1 Nisan 2017 Cumartesi

CÜNEYT ŞAŞMAZ : KHK İLE BİREYSEL İDARİ İŞLEM YAPILABİLİR Mİ?!

 


CÜNEYT ŞAŞMAZ : KHK İLE BİREYSEL İDARİ İŞLEM YAPILABİLİR Mİ?!


Hukukumuzda nadiren Ahmet'e, Mehmet'e ilişkin kanunlar vardır.

Bir kanun veya kanun hükmünde kararname, bir düzenleyici işlemdir; kural olarak bu işlemlerde isim isim sayılarak kişilere ilişkin düzenleme yapılmaz.

Bunlar genel, soyut, objektif, kişilik dışı hükümler içerir.

Bireysel idari işlemler ise, bireysel, kişisel, sübjektif, Ahmet'e, Mehmet'e ilişkin hükümler içerir.

Ahmet'in kamu görevinden çıkarılması işlemi, bir düzenleyici işlem değil, bireysel işlemdir.

Bu işlemin neden KHK ile yapıldığını ben anlamış değilim.

Hukukumuzda bir kamu görevlisinin kamu görevinden hangi tür işlemle ve nasıl çıkarılacağı ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Kamu görevlilerinin kamu görevinden çıkarılması için kullanılması gereken usuller bunlardır.

Karşılaşılan olağanüstü hal nedeniyle bu usuller yetersiz görülüyor, daha hızlı alternatif usullere ihtiyaç duyuluyorsa; kanun yoluyla veya olağanüstü hal KHK'si yoluyla, olağanüstü hal durumunda, hangi kamu görevlilerinin hangi sebeplerle kamu görevinden uzaklaştırılacağı hüküm altına alınır ve bunun usulü aynı şekilde düzenlenir.

Bu düzenlemeye göre yetkili makamlar, öngörülen usulü izleyerek, olağanüstü hal sebebiyle ilgili olarak, söz konusu şartları gerçekleştiren kişilerin kamu görevinden uzaklaştırılmasına ilişkin bireysel idari işlemleri tesis ederler.

Nitekim 667 sayılı KHK'nin 4'üncü maddesinde kamu görevlilerinin, bu şekilde kamu görevinden çıkarılması usulünü belirleyen bir düzenleme de yapılmıştır.

667 sayılı KHK'nin 4'üncü maddesinde düzenlenen usulle alınan ihraç kararları, bir bireysel idari karardır; bu kararın sorumluluğunu da bu kararda imzası bulunan kamu görevlileri taşır ve bu kararın yargısal denetimi de mümkündür.

Hukukumuzda genel olarak kamu görevinden çıkarma usulü zaten var iken ve keza 15 Temmuz darbe girişimi sebebiyle kamu görevinden çıkarma usulü 667 sayılı KHK'nin 4'üncü maddesinde ayrıca düzenlenmiş iken, bu usuller kullanılmayıp, kişilerin bir düzenleyici işlem olan KHK'nin ekindeki bir listede isim isim sayılarak kamu görevinden çıkarılması usulünün sebebini anlamak mümkün değildir.

Belki 15 Temmuz darbe teşebbüsünün hemen akabinde 27 Temmuz 2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 668 sayılı KHK'nin ekindeki listede isimleri sayılan yüksek rütbeli subayların idari soruşturmanın sonuçlanması beklenmeden derhal kamu görevinden çıkarılması tedbiri gerekli ve ölçülü bir tedbir olarak görülebilir.

Zira soruşturmaların sonucu beklendiği takdirde bu kişilerin geçen süre içinde tekrar bir darbe teşebbüsüne girişeceklerinden endişe duyulabilir.

Ancak aynı argüman darbe teşebbüsünden altı ay sonra KHK ile atılan bir ilkokul öğretmeni için geçerli olamaz.

Yürütme organının en yüksek makamı olan Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'nun, sıradan idari makamların uğraşması gereken bireysel idari işlemlerle uğraşmak zorunda bırakılması hukuk tekniği açısından yanlıştır.

Bunun altında kişileri hak arama hürriyetini kullanmalarına engel olmak gibi bir kötü niyet veya bürokratların taşımaları gereken hukuki ve cezai sorumluluğu Başbakan ve bakanların üzerine yıkmak gibi bir art niyetleri yoksa, bireysel idari işlemleri bir düzenleyici işlem olan KHK yoluyla tesis etmenin mantıklı bir izahı yoktur.

Hatırlatmak isterim ki, KHK'lerin ekindeki listelerle görevine son verilen kişilerle ilgili bütün siyasi, hukuki ve cezai sorumluluk, bu listeleri gerçekte hazırlayan bürokratlara veya Cumhurbaşkanı'na değil, sadece ve sadece KHK'nin altında imzası bulunan Başbakan ve Bakanlara aittir.

Burada ayrıca belirtmek isterim ki, normalde bireysel işlemlerle yapılması gereken işlemleri, düzenleyici işlem olan KHK yoluyla yapmak, bu işlemlerin kalıcı olması sonucunu değil, istenilenin tam tersine, kalıcı olmaması sonucu doğurabilir.

Zira, bir düzenleyici işlem olan KHK, bütün hüküm ve sonuçlarıyla birlikte birkaç saat içinde yürürlükten kaldırılabilir.

Binlerce kişi bir KHK ile bir gecede kamu görevinden çıkarıldığı gibi Hükümet'in değişmesiyle aynı binlerce kişi bir başka KHK ile veya bir Kanun'la bir gecede kamu görevine döndürülebilir.

Ve üstelik böyle bir durumda pek muhtemelen listelerin içindeki isimler arasında herhangi bir ayrım da yapılmaz.

Suçluların yanında masumların yandığı gibi, masumların yanında suçlular da kurtulmuş olur.

Suçluların yanında masumların yanması ne kadar yanlış ise, masumların yanında suçluların kurtulması da o kadar yanlıştır.

Suçlu ile masumu ayıracak şey, bir düzenleyici işlem olan KHK değil, bireysel işlemlerdir.

KHK'lerin yazımına ilişkin şu hususu da belirtmek isterim:

Kamu görevlilerinin kamu görevinden çıkarılmalarına ilişkin söz konusu KHK'lerde standart olarak şu ifade bulunmaktadır:

"Terör örgütlerine ... üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (...) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden ... çıkarılmıştır."(1)

Böylece devletimiz Resmi Gazete'de yayınladığı bir işlemle vatandaşlarından bir kısmının "terör örgütü üyesi olduğunu" ilan etmektedir.

Oysa bu şekilde resmen "terör örgütü üyesi olduğu" neşir ve ilan edilen vatandaşların bir kısmının "terör örgütlerine ... üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı" olduğuna ilişkin verilmiş bir mahkeme kararı yoktur.

Bırakınız bir mahkumiyet kararını, bunların bir kısmı hakkında açılmış bir ceza davası dahi yoktur.

Ayrıca belirtmek gerekir ki, böyle bir mahkumiyet kararı olsa bile, hukuk devletinin cari olduğu bir ülkede, devlet, mahkum olan bir kişinin ismini bu şekilde Resmi Gazete'de yayınlayarak teşhir edemez.

Bu gayri medeni bir uygulamadır.

Böyle bir uygulama devlet adabına da aykırıdır.

Bu nedenle insanın aklına haklı olarak söz konusu KHK'ler hazırlanırken ilgili kişileri terzil etme (küçük düşürme) saikıyla mı hareket edildiği sorusu gelmektedir.

Bu saikı teyit eden izler, sadece KHK'lerin metinlerinde değil, eklerinde yer alan listelerde de görülüyor.

Bazı listelerde, "terör örgütü üyesi olduğu" belirtilen kişilerin isimleri, görev yerleri, kurum sicil numaralarından başka, ay ve yıl olarak doğum tarihleri(2), TC kimlik numaraları(3) ve hatta baba adları(4) yayınlanmıştır.(5)

Velev ki oğlu terörist olsun, babasının adı niye Resmi Gazete'de neşir ve ilan ediliyor?!

Söz konusu kişiyi belirlemek için adı soyadı, son görev yeri, kurum sicil numarası yeterli değil mi?!

Babasının adına niye ihtiyaç var?!

Kaynak:

http://www.anayasa.gen.tr/15-temmuz-kararnameleri.pdf

1. Örnek 7 Şubat 2017 tarih ve 29972 mükerrer sayılı Resmî Gazetede yayınlanan 686 sayılı KHK, m.1'den alınmıştır.

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2017/02/20170207M1-1.htm

2. 7 Şubat 2017 tarihli ve 29972 sayılı mükerrer Resmî Gazetede yayınlanan 686 sayılı KHK'nin ekinde yer alan 1 nolu listede Millî Eğitim Bakanlığından ihraç edilenler kısmında kişilerin isminin yanında ay ve yıl olarak doğum tarihleri de yazılmıştır.

http://213.14.3.44/20170207/20170207M1-1-1.pdf

3. 7 Şubat 2017 tarihli ve 29972 sayılı mükerrer Resmî Gazetede yayınlanan 686 sayılı KHK, "1 Sayılı Liste"de Jandarma Genel Komutanlığından ve Üniversitelerden ihraç edilenler kısmında yer alan kişilerin TC Kimlik noları da verilmiştir.

http://213.14.3.44/20170207/20170207M1-1-1.pdf

4. 7 Şubat 2017 tarihli ve 29972 sayılı mükerrer Resmî Gazetede yayınlanan 686 sayılı KHK'nin ekinde yer alan 1 nolu listede Millî Eğitim Bakanlığından ihraç edilenler kısmında kişilerin isminin yanında baba isimleri de yazılmıştır.

http://213.14.3.44/20170207/20170207M1-1-1.pdf

5. Belirtelim ki, 24 Mart 2016 tarih ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa göre (m.3/d), "kişisel veri", "kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi"dir.

Türk Ceza Kanununun 136'ncı maddesi de kişisel verilerin hukuka aykırı olarak yayınlanmasını cezaî müeyyideye bağlamaktadır.

 
a45UyF587661-170401175836 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2017/04/02  02:21 2  65  alelma@yahoogroups.com


 


Esnaf ve tuccara dikkat edin; onlara gereken onemi gosterin, fakat ihtikar, karaborsa ve mal yigmalarina izin vermeyin.

Hz.Ali

Peygamber, savasta kadinlarin va cocuklarin oldurulmesinin bir sakincasi olmadigini soyledi.

Buhari, Cihad/146; Ebu Davud 113

Muamma

Evrende nice sir varsa
Hepsinden vermistir haber

Kurani yorumlayip da
Dincilerimiz boyle der.

Bilinmez ne hikmet ise
Hep batili icat eder.

Bir yandan atomu cozer
Bir yandan uzaya gider.

Bizde nurlu kitap varken
Nicin karanliktir kader?

Acep islam uyuklarken
Kuran mi okur kafirler?

Aziz Nesin


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/










BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder