Hatta aynı raportörler gazın Türk hükumeti tarafından muhaliflere iletildiğinden şüpheleniyor.
Kısacası insanlık suçu işlemiş, eli kanlı bir hükumetimiz var.
Son günlerde hükumet kanadında görülen babalanmalar, efelenmeler bu yüzdendir.
Çünkü suç üstü yakalandılar.
Bunlar da yüce divanlık suçlardır.
Liste kabarıyor.
Saygılar.
Oraj POYRAZ
SelcanTAŞCI - Beterin beteri var; Eli sarinli katillerle işbirliği İki yıldır hançeresini patlatırcasına bağırıyordu: "BM'nin Suriye'ye seyirci kalması acizlik, adaletsizlik, gaflet..." Ve hatta hızını alamayıp yer yer "Batsın sizin BM'niz" tonundan "Tiz zamanda birliğin yapısı değiştirile..." talimatları yağdırıyordu-muhatap alan çıkmasa da- uzay boşluğuna! *** Derken günlerden bir gün istediği oldu, tam da buyurduğu gibi BM "gaflet"ten uyandı(!) Birleşmiş Milletler Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu güney sınırımızda "aslında ne olduğu" konusunda detaylı bir bilgilendirme yaptı: "Muhalifler sarin gazı kullandı. Şimdi, artık nasıl bir "acizlik, adaletsizlik, gaflet" ise kendisi sağıra yatıyor iyi mi! Daha iki gün önce -bu açıklamaya rağmen- stratejik çukur teorisyeni temsilcisi, Londra'da "Kimyasal silah kullanmak insanlık suçudur. *** Suriye'de "muhalif" olarak anılan isyancıların kullandığı "sarin gazı"nın ilk üreticisi hiç de şaşırtıcı olmayan bir şekilde Nazi Almanyası. Şimdi... BM'yi Suriye'de göreve davet ederken; Karı-koca "emzikli bebek" edebiyatı yapmak iyi güzel de; O "emzikli bebekler" işbirlikçilerinizin kullandığı kimyasallarla nasıl kıvranarak can vermiştir, hiç gözünüzde canlandırmayı denediniz mi? Ben söyleyeyim: Kıvrana kıvrana! Bir kaç damlası bile 1 ila 10 dakika arasında öldürücü etkiye sahip sarin gazının, kurbanlarına o, on dakikada neler yaşatmış olabileceğini araştırdınız mı? Ben söyleyeyim: Burun akması... İşkence yani! "Adaletin safında yer alanlar, daima hayırla, minnetle yad edilirken, zalimler, zulüm uygulayanlar lanetle, nefretle anılmaya devam edecek" deyip BM'ye Gandhi'yi, Malcolm X'i, Mandela'yı, Aliye İzzetbegoviç'i hatırlatıyordunuz değil mi? Ya siz? Para verdiniz, silah verdiniz, yemek verdiniz, yatak verdiniz; Ne dersiniz? Hitler yöntemlerini uygulayanlara hamilik ederken gerçekten İzzetbegoviç'le anılabilecek misiniz? *** CHP Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu, BM Suriye Araştırma Komisyonu Başkanı Carla del Ponte'nun açıklamasından yola çıkarak, önceki gün TBMM Başkanlığı'na verdiği önerge aracılığıyla Başbakan'a bazı sorular yöneltti. Sormaya ne hacet! Filmi biraz geriye sarsak, burnumuzun dibinde duruyor cevapların en trajiği. *** Nisan 2004... "Cesetlerin üzerinde bir çeşit sarı renkli bir sıvı vardı. El Cezire kameramanı Laith Muştak'a "Bir hastaneye gidip aklımın bir bölümünü aldırmalıydım" dedirten bu görüntüler, ABD'nin Saddam'ı devirme sevdasına kimyasal silah kullandığının "belgesi"ydi. İşgalin "bir numaralı koltuk"tan izleyicisi AKP iktidarı bu insanlık suçuna itiraz etti mi? Etmediğine göre bu "her silah ve yöntemi meşru" gördüğü anlamına gelmez mi? *** Ki zaten bence şimdi üzerinde asıl düşünülmesi gereken soru şu: İktidar iki yıldır göğsünü gere gere "Muhaliflere bizden başka yardım eden yok" dedikten sonra, kimi nasıl inandıracak bu "insanlık suçu"na yardım ve yataklık etmediğine? Ve Türkiye nasıl kurtulacak, bu kanlı bataklıktan; Batmadan! |
^^^^^ - vvvvv

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder