5 Ekim 2012 Cuma

Hikmet Çiçek: Sandalyeleri yargıladılar! - Ondan sonra da adaletten bahsederler...

Hikmet Çiçek: Sandalyeleri yargıladılar!

Tuncay Özkan, üzerinde "ölüm ilanı" yazan kağıdı avukatına verirken bir salon görevlisi "önce üye hakim okuyacak, yeni talimat böyle" dedi.
Üye hakim Ercan Fırat kendisine sunulan kağıdı Özkan'a göstererek "Bu ne?"diye sordu.
"Ölüm ilanı" diye yanıt verdi Özkan.
Üye hakim bu kez "Kim ölmüş?"diye sordu.
Özkan sabırla "Kurthan Fişek" yanıtını verdi.
Prof.Fişek, Özkan'ın Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden çok sevdiği hocasıydı, zaten Siyasal'da Fişek'i sevmeyen mi vardı.

Üye yargıç, ölüm ilanını dikkatle inceledi, belli ki Kurthan Fişek adını ilk kez duyuyordu.
Kağıdı Özkan'a uzattı, çok büyük bir iyilik yapıyor havasında "verebilirsiniz" dedi.
Tuncay Özkan, Fırat'ın bu tavrına tepki göstererek, avukat ile müvekkili arasındaki yazışmalara müdahale edilemeyeceğini hatırlattı.
Daha önceki duruşmalarda tuvalete çıkmak isteyen sanıklardan "doktor raporu" isteyen "özel yetkili" üye yargıç Ercan Fırat, mahkemenin kararının böyle olduğunu, sanıklarla avukatlar arasındaki belge alışverişinin yasak olduğunu, bundan sonra her belgeyi önce kendisinin okuyacağını ve verilip verilmeyeceğini kendisinin karar vereceğini söyledi.

18 Eylül 2012 günü Ergenekon sanıkları böyle bir sürprizle karşılaştılar.
Meclis tatile girmeden önce yasalaşan "3.yargı paketi"ndeki "savunma hakkının genişletildiği" yönündeki iddiaların boş bir laf olduğunu, tersine Ergenekon'da artık "savunma hakkı" diye bir hak olmadığını bir kez daha gördüler.
Aylardır duruşmalarda söz hakkı verilmeyen (Türkiye'de konuşma hakkının olmadığı tek mahkemedir!), bütün taleplerin yazıya bağlandığı, tanık ve gizli tanıklara soru sormanın bile sınırlandırıldığı Ergenekon davasında bardağı taşıran damla işte bu akıl ve hukuk dışı saçmalık oldu.

Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda bu durumu anlatmak için "usul hakkında" söz isteyen Mustafa Balbay'a mahkeme başkanı Hasan Hüseyin Özese söz vermedi.
Tuncay Özkan, Mehmet Bedri Gültekin, Erkan Önsel, Oktay Yıldırım ve diğer bazı sanıkların usul hakkında konuşma talepleri de geri çevrildi.
Özese'nin red gerekçesi ilginçti, şimdi bir tanık dinleniyordu, tanık dinlenirken söz verilemezdi.(Bu çok önemli tanığın kimliği ve kişiliğini diğer yazıda okuyacaksınız.) Mahkeme başkanı Özese'nin Balbay ve Özkan'ın salondan çıkarılması kararını diğer sanıklar protesto ederek salondan ayrıldılar.
Duruşma boş salonda devam etti.
Yalancı tanık dinlendi.
Sandalyeler yargılandı!
Mahkeme, protesto nedeniyle salonda bulunmayan sanıkların zorla duruşmaya getirilmesi kararını vererek ara kararını sanıklara açıkladı.
Bildiğiniz "men" cezaları ve tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına…

"KADROLU TANIK!"

Adı Emrah Özdemir.
26 yaşında.
Cinayet suçundan yaklaşık 7 yıldır cezaevinde, hükmen tutuklu.
Şimdi Silivri 2 nolu cezaevinde.
Yargıtay'dan kararın kesinleşmesini bekliyor.

"Bekliyor" demek yanlış.
Özdemir hiç boş durmuyor, kimler akıl veriyorsa nerede karışık bir dava varsa oraya götürülüyor, "ben tanığım" diyor, başlıyor anlatmaya.

18 Eylül 2012 günü Ergenekon davasında tanıklık yaptı.
Hani söz isteyen sanıklara ceza yağdığı gün, Özdemir de boş salonda sandalyelere "duyduklarını" anlattı.

Ataşehir'de bir et lokantasında Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Kemal Kerinçsiz, Sedat Peker ve Adil Timurtaş'ın buluştuklarını "duymuştu."

Muzaffer Tekin'in "kaos" istediğini, darbeyi savunduğunu, Osman Baydemir, Orhan Pamuk, Ahmet Türk gibi birilerinin öldürülmesi gerektiğini konuştuklarını "duymuştu."

Abdullah Çatlı'nın Susurluk'ta kaza anında ölmediğini ancak daha sonra Veli Küçük'ün talimatıyla öldürüldüğünü Hayrettin Ertekin'den "duymuştu."

Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın nasıl öldürüldüğünü, yine Albay Kazım Çillioğlu'nun, Hasan Atilla Uğur komutlarında "bıçak timi" adı verilen tim tarafından nasıl infaz edildiğini, Cem Ersever'in hain ilan edilerek nasıl ve kimler tarafından öldürüldüğünü hep biliyordu…

Emrah Özdemir, Binbaşı Cem Ersever'in ölümü sırasında yedi, Susurluk patlak verdiğinde on yaşında!
2004 yılında gasp suçundan cezaevine girmiş, 2005 yılının Haziran ayında tahliye olmuş.
2006 yılında cinayetten yeniden hapis.
Yani "Ergenekon silahlı terör örgütü" icat edildiğinde de hapiste!

Fakat Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, "tanıklık belgeyle, kanıtla olur 'duydum' demekle olmaz" demiyor, "anlat, anlat" diyor!

Emrah Özdemir, Diyarbakır 6.Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen "faili meçhul cinayetler" ve Malatya Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen "Zirve" davasının da "kadrolu" tanığı!

SONER YALÇIN'DAN AÇIKLAMA

Gazeteci-yazar Soner Yalçın Silivri'den Aydınlık'a bir mektup gönderdi.
Yalçın, 15 Eylül 2012 günü Aydınlık'ın "Medyanın Halleri" sayfasında, Sabah yazarı Mahmut Övür'ün 14 Eylül günkü yazısından "Kılıçdaroğlu'nun kaynağı MİT'çi Alpay" başlığıyla verilen uzun alıntıyı haklı olarak araştırıyor.
"Mahmut Övür'ü referans alacak kadar önemsiyor, güvenilir buluyor musunuz?"diye soruyor.

"Silivri Notları"nın devamlı okurları hatırlayacaktır, Övür'den birkaç kez söz etmiştik.
Yandaş medyanın önemsenmeyecek yazarlarından biri olan Övür, alıntı yapılan yazısında, Afyon'daki patlamaya sabotaj diyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun bilgi kaynağının eski MİT Müsteşar Yardımcısı Mikdat Alpay olduğunu iddia ediyor.
" CHP çevresinde kısa bir araştırma yapınca" bu isme ulaştığını söylüyor.
Aynı yazıda Övür, cezaevinde ölen MİT'çi Kaşif Kozinoğlu ile Odatv arasında "bağlantının"da Alpay tarafından kurulduğunu öne sürülüyor.

"Övür'ün yazısında/alıntısında adı geçen MİT'çi Mikdat Alpay'la tanışmadım, görüşmedim, telefonda dahi konuşmadım.
Yüzünü bile tanımam."

diyen Soner Yalçın, benzer iddiaları ortaya atan "haber elemanı" Mehmet Baransu'ya dava açtığını ve mahkemenin sürdüğünü belirtiyor.

Soner Yalçın, Mahmut Övür'ün hiçbir kanıta dayanmayan, yalan yanlış iddialarının Aydınlık sayfalarına olduğu gibi taşınmasından duyduğu üzüntüsünü ifade ediyor.
"Umarım bu açıklamamı aynı sayfada yayınlayarak saygı duyduğum Aydınlık okurlarının gerçeği öğrenmesine vesile olursunuz."
diyor.

--
Cocukken yarin neler oynayabiliriz diye dusunurduk, simdiyse yarin hayat bize hangi oyunu oynayacak diye dusunuyoruz.

Can DUNDAR

Ey mutsuzlar!

Kardeslerinizi bogazliyorlar, goz yumuyorsunuz.
Çigliklar duyuluyor ama siz susuyorsunuz.
Aramizda dolasip kurbanini seciyor zorbanin teki,
sessiz kalirsak bize dokunmaz diyorsunuz.
Bok yiyorsunuz!
Ne tuhaf yer burasi, sizler nasil insanlarsiniz!
Haksizlik varsa bir yerde eger ayaklanmali insan.
Ayaklanma olmuyorsa batsin o sehir yerin dibine.
Yansin bitsin, kul olsun karanliklar basmadan.
 
Bertolt BRECHT
Ben,Manevi Miras olarak hicbir Ayet, hicbir Dogma,
hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...

K.Ataturk

- - - - - - - - - - - - - -
1920 - Islam yuceltme derneginin bildirisi :
Yunan ordusu halifenin ordusu sayilir.
Hic de zararli bir topluluk degildir.
Asil kafasi koparilacak mahlukat Ankara'dadir.

ISKILIPLI ATIF 
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com

Ayrilmak isterseniz de:
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

- - - - - - - - - - - - - -
Arzuederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder