Benim zaman içerisinde guruplarda yayınlamış olduğum epostalardan bir demet bulacaksınız
14 Mayıs 2013 Salı
15-Prof.Dr. Recep Akdur : Arap Baharı Yeni Bir Aşamaya Atlıyor mu ?
Prof.Dr. Recep Akdur : Arap Baharı Yeni Bir Aşamaya Atlıyor mu ?
Tunuslu bir seyyar satıcı, güvenlik güçlerinden gördüğü kötü muameleyi protesto etmek için, kendisini ateşe verdiği 2010 Yılının Aralık ayından bu yana yaklaşık üç buçuk sene geçti. O günden bu güne dünya'da özellikle de Ortadoğu'da çok şey değişti. Sanki tarihin akışı hızlandı. Ulusalcı görece bağımız ve ABD kuklası olmayan Arap yönetimleri hızla ve birer birer yıkılıyor. Bölgedeki ve dışındaki ABD işbirlikçileri ve işbirlikçi yönetimler dış politikalarına bu olguya gore ince ayar çektiler. Örneğin Kaddafi'ye özel manken kafileleri gönderenler, aniden onun bir kaba bir bedevi olduğunu söylemeye başladılar. Esad ile kanka onun da ötesinde onun ile ortak kabine kurup nerede ise dünür olacaklar, birden bire onun uslanmaz bir Baas daha da kötüsü koyu bir faşit olduğunu söylemeye başladılar.
İşbirlikçiler özellikle de uluslararası platformda görev yapanlar ile basın yayında görevli olanlar, bir yandan Arap coğrafyasındaki katliama alkış tutarken olayı 'devrim', 'uyanış', 'bahar' gibi propagandif adlandırmaların hagisini kullanacaklarını şaşırdılar . Sonunda olay kuzeyin kışında yani Aralık ayında başlamış olmasına rağmen "Arap Baharı" olarak adlandırmakta anlaştılar.
Doğrudur"Arap Baharı"ndan önce Arap Coğrafyası'ndaki yönetimlerin çoğu Bassçı idi. Yani bir tür sol rejimlerdi. Çoğu askeri bir darbeyle iktidara gelmişti. Varlıklarını baskıcı yöntelerle sürdürüyorlardı. Ancak emperyalizmi rahatsız eden kesinlikle bu antidemoktratik manzara değildi. Rahatsız eden bu rejimlerin kaynaklarını özellikle de petrolünü ABD'ye peşkeş çakmemesı idi. ABD'ye peşkeş çekme yerine halka dağıtıyorlardı. Adeta" al gülüm ver gülüm örneğinde" olduğu gibi, halk da demokrasi yokluğundan fazla yakınmıyordu. Zaten demokrasi de "özünde ulsal geliri eşit paylaşmak" değil midir?
Bunlar demokrasi sevdalısı olsa idi; en kötü demokrasi Suidi Arabistan'da. En kötü baskı rejimi Katar'da Ürdün'de. Bu ülkelerden hiç rahatsız oluyorlar mı? Hayır. Çünkü amaç demokrası değil. Demokrası yalnızca kurt ile kuzu masalındaki " suyu niye bulandırıyorsun"örneğindeki gibi bir bahane. Bahane tuttu, akılları durdurdu, gözlere perde indirdi. Sanki olaylar nkapalı kapılar arkasında cereyan etti. Kimse görmedi, duymadı, işitmedi,
Dünyanın her yerindeki lümpenlerden oluşan paralı askerler, üstüne üstlük yağma yapmasına da izin verilerek sokaklara salındı. Edilgen ve bezgin kütleler ya ülkeden kaçtı ya da görmezden geldi, neyi var neyi yok yağmacılara verdi. Sonuçta zaten fazla güçlü olmayan yönetimler birer birer devrildi. Tunus, Libya, Mısır, Yemen yerle yeksan edildi. Bu yönetimler yıkılalı ortalama üç sene geçti hagisine demokrasi ve huzur geldi? Hiç birine. İç savaş ve kargaşa hala sürüyür. Yoksun ve yoksul halk kendisine çeşitli değerler atfeden yağmacılar tarafından hunharca öldürülmeye devam ediyor. Gitti Kaddafi ama geldi çok daha baskıcı bir rejim. Gitti … geldi çok baskıcı bir rejim. Değişen tek şey başta petrol olmak üzere ulusal kaynakların hepsinin uluslararası tröstlere teslim edilmesi. Demokrasi sevdalılarını yatıştıran tek şey bu petrol. İlaç gibi etki ediyor.
Sıra Suriye'de ancak Suriye düşmedi direniyor. Üç beş ay içinde pes edeceği sanılan Esad iki yıldan beri direniyor ve her geçen gün daha da güçleniyor. Bu direnişte olayı çok iyi algılayan ve sıranın kendine geleceğini adı gibi bilen İran'ın desteği önemli. Geç de olsa, olayın bir demokrasi salgını değil de ABD emperyalizmin oyunu olduğunu anlayan ve ilgilenmeye başlayan Rusya ve Çin'in katkısı ayrıca önemli.
Esad'ın düşmesi için isyancıları desteklemekle yetinmedi İsrail doğrudan uçaklarla bombalamaya başladı, Türkiye baskısını arttırdı. Yine de yetmiyor. Suriye'de savaşmayan, ülkesine, demokrasiye sahip çıkmayan kaçaklar, Türkiye'de Türk askeri ve polisini döverek talim yapıyor. Sınırdan geçip vurkaç yapıp tekrar Türkiye'ye dönüyor. Yine de yetmedi. Son günlerde Esad ciddi başarılar elde etti. Bu gidişle Suriye düşmeyecek. Son iki halka olan İran ve Türkiye'ye sıra gelmesi gecikiyor. Bir taşla iki kuş vurmanın zamanı geldi. Egemen güçler Reyhanlı'da katliam yaparak, Türkiye'yi Suriye'ye girmeye çağırıyor.. Devamı gelecek gibi görünüyor.Sahte demokrasi havarilerine demokrasi ve kimysal silah bahanesi yetmedi sıra Türk halkının kışkırtacak sabotajlarda.!
Esad, Suriye içindeki isyancılarla başı bellada iken, niçin Türkiye'ye bulaşsın? Özellikle savaşın kendisine döndüğü ve yer yer başarılar elde ettiği bir sırada. Türkiye'deki iktidarın isyancıları desteklediği ayan beyan ortada. Tüm desteğini veriyor. Esad Türkiye'nin bu desteğin ötesine geçerek, Onu fiili bir saldırıya geçmeye niçin zorlasın. Bu akılsızlıktan başak bir şey değil. Esad'ı yıkıp Suriye'yi bölmek kimin işine geliyor ise bu sabotajları da onlar yapıyor. Tükiye Suriye'ye girerse İsrail ve ABD 'de İran'a vuracak. Bir taşla bir kaç kuş. Bu arada bebek katili de ordularının başına geçip Suriye'deki ırkdaşlarına yardıma gidecek. Türkiye'deki ırkdaşlarının keyfi ziyadesi ile yerinde. Aponun emretmesi yetiyor. Kürt bebeklerinin katilinin kredisi sürekli yükselirken, öte yandan da Parlemento'nun itibarını düşürecek kanun teklifleri de sıra sıra yerini alıyor. Demek ki itibarsızlaştırma sırası Parlementoda. Anlaşılıyor ki Ulusun tek güvencesi olan Parlemento da devre dışı kalacak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder