11 Ocak 2016 Pazartesi

Bülent SERİM : "Cuma namazı"genelgesi yanlış maddeye dayandırılmış


Bülent SERİM : "Cuma namazı"genelgesi yanlış maddeye dayandırılmış

8 Ocak 2016 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan Başbakanlık Genelgesi'yle, isteyen kamu görevlisine Cuma namazı için izin verilmesi olanağı yaratılmıştır.

Genelge şöyledir: "Anayasa ve ilgili mevzuatla güvence altına alınan dini inanç hürriyetinin bir gereği olarak; Cuma Namazı saatinin mesai satına denk gelmesi halinde, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlardan isteyenlere, mesai kaybına neden olmaksızın izin verilir. Bilgilerinizi ve gereğini önemle rica ederim. Ahmet Davutoğlu, Başbakan."

Genelgede verilecek izin açıkça dini gereğe dayandırılmaktadır.

Genelge ile, basında uzun süre yazıldığı gibi öğle tatili saati Cuma namazına göre ayarlanmamakta; isteyen memura o saatlerde izin verilmesi öngörülmektedir.

1) Başlarken ilk olarak belirtmek gerekir ki, kamu görevlisine izin verme yetkisi hiçbir yasada doğrudan Başbakan'a verilmemiştir. Genelge bu yönden hukuksal sakatlık içermektedir.

2) Yine baştan vurgulamak gerekir ki, bu düzenleme, öğle tatilini Cuma namazına göre ayarlamayla kıyaslandığında fişlemeye daha uygun bir sonuç yaratmaktadır. Öğle tatilinde herkes izinli olduğu için namaza gitmeyenlerin saptanması özel çaba ve ajan işlemi gerektirmektedir. Oysa Cuma namazını izne bağlamak, izin isteyen ve istemeyenlerin kolayca fişlenebileceği bir ortam yaratmaktadır.

Genelgeyi bu yönden Anayasa'nın kişi özgürlüğü ve güvenliğini güvence altına alan 19. maddesiyle bağdaştırmak olanaksızdır.

HİÇBİR DÜZENLEME DİNİ KURALLARA DAYANDIRILAMAZ

3) Hiç kuşkusuz bir normun, bir yazılı kuralın, bu kural "velev ki" genelge ile düzenlenmiş olsun, dini gereklere dayandırılması Anayasa'nın çeşitli düzenlemelerinde tanımlanan laiklik ilkesine açıkça aykırıdır.

Çünkü Anayasa'nın 24. maddesinde, "Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzeninin kısmen de olsa, din kurallarına dayandırılması" yasaklanmıştır.

Ve yine aynı maddede bir başka önemli kural daha getirilmiş ve "dinin, din duygularının ya da dince kutsal sayılan değerlerin siyasi çıkar sağlamak amacıyla kullanılması" da yasaklanmıştır.

Uzatmadan belirtmek gerekir ki, bu kurallarla tanımlanan laiklik ilkesi gereği, kamusal ve toplumsal alandaki hiçbir düzenleme, dini kurallara dayandırılamaz. Bu bağlamda laiklik ilkesi, Cuma namazı nedeniyle özel izin verilmesine de engeldir.

GENELGENİN DAYANDIRILDIĞI GEREKÇE DOĞRU DEĞİL

4) Genelgede Cuma namazı için verilen iznin dayandırıldığı gerekçe de doğru değildir. Verilen izin "Anayasa ile güvence altına alınan inanç özgürlüğüne" dayandırılmaktadır. Oysa Cuma namazı inanç özgürlüğü ile değil, ibadet özgürlüğü ile ilgilidir. Bu iki kavram birbirinden farklıdır. İnanç özgürlüğü insanın iç dünyasıyla ilgilidir. İbadet ise inancın dışa vurumudur. Farklı bir özgürlük alanıdır.

Doğrudur; Anayasamıza göre herkes, hiçbir kısıtlama olmadan dinî inanç ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. (m.24)

Ancak, aynı maddede, inanç özgürlüğü ile ibadet özgürlüğü birbirinden ayrılmıştır. Gerçekten 24. maddenin birinci fıkrasında, bir sınırlama olmadan herkesin inanç özgürlüğü bulunduğu belirtilmişken, ikinci fıkrasında, "ibadet özgürlüğü" 14. madde kurallarıyla sınırlandırılmıştır.

İBADET ÖZGÜRLÜĞÜ HANGİ ŞARTLARA BAĞLI

Fıkrada şöyle denilmektedir: "14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir."

Görüldüğü gibi, inanç özgürlüğünden farklı olarak ibadet özgürlüğü Anayasa'nın 14. maddesi kurallarıyla sınırlandırılmıştır.

14. maddede ise, Anayasada yer alan tüm hak ve özgürlüklerin kullanılması, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkesini zedelememe koşuluna bağlanmıştır. Demek ki, ibadet özgürlüğünün önünde Cumhuriyet'in laiklik ilkesi sınırlaması vardır.

Öyleyse, Cuma namazı izninin gerekçesi inanç özgürlüğü olamayacağı gibi ibadet özgürlüğü de olamaz.

5) Cuma namazı izni bir başka yönden de anayasaya aykırıdır. Anayasa'nın yine aynı maddesinde, "hiç kimsenin, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı" yazılıdır.

Böylesine bir düzenleme, hem Cuma namazına gitmek için izin isteyenler, hem de istemeyenler yönünden "dini inancını açıklamaya zorlama" anlamındadır. Hatta, namaza gitmeyecekler yönünden, yukarıda da vurgulandığı gibi, aynı zamanda "fişlenme" korkusuyla "ibadete katılma zorlaması" anlamına da gelmektedir. Ve tüm bu zorlamalar Anayasa'nın belirtilen kurallarıyla bağdaşmamaktadır.

GEÇMİŞTE DE İKİ KEZ DENENMİŞTİ

6) Geçmişte bu yol iki kez denenmiştir. İkisi de büyük tesadüf, Milli Görüş'ün, yani Erbakan'ın iktidar ortağı olduğu döneme denk gelmektedir.

1975 yılında Bayındırlık Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü bir genelge çıkararak, (8.8.1975 günlü, 461-28/22151 sayılı) ilk girişimini yapmıştır.

Genelgede, Karayolları çalışanlarının "manevi ihtiyaçlarının karşılanması" amacıyla Cuma günlerine ilişkin çalışma saatleri namaz saatine göre düzenlenmiştir.

Ne var ki, açılan dava üzerine Danıştay 8. Dairesi;

"Anayasa'nın laiklik ilkesi gereği Devletimizin tüm organları ve kuruluşları laik esaslara dayanmalı, dini kuralların Devlet idaresinde etkinliğine yer verilmemelidir.

laiklik ilkesi, mevzuatın din kurallarından tamamen bağımsız, dünyevi ve objektif esaslara göre düzenlenmesini gerekli kılmaktadır.

laiklik ilkesinin doğal sonucu olarak, kamu kudretine dayalı hukuki tasarruflarda bulunanlar, bu görevlerini yerine getirirken din kurallarından bağımsız ve laiklik ilkesini öncelikle göz önünde bulundurmakla zorunlu olup, dinsel inanç serbestliğini sağlamak yanında bireyler üzerinde dinsel nitelikte baskıda bulunmamakla da görevlidirler"

Gerekçeleriyle, Anayasa'ya açık aykırılık içeren Karayolları Genel Müdürlüğü'nün genelgesini iptal etmiştir. (Dnş. 8.D; 02.03.1976 günlü, E.1975/1993, K.1976/642 sayılı karar)

İkinci girişim 1997 yılında gerçekleştirilmiştir. Çıkarılan bir Bakanlar Kurulu kararı ile (13.01.1997 günlü, 97/9022 sayılı), ramazan ayı boyunca geçerli olmak üzere çalışma saatleri iftar saatlerine göre yeniden düzenlenmiştir.

Yine açılan dava üzerine, Danıştay 12. Dairesi, Anayasa'nın başlangıcı ile 2. ve 24. maddelerine, kısaca laiklik ilkesine aykırı bulduğu Bakanlar Kurulu kararının yürütmesini durdurmuştur. (Dnş.12.D; 28.01.1997 günlü, E.1997/151 sayılı karar)

Başbakanlığın genelgesinin de Sayın Ömer Faruk Eminağaoğlu tarafından idari yargıya götürüldüğü gazetelerde yerini bulmuştur. Bu genelgeye verilecek karar, Atatürk Cumhuriyeti'nin yargısı ile yeni Türkiye'nin RTE tarafından oluşturulan yargısı arasındaki farkı bir kez daha gözler önüne serecektir.

Bülent Serim

Odatv.com


a45UyF587661-160111104310 Oraj Poyraz At Neomailbox cimcime@neomailbox.net
2016/01/11  11:30 2  65  undefined undefined egemen-turkiye@googlegroups.com

 
--

Quae fuerant vitia mores sunt.
* * *
Eski ayiplar simdi adetten oldu.

Latin Atasozu - (Seneca)

Ingiliz ulusuna karsi besledigim sevgi ve hayranlik duygularimi babam Sultan Abdulmecit ten miras aldim.
Umidimi Allah tan sonra Ingiltere ye bagladim.

VAHDETTIN (Osmanli Padisahi) - 15.10.1920

Iyi ki Turk Dogmusum

14 Subat 2014

Gectigimiz gunlerde bir milletvekili Ataturk olmasaydi gene olurduk ama isimlerimiz Dimitri olurdu, Yorgo olurdu. dedi.

Konu tartisilirken bir arkadasim gozyaslari icerisinde benim fakirhaneyi ziyaret etti. Aklina takilan bir sey varmis ve onu cok uzuyormus. Soyle sevgili arkadasim, nedir senin sorunun? dedim. Arkadaslarimin sorunlariyla ilgilenmeye bayilirim.

Benim ismim, biliyorsun, Dimitri. dedi. Ataturk olmasaydi herkesin ismi Dimitri, Yorgo olacakti ama Ataturk vardi ve buna ragmen benim ismim neden Dimitri? Ben neden faydalanamadim? dedi ve gozyaslarina boguldu.

Ona bir cay getirdim ve teskin etmeye ugrastim. Bak dedim, herkes Turk olamaz, bu bize dogustan verilmis bir hediye, sen Turk degilsin ve buna uzulmeni anlayabiliyorum, senin yerinde olsam ben de uzulurdum, insan icine cikmazdim, talihime saydirirdim, belki hayatima son vermek isterdim. Ama Turk degilsin diye hepten koyverme. Hayata 1-0 yenik baslamissin, daha cok calis, ne bileyim cok iyi bir curling oyuncusu ol, hayatina bir anlam kat. Benim herhangi bir basariya ihtiyacim yok, Turk dogmusum zaten, anlatabiliyor muyum ama senin cilginlar gibi calisman lazim.

Birbirine yapismis islak kirpiklerinin altindan utanc dolu bir bakis atti. Devam ettim. Inan ki seni anliyorum. Denize dokulmussunuz mesela, bu bir travmadir. Denize dokulmek ne abi ya? Ahahaha. Ozur dilerim, sinirlerim bozuldu. Ama Tanri askina, denize dokulmek ne abi? Nasil basardiniz bunu? Ahahaha. Ay devam edemeyecegim.

Gulme krizini atlatmak icin elimi yuzumu yikayip dondugumde Dimitri yi salondaki Turk bayragini koklayip yuzune surerken buldum. Beni gorunce aniden bayragi elinden birakti. Fena yakalanmisti. Yanina gidip omzundan tuttum.

Gizli gizli Turk bayragini opmen kesinlikle ayiplanacak bir sey degil. dedim. Muhtemelen kendi kendine Onuncu Yil Marsi ni da mirildaniyorsundur. Inan ki imkan olsa ben de senin Turk olmani isterdim. Ama bu mumkun degil, anliyor musun? Mendel kanunlari diye bir sey var. Kanuna karsi gelinmez.

Caylari tazeledim. Icim bir tuhaf olmustu. Dimitri yi hala teselli edememistim. Bak dedim, cayimdan bir yudum alarak, O olmasaydi benim de ismim bugun Dimitri olacakti. Sen Dimitri, ben Dimitri, herkes Dimitri, muthis bir kaos, dusunsene. Allah korumus. Ayrica ben annemden yine dogardim ama babam kimdi bilemezdim. Kastan gozden az cok tahmin ederdim ama kesin sudur diyemezdim. Cunku Soyadi Kanunu diye bir sey olmazdi. Elli tane Mehmet var, hangisi babam nereden bilecegim?

Bir nebze sakinlesmisti. Kalkti ve gitmeye koyuldu. Turk bayragini katlayip Dimitri nin cebine $ikistirdim. Itiraz edecek oldu ama usteledim. Genc adamsin, yaninda dursun. dedim. Ellerime sarildi, opturmedim. Hickira hickira gitti. Dimitri, ismini kesinlikle yazmamami rica etmisti. Ama ismini yazmadan cok anlamsiz olacagi icin yazdim. Ismi Dimitri. Uskudar da oturuyor, gozluklu, saclari onden hafif dokulmus, gorseniz hemen tanirsiniz.

Tarihimizi biliyor muyuz?

Vezir Tonyukuk olmasaydi bugun ismimiz Luo-Jin, Yang-Hai, Feng-Sushi idi.

Alaaddin Keykubat olmasaydi bugun ismimiz Refik Jebbour, Aatif Chachehou, Salma Hayek idi.

Barbaros Hayrettin Pasa olmasaydi yuzmeye Yunan adalarina gitmek zorunda kalirdik.

Cengiz Han olmasaydi ne iyi olurdu.

Baltaci Hasan Pasa olmasaydi Kopruluzade Damat Numan Pasa vardi, o da duzgun bir insandi.

Aslan Yurekli Richard olmasaydi bugun ismimiz Tony, Scott, Michael idi. Adam Hacli seferlerini eline yuzune bulastirdi.

http://beyinsizadam.net/
lukasaluka@gmail.com


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder