6 Ekim 2012 Cumartesi

Evrimleşen insan, bugüne uyum sağlayamıyor

Evrimleşen insan, bugüne uyum sağlayamıyor


Bugun insanlarin cozmekte zorlandigi sorunlarin pek cogunun kaynagi, atalarimizin uyum saglamak icin milyonlarca yil boyunca caba harcadigi cevre ile bugun yasadigimiz dunya arasindaki uyusmazliktir.

Cumhuriyet

Bilim Teknik- Aslinda bu uyusmazligin cikis nedeni, evrimin sinirlarini asma durtusunun bir sonucudur.
Yalnizca insanlarda gorulen bu durtu, fiziksel ve zihinsel yeteneklerimizi olabildigince esnetmemiz icin bizleri zorluyor.
Iste bu noktada imdadimiza bilim yetisiyor.

Antropologlar bilimin su klasIk klisesini surekli tekrarlar:
"Insanlik tarihinin % 99'u kucuk avci toplayici gruplar halinde, duz cayirlik alanlarda gecmistir."
Gercekten de atalarimiz milyonlarca yillik gecmislerinde, bugun insani insan yapan ozelliklerimizin pek cogunu kazandilar.
Ornegin iki ayak uzerinde yurumek ve buyuk beyin gibi..

Kuskusuz bu evrimsel kazanimlarimizin hepsi icin agir bedeller oduyoruz:
Iki ayak uzerinde dikilmenin bedeli bel agrilari;
buyuk beynin bedeli de varolus ile ilgili umutsuzluk ve mutsuzluk hissidir.
Anlasiliyor ki evrimin bizlere sagladigi her avantaj icin her zaman bir bedel odemek zorunda kaldik ve kaliyoruz.

Evrimin sinirlarini zorlama durtusu

Kazanimlar icin odedigimiz bedellerin yol actigi sorunlar her gecen gun cig gibi buyuyor.
Sonucta bugun yasadigimiz dunya ile bedenimizin ve aklimizin uyum saglamis oldugu dunya arasindaki farklilik dramatik boyutlara ulasmis durumda.
Ornegin aksam yemegi icin butun gun bir mamutun pesinde kosusturacagimiza, bir telefonla ayagimiza pizza getirtebiliyoruz.
Yakin arkadaslarimizla gorusmek icin kilometrelerce yol kat etmek yerine, bir tik ile Facebook'a girmek yeterli olabiliyor.

Evrim gecirdigimiz ortam ile modern cagin bizlere sundugu ortam arasindaki uyumsuzlugun nedeni, insanogluna ozgu bir ozellikten kaynaklaniyor.
Bu ozellik, evrimin bize dayattigi sinirlari asma durtusudur.
Daha hizli, daha akilli, daha uzun omurlu olmak icin cabalayan insanlar, bedensel ve zihinsel kapasitelerinin yetersiz kaldigi durumlarda alet gelistirdi.
Dogal olarak bu surecte insanlarin en buyuk yardimcisi bilim oldu.
Insanoglunun mevcut kapasitesini asma durtusu en onemli, en belirleyici ozelligidir.

Milyonlarca yil oncesi ve bugun

Dogal secilimin bizleri ne gibi bir kaliba soktugunu daha iyi anlamak icin atalarimizin yasadigi savanalara (Savan ya da savana:
tropik yagmur ormanlari ile kuru coller arasindaki gecis bolgesinde yer alan genis cayirlar) bir goz atalim.
Bu acik alanlar bizim maymun atalarimizin ev olarak kabul ettigi ormanlik alanlardan cok farklidir.
Bir kere savanalarda gunes daha yakicidir.
Ayrica bitki kaynakli besinler daha kisitlidir.
Savanlarda yenilebilir meyve ve ot daha az oldugu icin insanlar cayirlarda otlayan hayvanlarin etini yemege basladilar.
Butun bunlarin sonucunda atalarimizin vucut killari dokulmus, sert bitkileri kemirmek zorunda kalmadiklari icin de azi disleri kuculmustur.

Yiyecegin daha zor elde edilir hale gelmesinin bir diger sonucu da atalarimizin vucutlarinin kalori depolamaya daha uygun hale gelmesidir.
Bugun ayni metabolizmaya sahip olan biz modern insanlar, hamburger avlayip, patates kizartmasi topladigimiz icin obezite salgini ile mucadele etmek zorunda kaliyoruz.

Bir de bagisIklik sistemimizin milyonlarca yil once ne gibi kosullara maruz kaldigini bir dusunun.
O donemde insanlarin yeni bir virusle karsilasma olasiligi cok dusuktu.
Oysa bugun herhangi bir havaalaninda hapsirdiginiz zaman tasidiginiz mikrop, bir gun sonra dunyanin obur ucundaki hic tanimadiginiz insanlara kolayca bulasabilir.

Primat olarak insan:Ne balik, ne de kus...

Ayrica davranislar soz konusu oldugunda, eski-yeni karsilastirmasi daha da ilginc hale geliyor.
Primat standartlarinda modern insan ne balik ne de kustur.
Ozellikle su ornek cok ilginctir.
Primat turleri genel olarak iki farkli tipe ayrilir.
Ilk grupta disi ve erkek, uzun sureli, tek esli bir beraberlik surdurur;
bu iliski tipine bugun sosyal ve cinsel monogami diyoruz.
Bu gruba girenlerde erkekler de yavrunun bakimini buyuk olcude ustlenir.
Ve bu ciftlerde disi ve erkegin boyutlari birbirinden cok farkli degildir.
Gibbonlar ve Guney Amerika'da yasayan cok sayida maymun bu gruba girer.
"Turnuva Tipi" olarak bilinen ikinci gruptakiler, bunlarin tam tersidir;
disiler yavrularin bakimini ustlenir;
daha iri ve daha carpici bir gorunume sahip olan erkekler, zamanlarinin buyuk bir kismini saldirgan bir pozda, cevrelerine "posta atarak" gecirirler.

Insanlara gelince...
Anatomik, fizyolojik ve hatta genetik olcutler dahilinde ne tek esli, ne de turnuva tipidir;
ikisinin tam ortasinda, saskin bir halde bir uctan diger uca savrulur.

Davranislar soz konusu oldugunda modern insanin ayrica cok yogun sekilde sosyal bir primat oldugunu goruyoruz.
Insanlar son derece karmasIk sosyal etkilesim senaryolarina ayak uydurabilir;
sosyal bir kuralin ihlal edilip edilmedigini da hemen anlar (insanlar hile yapan birini, durust birinden daha cabuk ve daha kolay anlar).
Ayrica yuz tanima konusunda essizdirler.

Insanlarin sosyal zekasi rakipsiz

Sosyal bir beyne sahip olmanin avantajlari aciktir.
Bu sayede baskalarinin zihinlerinden geceni okuma yetenegimiz gelistigi gibi, sosyal manipulasyonlarda da rakip tanimayiz.
Bu baglamda potansiyel esi bulma ve arkadas edinme konusunda da oldukca becerikliyizdir.
Yetiskin bir insanin mesleginde basarili olup olmayacagi genellikle universite sinavlarinda aldigi puana degil, gencligindeki sosyal zekasina baglidir.

Primatlarda sosyal zeka soz konusunda oldugunda insanlar rakip tanimaz.
Avci-toplayici atalarimiz zamaninda sekillenmis olan beynimiz, bugunku farkli kosullara bir sekilde uyum sagliyor.
Ornegin yuzunu bile gormedigimiz insanlari oldurme olanagina sahibiz.
Bir insanin resmine bakip, nasil koktugunu bile bilmeden o kisiyi arzulayabiliyoruz.
Aslinda butun bunlar tipik bir memeli icin cok tuhaf davranislardir.

Bilim imdadimiza yetisiyor

Bugunku dunyayi yaratan, kendisine bu yeni dunya icinde saglam bir yer edinen insanin, dogasi geregi sinirlandirilmaya gelmedigi acikca anlasiliyor.
Baglarimizi koparma konusunda ne kadar becerikli oldugumuz da ortada.
Hominid sinirlarimizi asma surecinde insan en saglam destegi de bilimsel yaklasimdan goruyor.
Oysa dunyayi bu kadar farkli bir yasam alanina donusturen de, tehdit eden de bilimden (bilincsiz insanlarin elinde) baska bir sey degildir.
Bitki ve hayvanlari evcillestirmeyi basaran ilk genetikcileri ele alalim.
Devrim niteligindeki bu gelisme, o donemde insanlarin karnini doyururken, bugun dunyada dogal kaynaklarin tukenmesine yol aciyor ve aclik tehlikesini de beraberinde getiriyor.

Daha soyut bir baglamda bilim, insanlarin "normal" ve "daha iyi" olarak degerlendirdigi kavramlari da mercek altina aliyor.
Ayrica bizim kim ve ne oldugumuz da sorguluyor.
Bilim sayesinde insanlarin beklentilerinin sonu gelmiyor;
ortalama boylarimiz uzuyor, zeka testlerinden aldigimiz puanlar yukseliyor.
Yine bilim sayesinde sporda kirilan rekorlara her gun bir yenisi ekleniyor.

Bilim, evrimsel sinirlarin asilmasinda yardimci olurken, bu degisIkliklerin insanlari ne kadar az degistirdigini gormek sasirticidir.
Ne kadar uzun yasamak istersek isteyelim, hepimiz bir gun bu dunyadan cekip gidiyoruz.
Her olum bir nedene bagli olarak gerceklesiyor ve her olumun erken oldugu dusunuluyor.
Ve insanlarin ortalama olarak daha uzun boylu, daha akilli ve daha sportif olmasi ise beraberinde cok sayida sorun getiriyor.
Aslinda kimse ortalamalarla ilgili degil.
Birey olarak herkes bir digerinden daha iyi olmak istiyor.
Beynimiz aslinda kiskanc ve rekabetci oldugu icin mutlak degerlerle degil, farkliliklarla ilgilidir.
Bu yapidaki bir beyin, bizlere uyaranlarin kalitesiyle ilgili degil, gorece olarak uyaranin cevresindeki uyaranlarin kalitesiyle ilgili bilgi veriyor.
Ornegin retina hucrelerinin herhangi bir renge verdigi tepki, zit bir renk ile cevrelenmis baska renge verdiginden daha azdir (yesil ile cevrelenmis kirmizi gibi).

Hepimiz daha zeki olmak isteriz ama en cok da komsumuzdan daha akilli olmak isteriz.
Ayni sey atletler icin de gecerlidir.
Aslana yem olmamak icin bir insanin ne kadar hizli kosmasi gerekir?
Tabi ki yaninda kosandan daha hizli olmasi yeterlidir.

Insanlari evrimin sinirlarini zorlamasina yol acan aslinda bilinmeyene duydugu meraktir.
Baska bir deyisle, bilimin evrimin sinirlarini asma konusunda insanlara ne kadar ve nasil destek olacagi, insanlarin urettigi sorularin cinsine baglidir.
Stanford Universitesi Biyoloji ve Noroloji Bolumu'nden Profesor Robert M.
Sapolsky'ye gore insanlar dort cesit soruya yanit arar.
Birincisi bilimin asosyal yapisi ile ilgilidir.
Baska bir deyisle cansiz nesnelerle ilgili olan sorulardir.
Ornegin astrofizikcilerin diger gunes sistemlerindeki gezegenleri kesfetmeye calismasinin altinda bu merak yatar.

Bilim, ikinci olarak kuantum mekanigi, nanoteknoloji ve parcacik fizigi gibi goremedigimiz nesnelerle ilgili sorulari yanitlar.
Bu dogrultuda laboratuvarlarlarda bir tupten digerine bir takim sivilar enjekte eden bilim insanlari, klonlama ve yapay dolleme gibi kesiflerle insanlarin evrimsel kazanimlarini daha da guclendirmistir.

Insanlar, hayvanlar aleminde gecmisini en iyi hatirlayan, gelecek ile ilgili kaygilari olan tek hayvandir.

Ne var ki bu alanda yeterli donanima sahip degiliz.
Kuskusuz avci-toplayici atalarimiz, gecmislerini ancak yaslilarindan duyduklari kadari ile bilebilirlerdi.
Ucuncu soru tipi ise gecmis ve gelecegimiz ile ilgilidir.
Ancak bu sorular, gecmisin cok gerisi, gelecegin de cok ilerisi ile ilgilidir.
Ornegin bir sonraki buzul cagi ne zaman olusabilir?
Ya da milyonlarca yil sonra hamambocekleri bizleri yonetebilecek zekaya sahip olabilecek mi?

Dorduncu olarak insanlarin sinirlarini en fazla zorlayan sorulara sira gelir.
Ornegin ozgur irade diye bir sey var mi?
Bilinc nasil calisir?

Tahminen bu gibi sorular karsisinda bizim tas devri atalarimizin akli havlu atmistir;
hatta bunlarin tanrilar tarafindan yanitlanmasini beklemis bile olabilirler.

Insanoglu buyuk bir cesaretle bu sorularin uzerine giderek bugunlere ulasti.
Bilgi dagarcigi gelistikce, meraki artan insan daha fazla soru sormaya basladi.
Simdi futuristler, bu sorularin bizleri ne gibi bir gelecege tasiyacagini hesaplamaya calisiyor.

Bazi bilim insanlarina gore evrim sureci avci-toplayici atalarimizin doneminde son bulmus degil, gunumuzde de devam ediyor.
Belki bir gun avci-toplayici atalarimizin zihinsel ve bedensel yapisi zamanin kosullarina uyum saglayacak ve insanlar yukarida acikladigimiz uyumsuzluklari yasamayacak.

Derleyen:Reyhan Oksay

Kaynak:Scientific American dergisi, Eylül 2012

http://discovermagazine.com

http://news.nationalgeographic.com/news/pf/8656051.html

http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=the-future-of-man



--  Bilgisiz bir kimse savas davuluna benzer, sesi cok, ici bostur.  Sadi - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - Kurmus oldugum gruba uye olun   Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur.   Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz. http://orajpoyraz.blogspot.com/ - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - Dinlerin kitaplarini; Okuyup anlayana 'ateist', Okuyup anlamayana 'dindar', Hem okumayip hem de anlamayana, 'yobaz' denir.  Nikola Tesla - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - Dinler atesbocekleri gibidir: Parlayabilmek icin karanliga gereksinim duyarlar. Tum dinlerin kosulu yaygin olan belirli bir derecede cehalettir. Ki sadece bu havada yasayabilirler ancak.    Arthur Schopenhauer - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - Ey mutsuzlar! Kardeslerinizi bogazliyorlar, goz yumuyorsunuz. Çigliklar duyuluyor ama siz susuyorsunuz. Aramizda dolasip kurbanini seciyor zorbanin teki, sessiz kalirsak bize dokunmaz diyorsunuz. Bok yiyorsunuz! Ne tuhaf yer burasi, sizler nasil insanlarsiniz! Haksizlik varsa bir yerde eger ayaklanmali insan. Ayaklanma olmuyorsa batsin o sehir yerin dibine. Yansin bitsin, kul olsun karanliklar basmadan.  Bertolt BRECHT - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - Ben, Manevi Miras olarak hicbir Ayet,  hicbir Dogma,  hicbir Donmus ve  kaliplasmis Kural birakmiyorum. Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...  K.Ataturk - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - Putlarin, Kabenin istedi gi: Kolelik; Canlarin, ezanin diledigi: Kolelik; Mihrapti, kiliseydi, tespihti, salipti Nedir hepsinin ozledigi? Kolelik.  Omer Hayyam - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - SADRAZAM Gunlerden bir gun Hamama gidecegi   tuttu, Sadrazam hazretlerinin Bir yaninda birinci veziri Bir yaninda ikinci veziri Bir yaninda ucuncu veziri. Sonra efendime soyleyeyim Peskircibasi, Nalincibasi Sabuncubasi Velhasil tam dort yuz kisilik kafile Pestamal takip girdiler hamama Gectiler kurnalarin basina Ucer beser Sadrazam deseniz Kuruldu gobek tasina Yan gelip yatti * * * Memleketin en unlu tellaklari Sardilar dört yanini Kimi elini kapti, kimi bacagini Bir keseleme surtme fasli basladi. Tam on iki saat On iki unlu tellak Incitmeden keselediler Hazretin mubarek vucudunu. Oylesine kir cikti ki sormayin Her biri nah parmagim gibi Aman efendim bu ne kiri Demeye kalmadi Keselerin altinda eriyip gitti Koskoca sadrazam Butun maiyet erkani yerinden firladi: - Nettunuz devletliyu? Dediler tellaklara. Tellaklar cevap verdi: - Biz yikadik, keseledik. Devletlunun kirden ibaret oldugunu bilemedik. Suc bizde degil. Neyleyelim Kir bitti Sadrazam elden gitti. !!! Umit Yasar OGUZCAN (i926-i984)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder