14 Şubat 2013 Perşembe

15-Oğul Bitlis - 'BABAM EŞREF BİTLİS'İ ABD ÖLDÜRDÜ'

Babam öldürüldü diye ortada gezen çok kişi var.
Fakat bu farklı.
Oğul Özal'ların ki ne kadar şaklabanlıksa, bu da o derece ciddi bir olaydır.
Kazanın oluşu, öncesi, sonrası, muhtemel sebepler, kaybedenler, kazananlar.
Baktığımızda buram buram bir CIA operasyonu kokuyor.

Aslında Amerikanın olduğu her yerde bu türden suikastler vardır.
Emin olun kapalı kapılar ardında bu sayın komutana yapmayın, etmeyin demişlerdir.
O da biz doğru bildiğimiz yolda gideriz demiştir.
Kararlılık görülünce de, iş buraya gelmiştir.

Dördüncü Cumhuriyet'in çöküşü ve Beşinci Fransa Cumhuriyeti'nin kurulması

Fransa'da Dördüncü Cumhuriyet (1946 - 1958), Hindiçini Savaşı'ndaki başarısızlıklar ve Cezayir sorununu çözmemesi nedeniyle siyasi bunalımlarla dolu bir dönemdi.

Fransız hükümetinin Cezayir'deki Arap çoğunluğun bağımsızlık istekleri karşısında zayıflık gösterdiğine inanan Cezayir'deki Fransız vatandaşları (kolonlar) 13 Mayıs 1958'de isyan ederek Cezayir şehrindeki hükümet binalarını işgal ettiler. Bu isyana Cezayir'deki Fransız askerleri de katıldı. Aynı gün General Jacques Massu başkanlığında kurulan "Güvenlik Komitesi" Cezayir'e hâkim oldu ve Fransa'nın Cezayir'deki birliklerinin komutanı General Raoul Salan "Ordu'nun geçici olarak Cezayir'in geleceğine karar verme sorumluluğunu üzerine aldığını" ilan etti.

Massu'nun baskısıyla Salan, Cezayir'den de Gaulle'e, siyasete dönmesi için çağrıda bulundu. Çağrıya cevap veren de Gaulle, "ülkesine hizmet etmeye hazır olduğunu" söyledi.

Kriz, Cezayir'deki Fransız paraşütçülerinin Korsika Adasına çıkarma yapıp de Gaulle'ün başbakan yapılmaması halinde Paris'e inme tehdidiyle daha da büyüdü. Bunun üzerine Fransa Komünist Partisi haricindeki partilerin desteği ile Fransa başkanı René Coty, de Gaulle'ü başbakan olması için çağırdı.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Charles_de_Gaulle
Bakın oğul ne diyor,
Türkiye Cumhuriyeti devleti bu olayda Amerikayla yüzleşememiştir diyor.
Evet, aynen böyledir.
Aslında benzeri durum Saratogadan Muavenete füze atılıdıktan sonra da oldu.
Yüksek komuta heyeti herşeyi gün gibi gördü, ama yüzleşemedi.
Aynı durum Süleymaniye Çuvallamasında da oldu.
Bu sefer daha da kötü, bir de sivillerin işbirlikçiliği var.
Bununla da yüzleşemediler.
Aslında ihanet eden sivillerden, yani şimdiki iktidardan hesap sorulması gerekliydi.
Çünkü bu aynı zamanda Amerikayla yüzleşme anlamı taşıyacaktı.

Arkadaşlar bu işin demokrasiyle falan alakası yok.
Vatana ihanetin demokrasisi, oylaması falan olmaz.
Hiçbir ülkede yoktur.
Vatana ihanet edenden hesap soramazsanız o durmaz, devam eder.
Hep bir yüzleşme sorunu içindeyiz.
Amerikayla yüzleşemiyoruz.
Her türden yiğit çıkıyor, ancak bu kadar yiğiti çıkamıyor.

Ben size söyleyeyim.
Bu ülkenin bu vakitten sonra sorunlarını normal demokratik nizam içinde çözebilmesi mümkün değildir.
Aslında rejim çoktan yıkılmıştır.
Ülke yetmiş yıldır bir tür Amerikan manda yönetimiyle yönetilmektedir.
Çok böbürlenmeye, kendimizi kandırmaya gerek yok.
Tıpkı Filipinler, Malezya, diğer K.Afrika ülkelerinde olduğu gibi.
Fransa örneğinde görüldüğü gibi ülkelerin rejim değişiklikleri, toprak kayıpları öyle kolay, normal nizam içinde olmamaktadır.
Ya herru ya merru diyen bir yiğit çıkacak, peşine ona güvenen insanlar takılacak ve ağır bir cerrahi operasyonu sırtlayacaktır.

Amerika'yla zaman içinde yüzleşen ülkeler vardır.
Bu yüzleşmeler her zaman sıcak çatışma şeklinde olmamıştır.
Mesela Fransa Süveyş Krizi, Fransa ve Avrupa iç siyasetine ABD müdahaleleri karşısında tepkisini NATO'nun askeri kanadında ayrılarak göstermiştir.

Elbette ezilmeden yüzleşebilmek için herşeyden önce kendi ayakları üzerinde duran pozitif bilançolu bir ekonomik düzen gereklidir.
Borçlanarak tüketme üzerine kurulan ekonomilerde böyle birşeyi yapmanın imkanı yoktur.
Bu nedenle ülkemizden çıkacak yiğitlerin ülkeyi, halkını, rejimini içinde bulunduğu cendereden çekip çıkarabilmesi için öyle az buz değil, altı okka testise sahip olması gereklidir.
Çünkü bizim şartlarımızda sadece nasıl mücadele edileceğini değil, zaferden sonrasını da düşünmek gerekecektir.

Haaa oğul Bitlis bir de beni de Ergenekon sepetine atmaya çalıştılar diyor.
Bu da Ergenekon operasyonunun menşei hakkında umarım size bilgi verir.

Benim kanaatime göre ülkemiz ve halkımız Amerikan emperyalizmiyle yüzleşmeden bu dünya üzerinde onurlu, gururlu bir yaşam süremeyecektir.
Bu nedenle böyle bir yüzleşmeye  halkı ve ülkeyi hazırlamak en önemli işlerden biridir.
Bu iş ta ki biz böyle bir yüzleşmeyi kabul ettiğimiz ana kadar sürekli olarak emperyal sataşmalar, omuz atmalar, tırmanacak, ve milletin katlanmak zorunda kaldıkları onursuzluklar sürekli olarak artacaktır.
Böyle bir mücadelenin kararlığını görenler emin olun önümüzden çok kolay bir şekilde çekilecektir.

Oraj POYRAZ

'BABAM EŞREF BİTLİS'İ ABD ÖLDÜRDÜ'

Zaman aşımının dolmasına günler kala, oğul Bitlis konuştu

Orgeneral Eşref Bitlis MİT'in (SÖZDE) Ümraniye şemasında 2.sıraya yerleştirildi.
Oğlu Tarık Bitlis ise aynı soruşturmada araştırıldı.
Gözaltına alınan çalışma arkadaşlarına Tarık Bitlis'in ilişkileri soruldu.

ABD'li Çekiç Güç'ün pkkya desteğini "Kod adı Kale" raporuyla belgeleyen ve 17 Şubat 1993'te uçağına sabotaj düzenlenerek şehit edilen Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in oğlu Tarık Bitlis'le babasının ölümünün 20.
yılında buluştuk.
Tarık Bitlis babasını kaybettiğinde 36 yaşındaydı.
Şimdi ise 56...
Aradan geçen yıllara rağmen hiçbir şeyin değişmediğini söyleyen Bitlis "Bugünü karartan bir sistem geçmişi zaten aydınlatamaz" diyor.

MİT İLGİLENMEDİ BİLE

Bitlis, MİT'in suikaste ilişkin hiçbir yazısı olmadığını ama aynı MİT'in Eşref Bitlis'i (SÖZDE) Ümraniye şemasının ikinci sırasına koyduğunu anlatıyor.
2008'de çevresindeki çalışanların (SÖZDE) Ümraniye soruşturması kapsamında gözaltına alındığını Bitlis ilk kez Aydınlık'a açıklıyor:
"Bir şey bulsalardı beni de Ergenekon için çağıracaklardı"

Tarık Bitlis'in açıklamaları şöyle:

Aydınlık:
Suikaste ilişkin kapsamlı bir araştırma yapılmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

T.B.:
Bugüne kadar 20 sene boyunca konuyla ilgili 5 kitap yazıldı.
Her kafadan bir ses çıktı.
Ortada bir delil falan yok.
İşin tuhaf yanı bunun suikast olduğu söyleyenler olayı gazeteden okuduklarını söylüyorlar.
Buna Cumhuriyet Savcısı da dahil...

Emniyet ve MİT bu konuyla ilgili tek satır yazı yazmamış.
Arkasından zamanın MİT yetkilisi Mehmet Eymür 'Benim haberim yok' diyor.
Bir MİT yetkilisinin böyle bir konudan haberi yoksa adama gülerler.
Gülmüyorlarsa birinin çıkıp 93 yılında MİT'in işlerini sorgulaması lazım.
Bir şeyi araştırmak demek illa ki sonucunu bulmak değildir.
Araştırdığınızda şu yargıya varmanız lazım;
Failini bulamadık.
Mehmet Eymür görevini yapmamış.
Hiçbir mekanizma üzerine düşeni yapmamış, ya da saklıyor.

Eşref Bitlis suikast öncesinde tehdit alıyor muydu?
Sizin şahit olduğunuz bir olay var mı?

Aile içinde bir konuşma olmadı.
Pratikte bu tehdit Amerika tarafından zaten yapılmış.
Bir insanı eğer dünyanın en büyük gücü tehdit ediyorsa bunun ötesinde bir şey yoktur.
Olan bir tehdidin soruşturması bile yapılmamış.
Bu konuda Türk Silahlı Kuvvetleri ABD'ye ne yapmış?

Peki yaptığı çalışmalar nedeniyle Genelkurmay'dan uyarı alıyor muydu?

Hayır, söz konusu değil.
Kendisi hayatının her döneminde yasalar üzerinden çalışmış bir kişiydi.
Prosedür gereği hazırladığı rapor önce Genelkurmay'a sunuluyor.
Buradaki rahatsızlık Cumhurbaşkanı'na yansıyor.
Raporun başında da babam 'Telefonda görüştüğümüz ve verdiğiniz emir üzerine size de ulaştırıyorum' diyor.
El altından vermek sözkonusu değil.

"ÖZAL ABD POLİTİKALARINI UYGULUYORDU"

'Eşref Bitlis, Turgut Özal'la beraber Kürt sorununu çözecekti' deniyor.
Hatta ölümlerinin bağlantılı olduğu iddia ediliyor.
Sizce benimsedikleri politika aynı mıydı?

Eşref Bitlis 'Amerikalıların faaliyetleri bu' diyor.
Bu sırada Turgut Özal ne diyor?
Turgut Özal, Amerika'nın politikasının bölgede gerçekleşmesi konusunda tavır sergiliyor.
Büyük Ortadoğu Projesi'nin başlangıcından beri uygulanan şeyleri yapmaya çalışıyor.
Eşref Bitlis'in raporunda bahsedilen tüm hususlar sonradan Türkiye'nin başına bela oldu.
'Özal'la aynı görüşteydiler' polemiği yanlış.
Görüş diye bir şey yok.
Eşref Bitlis tespit yapıyor.

Suikastın yaşandığı dönemde şüpheli olaylar yaşandı mı?

Bu detaylara ilgili merciler cevap vermek zorunda.
Yıllardır karargâha biri gelmiş deniyor.
Bana bir resmî kayıt gösterin.
Geçmişte de bugün de kurumların bu gibi konularda yaptığı araştırmalar beni vatandaş olarak tatmin etmiyor.

"BUGÜNÜ KARARTAN GEÇMİŞİ AYDINLATAMAZ"

AKP'nin 'faili meçhulleri aydınlatacağız' söylemi sizce samimi mi?

AKP, CHP, BDP siyasi mekanizmalar.
Bu siyasi mekanizmaların şu anki konumu bu tür olaylarla yüzleşecek güçte değil.
Siz eğer geçmişi aydınlatmak için verdiğiniz çabada samimiyseniz sorarlar;
bugün ne yapıyorsunuz?
Düşen iki jet hakkında, Uludere konusunda hala susuluyorsa, bu bugünü karartmaktır.
Bugünü karartan bir sistem geçmişi zaten aydınlatamaz.

Gerçeğin ortaya çıkacağına ilişkin umudunuz var mı?

Eşref Bitlis'in faillerini bulunduğunu farz et.
Türkiye bunu dünyaya ilan edecek konumda mı?
'Jandarma Genel Komutanı'mızı ABD öldürdü' diyebilir mi?
ABD Adana Büyükelçisi'ni sorgulayabilir misin?
Türkiye'nin yüzleşecek gücü yoktur.
Bunun ilacı bağımsızlıktır.
Bağımsız ülkeler kendi sorunlarla mücadele edebilirler.
Kurtuluş Savaşı'ndan bu yana verilen mücadelenin devam ettiğini görüyoruz.
20 sene evvel tesadüfen sağda solda çıktığında ayağa kalktığımız o haritaların şimdi gerçekleşme dönemindeyiz.
Bu anlamda vatansever herkesin Eşref Bitlis olayı hakkında bakış açısı geliştirmesi gerekir.
Bence gerçeğin zaman aşımı yoktur.
Gerçek hep bir yerde durur.

"TÜRK HALKI ONU DA ÇUVALI DA UNUTMADI"

Kamuoyunun yüzde 99'u bunun suikast olduğuna inanıyor.
Bana bir olay göster ki halkın yüzde 99'u hemfikir olsun, sağcısı da solcusu da.
Bu, bir generalin muvazzafken böyle bir raporun altına imza atabilmesinden kaynaklanıyor.
Türk halkının bunu unutmadı.
Kafaya çuval geçti.
Türk halkı bunu unutmayacak.
Milliyetçilikle alakası yok.
Halkın ana damar noktaları var.
Her ne kadar umutsuz gibi yaşasak da, en büyük umut bağımsızlığa karşı halkın gerektiği zaman verebileceği mücadele.
Eşref Bitlis olayı bu anlamda bir ışıktır.
Bu halk unutmuyor.

Darbe yaptığı apaçık ortada olan kişiler tutuksuz yargılanırken, darbe yapmaya teşebbüs suçlamasıyla komutanlar tutuklu yargılandı ve ceza aldı.
Balyoz davası konusunda ne düşünüyorsunuz?

Darbeleri sorgularken şuna bakmak lazım;
bütün darbeler, 27 Mayıs dışında, emir komuta zincirinde yapılmıştır.
Hazırlıkları da dahil.
Kenan Evren'i yargılarken bu kriteri alıyorsun.
Bu döneme geldiğinde yine aynı yöntemi kullanman lazım.
O zaman en üsttekine Genelkurmay Başkanlığı'na sor.
Sen astsubayla, yüzbaşıyla niye uğraşıyorsun?
Genelkurmay Başkanı itiraf ediyor 'benim altımdaki kadrolar bunu yapıyorlardı' diye.
O zaman sorarsın 'Sen ne iş yapıyordun o sırada?'
Örgüt diyorsun.
Örgütün başı binbaşı, kıçı general olmaz ki.

"ÖZEL KASASI AÇILIRKEN ORADAYDIM"

Eşref Bitlis'in özel bir el yazısı mektubu ya da notu var mı size?

Rahmetli el yazısıyla hayatı boyunca iki sayfa not tutmamış herhalde.
Çalışma odasına girdik.
Bir hatıra olsun diye baktım.
Bir tek satır yok.
Babamı evde çalışırken görmedim.

Karargahtaki odasından size gelen oldu mu?

Oldu.
Bir çuval fiş geldi.
Resmi görevli olarak gittiği yerlerde içtiği çaydan, yediği simide kadar aldığı fişler.
Odasında bir kasa vardı.
Anahtarı kayboldu kazada.
Beni çağırdılar.
Kaynakla açacaklar.
Ben çok heyecanlandım.
Jandarma Genel Komutanı'nın kasasından ne çıkabilir bir düşünün.
O kadar karışık olaylar olmuş.
Açtık, bir kese çıktı.
'Meltem'in takıları' yazıyor.
Kız kardeşim evlendikten sonra takılanları annem babama vermiş kasaya koysun diye.
Altta bir kutu çıktı.
Eskiden araba cilalamak için dönen makineler vardı.
Babam da çok severdi arabayla oynamayı.
Bir tane o makineden çıktı.
Bir Fransız kanyağı çıktı.
Bir kutu çikolata çıktı.
Başka da hiçbir şey çıkmadı.
Benim hayatımın en mutlu anı oydu.

Eşref Bitlis nasıl bir babaydı?

İnsan olarak iyi ki tanışmışım dediğim biri.
Yanında sürekli bir şeyler öğrenebileceğim bir yapısı vardı.
Hayatta neyi doğru yapabilmişsem onun yaklaşımından kaynaklandığını hissediyorum.
Lisedeydim.
Okula gitmediğinde ailen mazeret imzalardı.
Beni çağırdı 'Şu benim imzam.Öğren.
Kaç gün devamsızlık hakkın olduğunu bil.
Ben mi tutayım hesabını?'
dedi.
Ben hayatımda hiç okul kıramadım.(SÖZDE) ÜMRANİYE'DE ARAŞTIRILDIM

Eşref Bitlis'in isminin MİT Şeması'nda 2.
sırasında olması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Eşref Bitlis ölmeseydi belki de Silivri'nin en yaşlı müdavimlerinden olacaktı.
Hangi Eşref Bitlis?
Şu anda kamuoyunda vatanını seven, bağımsızlık gereken herşeyi yaptığı bilinen Türk subayı.
Demokrasi düşmanlığı iddiasına cevap vermek zorunda kalacaktı.

Muhsin Yazıcıoğlu, Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, Uludere hepsi ayrı platformda.
Sistem bunların hepsini alıp Ergenekon'a bağlıyor.
Ve o hiçbirşey bilmeyen MİT Eşref Bitlis'i alıyor, Ergenekon'un ikinci sırasına koyuyor.

Hilmi Özkök'ün 2003'te annenize 'Tarık neden Doğu Perinçek'le görüşüyor, bu işleri bıraksa ya' dediğini söylemiştiniz.
Konunun üzerine gitmenizi engellemek mi istiyordu?

Bu sözü şu yüzden anlattım;
2003 yılındaki Ergenekon Şeması'nda Eşref Bitlis'in adı geçmiş ki, bir aile toplantısında benden bahsediliyor.
Ergenekon'la ilgili bir süreç.
Ben bir fizyoterapistim.
Bir Genelkurmay Başkanı'nın bir devlet memurunun kiminle görüştüğünü bilmesi saçma bir olaydır.
Neden?
Birinin Genelkurmay Başkanı'nın önüne 'Tarık Bitlis onunla görüşüyor' diye bir şey götürmüş olması lazım.
'Tarık niye bunlarla görüşüyor?' diyor.
Kimsenin haddine olmayan bir tavsiye.
Benim verdiğim tek mücadele Eşref Bitlis cinayetinin Turgut Özal'da olduğu gibi abuk subuk noktalara çekilmemesi.

Cinayetin ardından yaşadığınız tuhaf bir olay oldu mu?

Bir kere evime birileri girdi.
Hiçbir şey almadan çıktı gitti.

Hangi yılda oldu?

2011 gibi...

Dava başlamadan önce ya da sözde Ergenekon şemasının hazırlandığı 2002 tarihinde başınıza gelen bir olay oldu mu?

Etrafımdaki insanlar sorgulandı.
Daha tuhaf ne olabilir?
Ben Özel Sporcular Spor Federasyonu başkanıydım.
2008'de federasyonun yönetim kurulunu ve sekreterini Ergenekon kapsamında alıp götürdüler.
Bir şey bulsalardı beni de Ergenekon için çağıracaklardı.
Bunu anlatmak için Özkök Paşa'nın ismini vurguluyorum.
Çünkü 2003 yılında MİT'in yolladığı raporun içinde Eşref Bitlis'in adı var.
Bağlantı oradan bana gelmiş olabilir.
MİT Eşref Bitlis'in ölümüne dair savcı sorduğunda hiçbirşey bilmiyor ama adını şemanın ikinci sırasına yazıyor, bir de beni araştırıyor.
Peki bunları nereden biliyor?

Onlara neler sorulmuş?
Sizinle mi ilgili sorular sorulmuş?

Tabi ki.'İlgisi var mı?' şeklinde sorular sorulmuş.
Gece emniyete alıp sabaha kadar benimle ilgili sorular sormaları normal mi?

Siz ifade verdiniz mi?

Hayır.
Bana hiçbir şey sorulmadı.

Haber:Irmak METE

Fotoğraf:Tuğçe YILDIZ

Kaynak:AYDINLIK

a45UyF587661-201302131531-15


--
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Nicin hep birlikte baris ve uyum icinde yasamayalim? Hepimiz ayni yildizlara bakiyoruz, ayni gezegenin uzerindeki yol arkadaslariyiz ve ayni gokyuzunun altinda yasiyoru.

Aunius aurelius simachus

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Ben,Manevi Miras olarak,
Hicbir Ayet, hicbir Dogma,
Hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...

K.Ataturk


Daha gun o gun degil, derlenip durulmesin bayraklar.
Dinleyin, duydugunuz cakallarin ulumasidir.
Saflari siklastirin cocuklar,
Bu kavga fasizme karsi, bu kavga hurriyet kavgasidir.

Nazim Hikmet Ran

"Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu?
Fakat bunu yapmaya gucu mu yok?
Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir.
Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi?
Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir.
O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu?
O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur.
O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu?
O zaman kotuluk nereden geliyor?"

(Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.)
EPICURE

Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com

Ayrilmak isterseniz de:
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.

^^^^^ - vvvvv
IMAGINE
Imagine there's no heaven
It's easy if you try
No hell below us
Above us only sky
Imagine all the people
Living for today...

Imagine there's no countries
It isn't hard to do
Nothing to kill or die for
And no religion too
Imagine all the people
Living life in peace...

You may say i'm a dreamer
But i'm not the only one
I hope someday you'll join us
And the world will be as one

Imagine no possessions
I wonder if you can
No need for greed or hunger
A brotherhood of man
Imagine all the people
Sharing all the world...

You may say i'm a dreamer
But i'm not the only one
I hope someday you'll join us
And the world will live as one

John Lennon
HAYAL ET
Cennet'in olmadığını hayal et
Denersen göreceksin ki kolay
Altımızda Cehennem yok
Üstümüzde yalnızca gökyüzü
Hayal et tüm insanların
Sadece bugün için yaşadığını

Ülkelerin olmadığını hayal et
Yapması zor değil
Ne uğruna öldürecek ya da ölecek bir şey var
Ne de dinler
Hayal et tüm insanların
Huzur içinde yaşadığını

Bana hayalperest diyebilirsin
Ama bil ki yalnız değilim
Umuyorum ki bir gün sen de bize katılırsın
Ve dünya tek yürek olur

Sömürgelerin olmadığını hayal et
Merak ediyorum yapabilir misin
Açgözlülüğe de açlığa da gerek yok
İnsanların kardeşliği
Hayal et tüm insanların
Bütün dünyayı paylaştığını

Bana hayalperest diyebilirsin
Ama bil ki yalnız değilim
Umuyorum ki bir gün sen de bize katılırsın
Ve dünya tek yürek olarak yaşar

Çeviri: Selim Şumlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder