6 Ocak 2013 Pazar

11-Ahmet Takan: Öcalan-Barzani boru hattı hizmete açıldı!

Ben de bir kez daha vurgulayayım.
Hiçbir kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.
Ne hükümetin ne de TBMM'nin federasyon, konfederasyon, özerk bölge, ülkenin bazı bölümlerine otonomi, bağımsızlık verme yetkileri yoktur.
Çünkü bunlar anayasanın teklif dahi edilemeyen maddelerin tarafından özellikle korunmaktadır.
Konu asla bir azınlık çoğunluk meselesi değildir.
Mevcut duruma göre hükümet açıkça bir anasaya suçu işlemektedir.
Yasal kurumların ki, en başta anayasa mahmekesinin mevcut hükümeti, bölücü ve irticai partileri dava konusu etmesi gerekir.
Hatta yasal imkanlar tam olarak nedir bilemiyorum.
Ancak, bana göre anayasanın bu şekilde çiğnenmesi kişilere ve kurumlara direnme hakkı da verir.
Esasen uzun süredir ülkemizdeki gelişmeleri yasalarla izah etme imkanı kalmamıştır.
Bir siyasi güç kuvvetler ayrılığını yok etmiş, silahlı gücü ele geçirmiş ve her türlü anayasa suçunu fütürsuzca işler hale gelmiştir.
Sivil iktidar elegeçirdiği Türk Silahlı Kuvvetlerini ve Anayasa Mahkemesini kendi anayasal suçlarına karşı duracacak anayasal kurumlara karşı kullanmaktadır.
Çok açık şekilde sivil bir darbe vardır.
Aksi halde anayasanın bu kadar açık şekilde ihlal edilmesinin başka türlü izahı da olamaz.
Şu vakitten sonra yasal ya da yasanın öngörmediği usulleri de kullanarak mevcut hükümet engellenmeli, iktidar mevkiinden uzaklaştırılmalı, yargı önüne çıkarılmalıdır.
Durum bu kadar açıktır.
Ülke sivil bir darbeden bir an önce kurtarılmalıdır.

Ve lütfen şu vakitten sonra hiç kimse bana kalkıp da darbecilik teranesi yapmasın.
Halen ülkemizde vatan topraklarından bir bölümünün koparılmasının arkasında duranlar, yaşanan müzakereleri meşru ve yasal bulanlar, destekleyenler, işte esas bunlar darbecidir, bunlar devlet ve millet düşmanıdır.
Palavra değil, tamamı da yasadışıdır.
Ülkenin bir bölümünün üniter yapıdan koparılmasını görüşen bir hükümet, bir parti, bir meclis aslında meşruiyetini çoktaaaaan yitirmiştir.
Bana göre hiç tereddüt yoktur.
Meşru olmayanın da yasal himaye altında olması düşünülemez.
Dahası ülke sınırlarında yaşayan herkesin de direnme hakkı vardır.
Şakası yok bu işlerin.
Ülkenin parçalanmasını konuşuyoruz, boru değil.

Saygılar.
Oraj POYRAZ


Ahmet Takan: Öcalan-Barzani boru hattı hizmete açıldı!

 

Bu kaçıncı "amaç nihai çözüm" hikayesidir...
Saya saya bitiremedik.
Ama bu sefer kendileri açısından "nihai çözüm" e çok yaklaştıklarını sanıyorlar.
Eli kanlı, sapık, görüşeni "şerefsiz" ilan ettikleri cani ile sarmaş dolaş oldular.
"Barış adamı Öcalan(!)"
üzerinden binbir tezgah ile hedeflerine varmak istiyorlar.
Kendisi zaten pis olan bu yeni açılımda burnuma daha da pis kokular geliyor.
Yandaş medyaya Öcalan'ın ağzından çıkmış gibi servis edilen "barış" mesajlarının hiç birine inanmıyorum.
Öcalan'ın değil en az onun kadar kirli olan çapulcu başı Barzani'nin senaryolarını ve taleplerini yerine getiriyorlar.

"Kandil'e Öcalan hükmeder"miş… Güleyim de boşa gitmesin.
İmralı'ya giden ekibe dikkat edin.
Barzani ile İmralı arasında mekik dokuyacaklar.
Bizim "Muhteşem" ve ekibi de Barzani'den gelen talimatları harfiyen yerine getirecek.
Zaten öyleydiler.
Anlayacağınız;
İmralı-Barzani hattı resmen kuruldu.
Oyunun baş aktörü belli, bizimkiler figüran.
Bu arada, Türkmenlerin Kuzey Irak'a "entegre" edilmesi oyunlarını da unutmayın.

"Muhteşem", İmralı canisi ile tatlı tatlı diyaloglarını sürdürürken, Kandil'deki caniler MOSSAD ajanları ile yol haritasını tamamladılar.
Kış aylarında inlerine giren teröristleri ve azalan eylemleri bize barış süreci olarak yutturmaya çalışıyorlar.

Ha...
Bu arada "Muhteşem" yeni anayasa çalışmalarında ve başkanlık sistemi arzusunda işi rölantiye almış gibi yapıyor..
Neden acaba...

Aklıma şu sorular takılıyor;

"Bürokratik oligarşi bizlere duyurmadan 'Muhteşem'e acaba Anayasanın değiştirilemez ve de değiştirilmesi teklif edilemez maddelerini bir daha mı hatırlattı?"

"Bu yüzden biraz(!) canı yanan 'Muhteşem', ağabeylerinden aldığı talimatla son sürat Öcalan-Barzani kavşağına mı girdi?".

Neyse...

"Sayın Öcalan" tiyatrosu ve İmralı trafiği ile ilgili, terör uzmanı Doç.Dr.Emruhan Yalçın'ın görüşlerini aktaralım;

"Hatırlarsanız açlık grevinde de aktör haline getirilmeye çalışılmıştı.
Devlet eliyle Öcalan'ın aktör haline getirilmesi… Öcalan'a aslında kaybolmuş olan prestijini devlet eliyle kazandırma ve ondan istifade etme yolu açılıyor.
Bu ikinci aşama.
Birinci aşamasını açlık grevlerinde denediler, şimdi ikinci aşamasını deniyorlar.
Bu aşamada da silah bırakma ve daha önce dillendirmiş oldukları militanların yurtdışına gönderilme meselesi.
Burada asıl sizin sorduğunuz soru;
Öcalan bunu yapmaya yetkili mi?
Ya da bunu yapabilecek güçte mi...
Devlet o gücü ona vermeye çalıştı fakat süre çok az.
Açlık grevleri biteli çok olmadı.
Öcalan'a yüklenen o güç henüz yerini bulmadı.
Türk kamuoyunda bulmuş olsa bile, dağda bulmadı tam yerini.
PKK'nın sadece dağ, KCK değil aktörleri, bunun yurtdışında da bağlantıları var.
Siz bugün bu işi 'hadi durdurdum' deseniz bile, bunun yurtdışı bağlantıları var.
PKK, sadece bir terör örgütü değil, aynı zamanda bir mafya haline geldi.
Kaçakçılık, insan kaçakçılığı, eroin kaçakçılığı, para aklama mafyası haline geldi.
Bunu birden bitirmek bence mümkün değil.
Bu noktada Öcalan'ın tam olarak bir aktör olmadığı ve bütün örgüte, saydığım Avrupa, Amerika ve diğer kaçakçılık birimlerinin hepsine birden emir komuta edebilecek bir aktör olmadığı kanısındayım.
Hükümet ona o aktörlüğü vermeye çalıştı ama yeterli gelmeyecek, nedeni de demin saydığım sebepler."

Bu süreç bizi nereye götürecek?
Bunun arkasından ne gelecek?
Kim çıkacak perdenin önüne...

"Bundan sonraki hamle belli.
Bir federasyon veya konfederasyon olacak ki Öcalan'ın serbest bırakılması, en azından birinci aşamada ev hapsi.
Öcalan, 'Ben bunu dört duvar arasında yapamam'diyecek.
Bunu ifade ettiğini de düşünüyorum.
'O halde nasıl yapabilirsin'denecek o da birinci aşamada 'En azından evimde, ondan sonraki aşamada da siyasetin içerisine bizzat girmek suretiyle Türkiye Cumhuriyeti devletine katkıda bulunayım' diyecek.
Bu da ancak olabilecek şekliyle yakın gelecekte, bir federasyonu getirecek.
Bunun arkasından ne gelecek...
Barzani ile iyi ilişkileri göz önünde bulundurduğumuzda, Barzani'nin başka çıkış yolu olmadığını da düşünürseniz ve Maliki ile olan gelişmeleri de göz önünde bulundurursak, Kuzey Irak'ın da Türkiye'ye bağlanmak suretiyle bu federasyonun ya da konfederasyonun bir alt yapısı oluşturulmaya çalışılacak diye düşünüyorum."

Bu Büyük İsrail Projesi demek değil mi?

"Evet, bu Büyük İsrail Projesi'dir.
Başlangıçta Büyük Kürdistan Projesi'dir.
Büyük Kürdistan Projesi'nin birinci ayağı bizden temin edilmiş oldu.
Biz birinci ayağı Suriye bekliyorduk, Suriye olmadan Türkiye ayağı gerçekleşmiş olacak.
Ondan sonra Suriye ayağı temin edilecek.
İran ayağı şu an biraz zor gibi görünüyor.
İleriki aşamalarda düşünecekleri değerlendiriliyor.
Bundan sonraki gelişmeler ne olabilir;
Amanoslar'da PKK'nın çalışması var.
Bu çalışmasını durdurulacağını sanmıyorum.
Bunu da devam ettirmek suretiyle İskenderun'a bağlanan Büyük Kürdistan yaratılacak.
Büyük Kürdistan'ın denize limanı olmadan yaşaması mümkün değil.
O liman da İskenderun'da temin edilecek.
Bu, Amerika'nın Büyük Orta Doğu Projesi'nin öngördüğü bir şey.
Buna AB de sıcak bakıyor.
Ömrümüz yettiği süre içerisinde biz göreceğiz ondan sonrakileri de bizim çocuklarımız, torunlarımız görecek.
Tarihe tanıklık edecek diye düşünüyorum."

"Başbakanlıkta bulunan böceklere ne oldu mu" diye sordunuz.
Araştırdım;
MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile Öcalan görüşmesinde konu gündeme gelmemiş.

Rahat olun!

Yeniçağ


a45UyF58766120130106105211
--
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Bir baba, cocuguna guzel ahlaktan daha ustun bir miras birakamaz.

Hz.Muhammed (s.a.v.)
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ermenilere vilayetlerimizi peskes cekmeleri de (...) ihtimal bulunuyor. Boyle bir vaziyette Ingiliz birliklerinin Ermenilere onculuk edecegi cok muhtemeldir.

boyle bir hali biz dusmanlik olarak gormeye ve saymaya, mesru topraklarimizi ve milli bagimsizligimizi kurtarmak icin mecburuz....

(30 Mayis 1919)
K. ATATURK
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Turkler kendi gucleri ile adam olamaz.
Ingilizler elimizden tutup bizi kurtaracak.

Yazar Refi Cevat Ulunay -21.05.1919
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Bir ulus kendi icindeki aptal ve hatta muhteris olanlarla bas edebilir
Fakat icersindeki satilmis ve hainlerle yasayabilmesi olanaksizdir.
Sinirlari zorlayan dusman silah ve alemlerini acikta tasidigi icin daha az tehlikelidir.
Fakat bir hain, hain gibi gorunmez,
kurbanlari ile ayni aksanda konusur,onlarin cehresine burunur ve
onlarin argumanlarini kullanarak ulusun politik yapisina nufuz eder,
butun kapilardan serbestce gecer, sesi en ust duzey hukumet koridorlarinda duyulur,
ulusun ruhunu curutur
Politik yapiya her turlu hastalik bulastirarak yasam gucunu elinden alir
Bir katil daha az korkuludur.

Marcus Tullius Cicero
(M.O.106-M.O.43)
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ben,Manevi Miras olarak,
Hicbir Ayet, hicbir Dogma,
Hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...

K.Ataturk
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com

Ayrilmak isterseniz de:
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder