20 Ağustos 2014 Çarşamba

Re: [OzgurGundem] FW: Lütfen Dikkat!........RE: [TÜRKİYE:36084] Evrim teorisi-İnanmak-KUR'AN! (!!!!!!!!!!!!)

Ecer Bey,
Siz gülmeye devam edin.
Fakat siz şeytan, vesvese, melek, cennet, cehennem, Allah, ayet falan dedikçe benim içim parçalanıyor, üzülüyorum.
Sizin adınıza üzülüyorum.
Yazıktır, günahtır(!).
Koca koca insanların kendilerini masallarla avutması zoruma gidiyor doğrusu.

Evet, bilim insanın anlama, öğrenme, bilme çabasının ürünüdür.
Evet, bu çabaların bir bölümü bilim üretmiştir.
Ancak, bir de yan ürün var, safsatalar.
Bilimin ne olduğu hakkında ve bilimin dışında kalan hikaye, masal, efsane, mitoloji, din, sofizm, batıni yöntemler, okült saçmalıkların ne olduğunu uzun uzun yazabilirim.
Bilginin ne olduğunu, safsatanın da ne olduğunu anlatabilirim.
Bilimin bilim haline gelirken geçirdiği tarihsel süreci de anlatabilirim.
Deney ve gözlemin bilim ve safsatayı birbirinden ayırmaktaki önemini anlatabilirim.
Ya da insan beyninin çok kolay aldatılabildiğini, hayaller, hülyalar, rüyalar ve sanrıları gerçekten ayırmakta insan oğlunun neden ve nasıl zorlandığını da anlatabilirim.

Fakat kestirme gitmek isterim, peki din denilen olgu içinde anlama, öğrenme, bilme var mıdır?
Bilgi derken, gerçek bilgiden bahsediyorum.
Basitçe anlatılmış, söylenmiş, nakledilmiş, rivayet edilmiş, dedikodusu yapılmış şeylerden bahsetmiyorum.
Ki yukarıda sıraladıklarım tam da dinin orta yerinde durmaktadır.
Aynı zamanda hikaye, masal, efsane, mitoloji, sofist ya da okült palavraların da orta yerinde durmaktadır.
Eksik olan şey deney, gözlemdir.

Evet, hikayeyi hepimiz biliyoruz.
Allah Ya Muhammed, de ki diye başlayan cümlelerle Hz. Muhammed'e duyurmuş.
Muhammed de, kendisine duyurulanları halka tekrar etmiş.
Halk her lafı anlamamış.
Anlaşılamayan lafları bir daha sormuşlar.
Ya Muhammed, burada ne diyor diye sormuşlar.
Ya da karşılarına Allahın doğrudan söylemediği bir alay iş çıkmış.
Yine sormuşlar;
Ya Muhammed, ayetlerde bu iş için bir laf yok, ne yapacağız demişler.
O da Allahın söylemediklerini, ya da hiç anlaşılamayan, ya da yanlış anlaşılanları tekrar açıklamış.
Yine yetmemiş, ardında gelen yüzlerce imam Allahın dediklerini, Muhammedin dediklerini açıklamışlar.
Bunlardan dördü birbiri üzerinde ittifak etmiş.
Yetmemiş, 1500 yıl sonra başka imamlar çıkmış.
Bunlar da sırasıyla, Allahın ayetlerini, Hz. Muhammedin hadislerini, dört büyük imamın açıklamalarını bir daha açıklamış.
Bu da Allahın ayetlerinin anlaşılmasına yetmemiş, birkaç on yıl öncesinden itibaren her millette onlarca imam yeniden bir açıklama gayretine girişmişler.
Şimdi ayetlerin, onun ilk açıklamalarının, ilk ikisinin açıklamalarının, hepsinin açıklamalarının ve bütün açıklamaların yeniden açıklamasından oluşan bir Arap çorbamız var.

Denilene göre Eski Ahitte 39 kitap var, Yeni Ahitte ise 27 kitap var.
Bunlara inananların söylediğine göre bu kadar kitap içinde Kısas-ı Enbiya'da bahsi geçen peygamberlerin kitapları da var.
Tıpkı Hz. Muhammed ve Kur'an gibi.
Ve ilahiyatçılar yazdığı bilindiği halde kutsal sayılan diğer kitaplar.

Peki elinizi vicdanınıza koyun da söyleyin.
İslamiyet temel kaynaklar açısından bundan farklı bir yerde mi?
Temel kaynak Kur'an deniyor, ama kimselere Kur'an yetmiyor.
İslamiyet de o hiç beğenmediği diğer monoteist dinler gibi yüzlerce kutsal kitabın içinde bataktadır.

Dikkat edilirse bütün bu hikaye tıpkı bir kulaktan kulağa oyunu gibidir.
Hepsi de mişli geçmiş kipinde ifade edilmiştir.
O şuna söylemiş, bu bundan duymuş, beriki yazmış, sonraki açıklamış gibi.
Bu böyle gider.
Dikkatli, bilimsel bakışı olan bir kişi aslında İslamın temel kaynaklarını incelediğinde bilimsel yayınlarda aranan en temel, en basit ölçülerin dahi olmadığını rahatça görebilir.
İlahi bilimler denilen şey aslında tam olarak dedikodunun, rivayetin, büyükler arasında oynanan bir kulaktan kulağa oyununun sistematik bir hale sokulmuş şeklidir.
İlahi bilim diye bir şey yoktur, olamaz da  gerçekte.
Fal Bilim Merkezi, Hogwards Cadılık ve Büyücülük Akademisi, ne kadar bilimselse, ilahiyat fakülteleri de o kadar bilimseldir.
Samimi Müslümanlara soralım, siz çocuğunuzun Fal Bilim Akademisine gitmesini ister misiniz?
İstemezseniz neden?

Açık olan tek şey var ortada büyük bir hezimet vardır.
İhtimaller şunlardır;
Ya geçen 1500 yıldan fazla zaman Allahın ayetlerinin anlaşılmasına yetmemiştir,
Ya da anlatılanlar insanlık için yeterli değildir,
Ya da anlatılan her şey gerçeküstü bir masal, bir sanrıdan ibarettir.

En açık ve kesin olan çıkarımımız şudur; İslamiyet 2014 yılı itibariyle gerçeğin imtihanından geçememiştir.

Aslında İslamiyet kendini yaratan Arap toplumu için 1500, Farisi ve Türkler için 1000 yıldır açık bir sınıfta kalma durumu halindedir.
Yani başarısızlık yeni değildir.

Deney ve gözlem ise herhangi bir tezin gerçekliğini sınamak için bize en sağlam ölçüyü vermektedir.
Ben buna gerçeğin mihenk taşı diyorum.
İslamiyet deneyimi ise yüzlerce yıldır, yüzlerce farklı toplumda yaşanmıştır.
Hezimet açıktır.

Elbette, aksayan şeyin ne olduğunu ben tam olarak biliyorum.
Onu sonra söyleyeceğim.

Ancak, görünen o ki, olup bitenler henüz İslam aleminin idrak ve muhakemesine ulaşmamıştır.
Müslümanların önemli bir bölümü, yüzlerce yıldır dünyanın kalan bölümünden dayak yediğini fark edememiştir.
Ortada duran net sonucun bir rezalet, hezimet, fecaat olduğunun idrak ve muhakemesi yapılamamıştır.
Aslında yüzyıllardır süreklilik kazanan ve artık alışılmış olan bir durum olduğundan. mevcut durum bir tür normal, bir tür genel geçer standart sayılır olmuştur.

Şimdi Afganistan'da, Pakistan'da, Somali'de ya da medeniyetin dibinin dibine düşmüş insanlara sorsanız, olup biten hakkındaki fikirlerini öğrenseniz öğreneceğiniz şey şudur.
Ya içinde bulundukları içler acısı hali normal ve doğal saydıklarını göreceksiniz.
Ya da karşılaştıkları gündelik sıkıntıların sorumluluğunu kendileri dışındakilere yıktıklarını göreceksiniz.
Kesin olan bu halkların büyük bölümünün kendini masum, doğru, düzgün, ahlaklı, bilge saymış olmalarıdır.
Başarısızlık idrak edilemediğinden Müslüman kitlelerin büyük bölümü zaten bir arayış içinde değildir.

Bir de bir sıkıntı olduğunu hisseden, sezinleyen ama adını koyamayanlar var.
Ringde sürekli dayak yediği halde, antranörü tarafında sürekli gazlanan boksör gibi.
Müslümanların bir bölümü de, yumruk yediğini anlıyor ama, kendisini kimin dövdüğünü bilemiyor.

Uzun lafın kısası, İslamiyet bir ideolojidir.
Başarısız olduğu tescillenmiş bir ideolojidir.
İnsanlık nasıl Komünizm deneyiminden sonra bu ideolojiyi terk ettiyse, benzer şekilde başta İslamiyet olmak üzere bütün dinleri bir kenara bırakmalıdır.
Bunların açlığa, tokluğa, refaha, insanlığa artık verecekleri kalmamıştır.
Bundan sonra sadece zarar verirler.

Allahın ayetleri ortadadır.
Gizli bir şeyler yoktur.
Arzu eden okur, sonsuza kadar okur.
Esasen okuyanlar da çoktur.
Bu güne kadar okumuş, anlamış, anlattıklarını anlatmış olanların ortaya koydukları da meydandadır.
Eminim bu insanların hepsi de samimi gayretler göstermiştir.
Bir gizem, bir öz, bir sır, bir bilgi yoktur.
Zaten olmadığı için bu güne kadar bulan olmamıştır.

Bilimde ilerlemenin metodolojisi az çok bellidir.
Ana ekseni deney ve gözlemdir.
Deney ve gözlem olmadan sizin tabirinizle çayırda geviş getiren sığırlardan farkımız kalmaz.

On 20.08.2014 08:13, ZEKI SAHIN wrote:
Sayın Güneş Bey,

Çok güzel bir tespitte ve iyi niyetli uyarıda bulunmuşsunuz. Tebrik ederim.

Şeytani vesveseye kapılan insanoğlu, kainatta ve dünyada Yüce Allah'ın ayetlerini (matematik-fizik-kimya-astronomi-genetik-sosyoloji-psikoloji hasılı bilim alanı olarak adlandırılan ne varsa) çözebildikçe, yaratanı unutup, kendini yaratan yerine koyup şeytanileşmektedir.

Her ey zaten var ve hazır önümüzdeyken, körler ve sağırlar misali hareket ederek, tembel tembel çayırda otlanan sığırlar gibi yiyip içip geviş getirerek elbette Allah'ın ayetlerini fark etmemiz ve bilimde/ilimde ilerlememiz mümkün değildir.

Bu halimizi sorgulamadan, var olanı fark ederek büyüklük taslamamız akıl dışı bir tutumdur.

Saygılarımla.

Saygılarımla.



On Wednesday, August 20, 2014 12:54 AM, "gtiecer@aol.com" <gtiecer@aol.com> wrote:



Yeni olan, üstün olan ve en önemlisi gerçek olan bilgi çağıdır.
Bilgi çağı ya da gerçek bilgiye dayalı bakışın en önemli özelliği bütün varsayımların, bütün argumanların deneyimlenebilmesidir.
Gözlem ve deney her türlü bilginin gerçekle bağını oluşturan en önemli unsurlardır.
Ve din, sofizm, tasavvuf, batıni, okült işlerde eksik olan da budur.
Tek kelimeyle "gulunc."

Butun bilim dedigimiz sey, gercekleri ogrenmek icin insanoglunun gayretleridir.
Simdiye kadar, hic bir konuda gercege ulasildigi iddia edilemez.
Her bilim dali surekli degisir bu yuzden;
surekli yeni bilim eskisini diskalife eder veya duzeltir.

Surekli degisen bilgiye gercek demek insanoglunun kendisini begenmisliginden, ukelaligindan gelir.

Gercek, 1400 sene once bilgilerine, "bilimsel calismalarla" henuz yeni ulasilmis, bircok bilimsel dedigimiz konuyu ve teoriyi mucizevi bir sekilde ifsa eden Kur'an-i Kerimdir.

Kur'an, bu cesit mucizeleriyle hem kendisinin Allah'in mesaji oldugunu  hem de Allah'in ve mesajinin gercek oldugunu isbat etmistir.

Kur'an mucizesi disinda hersey detaydir.

Gunes



-----Original Message-----
From: T.C. Oraj POYRAZ <murti@emaildodo.com>
To: gtiecer <gtiecer@aol.com>
Sent: Tue, Aug 19, 2014 5:46 am
Subject: Re: [OzgurGundem] FW: Lütfen Dikkat!........RE: [TÜRKİYE:36084] Evrim teorisi-İnanmak-KUR'AN! (!!!!!!!!!!!!)

Gerçek bilgiye dayanmayan bilince biz hülya, rüya, sanrı diyoruz.
Gerçeklik içinde var olan bilinç ise evrenin doğasıyla çelişkiler içeremez.
Malesef hülya, hayal, sanrılar ve din bu türden çelişkiler yumağıdır.

Her türden dindarın, sufinin, sofistin, batıni işlerle uğraşanın, okült faaliyetlerde bulunanın olduğu yer burasıdır.
Bu alemde gözlem, deney, delil, isbat, şahit yoktur.
Çoğunun sezgi adını verdiği bulanık, gerçekle bağı zayıf bir algı ve bilinç alanı vardır.
Bu alan gerçekte rüya, hülya ya da sanrıdan başka bir şey değildir.

İnsanlık taş devrinden bu yana gerçeği sanaldan ayırmakta zorlanmıştır.
Hala daha şizofrenlerin yaşadığına benzer şekilde toplumun çoğu yaşadığı hülya, hayal, rüya ya da sanrılarını gerçekten ayırdetmekte zorlanmaktadır.
İnsan beynini aldatmak çok kolaydır.
Sizin bilinç çağı diye idealize ettiğiniz şey aslında binlerce yıldır süren gerçekte asla daha yeni, daha üstün olmayan bir bakıştır.

Yeni olan, üstün olan ve en önemlisi gerçek olan bilgi çağıdır.
Bilgi çağı ya da gerçek bilgiye dayalı bakışın en önemli özelliği bütün varsayımların, bütün argumanların deneyimlenebilmesidir.
Gözlem ve deney her türlü bilginin gerçekle bağını oluşturan en önemli unsurlardır.
Ve din, sofizm, tasavvuf, batıni, okült işlerde eksik olan da budur.

Son söz olarak, arzu ederseniz kendi kendinize benim yönettiğim guruplar  ya da listelerden ayrılabilirsiniz.
Ya da isterseniz ben de sizi ayırabilirim.

Bu kadar.
Yolunuz açık olsun.

Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA


On 18.08.2014 19:28, Mustafa Nevruz SINACI gercek.demokrat@hotmail.com [Ozgur_Gundem] wrote:
 

Sayın Kurucu; Oraj POYRAZ Bey'in başkaca bir adının olduğunu ve müstear isim kullandığını sanmıyorum. Çünkü o, bütün duygu, düşünce ve bildiklerini dosdoğru, açıkça, bilimsel disiplin ve orijinal gerçeklilik içinde "edep, terbiye ve nezaket ölçüleri içinde, saygınlıkla" ifade etmektedir. Teati etmenizde fayda mülâhaza ederim. Adresi (e.MAİL'in Bilgi hanesinde görüleceği üzere) murti@emaildodo.com + grup ve diğer adresleri... Bu mail'in bir sureti de Oraj Bey'e bilgi için gönderilmektedir. Umarım görüşmenize ve tanışmanıza cesile olur. Selâm, sağlık ve başarı dileklerimle.  
MNS
From: galipbaran@windowslive.com // To: gercek.demokrat@hotmail.com // Subject: Fw: [TÜRKİYE:36084] Evrim teorisi-İnanmak-KUR'AN! (!!!!!!!!!!!!) // Date: Mon, 18 Aug 2014 17:20:24 +0300

 
SAYIN SINACI,
ORAJ POYRAZ'DAN SÜREKLİ İLETİLER ALIYORUM.
ÇOĞUNU, ŞÖYLE BİR GÖZ ATTIKTAN SONRA, OKUMADAN SİLİYORUM.
ORAJ POYRAZ'IN ASIL ADININ NE OLDUĞUNU İNRETNETTEN DE BULAMADIM.
BULURSAN LÜTFEN BANA BİLDİR.
ORAJ POYRAZ'IN "BİR BİLGİ ÇAĞI İNSANI" OLDUĞU ANLAŞILIYOR.
"BİLGİ ÇAĞI İNSANI"NIN, "BİLİNÇ ÇAĞI İNSANI"NI ANLAMASINI BEKLEMEK, BANA GÖRE, ABESLE İŞTİGALDİR.
ONA, AŞAĞIDAKİ YAZISINA BAKARAK BAZI SORULAR SORMAK İSTİYORUM.
Sent: Monday, August 18, 2014 3:36 PM
Subject: Re: [TÜRKİYE:36084] Evrim teorisi-İnanmak-KUR'AN!

Aşağıdaki yazıda iki şey var;

İlk olarak bilgiye karşılık iman üstün tutulmuş ve imana bir kaside yazılmış.
Deney, gözlem, ispat olmadan kabul etmek, yani inanmak bir fazilet olarak sunulmuş.
Açıkçası deniyor ki, bilmek önemli değil, esas maharet görmeden, denemeden, gözlemeden olduğu gibi söyleneni kabul etmektir.
Ben ise diyorum ki, denemeden, gözlemeden söylenenleri hiç muhakeme etmeden, olduğu gibi kabul etmek insanoğlunun kendini inkarıdır.

Çünkü insan diğer bütün varlıklardan ayıran şey zekası, aklı, bilincidir.
İnsanın en temel özelliği olan akıl, zeka, bilinci kulanmayı aşağılayan bir fikir asla iyi olamaz.
İman ise tam anlamıyla akla, zekaya, insan bilincine ağır bir hakarettir.
İddiaya göre mutlak gerçeğe ulaşmak akıl, zeka ve insan bilinciyle olmayacak,
Tam tersine tıpkı bir taş, bir ağaç, bir kertenkele gibi öne sürüleni hiç muhakeme etmeden, olduğu gibi kabul ederek olacak.
Bu lafın karşısında insan olan insanların hep birden, tek sesle HAYDİ ORDAN demesi gerekir.

İkinci olarak, bilmeyen zannediyor ki, teori öylece bir büyük Yeni Rakı devirdikten sonra akla gelen bir şeydir.
Sanki bir fikir uçuşması,
Sanki bir faraziye, yani varsayım.
Kesinlikle öyle değildir.
Teori çok önemlidir.
Neden önemli olduğunu anlamak için tez, hipotez, teori ve yasa kavramlarını bilmek ve anlamak gerek.

Teori, asla sunulduğu gibi osuruk, boşlukta duran, zayıf bir kavram değildir.
Teori doğruluğu ispatlanmış bir sürü hipotezin tek bir çatı altında topladığı genel bir izahtır.

Bilmeyenlere basite indirgeyerek anlatalım.
En temelde tez vardır.
Tez sizin belirli bir konu, bir olgu için söylediğiniz bir söz, bir fikir, bir kanaatdir.
Bebekleri leylekler getirir derseniz bu bir tezdir.
Kısacası tez belirli bir konuda ispatlanmamış bir açıklama, bir iddiadır.

Hipotez ise tezin doğrulanmış, ispatlanmış olandır.
Eğer bebeklerin doğum oranıyla, leyleklerin göçü arasında istatistiksel bir korelasyon bulursanız bu da hipotezdir.
Hipotez belirli bir konuda söylenen sözün ispatından ibarettir.
Ancak hala daha bebeklerin doğumu ve leyleklerin göçünü birbirine bağlayan genel bir açıklamanız yoktur.
Elinizde sadece belirli bir gözlem ve o gözleme ilişkin bir açıklama ve olayın sadece bir yönüne ait bir ispat vardır.
Kısacası, genellikle hipotezlerin içinde gözlem ve o gözlemin doğruluğunun ispatından başka genel bir laf yoktur.
Hipotezler doğrulanır, doğrulanmadıysa zaten kenara atılır.

Teori ise daha kapsamlı bir kavramdır.
Bir sürü deney, gözlem ve hipotezin tek bir fikirsel çatı altında toplanmasına teori denir.
Bebekler ve leyleklerin göçü örneğine dönersel.
Diyelim ki, tesadüfün iğne deliği bizim tezimizi doğrulayan istatiksel anlam taşıyan bir fark bulduk.
Elimizde sadece tek bir istatistiksel çalışmaya dayalı bir ispat var.
Tek bir hipotezden bir teoriye ulaşmamız neredeyse imkansız.
Bebeklerin doğumu ve leylekleri göçlerini birbirine bağlayan daha başka bir sürü hipotezin test edilmesi gerek.
Eğer elimizde böylesi bilimsel veri yığını biriktiyse, şimdi bir izahımızın olması lazım.
Bebeklerin ana rahmine nasıl düştüğünü, kadını, erkeği, ovumu, spermi ve leyleklerin bu işteki rolünü anlatan genel bir açıklama.
İşte teori budur.
Elbette doğal olarak leylekler ve bebeklerin oluşumunu birbirine bağlayan böylesi saçma bir teorinin yanlışlanması için değil bir tane, yüzlerce başka gözlem, deney ve hipotez var.
Oysa ki, teorilerin en önemli özelliği tek bir gözlem, deney ya da hipotezin yarattığı tek bir çelişkinin dahi bütün bir teoriyi geçersiz kılmasıdır.

Konuyla çok ilgisi yok ama bir de doğa kanunu, yasa vardır.
Buna en güzel örnek yerçekimi kanunudur.
Herkes hem fikirdir.
Bu kanuna göre son derece isabetli hesaplamalar, öngörüler yapılabilir.
Ancak, kanunların en önemli eksiği nasıl, niçin, neden gibi sorulara ait cevaplar taşımamasıdır.
Yer çekimi vardır dersiniz, kurallarını, denklemlerini de söylersiniz.
Ama yer çekiminin neden olduğunu, nasıl olduğunu anlatmazsınız.

Nedenleri, nasılları, niçinleri açıklamak teorilerin işidir.

Gelelim din konusun.
Çoğu mümin yanılır.
Dinler asla gözlemlere ve deneylere dayanmaz.
Tez, hipotez, teori çemberinden geçmemiştir.
Dinlerde asla gerçek açıklamalar yoktur.
Açıklama diye öne sürülenler sadece tezlerden ibarettir.
Yani birilerini söylediği sözler, iddialardan ibarettir.
Kısacası, dinler sadece tezlerden oluşur.
Bu kadar.

Eğer gerçekten adil davransak ve dine de teoriye baktığımız gibi baksaydık,
Dinin hiç şansı olmazdı.
Bilinen hiçbir dinin herhangi bir yerinde gözlem, deney ve ispat yoktur.
Yine bilinen dinlerin hepsinin de ortak  bir özelliği her şeye rağmen, yanlışlanmış bir sürür tezi inatla, ısrarla bünyesinde taşımaya devam etmesidir.
Eğer dinleri teoriler gibi değerlendirseydik, bir kere değil, yüzlerce kez yanlışlanmış olurlardı.
Dahası dinlerin doğrulandığı gözlemler de yoktur.
Aslında dinlerin içinde tezden başkası yoktur.

Buradan sözde yaradılış teorisine gelmek isterim.
Yaradılış teorisi yüzlerce kez yanlışlandığı için artık bir teori olamaz.
Dahası yaradılış teorisinin canlıların varlığına ilişkin dayandığı tek bir hipotez dahi yoktur.
Tek bir hipoteze, gözleme, deney dahi dayanmayan ve tam tersine neredeyse her sözü yanlışlanmış bir teori.
Mümkün değil, bu noktadan sonra adı yaradılışla başlayan bir teori artık bilimsel bir laf olamaz.

Tam tersine evrim teorisi ise bir kez bile yanlışlanmamıştır.
Çok fazla gözlem, deney ve hipotezle bağlantılıdır.

İşin iyisi, Evrim Teorisini yanlışladığı düşünülen her bir gözlem,
Evrim Teorisinde basit ama farklı açıklamalarla üstesinde gelinebilen ve daha sağlam,
daha kapsamlı bir açıklamayla ufuk açan yeni  bir gelişmeye yol açmıştır.

Yaradılış teorisinin ise yanlışlandığı hallerde yerine alternatif başka bir sözü olamamıştır
Tıkanmıştır açıkçası.

Kozmolojiyle ilgili olarak dinleri söyledikleri ve bilimin söylediklerinde de aynı durum vardır.
Dinlerin tamamı da kozmoloji konusunda yanlışlanmıştır.

Bence inananlar şunu yapmalı.
Doğa hakkında dinin yanlışlanmış görüşlerinde ısrar etmeyi bırakarak,
hiç değilse dinin gerçekle bağdaşmasına yarayan yeni yorumlar aramaya başlasalar çok daha verimli ve sağlıklı olur.
Bunu yapan ilahiyatçılar, hem her üç monoteist dinde de varıdır.

Ya da benim gibi yapabilirler.
Gerçekle yaşanan tezatlardan tıpkı dansözler gibi kıvırtarak kurtulmaya çabalamaktan vazgeçmeli.
Tertemiz yepyeni bir sayfa açmalılar.

Açık ve net söylüyorum.
Evrim Teorisi ve Kur"anı birbirine bağdaştırmak imkansızdır.
Kırk türlü takla atmanız gerekir.
En iyisi takla atmaya çabalamadan durumu kabullenmektir.
İkisini birbirine tokuşturanlar büyük hayal kırıklığı yaşarlar.
Buna hiç teşebbüs etmesinler derim ben.

Saygılar.
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA

On 18.08.2014 13:06, Grup Yönetici wrote:


---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: yasemin <yasemincin@hotmail.com>
Tarih: 18 Ağustos 2014 09:29
Konu: Evrim teorisi-İnanmak-KUR'AN!
Kime: "erzincanli.0024@gmail.com" <erzincanli.0024@gmail.com>


Evrim teorisi-İnanmak-KUR'AN!

           Evrim teorisi ne zaman ortaya atılsa; evrim teorisinin bir "teori" olduğu unutulup; dine karşı bilimcilerle, bilime karşı olan din anlatıcıları hemen çarpışmaya başlıyorlar.  Her iki tarafta, bunun teori olduğunu ve ispatlanabilmesi için öncelikle ilmi çalışmalar yapılması gerektiğini bilmiyorlar mı?  Hikayeleri/rivayetleri "din" diye yutturanlar, kendi acizlikleri iyice ortaya çıkacağı için mi, bilimden bu kadar korkuyorlar? Evrim teorisi ispatlansa, Allah'a inancımız yok mu olacak/imanımızı mı kaybedeceğiz? Konuşulmasına bile tahammülleri yok. Bu korku neden? 
Yüce Yaratıcı Güç, pek çok ayetinde bilimsel çalışma ve işlerin kanıtlı/delilli, kayıtlı olmasını istemektedir. (En'âm,143):"Bana bilimsel olarak/bilgiye dayalı/ilimle haber verin."      (En'âm,148):"Yanınızda Bize göstereceğiniz herhangi bilimsel bir deliliniz var mı?"             (Ahkaf,4):"Eğer söyledikleriniz doğru ise, daha önce size verilmiş bir kitap veya bilimsel bir kanıt getirin."
          Bilimsel çalışmalar arttıkça, evrenin sırları çözüldükçe; Yaratıcımızın yüceliğini daha iyi kavramış olmaz mıyız? O'na hayranlığımız daha da artmaz mı? Bilime inandıklarını söyleyenler, Tanrı için, göremediklerini savunarak kayıt/delil/elle tutulur-gözle görülür kanıt istiyorlar. İşte, iman-inanç tam da böyle bir şey! Göremediğiniz/görmediğiniz halde; VAR olduğunu içten kabul etmek(Enbiya,49-Mülk,12-Yasin,11-Fatır,18-Görmedikleri halde inananlar!)  
          Görünce inanmak; "iman-inanç" olmuyor ki! Musa'nın Firavun'u; tam ölüm anında; "Şimdi Musa'nın Tanrı'sına inandım." deyince, Tanrı'da:"Çok geç!" diyor.(Yunus,90-91)  Ahiret/yaşam sonrası inanç da böyle, şimdi görünür değil ama  adı üstünde inanç!  (Mü'min,85):"Azabımızı gördüklerinde inanmaları kendilerine bir yarar sağlamaz. Bu daha önceki kulları hakkında sürekli uygulanan Allah'ın sünnetidir."      (Hadid,3): "Varlığının kanıtları apaçıktır. Ama gerçek varlığı insan için gizlidir."     (Zâriyat,20,21):"Bilinçli olarak/hiç tereddütsüz, kesin inanacaklar için, insanın bizzat kendi varlığında ve yer küresinde/yeryüzünde ibret verici kanıtlar/göstergeler vardır. Hâlâ düşünmeyecek misiniz/görmüyor musunuz?"
          Göremediğiniz halde, "Evet, VAR diyebilmek, O'na tam GÜVENMEK, yaşam armağanını sunan Yüce Yaratıcı'ya VEFA-MİNNET duyabilmek, baktığınız, duyduğunuz güzel olan her şey de -müzik, resim, sinema, bale, dans, doğa, vb. estetik-güzel olan her şey de O'nu görüp, O'dan geldiğini hissedebilmek! Çünkü güzel olan her şeyin kaynağı O! Yaratıcı'nın Kitabı KUR'AN'da, güzellikle ilgili o kadar çok ayet var ki! İşte iki ayet:  "Allah'tan size güzellikler vermesini isteyin."(Nisa,32)        
"Bu dünya hayatında güzel düşünüp, güzel davrananlara güzellik vardır."(Zümer,10)




--
Türkiye için el ele mail grubumuz  https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele   

Gruba e-posta gönderme adresi   turkiye-icin-el-ele@googlegroups.com   
 
Erzincan Kemaliye Egin Grubum 


Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362  erzincanli.0024@gmail.com 
 
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum : https://twitter.com/#!/MiLALDi
 
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
 
--
Sayın "TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAİL GRUBU" grubu üyesi.
grubumuzla ilgili şikayetleriniz ve tavsiyeleriniz grup yönetimine " erzincanli.0024@gmail.com " adresimize bildirin,
Grubumuzda yayınlanan iletilerin yasalar karşısında tüm sorumluluğu yazarına ve iletinin üzerinde değişiklik yapıp yayınlayan üyeye ait olacaktır, İletilerin mutlaka konu başlıklarını yazınız. İletilerinizde Başka bir grubun tanıtımı, url adresleri yada benzeri ibareler bulunması halinde o iletiler yayınlanmayacaktır.. önemle duyurulur. saygılarımızla
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAİL GRUBU" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba yayın göndermek için, Turkiye-icin-el-ele@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu grubu http://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele adresinde ziyaret edebilirsiniz.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Oraj POYRAZ
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Yasam belirtisinin kokeninde duygulanma vardir; duygulanmanin da
temeli asktir.

Sigmund freud
- - - - - - - - - - - - -
Biz, yeryuzunu bir dosek, daglari da birer kazik yapmadik mi?

NEBE/6-7
- - - - - - - - - - - - -
Peygamber nerede guzel bir kadin gorse hemen eve kosar Zeynep'le yatardi.

Buhari, Hibe
- - - - - - - - - - - - -
Nihayet iftar saati geliyor, Müslümanımız (Bu, biz de olabiliriz) sofraya oturuyor ve mükemmel bir yemek yiyor.
İştahında hiçbir kapanma yok.
Çatlayıncaya, patlayıncaya, tıksırıncaya kadar yiyor.
Yemekten sonra çayını içerken, ne olacak bu Müslümanların hali diyor.
Ne şuurlu, ne merhametli, ne duygulu Müslüman!..

Mehmet Şevket Eygi
Mürtecilerin çok sevdiği ve önemsediği fikir adamı.
- - - - - - - - - - - - -
Anadolu direnisi bir bloftur.
Avrupa medeniyeti Anadolu'yu bu zararli hasereden temizleyecektir.
Hukum galibindir.
Medeniyeti temsil eden Ingiltere gibi bir devlete itiraz etmek kustahliktir.

Nazir Riza Tevfik-1920
- - - - - - - - - - - - -
Bir Ingiliz subayi Igdir'dan Bayezit'e gelerek, Mutassarif'a: Ingiltere himayesinde tesekkul eden Ermenistan'a Bayezit havalisinin de birakildigini bir aya kadar on bes bin Ermeni muhacirinin Ermeni duzenli birlikleri himayesiyle eski yurtlari olan Bayezit sancagina sevk edilecegini bildirmistir.

Dogu vilayetlerinden bir karis topragin bile Ermenistan'a birakilmasinin mumkun olmayacagi, bir tek Ermeni askerinin sinirimizin bu tarafina gecmesinin atesle karsilik gorecegi

(12 Haziran 1919)
K. ATATURK
- - - - - - - - - - - - -
Insan en acimasiz hayvandir.
Trajedilerde, boga gureslerinde ve haca germelerde su gune kadar kendisini en iyi hisseden oydu ve kendisi icin cehennemi icat ettiginde, $iki durun, bu aslinda en iyi cennetiydi.
. - o - .
Insani yaratmak mi Tanrinin buyuk hatasi;
tanriyi yaratmak mi insanin buyuk hatasi?
. - o - .
Her dakika ovulmek isteyen bir Tanriya inanamam.
. - o - .
Ruhunda sukunete kavusmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmali ve iman etmelidirler.
Ama hakikatin pesindeki insanlar ic huzurundan feragat etmeli ve yasamlarini bu sorgulamaya adamak;
kendisi ve hayatla yuzyuze gelmekten korkmamak zorundadir.

Friedrich Nietzs
- - - - - - - - - - - - -
"Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu?
Fakat bunu yapmaya gucu mu yok?
Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir.
Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi?
Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir.
O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu?
O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur.
O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu?
O zaman kotuluk nereden geliyor?"


(Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.)
EPICURE
- - - - - - - - - - - - -
Yahudi devletinin sinirlari, sonsuza dek kesinlesmeyecektir

David Ben Gurion, Israil Basbakani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
- - - - - - - - - - - - -
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/



This eMail was sent by Oraj POYRAZ at oraj.poyraz@openmail.cc.
For questions and changes contact the Group Administrator: at cimcime@neomailbox.net.
If you want to unsubscribe from this murti@emaildodo.com Group click here
To file a complaint please send an eMail to: complaints@emaildodo.com
__._,_.___
Posted by: Mustafa Nevruz SINACI <gercek.demokrat@hotmail.com>
Reply via web post Reply to sender Reply to group Start a New Topic Messages in this topic (1)
Guruptan ayrilmak icin, icin asagidaki adrese bos bir eposta gonderin:
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

.

__,_._,___

--
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Hicbir zaman okulumun egitimimi engellemesine izin vermedim.

Mark Twain.
- - - - - - - - - - - - -
Zeyd o kadindan ilisigini kesince onu sana nikahladik ki, Zaten Allah in emri yerine getirilmistir.

Ahzab 33/37
ZEYNEP Muhammedin in oz halasinin, guzelligi ile unlu kizi ve 7.esidir.
Kolesi ve hukuken evlat edindigi Zeyd i, hala kizi Zeynep ile evlendirdi.
Muhammed goruntude boyle bir evlilik yaptirdi diye dedikodularin ardi arkasi kesilmedi.
Azhab suresinde Muhammed peygamber hanimlari dedikodu yapmayin diye vahiy geldi dedi.
Muhammedin in istemesiyle Zeyd, evliligi sona erdirdi.
Bir muddet sonra da Peygamber e, Zeynep ile evlenmesi icin vahiy yoluyla emir geldi.
- - - - - - - - - - - - -
Bir grup maymun zina yapan bir maymunu yakalamis ve taslama cezasini uyguluyorlardi.
Onlari bu hakli iste desteklemek icin ben de tas atarak yardim ettim.

Buhari 63/27
- - - - - - - - - - - - -
Özel not:
Evimi istimlak bedeli ödemeksizin elimden almak isteyen gözleri dönmüş azgın rantçılara:
Bana yaptıklarınızı unutmuyorum.
Öncelikle ıslahınıza dua ederim.
Islah olmamakta diretirseniz, beddua oklarım üzerinize olsun.
Tepe üstü düşün!

Mehmet Şevket Eygi
Mürtecilerin çok sevdiği ve önemsediği fikir adamı.- - - - - - - - - - - - -
Milli Mucadelenin basladigi 1919 yilinda Milli Mucadeleye karsi cikan isbirlikci parti ve cemiyetler:
Bunlarin tamami Osmanlici, Hilafetci, Seriatci, Kurtcu ve yabancilarin mandasini isteyen parti ve cemiyetlerdir.

- Selamet-I Osmaniye Partisi (Seriatci, Ingiltere'nin kontrolunde)
- Kurdistan Teal-i Cemiyeti (Dogu ve G.Dogu'da Kurdistan kurulmasi icin Ingiltere ve ABD tarafindan destekleniyordu.)
- Teal-i Islam Cemiyeti (Seriat isteyenler)
- Ingiliz Muhipleri Cemiyeti (Ingiltere himayesi isteyenler)
- Wilson Prensipleri Cemiyeti (Amerikan Mandasi isteyenler)
- Hurriyet ve itilaf Partisi (Kendilerini Sevr'i savunan liberaller olarak tanimlamaktadirlar, ancak Ingiltere'nin kontrolundedirler, Milli Kurtulus Hareketine ve Mustafa Kemal'e en siddetli tepkiyi bu parti gostermistir.)
- Mavri Mira Cemiyeti (Rum Patrikhanesi tarafindan kurulmus olup, Yunan hukumetinin kontrolundeydi. Amaci ceteler kurarak Milli Mucadeleye karsi cikmak ve Anadolu'daki Yunan Ordusuna yardim etmekti.)
Bu parti ve cemiyetlerin tamami Sevr anlasmasindan yana Anadolu'nun isgalini savunmuslardir. Bunlar tam bir isbirligi halinde Anadolu Hareketine cephe almislar, tum isyanlari ve ayaklanmalari da desteklemislerdir.
- - - - - - - - - - - - -
Rum, Ermeni gibi unsurlardan ayri ayri olusan bir takim ceteler, adi hirsizlikla, ara sira da oldurmelerle mesgul olmuslar, Rum ve Ermeni surgunu esnasinda bu unsurlardan ortaya cikan bazi ceteler ise siyasi bir huviyet kazanmistir. Ruslarin istilasi baslayinca, memleket icinde karisiklik meydana getirmek icin bunlar, Ruslar tarafindan da tesvik ve denizden de desteklenmislerdir.

(22 Mayis 1919)
K. ATATURK
- - - - - - - - - - - - -
Hayvanlarin dinin ve buyunun boyle absurd ve genellikle korkunc aptalliklarini yaptiklarini asla goremezsiniz.
Sadece insan boyle mantiksizca davranir.
Bu onun zeki, ama yeterince zeki olmamasi yuzunden odemesi gereken bedeldir.

Aldous Huxley
- - - - - - - - - - - - -
Bir ulus kendi icindeki aptal ve hatta muhteris olanlarla bas edebilir
Fakat icersindeki satilmis ve hainlerle yasayabilmesi olanaksizdir.
Sinirlari zorlayan dusman silah ve alemlerini acikta tasidigi icin daha az tehlikelidir.
Fakat bir hain, hain gibi gorunmez,
kurbanlari ile ayni aksanda konusur,onlarin cehresine burunur ve
onlarin argumanlarini kullanarak ulusun politik yapisina nufuz eder,
butun kapilardan serbestce gecer, sesi en ust duzey hukumet koridorlarinda duyulur,
ulusun ruhunu curutur
Politik yapiya her turlu hastalik bulastirarak yasam gucunu elinden alir
Bir katil daha az korkuludur.

Marcus Tullius Cicero
(M.O.106-M.O.43)
- - - - - - - - - - - - -
Yahudi devletinin sinirlari, sonsuza dek kesinlesmeyecektir

David Ben Gurion, Israil Basbakani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
- - - - - - - - - - - - -
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


This eMail was sent by "T.C. Oraj POYRAZ" at cimcime@neomailbox.net.
For questions and changes contact the Group Administrator: at cimcime@neomailbox.net.
If you want to unsubscribe from this murti@emaildodo.com Group click here
To file a complaint please send an eMail to: complaints@emaildodo.com


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Sabir aciliginin meyvesi zaferdir.

Hz.Ali
- - - - - - - - - - - - -
Bu evliligi ben istedim bu evlilik icin Muhammed e kizmayin..yazmaktadir.

Ahzab 38
ZEYNEP Muhammedin in oz halasinin, guzelligi ile unlu kizi ve 7.esidir.
Kolesi ve hukuken evlat edindigi Zeyd i, hala kizi Zeynep ile evlendirdi.
Muhammed goruntude boyle bir evlilik yaptirdi diye dedikodularin ardi arkasi kesilmedi.
Azhab suresinde Muhammed peygamber hanimlari dedikodu yapmayin diye vahiy geldi dedi.
Muhammedin in istemesiyle Zeyd, evliligi sona erdirdi.
Bir muddet sonra da Peygamber e, Zeynep ile evlenmesi icin vahiy yoluyla emir geldi.
- - - - - - - - - - - - -
Hz. Peygamber (a.s.) soyle buyurmustur:
Sizler horozun otmesini isittiginiz zaman Allah in fazlindan isteyiniz. Cunku o melek gormustur.
Merkebin anirmasini isittiginizde de seytandan Allah a sigininiz. Cunku o seytan gormustur.

Ebu Hureyre den (r.a.) bildirildigine gore:
Hadis No: 4908
- - - - - - - - - - - - -
Gazze'de, Myanmar'da, Suriye'de Müslümanlar öldürülüyor, Şarkî Türkistan'da oruçlulara zorla su içiriliyor, İslam dünyasının her yerinde zulüm, kan, kıyım, savaş, küfür var.
Bizim dini bütün, bu olup bitenleri ajans haberlerinden öğreniyor.

Mehmet Şevket Eygi
Mürtecilerin çok sevdiği ve önemsediği fikir adamı.
- - - - - - - - - - - - -
Ayaklanma icin sebep yoktur.
Fransizlar bizim iyiligimizi istiyorlar.

Adana Valisi Abdurrahman'in demeci - 05.11.1920
- - - - - - - - - - - - -
Ingiliz subaylari tarafindan sevk ve idare edilen alti bin kisi olduklari tahmin edilen Ermeni kuvvetinin Nahcivan ve havalisini isgal ettikleri ...

(11 Haziran 1919)

K. ATATURK
- - - - - - - - - - - - -
Din ve milliyetcilik, bunlarin yaninda gelenekler ve ne kadar sacma olursa olsun herhangi bir inanc, sadece bireyi diger insanlara baglar ve butun insanlarin en cok korktugu seyden kacistir:
yalnizliktan.

Erich Fromm
- - - - - - - - - - - - -
PEZEVENK
. . . . . .
Dunya ahvalinden haberi yoktur
Sohbeti din ile acar pezevenk
Komsusu ac iken kendisi toktur
Sanki melek olmus ucar pezevenk
. . . . . .
Karanlik islerde ziplama ister
Evine granit * kaplama ister
Dunya mektebinden diploma * ister
Insanlik dersinden kacar pezevenk
. . . . . .
Herkesin kabina cesmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komsusunun yuzune bakmaz
Selamsiz sabahsiz gecer pezevenk
. . . . . .
Sanirsin Allah'la akde oturmus
Cennete giderken macun goturmus
Huriler'i dizip isi bitirmis
Simdi gilmanlari secer pezevenk
. . . . . .
Aydinliga dusman yobazin dolu
Hu cekerken sismis agzinda dili
Erbabi, ulkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini sacar pezevenk

Asik ERBABI
- - - - - - - - - - - - -
Siyonist teroristler, Filistinli Musluman cocuklari, kafalarina sopalarla vura vura oldurduler

Prof.Dr.Walid Khalidi, Yazar
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
- - - - - - - - - - - - -
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder