Ancak, mecburuz, algı ve yargı yolları bu derece tıkanmış kalabalıklara tekrar etmek zorundayız.
EVRENİN GERÇEKLİĞİ SİZİN DİNİNİZDEN, MEZHEBİNİZDEN ÜSTÜNDÜR! (O.P.)
Halyaller kurabilirsiniz, rüyalar görebilirsiniz, uyanıkken hülyalar görebilirsiniz, varsayımlarınız olabilir, atalarınızdan size anlatılagelmiş mitolojiler, efsaneler, menkıbeler olabilir.
Hatta halusinasyonlarınız, delüzyonlarınız da olabilir.
Açıkçası şizofren falan olup, gerçekle bağınızı yitirmiş olabilirsiniz.
Bilmeniz ve emin olmanız gereken bütün bunlar gerçeğin duvarına tosladığında tuzla buz olur.
DENEY VE GÖZLEM.
İşte bu ikili bize her türlü sanal kavramı sınama imkanı veren en önemli araçlardır.
Türkçesi Halep oradaysa arşın burada lafı var ya, işte bu bize her türlü işkembesel katkı payı olan lafın nasıl sınanacağını anlatır.
İlahi olduğu söylenen lafların en büyük sıkıntısı buradadır.
Deney ve gözlem imkanı ya yoktur, ya da bunu denemek küfre sapmakla sonuçlanır.
İnsanlık bu çarpık, hastalıklı düşünce mekaniğiyle yeni yüzyıllara ulaşamaz.
Hayırlı olsun, inşallah, hamdolsun!...
Oraj POYRAZ(cimcime@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
L2fSIJNoA0xfSNxA
Kültürel veya Dini Kurallarınıza Uyması İçin Bilimin İşleyişini Değiştiremezsiniz! (Neil deGrasse Tyson)
Eğer bilimsel gerçekler içinden seçmeceler yaparak kültürel, ekonomik, dini ya da politik amaçlara hizmet ederseniz, bilgilendirilmiş demokrasi temellerini baltalamış olursunuz.
İnsanın ilgi duyduğu diğer tüm dallardan bilimi ayıran şey, onun doğal hayattaki olayların sonuçlarını, kontrol edemesek dahi, en ince ayrıntılarına kadar tahmin etmemizi sağlayacak şekilde doğal hayatın davranışlarını irdeleme ve anlama gücüdür. Bilim sağlık, zenginlik ve güvenliğimizi arttırır, ki insanlık, tarihte hiçbir dönemde bu kadar yüksek bir nüfusta bu nimetlerden yararlanmamıştı.
Bu başarıları sağlayan bilimsel metot, tamamen nesnellikle ilgili şu tek cümlede özetlenebilir:
Ne olursa olsun, doğru olan bir şeyin doğru olmadığı ya da doğru olmayan bir şeyin doğru olduğu konusunda kendimizi kandırmaktan kaçınalım.
Bu bakış açısı, 17. yüzyılın başlarına, teleskop ve mikroskobun icadının hemen sonrasına kadar bilim dünyasında kök salmamıştı. Astronom Galileo ve filozof Sör Francis Bacon bir konuda uzlaşıyor: Hipotezinizi test etmek için deneyler yapın, kanıtlarınızın gücü oranında hipotezinizin doğruluğuna güvenin. O zamandan beridir de, yeni keşfedilmiş bir gerçeği bilgilerimiz arasına katmamayı öğrendik, ta ki birçok araştırmacı ve sonunda araştırmacıların büyük çoğunluğu birbiriyle uyumlu sonuçlar alana dek.
Bu prensip dikkat çekici sonuçlar taşır. Yanlış ya da önyargılı sonuçlar yayınlamanın karşısında herhangi bir kanun bulunmamaktadır. Fakat böyle sonuçlar yayınlamanın bedeli ağırdır. Eğer araştırmanız diğer bilim adamları tarafından incelenir ve kimse sizinle aynı sonuçları bulamaz ise, bundan sonra yapacağınız araştırmaların hepsi soru işaretleriyle karşılanacaktır. Eğer bilerek sahte veri yerleştirme şeklinde bir dolandırıcılığa girişirseniz ve bu durum diğer araştırmacılar tarafından incelenip bulunur ise, bu açığa çıkarma sizin bilim dünyasındaki kariyerinizi bitirir.
Bu kadar basit.
Bilimin bu kendi içinde, kendi kendini yöneten sistemi diğer mesleklere nazaran benzersiz olabilir ve işlemesi için toplum, basın ya da politikacılara ihtiyaç duymaz. Fakat bu şekilde işleyen bir makineyi izlemek sizi yine de cezbedebilir. Sadece, bilimsel dergilerin sayfalarını süsleyen araştırma makalelerini gözlemleyin. Keşiflerin bu üreme alanı, aynı zamanda bilimsel tartışmaların bütün çıplaklığıyla ortaya koyulma fırsatının yakalandığı bir savaş alanıdır.
Bilim, nesnel gerçekleri keşfeder. Nesnel gerçekler köklü bir kurum ya da tek bir araştırma sayfası tarafından belirlenmez. Basın organlarının, haberi ilk duyuran olmak için, daha yeni yayınlanmış bir makaleyi "gerçek" olarak baş sayfalarında sunması, belki de yazarlarının akademik kökenlerini överek kullanması, bilimin nasıl çalıştığı konusunda toplumun yanlış düşüncelere kapılmasına sebep olabilir. İşin aslı, sürekli değişim gösteren araştırma alanından çektiğimizde, gerçek henüz tam olarak belirlenmemiştir; dolayısıyla, araştırma her yöne doğru gelişebilir, ta ki deneyler şu ya da bu nokta etrafında yoğunlaşana kadar, ya da hiçbir nokta etrafında yoğunlaşmaz ki, bu durumda gözlemlenebilir bir olay zaten yok demektir.
Nesnel gerçek bir kere, aksi ispatlanamayacak şekilde kanıtlandıktan sonra, mesela dünyanın yuvarlak olduğu, güneşin sıcak olduğu, insan ırkı ve şempanzelerin yüzde 98 oranında aynı genleri taşıdığı, soluduğumuz havanın yüzde 78'inin nitrojen olduğu gibi konulara bir daha dönmeyiz.
20. yüzyılın başlarındaki kuantum ve görelilik devrimleri ile doğan "modern fizik" çağı, Newton'un devinim ve yerçekimi kanunlarını da göz ardı etmedi. Modern fizik, en iyi metot ve sorgulama araçları ile görünür kılınan doğa gerçeklerini daha ayrıntılı tanımladı. Klasik fizik ise artık modern fizik içerisinde sadece bir konu, bir ara dal haline geldi. Bilim, yalnızca araştırma alanları hakkında fikir birliğine varmadan önce, nesnel gerçekleri koruyamaz, bu da yalnızca 17. yüzyıl öncesinde gerçekleşti ve o dönem elimizdeki tek araç yetersiz ve yanlı duyularımız olduğu için neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunu bilmemiz pek mümkün değildi.
Pi'nin değeri, E = mc², Dünya'nın dönüş hızı ve karbondioksit ve metanın sera gazları olduğu gibi nesnel gerçekler, sizin gerçeklikleri algılamanızdan bağımsız olarak varlıklarını sürdürürler. Bu ifadelerin doğruluğu herhangi biri tarafından, herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde kanıtlanabilir. Ve inansanız da inanmasanız da doğrudurlar.
Bu arada sizin el üstünde tuttuğunuz, sadece hararetli tartışmalar, zorlama ve şiddet kullanarak sizinle aynı kanıda olmayan kişileri ikna edebileceğiniz kişisel doğrular da bulunmaktadır. Bunlar pek çok insanın düşüncelerinin temelidir. İsa bizim kurtarıcımız mıdır? Muhammet son peygamber midir? Hükümet fakirlere destek sağlamalı mıdır? Beyoncé bir kültürel kraliçe midir? Kirk mü, Picard mı? Düşünce farklılıkları bir ulusun kültürel çeşitliliğini belirler ve tüm özgür toplumlar tarafından baş tacı edilmelidir. Eşcinsel evliliklerden hoşlanmıyor olabilirsiniz. Hiç kimse sizi eşcinsel evliliğe zorlayamaz. Fakat bir yasa çıkartıp toplumda eşcinsel evliliklerin önüne geçmek, sizin kişisel düşüncelerinizi başkalarına zorla dayatmanızdan başka bir şey değildir. Başkalarını sizin kişisel doğrularınızı paylaşmak zorunda bırakacak siyasi çabalar, diktatörlüklere dönüşür.
Unutmayalım ki, bilimde uyum, başarının lanetidir. Hepimizin birbirimizle aynı fikri paylaşmaya çalıştığımız düşünülerek yapılan ısrarlı suçlamalar, mesleğinde kariyer yapmaya çalışan bilim adamlarının gülünç bulduğu bir durumdur. Yaşarken ünlü olmak için en iyi yol, devam etmekte olan bir araştırmayı çürütür nitelikte bir fikir oluşturup sonrasında da bu konuda yapılan gözlem ve deneylerde tutarlılık elde etmektir. Bu durum, teknolojinin en ileri noktasındaki buluşlarla ilgili çalışırken yararlı fikir ayrılıkları sağlayacaktır.
1863 yılında, o zaman çok daha önemli işleri olmasına karşın, ilk Cumhuriyetçi başkan Abraham Lincoln, Kongre Kararı ile Ulusal Bilimler Akademisi'nin kurulması kararını imzaladı. Bu yüce kurul, bilim ve teknoloji bağlamında ulusa bağımsız, tarafsız bilgiler sunabilecekti.
Günümüzde diğer hükümet kurumları aynı temelde hizmet etmektedirler; bu kurumlar arasında uzay ve havacılıkla ilgili araştırmalar yapan NASA, diğer bütün ölçümlerin temel olarak aldığı bilimsel ölçüm standartları hakkında çalışan NIST, kullanılabilir bütün enerji formlarını araştıran DOE ve Dünya'nın hava ve iklim durumunu araştıran NOAA gibi kuruluşlar vardır.
Bu araştırma merkezleri ve yayınlanan bilimsel makalelerin diğer güvenilir kaynakları, politikacıların bilgilendirilmiş ve aydınlanmış bir yönetim sistemi oluşturmalarında ellerini güçlendirebilir. Fakat bu, ancak yönetimdekilerin ve onlara oy verenlerin, bilimin nasıl işlediğini anlamaya başlamasıyla mümkün olacaktır.
Yazan: Neil deGrasse Tyson
Çeviren: Alper Samsunlu (Evrim Ağacı)
Düzenleyen: Şule Ölez (Evrim Ağacı)
Kaynak: AlterNet
a45UyF587661-160112120316 Oraj Poyraz At Neomailbox cimcime@neomailbox.net
2016/01/12 13:20 2 65 undefined undefined egemen-turkiye@googlegroups.com
Musibet zekayi egitir.
Anonim
Onlari sarsmasin diye yere de sabit daglar yerlestirdik ve (varacaklari yere) yol bulabilsinler diye ondan gecitler, yollar meydana getirdik.
ENBIYA - 31
Sivrisinekler Neden Linc Ediliyor
24 Temmuz 2013
Yillardir oynanan oyun bir kez daha sahnede. Yazin gelmesiyle birlikte tabiatin en narin canlilarindan olan sivrisineklere karsi bir linc kampanyasi yurutuluyor. Sivrisinekler asagilaniyor, sivrisinekler horlaniyor, sivrisinekler her turlu terlige maruz kaliyor. Ayiptir.
Ne zararini gordunuz bu hayvancagizlarin cok merak ediyorum. Suclari kan emmek mi? Peki sivrisinekler zevkine mi kan emiyor? Ilerde bildigim cok guzel bir insan var, birer gram kan emer miyiz? mi diyorlar birbirlerine? Yasamak icin besleniyorlar yahu, olay bu!
ASLINDA EN SADIK HAYVANLARDIR
Senin o mamalarla besledigin himbil kopegin tenis topunu getirince havalara ucuyorsun, kaybolup seni buldugunda sadakatini yere goge sigdiramiyorsun. Ote yandan sivrisinek dedigimiz hayvan defalarca kovmana ragmen gene gelmiyor mu suratina suratina. Sen uyurken bile basinda beklemiyor mu? Tamam arada ufak isiriklar aliyor belki ama sana zarari yok ki. 70 kiloluk bir insanin vucudunda bes litre kan var, iki gram eksildi diye mi bu tantana? Bu nasil bir cimriliktir, gozun doysun.
Ama kopekler sadikmis! Dunyada kopek mamalarina her yil milyarlarca dolar harcaniyor. O kadar parayi herhangi bir hayvana, mesela yilanlara harcasan yilan en sadik hayvan olur. Sok de sokayim diye pesinde gezer.
Beni en cok yaralayan da sivrisineklerin olurken bile binbir turlu hakarete maruz kalmasi. Ne yazik ki cogu sivrisinek kafasina terligi ya da saplagi yemeden hemen once Allahin cezasi! , Hay ben senin... , .....mun sinegi seni! gibi kufurler yiyerek can veriyor. Hos bir olum olmasa gerek. Oldureceksen oldur ama bari hakaret etme.
Oyle bir nefret var ki maalesef belki de ilk defa kan emmeye cikan bir yavru sivrisinege bile tarih boyunca yasayan butun sivrisineklerin gunahi yukleniyor. Babadan ogula nesil sanki bunlar. Sorsan dun kimi emdigini hatirlamaz, nasil bir vicdandir bu.
HAYVAN HAKLARINDA AYRIMCILIK VAR
Halbuki sivrilerle ayni ortamda mutlu olmak mumkun. Tek yapmaniz gereken uyumadan once odadaki sivrisineklerinizin karnini bir guzel doyurmak. Yani kolunuzu bacaginizi acip sizi emmelerine izin vermek. Karni doyan bir sivrisinek sizi asla rahatsiz etmez, tavanda lambanin yanina veya perdenin arkasina gecip ertesi gun emecegi kanin hayalini kurmaya baslar. Bunu onlara cok gormeyin.
Buradan hayvan haklari savunucularina ve Hayvan Partisi ne de seslenmek istiyorum. Ismini vermeyecegim birtakim hayvanlar soz konusu oldugunda mangalda kul birakmayan sizler mevzu sivrisinekler ve bilumum haserat oldugunda derin bir sessizlige gomuluyor, adeta gozlerinizi yumuyorsunuz. Bu cifte standart degil de nedir? Sivrilerin arkasi yok diye mi boyle yapiyorsunuz? Lobi mi yapmalari gerekiyor?
Ismini vermeyecegim demistim ama dayanamiyorum ve acikliyorum: Bahsettigim hayvanlar kedi, kopek ve esekler. Bunlarin kilina zarar verseniz sizi topa tutarlar. Hayvan haklarinda olcu sanirim hacim. Hacminiz kucukse haklarinizdan faydalanamiyorsunuz. Iste dunyanin en aci gercegi de bu.
Ingilizce anadilimiz olmali
Gecen gun bir is toplantisinin tam ortasina dustum. Toplantidaki herkes Turk tu ama konusmalar arasinda Check et, order edelim, fee bedel, toplantiyi set ettik, forget it, god damn it, oh come on gibi ifadeler duydum ve kendi kendime WTF is going on here! dedim. Tek kelime Ingilizce bilmememe ragmen ben bile ortamin etkisiyle Ingilizce konusmustum. Cok karizmatik buldum bir anda kendimi, kendime saygim artti. Boylece tamamen yurt icinde faaliyet gosteren firmalarin bile ise alirken neden ileri duzeyde Ingilizce istedigini de anlamis oldum.
http://beyinsizadam.net/
lukasaluka@gmail.com
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur_gundem@yahoogroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com |
| Gruptan ayrilmak icin | : | ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com |
| Grup Sayfamiz | : | http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder