| Daha önce de belirtmiştim.
Bütün bunlar normal demokratik nizam içinde yapılması mümkün olmayan işledir. Ağır bir kanser cerrahisi gibidir. Tam bir iyilik hali de olmaz, hastalık ağırdır. O yüzden sakatlayıcı tipte bir ameliyat olmak zorunda. Saygılar |
Ali Eralp: BU KADAR PİSLİK ANCAK BİR DEVRİMLE TEMİZLENİR…
09 Ekim 2013
Kokuşmuş bir düzen…
Başını hangi yana çevirsen bir yolsuzlukla, bir kanunsuzlukla karşılaşıyorsun.
Hem de bu işi köşe başını tutan "büyük başlar" yapıyor.
Yolsuzluk onlarda, haksızlık onlarda, hukuksuzluk onlarda, ihaleye fesat karıştırma onlarda, yalancılık onlarda; yargıda, kamuda adam kayırma, adam kollama onlarda, saçı bitmemiş yetimlerin hakkını şeriatçı kelle avcılarına peşkeş çekme onlarda, milyonlarca halkın gözünün içine baka baka, bir gün önce söylediğini, yine milyonlarca halkın gözünün içine baka baka, bir gün sonra inkâr etme onlarda…
"Nesini söyleyeyim canım efendim, arzuhal etsem de deftere sığmaz" demiş Şarkışlalı Âşık Serdari.
Nesini söyleyeyim.
Yani balık baştan kokuyor…
Ama tuz da kokuyor…
Çünkü çürümeye engel olamıyor.
Gezi parkı eylemcileri karşısında destanlar (!) yaratan polis; TOMALARI, gazları, copları, basınçlı suları ile Taksim'de, Galatasaray lisesi önünde, APO'YA ÖZGÜRLÜK isteyen hainler karşısında süt dökmüş kediye dönmüş…
Adeta onları çembere almış…"Kılına zarar gelmesin" diye.
Atılan bölücü sloganları, Türkiye Cumhuriyetine yapılan küfürleri, saldırıları sadece seyrediyor…
Dinliyor…
Sessiz, sedasız hem de…
Üç maymunları oynayarak…
Oysa Gezi direnişçilerinin ellerinde sadece çiçekler, ay yıldızlı Türk bayrakları vardı…
PKK teröristlerinin ellerinde ise APO posterleri, sarı – yeşil Kürdistan bayrakları…
Dillerinde kin, nefret, bölücülük marşları…
Gezi direnişçileri Türkiye'nin birliğinden, bütünlüğünden yanaydı…"Ağaçlar kesilmesin" diyorlardı.
Doğayı koruyorlardı.
Özgürlük ve demokrasi istiyorlardı.
Kimsenin canına kıymamışlardı.
Malına zarar vermemişlerdi…
Dillerinde marşlar, türküler, ellerinde sazlar, gitarlar vardı…
Yine de polis TOMALARLA, kalkanlarla, gaz bombaları ile, basınçlı sularla saldırdı üzerlerine…
Onlarcası tek kişinin tepesine çullandı.
Eli palalı, eli sopalı, eli odunlu siviller de saldırdı.
Tekme, tokat, dipçik…
Allah ne verdiyse…
Kızları saçlarından tutup sürüklediler…
Galatasaray Lisesi önündeki katiller, PKK paçavraları ile, APO posterleri ile gösteri yaparken şimdi nerede onlar?
Hangi deliğe gizlendiler?
Kimim arkasına saklanıyorlar?
Onların gücü savunmasız kadınlara mı yetiyor sadece?
6 canı yok ettiler…
Oysa PKK teröristleri Türkiye'nin parçalanmasından, ayrışmasından yana…
Onlar, 40 bin kişinin katili terör örgütünün militanları, destekçileri…
Müebbet hapse mahkûm, bebek katili APO'nun özgürlüğünü istiyorlar.
Yaptıkları eylemler, yasalara, anayasaya aykırı.
Ne diyor Anayasa'nın 3.Maddesi?
"MADDE 3: Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı "İstiklal Marşı"dır.
Başkenti Ankara'dır"
Şimdi soruyoruz:
Taksim'de, Galatasaray Lisesi önünde, "APO'ya özgürlük, Yaşasın Kürdistan" diye bağıranlar "Türkiye'nin ülkesiyle bölünmez bütünlüğünü" mü savunuyorlar, yoksa bir "Kürdistan" devletinin kurulmasını isteyerek ülkenin bölünmesinden yana mı tavır alıyorlar?
Ellerinde "beyaz al yıldızlı, al bayrak" mı var?
Elbette hayır…
Elbette ülkesinin bölünmesi için mücadele veriyorlar?
Hem de Emniyet güçlerinin ve devletin gözünün içine baka baka yasaları, Anayasayı çiğniyorlar…
Öyleyse…
Anayasa yürürlükte olduğuna göre, devlet niçin seyrediyor bunları?
Anayasa'nın 3.Maddesinde "Türkiye Devletinin Dili Türkçedir" 42.MADDESİNDE "Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez" Diyor.
Denildiği halde, son açılan pakette özel okullarda "Anadilde eğitim" niçin serbest bırakılmıştır?
7 Mart 1989 tarihinde, Anayasa Mahkemesince, türban konusunda, YÖK Yasası'na ek madde getiren 3511 sayılı yasanın "Yükseköğretim kurumlarında, dersane, laboratuvar, klinik, poliklinik ve koridorlarında çağdaş kıyafet ve görünümde bulunmak zorunludur" denilerek, dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılması serbesttir" şeklindeki 2.maddesini iptal etmişti.
90'lardan sonra Anayasa Mahkemesi, Danıştay tarafından defalarca türban yasağı çıkarılmasına rağmen son pakette niçin kamuya türban serbestisi getirilmiştir?
Öyleyse, bu hükümler yürürlükte olduğuna göre, bütün bu eylemler, girişimler, paketler, sözler, mitingler suç değil midir?
savcılar, Cumhuriyet Başsavcısı harekete geçmek için neyi ve kimi beklemektedir?
Tribünlerden inme vakti gelmedi mi hâlâ?
Niçin olup biteni tarafsız bir gözle seyrediyorlar?
Bir ülkede yargı, adalet evrensel değil midir?
Aynı suç karşısında bir yargıç başka, bir başka yargıç başka hüküm verebilir mi?
Bu mümkün müdür?
Bir "Ağır ceza mahkemesi, Genelkurmay Başkanı'nın "Terör örgütü yöneticisi" olduğuna karar verirken, bir sulh ceza mahkemesi ise aynı Genelkurmay Başkanına "terör örgütü lideri" denilmesini hakaret suçu olarak kabul etmektedir.
Bu çelişkiye dikkat çeken Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ bakın bu konuda neler söylemektedir?
"Bugün ülkemizin içinde bulunduğu durum, hepimizin içinde bulunduğu durumdan daha önemli görünse de artık burası Türkiye demeyin.
Adalet bir ülkenin her şeyidir.
Adaletin olmadığı bir yerde, diğer şeylerin var olmasının hiçbir anlamı yoktur…
11 yıldır adalet, eğitim, emniyet, Cumhuriyet üzerinde pis bir oyun oynanmaktadır.
Ülkemiz çağdaş dünyadan koparılıp, Arapların şeriatçı Ortaçağ yaşantısına dönüştürülmeye çalışılmaktadır.
Ortalık toz dumandır.
At izi ile it izi birbirine karışmıştır.
Dünyanın en büyük siyasal davasında verilen cezalar da Yargıtay tarafından onaylanmıştır.
Ne diyordu Serdari: "Nesini söyleyeyim canım efendim, arzuhal etsem de deftere sığmaz…"
Arkasından da ekliyordu: "Kısa çöp, uzun çöpten hakkın alacak…"
Evet, alınacak o kadar çok hak var ki…
Saymakla bitmez ve bu kadar pislik ancak bir devrimle temizlenir…
İLK KURŞUN
a45UyF587661-201307301451-10
Sevgi her silahi yenebilecek bir silah, her kapiyi acabilecek sihirli bir anahtardir.
Anonim Nasihat
| Kurmus oldugum gruba uye olun Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur: Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com | Ayrilmak isterseniz de : Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com | Grup Sayfamız : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ | Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz. http://orajpoyraz.blogspot.com/ |

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder