AHMET B. ERCİLASUN : TURAN
03 Eylül 2017
Elbette birilerinin milliyetçilik ve Kızıl Elma söylemlerine inanacak değiliz. Elbette birilerinin Malazgirt gösterilerine aldanacak değiliz. Daha Arif Nihat'tan şiirler okumaya başladığı zaman birisi için "Atsız'dan da şiir okursa hiç şaşmam." diye yazmıştım Yeniçağ'da. Bir süre sonra vatandaş gerçekten Atsız'dan da şiir okudu. Sözün özü şudur: Neredeyse çocukluk yıllarından beri Türk milliyetçiliğine düşman olanların ve bunu her fırsatta gösterenlerin şimdi milliyetçilik taslamaları, asla inanılır değildir. Bunlara inananlar varsa onlar için hangi sıfatın kullanılması gerektiğini okuyucuların iz'anına bırakıyorum.
Fakat birilerinin bu hamaset gösterileri vesilesiyle Turan ve Kızıl Elma kavramları hakkında ileri geri konuşup yazanlar var. Aman haa, diyorlar. Onlara ve onlardan etkilenecek olanlara da işin doğrusunu anlatmak gerek. 20. yüzyılın başlarında eski harflerle yayımlanmış önemli dergileri ve kitapları büyük bir azim ve sabırla yeni harflere aktaran araştırıcı yazarımız Arslan Tekin birkaç gündür bu işi yapıyorsa da bir de benim yazmamın zararı yok.
Turan kelimesi, Farsların ünlü destanı Şehname'den çıkmıştır. Çünkü Şehname, Türk şeceresini de kendi efsanevi ataları olan Feridun'a bağlar. Destana göre Feridun'un üç oğlu olur: Îrec, Tûr, Selm. Îrec'den Farslar, Selm'den Rumlar (Mağripliler), Tûr'dan ise Türkler (Turanlılar) türer.
Şehname'nin en güzel çevirilerinden biri 16. yüzyıl başında Şerîfî'nin yaptığı manzum tercümedir. Bu eser, Zuhal Kültüral ve Latif Beyreli tarafından işlenmiş ve dört cilt hâlinde Türk Dil Kurumu tarafından basılmıştır. Tûr ve Turan ile ilgili beyitleri oradan yazıyorum:
İkinci oglı kim Tûr'ıdı adı / Oŋa daḫı olur hāsıl murādı // Virür Tūrān'ı k'oldur Çīn ü Māçīn / Çıkarur göge ta'zīm-ile adın // Semerkand'dan aŋaru (öte) Türk ü Tātār / Aŋa Tūrān dirler bilgil (bil) iy yār // Virür başdan başa Tūrān'ı Tūr'a / Ki beglik ide vara hükm süre (C. I, s. 101).
Demek ki Tûr, Türklerin ve Tatarların atası imiş; Feridun, Turan ülkesini onlara vermiş. Turan da Semerkant'tan sonra başlayıp, Çin ve Maçin'i de kapsayan büyük ülkenin adı imiş. İranlılar ile Turanlıların savaşları üzerine kurulu Şehname'ye göre böyle.
Şehname'deki bu kullanım daha sonra yaygınlaştı ve bütün Müslüman Şark literatüründe (Türkçe, Farsça, Arapça kaynaklarda) aşağı yukarı bu anlamda kullanıldı. 19. yüzyılda, başta Max Müller olmak üzere bazı dilcilerin Ural - Altay dil grubuna Turan adını vermeleri, özellikle Macaristan'da Turan kelimesinin anlamını Finleri, Macarları, Moğolları, Tunguzları da içine alacak şekilde genişletti. Bizde de bunun yansımaları görüldü. Hüseyinzade Ali Turan, Mehmet Emin Yurdakul, Ahmet Hikmet Müftüoğlu gibi Türkçüler Turan kelimesini bu anlamda kullandılar.
Turan adlı ilk şiiri daha 1890'larda Askerî Tıbbiye'de öğrenci iken Hüseyinzade Ali yazmıştır. Gökalp'ı da etkileyen bu şiir şu mısralarla başlıyordu: Sizlersiniz, ey kavm-i Macar bizlere ihvan / Ecdâdımızın müştereken menşei Tûran… *
*Mehmet Emin'in 1915'te yayımlanan Ey Türk Uyan adlı uzun şiiri bu anlayışın tipik bir örneğidir. Ey kardaşlar! Uyanın; / Şu Türklüğe can verin; / Hep arılar kovanın; / Turan ili Türklerin!... dörtlüğüyle başlayan şiirdeki şu mısralar dikkat çekicidir: Ana vatan: Çuvaş'ı, Azeri'yi, Başkurd'u, / Sart'ı, Fin'i, Kalmuk'u ayni kanla yoğurdu //… O vefalı Kırgızlar, alın terli Tatarlar, / Sert bakışlı Tunguzlar, güzel yüzlü Macarlar.
1923'te yayımladığı Türkçülüğün Esasları eserinde Ziya Gökalp Turan kavramını gerçek yerine oturttu: "Türkçülüğün uzak mefkûresi ise Turan'dır. Turan, bazılarının zannettiği gibi, Türklerden başka Moğolları, Tunguzları, Finuvaları, Macarları ihtiva eden bir kavimler halitası değildir… Turan kelimesi, Turlar, yani Türkler demek olduğu için, münhasıran Türkleri ihtiva eden camiavî bir isimdir. O hâlde Turan kelimesini bütün Türk şubelerini ihtiva eden büyük Türkistan'a hasretmemiz lazım gelir."
Dünya Türklüğünün bir birlik kurmasının kime ne zararı var? Bunun okla, yayla, topla tüfekle olacağını kim söyledi? Şartlara göre hareket edip bir olmak varken niye kendimizi maceraya atalım?
Evet, Türklerin bir uzak ülküsü var. Adı Turan. Yani Türk birliği. Yazıyı Turan ülküsünün mistik savunucusu Atsız'ın sözüyle bitireyim: Turancıyız, ne olacak?
Kaynak: Turan - Ahmet B. ERCİLASUN
a45UyF587661-170909175054 Oraj Poyraz At 0raj.p0yraz@neomailbox.net 0raj.p0yraz@neomailbox.net
2017/09/09 23:28 2 65 alelma@yahoogroups.com
Savasta duygularini, hareketlerini, amacini dusmandan gizle, kazanirsin.
Sun Tzu
Onlar, gun yuzu gormemis yumurta gibi bembeyazdir.
37/Es-Saffat 49.
Cennette cinsel yasama iliskin mustulu haberlerden.
Bozcaada Yolunda Volvo V40 Testi
24 Temmuz 2013
Gectigimiz hafta Volvo nun yeni uretimi V40 serisi icin #osensin kampanyasi dahilinde arabayi test etmek icin Bozcaada ya gidecektik. Arabayi henuz gormeden begenmistim. Sonucta bu bir arabaydi ve her halukarda belediye otobuslerinden iyiydi.
Yola cikis Hollywood filmlerini aratmayacak bir tempodaydi. Alti ustu Bozcaada ya gidecektik ama hazirliklar bir rehine kurtarma operasyonunu aratmiyordu. Yol haritalari, kameralarin kurulmasi, takip araci, kahve termosu, yol gozlugu, arac kiti... Kampanyayi yuruten Havas Engage Istanbul hicbir ayrintiyi atlamamisti. Takip araciyla her daim irtibat halinde olmamizi saglayan bir telsiz bile verdiler. Iste o an kuskulanip Yasa disi bir seyin icinde degiliz, oyle degil mi? diye sordum gozlerimi kisarak.
V40 i ilk gordugumde tepkim Belediye otobusune gore oldukca kucuk oldu. Yillardir belediye otobusunde seyahat edince insan butun kiyaslamalari ona gore yapiyor. Sofor mahalline oturdugumda aliskanliktan olsa gerek yasli bir teyzenin gelip yer isteyecegi tedirginligini yasadigimi itiraf etmeliyim. Cok sukur boyle bir sey yasanmadi.
Dolmabahce den Bozcaada ya dogru hareket ettik. Ilk olarak hiz kadranini fotografladim. Bunu 127 km hizla giderken yapmak cok kolay degil. Kimseye tavsiye etmiyorum. Yanimdan belediye otobusleri geciyordu. Orada tikis tikis seyahat edenleri gorunce agladim. Ama onlar guluyordu. Iki gun sonra tekrardan aramiza doneceksin bakislariyla beni suzduler. Yaptiklari hos degildi.
Yolda V40 in Adaptive Cruise Control sistemini test ettim. Ondeki araca gore hizi ayarlayan bir sistem bu. Yokus yukari ya da asagi fark etmiyor, ondeki aracla aranizda sizin belirlediginiz mesafeyi koruyacak sekilde ilerliyor araba. Gaza ya da frene kendi basiyor. Buyuk kolaylik seklinde degerlendirilebilir ama sofor karizmasi dedigimiz olgu yara aliyor. Yaa cruise control olduktan sonra ben de surerim seklinde insani yaralayan ifadelere maruz kaliyorsunuz.
Bir de dalginlikla seridinizi asarsaniz direksiyon titriyor ve sizi gerisin geri seridinize donduruyor. Bunu da 2013 yilina geldigimiz bugunlerde bir insan haklari ihlali ve kisi iradesine saygisizlik olarak degerlendirdim. Trafigin emniyeti acisindan dogru olabilir fakat ozgur irade yerlerde. 1789 Fransiz Ihtilalinin kazanimlarini birer birer kaybettigimiz hissine kapildigimi soylemeliyim. Elbette bu ozelligi kapatabildiginizi veya sinyal verdiginiz zaman devre disi kaldigini belirtmek lazim.
Sorunsuz bir sekilde yola devam ediyorduk. Canakkele ye dogru cesitli ilcelerin ve kasabalarin icinden gectik. Burada etraftaki tabelalara bakinca bir gercegi fark ettim. Istanbul dan uzaklastikca dukkan isimlerinde bir ozensizlik, bir vurdumduymazlik goze carpiyor. Mistik Bufe, Ejder Pansiyon, Cogumlu Solaryum bunlardan sadece birkaci. Ozellikle Ejder Pansiyon da durup hangi kafayla boyle bir ismi sectiklerini ve neden hala batmadiklarini sorasim geldi. Fakat yolumuz uzundu.
Gelibolu da arabali vapura binip karsiya gectik. Oradan Bozcaada ya bizi goturecek vapura binmek uzere Geyikli ye dogru yola ciktik. Yol uzerinde mola yerimiz Manzara Restaurant ti. Adindan da anlasilacagi gibi muhtesem bir manzarasi vardi. Ama inanir misiniz bir kere bile donup bakmadim, cunku yemek daha onemliydi. Manzara her yerde vardi.
Yolda, kirmizi i$iklarda, benzincilerde, vapurda hep ilgi odagiydik. Unlu biri oldugum icin ilgiden $ikilmamayi ogrenmeliydim. Fakat sorular genelde kac beygir, fiyati ne kadar minvalinde olunca hayal kirikligina ugradim. Daha yeni piyasaya cikmis bir arabanin benden cok ilgi gormesi uzucuydu. Arabayi suren ben oldugum icin bana da hayranlikla bakiyorlardi. Ayagimizi yerden kesiyo iste turunde cevaplarla tevazumu ve efendiligimi gosterince bana bir kez daha hayran kaldilar.
BOZCAADA
Bozcaada ya vardigimizda aksam olmustu. Hemen otele yerlesip bizi bekleyen yemek masasina kavusmak icin Cabali Balikcisina gittik. Harika bir ortamda, adaya ozgu yemeklerle birlikte leziz bir balik ziyafeti cektik. Yemek yerken baliklarin nasil olup da bin yillardir ayni ucuz numarayi yiyip oltaya geldiklerini sorguladim. Bu konuda kendilerini birazcik olsun gelistirseler su an masada kizarmis halde olmazlardi.
Ertesi gun guzel bir kahvaltinin ardindan kisa bir Bozcaada turuyla adadaki uzum baglarini, plajlari ve yel degirmenlerini gorme sansimiz oldu. Uzum baglari neyse de o yel degirmenleri bana cok ise yariyormus gibi gelmedi. Sanki Biz de ulke ekonomisine katkida bulunuyoruz, bos durmuyoruz dercesine yapilmislardi. Cok uzerlerine gitmedim.
Sonunda kisa sure kaldigimiz ve bir daha gelme istegi uyandiran bu adadan gitme vaktimiz geldi. Esyalarimi toplarken otelin duvarlarina son kez baktim. Zorla duygusallasmaya calistim ama beceremedim.
Donus yolu gidise nazaran biraz daha agir tempoda gecti. Saatlerce araba kullanmis olmaktan mutevellit kendimi tir soforlerinde gorulen birtakim tuhaf hareketleri yaparken buldum. Arabadan inip bacaklari ayirarak hafif kambur yurumek, ileride cevirme var selektorleri yapmak, arabesk dinlemek bunlardan birkaciydi.
Takip aracinda bize eslik eden Volvo yetkilisi Serdar dan telsiz vasitasiyla V40 in bir ozelligini daha ogrendim. Dunyada ilk defa kaputta hava yastigi teknolojisi de V40 ta kullanilmis. Allah gostermesin bir yayaya carpma durumunda kaputtaki hava yastigi devreye girip yayanin kazayi en az zararla atlatmasini sagliyormus. Serdar a Iste simdi gonul rahatligiyla birkac yayaya carpabilirim, tamam dedim. Bunu yapmamak daha uygun olur, tamam dedi. Bu bir test surusu ve bunu denemek icin can atiyorum, tamam diye usteledim. Ic cekti ve Lutfen saga ceker misin, tamam dedi. Saga cektim, bana kendince hakli sebeplerle bunu test etmememizin herkesin hayrina olacagi konusunda kafa sisiren bir nutuk atti. Gonulsuzce kabul ettim.
Gerek kaputta hava yastigi teknolojisi gerekse aractaki sensorlerin iki kollu ve iki bacakli bir siluet algiladiginda devreye giren alarm ve otomatik fren sistemi yillar boyu severek yaptigimiz bir gelenegin tarihe karismasi anlamina geliyordu: Arkadasin uzerine araba surmek. Bir gelenegin daha yok olusunu gozyaslari icinde fark ettim.
Sonuc olarak:
Rampayi 6. Viteste 165 km hizla cikma keyfini yasadim.
Havas Engage Istanbul en ufak ayrintiya kadar bizimle ilgilendi. Son baktigimda takip aracinda Yusuf bana corap oruyordu.
Belediye otobuslerine bir daha binmek istemiyorum.
V40 in iki gunde test edilemeyegini ogrendim. En az 5 yil kullanmak gerekiyor.
Istanbul a yaklastigimizda arabayi biraz daha kullanmak icin Nisantasi ndaki partiye Kars uzerinden gitmeyi teklif ettim. Bunun biraz zaman alacagi ve daha kestirmeden gidersek vaktinde yetisecegimiz soylendi.
V40 tan ayrilirken son kez donup baktim. Bir daha benim gibi sofor bulamayacaksin, biliyorsun degil mi? dedim. Sarildik.
http://beyinsizadam.net/turkiyede-bilim-neden-ilerlemiyor/
lukasaluka@gmail.com
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur_gundem@yahoogroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com |
| Gruptan ayrilmak icin | : | ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com |
| Grup Sayfamiz | : | http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder