5 Ocak 2013 Cumartesi

11-Re: [desifre] QRAJ POYRAZ 12 EYLUL, 28 SUBAT SEHVEN DEGILDI ! BILINCLI VE KASTEN YAPILDI

Sayın Kentel,
Dedikoducuların, iftiracıların ifadeleriyle cevap vermişsiniz.
Üstelik konuyla da ilgisi yok.
Lazın düz mantığı gibi olmuş.
Misal, işte aşağıdaki ilettiğiniz yazı.
Alişan Hayırlı adlı yazar, ondan şunu duydum, bundan bunu duydum temelli bir yazı döşenmiş.
Aslında lügatlarda bunun için dedikodu derler.

28 Şubat başka başka komutanları, başka zaman dilimlerinde yaşadıkları bir olaydır.
Alakasız herşeyi birbirine bağlıyorsuz.
Sizce bütün sakallılar sizin dedeniz olabilir mi?
Ya da bütün üniformalılar 28 şubatçı, Ergenekoncu.
Siz bu mantıkla üniformalı sünnet çocuğuyla, belediye zabıtasına dahi 60 ihtilalinin hesabını sorabilirsiniz.

Siz ve karşımızdaki mürteci-bölücü koalisyonu bilerek, isteyerek herşeyi birbirine karıştırıyorsunuz.
Seyit Rıza, İttihat ve Terakki, 60 ihtilali, Şeyh Sait isyanı, 12 Mart muhtırası, Demirel. 28 şubat şu bu, artık aklınıza ne gelirse bir bulamaç haline sokup herşeyi birbirine karıştırıyorsunuz.
Öylesine karıştırıyorsunuz ki, halk da toz duman içinde ne oldup bittiğini anlayamıyor.
Hani derler ya, bir deli bir kuyuya taş atar, kırk akıllı çıkaramaz diye.
İşte öyle, birbirine doladığınız konuları sizden sonrakiler de ayıklayamayacak.

Aslında konu dışında ama, 28 Şubata gelince, o darbe değildir, darbeye teşebbüs de değildir.
O yalnızca asker memurların siyasi iktidarla haddini aşan bir görüş ayrılığıdır.
Başka batılı ülkelerde de askerlerin siviller hilafına beyanları olmuştur.
Hatta emekli subayların oluşturduğu derneklerin hükümet aleyhinde beyanları da olmuştur.
Bunlar dava konusu olmazlar.
Çaresi basit, görevdeki uyumsuz generallerin emekliye sevk edilmesi.
Ya da en fazla, Sincanda yürütülen tanklar sebebiyle, tehdit unsuru oluştuğu için, yalnızca ilgili sıralı komutanların dava edilmesi düşünülebilir.
Oysa şimdi alakalı alakasız birbirini tanımayan, beraber çalışmamış, bir sürü insan birbiriyle bağlantısız işler için içeriye tıkılmıştır.

Darbeye teşebbüs demek siyasi iktidarı güç kullanarak devirmek üzereyken yakalanmak demektir.
Bu ancak isyancı birliğin, başka bir birlik tarafından engellenmesi, isyan hazırlıkları içindeyken yakalanması,  isyanın başarıya ulaşamaması durumunda olur.
Misal Talat Aydemir kalkışması bunun en güzel örneğidir.
İsyan hazırlığı dediğimizde de aklınıza Ergenekon safsatası gelmesin.
Yok gazeteci yazı yazmış, yok darbeye zemin hazırlamak istemiş falan.

Ayrıca yalan ve iftiralar sadece iftira atanlar, yalan söyleyenleri suçlu yapar.
İftira atılanları, entrikaya maruz kalanları ise suçlu değil mağdur eder.

Bir tehdit suçunun oluşması için herşeyden önce zanlının muktedir olabilmesi gerekir.
Her tehdit suç sayılmaz.
Mesela küçük bir çocuğun sizi ölümle tehdit etmesi buna örnektir.

Gazeteciler, emekli subaylar darbeye teşebbüs edemezler.
Hatta gazeteci ve yazarlar darbeyle ilgili hiçbir halt edemezler.
Aslında , denizciler ve havacılar da darbe yapamaz.
Ülkemizde darbe yapma imkanı sadece Ankara, İstanbul gibi çok büyük bir iki metropolde bulunan karacı büyük askeri birliklerde vardır.
Çünkü sadece bunlar siyasileri evlerinden tek tek toplayabilir, meclisi basabilir, kenti ele geçirebilirler.

Şemdinli kırsalında çatışmalarla meşgul olan komandolar darbe yapamazlar.
Somali açıklarında korsan kovalayan denizciler darbe yapamazlar.
Diğer bütün güçler, buna emniyet güçleri de dahildir darbe yapmaya muktedir değildir.
O yüzden darbeye teşebbüs diye ortaya çıkıp emekli subayları, denizci, havacı muvazzafları, gazetecileri, yazarları tutuklamak şarlatanlıktır, saçmalı
Hele hele bunları ne şekilde olursa olsun cezalandırma niyetini bir sürü kez beyan etmiş siyasi iktidar, hakim ve savcılar eliyle sürdürmeye ısrarla devam etmek tam da tüy dikmek anlamı taşır.

Ancak siz sapla samanı bu kadar azimle ve kararlılıkla karıştırmaya devam ettiğiniz takdirde bir gün korkarım darbenin gerçeğin, hasını görüp, darbesini de hissedeceksiniz.
Halen ülkemizde olan şey şeriatçı ve bölücü bir kalkışmanın devleti ele geçirerek anayasal rejimin tamamıyla değiştirilmesine teşebbüs durumudur.
Anayasa hükümete federasyon kurma, ülkeden bazı toprakları koparıp otonomi verme, bölgesel özerklik verme, bunların pazarlığını yapma yetkisi vermemektedir.
Yasadan yetkisini almayan herşey yasadışıdır.
Hükümet anayasanın yetki vermediği konuları müzakere etmektedir.
Aslında hükümet anayasal yetkilerini fazlasıyla aşarak sivil bir darbe içindedir.
Birilerinin de bunu yasal imkanları kullanarak durdurması gerekir.

Konu asla bir çoğunluk azınlık konusu değildir.
Elbette eğer yasalar sizin içinde önemliyse çoğunluk gücüne dayanarak yasadışına çıkma hakkınız olamaz.
Yok eğer çoğunluk gücüne dayanarak yasadışı işler yapabiliriz deniyorsa, o zaman oyunun kuralları değişir.
Ve netekim değiştiğinin de emareleri vardır.
O zaman buna içsavaş denir.
Silahı eline alan dilediği kuralı dayatır.
Kim güçlüyse onun hükmü sürer.
Zaten halen ülkede olan da budur.
Halen iktidarda olan bölücü-mürteci koalisyonu tam da bunu yapmaktadır.
Devran döner, başkası da daha beterini yapar.
Ben işte size bunu diyorum.
Bekleyin, devran dönünce göreceksiniz.

Oraj POYRAZ







On 04.01.2013 21:23, zkentel wrote:
 

DAHA HESAPLARI  SORULMADI


28 Şubat dediniz de aklıma geldi

Babamızı da bellediler
 
Malatya'da, Üniversitelerde başörtüsü zulmünün devam ettiği günlerdi. Malatya ayağa kalkmış, bütün Müslümanlar Akpınar meydanında toplanıyordu.

Başörtüsü direnişi Türkiye'nin dikkatini çekmiş, Ulusal basından tanınmış gazeteciler Malatya'ya akın ediyordu.

Onlardan biri de Ruşen Çakır'dı...

Bir ulusal gazetenin bürosunda buluştuk. Cuma eylemlerini beraber izliyorduk.

Bana döndü dedi ki;

"Alişan" dedi. "Emir çok yukarıdan geldi. Sizin ananızı belleyecekler. Hepinizi temizleyecekler!"

(Hakikaten de öyle oldu. Anamızı da bellediler(!), babamızı da...

Bütün vakıf, dernek ve sivil toplum kuruluşlarını kapattılar, yüzlerce kişiyi fişlediler, yüzlerce Müslümanı evlerden ve işyerlerinden toplayıp hapse attılar ve idamla yargıladılar...(Hala hapiste yatanlar var) 

Karakollarda ve hapislerde işkence yaptılar. Yüzlerce kişiyi işinden ve okulundan attılar... 

İslam ve Müslümanlık adına ne varsa ezip geçtiler. 

Malatya'nın canına okudular. Ne acılar yaşandı. Dökülen gözyaşları sel oldu aktı.)
 
·        Askerlerin korkusundan konferansa gelmeyen başkan
 
Akit gazetesi Yazarı Mehmet Doğan'ı "Dil" konusunda konferans vermek üzere Malatya'ya davet etmiştik.

Sağolsun geldi Mehmet hocam...

Mehmet Hocamın da o günlerde başı beladaydı.

Akit Gazetesindeki köşesinde, "Onbaşı olamayacaklar General olmuş" adlı meşhur makalesini yazmıştı. 

Davalar açılmış, gazete astronomik cezalara çarptırılmıştı.

Mehmet Doğan Hocamız da aforoz edilmiş, adeta toplumdan bir vebalı gibi dışlanmış, zinde güçlerin hedefi haline gelmişti.

Adamın dünyası zindana dönmüştü...

Derken Malatya'ya geldi...

Birçok kişi bana neden bu yazarı Malatya'ya davet ettiğimi sorup duruyordu...

Konferans saati geldi çattı... Ancak çok az kişi Mehmet Hoca'yı dinlemeye gelmişti, kara propaganda sonuç vermişti.

Sıkı durun!

Askerin baskılarına dayanamayan Malatya Belediye Başkanı H.C.A da konferansa gelmemişti.

Adıyaman'a gitmişti.(!)

Başkan EVSAHİBİ idi. Misafiri yalnız bıraktı. (Ama aynı Başkan bugün AK Parti Milletvekili)
Ne hazin değil mi?
 
·        Bayrak asılacak, as!
 
28 Şubat dediniz de aklıma geldi...

Belediye Kültür ve Sanat Müdürlüğünde görevli iken, telefon geldi. Yüzbaşı (Ya da General tam hatırlamıyorum) bilmem kim seni arıyor, hatta kalın...

Peki, hattayım dedim.

-Alo! Alişan Bey... Ben Yüzbaşı bilmem kim...

-Buyrun!

-Derhal Konferans Salonunun camlarına Bayrak asın!

-Emredersiniz komutanım!!!
 
(Nasıl asmansınız abi... Bizim Müdürlük  de 2. Ordu Komutanlığının tam karşısında... Topların yönü de bize çevrilmişti!!!)
 
O sıralarda da ulusalcı-laik tayfa sözüm ona Bayrak asma yarışına girmiş, Bayraklı yürüyüşler yapıyordu!
(Bayrağa gurban olasıcalar!)
 
Türk Bayrağını darbe işlerine alet etmişlerdi.
--------------------------------------------------
Alişan HAYIRLI


28 SUBAT'TA SADE ANAMIZI DEGIL BABAMIZI DA BELLEDILER

--- In desifre@yahoogroups.com, Oraj POYRAZ wrote:
>
> Bak?n ahanda s,uraya yaz?yorum.
> Devran d�necek, bu g�n bu is,leri yapanlar merhamete muhta� olacak.
> Ancak, aman dediklerinde onlara aman vermeyecekler.
> Vallahi devletin derinlerinde birilerinde duydug(um i�in s�ylemiyorum.
> Benim bildig(i ve emin oldug(um tek s,ey var.
> Bu evrenin kural?d?r, hi�birs,ey kars,?l?ks?z kalmaz.
>
> G�revi k�t�ye kullanma falan deg(il dog(rudan cinayettir.
> �stelik de tahamm�den cinayettir, s,imdilerde bu laf? deg(is,tirdiler.
> Olsun, sonu� deg(is,mez.
>
> Bu hakim ve savc?lar kendilerini ates,e at?yorlar.
> Tazminat davalar? sonunda olus,acak mahkumiyetleri devlete y?karak
> kurtulacaklar?n? san?yorlar.
> Hay?r, bunlar?n hakk?nda ceza davalar? a�?lacak ve onlar yerine devlet
> hapis yatmayacak, aferin pohpoh edenler yanlar?nda durmayacak, pas,alar
> gibi hapis yatacaklar.
> Yaaa da ag(ababalar? gibi Amerika Birles,ik Devletlerine ka�?p orada
> yas,ayacaklar.
> Tabii ki, buna f?rsat bulurlarsa.
> Bas,ka yolu yok.
>
> Sayg?lar.
> Oraj POYRAZ.
>

__._,_.___
Reply via web post Reply to sender Reply to group Start a New Topic Messages in this topic (2)
Recent Activity:
.

__,_._,___

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder