10 Ekim 2013 Perşembe

10-Ahmet Takan: TSK’da ‘çevik er’ dönemi…

İktidar halktan onay almış.
Bir kez değil, üç kez.
Belli ki, iktidar halkın aynası.
Halk dindar, iktidar dindar.
Halk ordu düşmanı, iktidar da ordu düşmanı.
Halk Türk değil, iktidar da Türk değil.
Halk Osmanlı yıkılırken kendisini katledenleri umursamıyor, iktidar da umursamıyor.
Halk ülkenin birliğinin kaygısını çekmiyor, iktidar da çekmiyor.
Halk ordusu varmış, yokmuş, iyiymiş, kötüymüş umursamıyor, iktidar da umursamıyor.

Halk halk diyorum, eğer böyleyse kimse gücenmesin.
Kimse kendini Türk'den saymasın.
Çünkü uymaz, ters olur.
Sonra bize de tutunacak bir dal kalmaz.
Türk buysa, biz neyiz peki?
Kafalar karışır.

Bu durumda herkesin bir planı var besbelli.
İşler karışınca, savaş sınırlarımızın içine girince herkes ne yapacağını çok iyi biliyor.

Yapılanlara bakılırsa herkes camilere kapanacak, imamlar önde Allah'a niyaz ederek düşmanı kovmayı planlıyorlar.
Bu çözüm bana tanıdık geliyor, sanki Bizans.
İstanbul'un son günlerindeymiş gibi.

Belki de, hiç mücadele falan etmeyi düşünmüyorlar.
Gelen ağa, gidene paşam.
Kim gelirse eyvallah edecekler, boyun eğecekler, diz bükecekler, bel kıracaklar.
Kim ne isterse onu kafadan verecekler.
Böylece herkesle dost, herkesle mesut, bahtiyar.

Ona güveniyorlar her halde.

Saygılar
Oraj POYRAZ
--------------


Ahmet Takan: TSK'da 'çevik er' dönemi…

08 Ekim 2013

Ellerini verdiler gövdelerini kurtaramadılar!..
Eli kanlı katiller ve sivil uzantıları Erdoğan'ın paketini yerden yere vuruyor.
Tehdit üzerine bin tehdit savuruyorlar..
Gezi'ye arslan kesilenler PKK'ya miyavlayamıyorlar bile..

İstihbarat birimlerinden devamlı vahim raporlar geliyor.
Hepsi sumen altı edilip kamuoyundan gizleniyor.

Recep Erdoğan'ın paketinin üstüne iki istihbarat raporu konuldu;

Birincisi; Süreç boyunca terör örgütünün içerideki militan sayısı iki katına çıktı.

İkincisi; Paket Kandil'i memnun etmedi.
Örgüt demokratikleşme paketinde istediklerini alamadı.
Asıl amaç Öcalan'ın ev hapsine çıkmasıydı.
Terör örgütü, aralarında İzmir, İstanbul ve Ankara'nın da bulunduğu metropol illerde her an canlı bomba eylemi düzenleyebilir.
Ancak bölücü terör örgütü bu eylemi üstlenmeyecek.
Her zamanki gibi münferit olay olduğunu PKK'yı bağlamadığını ama PKK'lı biri tarafından yapıldığını söyleyecek.
(Kadın canlı bomba olma ihtimali yüksek.)

Eylemin nasıl olacağı da tarif ediliyor; intihar eylemcisi gelecek "Apo'ya özgürlük" diye bağırarak kendini patlatacak.

Taşlar bağlanmış, itler sokaklarda cirit atıyor.

Hortlayan Sevr gereği terhis edilen ve bölücü terörle mücadeleden geri çekilen TSK'daki son durumu biliyor musunuz?..

Terör bölgesinde PKK'ya karşı kahramanca mücadele eden ve üstün başarı sağlayan genç subayların önemli bir bölümü büyük illere çekildi.
Bu kahramanlara verilen yeni görev ise birliklerde erlere polis-çevik kuvvet eğitimi vermek.
Kahpe çetesini leş yığınına çeviren kahramanlar, şimdi ellerinde kalkanlarla temsili sivil düşmanlara karşı "hayt, huyt" diye bağırarak, iki ileri bir geri nümayişi bastırma eğitimi veriyor.

Yalım'dan "özel" sorular

Eski Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, askerlik süresinin kısaltılması ile ilgili önemli bir değerlendirme yaptı.
Yalım'ın açıklamasındaki zamanlamalara dikkatinizi çekmek isterim;

"Osmanlı'dan günümüze kadar askerlik hizmet süreleri incelendiğinde, savaş dönemlerinde askerlik süresinin uzatıldığı, barış dönemlerinde ise azaltıldığı görülmektedir.
Zaman içerisinde farklı uygulamalara da rastlanmaktadır.
1970 yılında askerlik hizmet süresi 24 aydan 20 aya düşürülmüş ve bu süre tam 15 yıl uygulanmıştır.
1984 yılında PKK terörünün başlaması ile birlikte, teröristler üç beş çapulcu olarak değerlendirilmiş ve 1985 yılında askerlik hizmet süresi 20 aydan 18 aya indirilmiştir.
Askerlik süresinin indirilmesinden sonra terör eylemleri giderek artmaya başlamış ve teröristler sivil vatandaşlarımızı da öldürmeye başlamıştır.
1990 yılından sonra PKK terör örgütünün zaman zaman ilan ettiği ateşkes ile bir rehavet dönemine girilmiş ve askeri operasyonlar asgari düzeye indirilmiştir.
1992 yılında askerlik hizmeti 18 aydan 15 aya indirilmiştir.
PKK terör örgütünün, 24 Mayıs 1993'te Bingöl'de silahsız ve savunmasız 33 erimizi hunharca şehit etmesinden sonra Aralık 1993'den itibaren terhisler önce dört ay daha sonrada 3 ay süre ile durdurulmuştur.
6 Ocak 1995 tarihinde askerlik hizmeti yeniden 15 aydan 18 aya çıkarılmıştır.
AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte 15 Temmuz 2003'te askerlik hizmet süresi 18 aydan 15 aya indirilmiştir.
1985 yılından itibaren askerlik hizmet süresinin düşürülmesi sonrasında, PKK terör örgütü kendisini toparlamış ve daha güçlü hale gelerek büyük çaplı terör eylemleri yapmıştır"

Ümit Yalım, Bakanlar Kurulu'na verilen askerlik kısaltma yetkisinin yalnız barış dönemi ile sınırlı olduğuna dikkat çekiyor:

"Halihazırda, Ege Denizi ve Akdeniz'de, Türkiye Cumhuriyeti'ne ait 16 ada ve 1 kayalık, Yunanistan'ın fiili işgali altındadır.
Ayrıca Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de Akdeniz'de 7 bin kilometrekare Kıta Sahanlığı/Münhasır Ekonomik Bölgemizi işgal etmiştir.
Vatan toprakları işgal altındayken, AKP Hükümeti'nin askerlik süresini 12 aya düşürmesi kanunen mümkün değildir.
Ayrıca Suriye tezkeresi çıkarıldıktan birkaç gün sonra, askerlik süresinin kısaltılması konusunun gündeme gelmesi tam bir çelişkidir.
Hem ülkemiz yakın bir tehdit altında diyerek tezkere çıkaracaksınız hem de askerlik süresini kısaltacaksınız.
AKP Hükümeti milletimizle dalga mı geçiyor?
İsmet Yılmaz, Suriye tezkeresi için Meclis'ten destek istedikten birkaç gün sonra da askerliğin 12 aya indirilmesini istiyor.
Yılmaz, hangi kurumun başında Bakanlık yaptığının farkında mı?..

Askerliğin 12 aya indirilmesi için, Genelkurmay Başkanlığı'nın da AKP hükümeti ile mutabakata varmasını anlamak mümkün değildir.
Necdet Özel, Ege Ordusu Komutanı olduğu dönemde, Yunan helikopterlerinin adalarımıza asker taşımasını ve hudut ihlalini Genelkurmay'a rapor etmiyor, Genelkurmay Başkanı olduktan sonra Yunanistan Kıbrıs Dairesi'ni lağv ediyor, GES Komutanlığı'nı MİT'e devrediyor, şimdi de askerliği 12 aya indirmek için AKP Hükümeti ile mutabık kalıyor.
Vatan toprakları işgal altındayken, Necdet Özel ne yaptığının farkında mı?"

Yeniçağ


a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
HURRIYETE DOGRU
. . . . . .
Gun dogmadan,
Deniz daha bembeyazken cikacaksin yola.
Kurekleri tutmanin sehveti avuclarinda,
Icinde bir is gormenin saadeti,
Gideceksin
Gideceksin iriplarin calkantisinda.
Baliklar cikacak yoluna, karsici;
Sevineceksin.
Aglari silkeledikce
Deniz gelecek eline pul pul;
Ruhlari sustugu vakit martilarin,
Kayaliklardaki mezarlarinda,
Birden
Bir kiyamettir kopacak ufuklarda.
Denizkizlari mi dersin, kuslar mi dersin;
Bayramlar seyranlar mi dersin,
Senlikler cumbusler mi?
Gelin alaylari, teller, duvaklar,
Donanmalar mi?
Heeey
Ne duruyorsun be, at kendini denize:
Geride bekliyenin varmis, aldirma;
Gormuyor musun, Her yanda hurriyet;
Yelken ol, kurek ol, dumen ol, balik ol, su ol;
Git gidebildigin yere...

Orhan Veli KANIK
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder