği enerjinin Gezi Parkı'nda ortaya çıktığını görüyoruz.

'CHP'Lİ DOKTOR'U CİDDİYE ALDI

Erdoğan'a bir bayram ziyaretinde bulunsaydınız ne söylemek isterdiniz?

Espri yapmayı isterdim.
Siyasette eğer espri olmazsa gerginlik oluyor.
Siyasette espri toplumu gülümsetir.
Toplumun buna ihtiyacı var.
Bu esprinin ufak dokundurmalı alanları da olacaktır.
Böyle bir ziyaretin espriyle donatılması, böyle bir ortamın yaratılması bence bayramın havasına da çok uygun düşer.
En son kendisini ziyaret ettiğimde gene bir espri yapmıştım.
Ameliyat olmuştu, nasıl geçtiğini sormuştum.
Ameliyat sırasında boğazından aşağıya bir hortum indirildiğini, bu nedenle ses tellerine hafif zarar verdiğini ifade etmişti.
Ben de espri olarak "Bunu yapan CHP'li bir doktor olsa gerek" demiştim.
Gerçi kendisi ciddiye almıştı bir an için espriyi.
(Gülerek) Oysa ben nereden bileyim doktor CHP'li mi, değil mi?

HACERÜL ESVED'İ ÖPTÜK

Kâbe'de hocadan ne istemiştiniz?

Ali Coşkun TOBB başkanıydı, kalabalık bir heyet halinde Cidde, Mekke, Medine ve Riyad ziyaretlerimiz olmuştu.
Hem umre yapabilmek hem de Hacerül Esved'e de yüz sürmek, dokunabilmek için sabaha karşı Cidde'den yola çıkıp Mekke'ye gittik.
İhramlarımızı da giydik.
Hayatımın en özel anlarından biriydi.
Atmosfer son derece etkileyici bir ruhanilikteydi.
Manevi duyguların yoğunlaştığı bir atmosfer.
İlahiyattan bir hocamız vardı bize eşlik eden, Kâbe'yi tavaf ederken okunması gereken duaları yüksek sesle okuyor, biz de tekrarlıyorduk.
Sonra ben yanına yanaştım, "Hocam bir de bunu Türkçe söyleseniz.
Bu ruhani coşkuyu ne söylediğimizi bilerek de hissedelim" dedim.
Sağ olsun kırmadı.
Hacerül Esved'e de elimizi sürdük, öptük.
Ki o saatte bile ulaşmak gerçekten çok zor oldu.

SİYASETTE KULLANMIYORUZ

Seyyid soyu musunuz?

Peygamberimiz Hz.Muhammed'in soyundan geliyor mensubu olduğumuz aile.
Ancak biz bunu siyasette kullanmıyoruz.
'Seyyid' soyuyuz yani.
Bu konuda yazılmış çok sayıda makale de var.
Özellikle Gazi Üniversitesi Hacı Bektaşi Veli Enstitüsü'nün yayınlandığı ve mensubu olduğumuz ailenin aşireti, Kureyşan aşiretinin köklerine ilişkin.
Ailenin bir soy kütüğü var.
Osmanlı döneminde verilmiş, ailenin büyüğü tarafından saklanır.
O kütük kılıfından çıkarılıp okunduğu zaman kurbanlar kesilir, böyle bir geleneği var.
Herkes birbirini bilir zaten.
Şu anda o soyağacı Tunceli'de Düzgün ailesinde.
Onun ben yıllar önce fotolarını çektim.
Daha sonra bu konuda araştırmalar yapan akademisyenlere verdim.
Uzun ferman gibi, üst tarafında bir tuğra var.
Nakibü'l-Eşrâflık adında bir kurum var Osmanlı'da; Peygamber soyundan gelenlerin kayıtlarını tutan bir kurum.
Herkes böyle bir iddiada bulunmasın diye.
2 örnek düzenleniyor, biri aileye veriliyor, diğeri de Osmanlı'nın arşivine konuluyor.
Bu arşiv belgeleri şu anda İstanbul Müftülüğü'nde.
Her yıl bu belgeyi elinde tutanlar götürüp kadılara bunu onaylatıyor, "Peygamber soyundan geliyorlar" diye.
Cumhuriyet'le birlikte son veriliyor bu uygulamaya tabii.
Ama bu zaten Tunceli'de herkes tarafından bilinir.
Yani Seyyid soyundan geldiğini, mensubu olduğumuz ailenin.

Bence Dersim

'TUNCELİLİLER kendilerini Dersimli olarak tanıtmaktan hoşlanırlar.
Tunceli coğrafyasıyla Dersim coğrafyası farklı aslında.
Tunceli coğrafyasının merkezi aslında Mameki denen küçük bir köy, eski adı 'Kalan' olarak tanımlanıyor.
Daha sonra Tunceli oluyor.
Dersim'in merkezi Hozat, onun coğrafyası daha farklı.
Ancak Osmanlı'dan beri hep Dersim olarak tanımlanmış, Cumhuriyet'in başlangıcında da Dersim olarak tanımlanmış, Meclis'e de Dersim milletvekili olarak gelmişler.
Daha sonra Tunceli olarak değiştiriliyor.
Tuncelililer kendilerini Dersimli olarak tanımladıkları için isim değişikliğinin hiçbir sakıncası yok.
Tunceli Dersim olursa, olur yani.
Keşke bunun için referandum yapılsa, Tuncelililere sorulsa"Adınız Tunceli mi olsun Dersim mi olsun?" diye.
Kabul ederlerse bir sorun yok.
Nitekim bir spor kulübü kurdular.
Ben o referanduma katılsam, Dersim olmasını isterim, bir sakıncası yok.'

KİM İÇİN NE DEDİ

Abdullah Gül

Gül'ün cumhurbaşkanlığı performansı her zaman tartışılabilir.
Cumhurbaşkanı olarak içinden çıktığı siyaset kurumunun cumhurbaşkanlığı makamındaki temsilcisi gibi oldu.
Toplumun tüm kesimini kucaklayan mesajları zayıf kaldı.
Demokrasi ve özgürlükler konusunda en azından parlamentonun açılışı sırasında söylediklerinin arkasında daha güçlü durabilirdi.
Örneğin tutuklu vekiller ve medya özgürlüğü konusunda, bunları çok seslendiremedi.
Hep aşağıya nasıl inebilirim ve AKP'nin genel başkanı nasıl olurum hesapları, objektif olmasının önünde bir duvar oldu.

Selahattin Demirtaş

Selahattin Demirtaş'ı kendi partisinin yapısı içinde ve kendi görüşlerini seslendiren demokrat, zaman zaman hoşgörülü bir lider olarak görüyorum.
Toplumsal barış konusunda iyi niyetli katkı vermek istiyor siyasete.

Devlet Bahçeli

Devlet Bey sokakta şiddeti azaltan, önüne geçen, ilkeleri olan saygın bir siyaset adamıdır.

Hakan Fidan

Hakan Fidan deyince aklıma, bir bürokrattan daha çok siyasal iktidarın beklentileri yönünde çaba harcayan biri geliyor.
Devlet geleneği olmayan, ama kendisini siyasal otoritenin emrinde gören bir kişi geliyor.

Abdullah Öcalan

Öcalan'ı siyasette temel aktör haline getiren Recep Tayyip Erdoğan'dır.
Öcalan yaşanan sorunun çözümüne katkı verir mi vermez mi bilmiyoruz.
Aralarında pazarlık süreci nedir onu da bilmiyoruz.
PKK hâlâ bütün ülkelerde terör örgütü olarak biliniyor.
Ancak iktidarın son süreçte topluma yaşattığı gerçekler PKK'nın bir terör örgütü algısını dünya denkleminde zayıflatmıştır.
Bu olgu Türkiye'de çatışma sürecinin sonlandırılmasına ne kadar katkı verir, bugünden yorum yapmak o kadar kolay değil.

Kerem'in emaneti Kerem

KILIÇDAROĞLU ve eşi Selvi Kılıçdar-oğlu, evlerinde iki su kaplumbağası besliyor.
Güney Kore'de doktora eğitimini sürdüren oğulları Kerem'in ısrarıyla aldıkları kaplumbağalar hayatlarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.
Kılıçdaroğlu, kaplumbağaları artık evden ayrılmış olan çocuklarının kendilerine bıraktıkları güzel birer emanet olarak kabul ediyor.
Özgür ve Kerem adını verdikleri kaplumbağaların beslenmesi, eğer evdeyse Kemal Kılıçdaroğlu'nun sorumluluğunda.
Yem kutusunu eline alıp havuza yaklaşınca kaplumbağalar hareketleniyor, kafalarını Kılıçdaroğlu'na doğru uzatıyorlar.
Biliyorlar ki artık yemek vakti.

Geleceği yönünde bir tereddüt yok

VERİLEN mesajlar, Mustafa Sarıgül'ün partiye geleceği yönünde, bu konuda ortada bir tereddüt aşağı yukarı yok.
(Gülümseyerek) Öyle görünüyor.
İstanbul için aday adaylarımız var ama aday kim olursa herkes onunla beraber çalışacak.
Önümüzdeki süreç içinde bu sorunun çözülmesi lazım.
Kamuoyunda çok fazla tartışmanın da anlamı yok.
İstanbul devasa, sorunları her gün büyüyen bir kent.
Sorunların çözülmesi için akılcı projeler üretilmesi lazım.
İstanbul'un tarihsel kimliğine kavuşturulması lazım.
Bir rant alanı olmaktan çıkarılması gerekiyor.
Doğasının, tarihin korunması lazım.
Bunun için de oraya sosyal demokrat bir belediye başkanı gerekiyor.
İstanbullu nefes almak için CHP'li belediyelerin olduğu yerlere gidiyor.
O zaman diğer yerlerde de CHP'li belediyeler olmalı.
Olağanüstü projelerimiz var, İstanbul için.
Ordu, Eskişehir, Aydın gibi illerimizin adayları kesin.
Başarılı belediye başkanlarımız bu illerin başkanları.
Onlarla yola devam ediyoruz.

İSTANBUL'U YIKACAĞIZ

Bazen kentler yıkarak da güzelleşir.
İstanbul'u da yıkacağız, hiç endişeniz olmasın.
O silueti bozan binaları yıkacağız.
Sultanahmet'i eski görkemli günlerine kavuşturacağız.
Yine bakıldığı zaman Sultanahmet eski Sultanahmet olacak.
Arkasındaki silueti bozan binalar kesinlikle gidecek.
Ankara'da da aynı şeyi yapacağız.
Ankara'ya o eski bulvarlarını geri vereceğiz.
O eski geniş bulvarlarını, insanların rahatlıkla yürüdüğü bulvarlarını yeniden yapacağız.


a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
Bir kimseyi tanimak istiyorsan, arkadasina bak.

Mevlana
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder