13 Mayıs 2013
Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin)
"Kişisel Veriler" Ve İstihbarat Üzerinden Yapılan Tasfiyeler....
Değerli Basın Mensupları;
-- 13 Şubat tarihinden bu yana, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde "inançlar ve özel hayatlar" üzerinden, ihraç ve tasfiye operasyonlarının yapıldığını somut olarak dile getiriyoruz.
Muhtelif aşamalardan sonra ve ısrarlı takiplerimiz üzerine, Hükümet, 27 Mayıs 2013 tarihli cevabında ; Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde son 6 ayda emeklilik/istifa dilekçesi veren Subay sayısının 224, Astsubay sayısının 450 olduğunu , hakkında idari tahkikat/disiplin soruşturması icra edilen personelden 32 personelin emeklilik/istifa dilekçesi vermiş olduğunu; ancak emeklilik/istifa dilekçesi verenlerin hangi nedenle ayrılmak istediklerine dair bir kaydın bulunmadığını açıklamıştır.
--Müphemiyet ve tereddütler yaratmaya yönelik gayretlere rağmen, bu cevabın özü şudur; Hükümet, "vakıayı" kabul ediyor.
Biz "800 kişi" demiştik….
Hükümet ise, son 6 ayda 674 kişinin emeklilik ya da istifa sebebiyle ayrıldığını kabul ediyor.
Ancak, bir taraftan da ısrarla karartma ve bilgi kirliliğini devam ettiriyor.
Bu kişiler hakkındaki soruşturmalar, neden
Personel Başkanlığı tarafından yapılmıyor?
Neden sıralı Sicil Amirleri tarafından yapılmıyor?
Neden İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından yapılıyor?
Bu sorulara cevap verilmiyor, açıklama getirilmiyor.
Oysa olayın esası burada düğümleniyor.
Bir disiplinsizlik olayı varsa, Sicil Amirlerinin bu soruşturmayı yapması gerekirken, İstihbarat Başkanlığı hangi sıfat ve yetkiyle devreye giriyor?Hava Kuvvetlerindeki bir disiplin soruşturmasında, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı ya da MİT kaynaklı istihbarat birimlerinin ne işi vardır?
Arada ne illiyet vardır?
Bu soruların , Hukuk Devleti kavramı ve anayasal haklar anlamında hiçbir karşılığının olmadığı açıktır.
Son 1-2 ay içinde Tarafımıza ulaşan yeni belge ve bulgularadayanarak, bu kritik konuyu bir kez daha dile getiriyoruz;
--Son 6 yılın , 2007-2012 yıllarının sicil notu ortalaması 95 seviyesinde , 2012 yılı sicili 99 puan olduğu halde ;
Mayıs 2012 tarihli Kripto Merkezlerinde Çalışacak Personel İçin Kripto Güvenlik Soruşturma Belgesine (KGSB) göre; karakterinin mükemmel olduğu, ahlaki ve cinsel zaaflarının olmadığı, sarhoşluğunun olmadığı, içki ve kumar zaafiyetlerinin bulunmadığı; sorumluluk hissinin yüksek olduğu, gizlilik derecedeki mahalde çalışacak yetenekte olduğu kayıt altına alındığı halde;
aradan 6-7 ay geçtikten sonra, hiçbir soruşturma , bulgu ve delil olmadan, bir Subay ya da Astsubay hangi gerekçeyle, Ocak-Şubat 2013 tarihinde ; "…Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunduğu gerekçesiyle…" Hava Kuvvetlerinden ihraç edilebilir?
--Ahlakın, vicdanın, hukukun, insan haklarının asgari ölçüde bulunduğu bir sistemde birilerinin, bu soruların cevabını vermesi gerekir.
Değerli Basın Mensupları;
--Uluslararası Af Örgütü, Gezi Parkı Eylemleriyle ilgili olarak , Polisin şiddet uygulaması sebebiyle Türkiye'ye tavsiyelerde bulundu.
Toplantı, gösteri ve yürüyüş mevzuatı ve uygulamasında yaşanan ihlalleri raporlaştırdı.
Kolluk Görevlilerinin sorumluluklarını hatırlattı.
Bununla da yetinmedi.
Toplumsal olaylara müdahale için, kimyasal madde ve hız yoluyla etki eden cisimlerin satışının durdurulması için ; Türkiye'ye satış yapan ülkeleri uyardı.
Türkiye'de, Uluslararası Af Örgütünün çizdiği bu tablodan daha vahim bir durum vardır;
--Türkiye'de , doğrudan yaşam hakkını ve çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıran ya da tehdit eden ; özel hayata kişisel veriler üzerinden müdahale edilen bir dönem başlamıştır.
Bir ülkede disiplin soruşturmaları istihbarat birimleri tarafından yapılıyorsa; insanlar bunun sonucunda mesleklerinden ihraç ediliyorsa; orada bırakın Hukuk Devletini, Kanun Devletinden de söz edilemez.
Orada Polis Devletinden öte , kurumsal anlamda faşizan yapılanma dönemi başlamış demektir.
Elbette, burada Hava Kuvvetleri özelinde, Silahlı Kuvvetlerimize yönelik ideolojik ve ayırımcı saldırıyı da mutlaka göz önüne almak ve değerlendirmek gerekmektedir.
Vahim olan bir diğer husus ise şudur ; Hükümetin bu sürece dahli yanında, Genelkurmay'ın, kendi mensuplarının hukukuna ve kişilik haklarına yönelik olan bu organize saldırılarda rol üstlenmiş olması ya da suskun kalması ve görmezden gelmesidir.
Genelkurmay, öncelikle ve hiçbir hiyerarşik yapılanmaya tabi olmadan, bu konuda kamuoyuna ivedi olarak açıklama yapmalı, bilgi vermelidir.
Sorulacak çok soru var.
Bir soru soruyoruz;
Bir ülkede disiplin soruşturmaları; Personel Başkanlıkları ya da sıralı Sicil Amirlikleri yerine, İstihbarat Daireleri tarafından yapılıyor ve bu yolla insanlar mesleklerinden ihraç ediliyorlarsa ; özel hayatları ve mezhepleri üzerinden Kamu Yönetiminden tasfiye ediliyorlarsa ; bu rejimin adı Polis Devleti değil de nedir?
Siz sinavlara istediginiz kadar calisin, sonunda her zaman calismadiginiz bir yerden cikacaktir!
Ne zaman sinavlara calisacak olsaniz uykunuz gelir, sinavdan sonra uykunuz acilir.
Murphy Kanunlari
| Kurmus oldugum gruba uye olun Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur: Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com | Ayrilmak isterseniz de : Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com | Grup Sayfamız : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ | Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz. http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder