| Sayın Cesuryorum, Öncelikle ben bir ulusalcıyım, diğer bir değişle milliyetçiyim. Ulusalcılık olarak ortaya atılan yeni kavramın milliyetçiliğin karalanması için yaratıldığını düşünüyorum. Ulusundan yana olmamak mümkün olabilir mi? Ya da dünyaya kendi ulusunun hak ve menfaatlerini göz ardı ederek bakmak mümkün olabilir mi? Öte yanda ulusçuluk Kemalizmin temel prensiplerinden biridir. Aslında ulusalcılık diye birşey de yoktur. Palavradır. Bu temel bir psikolojik harekat yöntemidir. Kavramlar bozulur, içi boşaltılır, kelimeler estetilir, anlamlar bozulur. Akçakaleye düşen top mermisine gelince. Birilerinin hükümeti tahrik etmesi diye birşey yok. Bu noktada Suriye'nin hükümet güçleri ya da isyancılar farklı gerekçelerle Türkiye'ye top mermisi düşürebilir. Sorun bizim stratejik derinlikli düşişleri politikamızla olayları bu noktaya taşımış olmamızdır. Halk nazarında savaş için bir gerekçe yaratma durumu söz konusu olabilir, ya da isyancılarla yapılan çatışmalarda kazaen top mermisi düşebilir. Unutmayın çatışmalar sınırımızdan birkaç kilometre ileride olmaktadır. Dikkatinizi çekerim son bir hafta içinde gerek Avrupa Topluluğu yetkilileri, gerek Fransa Dışişleri bakanı, ABD yetkilileri, Rus yetkilileri, hatta İran sözcüsü hep aynı şeyleri söyledi.
Aslında herşey çok açık. Muhtemelen Putin'in ziyaretine kadar herşey bıçak sırtında gidecek. Herşey hassas dengelere bağlı. Irak merkezi devleti Kürt federe devletine karşı tedbirler almaktadır. Irak'ın Arap askeri güçleri Kürt askeri güçleriyle hem güneyde hem de Suriye Kürtleriyle irtibatını bölecek şekilde bir cephe üzerinde tetikte beklemektedir. Merkezi yönetim aslında Kürt bölgesini eskisi gibi yeniden egemenliği altına almayı hesaplamaktadır. Barzani yönetimi bu konuda hem Türk hükümetinden, hem de İsrail hükümetinden destek görmektedir. Her iki kesim de farklı kanallardan acil şekilde silahlanmaktadır. Bir zamanlar düşman gördükleri Türk üsleri artık Kürtlerin varlığını arzu ettikleri ve hatta işbirliği yaptığı yığınaklardır. Tam tersine bir zamanlar merkezi Arap idaresinin istediği üsler artık istenmemekte ve ülkemize bu üslerin boşaltılması için nota verilmiştir. Çünkü üslerimiz muhtemel çatışmalarda artık merkezi Arap hükümetinin hasmı olarak görülmektedir. | Aynı zamanda T.C. Tarihinde güneydoğu bölgemize en büyük yığınak yapılmıştır. Hemen her ilçede bir tugay konuşlandırılmıştır. Bu yığınak hem kalkışmaya yeltenecek yerli Kürtlerimizi tepelemek, hem de Irak ve Suriye'ye müdahale için yapılmıştır. Hükümetimiz dış Kürtleri himaye etmek adına böyle bir çatışmada müdahil olmanın hazırlığı içindedir. Netekim çıkartılan son tezkere zaman ve alan açısından sınırsızdır. Aynı tezkere aynı zamanda Irak için de kullanılabilir özelliktedir, ve bu özellikle böyle yapılmıştır. Suriye Sünni Arap bölgelerinden hakimiyetini tesis etmiştir, sıra sınır bölgelerine ve Kürt bölgelerine gelmiştir. Eğer kimseler müdahale etmezse, önümüzdeki on günler içinde buralarda da hakimiyetini tesis edecektir. Elbette, hem Irak'da, hem Suriye'de merkezi yönetimler otoritelerini tesis ettiğinde kalkışma yapan halkları cezalandıracaktır. İşte bu nedenle Apo Suriye için, özel olarak 15bin kişilik bir silahlı gücün acilen oluşturulmasını istemiştir. Bugün basına düşen haberlere göre İsrail'de seferberlik hazırlıklarına başlamıştır. ABD artık aktif savaşa girmeyecektir. Bu durum ABD seçimleri sonuçlanana kadar böyle sürecektir. Gerçekte hem İsrail hem ABD Türkiye'nin Kürt'lerin hak ve menfaatleri için her iki ülkede de müdahil olmasını istemektedir. Bizim maceraperestlerimizin maçası sıkarsa Türkiye ve İsrail beraberce ABD desteğiyle hem Irak, hem de Suriye'ye müdahale hazırlığı içindedir. Dünya liderleri bunu fark etmiştir. Bunu önlemek için demeç üstüne demeç gelmektedir. T.Erdoğan ise neredeyse ülser olmak üzeredir. Putin ziyaretine kadar top çevirmeye çalışacağını düşünüyorum. Hükümetin içine düştüğü diplomatik ve siyasi çıkmazdan Putin eliyle çıkmayı umut ettiğini düşünüyorum. Bu nedenle basına Putin ziyaretiyle ilgili beklentiler pompalanmaktadır. Eğer, Putin bu konuda hazırlıklı gelirse hükümetimiz Suriye konusunda ortak bir iradeyle yeni bir açılım yapacaktır. Böylece, herkesi mutlu edencek bir çözüme ulaşmayı çaresizce umut etmektedir. Halen hükümetin teoride müdaheleyi konuşsa da buna cesaret etmekte zorlanmaktadır. Hükümetin ve cemaatin ipini elinde tutan güçler her iki kesimi ağır şekilde baskı altına almıştır. Bunları eğer yaramazlık yaparlarsa, son ayıklamalarla büyük oranda NATO'cu olduğu varsayılan TSK'ya vermekle tehdit edilmektedirler. Olaylar giderek bir kırılma noktasına doğru ilerlemektedir. Arzum, ve düşüncem, asker, sivil, haklı, haksız, yasal ve yasal olmayan yerli bütün aktörlerin dış güçlerin manüplasyonlarına karşı bir araya gelmesi, yeni ve iyi bir pazarlıkla uzlaşmasıdır. Halen hep beraber içine düştükleri "gulampara sarmasından" elbirliğiyle çıkmalarıdır. Aksi halde vay Türk, Kürt ve Arap milletlerinin haline. Saygılar. Oraj POYRAZ |
On 10.10.2012 09:43, Cesuryorum ... wrote:
Akçakale'ye düşen top mermisini nasıl yorumlamalıyız?
Ulusalcı kesimler bu olayın Türkiye'nin savaşa girmesi için yapılan bir provokasyon olduğunu iddia ediyorlar.
Ulusalcı kesimler en iyi ihtimalle olan biteni doğru değerlendirmiyorlar.
Hele hele bu provokasyon tezi tam bir komplo teorisine dönüşmüş durumda.
Hatırlarsanız daha Irak savaşı döneminde de bunlar tartışıldı, savaş başlamadan once Kürtlerin ayaklanacağı ortadaydı ve Türk Ordusu'nun Irak'a (ama tek başına ABD ile birlikte değil) girmesi gerekiyordu.
O dönemde de aynı provokasyon sözleri dillendirildi.
Hatta dönemin Genel Kurmay Başkanı Hilmi Bey "ABD ile karşı karşıya gelmek Türkiye için en kötü seçenektir" açıklamasını yapmıştı.
Sonuç ne?
Irak'ın kuzeyinde bir Kürt devleti kuruldu.
Şimdi aynı senaryo tekrarlanıyor.
Amerika'nın Suriye'ye müdahale imkanı yok.
Türkiye şu anda Suriye'ye girerse Suriye'nin kuzeyindeki PKK oluşumu engellenebilir.
Tam da bu noktada yine aynı provokasyon tezleri ortaya atılıyor.
Suriye'den uzak duralım diyenler, ya PKK'nın güdümündedir ya da ABD'nin!..
--Bu sayfa; Atatürk'e, Türk Toplumu'na, Türk Devleti'ne zarar verenlerin, hakaret edenlerin, Türkiye'nin kaynaklarını sömürenlerin, Atatürk'ün kurduğu çağdaş, laik, demokratik ve tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak isteyenlerin açıkça ifşa edildiği ve gerçek yüzlerinin gösterilmek istendiği bir sayfadır!Cesuryorum--“Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin.Herkes senin aleyhinde bulunacaktır.Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır.İşte sen bunda karşı koyuşları yok eden olacaksın.Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır.Kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın.Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.”Mareşal Mustafa Kemal Atatürk--
''Bizler;
Gözünde Vatanını,
Gönlünde ATATÜRK ilke ve İnkılaplarını tutabilen,
Vicdanında dinini saklayabilen,
Milliyetçilik ve laiklik düşüncesi içinde görev yapanlardanız...''Nusret DEMİRAL--''Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev, HAYAT'tır!''
Nusret DEMİRAL
--Cesuryorum
10 Ekim 2012 08:33 tarihinde Akkartal <akkartal29@gmail.com> yazdı:
Baba Hafız Esat döneminde, 15 sene boyunca, ülkemizde çoluk, çdcuk demeden, asker, polis, öğretmen ve hatta imam öldüren, eli kanlı, hunhar pkk teröritlerine yataklık edip, her türlü desteği veren Suriye baas iktidarı veya Esat Hanedanlığının başımıza sarmış olduğu bu bela elan dahi bütün şiddeti ile devam ederken, buna bir de, tıpkı Irakın Kuzeyinde olduğu gibi, Suriye'nin kuzeyi, yani bir Barzanistan eklemekte iken (içine düşdütleri iç karışıklık veya iç savaş dolayısı ile) ve önce bir uçağımızı vurduğunu açıkça bildiren, sonra bir top mermisi ilehudutlarımız dahilindeki bir beldeyi (Akçakale) vurup, orada yaşamakta olan çoğu bayanlardan oluşan bir aileyi yok eden Suriye karşısında, eli kolu bağlı, öylece durup, beklemeyi mi öneriyorsunuz?Yoksa, teyakkuz haline geçip, vatan topraklarımızın masuniyetini korumak üzere gereken neyse onu yapmaya hazır olduğunuzu ikaz etmeyi mi?Bu sorulara hayır değil, evet, dediğinizi kabul ettikten sonra, (zira, aksi makul ve de makbul bir cevap sayılamaz) ben de savaş istemiyor, askerimizin geçerli, zorunlu sebep olmaksızın, Suriye'ye karşı askeri eylem yapmasını onaylamıyorum.
10 Ekim 2012 07:42 tarihinde Abbas gökçe <abbasgokce@gmail.com> yazdı:
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Mehmet Gozgucu <mehmet.gozgucu@gmail.com>
Tarih: 9 Ekim 2012 22:29
Konu: Re: ozge sana bir mesaj yolladı
Kime: Mehmet Gözgücü <mehmet.gozgucu@gmail.com>
Sevgili Mehmet,
"#Suriye ile savaş istemiyorum, Suriye sorunu barışla çözülsün! #SavasaHayir" başlıklı kampanyama imza verdiğin için teşekkürler.
Bu kampanyanın başarılı olması sana bağlı. Kampanyayı büyütüp başarıya kavuşturmak için mümkün olduğunca çok arkadaşına ulaşman gerekiyor.
Desteğin için teşekkür ederim.
ozge
Şimdi sıra bir sonraki adımda: Arkadaşlarından imza vermelerini iste
BU İMZA KAMPANYASINI PAYLAŞ Bir imzacıdan fazlası ol ve düzenleyen kişi ol. Arkadaşlarından destek isteyerek verdiğin imzayı bir çığ gibi büyütebilirsin. Sonra, onlar da kendi arkadaşlarından destek isteyecek. İşte, bu kampanya böyle başarıya ulaşacak! ![]()
| Kurmus oldugum gruba uye olun Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur. Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com | Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz. http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| BUGUN . . . . . . Bu gun benim gibi sevdali var mi? Bu gun benim gibi deli? Yerlere serilmis yuregi kan icinde. Ben degilsem kim su adam? Bir zamanlar vardim , ben bendim. Bu gun var olan neyin nesi? OMER HAYYAM |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder