28 Mayıs 2013 Salı

15-Müyesser Yıldız - Gündem Sarhoşluğunda Kıbrıs’ı Verdik Gitti!

Tesadüf oldu, henüz teknem yok, yakın zamanda küçük bir yelkenli almayı planlıyorum.
Her gün kafam biraz da bununla meşgul.
Dün oturdum Çanakkale Boğazı çıkışından itibaren Ölü Deniz'e kadar bir rota çizeyim dedim.
Oturdum bilgisayarın başına, açtım dijital haritayı.
Harita dediysem ciddi ciddi tam ölçekli denizci haritası.

Orijinal haritayı önünüze getiremedim, ama benzeri bir harita yanda.
Ve tam da oradaki gibi bir rota çizmekteyim.
Amacım uluslararası ya da Türk sularında kalmak, yani Yunan karasularına girmek istemiyorum.
Amaç pasaportsuz bir rota çizmek.
Bir de bir sürü yerde notamlanmış saha var.
Deniz kuvvetleri için atış ve tatbikat sahaları, askeri güvenlik bölgeleri falan.
Hemen her tarafta eğitim sahası, demir atma yasağı olan bölgeler, dalış yasağı olan bölgeler var.
Hepsinden de kaçınmak istiyorum.

Rota işaretlerini koymaya başladım.
Çanakkale Çıkışında büyük engel yok.
Hemen karşıda iki büyük Türk adası.
Gökçe ada ve Bozca adaları geçtikten  sonra Midilli Adası-Edremit Körfezi aralığından geçeceğiz.
İşte ilk darboğaz burası.
Yunan karasularına düşmeden oldukça dar bir aralıktan geçeceksiniz.
En yakın yerde mesafe 4,4 deniz mili kadar.



Rotayı uzatınca bir darlık da Kos adası-Karaburun, Çeşme aralığında yaşanıyor.


Devam ettiğiniz de, Sisam Adası - Kuşadası, Dilek Yarımadası geçidine geliyorsunuz.
Burada en dar noktada mesafe bir deniz milinden azdır.

Daha da aşağıya doğru devam ettiğinizde,
Kalimnos(Kelemez, Kilimli), Pserimos(Keçi Adası), Kos adalarında oluşan bir üçlü bizi Bodrum Yarım adasıyla arasında eziyor.


Uluslararası sulara çıkalım dediğimizde de büyük sıkıntılar var.
Birçok yerde Yunan adalarının arasından uluslararası sulara uzanan geçit yok.
Ya da Ege'nin büyük bölümü çok dar yer yer zigzaglar çizen dar bir uluslar arası su kanalına mahkum.
Muhtemelen ticari tekneler geçiş hakkını kullanıp boydan boya geçiyorlar.
Elbette turistik teknelerin de böyle bir hakkı var.
Ancak, Yunan karasularında pasaport, log, liman çıkış kayıtlarınızın kontrol edileceğini de unutmayın.
Kısacası, Türk vatandaşlarının Ege sularında pasaportsuz gezmesi oldukça büyük bir risk.

Bazı Yunan adalarının yer yer sahillerimize bir deniz milinde az mesafede olduğunu dikkate alırsanız, Türkiye Egede boğulmuş durumda olduğu kolayca anlaşılır.
Daha bir de bütün bu adaların kıta sahanlıkları var, ki Anadolu yarım adasının kıta sahanlığını üzerindedir bu alanlar.
Buralarda bulunması muhtemel madenler, doğalgaz, petrol alanlarının işletme hakları.
Avlanma alanları vb akla gelmeyecek sayıda çok ayrıntı var.

Bu manzaraya bakarak Ege'de Türk milletinin milli kayıplarının ne kadar büyük olduğunu sanırım anlatmış oldum.
Dışişleri bakanlığı Ege Denizinde yaşadığmımız sorunları kendi web sayfasında anlatmış.
http://www.mfa.gov.tr/baslica-ege-denizi-sorunlari.tr.mfa.

Oraj POYRAZ


Müyesser Yıldız - Gündem Sarhoşluğunda Kıbrıs'ı Verdik Gitti!

PKK açılım-saçılımıyla ayıkan millet önce "milli içki" ayranla sarhoş edildi.
Şimdi de içki yasağı uygulamalarıyla gündem sarhoşu yapıldık.
Böylelikle en kritik anda muhalefet bir kez daha
"laiklik, şeriat" minderine çekilirken, özellikle gidişatı, açılımı sorgulayan AKP seçmenlerinin yeniden iktidarın yanında saf tutması sağlandı.

Gündem sarhoşu yapılmamızın tek sebebi açılım-saçılım değil.
Başka önemli şeyler de oluyor; Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ı emperyalizme teslim etmek gibi.

Bugün Brüksel'de önemli bir toplantı var; Adı, AB-Türkiye Ortaklık Konseyi.
Toplantıdan sonra bir Ortak Tutum Belgesi yayınlanacak.

Bu toplantı ve belgenin önemi şu; AB ile ilişkilerimizde tek söz ve oy hakkımız olan bir mekanizma.
Yani kararları birlikte alıyoruz.

AB Haber, o toplantıdan sonra açıklanacak Ortak Tutum Belgesi'nin taslağını yayınladı.
Neler yok ki...
Tuhaf olan adı
"Ortak Tutum Belgesi", ama Türkiye AB ağzıyla kendi kendine, "şunları şunları yap" emirleri veriyor.
Bir başka çarpıklık; Sözümona Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye'yi Gümrük Birliği'nden çıkarmaya hazırlanıyor, ama bu belgeye göre, AB'ye daha o kadar çok vereceğiz ki...

Erdoğan'ın ABD ziyaretinden önce Obama'nın defterinde Kıbrıs ve İsrail olduğunu, özellikle Rum kesiminin İsrail'le birlikte Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarına el koymasını kabullenmemizi, ayrıca Rum kesiminin AB ordusuna, İsrail'in de NATO'ya katılımını veto etmemizden vazgeçmemizi isteyeceğini yazdım.

Erdoğan, ABD'ye Enerji Bakanı Taner Yıldız'ı da götürdü.
Taner Yıldız bugün Hürriyet Daily News'e konuşmuş.
Türkiye, enerji açığını kapatmak amacıyla petrol ve gaz zengini güney komşularına arama ve dünya piyasalarına satış konusunda işbirliği teklif etmiş.
Ankara'nın teklifinin hedefinde, özellikle son dönemde Doğu Akdeniz'de petrol arama lisansları konusunda sorunlar yaşadığı İsrail ve Kıbrıs Rum Kesimi bulunuyormuş.
Yeraltı kaynaklarının adanın iki tarafınca paylaşılması şartının Türkiye için bir
"kırmızı çizgi" olduğunu belirten Yıldız, "Biz bütün bunların hepsini Amerikalı meslektaşlarımıza açık açık konuşuyoruz.
Ve doğru söylediğimiz kadar da haklı olduğumuzun teyit edildiğini görüyoruz"
demiş.

Erdoğan'ın ABD gezisinden sonra Kıbrıs'la ilgili önemli bir gelişme daha yaşandı.
Geçen hafta yapılan AB Liderler Zirvesi sonuç bildirgesinde, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının Rum kesimine ait olduğunu gösteren bir haritaya yer verildi.

Bugün yapılacak toplantı ve yayınlanacak olan Ortak Tutum Belgesi'ne dönersek; 20 sayfalık belgede Kıbrıs geniş yer tutuyor.
Türkiye, AB'yle birlikte kendi kendinden şunları yapmasını istiyor veya taahhüt ediyor:

-Limanlarımızı bir an önce Rum gemilerine açmamız

-Kıbrıs ek protokolünü uygulamamız, yani Rum kesimini tanımamız

-Rum kesiminin uluslararası örgütlere katılmasına izin vermemiz

-Doğu Akdeniz'deki doğalgaz konusunda, (aynen Ege'de olduğu gibi) imzalamadığımız BM Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesini uygulamamız

-Doğu Akdeniz'de Rum kesiminin hava güvenliğini tehlikeye sokmamamız

-Doğal kaynaklar başta olmak üzere Rum kesiminin tüm egemenlik haklarını kabul etmemiz

-Güney-Doğu Akdeniz bölgesindeki güvenlik riskini acilen ortadan kaldırmamız, yani Rum kesimini "tehdit" etmememiz

-AB-Türkiye enerji işbirliği çerçevesinde, Avrupa'nın enerji güvenliği konusunda yapıcı rol oynamamız, doğal kaynak aramaları ve Güney gaz koridor projesini desteklememiz

Belgeye bir tek,"Kıbrıs'ı verdik gittik..."
yazmadıkları kalmış vesselam...

Silivri, Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Sincan, Mamak ve Şirinyer'e kucak dolusu sevgiler

a45UyF587661-201305281338-15
^^^^^ - vvvvv

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder