9 Ekim 2012 Salı

RİFAT SERDAROĞLU - OSLO EMNİYET MÜDÜRÜ

RİFAT SERDAROĞLU - OSLO  EMNİYET  MÜDÜRÜ

Başbakan Erdoğan'ın özel emri ve izniyle Oslo'da PKK terör örgütü liderleriyle görüşen devlet görevlileri, "Güneydoğu Bölgesinde sizin ve İmralı'nın istediği Vali ve Kamu Görevlileri atadık"  demişlerdi.

"Sizin için Habur'da hukuku yok ettik" , "Sizinle savaşan Türk Ordusu şimdi içerde" sözlerini de söyleyince, her biri "Vatana İhanet" sayılacak bu cümleler için Cumhuriyet Savcıları soruşturma başlatmışlar, Başbakan Erdoğan bir gecede kanun çıkararak, ihaneti yasa ile şimdilik örtmüş  ve T.C. Devletini koruyan Cumhuriyet Savcıları, acilen başka görevlere atanıp dağıtılmışlardı.

Örgütün istediği Vali ve Kamu görevlileri sözü, lafta kalmamış ve AKP Hükümeti tarafından bu bölgede terör örgütüne ve onun taleplerine sıcak bakan görevliler atanmıştı.
Böyle olmasa;
*Yasalara aykırı olarak İlçe-Belde,Köy isimlerinin Kürtçe değiştirilmesine Kamu görevlileri izin verirler miydi?  Başbakan'ın tabiriyle, "sıkıyorsa" Ege'de bir köyün ismini değiştirin de dünyanın kaç köşe olduğunu göstersinler size!...
*Polis ekip otosundan, hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan bir suçluyu zorla alıp, polisleri dövenler hala serbest kalırlar mıydı? Karadeniz'de Orta Anadolu'da-Marmara'da Polis'e sert bir şekilde seslenin de başınıza neler geleceğini bir görün!...
* Örgüte sıcak bakan yöneticiler olmasa, terör örgütünün paçavraları her yere asılır mıydı?  Türk Bayrağı sadece resmi dairelere asılacak hale gelir miydi?
*Kamu görevlileri göz yummasa hukukun yok edildiği "Habur Rezaleti" yaşanır mıydı?

Oslo tipi Kamu Görevlilerine ilk örnek şimdiki Başbakan Müsteşarı Efgan Ala'dır.  2004 yılında getirildiği Diyarbakır Valiliğinden sonra, T.C Devleti Bürokrasisinin en tepe noktasına getirilmiş ve bölgedeki tüm atamalar onun onayından geçmiştir.
Bir diğer örnek ise şimdiki İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Durdu Kavak'tır.
Habur olayları sırasında Diyarbakır Başsavcısı olan Kavak, İzmir'e atanınca tüm gazetelere "Ana dilde eğitim ve öğretim'in gerekliliği" ve devletin bu olayı desteklemesi gerektiği yönünde defalarca röportajlar  vermişti.
Anayasa'nın 42. Maddesi yürürlükte iken, bir Başsavcının korumak zorunda olduğu Anayasa maddesini çiğnemesi anlaşılır bir olay değildi. Aynı Başsavcı, bir genelgeyi ilgi tutarak İzmir Adliyesindeki Atatürk tablolarını da indirtmişti.

Şimdide, hiç derdimiz yokmuş gibi, kendi ağzından "Milör Travma " geçirdiğini, çeşitli gel-git'ler yaşadığını, Polis Akademisinde tiyatro kurduğunu, ufak-tefek şiirler yazdığını söyleyen "hassas ve ince ruhlu" bir Emniyet Müdürü;
*Önce Vatan değil, önce insan,
*Dağda ölen terörist için ağlamıyorsanız, siz insan değilsiniz, diye saçmalayabiliyor!...

Her ölen insan için elbette ki üzülürüz, yeri geldiğinde de ağlarız. Fakat bu ülkenin askerini, polisini, kundaktaki bebesini, yaşlı dedesini kalleşçe ya arkadan vuran, ya da mayınla öldüren bir sapık katile niçin ağlamalıyız ki?... 
Her asker öldürdüklerinde bayram yapanlar bu sapıklar değil mi?
Önce Vatan, diyemiyorsak, bize bu vatanı emanet eden şehitlerimizi nereye koyacağız? Bunlar boşuna mı öldüler?
Cemaat- Tarikat üyeleri, El-Kaide ve Hizbullah üyeleri için de, hassas müdür gibi vatan önemli değildir. Seccadelerini serip, namazlarını kılabildikleri her yer onlar için vatandır!...

Diyarbakır'ın bu hassas ve ince ruhlu Emniyet Müdürüne tavsiyem, işini doğru-düzgün yapmasıdır. Felsefe yapıyorum diye saçma sapan konuşup, polisin direncini kıracağı yerde, PKK'nın kaçırdığı polisleri kurtarmaya kafa yorsun.
Yeni Oslo'lara katılıp, Eşbaşkan'ın Türkiye'yi bölünmeye götürecek fikirlerini dillendirecek, çok sayıda adam müsveddesi var nasılsa. Hem de Ankara'da.

Başbakan Erdoğan'a;
Bu Emniyet Müdürünün emrinde çalışan bir polis, bu sözlerden sonra, canını hiçe sayarak, terörist kurşununun üzerine nasıl gidecek?
TÜSİAD Başkanı konuşunca "herkes işine baksın" diye fırçalıyorsunuz.
Sizin terörle mücadele politikanız, Emniyet Müdürünün işi mi?..
Teröristi "okşayarak mı" etkisiz hale getireceksiniz? Yeni açılımınız bu mu?...

Sağlık ve başarı dileklerimle  09 Ekim 2012

RİFAT SERDAROĞLU
rifatserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11

--

Bu uzun yola gitmis olanlardan biri geri donmedi.

Ta ki bir haber sorayim?

Bir umit ve niyetle en cok hoslandigin maddi ve manevi seylerden bu dunyada hicbirini birakmamaya bak.

Cunku tekrar gelmek ihtimali yokturÂ…

 

Omer HAYYAM

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Kurmus oldugum gruba uye olun 

Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur.

 

Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.

http://orajpoyraz.blogspot.com/

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Dinlerin kitaplarini;

Okuyup anlayana 'ateist',

Okuyup anlamayana 'dindar',

Hem okumayip hem de anlamayana, 'yobaz' denir.

 

Nikola Tesla

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Dinler atesbocekleri gibidir:

Parlayabilmek icin karanliga gereksinim duyarlar.

Tum dinlerin kosulu yaygin olan belirli bir derecede cehalettir.

Ki sadece bu havada yasayabilirler ancak.

 

Arthur Schopenhauer

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Ey mutsuzlar!

Kardeslerinizi bogazliyorlar, goz yumuyorsunuz.

Çigliklar duyuluyor ama siz susuyorsunuz.

Aramizda dolasip kurbanini seciyor zorbanin teki,

sessiz kalirsak bize dokunmaz diyorsunuz.

Bok yiyorsunuz!

Ne tuhaf yer burasi, sizler nasil insanlarsiniz!

Haksizlik varsa bir yerde eger ayaklanmali insan.

Ayaklanma olmuyorsa batsin o sehir yerin dibine.

Yansin bitsin, kul olsun karanliklar basmadan.

 

Bertolt BRECHT

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Ben, Manevi Miras olarak hicbir Ayet,

hicbir Dogma,  hicbir Donmus ve

kaliplasmis Kural birakmiyorum.

Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...

 

K.Ataturk

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Putlarin, Kabenin istedi gi: Kolelik;

Canlarin, ezanin diledigi: Kolelik;

Mihrapti, kiliseydi, tespihti, salipti

Nedir hepsinin ozledigi? Kolelik.

 

Omer Hayyam

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

SADRAZAM

Gunlerden bir gun

Hamama gidecegi tuttu,

Sadrazam hazretlerinin

Bir yaninda birinci veziri

Bir yaninda ikinci veziri

Bir yaninda ucuncu veziri.

Sonra efendime soyleyeyim

Peskircibasi,

Nalincibasi

Sabuncubasi

Velhasil tam dort yuz kisilik kafile

Pestamal takip girdiler hamama

Gectiler kurnalarin basina

Ucer beser

Sadrazam deseniz

Kuruldu gobek tasina

Yan gelip yatti

* * *

Memleketin en unlu tellaklari

Sardilar dört yanini

Kimi elini kapti, kimi bacagini

Bir keseleme surtme fasli basladi.

Tam on iki saat

On iki unlu tellak

Incitmeden keselediler

Hazretin mubarek vucudunu.

Oylesine kir cikti ki sormayin

Her biri nah parmagim gibi

Aman efendim bu ne kiri

Demeye kalmadi

Keselerin altinda eriyip gitti

Koskoca sadrazam

Butun maiyet erkani yerinden firladi:

- Nettunuz devletliyu?

Dediler tellaklara.

Tellaklar cevap verdi:

- Biz yikadik, keseledik.

Devletlunun kirden ibaret oldugunu bilemedik.

Suc bizde degil.

Neyleyelim

Kir bitti

Sadrazam elden gitti.

!!!

Umit Yasar OGUZCAN

(i926-i984)

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder