| Temel bir yarışmaya katılıp kazanır. Ve kendisine bir kitap hediye edilir. Kitabın adı da düz mantık tır. Temel hediyeyi alırken sorar. -Bu kitapta ne yaziyo? -Okuyunca öğrenirsin... -Ben onunla ugrasamam anlat bakiim sen bana? -Ok bak şimdi senin evinde Akvaryum var mi mesela -Evet var... -O zaman içinde Su da vardır? -Evet var... -İçinde su varsa balık da vardır.... -Evet var... -Balık varsa hayvanları da seviyosundur sen? -Evet.... -Hayvanları seviyosan insanları da seversin heralde? -Evet -O zaman senin sevgilin de vardır? -Evet var -Yaşlı gorunuyon o zaman senin karın vardır? -Evet var.. -E karın olduğuna göre de homoseksüel diilsindir? -Evet... -Bak gördün mu?... Temel çok etkilenir! Kitabı alır koltuğunun altına eve doğru giderken Dursunu görür... Dursuna sorar -Temel o ne? -Düz mantık kitabı! -Nası bisiy bu anlat bakiim... -Bak şimdi -Sizin evde akvaryum var mi? -Yook! O zaman sen ibnesin........ |
Ben de konuyu bir fıkrayla zenginleştireyim.
Temel ve Düz mantık.(O.P.)
Orhan Bursalı - Ölçüsüz Akıl Nereye Varır
Televizyonda bir tartışma programına gözüm çarpıyor. Ordunun siyasi hayat üzerindeki vesayetinin köklerini güya "sorguluyorlar". Tabii bu Ergenekon bağlamında yapılıyor!
Soruya acaba ne yanıt verecekler merakıyla izlemeyi sürdürdüm.
Komik yaklaşımlar, bunlar ya tarih bilmiyor, ya soruya doğru yanıt vermemek için tarihin başlangıç dönemlerine gidiyor, ya yakın tarihle bugün arasındaki ana zinciri kuramıyor ya da gerçekleri çarpıtmak için tarihi kendi ideolojilerine uydurmaya kalkıyor.
Ordunun siyaset üzerindeki vesayeti nasıl ve ne zaman başladı? Bu soruya doğru yanıtı verebilirsek bugün pek çok şarlatan tahlili çöpü atarız, durumu kavrarız ve buradan doğru bir siyaset üretebiliriz.
İkinci Cumhuriyetçi, iktidar gazetesindeki yazarlık konumuna son verilmesinden sonra Erdoğan ve AKP gerçeğini kavrayabilen yazar diyor ki "Oooo bu sorunun yanıtı için taa İttihat ve Terakki'ye gitmemiz gerek." Neden acaba o kadar uzağa yolculuk? Bugünkü ordu ile İttihat ve Terakki arasında ne ilişki var kardeşim?
İktidarın yoldaşı olduğu anlaşılan başka bir "düşünür" de, soruya şöyle yanıt verdi: İstiklal Mahkemeleri zamanına gitmek ve bu mahkemeleri sorgulamak gerek. Haydaaa! Sorgula babam!
Aslında ikisinin de amacı, Atatürk'ü ve kurduğu cumhuriyeti batırmak. İlki bunu İttihat ve Terakki ile başlatıyor. Diğeri daha pratik davranıyor ve İstiklal Mahkemeleri ile derdini çözmeye çalışıyor. Acaba mahkemelerin kararlarını 90 yıl sonra yok sayıp "itibar iadesi" mi? Aslında: Asılan İskilipli Atıf Hoca'ya yeni mezar yaptılar! Ama gelelim meselenin esasına.
***
Tartışılan ordu vesayeti ile İttihat ve Terakki veya Atatürk arasında ilişki kurulabilir mi? Zerresini kuramazsınız!
Atatürk, askeri sivil yönetime, sivil siyasete karıştırmadı. Subaylara "siyaset yapacaksanız ordudan istifa edin ve askeri üniformanızı çıkarın" demiş adamdır! Mustafa Kemal döneminden 1960'lara kadar ordunun siyasetle ilişkisi, iktidarın politikalarına karışmak anlamında ya sıfırdır ya da çok sınırlıdır. Hatırladığınız bir şey var mı? DP döneminde bile ordunun darbe yapabileceğine olan inanç sıfırdı. Zaten darbeyi de albaylar düzeyinde genç subaylar yaptı. Başlarına Genaral Cemal Gürsel'i ite kaka sonradan getirdiler! Ordunun siyasete müdahalesi böyle başladı. Bu müdahale zeminini de ülkeyi diktatörlüğe götüren siyaset yarattı!
İttihat ve Terakki'ye gelince... Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü ile birlikte bu siyasi oluşum da aslında sona erdi. Davayı kaybetmiş bir örgütten bahsediyoruz. Atatürk zamanında da geri kalanları İstiklal Mahkemeleri'nce tasfiye edildi! Atatürk zaten bu örgütten çoktan kopmuştu. Anadolu'ya çıkma kararı ve Anadolu'da kongreler, halkın sefer edilmesi, İttihat ve Terakki ile ilişkisi olmayan yeni bir siyasetti. İttihat ve Terakkiciler esas itibarıyla daha çok devleti tepeden ele geçirmeye yönelik ve epey de darbeci bir karakter taşıyordu.
***
Şimdiki ordunun siyasi iktidar üzerinde vesayetini, 27 Mayıs 1960'la başlatmamıza rağmen, bu vesayeti tam gerçekleştiren sonraki gelişmelerdi! Yani Türkiye'de siyasetin ve ordunun tam Amerikan hegemonyası altına girmesiyle. Türkiye o zamanki SSCB'ye karşı tam bir savaş cephesi ülkesi yapıldı. Ordu, silah, cephane, eğitim, strateji, taktik, antikomünizm bütün temel konularda Amerikancılaştırıldı...
Ordu ve siyasetin Amerikancılaştırılması aslında birbiriyle paralel gitti. Amerikancılaşma, en iyi ifadesini 12 Mart 1972 ve 12 Mart 1980 darbelerinde buldu. Bu süreçler, ABD'nin sivil-siyaseti de hem doğrudan hem de dolaylı olarak ordu üzerinden kontrolünü içerir. Bu dönemler zaten Amerikanın Latin Amerika ve bizim gibi ülkeleri askeri darbelerle yönettiği zamanlardı.
ABD 1980-1990'lardan itibaren askeri darbelerin yerine, liberal ekonomi- demokrasi ve parlamento yoluyla iktidarları yönlendirme politikasına geçti. Bu dönemden sonra Amerikan askeri darbeleri de olmadı! Mesela zavallı darbeci Honduraslı generaller yakın zamanda ortada kaldı!
ABD'nin artık bizim orduya da ihtiyacı yoktu çünkü darbe dönemini bitirmişti. Ama 1950'lerden itibaren temelden etkileyerek "ele geçirdiği" siyasi iktidarları, oluşumları hep elinin altında tuttu. Bugün de bakın AKP, cemaat...
Ergenekon, Balyoz özetle ordunun siyasi tasfiyesinin de kısa siyasi öyküsü böyle. Ordunun neden artık darbeci, müdahaleci karakterini dünyanın bu koşulları sürdüğü sürece kaybettiğinin de, AKP gelince neden darbe yapamadığının da.
***
Diyeceğim o ki, endazesiz akıl, yüz yıl öncesine varır. Orada bir şey olmadığını bile görmez. Olayların birbiriyle kendi aralarında bağlantılarını kuramazsanız bugünü anlayamazsınız.
a45UyF58766120130105104211
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ask hakkinda hersey dogru, hersey yanlistir.
. . . . . .
Hakkinda soylenecek hicbir seyin sacma olmadigi tek sey asktir.
. . . . . .
Chamfort
Yasamimda edindigim en buyuk bilgi sudur; kendi kendine yardim etmeyi bilmeyene , hic kimse yardim etmez.
Pestalozzi
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Rum, Ermeni gibi unsurlardan ayri ayri olusan bir takim ceteler, adi hirsizlikla, ara sira da oldurmelerle mesgul olmuslar, Rum ve Ermeni surgunu esnasinda bu unsurlardan ortaya cikan bazi ceteler ise siyasi bir huviyet kazanmistir. Ruslarin istilasi baslayinca, memleket icinde karisiklik meydana getirmek icin bunlar, Ruslar tarafindan da tesvik ve denizden de desteklenmislerdir.
(22 Mayis 1919)
K. ATATURK
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Bu ulkedeki yabanci askerler, Teskilat-i Milliye'den bin kere daha iyidir.
Yazar ve Nazir Ali Kemal - 23.04.1920
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
"Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu?
Fakat bunu yapmaya gucu mu yok?
Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir.
Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi?
Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir.
O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu?
O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur.
O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu?
O zaman kotuluk nereden geliyor?"
(Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.)
EPICURE
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ben,Manevi Miras olarak,
Hicbir Ayet, hicbir Dogma,
Hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...
K.Ataturk
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de:
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder