1 Nisan 2017 Cumartesi

REHAN GÜNDOGMUS : BİR MİLYON YILLIK DEVLET PROJESİ...

 


REHAN GÜNDOGMUS : BİR MİLYON YILLIK DEVLET PROJESİ...

Ayın 23.de arabamla giderken haberleri dinliyorum. Haberlerde; son 60 yılda Almanya'da toplanan 10 bin ton yüksek radyoaktiv malzemenin bir milyon yıl muhafaza edecek şekilde depolanması için Almanya Federal Cumhuriyeti Parlamentosunda verilen kararlar anlatıldı.

https://www.bundestag.de/mediathek?videoid=7090009#url=L21lZGlhdGhla292ZXJsYXk=&mod=mediathek

https://www.bundestag.de/mediathek?videoid=7090009#url=L21lZGlhdGhla292ZXJsYXk=&mod=mediathek

Hemen hemen tüm bilim dallarının uzmanları tarafından oluşturulacak olan komisyon önümüzdeki 15 yıl içerisinde en uygun yerin bulunması için çalışacaklar. Bunun için meclis onlarca milyon euro bütçe tahsis ediyor.

Bu çalışmaların yürütülmesi esnasında en büyük sorunun; insanlığın 15 bin sene evvel taşların üzerine yaptığı damgaların anlaşılır şekilde okunmasında halen büyük zorlukların bulunduğu,gelecekteki 40 bin nesle ( bir milyon yıl sonra) depolardaki yüksek radyoaktif malzemelerin tehlikeli olduğu nasıl anlatılmalı? Tüm bilim dallarındaki biliminsanlarını yer seçiminden daha ziyade zorlayacak olan soru bu. Radyonun konuğu bir biliminsanı; gelecekteki nesilleri bu tehlikeye karşı uyarmanın birinci koşulunun şimdiden konunun eğitim müfredatına alınması. Kırkbin nesillik, bir milyon senelik eğitim müfredatı olur mu?

Eğer insanoğlu isterse olur.

Konuyla ilgili gazete haberlerinde Alman Çevre Bakanı bayan Barbara Hendricks'in sarfetmiş olduğu bir cümlesi batılı devlet adamlarının, devlet yönetimini nasıl özümsediğini anlatıyor. Bayan Hendricks açıklamasında;

http://www.tagblatt.de/Nachrichten/Muell-fuer-Millionen-Jahre-323643.html

"2050 senesinde 98 yaşında olacağım. O vakit geldiğinde yüksek radyoaktiv malzemelerin deposuna gidip, yapılan herşeyin planlanana uygunluğuna bakacağım." demiş. Alman devlet adamı 98 yaşına kadar yaşayıp-yaşamayacağını düşünmüyor.

Düşündüğü tek şey planladıklarına uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini

DENETLEMEK!

Hiç denetlenmeyen devletlerin bireylerinin ders alması gereken önemli bir husus. Diğeri ise insanoğlunun bir milyon yıl ilerisini düşünme zorunluluğu...

Bütün İnsanlığın varlığını kendi özlerinde gören insanların bahtları kötüdür. Besbelli o adam, bir birey sıfatıyla mahvolacaktır. Herhangi bir kişinin yaşadıkça memnun ve mutlu olması için gereken şey, kendisi için değil kendisinden sonra gelecekler için çalışmasıdır. dengeli bir adam ancak böylesine hareket edebilir. Yaşamada tam mutluluk ve tad, ancak gelecek kuşakların şerefi, varlığı ve mutluluğu için çalışmakta bulunabilir.

M.K. Atatürk 17 Mart 1937

KADER

Bizde bir hadise yaşandığı vakit devlet büyüklerimiz hemen " bu onların kaderi" diyor.

Halbuki vatan şairi Mehmet Akif Ersoy "Tevekkül" başlıklı şiirinde bu tarz kaderciliği şu cümlelerle red'etmiş;

"Kadermiş ! " öyle mi? Haşa, bu söz değil doğru ;

Belanı istedin, Allah da verdi... Doğrusu bu.

Almanya'dan bir diğer haber ise, İngiltere'nin AB'den ayrılmasının resmi müracaatı evvelki gün yapıldı. Bu çerçevede yine radyoda (Wdr5 Echo des Tages) yapılan programa

Almanya'da uzun yıllardır yaşayan bir İngiliz vatandaşı hanımefendi telefonla bağlandı.

İngiliz hanımefendi;

"İngiltere'nin AB'den ayrılmasının Almanya'daki konumunu kötüleştireceğini ama yine de

İngiltere'nin almış olduğu "BAĞIMSIZLIK" kararını önemli buluyorum ve iştirak ediyorum." dedi.

Bizde Mustafa Kemal Atatürk'ün "Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir" ifadesini kullananlar tu kaka yapılıyor.

BİZİM TARAFA BAKTIĞIMIZDA TUHAF TUHAF HABERLER YAYIMLANIYOR;

1. "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 16 Nisan'da referandumda oylanacak 18 maddelik Anayasa değişiklik paketinde (...)"

http://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/bekir-bozdag-fesih-kelimesini-kullanmadan-fesih-yetkisini-anlatti-1760137/

Haberi okuyunca insan Anayasa'da sanki 18 maddelik değişiklik yapıldığını zannediyor.

Halbuki referanduma sunulan anayasa değişiklik paketinde 47 madde değiştiriliyor,

21 maddenin yürürlüğü kaldırılıyor (bkz. aşağıdaki listeye). Toplam 68 madde. Bu yürürlükte olan anayasamızın yaklaşık % 40'ına tekabül ediyor. Böyle bir değişiklik toplumsal mutabakat sağlanmadan yapıldığı gibi, 12 Aralık 2016 tarihinde T.B.M.M'ne sunulan metni hiçbir milletvekili önceden okumuş değil. Okumuş olsayda defoları tespit edebilirlerdi.

Ulusal egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar mahvolur. Ulusların tutsaklığı üzerine kurulmuş kurumlar her yanda yıkılmaya mahkumdurlar.

M.K. Atatürk 30 Ağustos 1924

2. Anayasa Komisyonundan ve T.B.M.M'den geçen ve 11 Şubat 2017 Cumartesi günü 29976 sayılı Resmi Gazetede

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2017/02/20170211.pdf

yayımlanan nihai metni inceledeğinizde referanduma sunulan teklifte halen defoların olduğunu tespit ediyoruz. Bu dahi referandumu sakatlamaktadır. Resmi Gazetenin yayımladığı pdf dosyayı indirip 16. madde ve 18. maddeleri karşılaştıralım.

2709 sayılı kanunun 16. maddesiyle yürürlükten kaldırılan (mülga) Anayasa'nın 102. maddesi, 2709 sayılı kanunun 18. maddesinde değişikliğe uğramış. Yürürlükten kaldırılan bir maddeyi, değişikliğe uğratmak nasıl mümkündür? açıklamaya muhtaç.

Televizyonlarda hergün ahkam kesen zavallı insanları ibretle izliyoruz. Halbuki bu yanlışlıklar, devletin çok önemli bir Anayasa metnini dahi kontrol edemediğini açıklar, ki bu olgu üzerine çok düşünülmesi gereken bir husus. Türkiye Cumhuriyeti devleti sabun köpüğü gibi eriyip, yok olmaya doğru gidiyor. Farkındamısınız?

Bunun için insanlar, uluslar kendi iradelerini kendi vicdanlarının eğilimlerini yerine getirmek ve uygulamak isterlerse egemenliklerini her zaman ellerinde tutmak zorundadırlar. Şimdiye değin ulusumuzun başına gelen bütün felaketler kendi kader ve geleceğine başka birisinin elin bırakmış olmasından kaynaklanmıştır.

M.K. Atatürk 15 Ocak 1923

3. Cumhurbaşkanı Erdoğan: İspat et istifa ederim, ya sen?

http://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/erdogan-toplu-acilista-konusuyor-1759328/?utm_source=szc&utm_medium=free&utm_campaign=ilgilihaber

demiş. İspata girmeden evvel Cumhurbaşkanın meşruluğunu belirlemek gerekiyor.

Bildiğiniz gibi Başbakan Binali Yıldırım bey başbakan olur olmaz yapmış olduğu açıklamasında; "Cumhurbaşkanının fiili durumunu, anayasaya uygun hale getireceğiz" dedi. Aynı gerekçeyi 8 Ekim 2016 tarihinde MHP'sinin Genel Başkanı da belirtti. Her iki siyasinin teyit ettiği ve hergün cereyan eden olayların ispat ettiği gibi

Cumhurbaşkanımız; yürürlükteki Anayasamızın "İKİNCİ BÖLÜM - Yürütme - I.

Cumhurbaşkını A. Nitelikleri ve tarafsızlığı" (Md. 101) belirtilen tarafsızlık ilkesine uymamaktadır. Ayrıca Anayasamızın "İKİNCİ BÖLÜM - Yürütme - I. Cumhurbaşkını C. Andiçmesi (Md. 103) bölümünde;

"Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim." şeklinde milletimizin temsilcileri T.B.M.M. üyelerinin huzurunda namusu ve şerefi üzerine yemin etti ve fakat uymamaktadır.

Anayasaya uymayan Cumhubaşkanının görevi, uymadığı andan itibaren sona ermiştir.

Bundan dolayı attığı her imzanın hiçbir hükmü olmaz. Hukuk bunu söylüyor. Biz hukuk devleti değiliz deniyorsa, durum çok vahim.

Referanduma sunulan anayasa değişikliklerinin hiçbirisi yürürlükteki Anayasamızın başlangıç bölümündeki ruhuna uymamaktadır.

Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;

REFERANDUMA SUNULAN DEĞİŞİKLİKLERLE MİLLET İRADESİNİN MUTLAK ÜSTÜNLÜĞÜNÜ TEMSİL EDEN T.B.M.M'ni CUMHURBAŞKANIN FESİH YETKİSİ VAR MI?YOK MU? TARTIŞMALARI

T.B.M.M'nin kullanmakta olduğu yetkileri yeni anayasa teklifiyle Cumhurbaşkanına devredilmektedir. Buna bizim dilimizde "yetkinin feshi" deniliyor. Örneğin yürürlükteki anayasamızın 87. maddesi Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerini anlatır.

Bunun içerisinde yer alan "Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek; Bakanlar

Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek" şeklindeki yetkiler kaldırılmaktadır. Keza meclisini, "para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek" kaldırılmaktadır. Meclis yerine Cumhurbaşkanı bu yetkileri kullanmaya yetkili. Bir diğer ifadeyle Cumhurbaşkanı külliyesinde üç beş kişi oturup, aralarında kararlaştırıp komşu bir ülkeden üç-beş bomba ülkemize attırarak, Cumhurbaşkanı tek başına ülkemizi savaşa sokabilecektir.

Veya Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde, T.B.M.M.'i fesih edilebiyor. ( bkz. http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2017/02/20170211.pdf madde 11)

özetle Cumhurbaşkanın " İspat et istifa ederim, ya sen?" sözü milleti aldatmaya yönelik terbiyesizce sarfedilmiş boş laf. Namus ve şerefi üzerine yemin edip, yeminine sadık olamayanların istifa müessesesini bildiği söylenemez.

Meclisi fesih yetkisi ne anlama geliyor?

Başbakan Binali Yıldırım ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin üzerine anlaşmaya vardığı partili cumhurbaşkanlığını kapsayan 21 maddelik anayasa değişiklik teklifinin Anayasa Komisyonu'nda görüşülmelerinde 12. maddesi de kabul edildi. Madde cumhurbaşkanının ikinci kez aday olabilmesine olanak sağlıyor. Ayrıca Meclis'in 4 yıl olan görev süresi cumhurbaşkanının görev süresi olan 5 yıla eşitleniyor. Düzenlemeyle Cumhurbaşkanlığı ile TBMM'ye karşılıklı fesih yetkisi veriliyor. https://indigodergisi.com/2016/12/cumhurbaskani-yetkileri-meclis-fesih/

Bir takım özel ve saklı çıkarları gizleyerek, gönlünde, vicdanında tutarak gerekçe diye böyle bilir, bilmez şeyleri söylemek doğru değildir. Efendiler bu vicdani değildir.

M.K. Atatürk 14 Ağustos 1920

4. Devlet sürekli kaos içerisinde yaşayamaz. Kimin ne yaptığını ayrıştırmak mümkün değil. Diyanet İşleri Başkanı yada Diyanet İşlerinden sorumlu bakan olmamamasına rağmen, Dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Antalya'da "Daha fazla imam hatip ortaokulu, daha fazla imam hatip lisesi de açacağız" demiş.

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/cavusoglu-daha-fazla-imam-hatip-lisesi-acacagiz-153568h.htm

Sayın Bakanın böyle bir merakı bulunuyor ise Dışişleri Bakanlığından istifasını ister, meraklı olduğu konuda çalışır. Böylece yurtdışında bizlerin ateşe atılmasına sebep olmayacak olan şahsiyetler bu bakanlığı yürütür. Köşe yazarlarının "millî ve dini duyguları, günlük politikaya yem ediyor!" denilmesi bundandır.

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/15-temmuzun-ortak-hedefi-42190yy.htm

Geleceklerini, kendilerini zincirlere vurmuş kişilere bırakılan uluslar, o kişilerin istek ve emellerine kul köle olmağa karar vermiş, razı olmuş sayılırlar. Bu tür uluslar talihlerini, ellerine bıraktıkları insanlar başarılı oldukça o insanların daha ağır despotluğu altında kalırlar.

M.K. Atatürk 3 Ocak 1922

5. REFERANDUM ve KERKÜK'ÜN SATILMASI KÜRDİSTAN İÇİN Mİ?

Konuları yazışarak düşüncelerimizi paylaştığım bir dostumdan geçen gün aldığım eposta da düşüncelerini şu cümlelerle toparlamış;

Değerli Rehan Bey, İdari taksimatın yeniden düzenlenmesi ile ilgili husus için düşüncem şöyledir:

Bugünkü mevzuata göre kanunla iller birleştirilerek, eyalet kurulabilir ki, zaten Mecliste

AKP'nin bunu yapacak çoğunluğu vardır. Eğer kabul edilirse Anayasa değişikliği ile

Cumhurbaşkanı bu işi tek başına yapacaktır. Ancak eyalet kurulması ile özerklik aynı şey değildir. Eyaletin başına da merkezden atamayla vali gelecektir. Hatırlarsanız geçmiş yıllarda terörün koordinasyonu için güneydoğuda "bölge valiliği" ihdas edilmişti.

Esas sorun, anayasa değişikliği yürürlüğe girerse, 2019'a kadar gerekli düzenlemeler yapılarak, muhalefet tamamen sindirilecek ve yeni bir "anayasa değişikliği" yapılarak, anayasanın ilk 3 maddesini koruyan 4. maddesi yürürlükten kaldırılarak, 3. maddesi

"Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk ve Kürt halkları tarafından kurulmuş, iki bölgeli, iki dilli federal bir devlettir" şeklinde düzenlenecektir.

Bu düzenlemeden sonra, 3. maddenin mevcut haliyle tanımladığı üniter yapı nedeniyle yürürlüğe girememiş olan bazı uluslararası arası andlaşmalar yürürlüğe konacaktır.

Önce, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Sözleşmesi tüm maddeleri onaylanarak, doğu-güneydoğuda düzenlenmiş olan eyaletlerin toplamında "özerk bölge" ilan edilecektir.

Sonra, bu özerk bölge halkı adına birileri BM İkiz Sözleşmelerinin 1. maddesine göre "kendi kaderini tayin hakkı" talep edilecektir.

Dostumunda belirttiği gibi referanduma sunulan anayasayla, yetkilerin T.B.M.M'den alınıp bir şahsa verilmesi halinde topraklarımız üzerinde Kürdistan ve Ermenistan kurulması mümkün. Beklentileri olanlar ifşa ediyor:

"Barzani Türkiye bağımsız Kürdistan'ı tanımaya hazır"

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/barzani-turkiye-bagimsiz-kurdistani-tanimaya-hazir-159959h.htm

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ensarioglupkk-kurdistani-parcaliyor-silah-birakmali-159878h.htm

6. NE İSTEDİLER DE VERMEDİK DİYEN FETÖ+PKK+PYD'LE ORTAK HAREKET EDEN KENDİLERİ SUÇLARINI VE PİSLİKLERİNİ HAYIR DİYENLERE YIKMAK İSTİYORLAR...

BREE TERBİYESİZLER BU NE CÜRET !!!

http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/hepiniz-oradaydiniz-2-1411012/

Binali Yıldırım bildiğiniz gibi... 'Hayır' diyenlere suçlama üstüne suçlama, hakaret üstüne hakaret

Başbakan Binali Yıldırım partisinin grup toplantısında 'başkanlık sistemi'ne 'hayır' diyenlere yüklendi. 'Hayır' diyenlere PKK ve FETÖ suçlaması yönelten Binali Yıldırım,

'hayır'cıların iftira ve yalan söylediğini öne sürdü

Cumhurbaşkanının, başbakanın vede devletin yürüttüğü kampanyalarda "Hayır" diyen vatandaşlarımıza yapılan saldırılar, edepsizlikten öteye büyük terbiyesizlik...Devleti yönetenlerin bu tarz saldırıları, aşikar bölücülüğü suçtur. Üstelik büyük iftiradır.

Fetö terör örgütünü yaratan, binlerce parsel arsa verip milyarlarca liralık servet edinmelerini sağlayan bizatihi kendileri. Fetö'ye destek olduklarını defalarca toplantılarda ifade etmişlerdir.

http://odatv.com/vid_video.php?id=8EE6F

2010 yılındaki anayasa referandumunda ölüleri dahi kaldırıp EVET oyu verilmesini Fetö ile birlikte bu iktidar talep etmişti.

50 MİLYAR DOLAR: Gülen 50 milyar dolarlık kendi finansal kaynaklarını sağlıyor. Bu mahkeme belgelerinde geçen miktar. Bu 50 milyar dolar iş becerisi ya da eğitim geçmişiyle alakalı değil. Kendisi 3. sınıfa kadar okumuş, İngilizce bile konuşamıyor. Sahip olduğu bütün para CIA'den geldi. Bu şekilde Türkiye'de bir gazete, televizyon kanalı, kendi şirketlerini almayı başardı. Bu CIA'in parasıydı.

http://www.ajanshaber.com/sok-aciklama-guleni-biz-kontrol-ediyoruz-haberi/384123

Gülen+CIA + İsrail için Kürdistan projesini bizzat iktidar yandaşı gazete yayımladı.

http://www.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/2015/08/24/gulen-ve-hdp

Gülen'in CIA'nın uyuşturucu işinden 25 Milyar dolar pay aldığını 2010 yılında yazan eski

CIA ve FBI elemanı Dr. Paul Williams

http://www.turkishforum.com.tr/en/content/2010/08/15/gulen-movement-funded-by-heroin-via-the-cia/

Gülen'in mafya babası olduğunu 2012 yılında yazan Alman Spiegel dergisi

http://www.spiegel.de/spiegel/islam-das-treiben-des-tuerkischen-predigers-fethullah-guelen-a-850649.html

http://www.spiegel.de/spiegel/islam-das-treiben-des-tuerkischen-predigers-fethullah-guelen-a-850649-2.html

Der Spiegel "Gülen hareketinin Zaman gazetesiyle birlikte gırtlağına kadar pisliğin içerisinde olduğunu" yazmış.

Aradan geçen yedi ve beş yıl içerisinde bu yazılara karşı gıkları çıkmadı namussuzların...

"Die Bewegung steckt bis zum Hals in schmutzigen Machenschaften", sagt Dani Rodrik, Professor für Wirtschaftspolitik in Harvard. "Zaman" unterstütze diese "Mafia" durch "Lügen, Fälschungen, Manipulation".

"Es gibt keine Desinformation, die sie auslassen würden, um für ihre Sache zu werben", sagt Rodrik.

http://www.spiegel.de/spiegel/islam-das-treiben-des-tuerkischen-predigers-fethullah-guelen-a-850649-3.html

Işık evlerindeki gençler 'cennet kokusu' denilen uyuşturucuyla kandırıldı

http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/isik-evlerindeki-gencler-cennet-kokusu-denilen-uyusturucuyla-kandirildi-2-1390728/

Gençliğimizi okul içinde ve önünde zehirleyen uyuşturucu paraları ABD ve AB'de aklanmadı. Nerede aklanmış olacağı herkesin malümu. Sadece Gülen'in değil, diğerlerinin parasıda aklandı... Utanmadan pislik atıyor namertler.

Türk Milletinin baronlara maşalık yapmayacağına olan inancımla birlikte, kalın sağlıcakla

Rehan Gündoğmuş

Anayasamız toplam 177 madde. 68 Madde değiştiriliyor veya kaldırılıyor. Anayasa'da yapılan değişimin tamamı toplamın %40'na tekabül ediyor.

11 Şubat 2017 tarih ve 29976 sayılı Resmi Gazetede yürürlüğe giren 6771 sayılı kanunla; yürürlükte olan Anayasa'nın değişikliğe uğrayan maddeler:

8, 9, 15, 17, 19, 73, 75, 76, 77, 78, 78, 82, 87, 88, 93, 96, 98, 101, 104, 105, 106, 108, 116, 117, 118, 119, 123, 124, 125, 127, 131, 134, 137, 142, 146, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 158, 159, 161, 166, 167. Anayasa'da değiştirilen maddelerin toplamı 47.

11 Şubat 2017 tarih ve 29976 sayılı Resmi Gazetede yürürlüğe giren 6771 sayılı kanunla; yürürlükte olan Anayasa'dan çıkarılan (mülga; yürürlükten kaldırılan) maddeler:

91, 99, 100, 102, 107, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 120, 122, 145, 156, 157, 162, 163, 164. Anayasadan çıkarılan maddelerin toplamı 21.

 
a45UyF587661-170401162427 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2017/04/01  20:27 2  65  alelma@yahoogroups.com


 


Alimle gezen aziz, cahille gezen zelil olur.

Ehl-i hikmet

Ugursuzluk uc seydedir, at, ev ve kadin.

Buhari 76/53

Soner Yalcin: Nazim ile Deniz i bulusturan Tanya

6 May, 2015


K66XX9Adi, Zoya Anatolyevna Kosmodemyanskaya....

Zoya, yasam demek...

Rusya nin guneyindeki Gavrilovsky de 13 Eylul 1923 te dogdu.

Ortodoks rahipler cikaran bir aileye mensuptu. Dedesi rahip Pyotr Kosmodemyansky, yaptigi muhalefet nedeniyle Bolsevikler tarafindan 1918 de olduruldu.

Babasi Anatoly de teolojik okudu ama mezun olmadi; cunku aile Sibirya ya tasindi. Babasi kutuphaneci oldu. Annesi Lyubov ogretmendi.

Aile 1930 da Moskova ya dondu.

Zoya, okul caginda kitaplara duskun oldu; edebiyati cok sevdi. Tolstoy, Puskin, Lermontov gibi Rus edebiyatcilar ve Cervantes, Dickens, Goethe, Shakespeare, Moliere okudu. Okuduklari hakkindaki dusunceleri defterine yazdi: Shakespeare in trajedilerinde bir kahramanin olumune her zaman yuksek ahlaki bir zafer eslik ediyor.

Genc yasinda Beethoven ve Caykovski dinledi.

Sovyetler Birligi Komunist Parti genclik orgutu Komsomol a katildi.

Hitler, 22 Haziran 1941 de Barbarossa Harekati emrini verip, Naziler Sovyetler Birligi ni isgale baslayinca, genc Zoya gonullu olarak askere yazildi. Annesi vazgecirmeye calisti, dinlemedi: Dusman bu kadar yakinken baska ne yapabiliriz?

Isgal altindaki bolgelerde olusturulan duzensiz askeri guclere katildi; yani Partizan oldu; Tanya kod adini aldi.

Tarih:27 Kasim1941.

Zoya/ Tanya , bir Alman suvari alayinin konuslu oldugu Petrischevo koyunu yakmak icin emir aldi. At ahirlari ve evleri atese vermeyi basardi. Ancak, bir Rus isbirlikcisinin ihbariyla yakalandi. Gece boyunca yapilan iskence ve tecavuze ragmen konusmadi. Ertesi sabah ilce merkezine goturuldu ve idam edildi. Gulumseyerek ciktigi sehbasinda son sozleri su oldu:

Yoldaslar! Neden bu kadar kasvetlisiniz? Olmek icin korkmuyorum! Halkim adina olecegim icin mutluyum!

Sovyetler Ordusu Ocak 1942 de bu topraklari ele gecirene kadar, Zoya/ Tanya idam sehbasinda asili kaldi...


Yurtseverlik aski


Yil, 1945...

Nazim Hikmet, Bursa Cezaevi nde...

Tolstoy un Savas ve Baris cevirisini yeni tamamlamis; La Fontaine den Masallar cevirisi uzerinde calisiyordu. Elle yazmak cok zamanini aliyordu; cezaevindeki dokumadan kazandigi parayla ikinci el daktilo aldi.

Saglik sorunlari vardi.

Ama... Cok mutluydu; kasvet gunleri bitmisti; Naziler savasi kaybetmisti.

O gunlerde yazdi; Tanya siirini...

Tanya, Bursa Cezaevi nde karsimda resmin,

Bursa Cezaevi nde.

Belki duymamisindir bile Bursa nin adini.

Bursa m yesil ve yumusak bir memlekettir.

Bursa Cezaevi nde karsimda resmin.

Sene 1941 degil artik sene 1945.

Moskova kapilarinda degil artik

Berlin kapilarinda dovusuyor seninkiler,

bizimkiler,

butun namuslu dunyaninkiler.

Tanya,

senin memleketini sevdigin kadar

ben de seviyorum memleketimi,

Seni astilar memleketini sevdigin icin,

ben memleketimi sevdigim icin hapisteyim.

Ama ben yasiyorum,

ama sen oldun.

Sen coktan dunyada yoksun,

zaten ne kadar az kaldin orda:

on sekiz senecik.

Doyamadin gunesin sicakligina bile.

Tanya,

sen asilan partizan,

ben hapiste sair.

Sen kizim, sen yoldasim.

Resminin ustune egiliyor basim:

kaslarin incecik,

gozlerin badem gibi,

ama renklerini fotograftan anlamam mumkun degil.

Fakat yazildigina gore,

koyu kestaneymisler.

Bu renkte gozler cok cikar benim memleketimde de.

Tanya,

saclarin ne kadar kisa kesilmis,

oglum Memet inkilerden farki yok.

Alnin ne kadar genis, ay isigi gibi,

rahatlik, ve ruya veriyor insanin icine.

Yuzun ince uzun, kulaklarin buyucek biraz.

Henuz cocuk boynu boynun:

henuz hicbir erkek kolu sarilmamis anliyor insan...

Nazim in siiri yillar sonra bir devrimcinin agzindan hic dusmeyecekti...


Deniz in sevdigi


Tarih: 9 Ekim 1971.

Deniz Gezmis, Huseyin ve Yusuf Aslan, Ankara $ikiyonetim Komutanligi 1 No lu Mahkemesi tarafindan idama mahkum edildi.

Deniz ve Yusuf 25; Huseyin 23 yasindaydi.

O gunlerde....

Kimi zaman Deniz in sesi duyulurdu; Ankara Mamak Cezaevi nde...

En sevdigi siir Tanya yi soyluyordu.

Bilirdi arkadaslari; Deniz in Tanya yi ezbere bildigini ve her firsatta hadi Deniz, Tanya yi soylesene derlerdi. O da hep soylerdi gur sesiyle...

Idamdan iki gun once...

Deniz, Yusuf ve Huseyin e Mamak Cezaevi ndeki arkadaslariyla helallesme izni cikti.

Koguslari dolastilar; tum devrimcilerle kucaklastilar.

Deniz Gezmis, Tanya yi son kez o gun soyledi:

Sabah oldu Tanya yi giydirdiler...

Gogsune bir de yazi yazdilar:

Partizan.

Koyun alanina kuruldu daragaci.

Atlilar cekmis kilici, halka olmus piyade askeri.

Zorla seyre getirdiler koyluleri.

Iki sandik ust uste, iki makarna sandigi.

Sandiklarin ustune

yagli urgan sallanir,

urganin ucu ilmik.

Partizan kaldirilip cikarildi tahtina.

Partizan,

kollari bagli arkadan

durdu urganin altinda dimdik.

Nazli, uzun boynuna ilmigi gecirdiler...

Tanya seslendi kolhozlulara ilmiginin icinden

- Kardesler, uzulmeyin.

Gun yigitlik gunudur.

Soluk aldirmayin fasistlere,

yakin, yikin, oldurun...

Kolhozlular agliyordu. Cellat cekti ipi.

Boguluyor nazli, boynu kugu kusunun.

Fakat dikildi ayaklarinin ucunda partizan

ve hayata seslendi insan:

- Kardesler

hosca kalin.

Kardesler,

kavga sonuna kadar.

Duyuyorum nal seslerini

geliyor bizimkiler!

Ve... Tarih: 6 Mayis 1972

Tanya siiriyle ozdeslesen Deniz Gezmis, saat 01.25 te idam edildi.

Aradan yillar gecti...

Kimi solcular, yurtseverligin ne oldugu konusunda kafa kari$ikligi yasiyor...

Tanya dan, Nazim dan ve Deniz den utanmiyor...

Yurtseverligin fasistlik oldugunu yaziyorlar.


Sozcu


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/










BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder