13 Eylül 2017 Çarşamba

MEHMET GÜN : ABD YARGISIYLA EGEMENLİK ÇATIŞMASI - ZAFER ÇAĞLAYAN VE 3 KİŞİ HAKKINDA SON DAKİKA TUTUKLAMA KARARI

Biz buna emperyal yani buyurgan devlet diyoruz.
Amerikan devleti diyor ki, benim egemenliğim kendi belirlediğim menfaat alalarının uzandığı her yere kadar uzanır.
İster kabul et ister etme bu böyledir diyor.

Haaa kabul etmezsen ne olur?
Seni haydut devlet ilan ederim, küresel sistemi aleyhine kullanır, sırasıyla yaptırımlara başlarım diyor.
Bana boyun eğeceksin, eşşek gibi boyun eğeceksin diyor.

Pax American, yani Amerikan Barışı bu demektir.
Yani kuralı Amerika koyar, kanunu Amerika yazar.
Kuralı Amerika bozar, kanunu Amerika kaldırır.

Doğal olarak da, kanun koyucu, kanunlarını uygular, denetler.
Dünyanın en büyük bütçesine sahip ABD ordusu işte bunun içindir.
Ve yine dünyanın her yerindeki işbirlikçi hükumetler ve komprador iş adamları da bunun içindir.

Tipik bir ALFA lider ve sürünün diğer avcıları.
Yırtıcı bir sırtlan sürüsünde olduğu gibi doğal olarak büyük pay her zaman ALFA lidere düşer.

Peki İslam alemi, hükumetleri ve halkları bu cangılda nedir?
İslam ülkelerinin hükumetlerin genellikle kralları, diktatörleri, şeyh ve şıhları işbirlikçidir.
İşte bu nedenle emperyalistler bunları çok sever, başkentlerinde ağırlar, yüceltir, onurlandırır.

Bir dönem var olmuş ve tarihe karışmış olan ulusalcı lider ve partileri hep emperyalist oligarklara muhalif olmuştur.
Bu nedenle emperyalistler Araplarında, Türklerin de başka milletlerin de ulusalcılarını, milliyetçilerini, halkçılarını asla sevmez ve nefret eder.
İşte bu nedenle RTE ağzını doldura doldura İLKEL BİR BAASÇILIK diyor, ya da KEMALİZME düşman oluyor.

İslam ülkelerinin büyük zenginleri kompradordur, yani işbirlikçi zengindir.
Bunlar çok uluslu şirketlerin bayileri, distribütörleri, fasoncuları, kendi markaları olmayan, yerel zenginleridir.
Bizde o çok bahsi geçen Anadolu Aslanları ile cumhuriyet tarihinin taa en başlarından bu yana var olan zengin hanedan ailelerin büyük bölümü bu kapsamdadır.
Bunlar büyük orandar o çok uluslu zengin, küresel oligarkların ülkemizdeki alt kadroları, kapitalist işbirlikçileri, ticari ortaklarıdır.

Halkları da kesinlikle ve her zaman bu yağmacı sürünün avıdır.
Belgesellerde izlediğimiz, çaresizce bir sürü oluşturmaya çalışan ve yırtıcı sürüler arasından nehri geçmeye çalışan öküz başlı antilopları gibi.
Bunlar yine o belgesellerdeki çaresiz av hayvanları gibi bir sağdan, bir soldan saldıran, kuşatan yağmacılar karşısında şaşkın, dağınık bir sağa, bir sola, bir oraya bir buraya saçılıp durmaktadır.

Genelde sürüden kopan, kopartılan, ayrılanlar yem olmaktadır.

Esasen yağmacıların taktiği vahşiş yaşamda olanın birebir aynısıdır.
Sürüyü bölmek, dağıtmak, hasta, yaşlı, yavru, güçsüz olanların üzerine çullanmak.
Tek yakaladıklarını ısrarla takip etmek.
Tek yakaladıklarına topluca saldırmak, bunaltmak, bezdirmek, yormak.
Sürünün kalanını rahat bırakıp onlarda emniyet hissi yaratmak.

Biz buna SALAM POLİTİKASI diyoruz.

Türkiye'de AKP önderliğinde RTE'nın yaptığı şey aynen budur.
Toplumun kesimlerini tek tek toplumdan koparmak, toplumdan ayırmak, topluma şikayet etmek, suçlu göstermek, sonra bütün araçlar ile üzerine çullanmak.
Alabildiğini aldıktan sonra toplumun bir başka kesiminin üzerine çullanmak.
Bu şekilde toplumu SALAM DİLİMLERİ gibii dilim dilim doğrayarak tüketmek.

Bakın şimdi herkes BANAN DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN diyor.
Taa ki, yılan kendine dokunana kadar kimsenin sesi çıkmıyor.
Ama yılan illa ki, herkese dokunuyor.
Ve işte o zaman yaygara başlıyor.

Oraj POYRAZ ( 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA      


MEHMET GÜN : ABD YARGISIYLA EGEMENLİK ÇATIŞMASI

@avukatmehmetgun

Türkiye egemen bir devlettir. ABD'nin İran'a ambargosu Türkiye'yi ve ülkemizin güzide Halk Bankasını elbette bağlamaz. Peki o zaman ABD yargısı bankanın ve yetkililerinin eylemlerini nasıl soruşturabiliyor?

Türkiye egemenliğini ve yargı yetkisini ülke sınırları içerisinde ve kendi vatandaşları ile sınırlayarak kullanmaya özen gösterir. Buna karşın ABD, yargı yetkisini kendi sınırları dışında da kullanarak egemenli sahasını genişletir.

ABD, kendi ülkesi dışında ve başka ülke vatandaşları tarafından işlenmiş olsa bile menfaatini ihlal edenler üzerinde yargı yetkisi kullanır; yani egemenlik kurar. Eylemin gerçekleştirildiği ülkede hukuka uygun olması veya suç olmaması fark etmez. ABD'nin suç sayması ve kişinin eylemin ABD'nin hukuki bir menfaatini etkileyebileceğini bilmesi yeterlidir. Bu yeni bir tür egemenlik anlayışıdır.

Bu yüzden ABD ile egemenlik çakışması ve de çatışması ortaya çıkar. Sonucunu ise güç ve diğer dengeler belirler. İsviçre'deki eylemleri nedeniyle FİFA görevlilerinin ABD'de tutuklanmaları da bu sebeptendir.

ABD yargısının uzun kolu veya uzak erişimi denilen bu durum yüzünden uluslararası faaliyet gösterenler hem kendi ülkelerinin hem de ABD'nin yasalarına uymaya özen gösterirler.

ABD'nin ayağına basanların ABD'ne ve anlaşmalı olduğu ülkelere seyahat ederken iki kere düşünmeleri iyi olur.



ZAFER ÇAĞLAYAN VE 3 KİŞİ HAKKINDA SON DAKİKA TUTUKLAMA KARARI

ABD'de dün haklarında dava açılan eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan, Genel Müdür Yardımcısı Levent Balkan ve Abdullah Happani hakkında tutuklama kararı çıktı. Karar jüri tarafından da onaylandı.


 http://www.mynet.com/haber/dunya/zafer-caglayan-ve-3-kisi-hakkinda-son-dakika-tutuklama-karari-3242932-1
a45UyF587661-170913143156 Oraj Poyraz At 0raj.p0yraz@neomailbox.net 0raj.p0yraz@neomailbox.net
2017/09/13  15:28 2  65  alelma@yahoogroups.com


 

Sadece $ikici insanlar $ikilir.

Charles Bukowski Sozleri / Heinrich Karl Bukowski / Bilge Sozleri

Risale-i Nur kitaplarinda, Allah tan cok Said-i Nursi, Kur an dan cok Risale-i Nur kitaplari ovulmustur veya $ik $ik bunlardan ovguyle soz edilmistir.
Said-i Nursi, yuceligini Hz.Ali ile Gavs-i Azam in gaybi isaretleriyle aldigini yazmistir.
Risale-i Nur da, Risale-i Nur u okumayanlar cahil diye nitelendirilmistir.
Adeta Hz.Ali yi kendisine Allah tan vahiy getiren bir vahiy melegi gibi ima etmistir.

($ikke-i Tasdik-i Gaybi-116-126) ($ikke-i Tasdik-i Gaybi 12)

EINSTEIN IN KOZMIK DINSEL DUYGUSU

Tum bu dinsel- tiplerde ortak olan Tanri kavrami insanmerkezci karakteridir.
(...) Ama tum bunlarda bulunan dinsel deneyime dair bir ucuncu asama vardir, saf haliyle cok seyrek olmakla birlikte: ona kozmik dinsel duygu adini verecegim.
Bu duyguyu, hic yasamamis birine, ozellikle buna karsilik gelecek Tanri ya iliskin hic insanmerkezci olmayan bir kavrama sahip olmayan birine izah etmek cok zordur.
Kozmik dinsel duyguyu insanlar birbirlerine nasil iletebilirler, hele ki Tanri ya iliskin bir tanim vermiyorsa, bir teoloji ogretisi vermiyorsa?
Bence, sanat ve bilimin en onemli islevi, onu almaya acik olanlar icin, bu duyguyu diriltmek ve canli tutmaktir.
Bu sekilde din ile bilimin iliskisine dair, bilindik olandan cok farkli bir kavrama ulasiyoruz.
Bir kisi konuyu tarihsel olarak ele alsa, bilim ve dinin uzlasmas karsitliklar olarak gormeye baslar.
(...) Ben iddia ediyorum ki kozmik dinsel duygu bilimsel arastirma icin en guclu ve muhtesem gududur.
(...) Bir insana boyle bir gucu kozmik dinsel duygu verebilir.
Bir cagdasim soylemisti, haksiz olmayarak, bizim materyalistik cagimizda ciddi bilimsel arastirmacilar tek en derin dinsel insanlardir.

How can cosmic religious feeling be communicated from one person to another, if it can give rise to no definite notion of a God and no theology?
In my view, it is the most important function of art and science to awaken this feeling and keep it alive in those who are receptive to it.
We thus arrive at a conception of the relation of science to religion very different from the usual one.
When one views the matter historically, one is inclined to look upon science and religion as irreconcilable antagonists.
(...)I maintain that the cosmic religious feeling is the strongest and noblest motive for scientific research.
(...)It is cosmic religious feeling that gives a man such strength.
A contemporary has said, not unjustly, that in this materialistic age of ours the serious scientific workers are the only profoundly religious people.

New York Times Magazine on November 9, 1930 pp 1-4.It has been reprinted in Ideas and Opinions, Crown Publishers, Inc.1954, pp 36 - 40.It also appears in Einstein s book The World as I See It, Philosophical Library, New York, 1949, pp.24 - 28.)


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder