29 Eylül 2017 Cuma

ANKARA’DA KHK’YLA İHRAÇ EDİLEN ÜÇ KİŞİ ‘KAÇIRILDI’: ORTAK NOKTA ‘SİYAH TRANSPORTER’

Anlaşılan Türkiye'de faşizm yeni bir aşama yeni bir boyut kazandı.
Arjantin'deki ölüm mangaları, insanların kaybedildiği döneme eş ve benzer bir dönem.
Bundan sonra herkes kendine dikkat etsin, ülkemiz kimsenin kendinden, yarınından emin olabileceği bir yer değildir.
Bu güne kadar çok kan dökülmüştür.
Bundan sonra da daha da dökülmesini bekleyin.

Bu kadro demokratik yollarla iktidarı teslim etmeyecektir.
Gerekirse iç savaş, gerekirse diğer ülkelerle savaş, gerekirse bölgesel, hatta dünya savaşı çıkarma pahasına bunlar iktidarı efendilikle terk etmeyecektir.
Bunu neye dayanarak mı söylüyorum?
Çünkü bu kadro ve bunların liderleri sanki yarın yokmuş gibi, fütursuzca, pervasızca suç işliyor.
Ülkenin, milletin yüce menfaatleri falan kimsenin umurunda değil.
Bunlar ya hep, ya hiç oyunu oynuyorlar.
Bu derece köşeye sıkışmış durumdalar.

Oraj POYRAZ ( 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA     


ANKARA'DA KHK'YLA İHRAÇ EDİLEN ÜÇ KİŞİ 'KAÇIRILDI': ORTAK NOKTA 'SİYAH TRANSPORTER'

29/06/2017 14:10

Kanun hükmünde kararnameyle (KHK) ihraç edilen üç kişinin kaçırıldığı öne sürüldü. Üç olayda da ortak nokta 'transporter' marka bir aracın kullanılması.

Fotoğraf: BBC Türkçe

BBC Türkçe'den Fundanur Öztürk'ün haberine göre şu ana kadar Ankara'da ocak ayından beri kaçırıldığı ve haber alınamadığı öne sürülen 11 kişi bulunuyor.

Turgut Çapan'ın 31 Mart'ta, Önder Asan'ın 1 Nisan, Mustafa Özben'in de 9 Mayıs'ta kaçırıldığı iddia edilirken, üç isim de KHK ile kapatılan Turgut Özal Üniversitesi'nde çalışıyordu. Yine üç isi hakkında 'FETÖ' soruşturması kapsamında Şentepe'deki evlerinde arama kararı bulunuyordu.

İddiaya göre Asan ve Özben siyah bir transporter model araçla kaçırıldı. Kamera kayıtlarında da aracın Çapan'ı takip ettiği görüldü.

Ankara Valiliği ve İçişleri Bakanlığı konuyla ilgili açıklama yapmazken, BBC Türkçe'ye konuşan resmi kaynaklar konuyla ilgili araştırma yapıldığını söyledi.

CHP'li vekillerin soru önergeleri de yanıtsız kaldı.

'Biz polisiz koçum, sen işine bak'

Eşi hakkındaki yakalama kararı nedeniyle bir süredir evinde yaşamadığını ve saklandığını söyleyen Fatma Asan, "Eşim, 'OHAL bittikten sonra ifade vermeye gideceğim' dedi. Biz de evde sürekli tedirgin olmayalım diye eşyalarını alıp evden ayrıldı. Ama kendisiyle zaman zaman görüşüyorduk. 31 Mart'ta görüştük ve Etimesgut'ta buluştuk. 1 Nisan Cumartesi tekrar buluşmak için sözleştik ama gelmedi. Pazar da gelmedi" dedi.

Asan, kamera kayıtlarından eşinin yerini tespit ettiğini dile getirirken, görgü tanığı olan bir taksi şoförü, "Araçlardan bir tanesi siyah Transporter marka araçtı, fakat diğer iki aracın modellerini hatırlamıyorum. Adamı götüren silahlı kişiler, 'Biz polisiz koçum, sen işine bak' dediler. Panik olduğum için kimliklerini sormak ya da plakalarına bakmak aklıma gelmedi. Daha sonra emniyete gidip 18 Nisan'da ifademi verdim" dedi.

Şoför, yaşananları şöyle anlattı: "Seyir halindeyken siyah transporter aracın içindeki kişi silahını gösterdi ve sağa çekmemi işaret etti. Ben sağ şeride geçtim ve seyrime devam ettim, ancak aracı önüme kırdılar. Bir araç yanımda, diğer araç da arkamdaydı. Anında 9-10 silahlı kişi indi ve şahsı 30 saniye içinde siyah Transporter'a bindirdiler."

Asan, eşinden 42 gün sonra haber alabildiğini ve teslim olduğunu öğrendiğini söyledi.

Eşiyle görüşen Asan, emniyette kendisinden bazı kişilerle ilgili bilgi almak istendiğini belirterek, "1,5-2 metrekare simsiyah bir odanın içerisinde elleri kelepçeli, gözleri bağlı bir şekilde kaldığını söyledi. Alındığı ilk anda başına torba geçirilmiş, gidene kadar dövülmüş. Ve o dayağın etkisiyle böbrek ağrısından ötürü yatamamış. Elleri kelepçeli ve gözleri bağlı bir şekilde tuvalete gidiyormuş, kimseyi görmemiş" dedi.

15 saniyede kaçırılmış

Eşi Turgut Çapan'ın kaçırıldığını düşünen Ülkü Çapan ise, eşinin son birkaç aydır evde olmadığını belirterek, Önder Asan'ın kendisine "Abla, Turgut Bey Şentepe tarafında kaçırıldı" dediğini söyledi.

Eşinin nerede olduğuna yönelik araştırma yaptığını ve resmi makamlara başvurduğunu kaydeden Çapan, şunları söyledi: "Bir apartmanın ön kamerasından eşimin geçişini gördük, fakat istikametindeki yolu kesen diğer bir kamerada geçişini göremedik. Tam o aralıkta, bölgeyi farklı açıdan gören bir kameradan eşimin olduğu yere siyah bir Transporter minibüsün hızla geldiğini görüyoruz. O siyah minibüs orada 15 saniye kadar oyalanıyor. Eşim ise gidebileceği hiçbir yönden geçmiyor. Sokak ortasında güpegündüz koskoca adam yok oluyor."

'Olay filmlerdeki gibiydi'

Mustafa Özben'in de yine siyah bir transporter araçla kaçırıldığı ifade edildi. Bu olay, bir görgü tanığının verdiği ifadeyle kesinleşti.

Eşi Emine Özben ise, Mustafa Özben'in, kızını okula bıraktıktan sonra eve dönmediğini belirterek, "10 Mayıs 2017 günü Ankara Emniyet Müdürlüğü Şentepe Polis Merkezi'ne 2 defa müracaat ettim. Polise yaptığım müracaatta dikkatimi çeken şey şuydu: Polisler eşimin kaçırıldığına ikna olmadıkları gibi onun 'saklanmış-kaçmış olabileceğini' söylediler. Emniyette bana, 'Eşin zaten aranıyordu' dediler fakat ben bu durumu ilk defa duydum. Ailemizin bundan haberi yoktu. Peki adli işlem niçin yapılmamış ve bunun için gözaltı uygulanmamıştı? Yani yasal gözaltı yerine kaçırma planı mı yapılmıştı?" dedi.

Eşinin kendisini 11 Mayıs'ta tanımadığı bir numaradan aradığını söyleyen Özben, "Eşimin sesi tedirgin geliyordu, ben ve çocuklarımızın durumunu sordu, sonra sesler karıştı ve elinden telefonu alıp kapattılar. Sesi iyi gelmiyordu. Bana kaçırıldığını ve zor durumda olduğunu hissettirdi ve en çok da bize bir şey olup olmadığını anlamak istedi" dedi.

Özben, "Eşim iki kişi tarafından siyah Transporter araca doğru zorla götürülmüş, olaya karışan 3. kişinin ise yüzü maskeliymiş. 3 kişi eşimi araca arkadan zorla bindirmiş. Görgü tanıklarından birisi, 'Olay filmlerdeki gibiydi, yüzü maskeli şahıs vardı, hızlıca adamı araca bindirdiler, anlık bir olaydı' dedi" diye konuştu.

http://www.diken.com.tr/ankarada-khkyla-ihrac-edilen-uc-kisi-kacirildi-ortak-nokta-siyah-transporter/



ARJANTİN'DE 'GÖKTEN YAĞAN CESETLER'İN ÖYKÜSÜ

26 Mart 2013

Marcos Queipo, gökyüzünden ölülerin düştüğü bir yerde büyümüş.

1970'lerin sonunda başkent Buenos Aires'e 200 kilometre uzaktaki Parana Delta'sının farklı adalarında çalışmış.

"Askeri uçakların, bölgeye garip paketler attıklarını hatırlıyorum. İçlerinde ne vardı bilmiyordum" diyor.

Sonra bu paketlerin, nehir kenarlarında sürüklendiğini görmüş. "Birini açtığımda ödüm patladı. Paketlerin içinde cesetler vardı." diyor.

Bu olaylar, Arjantin'in son askeri hükümetinin iktidarda olduğu 1976-1983 yılları arasında yaşandı.

Cunta, "Kirli Savaş" dönemi olarak bilinen o yıllarda siyasi muhaliflere karşı kanlı operasyonlar yürütüyordu.

Resmi rakamlar, dönem içinde neredeyse 20 bin kişinin "kaybolduğunu" belirtirken, gerçek rakamın ise en az 30 bin olduğu tahmin ediliyor.

Hükümet dışı bir kuruluş olan Arjantin Adli Antropoloji Ekibi şimdiye kadar 600'den az kişinin bulunup kimliklerinin belirlendiğini açıklıyor.

Kayıplar, on yıllar boyunca Arjantin toplumunda, özellikle de kayıp aileleri üzerinde derin bir yara bıraktı.

Tutuklananlar, benzer akıbetlerle karşılaştılar.

Birçoğu evlerinden gece yarısında alınmış, gizli gözaltı merkezlerinde işkenceden geçirilmiş ve daha sonra cesetleri uçaklardan atılmış.

Yıllar süren soruşturmaların ardından, bazı cesetlerin dinamitlerle tahrip edildiği, diğerlerinin bilinmeyen toplu mezarlara gömüldüğü, ancak çoğunluğunun uçaklardan Atlantik Okyanusu'na atıldığı biliniyor.

Konuyla ilgili yeni bir kitap, Arjantin'in uzun süredir devam eden bu sırlarının aralanması ve bazı cevapların bulunmasını sağlayabilir.

Gazeteci Fabian Magnotta'nın kaleme aldığı kitap, önceden duyulmamış çok sayıda tanığın ifadelerine dayanıyor.

Kitapta Parana Delta'sının, kayıplar için muhtemel bir toplu mezar olduğu fikri işleniyor.

"ÖLÜM UÇUŞLARI"

Bölgede 40 yıl boyunca bir okul teknesini kullanan Jose Luiz Pinazo, "Gökyüzünde uçakların, kapılarını açtıklarını ve bölgeye paketler attıklarını gördüğünü" söylüyor.

Uçaklar bazen her gün, bazen ise haftada iki kez görünürmüş.

Pinazo, "Çocuklara, nehirlerdeki cesetlere bakmamalarını söylerdim. Ama ilk başlarda bu paketlerin içinde ne olduğunu bilmezdik."

Magnotta'nın kitabında, deltada yaşayanların, ağaçlardan sallanan cesetler gördükleri ve bir vakada, bir cesedin doğrudan bir evin içine düştüğü belirtiliyor.

Bu soruşturmada toplanan ifadeler, savcılığa teslim edilmiş durumda ve sürmekte olan "Ölüm Uçuşları" davasında delil olarak kullanılmayı bekliyorlar.

Pinazo, "Gördüğüm şeyler, başkalarıyla konuşmak isteyeceğim şeyler değil. Zor günlerdi" diyor.

Marcos Queipo, nehir kenarlarında cesetler görmeye başladığında, polise gidip haber verdiğini söylüyor.

Ancak aldığı cevap "Sesini kes, yoksa senin sonun da benzer olur" olmuş.

Darbenin ardından, Arjantin karakollarındaki tüm polisler ordu tarafından mülakata tabi tutulmuş.

Birçoğu bu dönemde insan hakları ihlallerine karıştıkları için mahkûm olmuşlar.

Magnotta, Parana Delta'daki insanların sessiz kalmasında, ordudan duydukları korkunun da önemli rolü olduğunu söylüyor.

Birçok kişinin konuşmaktan çekiniyordu, ancak üst düzey askeri yetkililerin yargılanıp tutuklanmaları, konuşmak isteyenlere gerekli cesareti vermiş.

http://www.bbc.com/turkce/haberler/2013/03/130325_arjantin_kayiplar.



ARJANTİN CUNTASININ KANLI TARİHİ

22 Ağustos 2002 21:00

Amerikan yönetimi, Arjantin'deki faşist cuntanın icraatları ile ilgili resmi yazışmaları kamuoyuna açıkladı. Belgelerin, katil generallerin yargılanması için faydalı olabileceği belirtiliyor.

ABD hükümeti, Arjantin'deki askeri cuntalar sırasında işlenen insanlık suçlarına dair binlerce gizli belgeyi, sonunda kamuoyuna açıkladı. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Arjantin hükümetine gönderilen binlerce sayfalık belgede; diktatörlük güçlerine bağlı ölüm mangaları, adam kaçırmalar ve kayıplarla ilgili önemli bilgiler yer alıyor. İnsan hakları kuruluşları; bugüne dek yayınlanması engellenen belgelerin, başta cunta liderlerinden Leopoldo Galtieri olmak üzere bir dizi faşist generalin yargılanmasında yararlı olabileceğini belirttiler. Arjantin yargısı, geçtiğimiz ay içinde, askeri personele dokunulmazlık sağlayan bir af yasasını anayasaya aykırı buldu. Bu gelişmenin ardından, General Galtieri, adam kaçırma suçlamalarıyla tutuklandı. Arjantin hükümetinin rakamlarına göre, 1976-83 "zincirleme cuntalar" döneminde 9000 insan, devlet güçleri tarafından öldürüldü veya "kaybedildi". İnsan hakları kuruluşları ve kayıp anaları ise, gerçek rakamın 30 bin civarında olduğunu belirtiyor. Belgelerde neler var? ABD Büyükelçiliği belgeleri, merkezi Washington'da bulunan Ulusal Güvenlik Arşivi (NSA) tarafından incelendi. NSA, internet sitesinde yayınladığı dosyalar arasında şu önemli belgelerin bulunduğuna dikkat çekiyor:

601. Tabur adlı orduya bağlı ölüm mangasının örgütlenme şeması. Bu şemadaki komuta zinciri, General Galtieri'de sona eriyor.

Söz konusu taburun gerçekleştirdiği adam kaçırma ve "kaybetme" eylemleriyle ilgili aktarımlar. Galtieri, bu adam kaçırmalar nedeniyle tutuklu bulunuyor.

Arjantin ve Brezilya askeri istihbaratı arasında, iki ülkedeki işçi ve halk hareketlerine karşı işbirliği ile ilgili ayrıntılar.

ABD Büyükelçiliği tarafından "merkeze" yani Dışişleri Bakanlığı'na gönderilen bir telgraf. Bu mesajda, Arjantin cuntasının "yargı-dışı" taktikler uyguladığı belirtildikten sonra, sebepler şöyle anlatılıyor. "Çünkü güvenlik güçleri hukuki çözümlere ne güveniyor, ne de onları biliyorlar. Ayrıca, mevcut yasalar uyarınca infazlardan sorumlu tutulabilecek hiç kimse yok."

Aileler için çok önemli NSA'dan Carlos Osorio, belgelerin, Arjantinli kayıpların ne olduğuna dair ipuçları da içerdiğini, ayrıca "diktatörlük tarafından yürütülen devasa ve ayrımsız bir karşı-isyan kampanyasının hikâyesini anlattığını" belirtti. Osorio'ya göre belgeler, kayıplar ile ilgili bilgi edinmek için onyıllardır mücadele eden aileler için çok değerli.

ABD yönetimi, belgeleri nihayet açıklayacağına dair sözü, bundan iki yıl önce, 16 Ağustos 2000 tarihinde vermişti. 4600 sayfayı aşan belgelerin tamamı, Dışişleri Bakanlığı'nın internet sitesi olan "www.foia.state.gov" adresinde yayınlanacak. Bu belgelerin ne kadarının ABD sansüründen geçtiği henüz bilinmiyor. Amerikan yönetimi, daha önce kamuoyuna açıkladığı belgelerde "işine gelmeyen" bölümleri yok etmişti.

https://www.evrensel.net/haber/133724/arjantin-cuntasinin-kanli-tarihi


a45UyF587661-170629152640 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2017/06/29  16:25 2  65  alelma@yahoogroups.com


 

Ben Cehennem in taksimcisiyim, Kiyamet Gunu nde Cehennem e bu senin, bu da benim diyecegim.

Hz.Ali

Olum hakikatinin muammasini yalniz Risale-i Nur cozmustur

Said-i Kurdi

Bir insana yalan olsa bile bir soylemi surekli tekrarlarsaniz, o soylemin nereden geldigini unutur ve kendi fikri gibi benimser ve savunur.

Joseph GOEBBELS
(Hitler in Propaganda Bakani)


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder