23 Ocak 2020 Perşembe

ÜMİT ZİLELİ: ÇOCUK TECAVÜZCÜSÜ İĞRENÇ YOBAZ!. .




ÜMİT ZİLELİ: ÇOCUK TECAVÜZCÜSÜ İĞRENÇ YOBAZ!. .



Daha birkaç gün önce son yıllarda yüzlercesini binlercesini kahrolarak öğrendiğimiz bir çocuk tecavüzleri haberi daha düştü medyanın gündemine…

İstanbul Ümraniye'de Fıkıh-Der'e ait yatılı ve de kaçak Kuran kursundaki 6 erkek öğrenci cinsel istismar ve tecavüze maruz kaldıklarını belirterek şikayetçi oldu ve iğrenç cerahat patladı!. .

Soruşturma ilerledikçe çocuk sayısı da süratle arttı ve 30'a dayandı!. . Çocukların anlattıkları yürek paralayıcıydı iğrençti… Mesela H. R. Ö isimli çocuk kurs sorumlusu Ömer I. 'nın cinsel bölgesine yakın alanlara mesaj yaptırdığını cinsel organını tutmasını istediğini anlatıyordu.

Cinsel ilişki teklifinde bulunduğunu kabul etmeyince mescit kapısını kilitleyip yalnız ve aç bıraktığını sonunda tecavüz ettiğini söylüyordu…

Bu herif defalarca tecavüz ettiği çocukları başta Hacı Serkan B. olmak üzere diğer kurs hocalarına da sunuyordu!. .

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianame bir parça vicdanı olanlar için yenilir yutulur cinsten değildi… Yukarıda adını verdiğim iki alçakla birlikte en az onlar kadar soysuz Tarık. B. adlı kişi de tutuklandı…

Gazeteci Mustafa Hoş ise tutuklanan isimlerden Ömer I. 'nın Fıkıh Der'in başkanı olduğunu cinsel istismarı başlatan kişi olduğunu diğer kişilere de tecavüz ettirdiğini ve aynı zamanda Memduhat İlim Derneği'nin başkanı olduğunu da işaret ediyordu. Bu iki dernek zaten kardeş gibiydi!. .

Şehvetiye Tarikatı!. .

Şaşırdınız mı? Ben zerre kadar şaşırmadım!. .

Yıllardır bu türden o kadar çok haberle karşılaştık ki yobazın iğrenç yüzünü o denli çok gördük ki şaşıracak hiçbir şey kalmadı!. .

Bu iktidarın önce kaçak Kuran kurslarını adeta serbest bırakması 2013 yılında da bu tür kuruluşların cezadan iyice kurtulmasını sağlayan karar yüzlerce dernek ve Kuran kursunun ülkeyi ahtapot misali sarmasını sağlamıştı…

Gazeteci kardeşim İsmail Saymaz'ın yeni piyasaya çıkan ehvetiye Tarikatı" isimli kitabı bu soysuz yobazların yalnızca erkek çocuklarına kız çocuklarına genç kızlara kadınlara tecavüz etmediklerini insanların beyinlerini de iğfal ettiklerini büyük dolandırıcılıklara örgütlü olarak imza attıklarını da gösteriyor!. .

Örneğin aralarında hakim öğretmen yüksek bürokrat gibi mesleklerden eski milletvekili ve yörenin hatırı sayılır zengin kişilerinin de bulunduğu pek çok kişiyi dini ritüellerle kandırıp milyonlarca dolar dolandırdıkları polis ve mahkeme kayıtlarına geçti!. .

İnanılması gerçekten çok güç ama mesela Hatay bölgesinde pek çok kişinin "Eevinizin altında şu kadar altın dolu küp var. Ancak cinler tarafından korunuyor" diyerek kandırılan pek çok kişi var. Bunlardan toplanan paralar hayal sınırlarını bile zorlayan miktarlara erişiyor!. .

Bu yobaz takımı bir yandan dolandırırken diğer yandan hiç yaşamamış evliyalar adına türbe yaptırıp ardından kendini o türbenin şeyhi ilan edip cinsel istismarlarına da aralıksız devam ediyor!. .

Okurken hayretler içinde kaldığım "Yok artık bu kadar da olmaz" dediğim hikayeler maalesef polis tutanaklarında mahkeme kararlarında yer alıyor!. .

Badeci Şeyh'in sır odası!. .

Saymaz'ın kitabında da anlatılan ancak gazeteci Timur Soykan'ın "Badeci Şeyh'in Sır Odası" kitabında tüm polis tutanakları ile birlikte yer alan "Kırklari Cemaati" hikayesi "yobaz tecavüzlerinin" iğrençlik zirvelerinden birisini oluşturuyor!. .

Bursa Emniyet Müdürlüğü'ne 9 Haziran 2011 günü gelen bir ihbarda arayan kişi şöyle diyordu:

Kırklari Cemaati Şeyhi Uğur Hoca kız çocuklarına Kuran öğretme bahanesi ile cinsel istismarda bulunuyor. Şu anda da içeride kız çocukları var… Mahalleli hocayı linç edecek!"

Polis belirlenen adresi bastı ve ortaya inanılmaz bir "tecavüzler serisi" çıktı!. . "

Uğur korunmaz yıllardır yüzlerce müridiyle her türden ilişkiye girmişti. En önemli iki başlık ise "Badelenme" ve "Tabi olmak" idi… Badelenme şeyhin organını emmek tabi olmak ise ters ilişkiye girmek anlamına geliyordu…

Tüm sapkınlıklar anahtarı yalnızca Şeyh de bulunan "Sır Odası" adı takılan yerde gerçekleşiyordu. . Bu herifin yaptıklarının ayırdına varıp şikayette bulunan çok sayıda kişi olduğu gibi bir o kadar da her şeye karşın bağlılığını en üst derecede sürdüren müritler vardı!. . İşte müritlerden bazılarının polis ifadeleri:

Şeyh tarafından badelenen ve ters ilişkiye girerek tabi olan Mesut K: Her şey benim isteğimle gerçekleşti. Karım Hoca ile cinsel ilişkiye girmek istese memnun olurum…

Sır Odası kapısında bekçilik yaptığı iddia edilen mürit: Zikir esnasında yanma mertebesine geldikten sonra "cezbelenme" oluyor. Bende böyle bir halde kendi rızam ile badelendim. Eşimi de götürmek istedim ama gelmedi…

-Bir mürit: Bu şahsa iman ettim… Badelenme bize göre ilahi aşktır…

Örnek o kadar çok ki; gelin bir de Şeyh denilen herifin ifadesine bakalım:

Ben ilişkiye girmezsem cezbelenen mürit deli durumuna gelir…

-Benim şeyhim Hasan Burkay Efendi de beni badeledi…

Müritler bu Şeyh denilen sapığa çocuklarını eşlerini nişanlılarını kardeşlerini dahi getirdiler!. . Yerel mahkeme ilk verdiği karar Yargıtay tarafından bozulduktan sonra ikinci yargılamada Şeyh Efendiyi 188 yıl ağır hapse mahkum etti!. . Mahkeme kararında şöyle bir cümle dikkat çekiyordu:

Orta zekadaki bir insan karşı koyardı!. .

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/umit-zileli/cocuk-tecavuzcusu-igrenc-yobaz-5319343/



- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Okul sayesinde okulun verecegi ilim ve fen sayesindedir ki Turk milleti Turk sanati Turk iktisadiyati Turk siir ve edebiyati butun guzellikleriyle gelisir.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

- - - - - - - - - - - - -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

39. EVRENIN DUZENI DE BIR ALLAH'IN VARLIGINI KANITLAMAZ

Bir Allah'a tapanlar, butun evrenin duzeninde onu yoneten akilli ve hakim bir zatin varligini reddetmenin olanaksiz oldugunu sanirlar. Ancak bu duzen, bize bazen elverisli bazen zararli olan etkenler ya da durumun zorunlu olarak ortaya cikardigi hareketlerin, cereyanlarin zorunlu sonucundan baska bir sey degildir. Bu etken ve durumlarin bazilarini iyi bulur, bazilarindan sikayet ederiz.

Doga, hep ayni yolu izler, yani ayni etkenler ayni eserler meydana getirir. Oteki etkenler birinci etkenleri baska turlu etkide bulunmaya zorlamadikca, bu eserlerin eylemini bozmadikca, ayni etkenler ayni eserler olusturmaya devam eder. Eserlerini hissettigimiz etkenler, eylemlerinde ya da hareketlerinde bize mechul oldugundan, daha az olagan ve zorunlu olmayan etkenlerin etkisiyle bozulunca, saskinlik icinde kaliyor, "iste mucize!" diye bagiriyoruz ve bunlari, gozlerimizin onunde hareket eden butun etkenlerden daha az bilinen etkenlere mal ediyoruz.

Evren hep duzen icindedir, onun icin karisiklik, ihtilal olmaz. Bozuklugundan sikayet ettigimiz zaman, yalniz bizim kendi makinemizde bozukluk vardir. Cisimler, etkenler, bu dunyanin kapsadigi varliklar, eserlerini ister uygun bulalim, ister bulmayalim, birbirleri uzerine tanigi oldugumuz bicimde, zorunlu ve gerekli olarak eylemde ve etkide bulunurlar. Depremler, volkanlar, su baskinlari, bulasici ve salgin hastaliklar, kitlik, kuraklik, agir cisimlerin dusmesi, irmaklarin akmasi, ruzgarlarin esmesi, bereketli yagmurlar, Allah'in lutfuna, verdigi nimetlerinden dolayi minnettarlik duymamizi gerektiren hayirli eserler kadar zorunludur ve evrenin duzenli eserlerindendir.

Dunyada bir duzenin egemen olmasini gorerek saskinliga dusmek, ayni etkenlerin ayni eserler olusturduguna sasmak demektir. Insanin bir duzensizlik gorunce rahatsiz olmasi, etkenlerin eylem tarzi ve etkileri degisince ya da bozulunca, eserlerin artik ayni eserler olamayacagini unutmaktir. Dogada bir duzen, bir intizam gorulunce bundan saskinliga dusmek, bir seyin var olabilecegine sasmaktir; bizzat kendi kendisinin varligina sasirmis olmaktir. Bir mevcut icin duzen olan, diger bir mevcut icin duzensizliktir, biri icin huzur ve guvenlik olan, baskasi icin izdirap ve karisikliktir. Engel ve cezayla karsilasmaksizin her seyi karistirabildikleri zaman zararli olan yaratiklar, her seyi yolunda, her seyi duzenli bulurlar. Kotuluk yaparken rahatsiz edildiklerinde, muzirlar ve kotuler, tersine, her seyi karisiklik ve duzensizlik icinde gorurler.

Doganin yaraticisi ve hareket ettiricisinin Allah oldugu varsayilsa, yine, Allah icin dogada hicbir duzensizlik, hicbir karisiklik mevcut olmazdi. Yapacagi etkilerin tumu, Allah'in bunlara verecegi ozelliklere, iceriklere ve zorlamalara gore, eylemi yerine getirmeleri zorunlu olmaz miydi? Eger esyanin akisi aliskanligini degistirseydi, "sunnetullah" (Allah'in koydugu duzen), "degismez" olmazdi. Allah'in varliginin, zekasinin, kudretinin ve iyiliginin en inandirici kaniti sayilan dunya duzeni yalanlanirdi. Allah'in varligindan kuskuya dusulurdu ya da en azindan, Allah sebatsizlikla, acizlikle ve esyayi ilk duzenlemesi sirasindaki sezgi ve beceri eksikligiyle suclanirdi. Yaptigi, hazirladigi ya da eylem ve harekete gecirdigi unsurlari, araclari secmekte aldanmis olmakla Allah'i suclamakta, insan hakli olurdu. Eger dunyanin duzeni tanrisallik sifatini, gucunu ve sezgisini kanitlasaydi, duzensizlik de tanrisalligin zaafini, kararsizligini, alikligini kanitlardi.

Diyorsunuz ki; "Allah her tarafta vardir, onsuz hicbir sey yapilmaz, onsuz bir sinek bile kanadini kipirdatamaz, her seyi genisligiyle doldurur, Allah hareket ettirici olmasa madde hicbir eylem ve etki yapamaz. " Ancak bu durumda, teslim ediyorsunuz ki, Allahiniz karisiklik etkenidir, dogayi bozan odur, karisikligin babasidir. Insanda da vardir ve insan gunah islediginde insani kiskirtan odur! Eger Allah her yerde mevcut ise, Allah bendedir, benimle eylem yapar, benimle birlikte aldanir, benimle birlikte Allah'i gucendirir, benimle birlikte Allah'in varligini reddeder ve bir Allah'in varligi fikrini curutur. Ey dinciler, ey tanribilimciler! Allah'tan soz ettiginiz zaman ne yaptiginizin, ne soylediginizin farkinda olmuyorsunuz.

- - - - - - - - - - - - -
Insan insana nasil hukmeder, Winston?
Winston, biraz dusunup, Aci cektirerek, dedi.

George Orwell1984

- - - - - - - - - - - - -
New York Universitesi'ndeki ilk yilimda, metafizik dersinin finalinde kopya cektigim icin okuldan atilmistim.

Oysaki yanimdaki cocugun ruhuna bakiyordum.
PAINE,THOMAS (1737-1809) Ingiltere dogumlu ABD'li siyaset felsefecisi.
Ateistin Kutsal Kitabi - Aforizmalar - Derleyen Joan Konner

- - - - - - - - - - - - -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder