5 Ekim 2012 Cuma

KUZULARIN SESSİZLİĞİ İÇİNDEKİ EMEKLİ ASKERLER

Abi bir kere yazmış, olmamış, bir kere daha aynı yazıyı yaymış yine olmamış, bir kere de ben yayayım belki bir yaprak kımıldar.
Hepimiz günlük işlerimizin peşindeyiz, ama bilin ki bazı hanelerde akşamlar sizinki gibi geçmiyor.
Haksızca hapsedilen insanlar, bekliyor.
Oh olsun diyenlere de devran döndüğün de ohh olsun diyeceğiz, haberiniz olsun.
Merhamet eden, merhamet bulur, zulmeden zulüm bulur.(O.P.)


BALYOZ DAVASI KARARLARININ AÇIKLANDIĞI GÜN, ASKER AİLELERİNİN YAPAYALNIZ BIRAKILMASI ÜZERİNE; 1 MAYIS 2011 TARİHİNDE YAYIMLADIĞIM YAZIYI, 17 AY SONRA TEKRAR HATIRLATMAKTAN ÜZÜNTÜ DUYUYORUM.

KUZULARIN SESSİZLİĞİ İÇİNDEKİ EMEKLİ ASKERLER

Çocuk denecek yaşta askeri okullara girdik. Yıllarca aynı karavanaya kaşık salladık. Silah arkadaşlığı hiçbir şeye benzemez öz kardeşlikten daha yakındır diye öğrendik ve inandık. Birbirimizi koruyup kollamayı ve arkadaşlarına ihanet etmemeyi erdem saydık. Çok tehlikeli görevlere giderken, ölüm var kalım var, ne olur ne olmaz düşüncesiyle, eşimizi ve çocuklarımızı birbirimize emanet ettik. Dağda, kırda, bayırda, yağmurda ve çamurda, kışta ve kıyamette, her türlü zorluğa katlanarak hizmet ettik. Namusumuz ve şerefimizle emekli olduk.

Allah aşkına ne oldu bizlere, bütün bunlar yalan mıydı?

Bir meslek odası üyesine haksızlık yapıldığına inandıkları zaman, tüm meslek odaları ayağa kalkıp protesto ediyorlar.

Haksızlığa uğradıklarına inandıkları zaman tüm işçiler, demokratik haklarını kullanarak sokaklara dökülüp protesto ediyorlar.

Medya mensupları, doktorlar, avukatlar, taksiciler, kapıcılar ve hatta torunumuz yaşındaki öğrenciler, mağdur edildikleri zaman; çeşitli eylemlerle, demokratik haklarını kullanıyorlar.

Bize gelince:

1. Terörle mücadele etmiş muvazzaf ve emekli silah arkadaşlarımız, terör örgütü üyesi oldukları iddiasıyla tutuklanıyor. Habur sınır kapısından gelen teröristler ise; davul ve zurnayla karşılanıp, ayaklarına Türk hukukunda olmayan seyyar mahkemeler gönderiliyor. Asla pişman olmadıklarını haykıran teröristler, pişmanlık yasasından yararlandırılıp serbest bırakılıyor.

Biz emekli askerler, hiçbir demokratik tepki göstermeden, kuzuların sessizliği içinde seyrediyoruz.

2. Şu dönemde, Türk Ordusuna ve mensuplarına saldırmanın pirim yaptığını zanneden satılmış ucuz kahramanlar; gece gündüz, 365 gün, 24 saat Türk Ordusuna ve mensuplarına küfrediyor, hakaret ediyor, aşağılıyor ve yıpratmaya çalışıyorlar.

Biz emekli askerler, hiçbir demokratik tepki göstermeden, kuzuların sessizliği içinde seyrediyoruz.

3. Demokrat olduğunu göstermenin ve oy kazanmanın askerle uğraşmaktan geçtiğine inanan bazı siyasiler; her fırsatta askere sataşmayı ve aşağılamayı adeta meslek haline getiriyorlar.

Biz emekli askerler, hiçbir demokratik tepki göstermeden, kuzuların sessizliği içinde seyrediyoruz.

4. Aklını, kalemini, bilimini ve vicdanını yabancılara ve bölücülere satmış medya mensupları, işadamları, sözde bilim adamı ve aydınlar; Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü pazarlık masasına yatırmış, asıp, kesip ve biçip duruyorlar. Bu arada, Türk Ordusunu etkisizleştirmek için her türlü dolabı çeviriyorlar.

Biz emekli askerler, hiçbir demokratik tepki göstermeden, kuzuların sessizliği içinde seyrediyoruz.

5. Hıristiyan Batının siyasi çıkarlarına hizmet etmek amacıyla "Ilımlı İslam" adı altında bu millete din diye yutturulmaya çalışılan ve yabancı İstihbarat örgütleri tarafından desteklenen, işadamları ile dini unsurların işbirliğinden oluşan, bir nevi holdingleşmiş Tarikat ve cemaatler, ortalıkta cirit atıyorlar. Türk Ordusunu ve mensuplarını kendilerine engel olarak gördükleri için, her türlü yalan ve iftirayı atıyorlar. Sahte suç delilleri üretiyor, düzmece ihbar mektupları yazıyorlar. Sanki İslam dini kendi tekellerindeymiş gibi Türk askerlerini, ailelerini ve çocuklarını din düşmanı olmakla itham edip bu milleti kışkırtıyorlar ve Hıristiyan batı ile gizli servislerinin himayesi altında adeta Türk Ordusuna meydan okuyorlar.

Biz emekli askerler, hiçbir demokratik tepki göstermeden, kuzuların sessizliği içinde seyrediyoruz.

Tekrar soruyorum, Allah aşkına ne oldu bizlere?

Silah arkadaşlığı hiçbir şeye benzemez öz kardeşlikten daha yakındır diye öğrendiğimiz ve inandığımız, kutsal arkadaşlıklarımız yalan mıydı?

Emekli Subay ve Astsubaylar ve Derneklerimiz, nerelerdesiniz?

Oysaki bir araya gelip amaç ve güç birliği yapabilirsek, haksızlığa ve zulme uğrayan arkadaşlarımıza sahip çıkabiliriz. Bu devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüyle oynayanlara ve Türk Ordusu'nun onurunu örselemek isteyenlere, en sert demokratik tepkileri gösterebiliriz. Örneğin:

1. Emekli Subay ve Astsubay Dernekleri Genel Merkezlerinin kontrolünde açılacak bir SMS hesabına, üyeler ve vatandaşlar tarafından atılacak her bir boş e-posta 5 TL olmak üzere, bir bağış fonu oluşturulabilir. Bu fon kullanılarak;

a. Ülkenin en güçlü hukukçuları bir araya getirilerek, tutuklu subay ve astsubayların hakları savunulabilir.

b. Bilişim ve iletişim uzmanlarından oluşturulan bir heyete, ileriye sürülen deliller incelettirilerek, sahte deliller ortaya çıkarılabilir ve müsebbipleri hakkında davalar açılabilir.

c. İddianamelerdeki tutarsızlıklar ve yapılan hukuk ihlalleri belirlenerek, sorumlular hakkında suç duyurularında bulunulabilir.

d. Terör örgütü yöneticilerini yakalayıp ülkeye getiren ve sorgulayan madalyalı kahramanların kimliklerini açıklayarak, eş ve çocuklarıyla birlikte, örgütün hedefi haline getirenler hakkında davalar açılabilir.

e. Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmak amacıyla; sahte deliller üretenler, yalan haberler yayanlar, iftiralar atanlar, din karşıtı olmakla itham edenler, küfredenler, hakaret edenler ve Türk Ordusunu aşağılayanlar hakkında tazminat ve ceza davaları açılabilir.

f. Gizli tutulması gereken hazırlık soruşturmalarının tutanak, ifade ve delillerini yandaş medyaya sızdıranlar saptanarak, suç duyurularında bulunulabilir.

g. Resmen ve alenen yapılan hukuk ihlalleri ve tutuklulara yapılan maddi ve manevi zulümler, davaların sonuçları beklenmeden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşınabilir.

2. Eğer elbirliği ve gönül birliği yapılabilirse, tüm emekli subay ve astsubaylar, aileleriyle birlikte en azından 5 milyon seçmenden oluşan bir oy potansiyeli oluşturabilirler. Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde oyun oynayan, kendi Ordusuna terörist muamelesi yapan ve terör karşısında kendi askerlerinin elini kolunu bağlayan, bölücülere göz kırpan ve bu ülkenin kuruluş felsefesiyle oynayarak iktidara yapışmak isteyen siyasi partiler, oy vermemek suretiyle cezalandırılabilir. Bu konu bir onur meselesi haline getirilebilir ve onurumuza saldıranların onurları kırılabilir.

3. Türk Ordusunun yeminli düşmanlarına maddi ve manevi destek sağlayan, yabancı devlet ve istihbarat örgütlerinin himayesi altında Türk Ordusuna meydan okuyan tarikat ve cemaatleri destekleyen, bu Cumhuriyetin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ve anayasanın değişmez ilkelerini pazarlık masasına yatıran işadamları ve holdinglerin mal ve hizmetlerine kararlı ve istikrarlı boykotlar uygulanabilir.

4. Türk Ordusunu ve mensuplarını yıpratmayı amaç edinen medya kuruluşları protesto yağmuruna tabi tutulabilir ve hukuk mücadelesi başlatılabilir.

5. Vardiya Bizde ismi altında onurlu bir mücadele başlatmış olan asker eşlerine sahip çıkılabilir ve güçlü destekler sağlanabilir.

6. Devam etmekte olan davalar kalabalık gruplarla izlenebilir. Protesto, gösteri ve mitingler düzenlenebilir.

Kör olmayalım, Türkiye'de devlet kurumlarını yıpratma kampanyası başlatılmıştır. Bu kampanya, tek bir merkezden planlanıp uygulamaya sokulmaktadır.

Dikkat edin, bilinçli ve sistemli bir şekilde " Bu Cumhuriyetin, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan ve demokratik, laik, sosyal hukuk devleti sevdalısı ve tam bağımsız Türkiye yanlısı" kişi ve kurumlara saldırıp yıpratmaya çalışmaktadırlar.

Başta, Türk Silahlı kuvvetleri ile Cumhuriyet sevdalısı aydın ve bilim insanlarını, henüz tam anlamıyla ele geçiremedikleri yüksek yargı kurumlarını, biat etmemekte direnen bazı üniversiteleri, ahlaksızca uyguladıkları psikolojik harp taktikleriyle yıpratmaya, itibarsızlaştırmaya ve yok etmeye çalışıyorlar.

Balkanların elimizden nasıl gittiğini hatırlayalım:

1. Önce terör eylemleri çıkardılar,

2. Devlet, bu terör eylemlerini silahla bastırmak zorunda kaldı,

3. Yabancı devletler, azınlıkları kurtarma bahanesiyle müdahale ettiler,

4. Devlet, reform adı altında özerklik vermek zorunda kaldı,

5. Daha sonra bağımsızlıklarını kazandılar.

Kuzey Afrika ve Arap Yarımadasındaki Müslüman ülkeleri bölüp parçalayarak petrol kaynaklarına el koymak için ayni oyun oynanıyor.

Kör olmayalım, Türkiye'de de ayni oyunu tezgâhlamaya çalışıyorlar;

a. Sivil itaatsizlik eylemleri ile her gün ortalığı yakıp yıkan Molotof kokteylli kanunsuzluklara ve iç harp manzaralarına bakın,

b. Türk Ordusu'nun terörle mücadele eden madalyalı kahramanları terörist diye tutuklanırken, Kandil'den gelen gerçek teröristlerin zafer kazanmış kahramanlar gibi karşılanmalarını ve pişman olmadıkları halde pişmanlık yasasından yararlandırılıp serbest bırakılmalarını hatırlayın,

c. Amerika ve Avrupa Birliği Temsilcilerinin Ankara'ya uğramadan, doğruca Diyarbakır'a gidip bölücülerle içlidışlı oluşlarını anımsayın,

d. Cumhuriyet ve Ordu düşmanları ile bölücüler hakkında açılan davaları heyetler halinde izlemeye gelen ve ceza almamaları için her türlü baskıyı yapan, ama tutuklanan asker ve Cumhuriyet sevdalılarına karşı yapılan hukuk ihlalleri ile zulümleri görmeyen, yabancı ülke temsilcilerine bakın,

e. Demokratik açılım, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve anayasanın değiştirilemez maddelerinin kaldırılması gibi "Bu Cumhuriyetin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü zedeleyici" dayatma ve baskıları düşünün,

f. Bütün bunlar bize; Balkanların nasıl elden çıktığını, Kuzey Afrika ve Arap Yarımadasındaki ülkelere nasıl müdahale edildiğini, Irak ve Afganistan'ın nasıl işgal edildiğini, Kafkaslardaki parçalanmaları hatırlatmıyor mu?

Türkiye'de Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığı sorgulanıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri müthiş bir psikolojik harp saldırı altında bulunuyor.

İleri demokrasi adı altında üniter yapı sorgulanıyor.

Bu coğrafi sınırlar içinde, bu ateş çemberinin göbeğinde, bu terör ortamında, ülkelerin bölünüp parçalandığı bu kurtlar sofrasında, Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırmanın bir anlamı olmalıdır.

Barış zamanı Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanı durumunda olan Cumhurbaşkanı sessiz kalıyor. Başbakan ve Bakanlar adeta mutlu ve sessiz destek veriyor.

Yabancı devlet ve istihbarat servislerinin kontrolü ve himayesi altındaki bazı tarikat ve cemaatler, Türk ordusunu ve mensuplarını din düşmanı olmakla karalamaya ve halkı kışkırtmaya çalışıyor.

Anadan doğma Cumhuriyet düşmanları, bölücüler ve işbirlikçiler; yandaş televizyon kanallarını fırıldak gibi dolaşarak, Türk Silahlı Kuvvetlerini itibarsızlaştırmaya ve Ordu içine nifak sokmaya çalışıyor.

Bu durumda, emekli askerler hiçbir demokratik tepki göstermeden, kuzuların sessizliği içinde seyirci ve suskun, kalamazlar.

Bu milletin birlik beraberlik ruhu içinde yaşaması lazımdır. Birbirimizi yemeye hakkımız yoktur.

Bölücüsü, işbirlikçisi, din tüccarı, gaflet ve delalet içindeki siyasetçisi, kalemini ve vicdanını satmış medya mensubu, bilimsel ahlaktan yoksun akademisyeni ve ar damarı çatlamış sözde aydını dâhil herkes konuşacak ve Türk Ordusuna sövüp sayıp aşağılayacak, ama asker susacak. Bunu istiyorlar.

Emekli olunca bu ülkeye karşı vatandaşlıktan kaynaklanan görev ve sorumluluklarımız bitti mi?

Tekrar ediyorum, bu durumda, emekli askerler hiçbir demokratik tepki göstermeden, kuzuların sessizliği içinde seyirci ve suskun, kalamazlar.

Neyzen Tevfik'in 1948 yılında yazdığı şu dizelerdeki mesajı, acaba hâlâ algılayamadık mı diye düşünüyorum.

Çürüdü memleketin iç yüzü çöktükçe temel,

Şimdilik harice karşı yerimiz olsa dahi,

Yüzümüz yok bakacak kabrine ecdadımızın,

Tükürür zannederim çehremize tarihi.

Selam ve saygılarımla…

Hikmet YAVAŞ (İZMİR) hikmetyavas@gmail.com

NOT: Ülkemizi ilgilendiren çeşitli konulardaki yazı ve görüşleri okuyup, yorumlarıyla katkıda bulunmak isteyenlerin aşağıdaki bağlantıyı tıklamaları önerilir;

http://hikmetyavas.wordpress.com/


--
BEKLIYORUM
. . . . . .
Bekliyorum
Oyle bir havada gel ki,
vazgecmek mumkun olmasin!

Orhan Veli KANIK

Ey mutsuzlar!

Kardeslerinizi bogazliyorlar, goz yumuyorsunuz.
Çigliklar duyuluyor ama siz susuyorsunuz.
Aramizda dolasip kurbanini seciyor zorbanin teki,
sessiz kalirsak bize dokunmaz diyorsunuz.
Bok yiyorsunuz!
Ne tuhaf yer burasi, sizler nasil insanlarsiniz!
Haksizlik varsa bir yerde eger ayaklanmali insan.
Ayaklanma olmuyorsa batsin o sehir yerin dibine.
Yansin bitsin, kul olsun karanliklar basmadan.
 
Bertolt BRECHT
Ben,Manevi Miras olarak hicbir Ayet, hicbir Dogma,
hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...

K.Ataturk

- - - - - - - - - - - - - -
1920 - Islam yuceltme derneginin bildirisi :
Yunan ordusu halifenin ordusu sayilir.
Hic de zararli bir topluluk degildir.
Asil kafasi koparilacak mahlukat Ankara'dadir.

ISKILIPLI ATIF 
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com

Ayrilmak isterseniz de:
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

- - - - - - - - - - - - - -
Arzuederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder