8 Ekim 2012 Pazartesi

Re: [Ozgur_Gundem] Fw: Tarih sayfalarindan yok edilen M. Kemal yenilgisi

Dalakça bi iş.
Daha ağır konuşmak isterdim, ama terbiyem elvermiyor.
Neymiş efendim, Atatürk bir savaşta mağlup olmuş.
Tebrikler, büyük bir keşif yaptınız, büyük başarı gösterdiniz, ne kadar sevinseniz azdır.

Ömrü savaş meydanlarında geçmiş bir askeri, bir cephede yenilmiş bir orduda görev almış olmakla suçluyorlar.
Mesel oysa Atatürkün parçalanmakta olan koca bir impartorluğu yenildiği her cephede görev aldığını da bilmek gerekiyor.

Osmanlının yıkımı sırasında kazanlımış bir iki zafer var, Çanakkale bunlardan biri işte.
Yıllardır kaybedilmiş yüzlerce savaş arasında kazanılmış olan birkaç savaşın şerefini yaşıyoruz.

Osmanlı orduları yenilmişler, hem de hemen her cephede.
Suriye'de, Sina Çöllerinde, Yemen'de, Libya'da, Kafkaslar ve Balkanlarda.
Özellikle Balkanlarda ki yenilgiyi tarihçiler tarihte böyle bir yenilgi görülmemiştir diye anlatır.
Osmanlı, yenilmiş ki, parçalanmış, varlığını sürdürememiş.

Peki ya ne yapmak lazım?
Sevincimizden zil takıp oynamak mı lazım?
Yenilmiş Osmanlı ordularının şerefiyle savaşmış, can vermiş şehitlerine bakıp dalgamızı mı geçmeliyiz.
O yenilgilerin gazilerine it, kopuk muamelesi mi yapmalıyız?

Şimdi çoktaaan ölmüş, ve cesedi dahi kokmaya başlamış olan bu devletin cenazesini kaldırdı, yerine taze bir devlet kurdu diye bir lideri kaybedilmiş savaşların mesulü yapmak, onun hatırasını zedelemeye çalışmak.
Bir Osmanlı subayı, paşası olarak girdiği savaşlarda görülen yenilgiler üzerinde gagalamaya çalışmak.
Ayıptır, nankörlüktür, rezilliktir.

Bu ülkede hemen her şehirde bir Gazi Osman Paşa semti vardır, okulu, caddesi vardır.
Neden?
Gazi Osman Paşa bir büyük zafere mi imza atmıştır?
Hayır, ağır bir yenilgiyle de sonuçlansa, şerefiyle, şanıyla savaştığı için millete onur vermiştir.
Haydi bakalım o şaşı beyninizle Gazi Osman Paşa'yı da gagalayın.
Sonuçta o da bir büyük savaşı kaybetmedi mi?
Savaş aynen futbola benzer, uzun soluklu bir lig gibidir.
Hep kazanmaya oynarsınız.
Hep rakiplerinizden daha iyi olmanız gerekir.
Bazen yenilirsiniz, bir sonraki maça hazırlanırsınız.
Önemli olan ligi şampiyon olarak bitirmektir.
Bazen de şampiyon olamazsınız.
O zaman da ezilmeden, iyi futbol oynayarak geldiğiniz bu noktanın keyfini çıkarırsınız.
Böyledir işte.

Peki ya sizler, vatan için ne yaptınız.
Taa Amerikalardan bozgunculuk yapmaktan başka.
Halen ülkeyi savunmak için can alıp can vermekten başka kabahati olmayanları gagalayıp durmaktan başka ne yaptınız?
ABD menfaatlerinin avukatlığından başka elinizde ne var?

Hafız Esat despotmuş, Saddam Hüseyin diktatörmüş, Kaddafi bir haydut devletin lideriymiş.
Bütün bunlar sizin de ekmeğini yediğiniz küresel haydutun sözleri, onun lafları değil mi?
Şimdi ne oldu?
Irak, Libya, Mısır, Suriye sizin de onay verdiğiniz entrikaların sonucunda kan bataklığına dönmedi mi?
Ne oldu demokrasi ihracı fantazilerine?
Peki, Yemen, Ürdün, Suudi Arabistan daha mı demokrat?
Bırakın artık palavraları.
Siz ABD denilen küresel haydutun suç ortaklarısınız.
Siz küresel bir zülmün fanatik seyircileri, holiganlarısınız.

Atatürk bir savaşta mağlup olmuş.
Ya siz ne yaptınız?

Devam edin, tuttuğuz yolda devam edin, ülke parçalansın, içsavaş yaşasın, komşu ülkelerle savaşa tutuşsun, güneyinde savaşırken kuzeyinden baskın yesin, BM ve süper güçler bütün bu savaşlara müdahil olsun, yüzbinlerce değil, milyonlarca Türk, Kürt, Arap ölsün.
Savaşacak orduları komutansız kalsın, savaşma azmi kırılsın, orduyla polis birbiriyle çatışsın, halk çaresiz ortada kalsın.
Siz de poponuza kına yakın.

Saygılar. Oraj POYRAZ






On 08.10.2012 09:00, ZEKI SAHIN wrote:
 
Olur mu? Bir "Esatir" için bunlar yazılır mı?
 
Resmen vatana ihanet (!) ve istiklal mahkemesinde yargılama yapılsa; "öncelikle idamlarına, bilahare muhakemesine" cinsinden bir muamele lazım gelir.
 
Hele bir de tüm Suriye ve Irak'ı boşalttırarark, "Toros Dağlarına kadar geri çekilme" dahiyane (!) stratejisini de kurcalamaya kalkmayın sakın.......
 
Karıştırmayın işin o taraflarını!!!!!!!.....
 
Sonra sıra Albay İsmet'in fuzulen Paşa yapılmasına ve Milli Kuvvetlerin dağıtılmasına kadar gider bu iş..... 
 
Keyfinize bakın..... Birşeyleri kurcalamayın sakın......
 
Zaten 18 yaşında yasama üyeleri de geliyor...... Torunlar..... tosunlar......
 
Ne gerek var tahsile.........bilgiye...... ve hele tecrübeye........... Hepsi gereksiz (!) meşakkat bunların......
 
"Falan zatın sülbündendir" olması yetmiyor mu?.........Hele bir de uydurma "seyyid" veya "şerif"  de olursa....
 
Sizi fesatlar (!) sizi...........
 
Ha sahi!..........Bu 18 yaş meselesine kimseden bir "tık" yok!....... Neden?.....
 
Çünkü Milleti ilgilendiriyor.
 
Halbuki bu "etki ajanlarının" görevi halkı lüzumsuz şeylerle meşgul etmek, kafasını karıştırmak, sağlıklı düşünmesini engellemek, dinine, milli değerlerine sövmek ve sövdürmek, "maaşlı - paralı asker" oldukları için, çanağını yaladıkları sistemi, eleştiriyor gibi yaparaktan..... çaktırmadan sürdürmek....................
 
Hak-hukuk-adalet mi?  Sahi!.... Neydi onlar?....

----- Forwarded Message -----
From: "gtiecer@aol.com" <gtiecer@aol.com>
To: flturk@yahoogroups.com
Sent: Sunday, October 7, 2012 12:50 PM
Subject: Tarih sayfalarindan yok edilen M. Kemal yenilgisi

Mustafa Kemal'in hayatından yazılmayan bir sayfa

  Bugün İnkılap Tarihi kitaplarında ya düpedüz atlanan ya da üstü örtülen bir olayı gündeme getireceğim. Balkan Savaşı'nda Binbaşı Mustafa Kemal'in kurmay başkanı olduğu Bolayır'daki Mürettep Kuvvetlerin Bulgarlar karşısında aldığı o hezimetten söz ediyorum. Duymadınızsa şaşmayın. Zira maalesef resmi tarih kitaplarında okuyamazsınız. Sansür lodosu hâlâ etkisini yitirmedi ki!

Atatürk zamanında çıkan "Tarih III" adlı ders kitabında savaştan dahi söz edilmez (s. 145).
Son yıllarda yazılan en geniş kapsamlı Atatürk biyografilerinden (tam 1.210 sayfa) Erol Mütercimler'in "Fikrimizin Rehberi"nde (Alfa: 2009, s. 229) Mustafa Kemal'in Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanlığı'na getirildiği belirtildikten sonra birdenbire Balkan Savaşı'nın kaybından kimin sorumlu olduğu bahsine geçilmesi dikkat çekicidir. Harp Akademileri'nde tarih hocalığı yapmış olan Celal Erikan'ın "Komutan Atatürk" kitabında Mustafa Kemal'in kurmay başkanı olduğu 10. Kolordu'nun bozguna uğradığı kabul edilirse de, kabahat Hurşid Paşa ve Enver Bey'e yüklenir. Onlar "düzenlemede yapılan bir yanılgı sonucu taşıtları geç getirttiğinden" ve harekâtın "birleşik bir komutaya bağlanmaması yüzünden" emekler boşa çıkmıştır (İş Bankası: 2006, s. 94).

Ancak Erikan ilginç bir not ekliyor ve Atatürk'ün Selanik'teyken Batı Trakya'dan bir kolordu kaydırarak Ergene ırmağında toplanacak orduyla Bulgarlara saldırmayı düşündüğünü, bunun dışındaki bölgelerde 'kesin sonuçlu savaşlara girişmeyi düşünmediğini' yazıyor. Oysa elimizde 17/18 Şubat 1913 tarihli Fethi (Okyar) Bey ile birlikte Mahmut Şevket Paşa'ya yazdıkları bir uyarı mektubu var. Mektupta Binbaşı M. Kemal Çatalca'dan Bulgarlara şiddetle taarruz emri verilmesi gerektiğini söylüyor, dahası, taarruzun bir an dahi ertelenmesinin doğru olmadığında ısrar ediyor (Atatürk'ün Bütün Eserleri 1, s. 147-9).

Görüldüğü gibi resmi metinler tarihi örtme harekâtının parçası olmakta yarışıyor. Bütün başarısızlıklar başkalarına, başarılar tek bir kişiye.
Madde 1) Patron haklıdır,
Madde 2) Haksız göründüğü durumlarda 1. madde uygulanır!

Nitekim geçenlerde vefat eden Altan Deliorman, "Mustafa Kemal Balkanlarda" (1957) adlı kitabında M. Kemal'in Bolayır'daki başarısızlığın sebebini, Enver Paşa'nın harekât emrini bir gün önce vermesinde bulduğunu yazabiliyordu!

Peki işin aslı nedir?

Neyse ki burada Fahrettin Altay'ın anıları imdadımıza yetişiyor. Şöyle yazıyor Altay: "Plana göre her iki kolordu aynı günde hareket edecekler idiyse de Bolayır Kolordusu bir gün önce saldırıya başlamıştı. Bu yüzden meydana gelen aksaklık bu kolordunun muvaffakiyetsizliğine sebep olmuştu" (10 Yıl Savaş ve Ötesi, 2008, s. 64).

Neymiş? Olayın tanıklarından Fahrettin Altay'a göre yanlış hareketin sebebi, Mustafa Kemal'in kurmay başkanı olduğu 10. Kolordu'nun planlanandan bir gün önce hücuma geçmesiymiş. Buna göre, erken hücum emrini veren Enver Bey değil, Mustafa Kemal'dir.

Örtme harekâtının sisleri ağır ağır dağılırken, yabancı kaynaklara da bakmak geliyor aklımıza. Onlar ne diyor acaba?

Lord Kinross Bolayır'da "feci bir yenilgi" yaşandığını, Edirne'nin bu yüzden düştüğünü yazar (Atatürk, 1970, s. 99).

Bir başka "Atatürk" kitabı yazarı Andrew Mango çok daha ayrıntılı olarak ele alır Bolayır taarruzunu. Ona göre 10. Kolordu, Enver Paşa'nın çıkarma gemilerinin denize açıldığı bilgisini doğrulamadan harekete geçtiği için başarısız olmuştu. Yani bir koordinasyonsuzluk vardı ama bunun sorumlusu Enver Paşa değildi (Londra, 2002, s. 118).

Yolculuğumuza araştırmaya dayalı iki eserle devam edelim. General Fahri Belen "XX. Yüzyılda Osmanlı Devleti" adlı kitabında gecikti denilen çıkarma gemilerinin sabah saat 10.45'te Şarköy sahiline geldiklerini ama bu sırada Bolayır'daki kuvvetlerin perişan olup kaçıştıklarını yazar (1973, s. 164-5).

En geniş bilgiyi ise Balkan Savaşı uzmanı olan Richard C. Hall verir. Onun yazdıklarına göre Gelibolu'daki savaşta ilk anda Osmanlı birlikleri ilerlemiş ve Bulgarları geriye atmışlardı ama yoğun Bulgar ateşi karşısında dağılıp geri çekilmişlerdi. "Osmanlı kayıpları felaket düzeydeydi" diye yazıyor Hall. "Yaklaşık 6 bin ölünün yanı sıra 18 bin yaralı vardı. Bulgar kayıpları ise 114 ölü ve 416 yaralıydı" (Balkan Savaşları, Homer: 2003, s. 108).

Bu tam anlamıyla bir hezimet bilançosudur. 8 Şubat 1913 günü Bulgar ölü ve yaralılarına kıyasla 50 kattan fazla şehit ve gazimiz vardır.

Peki birisinin şu soruyu açıklaması gerekmez mi? Acaba Türk ordusu hangi tarihte düşmandan 50 kat fazla ölü ve yaralı vererek savaş meydanından ayrılmıştı? Tabii Mahmud Şevket Paşa'ya 'Bir an önce taarruz edilmeli' diye "uyarı mektubu" yazan Fethi ve Mustafa Kemal beylerin Cumhuriyet devrinde "kurucu babalar" olmaları, kaçınılmaz olarak onların yenilgisinin üzerini örtmeyi getirecekti.

İnkılap tarihçiliğinde "örtme harekâtı" dediğim stratejinin emir hali şu: Açamıyorsan örteceksin!
07 Ekim 2012, Pazar


__._,_.___
Reply via web post Reply to sender Reply to group Start a New Topic Messages in this topic (1)
Recent Activity:
Guruptan ayr&#305;lmak i�in, a&#351;a&#287;&#305;daki adrese bo&#351; bir eposta g�nderin:
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
.

__,_._,___


--
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur.

Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/

Birileri ile karsilasma ihtimalin, gorunmek istemedigin zaman en ust duzeydedir.

Murphy Kanunlari

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder